"Tolga Akyıldız" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tolga Akyıldız" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tolga Akyıldız

Tolga Akyıldız

Aşkın sindirilmiş halleri

16 Mart 2019

Pop müzik endüstrisinin kalbinin attığı merkezler arasında belki de en zorlusu İngiltere’de ‘Thank You’ ve ‘White Flag’le tüm zamanların en çok satan isimlerinden biri olmayı başaran Dido, bundan 20 yıl önce yayımladığı ve en ihtişamlı çıkış albümlerinden biri olan ‘No Angel’da bir yol çizmişti kendine. Sonradan yaptığı işlerde de gördük ki en ayırt edici özelliği istikrarlı oluşu. Albümler, şarkılar arası ne kadar beklerse beklesin akranı kadın star müzisyenlerin geçen 20 yıl içinde yaşadığı gelgitleri, duygusal patlamaları, deneysellik kisvesi altında pazarladığı kafa karışıklıklarını yaşamadı Dido. Üstelik bu durum onu sıkıcı ya da demode yapmadı. Omurgayı düz tuttu ve değişimi içinde yaşadı.

Şimdi bir önceki albümü ‘Girl You Got Away’den 6 yıl sonra yayımladığı 5’inci kişisel albümü ‘Still on My Mind’ı baştan sona dinleyince de görüyoruz; Dido içinde cilalı dramlar barındırmayan huzurlu sound’unu, dingin ruh halini, berrak ve güçlü sesini özenle koruyor.



Caka satmayan sesi hala en güçlü silahı

90’ların sonuna göndermeler yapan ve elektronik zemin üzerine kurulu düzenlemelerin arkasında Dido’nun ağabeyi ve Faithless’ın kurucu üyesi olan müzik prodüktörü

Yazının devamı...

Sıla'nın sihirli formülü

9 Mart 2019

Sıla’nın son EP çalışması ‘Acı’nın yayımlandığını görünce kafamda beliren ilk soru şu oldu: Sıla uzun bir aradan sonra dört şarkılık bir EP ile hayranlarını tatmin edebilir mi? Daha sonra ‘Acı’nın EP olarak kategorize edilmesine rağmen aslen bir şarkımsı intro, iki şarkı ve bir versiyondan oluşan bir tekli olduğunu fark ettim. Sıla’nın kendi cümleleriyle yazdığı bülten metnini okuyunca da anladım ki Sıla bu albüm, tekli, maksi kafalarını bir konsept dahilinde bütünlüklü hale getirmenin yolunu bulmuş. 2019 içinde ‘Acı’ gibi 3 EP daha yayımlayacak. Yani müziğin dijital pazarlama dilini doğru konuşarak alıştığımız albüm bütünlüğünü dört bölüm halinde ve en güzeli, zamanın ruhunu kaçırmadan dört ayrı gündem yaratarak koruyacak. Akılcı bir yaklaşım; daha önemlisi, her bir EP’nin adı birleştiğinde ortaya bir cümle çıkacak. Artık hepimiz o cümleyi ödüllü bir bulmacanın anahtarı gibi bekliyoruz.

Ortaya bir dans
hiti çıkmış
‘Sıla 2019’ konseptinin ilk EP’sinin ayrıntılarına gelecek olursak, ‘Ağrı’yla giriş yapan çalışma, YouTube’da akustik versiyonuyla da yer alan ‘Sabır’la devam ediyor. Müthiş bir buluşma; Sezen Aksu bestesi/Sıla damarı diyebileceğimiz ‘Medet’ ile derinlere sürükleyen ‘Acı’ yine ‘Sabır’ın Sıla açısından ilginç bulduğum club mix’iyle son buluyor. İlginç çünkü tavır çok Sıla değil.
Yine ilginç çünkü kaliteli, eli yüzü düzgün bir dans hit adayı çıkmış ortaya. ‘Medet’le birlikte ‘Sabır’ın da her versiyonuyla; 4 EP bütünlüğü içinde üzerlerine düşen görevi yapacak güçte şarkılar olduklarını söyleyebilirim. Ancak madem bir konseptin girizgâhındayız, esas yorumu yapmak için Sıla’nın yılı bitirmesini bekleyeceğiz.
İçinden geçtiği her acıdan sonuç çıkarabilecek güçte bir kadın Sıla. Duruşu ve zekâsıyla da gücüne güç katıyor.

Yazının devamı...

Evet ama yetmez!

2 Mart 2019

anadalı Avril Lavigne’in tüm dünyada fırtınalar kopardığı 2002 yazından aklımızda kalan ‘Complicated’ adlı hit şarkısı ve toplamda 16 milyon fiziksel satışa ulaşmış ‘Let Go’ albümüyse, o en yüksek zamanlarındaki algısından da biraz söz etmek lazım.

Aslında bir liste popçusu gibi görünmesinin haklı bir sebebi var: Çok popülerdi ve zirvenin gediklisi olmuştu.

Öte yandan, onu hızla bu kadar büyük isim yapan etmenlerin başında o dönem için gayet inandırıcı şekilde, starlığı umursamayan bir genç kız idolü olmayı başarması da var.

 ***

Bu inandırıcılık, hem iyi şarkı yazarlığından hem de yarattığı sound’un müzikal anlamda punk ve rock’tan afiyetle ve kararında beslenmiş olmasından ileri geliyor. Ben bu ‘antistarlık’ projesinin müzikal kuvveti ve içerik yönetimi açısından başarısına hep şapka çıkarmış biriyim.

Kademeli olarak düşüşe geçti

Ancak bu tür sivri ve iddialı projelerin -hele bir de çağ tamamen dijitalleşmeden ortaya çıkmışsa- devamlılığını, dönüşümünü, rekabet koşullarına direncini uzun vadeli olarak kurgulamak zor bir iş.

Yazının devamı...

Türkü kokulu, ritm zengini, iyi şarkılardan oluşan bir yol

23 Şubat 2019

yıl kadar önce ilk şarkılarını dinlediğimde önyargılı davranıp bu toprakların müziğinden beslenen hatta kendilerinden sonraki kuşaklarla bu anlamda müzikal bir köprü oluşturacak, yüksek müzik çıtasına sahip, ‘yeni’ şeyler söyleyen, yerel-evrensel dengesini kurmuş özel bir grupla karşı karşıya olduğumu düşünmüştüm. Peki ya şimdi; onca sevilen şarkı, dolup taşan konserden sonra? Tamamen aynı şekilde düşünüyorum. Diğer bir deyişle, önyargı her zaman olumsuz değildir. Bu önyargımı bir öngörüye dönüştürdükleri için kendilerine teşekkür ederim.

Dört yıl önce yayımladıkları ‘Kediköy’ albümü, benim için o yılın en iyi albümlerinden biriydi. Bir albüm bütünlüğü içinde farklı sound’lardan beslenen, ritm skalası geniş bunca iyi şarkıyı bir araya getirmek kolay iş değil. Bunu da ancak hayatı daha minimal yaşayan, müzik yapmak dışındaki kaygılarını en aza indirgemiş insanlar başarabiliyor.

Melis Danişmend ve Kalben de var

Kendilerinin sadece Karadeniz değil, memleketin tüm yörelerinin türküleriyle özel bir bağ kurduklarını bilmekteydim. Derken geçen yıl ‘On Türkü’ albümü geldi. Pinhâni, konserlerinde sürekli en sevilen şarkılarını çalan gruplardan olmadığından ve o dönemde türkü yorumları öne çıktığından, sevenleri tarafında ‘Bundan böyle türkü söyleyecekler’ gibi bir algı oluştu. Oysa müzik öyle bir yol değil. Bazen türkülere uğrayıp orada yatıya kalmak gerekebiliyor yeni yolculuklar için...

Öyle de oluyor... Bugün yeni albümde ikisi de birbirinden güzel versiyonlarla yer alan ‘Kendinden Usandırma’ ve Melis Danişmend’in eşlik ettiği ‘Peki Madem’ geliyor tekli olarak. Danişmend’den bahsetmişken hayata ve müziğe bakışlarıyla Pinhâni ile ruh eşi olduklarını eklemek isterim. Bu hissi iyi anlatan bir şarkı ‘Peki Madem’...

‘Yollar Bizi Bekler’in bir diğer eşlik sanatçısı ise son dönemin en önemli kadın şarkı yazarı ve seslerinden Kalben. Kalben’in ‘İyi Değilim Ben’e sesi ve yüreğiyle net bir kıymet kattığını düşünüyorum.

Yollar Bizi Bekler, Pinhâni,  Beğeni Müzik Yapım

Yazının devamı...

Görevini yerine getiriyor

16 Şubat 2019

Hande Yener’in geçen yıl yayımladığı ‘Beni Sev’, güçlü nakaratı ve düzenlemesiyle bana göre 2018’in en iyi pop şarkılarından biriydi. Yolunu şaşırmış bir aşkın tohumlarının tükenişinden söz eden yeni teklisi, kalibre olarak bir ‘Beni Sev’ olmasa da Hande Yener standardı düşünüldüğünde görevini yerine getiriyor diyebiliriz. ‘Aşk Tohumu’; bende yüksek tempolu, ‘eller havaya maksatlı’ bir şarkı olmalıymış duygusu yarattı. Orta tempolu olarak düzenlenen parça adeta radyolar daha çok çalsın diye düşünülmüş bir versiyon gibi. Bu durumda bir remiks gerekiyor sanki. Şarkı böylece bambaşka bir potansiyele ulaşabilir. Yener’in eşzamanlı yayımlanan Faydee ve Rebel Groove eşliği ‘Gravity’den de söz edelim. Kendisi İngilizce sözlerle dış piyasalara açılma hedefi olan bir şarkıcı. ‘Evrensel olmak için önce yerel olmayı başarmak gerekir’ mottosundaki önkoşulu da yerine getirmiş bir isim. Ancak İngilizce şarkı söylemekle ilgili olarak yaşadığı telaffuz sorunlarını aşmak için biraz daha çaba göstermeli.


Aşk Tohumu (Tekli) Hande  Yener Poll Production


Bu sorun, ‘Dili bu kadar dönüyor’ diyerek geçiştirilecek bir sorun değil ve şarkıların dış pazarda kabul görmesi için hızla çözülmeli çünkü bu durum, kendi teklisi ‘Love Always Wins’ için de geçerliydi. Hatırlatmak isterim; Ajda Pekkan mükemmel bir aksanla Fransızca şarkı okuduğunda tek kelime Fransızca bilmiyordu ama çok çalıştı. Hande Yener’inse İngilizce iletişim kurabildiğine eminim. Şarkının da ilgili coğrafyadaki potansiyeline aynı iletişim mesajını vermesi gerekiyor ve Hande Yener’in ses rengi o sound’lara çok yakışıyor.

Başarılı bir solo kariyerinin başında

Yazının devamı...

Yeni ezberimiz: Güneşi gülüşüne nasıl sığdırdın?

9 Şubat 2019

Ezhel’in hikâyesi reggae ile başladı. İlk grubu Afra Tafra’yla girdiği macerası halihazırda gönül bağını hiç koparmadığı grubu Kökler Filizleniyor’la sürmekteydi. Onu ‘Müptezhel’ albümü ve yeni teklileriyle tanıyanlar açısından reggae’den vazgeçip ‘Anadolu trap’ diyebileceğimiz solo rap kariyerini tercih etmiş gibi görünse de, durum tam böyle değil. Ezhel’in eleştirildiği konuların başında ‘auto-tune’ kullanımı geliyor.
Auto-tune en basit tarifiyle vokali (ya da enstrümanı) tonuna ya da zaman akışına müdahale etmeden ‘akort’ eden bir yazılım. Genellikle stüdyo ortamında ‘düzeltme’ amaçlı kullanılan auto-tune; Ezhel gibi isimlerin sound’unda düzeltme değil düzenleme unsuru. Diğer bir deyişle, Türkçe pop söyleyen kimi solistler için geçerli olduğu üzere, herhangi bir yanlışı düzeltmek için kullanılmıyor. ‘Bu kadar çok auto-tune kullanmaya ne gerek var’ diyebilirsiniz; o ayrı bir eleştiri konusu ancak benim rahatsız olduğum bir durum değil.

14 Şubat akşamı sahnede
Bu iki konuyu açıklığa kavuşturduktan sonra Ezhel’in yeni teklisi ‘Felaket’e geçebiliriz. Şarkı, demo versiyonunun bir bölümüyle iki ay kadar önce internete düşmüş olsa da stüdyodan çıkmış halini dikkate alıyoruz. Ezhel reggae köklerine sıkı sıkıya sarılıp sırf birileri eleştiriyor diye auto-tune’dan vazgeçmemiş. Ancak şunun altını çizmekte fayda var: Ezhel, 2019 itibariyle sahne düzeninde orkestra sistemine geçti. Bu konserlerde auto-tune kullanmamaya özen gösterip yine enfes, akustik kafalı bir sound çıkarıyor ortaya. Aslında bu konserlerden birini izlemeniz ya da YouTube’daki kimi akustik videolarına bakmanız da yeter gerçeği görmeye.
‘Felaket’, dijital dinleme ve izleme platformlarında krallığını çoktan ilan etti. Şarkının ‘Güneşi gülüşüne nasıl sığdırdın’ diye soran etkili sözleri uzun süredir milyonlarca hayranın sosyal medya profil bilgilerinde yazıyor. Reggae’ymiş, auto-tune’muş, trap’miş, rap’miş değil; Ezhel’in dürüstlüğü, samimiyeti, rock’n roll ruhu, iyi müzisyenliği ve şarkı yazarlığı esas mesele...
Kendisi bu yıl Avrupa turnesine ve yabancı MC/prodüktörlerle çalışmalara ağırlık verecek. 14 Şubat’ta VW Arena’daki Mabel Matiz konserine Gülden Karaböcek’le birlikte konuk olacak Ezhel’in filmini, Türkiye’den de izlemeye devam edin.

Yazının devamı...

Hayko Cepkin’i ne özlemişiz!

2 Şubat 2019

Hayko, alıştığımız üzere tüm sahne konseptini değiştirdi yeni albüm öncesinde. Arada ‘Ve Nazan Öncel Şarkıları’ projesi için, ‘Bırak Seveyim Rahat Edeyim’, ‘Düğüm Salonu’ filmi için ‘Nikâh Masası’ yorumlarını; Hayko’nun albümünde ‘Çoban Yıldızı’ ve ‘Çukur’ dizisi için ‘Gamzendeki Çukur’ adlı parçaya yaptığı eşlikler yapmıştı. ‘Beni Büyüten Şarkılar Vol-1’in de konsept bir albüm olduğunu hesaba katarsak uzunca bir süredir yeni şarkılarına hasrettik Hayko’nun. Nihayet, ‘Kabul Olur’ ve ‘Dans Et’ ile karşımızda.

Bu iki şarkıyı öncü kabul edersek çok iddialı bir albüm beklentisi içine girmemiz gerekli. Çünkü güçlü ve Hayko’nun beste/düzenleme matematiği içinde sert ve damardan hatta radyoların seveceği akustik versiyonlarıyla da iki iyi şarkıyla karşı karşıyayız. İddialı olmak Cepkin açısından beklenmedik bir tavır değil. Sahnesine, müziğine verdiği kıymet, sürekli kendini geliştirme çabası Hayko’nun kabul edilmesi zor ‘sound’u ve görünümüyle de kitlesel olmasını sağlamamış mıydı zaten? Yani aslında iddialı olmak zorunda... Videoları ve diğer şarkıları heyecanla bekliyoruz. ‘Kabul Olur’u beğenmekle birlikte  ‘Benim başıma gelmez’ diye düşünenlere sert sözlerle hitap edip engelli bir yaşama farklı pencereden baktığı ‘Dans Et’e büyük ısındım.

Bir nefeste dinleyeceğiniz bir albüm

Vokalde gösterişten kaçan, iyi kadın şarkıcıları dinlemek ne büyük keyif... Jülide Özçelik’in kalite çıtası yüksek. Bir yandan caz köklerine sıkı sıkıya bağlı kalıp diğer yandan kitlelere ulaşacak bir iş çıkarmak için gösterdiği önemli çaba dikkatlerden kaçmıyor. Kendi yazdığı ‘Karanlıkta Kaldım’, Cem Tuncer’le yazdıkları ‘Umut’ ve kızı Nisan Dikeçligil’le yazdıkları  ‘Nefes’ gibi parçaların yanı sıra Özdemir Erdoğan’ın ‘Gurbet’, Refik Başaran’ın ‘Cemalım’, Ediz Hafızoğlu’nun ‘Renkli Düşler’, Neşet Ertaş’ın ‘Neredesin Sen’ ve Yıldırım Gürses’in ‘Sonbahar Rüzgârları’na yaptığı yorumlar albüm bütünlüğünü de gözeterek baktığımızda şapka çıkartır. Black olarak tanıdığımız -toprağı bol olsun- Colin Vearncombe’a ait besteye Özçelik’in yazdığı sözlerle ortaya çıkan ‘Kırılsam Bile’yi de es geçmeyin. Bir nefeste dinleyeceğiniz albümün ilk konseri 5 Şubat’ta Zorlu PSM Studio’da.

Bütün enstrümanları kendisi çalmış

NEV; detaycı, mükemmeliyetçi, hassas bir müzisyen. Öyle ki projenin uzun aradan sonra yayımlanan ikinci albümünde akustik gitar, basgitar, elektrogitar, buzuki, cümbüş, saz, klavye, cura, lavta, uT; kısaca neredeyse ne varsa bizzat çalmış. Tüm düzenlemeleri de kendi yapmış. Neresinden baksanız komple bir NEV ürünüyle karşı karşıyayız. Ancak üretkenlikle ilgili ve dijital çağa dair bir sıkıntı ne yazık ki NEV’de de mevcut. Üretim ezberini değiştirmesi şart. Böyle bir müzisyenin müzikten uzak durma şansı olmadığı gibi yeni dönemde sürat bir mecburiyet artık. ‘Bir Nev-i Alaturka 2’de özenle seçilmiş ve çoğunluğu Türk banat müziği eserleri olmak üzere yedi şarkı, iki taksim ve bir de versiyon bulunuyor. Bunlardan biri söz ve müziği Meral Güney’e ait olan ‘Sevdalarım’ adlı yeni bir şarkı, bir diğeriyse NEV’in meşhur hit’lerinden ‘Mühürlü Kaderim’in alaturka versiyonu. Baştan sona keyifle dinleyeceğinize garanti veririm vermesine ancak ben yine de gözümü önümüzdeki maçlara çeviriyor ve “Ha gayret” diyorum.

Yazının devamı...

En büyük ihtiyacı, ona dışarıdan bakacak bir çift göz

26 Ocak 2019

Dokuz yaşında girdiği Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın keman ve kompozisyon bölümlerini aynı anda yüksek lisans düzeyinde birincilikle bitirdi. Dört yıl üst üste kazandığı üstün başarı ödülünü yurtiçi ve yurtdışı burslarla taçlandırdı. Okuldan sonra Türkiye’nin önde gelen klasik müzik orkestralarının yanı sıra Maxim Vengerov, George Benson, Benjamin Clementine gibi ustalarla çalıştı. Bu da yetmedi; Şef Gürer Aykal’la, Sezen Aksu’yla, Sertab Erener’le, mor ve ötesi’yle yaptığı çalışmalarla da parladı. Altı yıldır Teoman’ın solo kemancılığı ve vokalistliği görevini başarıyla sürdürüyor, diğer yandan teklileriyle solo kariyeri için şans arıyor. Melisa Uzunarslan için ‘yetenekli ve eğitimli’ deyip geçmek haksızlık olur. Hem bir enstrümana ustalık derecesinde hâkim, hem okullu iyi bir şarkı yazarı hem de şarkı söyleyebiliyor.
‘Çok bilen çok yanılır mı bilmem ama yanılmadan kendin için en doğrusunu bulmak mümkün değil. Melisa’nın öncelikle cesur olması, sonra da solo kariyeriyle ilgili kritik kararlar alması gerekiyor. Anaakımın dümen suyuna girmeden kendi yolunda ilerleyerek popüler olacaksa stratejik davranması şart. Benim için Melisa’nın cevap bekleyen soruları şöyle: Solo Melisa mı yoksa Teoman’ın grubunda olup hobi gibi kendi şarkılarını söyleyen Melisa mı? Popüler olmak isteyen Melisa mı yoksa ‘Ben bunca eğitim aldım’ şeklinde bir vicdan azabıyla boğuşan Melisa mı? Kemancı Melisa mı solist Melisa mı? Rock’çı Melisa mı klasikçi Melisa mı? Bu sorulardan birinin bile cevabı eksik olmamalı.

Tanıdığım En Güzel Deli Melisa Uzunarslan / Doğan Müzik Yapım (5 üzerinden 3 yıldız)
Şarkılarını anlayan
bir aranjörle çalışmalı
Bunların tümü aynı bünyede barınmaz mı? Barınır elbet. Bunlar sizin temelinizdeki harçtır. Ancak eğitim ve yeteneğinizi popüler zeminde test etmenize hiç gerek yok. Onu farklı kılan tüm özelliklerinden doğru oranlarda, hem de müzisyen Melisa’yı mutsuz etmeden bir popülerlik formülü yaratmak mümkün. İşte Melisa’nın yaşadığı kafa karışıklığı bu noktada ortaya çıkıyor. Halen formülü bulmak için deniyor bana sorarsanız.

Yazının devamı...