"Koray Durkal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Koray Durkal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Koray Durkal

3 puanlık deja vu

6 Kasım 2016

Ancak İbrahim Üzülmez maçın başında kaçan penaltı sonrası oyun üstünlüğünü Antalyaspor’a kaptıran takımını maça döndürme konusunda bir türlü o pozitif etkiyi bir türlü yaratamadı.

 

Kaçan penaltı sonrası iki taraf karşılıklı ataklarla açık bir oyunu tercih ederken, Gençlerbirliği Deniz’in kaçırdığı fırsat sonrası oyun üstünlüğünü Antalya’ya kaptırdı.

 

Bu motivasyonla birlikte Gençlerbirliği kalesinde etkili olan Antalyaspor, tıpkı Kayseri maçında olduğu gibi Eto’o’nun penaltı golüyle devreye üstünlükle girdi.

 

ALKIŞLAR ETO’O’YA

 

Yazının devamı...

Pizzalar Avcı'dan!

30 Ekim 2016

 

İki takım da gol atmak için oynayınca temposu ve keyfi yüksek bir maç oldu. Başakşehir ilk 45 dakikada attığı gollerle galibiyeti koparırken ligde de zirveye kuruldu.

 

 

* * *

 

AVCI, Altınordu’dan ‘proje transfer’ olarak alınan 19 yaşındaki Cengiz Ünder’i keşfetmekle kalmadı, sürekli şans verip onu yıldıza dönüştürdü. Akhisar’a açılış golünü atan Cengiz, Visca’ya da 2 asist yaptı.

   

Yazının devamı...

İsmail Kartal’ın dönüş maçı

30 Ekim 2016

Her ne kadar ilk 10 dakikada gelen kontratak golü hesaplarda yer almasa da hemen verilen karşılık sonrası Gaziantepspor üstünlüğünü kabul ettirmeyi bildi.

 

Osmanlı adına sahada Umar bir şeyler yapmaya çalışırken, ev sahibi ekibin kalecisi Itandje bu anlarda yaptığı kurtarışlarla maçın en iyileri arasında yer aldı.

 

 

GALİBİYETLE, GÜVEN TAZELEDİ

 

Karşılaşmanın ikinci bölümünde ise tamamen üstün olan taraf Gaziantepspor’du. Osmanlıspor’un savunmadaki zaaflarından oldukça iyi faydalanan kırmızı siyahlı oyuncular skor üstünlüğünü ele geçirdikten sonra daha rahat bir oyun ortaya koyarken,

Yazının devamı...

MR. Akçay diyeceksiniz!

24 Ekim 2016

Özellikle ilk yarının ilk 15 dakikalık bölümünde Villarreal maçının yorgunluğu fazlasıyla gözlendi. Kasımpaşa’nın iyi oyununa karşılık veremeyen Osmanlı, süre ilerledikçe eski hüviyetine kavuştu ve oyunun hâkimiyetini ele geçirdi. Rakibine verdiği tek pozisyonda önce kalesinde golü gördü ardından gereksiz bir penaltı golüyle sahadan mağlubiyetle ayrıldı.

Mustafa Reşit Akçay gerçekten farklı bir teknik adam. Rakip analizi konusunda oldukça titiz. Bu analizleri oyuncu seçimlerine de fazlasıyla yansıyor. Osmanlı’yı her hafta farklı bir rotasyonla sahaya çıkarıyor. Kasımpaşa karşısında da sürekli oyun içinde değişikliklere gitti. Rusescu’yu oyundan alıp kısa boylu kanat oyuncusu Regattin’i forvete aldı.

Ardından Delarge’ın yerine aldığı Webo’yu forvet hattına çekti. Ve Osmanlıspor yapılan değişiklerin ardından doğru dizilişi bulabildi. Akçay, her maçta 2-3 farklı oyuncuyu sahaya sürüyor. Bunu Avrupa’yı düşünerek ya da tüm oyuncularını hazır tutmak düşüncesiyle yapıyor olabilir. Her ne olursa olsun gerçek olan Osmanlı’nın ideal bir kadroya ihtiyaç duyduğu. Açıkçası sürekli top kaybeden ve rakibe geniş alanlar veren bir Kasımpaşa karşısında Adam Maher’i sahada görmek isterdim.

Yine de Osmanlı taraftarlarına çağrım Mustafa Reşit Akçay’a sonuna kadar sahip çıksınlar.

Yazının devamı...

Benim hala umudum var

21 Ekim 2016

Bugüne kadar da doğru rotasyonlarla takımını belli bir seviyeye getirmeyi başardı. Birlikte hareket eden, doğru savunan ve kompakt halde atağa çıkan kısacası kimliği olan bir takım yarattı. Bu özellikleri sadece ligle kısıtlı tutmayıp Avrupa’ya da yansıttı.

Oyun üstünlüğünü kabul ettiren Osmanlı, Rusescu’nun peş peşe attığı gollerle ilk yarıyı 2-0 önde kapatmayı da bildi.

‘KIRMIZI’ KART DENGELERİ BOZDU

OSMANLISPOR için ikinci yarıda planları bozan oyuncu ise Mehmet Güven oldu. Yaptırdığı penaltı sonrası gördüğü kırmızı kart, Osmanlıspor’un oyun planlarını tamamen bozdu. Gol belki penaltıdan gelmedi ancak Osmanlı bu dakikadan sonra yeterli refleksi gösteremediği gibi tamamen kendi kabuğuna çekildi. Villareal özellikle dikine oynamayı seven Pato’yu da daha efektif kullanmaya başlayınca Osmanlıspor’un savunma dengesi bu bindirmeleri karşılamaya yetmedi.

Beraberlik golü de bu oyuncunun ayağından gelince ev sahibi ayağına gelen şansı çok basit bir hatayla rakibine hediye etmiş oldu. Tecrübe elbette önemli ancak Akçay’ın takımı getirdiği nokta ilerisi için umut veriyor. 

Yazının devamı...

O tepki Terim'e değil

7 Eylül 2016

Hırvatistan maçında aldığımız sonuçtan ve Dünya Kupası elemesi yolculuğuna puanla başlamamızdan çok Emre Mor ile Fatih Terim arasında yaşananlar da çok konuşuldu...

Emre oyundan çıktığında neler oldu? Bu konuya ışık tutacak benim de bir tanıklığım var. Hırvatistan maçında oyundan alındıktan sonra Emre’nin gösterdiği tepki Fatih Terim’e değildi. Nereden mi biliyorum? Çünkü Emre aynı tepkiyi Bayern Münih maçından sonra da vermişti.

ÜZÜNTÜ iÇiNDEYDi

Ağustos ayında Emre ile hem röportaj yapmak hem de Borussia Dortmund’un, Bayern Münih ile oynayacağı Süper Kupa maçını izlemek için Dortmund’daydım. Maçın son 15 dakikasında Aubameyang’ın yerine tek forvet olarak sahaya sürüldü.

Yazının devamı...

Olimpiyat demek Phelps demek

11 Ağustos 2016

Michael Phelps...

Daha küçük yaşlarda 'Hiperaktivite bozukluğu’ (aşırı hareketlilik) teşhisi konulan Phelps için tek çare yüzmekten geçiyordu. Annesine, ''Üzgünüm Debbie, Michael hayatında hiçbir işe yoğunlaşamayacak'' diyen uzmanların aksine Phelps kendini kanıtlamaya kararlıydı. Daha 5 yaşındaydı ve yüzünü suya bile değdirmekten korkuyordu. Hiperaktiviteye karşı savaş verirken bir yandan da su korkusunu yenmeye çalışıyordu Phelps. Tam 7 yaşına kadar bu korkusunu yenmek için çabaladı. Kendisine yardımcı olan yüzücü ablalarının yardımıyla başardı.

***


İlk yarışına katıldığında aldığı dereceleri görenler ise Phelps’in iyi bir yüzücü olacağına inanmıyordu. Ancak Phelps söylenenleri hiç umursamadı. Kendisine ve potansiyeline inandı. Tam 8 yıl boyunca kendine yepyeni bir program belirledi. Sıkı besleniyor, sürekli çalışıyordu. Ve 15 yaşında ABD Milli Takımı ondaki potansiyeli fark etti. Yaklaşık 70 yıl sonra ABD Milli Takımı’na çağrılan en genç yüzücü unvanının sahibiydi artık. Bu unvanı da madalya ile taçlandırmalıydı.


Yazının devamı...

12. adam evde bile izlemiyor

4 Mart 2016

Şehrin en önemli takımının, yepyeni stadıyla, kümede kalma mücadelesi verdiği bir dönemde tribünlerin tıklım tıklım olması bekleniyordu.

 

Ancak maça sadece 2 bin 500-3 bin kadar taraftar ilgi gösterdi.

 

Oyunu sevenlerin Barcelona’yı, Bayern Münih’i hatta Leicester City’i izledikten sonra evdeki kumandasında bile bu maçı tercih etmediklerinden eminim.

 

Ülke futbolundaki kalitenin gün geçtikçe düşmesi, birkaç antrenör dışında hemen hemen tüm teknik adamların sahaya “yenemiyorsan yenilme” düşüncesiyle çıkması da mücadeleden uzak, sevimsiz maçların oynanmasının en büyük nedeni.

 

Yazının devamı...