"Tolga Akyıldız" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tolga Akyıldız" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tolga Akyıldız

Tolga Akyıldız

Sahnenin sultanları

21 Nisan 2018

Selda Bağcan’ın yeri onda ayrı

İngiliz müzik medyasının yere göğe koyamadığı; BBC’de canlı konser veren; ses rengiyle Nina Simone’a benzetilip; ‘Small Crimes’ ve ‘Plant Feed’in ardından ‘Do You Like Pain’ EP’sini henüz yayımlayan Nilüfer Yanya; babasının sazından yayılan ezgilerle büyüdü. Nilüfer’le önümüzdeki çarşamba İstanbul Babylon’da vereceği konser öncesi konuştuk.
 Genç yaşta kendine has bir sound yaratmayı başardın; ayrıca özel bir sese sahipsin...
- Çok teşekkürler. Yaptığım, yeni şarkılar yazmaya devam etmekten ibaret. Bence şarkı yazarlığım geliştikçe vokalim de olgunlaşıyor.
Türk müzik geleneğinden etkilendin mi?
- Birçok Türk müzisyeni severek dinliyorum ancak Selda Bağcan’ın bende özel bir yeri var.
Çalma listende şu sıra kimler var desem?

Yazının devamı...

Şebnem Ferah bize hiç yalan söylemedi

14 Nisan 2018

Şebnem Ferah 22 yıldır müzikli hikâyesini büyük bir samimiyetle anlatıyor. Bazı şarkılarını yazarken mutluydu, bazılarını yazarken acı çekiyordu. Ancak bir gerçek varsa, o da birçok şarkısıyla kalbimize dokunduğu ve o şarkıların artık bizim şarkımız olduğu... Şebnem Ferah şarkılarından, dinlerken elimde olmadan gözlerimin kapanmasına vesile olanları seviyorum en çok. İlle de balad olsun dediğimi sanmayın; sizi sorgusuz sualsiz tutup içine çekenlerden söz ediyorum.

Geçmişiyle el sıkışıyor

Şebnem bir şarkı yazarı olarak, hep itinayla kontrol ettiği kızgınlıklarından ve hüznünden ya da aşktan söz ederken dokunur size. En sevdiğiniz şarkılarını bir de bu bilgiyle dinleyin; bana hak vereceksiniz. Çünkü Şebnem Ferah külliyatını dönemsel olarak incelediğinizde, çok gerçek acı ve mutluluklara denk gelirsiniz. Hangi albümün şarkılarını yazarken hangi duyguların yoğunluğunu yaşadığını kolayca anlarsınız. Geçen perşembe, tam da hayata 40’larının ortasından baktığı doğum gününde yayımlanan yeni albümünün adının ‘Parmak İzi’ oluşu tesadüf değil. Bir şarkı yazarının tekâmülü böyle oluyor işte. O acılar, öfkeler, mutluluklar birikiyor ve parmak izin oluyor. Seni en çok onlardan tanıyoruz artık. Ve artık onlardan söz etmek için içlerinde kaybolmana gerek yok. Daha yukarılarda bir yerdesin. ‘Parmak İzi’nin bütününü incelediğimizde; yazarının şarkılarla kurduğu bağ açısından, bu kâmil duruşu yani kabulleniş ve isyanı aynı anda görüyor oluşumuzun nedeni bu. ‘Parmak İzi’ geçmişle el sıkışma albümü Şebnem Ferah açısından. El sıkışman barışmanı gerektirmez. Ama geride bırakıp kendine sarılırsın ve yaşamana bakarsın.

Yasla yaşamaktan, tek gerçek olan aşk için gemileri limanıyla birlikte yakmaktan, o yangının küllerinden, dilinin ucunda sakladığı ve haykıramadıklarından, dengeyi bulmak için yorgun düşmekten, birinden giderken geçilen koridorun ıssızlığından, artık kırılmayan kalbinden, vicdanla yaşamanın erdeminden ve inadına umuttan, devrimden söz ediyor Ferah.  


ŞEBNEM FERAH/ PARMAK İZİ (Pasaj) 4.5 YILDIZ

Şarkı kalitesi açısından baktığınızda, 10 şarkı arasından bazılarını öne çıkarmakta zorlanıyorsunuz. Duygusu, hikâyesi, nakaratı, matematiği, baladı, hızlısı, çok bütünlüklü ve “Single da single” diye tutturan prodüktörlere bir müzik albümünün neden yapıldığını hatırlatacak ders niteliğinde.

Açılışı yapan ‘Şarkılar Yalan Söylemez’, albümün önsözü gibi.

Yazının devamı...

Star samimi olabilir mi?

7 Nisan 2018

Abel Tesfaye, Etiyopyalı genleriyle geldiği Kanada’nın sanat ortamında müzikal ufkunu açmış, nev’i şahsına münhasır bir yetenek olarak çıktı karşımıza. Karanlık ve avangart bir R&B sound’u peşindeydi, öte yandan gizemini korumayı tercih ediyordu. Bu gibi özellikleri, 2011’de ‘The Weeknd’ adını verdiği ‘karışık kaset’ göndermeli YouTube üçlemesinin (2012’de yeniden düzenlenmiş ‘Trilogy’ye dönüşüp) ilgi görmesine yetti de arttı bile.
Bu ünü kullanarak club’larda DJ’lik yapmayı, dolayısıyla cebini doldurma kolaycılığını tercih etmedi. Kendi gibi kalarak risk aldı ama büyük oynamış oldu. The Weeknd adıyla yaptığı albümlerden ilki ‘Kiss Land’le başladığı yolculuk ikinci albümü ‘Beauty Behind the Madness’ta zirveye hızlıca ulaştı. Müzikal olarak çok yetkin ve yeni bir şeyler söyleyen bu albüm sonrasında ne yapacağı merak konusuydu.



Derken onu daha da geniş kitlelerle buluşturan ‘Star Boy’ albümü geldi. Belki ticari açıdan doğru adımdı. Ancak içinden Lana Del Rey, Daft Punk, Kendrick Lamar gibi isimler de geçen albüm müzikal anlamda ikinci albümden bir adım ileriye gidememişti. Hatta ikinci albüme giremeyen parçaları cilalayıp piyasaya sürmüş hissiyatı verdi bana. Kendisinin çağdaş R&B’ye yön veren isimlerden biri haline gelmesi ya da bu albümün de ‘multi platinium’ düzeyde satması önemli değil; sadece müzikal bir eleştiri olarak görün. ‘Star Boy’daki adam, Abel Tesfaye değildi. Daha çok romantik âşıkla partilerde skor peşinde koşan çapkın; başka bir okumayla da, para ve müzik arasında sıkışmış bir adamdı.



Yazının devamı...

‘Sultan-ı Yegâh’ ve ötesi

31 Mart 2018

Mor ve Ötesi 20. yıl etkinlikleri kapsamında, dokuz CD’lik iki box-set’le birlikte iki de yeni tekli yayımladı. Bu, Mor ve Ötesi’nin; Türk rock ve popüler müzik tarihinin en önemli gruplarından biri olduğunu genç kuşaklara hatırlatması açısından önemliydi. Bu kutlamanın diğer önemli yanıysa kuşkusuz grubun yaşadığı ‘yorgunluğu’ atmasına vesile olma ihtimaliydi. Bunu da bir ölçüde başardılar.

İki yıl sonra geçen hafta; tıpkı eski yıllarda ses getiren ‘Yaz Yaz Yaz’, ‘Güneye Giderken’, ‘Sevda Çiçeği’ ve ‘1945’ cover’ları gibi özel bir cover yayımlamaya karar verdiler. Parça çok önemliydi. Daha önce cover olarak hiç kayıt altına alınmamış ‘Sultan-ı Yegâh’ı seçtiler.

Attilâ İlhan’ın şiiri üzerine 1981’de Ergüder Yoldaş bestesiyle Nur Yoldaş tarafından okunan şarkı her yönüyle Türk popüler müziğinin en özel şarkılarından biri. Ergüder Yoldaş’ın şiire ya da nakarata değil şarkının bambaşka boyutlarına odaklanarak ortaya çıkardığı bir başyapıttan söz ediyoruz. Bugüne dek cover olarak gündeme gelmemesinin nedeni kimsenin fark etmeyişi ya da az bilinir olması değil. Asıl sebep bu şarkıyı yorumlamanın; ona değer katma iddiasının her babayiğidin harcı olmayışı. Başardıkları birçok önemli iş ve cover’ları kendi parçalarına dönüştürme becerileri itibariyle Mor ve Ötesi’ne hakkını teslim edelim ancak bazı noktaların altını çizmek gerekiyor...

Hissi itibariyle bir kadın şarkısı

Her ne kadar; öze sadık kalma ve Mor ve Ötesi gibi yorumlama hedefleri bir arada gözetilse de hissi itibariyle şarkı bir kadın vokal şarkısı (Daha iyi idrak etmek için şarkıyı konser repertuvarına alan Özge Fışkın’dan da dinlemenizi tavsiye ederim). Bu elbette ‘Erkek solist okumamalı’ anlamına gelmiyor. Ancak Harun Tekin’in sesi ve üslubu için en doğru seçim olduğunu da söyleyemeyeceğim. Kim için daha doğru bir seçim olurdu? Mesela Yüksek Sadakat’in solisti Kenan Vural için, mesela Nev için...

Bence Harun da bunu bildiğinden şarkıdan uzaklaşmayıp düz okumayı tercih etmiş. Ama şarkının ruhuna sadık kalmaktan daha farklı bir durum bu. Çünkü böylece bütün yorum yükü; düzenlemenin üstüne kalmış. Neyse ki düzenleme cephesinde  (ben daha sert ve cesur bir düzenlemeyi tercih etsem de) şarkının bir rock yorumu olarak tıkır tıkır işlediğini söylemek mümkün. 21 Nisan’da ‘Record Store Day (Plak Dükkânları Günü)’ şerefine yayımlanacak plak versiyonunu heyecanla bekliyoruz.

Yazının devamı...

Bu güneş hepimize yeter

24 Mart 2018

Başlangıç noktası olarak ilk albümü ‘Aşk Yarası’nı alacak olursak, kariyerinin 20’nci yılını idrak ediyor Burcu Güneş. Bu 20 yılla ilgili söylenecek çok şey olabilir ancak henüz ilk günlerinde tanıdığım Güneş’in müzik serüvenini şöyle özetlemek isterim: Müthiş bir ses ve yorum; iyi bir şarkı yazarı ve hak ettiklerini tam anlamıyla alamamış bir müzisyen. Sebep? İlkeli duruş, sert çıkış, mücadeleci karakter; kalite çıtası yüksek insan...
Güzel tınlıyor ancak ‘piyasa’ dediğimiz şey, bu kadar ‘düzgün’ insan sevmiyor ne yazık ki. Bu nedenle sayısız engeli aşmak durumunda kaldı Burcu Güneş. Kiminiz ‘popçu’ der geçersiniz ama emin olun oyunu kuralına göre oynasa, diğer bir deyişle kendinden ödün verse bambaşka ticari sonuçlara ulaşabilirdi. Belli ki 20 yıllık mücadelesini bir türkü albümüyle ödüllendirmek istemiş. Hasan Saltık prodüktörlüğünde şahane türküler seçilmiş.…



‘Minnet Eylemem’de
Selda Bağcan’la düet
Anadolu’nun güneşi altındaki 12 parçalık yolculukta Neşet Ertaş’lara, Kul Nesimi’lere, Esin Afşar’lara, Cem Karaca’lara, Âşık Mahzuni’lere, Karacaoğlan’lara selam yollanmış. Selda Bağcan, sırf sesine duyduğu hayranlık nedeniyle ‘Minnet Eylemem’de yorumuyla eşlik etmiş Burcu Güneş’e; söylenene göre beş kuruş da istememiş bunun için. Selçuk Balcı, meşhur şarkısı ‘Deniz Üstünde Fener’de sesiyle rehberlik etmiş Karadeniz gezintisine. ‘Oy Beni Vurun Vurun’ ve

Yazının devamı...

Canı sıkılsa da küfretmeyecek!

17 Mart 2018

Candan Erçetin, yeni albümünün habercisi olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde bir tekli yayımladı: ‘Kim Korkar’. 2019’a girmeden kavuşacağımız albümden tekli ve videolarını aralıklarla paylaşmaya devam edecek.

Yeni parça; çıkış tarihinden de anlayacağınız gibi sözleri ve tavrı itibariyle bir ‘kadın’ şarkısı. Sözlerinde; ‘Kim korkar hain kurttan, senin o küçük egondan’ derken; ‘Canımı çok sıkıyorsun ama ben küfredecek değilim... O hasta ruhun için kendimi kahredecek değilim’ netliğinde sert bir ifadeyi yüzüne karşı söylüyor erkek milletinin. Candan Erçetin kimliğinin tavrı hep net; bence doğrusu da bu. Parça için, Candan Erçetin külliyatının en iyilerinden diyemeyiz ancak nakaratı, düzenlemesi, duruşu itibariyle hasret gidermek için yeterince iyi.

Ama parçanın videosuna bir eleştirim var. Biraz kolayına kaçılmış hikâye aktarımı açısından. Kadınlara, çocuklara, hayvanlara uygulanan şiddete karşı duran bir şarkının videosu, içinde bulunduğumuz görsel iletişim çağında güçlü bir yumruk atmalıydı bize. Kadınlar var, dövizler var, köpekler var ama ne yazık ki parçaya uygun cesur ruh eksik.

1995’te ‘Hangi Aşk Adil ki’ adlı hit parçasının klibi için Galatasaray Lisesi’nden Taksim’e kadar; İstiklal Caddesi ahalisiyle birlikte yürümüştü Erçetin. 8 Mart’ta yayımlanan yeni şarkının videosunda, onun bir benzerini gerçekleştirebilseydi, etkisi nasıl olurdu sizce?

Şimdilerde MSG'deki (Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği) ‘Değişim Hareketi’nin önderliğini yapan ve şeffaflığı, hakça bölüşmeyi, yeniden yapılanmayı hedefleyen bir başkan adayı Erçetin. Hem sanatçı, hem kadın hem de bir lider olarak; kendisinden beklenti çıtamızın yüksek olduğunu bildiğini tahmin ediyorum.


Kim Korkar/ Candan Erçetin

Yazının devamı...

Yeni bir popçu imzası

10 Mart 2018

Edis’in 2014’te ‘Benim Ol’ ile yaptığı çok güçlü bir çıkıştı. ‘Benim Ol’u sıradan bir anaakım hit’i gibi görüyorsanız yanılıyorsunuz çünkü şarkının orijinal versiyonu; matematiği, düzenlemesi ve nakaratıyla Enis’in atacağı ‘popçu’ imzasının nevi şahsına münhasır olacağının göstergesiydi.

O günden sonra işini şansa bırakmadı Enis. ‘Olmamış mı’, ‘Dudak’, ‘Çok Çok’ gibi hit şarkılar arka arkaya geldi. Sadece güçlü hit parçalarıyla değil; cilvesi bol sesi, genç kız hayranlarının ondaki şeytan tüyünün peşinden gidişi, sahnesi, hıncahınç doldurduğu konserleri, sosyal medya fenomenine dönüşme süreci de algımızı kuvvetlendirdi. ‘Her Şey Aşktan’ filmi müzikleri için yorumladığı Sezen Aksu şarkısı ‘Vay’da da cover becerisini gösterdi.

Şimdi ilk stüdyo albümü ‘Ân’ ile karşımızda. Eski teklilerden ‘Çok Çok’un da yer aldığı albümde çıkış videosu olarak seçilen ‘Roman’, orta-hızlı temposuyla ilgi çekici ancak albümde ‘Bana Ne’, ‘Eyvallah’, ‘Doldur İçelim’, ‘Köle’ gibi başka güçlü hit adayları da var. ‘Sevişmemiz Olay’da ise ‘Estrella’ adlı yeni albümüyle anaakıma göz kırpan Yasemin Mori eşliğini hayata geçirmiş. Gayet de iyi olmuş sonuç. Doğru bir cover seçimi olduğunu düşündüğüm, Erkin Koray klasiği olan ‘Gün Ola Harman Ola’yı da öne çıkarmalarını tavsiye ederim. ‘Sen Özgür Ol’u da es geçmemenizi önerir, Edis’i takip etmekte fayda olduğunun altını çizerim. Tarkan kulvarının Murat Boz’dan sonra gelen en iddialı uzun mesafe koşucularından biri olmaya aday kendisi. 


Ân / Edis (5 üzerinden 3,5 yıldız)

Entelektüel disko kraliçesi

İngiltere’de, 90’lar ortasında en özgün pop ikonlarından biri olan Everything But the Girl’ün solisti Tracey Thorn gibi dönemin birçok önemli müzisyeni, çağ dijitale dönüşürken ortak tepkiler verdiler: Radyo programı yapmak, gazete-dergi yazıları yazmak, kitap yayımlamak bunlardan birkaçıydı. ‘Missing’, ‘Before Today’ gibi eşşiz parçalarıyla kalbimizde yerini koruyan EBTG’den Tracey de direnç gösterirken, iki solo albüm çıkardı. Ne yazık ki ikisinde de kıvamını bulamadı. Tam artık toparlanamaz diyecekken, içindeki entelektüel disko kraliçesini yeniden keşfettiğine inandıran ‘Record’ albümüyle döndü. Çağdaş, zamansız, her yaşa hitap eden, kalite çıtası yüksek bir iş. ‘Queen’, ‘Sister’ ve ‘Air’ başta olmak üzere, baştan aşağı...

Yazının devamı...

Geleceğin retrosu

3 Mart 2018

Hürriyet jürisinin ortak kararıyla geçen yılın en iyi şarkılarından ‘Ne Farkeder’ ve ‘Sandal’ a imza atan Yüzyüzeyken Konuşuruz, kurulduğu günden beri sözüyle, müziğiyle şarkı yazarlığı hususunda gümbür gümbür geliyorum demekteydi. Yeni Dalga müzisyenlerin üslup paydasını gözetirken, anaakım güzergâhında kendini bozmadan alan genişleten Yüzyüzeyken Konuşuruz’u önümüzdeki on yıllardan geriye doğru baktığımızda daha iyi idrak edeceğiz. Önemli olan, alternatifin içinden gelip popüler olana, tornadan çıkana benzemeden anaakım olmaksa, bunu başarmaya en yatkın gruplardan biri olduğu kesin. Geçen yıldan ‘Sandal’ ve bu yıl albüm öncesi son tekli olarak yayımladıkları ‘Bodrum’u da içeren yeni albüm ‘Akustik Travma’; 2020’lere yaklaşırken yeni ve popüler bir elektro Türk pop-rock zemini tanımlayıp 90’lara ait güzel bir histen epeyce besleniyor.

Eskiden alternatif duruşlarının altını ‘Bize iki gitar-bir vokal yeter’ şeklinde çizip YouTube izlenmeleriyle yetinirken şimdi bir yol ayrımına geldiler. Şarkılar iyiyse, dinleyici hazırsa yapılacak şey belliydi: Sound’u olgunlaştırmak. Öyle yaptılar. Kendilerini ve şarkılarını geleceğin retrosu gibi konumlamaya; serin kalmaya devam etmelerini dilerim. Önceden bildiğimiz ‘Sandal’ ve bence MFÖ ve Gündoğarken’den sonra yazılmış kayda değer örneklerden biri olarak ‘Bodrum’ parçası dışında ‘Kadıköy Kızı’, ‘Dinle Beni Bi’, ‘Esen’, ‘Onlar da Yansın’, ‘2013’ öne çıkıyor. 


YÜZYÜZEYKEN KONUŞURUZ - AKUSTİK TRAVMA (5 üzerinden 3,5 yıldız)

Bu akşam konser var

2017’de bu albüme üç tekli; ‘Breathing’, ‘So Real’ ve ‘Runaway’le hazırlık yapan Belçikalı elektro-pop ünlüsü Oscar and the Wolf ülkemizde büyük ilgi görüyor. Daha önce bilet satış hızıyla şaşırtan Babylon ve VW Arena konserleri sonrası geçen yılın sonlarına doğru çıkardığı yeni albüm ‘Infinity’nin turnesi kapsamında bir kez daha Türkiye’ye geliyor. Oscar and the Wolf; bu akşam VW Arena ve yarın Ankara Congresum olmak üzere iki konser verecek. Tomorrowland gibi bir festivalde canlı performans yapan ilk isim olmasının yanı sıra aynı anda Montreaux Caz ve Rock Werchter gibi dev festivallere de davet ediliyor olması ne kadar büyüdüğünün kanıtı. Bu albümde projenin beyni Max Colombie, mütevazı indie-pop halleri yerine stadyum ve festival performanslarını hedefleyen; liste başarısı ve kulüpte dans kafasına daha yakın; kolay hazmedilir bir sound’la karşımıza çıkıyor. Yadırgamamak lazım çünkü su akarken testiyi doldurmalı diye düşünmüş olabilir.


Yazının devamı...