"Ali Ece" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ali Ece" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ali Ece

Ali Ece

Talisca faktörü

17 Ocak 2017

Beşiktaş seri kısa pasları, Osmanlıspor ise kontra tiki-takayı çok iyi yapabilen ekipler. Ancak ilk yarıda bu zemin ikisine de ideal oyununu sergileme fırsatı vermedi. Osmanlıspor ilk yarıda hiç organize olamadı. Orta sahadaki kilit isimleri Afrika Kupası’ndaki Ndiaye ve kart cezalısı Musa’yı çok aradı.

Beşiktaş ise ilk 45’te hızlı çıkabildiğinde topla Babel ve Talisca’yı buluşturduğu ölçüde etkili oldu. Maçın başında ideal saha zeminindeki ideal kısa pas oyununda ısrar edince bir süre bocalayan Oğuzhan, dakikalar ilerledikçe saha şartlarına uyum sağlayarak akıllı direkt dripling-pas kombinasyonlarıyla sahaya ağırlığını koydu.

ATiBA > iKLiMLER

 Beşiktaş’ın hem ilk yarıda, hem de maçın tamamında en iyisi ise Atiba’ydı. Ona hava, saha fark etmiyor. Trinidad kökenli olup soğuk ötesi Kanada’nın vatandaşı olmuş, İskandinavya’da yıldızı parlamış Atiba, girdiği şişenin şeklini alan su gibi futbolcu...

Cenk Tosun ise kaliteli son vuruşlarına rağmen Şenol Güneş’in oynatmak istediği oyun şekline yüzde 100 uyum sağlayamıyor. Şenol hocanın devre arasında Eto’o sorulduğunda “Pivot santrfor” cevabını vermesini Cenk’in sırtı dönük ayağında tutamadığı toplarla birleştirin: Beşiktaş’ın santrfor sorunu tam da bu noktada başlıyor.

Cenk, attığı goldeki klas vuruşunda gördüğümüz gibi Türkiye Ligi için gayet iyi bir golcü ancak Şenol Güneş’in A planının ideal santrforu özelliklerine tam olarak sahip değil. Mesela degajdan gelen topları almakta zorlanıyor. Buna rağmen belli dakikadan sonra Beşiktaş’ın inatla Cenk’e doğru degaj yapması doğru fikir değildi.

Özellikle 60-70 arası Beşiktaş pas yapamadığı için oyun üstünlüğünü fena kaptırıp geriye yaslandı. Oyuncu değişikliği dakikası geciktiği gibi arkasında Beck varken Talisca’yı ortadan sağ çizgiye çekmek ideal hamle değildi. Yine de merkeze Tolgay girdikten sonra en azından orta sahada oyun dengelendi.

Yazının devamı...

Beşiktaş’ın santrfor problemi

14 Ocak 2017

BAŞAKŞEHİR DOĞRU TRANSFER YAPTI

Maçlar yeniden başlıyor, transfer ise devam ediyor. Ancak her zamanki gibi aşırı endüstriyel futbolda vakit de nakit oluyor; yani transferi doğru zamanda doğru ücretle yapan kazanıyor. Başakşehir’i ilk yarıda liderlik koltuğuna taşıyan en önemli saha içi faktör, toplu ya da topsuz kolektif olarak doğru zamanda doğru yerde olmalarıydı. Ara transferde bu kompakt oyuna çok yatkın olan Egemen Korkmaz takviyesi de doğru zamanda doğru yere yapılmış bir transfer.

Egemen’in İsviçre’de ne yaptığı önemli tabii ama Türkiye’de Bursa’dayken Özlüce, Trabzon’dayken Faroz, Beşiktaş’tayken Köyiçi, Fenerbahçe’deyken Dereağzı’nda yetişmişçesine formanın hakkını istikarlı bir şekilde verdi. Egemen, tüm zamanların en profesyonel Türk savunmacısı diyebiliriz. Fatih Terim hocanın Egemen’i Milli Takım’da bu kadar az değerlendirmesi hep çok garibime gitmiştir. Fatih hocanın İrfan Can’la ilgili görüşlerini de çok merak ediyorum. İrfan Can, Abdullah Avcı’nın geliştiriciliğiyle Başakşehir’e başka bir boyut katacak kapasitede. Yine de liderin (şu ana kadar) transferdeki en büyük başarısı takımın kilit oyuncusu Emre’yi kadrosunda tutmuş olması. Emre bir dahaki Milli Takım kadrosunda olacak mı, onu da herkes kadar merak ediyorum.

BEŞİKTAŞ YİNE GEÇ KALDI

Şenol Güneş hoca Türkiye transfer piyasasının kirinden pasından uzak durmak için isim vererek “Ben bu oyuncuyu istiyorum” demez. Bir oyuncu profili tarif eder, ona göre çalıştığı kulübün sorumlu biriminin transfer yapmasını ister. Bu yüzden kadrosunda bazen Mario Gomez olur bazen Brozek! Şenol Güneş, geçen sezon bitiminden beri hızlı stoper tarif ediyor. Mitroviç, hızlı düşünebilen ayaklarına hakim Marcelo tipi bir stoper ancak Şenol hocanın tarif ettiği “stoper hızı farkı”nı takıma katabilecek mi? Ersan sol stoper sorununu çözmek için geri alındıysa bu bonservis bedeline alınan Mitroviç, Marcelo’nun yedeği mi olacak? Lüks veya masraf mı sayılacak? Göreceğiz. Ancak Beşiktaş’ın asıl “hız problemi” santrfor transferi özelinde. Mario Gomez gibi çok özel bir oyuncunun yeri ne kadar hızlı dolabilir?

Transfer fırsat meselesidir, nakit kadar vakit de önemlidir. Mesela Fiorentina, Gomez’in yerini 5.5 milyon Euro’ya Nikola Kaliniç’i alarak doldurdu. Bu satırların yazıldığı anda Gomez halen Bayern Münih tarihinde bonservisine en fazla para ödenen 3 oyuncudan birisi. Ancak Euro 2012’de geçirdiği sakatlık nedeniyle Bayern bir gecede Mandzukiç’i almıştı. Sonrasında da Lewandowski’yi. Çünkü Bayern’in 1980’den beri bütçesine göre alternatif transfer planları var. Beşiktaş’ın ise Bayern’e göre bütçe kısıtlaması varken daha çok alternatif planı olmalıydı.


Bolivyalı Moreno neden düşünülmez?

Eto’o tartışılmaz, işi zamana bırakılmaz bir oyuncu. Yazın olmadı devre arasında da olmadı. Eto’o olmayınca adı gündeme gelen isimlerden Pratto, Torres, Martinez hepsi çok farklı maaşlara oynayan farklı profilde santrforlar. Halbuki Şenol Güneş daha çok pivot tipi bir santrfor istediğini söyledi. Beşiktaş’ın ihtiyacı olan oyuncu Cenk ve Aboubakar’dan farklı: Metin Tekin tabiriyle hem “santrforculuk” yapabilen hem de Mario Gomez kalibresinde olmasa da en azından Demba Ba kalitesinde son vuruşları olan bir “leblebici” golcü gerekiyor. Mircea Lucescu’nun Avrupa’ya ithal ettiği Bolivyalı Moreno, Demba Ba eksi bir seviyede bir oyuncu. Ancak en başta dediğimi tekrarlayayım: Transferde vakit de bir nevi nakit.

Beşiktaş elini çabuk tutmaz, on kafadan on ayrı santrfor sesi çıkarsa ikinci bir Aboubakar vakası yaşanır. Moreno her an gol olup yağdığı Cruzeiro’ya dönebilir. Güney Amerika futbolunu Türkiye’de en iyi scout edenlerden Furkan Karakan, Moreno’nun Dünya Kupası elemelerinde Paraguay karşısındaki maçını gönderdi. Uzun süre Beşiktaş’ın istediği ancak sonunda Milan’a giden stoper Gustavo Gomez’e kramponunu kaç kez ters giydirdi, saymaktan yoruldum. Attığı Demba Ba-Mario Gomez seviyesindeki gol de cabası. Yani hem formda hem de Lucescu ve Cruzeiro radarında olacak kadar yetenekli ve tam da Fikret Orman’ın sevdiği cinsten bir oyuncu çünkü bonservisi elinde. Tabii ki Beşiktaş taraftarlarının çoğu keşke Demba Ba dönse ister ancak şu an sakatlık sonrası eski haline dönmesi minimum 3 ay sürebilir. Tıpkı Demba Ba gibi Çin Ligi’nde çok para kazanırken attığı gollerle paranın hakkını veren Moreno neden düşünülmez?

Ulloa, Şenol Güneş'in istediği santrfor tipi

Şenol Güneş’in tarif ettiği santrfor tipine dönersek Leicester City’deki Ulloa’yı görebiliriz. Leicester’ın Premier Lig’e dönmesinde başrol oynayan daha sonra rotasyonda da verimli olan 30 yaşındaki Arjantinli, Leicester’ın şampiyon olmasıyla gelen astronomik gelirlerle alınan forvetler nedeniyle artık müzmin yedek. Bu sezon sadece bir Premier Lig maçında Middlesbrough karşısında 90 dakika oynadı ve “form geçici klas kalıcı”dır diye haykırırcasına iyi oynadı. Leicester kendisini şampiyonluğa taşıyan ileri 2’li olan Vardy ve Okazaki’yi takımda tuttu, üstüne dünyanın parasını verip Slimani ile Ahmed Musa’yı aldı. Ulloa adeta ihtiyaç fazlası oldu. Bir Fikret Orman pazarlığıyla uygun bir bonservis bedeliyle Arjantinli, Türkiye’ye getirilebilir.

MEHMET EKİCİ NEREYE GİDECEK?

Şenol Güneş, Ekici transferi sorulduğunda haklı olarak elindeki kaliteli merkez orta sahaları saydı. Eğer santrfor alınmayıp Talisca santrforlaştırılacaksa, o zaman Ekici’yi kesin Beşiktaş alıp 10 numaraya monte etmeli. Ekici, Tolgay ve Oğuzhan’dan farklı bir oyuncu, doğuştan 10 numara. Aynı zamanda % 100 konsantre olduğunda taktiksel disipliniyle de fark yaratan bir oyuncu. “Taktiksel disiplin” demişken tam da Advocaat hocanın kulaklarını çınlattık. Eğer Hollandalı teknik adam “Ekici’yi alırsanız ben bu takımı şampiyon yaparım” diyorsa Fenerbahçe üçe beşe bakmadan Ekici’yi transfer etmeli. Türkiye’den kim Şampiyonlar Ligi’ne direkt giderse, finansal durumu düzeltmek adına en belirleyici adımı o takım atar! Advocaat için yetenek kadar taktiksel disiplin de belirleyicidir. Advocaat’ın bir keresinde Batistuta ile Henrik Larsson’u karşılaştırırken söylediklerini asla unutmam: “Batistuta 80 dakika kaybolup 10 dakikada 2 golle işi çözebiliyor. Larsson ise Batistuta’ya göre daha sade vuruşlarla işi çözerken üstüne kalan 80 dakikada takım için nerede ne gerekiyorsa onu yapıyor!”

Ekici’de son top Trabzon’da: Eğer Olcay Şahan transfer pazarlığında Ekici bir kozsa, sezon sonuna kadar ondan faydalanmayı planlıyordur. Plan kesinlikle Trabzon açısından çok doğru gözüküyor ancak oyuncunun niyeti de çok önemli. Bakınız son günlerde Slaven Biliç’i uyku tutmamasına neden olan Dimitri Payet krizi!

AHMET ÇALIK GALATASARAY’A YETER Mİ?

Ahmet Çalık ile ilgili fikrim kişisel değil, teorik: Ujfalusi’den sonra Galatasaray savunmasında lider stoper krizi var. Chedjou, Fransa Ligue 1’de en iyi savunmacı seçilip Galatasaray’a geldi. Ancak o savunmanın lideri Basa’ydı, Ujfalusi ile zirve yapan Semih misali parlayanı ise Chedjou’ydu. Galatasaray, yeni bir Ujfalusi alsaydı yanında Ahmet Çalık, altın çağındaki Semih etkisi yaratabilirdi: Ahmet, çok çalışkan, sıkı markajcı, fedakar ama stoper tandeminde mutlaka yanında lider özellikli yönlendirici bir stoper, yani bir Ujfalusi olması gerekiyor. 

Yazının devamı...

Atletik, çevik, hızlı ve çok doğru isim

7 Ocak 2017

FENERBAHÇE

Fenerbahçe yeni transferi Karavaiev’i nerede değerlendirecek?

KARAVAİEV, Zorya’nın UEFA Ligi’nde oynadığı 6 maçta da orta sahanın sağında görev aldı. Özellikle Odessa’da oynanan Fenerbahçe karşılaşmasındaki performansı bayağı iyiydi. Çevik, topla hızlı mesafe kat edebilen artı hızlı düşünerek doğru oynayabilen bir oyuncu. Peki, Fenerbahçe’nin bu sezonki en iyi 3 oyuncusundan birisi olan Lens sağ önün bankosuysa, o zaman Karavaiev kendisine nerede yer bulacak? Karavaiev, çok rahat ofansif bek olarak da oynayabilir, oynadı da.

Advocaat, Doğu Avrupa futbolunu çok iyi bilen, o futbol coğrafyasının elit takımı Zenit’in hocası olarak çok başarılı olmuş bir teknik direktör. Daha sonra Rusya Milli Takımı’nı da çalıştırdı. Yani o futbol topraklarını iyi tanıyor ve bu transfere de olumlu baktığına göre kafasında net bir plan vardır. Van der Wiel’ın yarattığı hayal kırıklığı ve Advocaat’ın vatandaşını tamamen silmiş gibi davranmasını hesaba katarsak, Karavaiev, Van der Wiel yerine de kadroya katılmış gözüküyor.

BOŞUNA ALINMADI

Fenerbahçe’nin basındaki transfer gündeminde hep ofansif merkez orta ya da Emre Belözoğlu tipi komple orta saha oyuncularının isimleri geçtiği için Karavaiev’i o bölgeye transfer edilmiş sayanlar var.

Ben Karavaiev’i hiç o bölgede oynarken görmedim ancak bu asla oynayamaz anlamına gelmez.

Pas alışverişi hiç de fena olmayan bir oyuncu, Advocaat’ın tercih nedenlerinden en önemlisi ise Karavaiev’in çok atletik, hızlı bir oyuncu olması.

 Fenerbahçe ne kadar hızlı çıkarsa o kadar etkili oluyor. Ben Advocaat’ın Karavaiev’i önde ya da arkada ama öncelikle kanatlarda kullanacağını düşünüyorum.

GALATASARAY

AHMET ÇALIK’IN YETENEKLERİ ORTALAMA ÜZERİ

 Ahmet Çalık transferinin suya düşmesi hakkında neler düşünüyorsun?

 HER iki taraf için de hayırlısı oldu. Ahmet iyi niyetli, çalışkan, mücadele gücü yüksek bir oyuncu. Yerli stoperlerin yetenek ortalamasının üstünde. Bu yüzden Milli Takım’da da şans buluyor. Ancak Galatasaray için asıl sorun ligimizdeki stoper yetenek ortalamasının Ujfalusi seviyesinin çok altında olması.

O ortalamanın Ahmet’e göre daha üstünde olan Serdar sakatlandı, Chedjou’nun durumu belirsiz. Elde var Semih, o zaman yanına mutlaka yeni bir Ujfalusi gerekiyor. Ancak sanırım G.Saray yönetimindeki bazı kişiler halen 6+2 yabancı sınırlaması var zannediyorlar ki sürekli yerli stoperlerin peşindeler!

BEŞİKTAŞ

MİTROVİÇ UMARIM YENİ TUDOR’DUR!

Mitroviç stoper sorununu çözer mi?

 MiTROViÇ’i sadece 0-0 biten Başakşehir maçında 90 dakika izledim. Rijeka da Başakşehir de çok kompakt, sıkı bir alan savunması yaparak oynadıkları için Mitroviç’in o maçtaki performansı Beşiktaş’a ne kadar uygun olup olmadığını ölçemez. Çünkü Beşiktaş o maçtaki iki ekibin aksine çok geniş oynayan bir takım. Mitroviç yerden iyi kesici, alan ve adam markajı özellikleri gayet iyi. Yalnız Beşiktaş’ın oyun planında geniş alan stoperi gerekiyor. Mitroviç o “ideal stoper” mi oynadıkça göreceğiz. Hırvatistan’da bazıları Mitroviç için “Yeni Tudor” diyor.

Ancak 3-4 yıl önce Lovren için de “Yeni Tudor” diyorlardı, o yüzden onları kale alamıyorum. Dilerim Mitroviç gerçekten “Yeni Tudor”dur. Tudor mükemmel bir stoperdi, Biliç ve Corluka’dan bile daha iyiydi.

TRABZONSPOR

ADAPTASYON SORUNLARI OLMAZSA, SORUNLARI KÖKÜNDEN ÇÖZERLER

 Pereira ve Mas, doğru isimler mi?

 TRABZON’da yedeğin yedeği stoper konumunda olan Akakpo, 4 maçta sağ bek oynadı. Zeki Yavru kadrodaki tek gerçek sağ bekti, onun da maç içi ve sezon içi oyun disiplinindeki dalgalanmalardan kaynaklanan istikrarsız performansı soru işareti. Yeni alınan sağ bek Pereira çok kariyerli bir oyuncu. İyi günündeki, fizik gücü yerinde bir Pereira, Bosingwa ayarında top taşıyabilen bir oyuncu. Bosingwa tabii daha atletikti ancak Pereira’nın da hızlanma, dripling özellikleri etkileyici. Portekiz Milli Takımı’nda formayı Bosingwa’dan bir kapmıştı, pir kapmıştı. En büyük handikabı ise sinirlerine yenilip rakipler ve hakemlerle yaşadığı tartışmalar.

GERÇEK BiR BEK

MAS ise ilk kez Arjantin dışına çıkıyor. Hepsinden önemlisi saha içinde gerçek bir bek. Eğer Mas adaptasyon sorunu yaşamazsa Trabzon’daki sol bek sorununu kökünden çözer.

Yazının devamı...

2017 alışveriş listesi

31 Aralık 2016

Birincisi Emre Belözoğlu’nun takımda kalması ve sakatlanmaması gerekiyor. İkincisi Mehmet’in yanına ve belki de yerine son vuruşları daha iyi bir santrfor gerek. Hem Abdullah Avcı’nın takım oyununa cuk oturacak hem de son vuruşları Mehmet’ten daha iyi bir santrfor yani Webo’nun 2017 modeli gerek. Abdullah Avcı sık sık oyuncu izlemeye gider, Laudrup’un oğullarından hangisi babası gibi olabilir diye izlerken Danimarka’dan dönen uçakta karşılaşmamızı dün gibi hatırlıyorum.

BEŞİKTAŞ NEDEN KOLOMBİYA’DA

SON Dünya Kupası’nda Kolombiya stoperlerinin en iyisi, hocanın da asla vazgeçmediği o zaman 38 yaşında olan Yepes’ti. Eğer Kolombiya’da gerçekten çok büyük fark yaratacak genç stoperler olsaydı, Pekerman onları oynatırdı. O yüzden Beşiktaş’ın gerçekçi davranması gerekiyor. Stoper transferinde ya tutarsa diye göle maya çalmayı bırakmalı. 2008-09 ara transferinde Ernst’in orta sahada yarattığı farkı stoperde yaratabilecek nokta stoper almalı! İşin aslı Beşiktaş 2016 yazında imza parasına sebep Nkoulou’dan vazgeçmemeliydi. Şimdi Rakitskiy’e Shakhtar’ın istediği bonservis bedeli artı oyuncunun imza parası o Nkoulou masrafının iki katı. İlla Kolombiyalı alacaksan da PSV’nin sağ beki Arias’ı alırsın, sıkıştığında da solda da oynatırsın!

ADVOCAAT ALIRSA İŞ DEĞİŞİR

BEN Arfa Kadıköy’e gelirse, salt yetenek açısından Alex’ten beri Fenerbahçe forması giyen en parlak özel yetenek olur. Gelmiyorsa da transferde son kararı Lens fenomeninden yola çıkarak Advocaat’a bırakmak gerek. Ben Arfa’nın yetenek olarak bir gömlek aşağısı ancak takım sistemini bir gömlek yukarı kaliteye taşıyabilecek Emre tipi orta saha, Fenerbahçe’yi Vitor-Emenikezede başlattığı sezonda Advocaat-Sowzade olarak bitirmesini sağlayabilir.

RİBERY TİPİ ARA TRANSFER

TÜRKİYE Ligi’nde tüm zamanların en iyi ara transferi kimdir? Bence Ribery’dir. Galatasaray’ın sorunu da Ribery’i takıma kazandıran zihniyet yerine onu neredeyse bedavaya kaçıran zihniyeti yönetim kurullarına musallat etmesi. Bir haftada en az 10 Galatasaraylı yanıma gelip “Ahmet Çalık için 5 milyon Euro öderlerse protesto ederiz, yaz bunu” dediler. Yazdım, benden günah gitti. Son olarak bir de Tarık Çamdal transferini hatırlatayım da gerisi daha iyi olsun.Herkese mutlu yıllar, başarılı transferler dilerim. İkisinin de çok mümkün olduğunu düşünmesem de yine de dilerim.

Yazının devamı...

Çelişkiler sorular sıkıntılar

25 Aralık 2016

Ancak 41’de Atiba’nın asistinde aynı Aboubakar’ın sol ayağı ile uzak doksana attığı harika golü de daha çok Robben gibi solak olup sağ açık oynayan oyuncular atabiliyor. Aboubakar’ın çelişkileri de tam olarak burada başlıyor: Kamerunlu forvetin dominant ayağı solu değil sağı.

 Bir Gomez, bir Demba Ba kadar olmasa da en azından Bobo gibi rakip kaleciyle karşı karşıyayken dominant ayağı olan sağıyla sade ama efektif bir vuruşla gol atması bekleniyor. O gidip karşı karşıyalarda Almeida’nın sağıyla vurduğu kadar kötü vurup sonra daha az güçlü ayağı olan soluyla Robben golü atıyor!

3. ALANDA DA TOP OYNA!

ABOUBAKAR maça santrforda başladı. Ancak bir süre sonra sağdaki Cenk ile mevki değiştirdi. İlk yarıda Tolgay ve Oğuzhan, birçok kez savunma arkasına harika “al da at pasları” gönderdiler. Golde ise merkez orta 3’lünün en defansif roldeki oyuncusu Atiba asist yaptı. Beşiktaş geçen sezona göre daha zor gol atıyor. Maçın tek golü olan bu zor gol, bu futbol gerçeğinin en net özeti. İlk yarıyı bir kez daha yüzde 76 gibi çok üstün bir topla oynama oranıyla tamamlayan takımın 45 dakikada sadece 2 isabetli şut atabilmiş olması da en manidar açıklayıcı istatistiği.

İlk yarı sonunda Gaziantep 11’i toplam 93 pas yapmıştı. Beşiktaş’ta ise sadece Atiba ve Oğuzhan’ın 45 dakikada yaptığı pas sayısı 118’di!

CENK VARKEN  NEDEN OĞUZHAN?

OĞUZHAN ligin en iyi yerli pasörü ancak ligin en iyi yerli penaltıcısı Cenk Tosun. Penaltıdan 5 gol atarken penaltı avcısı Harun Tekin’i bile avlayabilen Cenk varken Oğuzhan, neden penaltı atmakta inat eder? Quaresma neden bazen inatla “Nobodynho”ya orta yapar? Rhodolfo sakatlıktan sonra nasıl bu kadar kağnılaşır? Transfer takviyeleri kadar bu soruların cevapları da önemli.

Yazının devamı...

Babel, Beşiktaş için doğru transfer mi?

24 Aralık 2016

BABEL’dense Lokomotiv Moskova’nın açık oyuncusu Maicon’u transfer etmek daha iyi bir tercih olabilirdi. Ancak en kötü gününde bile kimse Babel için “Yetenekli değil” diyemez. Tabii ki Ajax formasıyla gençken uçan Babel yok. Ancak bu sezon Deportivo’daki Babel, Kasımpaşa kariyerinin bir kısmında olduğu gibi motivasyonunu yitirmiş, yeteneğini heba eden, mesleki yolunu kaybetmiş Babel değil.

 

1 BABEL =  1 SOL AÇIK  + 1 SANTRFOR?

 

BU sezon Babel, Deportivo’da doğal mevkisi sol açık dışında 2 maçta da santrfor olarak görev aldı ve bu 2 maçta 1 asist + 1 gollük katkı yapmayı başardı. Aboubakar’ın yarattığı hayalkırıklığının yanı sıra Afrika Uluslar Kupası’na da gideceğini göz önünde bulundurursak Cenk’e ve eğer takımda kalırsa Ömer’e ilaveten Babel de santrforda bir alternatif olabilir.

 

GÜNEŞ ORADA İSTİKRARI SAĞLAYAMADI

 

SOL AÇIKTA 7 FARKLI iSiM DENENDi!

 

LAKiN Beşiktaş’ın sezonun ilk yarısındaki en önemli eksiği sol önde. Şenol Güneş hoca, sezon başından beri sol açıkta 7 farklı isim denedi. Ancak hiçbirinden istikrarlı verim alamadı. Babel, Deportivo’da en verimli oynadığı 2 maçta da sol açık olarak görev aldı. Deportivo’ya ilk geldiğinde daha çok yedek kulübesinde yer alıyordu. Bir önceki sezonu BAE’de adeta boş geçtiği için kondisyon seviyesi İspanya La Liga için yetersizdi.

 

PARLAK PERFORMANS

 

Maç kondisyonu sorununu hallettikten sonra ilk 90 dakika oynayabildiği maç olan Sevilla karşılaşmasında Deportivo’nun en iyi performans gösteren oyuncusu oldu. O maçta uzun süre 2 santrfordan birisi olarak oynadı.


Deportivo’nun, Real Sociedad’ı 5-1 yenerek sezonun en büyük sürprizlerinden birine imza attığı maçta ise bir penaltı kaçırmasına rağmen sol açıkta döktürürken Ajax’tan Liverpool’a transfer olduğu süreçteki parlak performansını hatırlattı.

 

FORMU ZİRVE YAPTI...

 

TÖRE SEZONU KAPADI, MAICON OLMADI

 

GÖKHAN Töre’nin sakatlanmasından sonra Maicon’un da maddi şartları Beşiktaş’ınkilerle örtüşmeyince Ryan Babel daha fazla mercek altına alınmaya başlandı. Tam da bu süreçte Babel’in formu zirve yaptı.

 

Hollandalı oyuncunun sol açığın yanı sıra gerektiğinde santrfor olarak da oynayabilmesi, Türkiye Ligi’ni iyi tanıması da Babel’in tercih edilmesinde belirleyici oldu.

 

ESKİ GÜCÜNE KAVUŞTU...

 

iSPANYA’DAN MI YOKSA iSPANYA AKTARMALI MI GELiYOR?

 

DEĞERLİ meslektaşım Mehmet Demirkol’un “İspanya Ligi’nden gelenler Türkiye’de verimli olamıyor” tespiti salt teknik açıdan doğru. Bugüne kadar Güiza, Escude, Juanfran, Cuenca, Josico başarılı olamadılar. Lakin bu oyuncuların asıl sorunu geldikleri takımın ideal oyun tarzına uygun olmayan oyuncular olmalarıydı. Misal Güiza iyi bir kontratak forvetiydi ancak Alex’in beyni olduğu F.Bahçe’nin maksimum verimli olduğu oyun stratejisi kapalı savunmalara karşı kısa pasa dayalı baskılı set oyunuydu.

 

ÇOK TECRÜBELİ

 

Guti ise Türkiye’de çok başarısız oldu diyemeyiz. Yönetilmesi zor bir oyuncuydu ve o dönem Beşiktaş’ın en büyük sorunu yönetimiydi. Babel’e dönersek, Hollandalı oyuncu İspanya’dan çok “İspanya aktarmalı” olarak Türkiye’ye dönüyor. Kasımpaşa’dan sonra transfer olduğu BAE takımı Al Ain’de sezonu adeta boş geçti. O yüzden Deportivo’ya ilk geldiğinde sürekli ilk 11 oynayabilecek fizik kondisyon gücünden yoksundu. Son zamanlarda bu gücüne geri kavuştu ve çok iyi performanslar sergilemeye başladı. Babel, İspanya’dan çok Türkiye, Hollanda, İngiltere ve Almanya’da forma giymiş bir oyuncu.

 

OLCAY’A ÜZÜLÜYORUM

 


SON söz ise ben bu yazıyı yazarken fikrini sorduğum radyodan çalışma arkadaşım Fatih Kapkaç’tan gelsin: “Babel, son zamanlardaki Olcay’dan ne kadar kötü oynayabilir ki?” Keşke Olcay, Fatih’i haksız çıkarsa! Bu satırı yazarken bile Olcay için üzüldüm. Ancak Beşiktaş için duygulardan çok aklın ağır basması gereken bir süreç.

 

 

 

Yazının devamı...

Karmakarışık darmadağınık

18 Aralık 2016

O kadar ruhum acıyor. Futbolcular da bizlerden daha az insan değiller, onların da içlerinin çok acıdığı belli. Yine de çıkıp oynayacak gücü buldular. Bu yüzden affınıza sığınarak her zamanki gibi bir maç yazısı yazamayacağım, baştan belirteyim.

 

DÜŞÜK VİTESTE SAVRUK BAŞLADI

 

BEŞİKTAŞ yense de berabere kalsa da, iyi de oynasa kötü de oynasa hep yüksek tempoda oynuyor, en azından oynamaya çalışıyordu. Kasımpaşa karşısında böyle olmadı. Beşiktaş ilk 45’te yapabileceği en yüksek temponun yarısına bile çıkamadı. Bursa maçının 2. yarısında galibiyeti getiren orta sahası kanatsız baklava 4-4-2 ile başladı ancak Quaresma’yı oyun profiline uygun şekilde kanada çekmesiyle 4-3-3’e döndü. Asıl sorun ise her ikisini de net şekilde yerleşip oynayamaması, sahaya karmakarışık şekilde yayılmasıydı. Bu karmaşa temponun düşük kalmasının ve set oyununda etkili olamamasının ana nedeniydi.

 

KEMAL ÖZDEŞ’E TEBRiKLER

 

İLK yarıda golü organize set oyunundan değil de hızlı kontrataktan bulan Beşiktaş, 2. yarıya daha da düşük tempoda başladı. 2. yarının başında yenilen 2 golde bireysel hatalar da var ama asıl hata savunmaya kolektif açıdan dengeli yerleşememe hatasıydı. Golleri yedikten sonra Beşiktaş kendi oyun kimliğine uygun yüksek tempoyu sergilemeye başladı. Ancak yine karmakarışık ve darmadağınık yerleşince hız ile telaş birbirine girdi. Ligdeki namağlup unvanı uçtu gitti. Kemal Özdeş’e tebrikler: Eren-Scarione sonrası Kasımpaşa’yı çalıştırmak sadece su ve domates ile lazanya pişirmeye çalışmak gibi bir şey.

 

Yazının devamı...

Video hakem sistemi hemen şimdi!

17 Aralık 2016

 İşin aslı yıllardır bir nevi futboldaki yeni kurallar ve uygulamalar için “test sürüşü” niteliğinde olan bu turnuvada bence çok gerekli ve büyük bir devrim yaşanıyor: Video hakem devrimi!

 

Yarı finaldeki Kashima Antlers-Atletico Kassai maçının 31. dakikasında dünyanın en iyi hakemlerinden Viktor Kassai isabetli kararı vermekte tereddüt ettiği pozisyonu video hakem sistemi sayesinde yeniden izledi ve bu sayede doğru kararı vererek penaltı noktasını gösterdi. Haklı kazandığı penaltıyı gole çeviren Kashima Antlers avantajını geliştirip bu turnuvada finale çıkan ilk Asya ekibi olmayı başardı.

 

TEKİN’İ TENZİH EDERİM

 

 “VİDEO hakem uygulaması futbolun ruhuna, otantikliğine ters düşer” tezini savunan Metin Tekin, Irmak Kazuk gibi temiz spor insanlarına ve onlara benzer düşünen milyonlarca futbolseverin fikirlerine saygım sonsuz. Ancak futbolun bu kadar aşırı endüstrileştiği ve bu endüstriyel karmaşadan Platini, Blatter gibi iktidarı ele geçirince en kötü niyetlerle faydalananlara karşı ben büyük ve radikal bir video hakem sistemi savunucusuyum.

 

Modric çok saygı değer, çok büyük futbolcu ancak Real Madrid ya da ezeli rakibi Barcelona gibi sürekli endüstriyel futbolun hakemleri tarafından kollanan en yüksek seviye takımda oynadığı için benim gibilere itiraz ediyor. Aynı Modric, Real Madrid’den önce kendi liginin Real Madrid, Barcelona’sında değil de Tottenham gibi hakemler tarafından sistematik olarak kayırılmayan başaltı ekibinde oynarken sık sık hakemlere itiraz ederdi. Hatta bir maçtan sonra, “Hakem lehimize penaltı vermediği pozisyonu yarın tekrar izleyince hatasından utanacak!” demişti.

 

UĞURCUĞUM OYNATIYOR IVAN EFENDİ DE OYNATSIN!

 

SOMUT bir örnekten konunun temeline inelim ve kazalım: Yıllardır benim de yer aldığım spor programlarında tartışmalı bir pozisyonu yavaşlatıp en az 3 ayrı açıdan 3’er kez izleyerek, “Hakemin kararı yanlış” ya da “Doğru kararı vermiş” diyoruz. “Oynat Uğurcuğum, oynat Serkancığım” bizim işimizi kolaylaştırıyor. Ayrıca sosyal medya sayesinde aynı pozisyonu herkes izleyip anında hakemin kararını yargılıyorsa, o zaman temel insan hakları açısından ilk önce o kararı doğru vermekle yükümlü olan kişiye yani hakeme bu hakkı hepimizden önce tanımalıyız!

 

TÜRK HAKEMLERİNE DÜZELME ŞANSI

 

TÜRKİYE’de her sezon birçok takımın taraftarı haklı olarak hakemlerimizin düşük standart ve kalitelerinden şikâyet ediyorlar. Eğer bir ligde 18 takımın taraftarı da hakemlerden şikâyetçiyse gerçekten de o ülkede hakemlerin kalitesi düşüktür. Hiç, “Ama efendim futbolumuzun marka değeri” diye konuyu bulandırmayalım! Hakem kararları bu kadar tartışılırken düdükler adalet terazisinden çok rulet masasına döner. “Marka” da o rulet, kumar masasında para yerine kullanılan “marka”lara... Geçen sezonu dün gibi hatırlıyorum: “Cüneyt Çakır, Avrupa’da maç yönetirken Batman; Türkiye’de maç ‘idare’ ederken ise Joker” dediğimde MHK, “Hakem camiası Ali Ece’den rahatsız” demişti! Ben de, “Benden siz 20 kişi rahatsızsınız yani vız gelir tırıs gider. Sizden ise en az 20 milyon rahatsız haberiniz olsun!” demiştim.

 

Bu haftaki tartışmalara bakınca maalesef uzun vadede daha da haklı çıktım. Ancak yine de hakemlerin bu kadar haksız konuma düşmesini istemiyorum. O yüzden, “Video hakem sistemi”ni canhıraşça savunuyorum. Daha önce gol çizgisi teknolojisine de karşı olanlar vardı. Bizim kuruyemişçi Mahmut’a tanınan “sensör” teknolojisini kullanma hakkı en üst düzey hakemlere tanınmıyordu. Mesela gol çizgisi teknolojisi 16 Kasım 1991’de Kadıköy’de uygulansaydı, Engin İpekoğlu’nun koruduğu kaleye Şifo Mehmet’in yaptığı vuruşun gol olup olmadığı 25 yıldır Ahmet Çakar’ın başını bu kadar ağrıtmazdı!

 

Gol çizgisi teknolojisi” eğer Commodore 64 ise, “Video hakem sistemi” de son model akıllı telefon. Herkes teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanırken, hakemleri “Futbolun otantikliği bozulur” diyerek bu nimetlerin %1’inden mahrum tutmak bana büyük bir haksızlık olarak geliyor. Türk futbolu özelinde ise bu yeni sistem haksızlıkları tamamen ortadan kaldırmasa da en azından minimize edecek. Buna adım kadar eminim. O yüzden masum itirazlarınıza karşı ilerlemeci tezlerimi savunmaya devam ediyorum!

 

TEMPO O KADAR DÜŞÜK Kİ DAHA DÜŞEMEZ!

 

VİDEO hakem sistemi gelirse, Türkiye’de oyunun temposu iyice düşer” diyenlere şunu sormak gerek: “Yayın gelirlerine bu kadar yüksek meblağlar ödenen başka hangi ligde maçın temposu bu kadar düşük ve futbol topu bu kadar az sahada kalıyor?” Yani bizim ligde tempo İngiltere Premier Lig’den hızlı da, “Video hakem sistemi” mi düşürecek?

 

Türk futbolunu yönetenler, “Futbol artık şov biznıs, büyük endüstri, taraftar da biraz müşteri olacak!” diyorlar. O zaman soruyorum: Şirketlerinizde hep, “Müşteri her zaman haklıdır” yazar. Bence futbol taraftarları asla %100 müşteriye indirgenemez. Ancak madem öyle diyorsunuz, soruyorum: “Müşterilerin tamamı mı haksız?

 

Video hakem sistemi, öncelikle Türk futboluna lazım. Hem yerel ligdeki hakem tartışmalarını azaltmak hem de Avrupa’da Ivan Bebekzede, Craig Thomsonzede olmamak için! Koskoca Kassai’nin bir saniyede karar veremeyip video hakeme başvurduğu pozisyonu Ivan Bebek, Craig Thomson gibi bakarkörler ya da “3 maymun aktörleri” nasıl daha iyi görüp doğru kararı verebilir ki?

 

ARTIK HAKEM DE KOVULACAK!

 

VİDEO hakem, Türk futbolundaki her sorunu çözmez ama programlarda hakem tartışmalarına ayrılan süreyi azaltıp futbolu geliştirecek konular üzerine eğilme süremizi çoğaltır. Hem yerel hem de global seviyede futbolun en büyük adaletsizliği de ortadan kalkar. En büyük adaletsizlik ne mi? Bir futbolcu 4 maç kötü oynayınca 5. maçta oynatılmıyor, kesik yiyor; kötü oynamaya devam ederse bir alt seviyeye gidiyor, daha az maaş alıyor. Bir teknik direktörün takımı 5 maç üst üste kaybetse o hoca işinden oluyor. Türkiye’dekiler gibi birçok hakem ise 15 maç kötü yönetse de 16. maçta görev alıyor. İşte size adil bir yetenek ölçer: Eğer bir hakem herkesin gördüğünü video hakem sistemi ile de göremez ise buyurun gelmesin bizim halı saha maçını bile yönetmesin!

 

Taraftarlar takımları hakem mağduru olunca, “Hakem puanımızı çaldı” der ya, işte diğer endüstriyel iş alanlarında birisi bir şey çalınca video görüntüsü hırsızlığın engelleyen en büyük araç olabiliyor. Aynısı hakemler için de mümkün!

 

HENRY NE YAPACAKTI?

 

2010 Dünya Kupası play-off turunda video hakem sistemi olsa koskoca Henry, Platini ve ortak sponsorları işbirliği sayesinde İrlanda’yı, “el”iyle eleyebilir miydi? “Video hakem futbolun ruhuna ters mesela Maradona’nın eli!” diyenlere de cevabım hazır: Aynı maçta Maradona’nın diğer golü, hani 6 İngilizi çalımlarla çarşı pazara gönderdiği gol “Yüzyılın golü” seçildi. O maçtan bahsederken “el”e ayırdığımız süreyi de o efsane çalımlara ayırırdık, daha ne olsun! Ne kadar Maradona o kadar futbol, ne kadar hakem hatası o kadar gevezebol!

Yazının devamı...