"Ali Ece" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ali Ece" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ali Ece

Ali Ece

Büyük kaptan Oğuzhan

21 Mayıs 2017

Doğru çalışıp doğru yaşayarak bir lider oyun kurucu ve kaptana dönüştü. Kaptan Oğuzhan santradan itibaren hem kaptanlık hem de oyun kuruculuk maharetlerini sergiledi. Altyapısında piştiği Arsenal’in futbol harikalarından Bergkamp’ın araştırmacı driplingi üstüne Fabregas verkaçıyla Aboubakar’a asistin kralını yaptı. Bergkamp emekli oldu, Fabregas daha çok yedek o yüzden Türkiye’de başkası benzer asist yaptığında “Oğuzhan asisti” olarak nitelenebilir.

FARK YARATIYOR

 Oğuzhan’a hep “Büyük maçlarda diğer maçlar kadar ağırlığını koyamıyor” eleştirisi yapılır. Bu eleştirilere %51 katılmıyorum. Türkiye’de ortalama 3 takım şampiyonluğa oynuyor, onlarla toplam 4 maç yapıyorsun kalan 30 maçta Oğuzhan’ın kalitesi ise şampiyonluk yarışında fark yaratıyor.

 F.Bahçe bu sezon hiç derbi kaybetmedi ancak şampiyonluk yarışında erken havlu attı. Hâlbuki ortada bir Oğuzhan’ı olsaydı, farklı olabilirdi. İlk yarıda hem topla maestroluk yapan hem de takımının en çok mesafe kat eden oyuncusu olan Oğuzhan, Türkiye çapında öyle büyük bir oyuncu.

 Beşiktaş’ın ilk yarıyı önde kapamasını sağlayan penaltı golü de Oğuzhan liderliğindeki bilinçli baskı sonucu geldi. Oğuzhan pasörlüğünün zirvelerinde dolaşırken Quaresma da dripling ve ortalarından bir “En İyiler” derlemesi izlettirdi.

ABOUABAKAR ZİRVEYE

 Gomez’in Wolfsburg’la küme düşmeme mücadelesi verdiği gün Aboubakar’ın Beşiktaş’ın şampiyonluk yarışında verdiği harika katkı manidar: İyi bir takımın yoksa ne kadar iyi olursan ol boş! Aboubakar’ın asistindeki oyun zekâsı bir yana, oyundan atılmadan muhteşem mücadele sergilemeyi öğrenmesi diğer yana. Hücum bölgesindeki çarpıcı %75’lik isabetli pas oranı ise Şenol Güneş’in hocalık maharetinin turnusol kâğıdı.

Yazının devamı...

 U17’de ikinci A Milli’de kaçıncı?

20 Mayıs 2017

En başta teknik direktör Mehmet Hacıoğlu ve Altınordu Kulübü olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler. Her şeyden önce futbolda son 5 yıldaki başarı(sızlık) ortalamamızın çok üstünde bir başarı. Çocuklarımız İspanya, İtalya ve Hırvatistan’ın olduğu gruptan çıkıp finale kadar yürüdüler. A millide bu üçüyle rakip olsak direkt  ‘yaslanma yaslanmama’ tartışmasıyla kendimizi elerdik! Finale 4. kez çıkan İngiltere’ye yenilmek ayıp değil, futbola bu kadar devasa paralar yatıran ülkenin milli takımıyla başa baş oynamak ise çok büyük başarı.

Zamanında o dönemki adıyla gençler kategorisinde yine finale çıkıp Robbie Fowler’lı İngiltere’ye finalde kaybetmiştik. O zaman hocamız Serpil Hamdi Tüzün’dü. Serpil Hamdi Hoca o maçla ilgili şöyle demişti: “Aslında kazanabilirdik de lakin rakibin hocasının ve oyuncularının bize gösterdiği korkuyla karışık saygı başardığımız işin boyutunu fazlasıyla gösteriyordu.” Mehmet Hacıoğlu’nun takımının İngiliz rakipleriyle maçını izlerken aynı ‘korkuyla karışık saygı’yı görmek o yüzden ekstra güzeldi. Zaten asıl başarı U17’de ders alıp A millide ders vermek!

SERGEN’İ YETİŞTİR AMA İŞ BULAMA!

Serpil Hoca’nın o sözünün gerisi gelmedi. Doğrusu getirmesi gerekenler getirmedi. Başta milli takım sporlarındaki ilk şampiyonluğumuz olmak üzere, altyapıda Sergen, Rıza, Ali, Feyyaz yetiştirmek, Metin’i geliştirmek gibi Türkiye ölçeğinde sonsuz başarılara imza atan Serpil Hamdi ile TFF yolları ayırdı. Beşiktaş da altyapının çölleşirken Tüzün’ü göreve geri getirmedi.

MUSTAFA REŞİT BOSZ MU, PETER AKÇAY MI?

yıllar sonra Mehmet Hacıoğlu ve çocukların başarısını tebrik etmek yetmez, peşine düşmek gerekir. Serpil Hamdi Tüzün, Cruyff’un oynadığı Ajax’ta staj yapmak için eldeki avuçtaki iki kuruşu da idealleri için harcamıştı. Yıllar sonra Mustafa Reşit Akçay tek malvarlığı arabasını satıp benzer bir staj projesine yatırdı. Bu sezon A takım seviyesinde Osmanlıspor hocası olarak tarihi bir başarıya imza attı. Hollanda’da olsa Peter Bosz gibi gelişmekte olan takımdan Ajax gibi ülkenin en güçlü takımlarından birinin başına getirilirdi. Kim bilir belki de Bosz gibi takımını UEFA finaline çıkarabilirdi. Akçay hocaya herhangi yüksek profilli bir teklif geldi mi?

TÜZÜN-YAVAŞ’IN KULÜPLEŞMİŞ HALİ

ne

Yazının devamı...

Kalan maçlarda 3’te 3 için...

16 Mayıs 2017

Tam aksine gömülü Bursa derin savunmasına karşı öne doğru hızlı oynayıp rakibin dengesini bozmak gerekiyordu. Bilakis ilk gerçek Beşiktaş tehlikesi de hızlı bir derin top sonrası geldi. O pozisyonda Sivok son adam mıydı, tekrar izlemem gerek. 18’de Quaresma istem dışı mı yoksa hatalı müdahale mi yaptı? Uzun lafın kısası bir an önce video hakem uygulamasına geçmek gerekoğlu gerek!

İLK 45’TEKİ HATALI TERCİHLER

Beşiktaş’ın ilk yarıda daha akılcı yerleşmeli, tempoyu yükselterek hücumda alanı genişletmeliydi: Bu kadar derin alan savunmasına karşı Talisca’nın ekstra şutları yokken Oğuzhan’ın klasik 10 numara gibi değil de ‘klasik Oğuzhan’ gibi Atiba’ya yakın oynaması lazımdı. Zaten ilk yarıda Beşiktaş’ın en fazla hücum sürekliliği yakaladığı ve etkili olduğu dakikalar Oğuzhan’ın 10 numaradan çok sağ iç oynadığı bölümler oldu. Merkezdeki Oğuzhan’ın top alma pozisyonunun yanı sıra iki sol bekle oynanan rakibe karşı sürekli sağdan oynamak da faydasız bir inattı.

TEMPO VE ÇİFT SANTRFOR

2. yarıya Beşiktaş daha etkili başlasa da 60’ta Fabri kendisini taraftara sevdirdiği cinsten kritik kurtarışlarından birisini yaptı. Tabii ki tüm siyah-beyaz bilinçaltları ‘Geçen hafta da bu sevdiğimiz Fabri gibi olsaydın ya’ demeden yapamadı. Sonrasında mevkidaşı Harun kalesinde devleşti.

Beşiktaş 62’de 4-4-2’ye döndü. Cenk ilk pozisyona girişinde golü atarken diğer santrfor Aboubakar 10 numara asist yaptı! Asistin asisti yine Tolgay imzalıydı. Aboubakar’ın son saniyedeki golü de klastı. Bir maçta daha oyunun temposu yükseldikçe Beşiktaş’ın oyun kalitesi yükseldi! Kalan haftalarda 3’te 3 yapmak için bir numaralı olmazsa olmaz bu yüksek oyun temposu.

Yazının devamı...

Neden Türk futbolu son 4'te olmaz?

13 Mayıs 2017

Çünkü ‘Beyaz Gölge’ TV’de yayınlandığından beri defalarca yeni uyarlaması yapılmıştır. Türk Futbolu’nun sadece günde iki kez doğru zamanı gösteren durmuş bir saat olduğunu ise yıllar önce ‘Ya Ya Ya Şa Şa Şa’ filminde izlemiştik. Türk futbolu adına maalesef halen aynı filmi izliyoruz.

Türk basketbolunda futboluna göre dayanışma vardır. Yerel ligde zaman zaman her ligde olduğu ölçüde ezeli rekabet ezeli düşmanlığa dönüşme tehlikesi geçirse de son tahlilde Türk futbolundaki ezeli düşmanlıkların yanında en fazla ‘Leyla ile Mecnun’daki Arda ve Mecnun’un atışmaları gibi kalır: Bir şekilde birbirini besler. Misal Obradoviç övülürken “Ergin Ataman bile...” diye söze başlanır ya da tam tersi.

Ben hep futbolcu olmak istedim ancak ailem kekemeliğim geçsin diye basketbola verdi. Aydan Siyavuş-Aydın Örs ekolünde basketbol kadar hayatı da erken yaşta öğrendim, öğrettiler. Efes’in U12 takımındayken “Büyüyünce ne olacaksın?” anketinde cevapların % 90’ı Orhun Ene, Erman Kunter, Drazan Petroviç, Michael Jordan’dı. Amatörden profesyonel lige çıkış maçından bir hafta önce ise oynadığım futbol takımının en iyi oyuncuları benzer ankette “Parayı bulacağım, popçuyla aşk yaşayacağım” cevabını vermişlerdi! Basketbolda dünyaları kazandık, futbolda dünya kadar borç yaptık.

BORÇ NASIL ERİTİLİR?

Yazının devamı...

 Sinir harbi ve Fabri

8 Mayıs 2017

Oyunun ortaya sıkışmasına izin vermedi: Gökhan ve Adriano hem bek hem de ekstra oyun kurucu olarak oyunu başlattılar, baskıyı etkili olmadan kırdılar.

O PASA YAZIK OLDU!

Atiba’nın yerine klasik önliberolardan biriyle değil derin oyun kurucu Tolgay’la başlamak çok doğru bir taktiksel tercihti. Pratikte de fark yaratan bir hamleydi. Tolgay sadece ilk golde asistin asistini yapmakla kalmadı. Bu kez teknik yeteneklerini çelik sinirle harmanlayan Oğuzhan’la beraber Tolgay, Beşiktaş’ın oyunun temposunu kendi lehine dikte etmesini sağladı.

Tosiç olmayınca yani Beşiktaş’ı 10 kişi bırakmayınca Talisca sahada kaldı. Bu kez Advocaat’ın adam adama hapishanesinden tünel kazan serbest gezgin rolünde çok doğru işler yaptı. İlk 45’te F.Bahçe’nin bir diğer sıkıntısı İsmail-Sow sol kanadının defansif açıdan kopuk kalmasıydı.

GÖKHAN-QUARESMA HATTI

Bundan da Gökhan Gönül-Quaresma sağ hattı ve en doğru zamanlarda onları görmeyi başaran Talisca-Oğuzhan-Tolgay üçlüsü Beşiktaş lehine faydalandılar. Quaresma driplingler ve çalımlardaki parlak başarısının 10’da 1’ini sonrasında doğru kararı verirken kullansa Beşiktaş daha fazla gol atabilirdi. İlk 20 dakikada Aboubakar biri çok net 2 pozisyon kaçırırken Oğuzhan’ın Dani Alves’e nazire yaparcasına attığı topukla anahtar pasa yazık oldu! Fenerbahçe ise ilk yarıda Atınç’ın hataları ve duran toplar dışında pozisyon üretemedi.

İSMAİL İÇİN TALİHSİZ GECE

Advocaat

Yazının devamı...

Beşiktaş’a çelik sinirli adam Fener’e Bursa’daki Ozan lazım

6 Mayıs 2017

Kupa maçında Van Persie’nin tuzağına düştü, yenilginin en büyük sorumlusu oldu. O yüzden kim daha ‘çelik sinir’liyse, o oynamalı. Lens, Fenerbahçe’nin en büyük hücum silahı. Dolayısıyla Beşiktaş’ın sol stoper oynayacak oyuncusu, Lens’in karşısındaki sol bek Adriano’nun kademesinde de oynayacak.

LENS’E FAUL VERME

Durmayan toplarda bu faktör Şenol Güneş’in tercihini belirleyecek. Lakin Lens, duran toplarda da F.Bahçe’nin en önemli silahı. Özellikle kendi oynadığı sağ kanattan çok etkili duran toplar kullanıyor. Tosic yerine oynayacak sol stoper Lens’e etkili duran top fırsatları yaratacak faul yapmamalı.

Atınç, hava toplarını karşılamada en iyi opsiyon olsa da yere yatarak müdahale kasınca, bu tip fauller yapabiliyor. Mitrovic, Beşiktaş formasıyla en iyi maçını kupadaki Fenerbahçe maçında oynamıştı, ama gerisi gelmedi. Maç eksiği, uyum sorunu, Marcelo’nun partneri değil de oyuncu tipi olarak alternatifi gibi olması en büyük dezavantajı olarak gözüküyor. Necip oraya monte edilirse, Atiba idmana çıksa da % 100 fit değil ve Şenol Hoca son zamanlarda İnler’dense Necip’i önliberoda oynatıyor.

F.BAHÇE’NİN EN ÖNEMLİ EKSİĞİ TOPAL MI?

F.Bahçe’ye kupadaki Beşiktaş derbisini kazandıran 1 numaralı faktör Van Persie’nin Tosic’e yaptırttığı hata ise, 2 numaralı faktör Atiba-Oğuzhan-Talisca orta sahasına yaptıkları adam adama baskıydı. Bu oyunu en iyi oynayabilen Türk, önlibero Mehmet Topal. Onun yokluğunda Kadıköy’deki G.Saray derbisinde sarı-lacivertli formayla en iyi maçını önliberoda oynayan Neustadter oraya gelir.

Ancak F.Bahçe’nin en değerli üç oyuncusundan birisi olan Kjaer’in sakatlığı nüksederse Advocaat’ın Skrtel’in yanına koyabileceği tek stoper opsiyonu da Neustadter. Topal’ın yokluğu bu açıdan duble dezavantaja dönüşebilir. Yine de Advocaat, bu sezon İstanbul derbilerinde hiç yenilmemiş bir büyük maç taktisyeni. İlk geldiğinde “Gagarin gibi hoca: En yüksek seviyede maçlarda uçar, uçurur. Düşük seviyede Gagarin gibi kazalar yapabilir” demiştim. Hoca hiç değişmemiş!

HAKEM AYDINUS İÇİN NELER SÖYLERSİNİZ?

Yazının devamı...

 18 dakikalık rezalet

1 Mayıs 2017

Hâlbuki Beşiktaşlı oyuncular sadece birkaç gün önce Başakşehir’in Fenerbahçe’yle oynadığı kupa maçını izlemiş olsalar, rakibin benzer bir tam saha presle başlayacağını tahmin edip ona göre hazırlanırlardı. Ancak birçoğu maça uzun süredir hiç futbol izlememiş, oynamamış gibi başladılar. İlk golde Cengiz kademeli kontrol edilmeli, bu kadar gözden kaçırılmamalıydı. Aslında sezon başında fellik fellik kenar forvet ararken Altınordu harikası bu genç, bonservisi 700 bin Euro’yken kaçırılmamalıydı. 2. golde Visca ofsayttı lakin U15 savunmacısı dahi hakem bayrağı kaldırsa bile koşmaya devam edilmesi gerektiğini bilir!

İlk yarıdaki kadar kötü bir Marcelo daha önce hiç izlemedik, ayağında pranga varmış kadar yavaştı. Tosic’in kademe hataları bir yana, pas hataları diğer yana. Bazı maçlarda Beşiktaş forması giymesi en büyük hata! 3. golü ise Fabri’ye sormak lazım!

ABDULLAH AVCI’YA TEBRİKLER

Şenol hoca takımı bu maça alışılmış yüksek teknik adamlık kalitesinde hazırlayamamış. Abdullah Avcı’ya ise tebrikler: Bu sezon sadece Türkiye’de değil Avrupa’da gücünü herkese kabul ettiren Beşiktaş’ı yenmek çarpıcı bir başarı. İlk yarıda yaptırdığı hücum pres ve neredeyse 15 metrelik takım boyu teknik adamlık hüneridir.

Beşiktaşlı oyuncular ise kalan haftalarda şunu unutmamalı: 7 puan farktan şampiyonluk verirsen, Napoli’yi yendiğin muhteşem gece dahil olmak üzere bu maç öncesine kadar harika gözüken sezon külliyen çöpe gider. Napoli’yi yenen harika takım değil 7 puandan şampiyonluk veren şaşkınlar olarak hatırlanırsın!

Yazının devamı...

 Derwall’in Dursun Özbek’i

30 Nisan 2017

Ama %1’lik itirazım var. Özbek’in en iyi 11’indeki Dursun Özbek, kendisi değil. Başkanlıkta başarısız Özbek, G.Saray’da hiç oynamadı. O ilk 11’deki Dursun Özbek, 1986’da rahmetli olan Dursun Özbek’tir.

KiTABINI ADADI

1986 kışının son günlerinde tüm spor sayfalarında o başka Dursun Özbek vardı. Geleceğin yıldızı genç yetenek olarak Dursun Özbek, G.Saray antrenmanda hayatını kaybettiğinde 17 yaşındaydı. O dönem G.Saray’ı çalıştıran tarihin en büyük hocalarından Jupp Derwall, daha sonradan yazacağı kitabını Dursun Özbek’e adayacaktı.

Başkanın öz yeğenini 11’e koyması, Derwall’in saygı duygusu artı bir. Başkanın ilk 11 tercihi hariç, en büyük sorunu akrabalarını kulüpteki kilit görevlere getirmesi. Daha doğrusu bu akrabaların o görevlerde çok başarısız olmaları! Hadi, genç yeğenin üstlendiği e-spor görevi ülkemiz için çok yeni olsun, ama futbol şubesi halen ülkenin en çok kupa kazanan takımlarından biri. Aynı Galatasaray, uzun süre sonra başkanın kardeşinin de belirleyici olduğu futbolda sezonu kupasız kapatacak!

BÖYLE GiTMEZ

“Bir sezon da kupasız olabilir” diye itiraz eden az sayıdaki Özbek taraftarı, kendi kalene gol atıyorsun! Çünkü G.Saray yıllar sonra ilk kez kendi sahasında oynadığı 4 derbide rakiplerine gol bile atamadı!

Özbek, hayatında ilk kez başarısız oldu. Hayata eksiden başlayıp hep çok başarılı olan bir Özbek var. Duygun Yarsuvat’ın Özbek’e kefil olmasının sebeplerinden birisi de bu. “Parayı veren düdüğü çalar”, bazı sektörlerde geçerli olabilir, ama futbolda parayı doğru kullanmayan sadece parayı harcar!

Hiç, “

Yazının devamı...