"Koray Durkal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Koray Durkal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Koray Durkal

ESpor'a neden kayıtsız kalamayız?

23 Şubat 2017

Hiç bıkmadan, yorulmadan Dark Souls 3, FIFA 17, Overwatch gibi pek çok oyunda şanslarını deniyorlardı. Dört günlük ziyaretçi bilançosu ise yaklaşık 90 bin kişiydi. Aklıma geçtiğimiz yıl yapılan League of Legends Şampiyonluk Ligi Türkiye Büyük Finali geldi. Fenerbahçe Ülker Sports Arena'daki finali 15 bine yakın genç izlemişti.

Bu büyük potansiyeli bir kez daha gözlerimle teyit ettikten sonra ESpor’a neden kayıtsız kalamayacağımızı geçmişten bugüne örneklerle anlatmaya çalışacağım;

Riot Games ve LoL
Yıllar önce pek çoğumuzun internet cafelerde kulaklıklar takıp oynadığımız DotA ve Counter Strike gibi oyunlar ESpor kavramının temel taşlarını oluşturuyor. Türkiye’de ise Riot Games ofisinin açılmasıyla birlikte League of Legends (LoL) özellikle gençler arasında kısa sürede yaygınlaştı. Bununla birlikte eğlenmek için oynanan oyunlar bambaşka bir hal aldı. Artık klavye başında geçirilen her saniye bile değerli hale geldi. Sınırları o kadar genişledi, öylesine profesyonel bir seviyeye ulaştı ki oyunlar için şu ana kadar dünya çapında 300 milyon dolara yakın para ödülü dağıtıldı. Rakamlar giderek artmaya da devam ediyor.

Rekor Evil Geniuses’da
DotA 2’den elde edilen takım gelirleri de oldukça çarpıcı. Kuzey Amerika tabanlı Evil Geniuses bugüne kadar ESpor’dan 15 milyon dolara yakın para kazanan ilk takım oldu. Henüz 10 milyon barajını aşan başka bir DotA 2 ekibi bulunmuyor.

Faker gibisi yok!
Riot Games’in hayata geçirdiği League of Legends kısaca LoL’a baktığımızda ise üç kez dünya şampiyonu Lee "Faker" Sang-hyeok ismini görüyoruz. Bu arenanın pek çoklarına göre Messi’si… Faker bugüne kadar LoL’den sponsorluk gelirleri hariç 1 milyon dolara yakın para ödülü kazandı.

Messi de var Iniesta da
Takım arkadaşı Bae “Bengi” Seong-ung ise bu diyarın Iniesta’sı olarak kabul ediliyor. Ve kazanç tablosunda tahmin edildiği üzere Faker’ın ardından 800 bin dolar ile ikinci sırada yer alıyor. Bu ikili 2013 yılından bu yana o kadar bütünleştiler ki Faker ‘Tanrı’, Bengi ise ‘Tanrı’nın sağ eli’ olarak anılmaya başladı.

Dünya basını geçişe hazırlanıyor
Geçtiğimiz yıl ESPN Magazine haziran sayısının tamamını ESpor’a ayırdı. Fransızların ünlü gazetesi L’Equipe de artık güncel ESpor haberleriyle bu dünyaya kayıtsız kalınmaması gerektiğinin farkında. Bu akım dünyanın pek çok önemli gazetelerinin internet sitelerinde ayrı bir sekme olarak kullanılmaya başlandı.

Büyük markalar da işin içinde
E-sporu düşündüğünüzde aklınıza ilk gelecek şey sponsor olmayabilir. Yine de ESpor’un oyun toplulukları ve onları takip edenler üzerindeki etkilerini düşündüğümüzde markaların çekimser kalamadığını görüyoruz. Red Bull, bu işe en çok yatırım yapan markaların başında geliyor. IGN, Coca Cola, Twitch, Nerdist, You Tube, Google, Gillette, Microsoft, Sony, Doritos gibi markalar da ESpor’un en büyük destekçileri arasında. FC Barcelona’nın yıldız futbolcusu Messi’ye sponsor olan Gillette, ESpor oyuncusu, Enrique “xPeke” Cedeno’yu yeni marka elçisi olarak ilan etti bile. Dünyaca ünlü spor giyim markası New Balance bile Uzakdoğu pazarındaki billboardlarında Faker’ı kullanıyor.

NBA de kayıtsız kalamadı
FIFA ve NFL’den sonra NBA’de ESpor dünyasındaki yerini aldı. Dünyanın en iyi basketbol oyuncuları, NBA ve Take-Two iş birliği ile hayata geçen NBA 2K E-Ligi’ni yarattı. Bugüne kadar 7 milyon satan NBA 2K’nın bu lige adım attıktan sonra tarihin en yüksek satış rakamlarına ulaşması hedefleniyor.

Derbiler artık ESpor’da
ESpor dünyasındaki potansiyeli Türkiye’de gören ilk kulüp Beşiktaş oldu. Onların ardından sırasıyla Fenerbahçe ve Galatasaray kulüpleri de bu dünyadaki yerlerini aldı. İlk derbi geçtiğimiz ay Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynandı ve 1-1 sona erdi.

Yazının devamı...

İşte Messi gerçeği!

21 Şubat 2017

2018 yılına kadar olan sözleşmesini bir türlü yenilemeye razı olmayan futbolcunun Manchester City ve Paris Saint Germain’den gelen teklifleri değerlendirdiği yönündeki iddialarına her gün bir yenisi ekleniyor. Tabi işin bir de Çin boyutu var. Ancak Arjantinli’nin kafasında bunların hiçbiri yok.

Peki, Messi, Barcelona ile olan sözleşmesini yenileyecek mi? Yenilemeyecekse planı ne? Astronomik teklifleri mi değerlendiriyor?

İşte Messi'nin 2018 planı;

Öncelikle Messi, Rusya’da düzenlenecek 2018 Dünya Kupası’na her şeyini verip kupayı kaldırmayı planlıyor. Kupayı Buenos Aires’te gezdirdikten sonra futbola başladığı Newell’s Old Boys’ta top koşturarak kariyerini noktalamak istiyor. Eşi Antonella da onun Arjantin’e dönme fikrini destekliyor. Arjantin’deki kaotik futbol ortamı ve Newell’s Old Boys’un yıldız futbolcunun maliyetini karşılayamayacak oluşu Messi’nin en büyük soru işaretleri. Her şeye rağmen 2018’de yaşanacakları beklemek ve görmek istiyor. Son kararı Dünya Kupası sonrasında verecek.

Messi’nin önümüzdeki sezon kimle çalışmak isteyeceği de Barcelona’nın teknik adam konusundaki kararında da belirleyici olacak. Bugüne kadar kimyasının bir türlü tutmadığı Luis Enrique ile saygı çerçevesinde çalışan Messi, Bartemou’nun Koeman isteğine ise sıcak bakmıyor. Arjantinli futbolcu, Enrique’nin kalmaması halinde Sampoli ile çalışmak istiyor. Bartemou’nun teknik direktör tercihinde Messi’ye kulak asmaması durumunda kulüple golcü futbolcu arasındaki mesafenin daha da açılmasından korkuluyor.

Messi açısından bir başka sorun ise Cruyff ve Guardiola tarafından yaratılan ekolün gün ve gün yok edilmesi. Takım üstündeki siyasi egolardan fazlasıyla rahatsız. Bu durumun takıma fazlasıyla zarar verdiği düşüncesinde. Ne başındaki vergi davaları, ne Barcelona’da yaşanan belirsizlikler ne de diğer olumsuzluklar onun gitme isteğine sebep. O futbol dilinden uzaklaşıldığından şikâyetçi. Leganes maçında attığı goller sonrası kutlama yapmaması ve taraftara gitmemesi de yaşadığı bu kırgınlıktan... 

Yazının devamı...

Beş yıldızlı Webo!

20 Şubat 2017

Kalede Karcemarskas, orta sahada N’Diaye ve hücumda Webo ile en geriden en uca kadar muazzam bir bloğa sahipler. Ve kenarda Mustafa Reşit Akçay gibi bir değer sayesinde Adana’da rahat bir galibiyet aldılar.

Hafta içi Olympiakos deplasmanından beraberlikle döndükten sonra Adana’da yorgun bir Osmanlıspor bekliyordum. Ancak onlar sahaya yansıttıkları taktikle birlikte dinlenmeyi de başardılar. Topun kontrolünü rakibine bırakan Osmanlıspor ilk yarıda en iyi yaptığı şeyi, hızlı hücumu ve savunma arkasına attığı sürpriz topları kullandı. Orta sahada Mehmet Güven, N’Diaye, Regattin ve Adam Maher o kadar efektif oynadılar ki ayaklarına aldıkları her top tehlikeye dönüşürken, hücuma renk katan isimler oldular. Adanaspor adına maç boyunca tek doğru hareket ise Roni’den geldi. Osmanlıspor savunmasını çalımlayarak topu filelerle buluşturan Roni, Adanaspor tribünlerini kısa sürede olsa sevindirdi.

Ve elbette Pierre Webo... Günün esas kazananı o. Osmanlıspor’un attığı beş golde de onun imzası var.  Adana karşısında 1 gol atan ve 4 asist yapan Webo’nun özellikle Maher ve Bifouma’ya verdiği paslar futbol okullarında ders olarak gösterilecek cinsten. 

Yazının devamı...

Efsaneler ‘sporun masalı’nı anlattı...

14 Ocak 2017

Kitabın oldukça ilginç bir öyküsü var. Biraz anlatır mısınız?

- Eserin isim babası Eusebio. Geçen  yıllarda kaybettiğimiz Portekiz’in efsanevi futbolcusu Kara Panter’le ölümünden önceki son röportajı ben yaptım. Röportaj sırasında “Dünyanın bütün efsaneleriyle konuşuyorum ve bu çalışmaları bir kitap yapacağım” dedim. Bunun üzerine Eusebio, “O zaman kitabın adı ‘Efsane’ değil, ‘İnsanım’ olsun” dedi. O vasiyeti yerine getirdim.

ARDA TURAN, BÜTÜN KAPILARI AÇTI

Kimler var bu kitapta?

- Kitabın önsözünü Dino Zoff yazdı. İtalyan efsane, unutulmaz anılarını yıllardır yazmak istemiş ama bunu gerçekleştirememiş. “Çoğunu sana anlattım. Sen yaz bunları. İstersen önsözü de karalayabilirim” dedi. Kapaktaysa günümüz futbolunun en özel adamlarından biri var: Andres Iniesta. Kitapta anlattıkları onun topsuz oyunda da ne denli bir ‘insan’ olduğunu ortaya koyuyor.

Kitabın benzerlerinden ayrılan bir yanı var...

- Evet, sesli olması. Eduardo Galeano’nun en büyük hayali sesli bir kitap çıkarmaktı. Galeano, “Dünyayı dolaştım, en büyük futbol yıldızlarıyla konuştum. Ancak bunu bir sesli kitap olarak hayata geçiremedim. Çünkü Montevideo’nun kaprisli futbol spikerlerini ikna edemedim” demişti bana. O hayali ben gerçekleştirdim. Kitapta her bölümü Türk futbolunun önde gelen sesleri okuyor.

Iniesta ile olan buluşmanızdan bahseder misiniz?

- Arda Turan... Dünyaya sunduğumuz en büyük Türk markalarından... Sağ olsun, bütün kapıları açtı bana. Dünyanın bütün gazeteleri yıllardır Iniesta’yla röportaj yapmak için sıraya girmiş ama o son dört yıldır hiçbir yere konuşmamışken Arda Turan’ın bir ricasıyla benimle buluşmayı kabul etti.

‘ASIL CHE SİZDE; ATATÜRK’ DEDİ

Kitabın hangi bölümü sizi etkiliyor?

-  Brezilyalı efsane Sokrates’a Che’ye olan hayranlığını sordum. Sigarasına derin bir nefesle yüklendi ve, “Asıl Che sizde; Atatürk” yanıtını verdi. O an hissettiğim gururu asla unutamam. Eusebio’nun anlattıkları da çok etkileyiciydi, “Hayatımı diktatör Salazar kararttı. Bir dünya yıldızıydım ama Salazar’ın askeriydim. Milan, Real, Barcelona, Manchester beni çok istedi ama o izin vermedi. Yokluk içinde bir yıldız olarak kaldım. Büyük paralar kazanamadım günümüz yıldızları gibi” demişti. Breitner’ın “Haftada iki kitap okumamışsam kendimi antrenmansız hissederdim”, Bloghin’inse “Lobanovski devre arasında bazen bize taktik vermez, ‘Yanınızdaki klasiklerden birkaç sayfa okuyun’ derdi” diye anlatması kayda değerdi.

Bu uzun soluklu serüven için nerelere uğradınız?

- 100’den fazla ülkeye gittim. Her ülkenin müzelerine uğradım. Özellikle de futbol kulüplerinin müzelerine... Gittiğim kentlerin kütüphanelerinde kitap kokularını çektim içime. 1930’dan günümüze Dünya Kupası finallerinin oynandığı bütün stadyumların havasını soludum. Prag’da Kafka’nın, Şili’de Neruda’nın, Moskova’da Puşkin’in, Varşova’da Madam Curie’nin evine uğradım. Kiev’de Çernobil’e, Almanya’da Dachau kampına, Zagrep’de Attilâ İlhan’ın şiirinde söz ettiği Zagreb Radyosu’na, Arjantin’de Che’nin doğduğu eve, yine Buenos Aires’te tangonun doğduğu meydana... Ve daha nice tarihi mekâna gittim. Bu kitap, kahramanlarının anlatımıyla ‘sporun masalları’na çıkıyor. Hem de edebiyat, tarih, bilim, sanat, felsefe yörüngesinde...

Yazının devamı...

Ada’da 6 bilinmeyenli denklem!

6 Ocak 2017

DÜNYANIN en çok izlenen ligi olan Premier Lig’de heyecan yeni yılda da devam ediyor.

Lider Chelsea 13 maç sonra Tottenham’a yenilirken, şampiyonluk yarışında da kağıtlar bir nevi yeniden karıldı. Çarşamba akşamı oynanan maçta, Conte’nin takımını liderliğe taşıyan 3-4-3 sistemine 3-4-2-1 ile cevap veren Pochettino, Alli ve Eriksen’i serbest oynatıp Mavileri adeta sahadan sildi.

Peki, dünyanın en başarılı ve üst düzey 6 teknik adamının kıyasıya çekiştiği Premier Lig’de düğüm nasıl çözülecek? Hangi takım daha avantajlı? Sezon sonunda ipi göğüsleyen kırmızı mı, mavi mi olacak?

MUCİZE: 3-4-3

MOURİNHO’nun yıkık bir halde bıraktığı Chelsea’yi yeniden ayağa kaldıran Conte, 3-4-3 sistemini hayata geçirerek yenilmez bir takım yarattı. Takımın saygısını kazanan Conte, başta Costa olmak üzere küskün oyuncuların tamamından yeni bir Chelsea yarattı.

ALIŞAMADI

GUARDİOLA, Ada macerasına muhteşem bir başlangıç yaptı. 6’sı ligde olmak üzere toplam 10 maçın tamamını kazandı. Ancak gerçekçiliği de elden bırakmadı. Ligin hızına ve kurallara alışamadığını hiç gizlemedi. Peşi sıra gelen kayıplardan sonra bile zamana ihtiyaç duyduklarını da hiç gizlemedi.

PSİKOLOJİK EŞİK

WENGER belki de ligde psikolojik olarak en zor durumda olan isimlerin başında geliyor. Şampiyonluğa o kadar hasretler ki en iyi zamanlarında bile bu şanssızlığı bir türlü kıramadılar. Bu psikolojik eşik onların zihinsel olarak da şampiyonluk yolundaki en büyük rakipleri.

RÖNESANS DEVRİ

KLOPP ligin açık ara en iyi futbol oynayan takımını yarattı. Takıma ve şehre getirdiği hava, sahaya yüksek enerji ve agresif futbol olarak geri dönüyor. Büyük bir potansiyelleri var. Tek sorunları ise büyük maçlardaki arzularını ‘küçük maçlarda’ kaybetmeleri.

TOPU RAKİBE VER

POCHETTİNO, lige heyecanı yeniden getirdi. 3-4-2-1’i oldukça iyi oynayan bir takım yarattı.  Delle Alli ve Christian Eriksen ikilisi takımda serbest rolü üstlenmiş durumda. Fiziksel gücü yüksek oyuncular sayesinde topu rakibe vererek kurduğu anlayış ise yadsınamaz.

KIRMIZI BAHAR

MOURİNHO’nun United kariyeri de pekiyi başlamadı. Ancak son dönemde Zlatan önderliğinde kendini bulan bir ManU olduğu da gerçek. Rooney’siz yeni bir dönem yaratmaya kararlı olan Mourinho’nun şimdilik bu problemi rafa kaldırdığı da ortada.

Yazının devamı...

Gençler’de birlik sağlandı

27 Aralık 2016

Daha maçın başında Muriqi’in vuruşunda dönen topu tamamlayan Serdar, Gençlerbirliği’ni öne geçirdi. Gençlerbirliği bu dakikadan sonra topa daha çok sahip olup skor avantajını korumak isteyince Bursaspor’un atakları da peşi sıra geldi. Aziz Behich’in sol kanattan yaptığı bindirmelere sağ taraftan Deniz Yılmaz da eşlik edince Bursaspor oyuna ağırlığını koymaya bildi. Yine Aziz’in sol taraftan yaptığı ortada Batalla’nın direkten dönen vuruşunu Kubilay tamamlayınca skora yeniden denge geldi.

SERDAR HARİKAYDI

Gençlerbirliği ikinci yarıda, Bursaspor’un üzerine gelmesine izin vererek dripling gücü yüksek oyuncularıyla rakip kaleye gitti. Denedikçe denedi ve dakikalar 81’i gösterdiğinde Aydın’ın pasında topla buluşan Serdar, Milinkovic’le girdiği verkaçın ardından yaptığı driplingle topu ağlara gönderdi. Gardı düşen Bursaspor’a son darbe ise Uğur’dan geldi. Gençlerbirliği son dönemde oynadığı Başakşehir ve Fenerbahçe maçlarından 1 puanla ayrılmasına rağmen ilerisi için pozitif bir görüntü veriyordu. Bunu Bursaspor karşısında da sürdürüp sahadan galibiyetle ayrılmayı bildiler. Dün Serdar harika oynadı. Aydın Karabulut ise 28 yaşında futbolunun en olgun ve kaliteli dönemini yaşıyor. İki oyuncu da hem savunmaya yardım ediyor hem de hücumda Gençlerbirliği’ni ileri taşıyor.

Yazının devamı...

Atan kazandı

20 Aralık 2016

İlk yarım saatte Hamza Hamzaoğlu’nun rakip analizi oldukça doğru bir sonuç verdi. Bursaspor, sanki içine Barcelona kaçmışçasına bir futbol oynamaya başladı ve skor üstünlüğünü iki farklı haneye taşımayı başardı. Gollerin şokunu ancak ilk yarının son dakikalarına doğru atabilen Antalyaspor ise, ataklarını sıklaştırdı ve aradığı golü buldu. Bu anlardan itibaren Bursa cephesinde panik, Antalya’da ise gelişigüzel ataklar başlayınca iki takım arasındaki kaotik durum hakemin ilk yarının bitiş düdüğüyle sona erdi.

İkinci devre Bursaspor rakibine oyun üstünlüğünü kabul ettirip skoru korumayı tercih ederken, kontrataklarla Antalyaspor kalesinde gol aradı. Fenerbahçe maçındaki o tempolu Antalyaspor’u ise maçın belli bölümlerinde görebildik. Makoun ve Serdar Özkan değişiklikleriyle beraberlik golünü arayan Antalyaspor önce Bursaspor savunmasını, ardından kaleci Harun’u geçemeyince sahadan mağlubiyetle ayrıldı.

Maç boyunca elinden geleni yapan ve başına aldığı darbeye rağmen golünü atan Deniz Kadah, Antalya adına en göze batan isimdi. Maçın geneline baktığımızda bulduğu fırsatları iyi değerlendiren Bursaspor sahadan galibiyetle ayrılan taraf oldu.

Yazının devamı...

Yürüyüş devam ediyor

11 Aralık 2016

Oyunu rakip alana yıkan ve çok adamla hücuma çıkan Osmanlıspor, Akhisar’ın iyi alan daraltmasıyla istediği pozisyonları bulmakta güçlük çekti.


Özellikle defansta yaptığı hazırlık paslarıyla etkili olamaya çalışan Osmanlıspor Aminu’nun son bölümdeki golüyle sahadan galibiyetle ayrılmayı bildi.

 

Osmanlı hem Avrupa’da hem ligde bu tip golleri sıkça izlettirmeye devam ediyor bizlere.

 

Hakem Alper Ulusoy’un verdiği penaltı kararı, bana göre yanlıştı, Akhisar kalecisi Bora’nın yaptığı kurtarışla maçın önüne geçmemiş oldu.

Yazının devamı...