"Ali Ece" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ali Ece" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ali Ece

Ali Ece

1 Medel 3 oyuncuya bedel!

12 Ağustos 2017

Üstelik de kadrosuna bugüne kadar aldığı en kariyerli stoper olan Pepe’yi katmasına rağmen. Beck, Gökhan Gönül’den sonra hücumda çok yavan kalırken en güçlü yönü olan, alan ve adam markajında da gerilemiş gözüktü. Tosiç’e ekstradan yazacağım hiçbir şey yok: 2 sezon önce yedek sol bek olarak alınan devşirme stoper, bu sezon Devler Ligi gruplarında 3. torbaya yükselmiş takımın ideal stoperi olamaz. Şenol Güneş tam da bu yüzden Pepe gelse bile Marcelo’nun gitmesini istemiyordu. Aslında Beşiktaş’ta kimse Marcelo’nun gitmesini istemiyordu ancak Finansal Fair Play belasının son sezonunda finansal açıdan başka hamle olanağı yoktu.

GÜVEN VERECEK

Gökhan Gönül sakatken pekâlâ Konya maçının son yarım saatinde olduğu gibi Adriano sağ beke, Caner sol beke geçebilir. Lakin uzun süren bir aşil tendonu sakatlığı yaşayan Caner’i sezonun en başından aşırı zorlamamak tercihine de saygı duymalıyız. Yani Beck düzelmeyecek gibiyse sağ bek oynayabilecek bir oyuncu da Tosiç, Mitroviç’lerin stoperde vermediği güveni verecek stoper oynayabilecek bir oyuncu da gerekliydi.

Ayrıca geçen sezon tüm takımın ama en başta da savunmanın kusurlarını ‘kusursuzca örten’ Atiba’yı yedekleyecek bir oyuncu da gerekli. Şenol Güneş’in geçen sezon başında özellikle Şampiyonlar Ligi’nde Atiba-Gökhan İnler ikilisiyle başladığını da hesaba katalım. Yani Tolgay gibi derin oyun kurucu rolünde muazzam ofansif zenginlik katan bir oyuncunun yanı sıra Atiba’nın zaman zaman yerine zaman zaman yanına daha net bir önlibero da gerekli.

KADEME ÖĞRETİR

Beck’in yerine daha tempolu, ayağı daha düzgün, daha hızlı bir sağ bek arıyorsanız Medel o görevi de üstlenebilir. Sağ bek Medel’in oynayabileceği joker yan rollerden sadece bir tanesi. Şili’yi çalıştırırken Sampaoli, Medel’i stopere ilk çektiğinde “Bu hoca, Bielsa’dan bile deli” demiştim tabii ki ben değil Sampaoli haklı çıktı. Şili 2015’te Copa America şampiyonu olurken daha çok stoperde oynayan Medel de Messi’lerin yer aldığı ‘En İyi 11’e seçildi.

Medel’in boyu 1.71 ancak öyle bir zamanlama ve sıçrama yeteneği var ki zaman zaman kendisinden 15 santim uzun pivot santrfora bile kafa topu vermiyor. Zamanlama başarısı, Medel’in o sert ve hızlı oyun karakterini zirveye çıkartan oyun zekâsı ve üst düzey taktik-pozisyon bilincinin sadece bir boyutu. “Kademe nedir, nasıl yapılır?” konulu bir modern futbol videosu çekilse Medel’in önlibero ya da stoperdeki birçok müdahalesi örnek olarak o videoda yer alabilir.

Peki,

Yazının devamı...

Savunma biçimsizliği

7 Ağustos 2017

Daha öncekilerden sonra Beck ehven-i şerdi. Lakin Gökhan Gönül’den sonra Beck hücumda yetersiz, savunmada dengesiz kalıyor. Savunmanın ortasına ise Pepe gelmesine rağmen sol stoperde bir başka savruk isim Tosic olduğu için kolektif savunma yerleşimi ilk düdükten itibaren alarm verdi. Yenilen golde de aynı yerleşim hatası söz konusuydu. Fabri de hatalıydı: Orada ya Schmeichel edasıyla çıkıp rakip forvete evine giren hırsız muamelesi yapacaksın ya da o kadar öne çıkıp aşırtma yapma fırsatı vermeyeceksin!

TALISCA MUMLA ARANDI

MUSTAFA Reşit Akçay’a tebrikler. Akçay’ın doğru planı ilk 60 dakika Beşiktaş’ın tüm zaaflarından faydalanırken, tüm güçlü yönlerini de etkisizleştirmeyi başardı. Tolgay’ın birkaç hücum yönü değiştiren diyagonal uzun pası dışında Beşiktaş, en güçlü yanı olan paslarla fark yaratamadı. Hücumda Talisca’nın ekstralarını mumla aradı.

60’taki Caner-Negredo hamlesi sadece Adriano’nun sağ bekteki sorunu çözmesine yetti.

MAÇIN ADAMI: SKUBİC

Skubic, geçen sezon da ligin en iyi 3 sağ bekinden birisiydi. Kaldığı yerden devam etti. Maç boyu kusursuz bir performans sergiledi. Penaltı vuruşunda soğukkanlıydı.

Yazının devamı...

Uyum sağlar sakatlanmazsa gol kralı: Negredo

4 Ağustos 2017

NEGREDO’yu Almeida’ya benzetenler var. Solak ve futbolcu olmaları dışında en ufak benzerlikleri yok! Bundan Almeida’nın sol eliyle resim yaparsa Picasso olamayacağından emin olduğum kadar eminim. Picasso, dalının en iyisiydi. Negredo santrforların Picasso’su değil tabii ama Türkiye’ye gelen en kariyerli ve en yetenekli 5 santrfordan birisi. Şota ve Gomez hariç Şenol Güneş yönetiminde Türkiye gol kralı olan oyuncuların hocayla çalışmadan önceki seviyelerini hatırlatmak gerek! Gol kralları bir yana Bakambu gibi Sochaux’da 100’den fazla maçta attığı golü 40 maçta Bursa’da atan siyahi forvetin Şenol Güneş’in teknik eli değdikten sonra İspanya gibi gol sanatının en düzey icra edildiği bir ligde nasıl el üstünde tutulduğunu hatırlatalım. Volkan Şen, Umut Bulut gibi maalesef gol atmaktan çok kaçırmasıyla ünlü olan oyuncuların Güneş yönetiminde nasıl gol yollarında zirve yaptıklarını hesaba katalım.

KUSUR ONDA DEĞİLDİ

- Negredo tam tersine en zayıf yönü takımına gol attırma özelliği olan Karanka yönetimindeki Middlesbrough’ın gollerinin yüzde kaçını kaydetti? Geçen sezon Middlesbrough, İngiltere Premier Lig’de sadece 27 gol atarken Negredo 9’unu bizzat kaydetti, 4’ünün de asistini yaptı. Premier Lig tarihinin en zor gol atan takımının gollerinin neredeyse yarısında Negredo vardı. Ya Negredo olmasaydı? Middlesbrough taraftarlarının sosyal medyada yazdığına göre tarihin en sıkıcı takımı olurlardı! Geçen sezon Negredo kötü değildi, hücumu keçiboynuzu gibi olan takımın dibinden çıkan bir tutam futbol balı gibiydi. 

ALTIN ÇAĞ’DA 19 KEZ MİLLİ

- Karanka yönetimindeki hücum kabızı Middlesbrough’da bile gol atabilen bir adam, Güneş yönetimindeki Oğuzhan, Talisca, Quaresma, Babel, Tolgay, Caner, Gökhan Gönül, Adriano’su olan bir takımda neler yapar? 1.86’lık boyu ve zamanlama yeteneğiyle kenar ortalara kafa vurur, topu kontrol edip soluyla nokta işi plaseler yapar, kalecinin öne çıktığını fark ettiği anda estetik usta aşırtma vuruşları yapar.

Form geçici klas kalıcı diye tarif edilebilecek kalibrede santrforluk yetenekleri vardır.

Bu yetenekleri sayesinde üst üste üç turnuva kazanan İspanya Milli Takımı’nın Altın Çağı’nda 19 kez milli formaya layık görülmüştür.

BÜYÜKLERE KAFA TUTTU

Yazının devamı...

Fenerbahçe’nin Graz raporu

29 Temmuz 2017

Graz deplasmanında da son iki sezondan farklı, kısa sürede “teknik direktör takımı” harmanında iyi hazırlanmış bir Fenerbahçe izledik. Teknik direktör katkısını aşama aşama masaya yatırabiliriz. Birincisi, eldeki kadroda geçen sezona göre daha verimli oynayan oyuncular izledik. Alper, uzun süredir Fenerbahçe formasıyla açık ara en iyi performansını sergilerken, Ozan Tufan Kadıköy’e adım attığından beri kendisinden talep edilenleri ilk kez net anlamış şekilde oynadı. Ozan’ın Fenerbahçe’de kalmak için başka bir şansı da yok. Performansını sürekli artırarak devam etmeli çünkü Mehmet Topal ve Mehmet Ekici %100 fit olunca merkez orta sahada forma tam anlamıyla kanaryanın ağzında olacak.

ALPER POTUK’U VALBUENA PARLATTI

Teknik adam katkısına ikinci kriterden bakalım: Transferler ve kadro kimyasında yeniler yani Valbuena, Dirar, Isla tam isabet transferler olarak katkı yaptılar. Alper’in performansını yükselten en önemli faktör bilakis Volkan Şen ile Valbuena arasındaki taktik zeka ve ofansif repertuar farkıydı. Alper, Valbuena ve Dirar’a atıp boşa kaçınca topun isabetli şekilde kendisine geleceğini bilerek oynayınca performansıyla parladı.

YENİ ‘GENÇ SEMİH’ AHMETHAN

Genç Ahmethan da abilerine taktiksel uyum sağladı. Fenerbahçe’de en azından 3. santrfor kontenjanını Emenike’ler işgal edeceğine, Ahmethan’lara yeni “Genç Semih” olma şansı tanınmalı.

Aykut hocanın yeni ile eski, genç ile tecrübeli oyuncuları harmanlayan takımının performansı 70’e kadar geçen iki sezondakinden daha fazla umut vaat etti. 70 sonrası düşüşü Aykut hoca yoğun idman programına bağlarken aslında bir nevi “Merak etmeyin, bir önceki dönemden ders aldım, bu sezon Kadıköy’e tam kadro çıktığımızda aynı sıkıntı yaşanmayacak” demeye getirdi. Niang tipi bir santrfor ve daha iyi bir sol bekle Kocaman’ın Fenerbahçesi daha da fazlasını vaat edebilir.

Yazının devamı...

Pas oyununun ideal sağ beki: Isla

25 Temmuz 2017

2007’deki U20 Dünya Kupası’nın kazananı Arjantin kadar Udinese de oldu. Güney Amerika scout’ları Einstein titizliğinde olan Udinese, turnuva boyunca adeta hem sağ bek hem sağ iç hem de sağ açık gibi oynayan 19’undaki Isla’yı Şili’de oynadığı kulübünde hiç profesyonel maça çıkmadan transfer edecekti.

Şili’deki takımının hocası eski Beşiktaşlı Del Solar hariç herkes Isla’ya hayran kalmıştı. Del Solar’a göre Isla’nın daha zamanı vardı çünkü altyapıda forvet olarak yetiştiği için savunmasını yetersiz buluyordu.

İtalyanlara göre ise Isla’nın ofansif yetenekleri daha 19 yaşında oynadığı takımı kanattan uçurmak için yeter de artardı. Udinese belki de o yaz 1 milyon Euro altında bir bedelle alınabilecek en yüksek potansiyelli ofansif sağ beki aldı çünkü 3-5-2 oynayacaktı. Isla özellikle Udinese’den güçlü takımlara karşı baskıyı kırabilecek bir pas tekniği kadar kontra ataklarda direkt kaleye gidip hücumu yönlendirebilecek bir hız ve oyun zekâsı dengesine sahipti.

BÜTÜN DEVLER İSTEDİ

- Scout’lar haklı çıktı ve Isla, Udinese’nin Altın Çağı’nda sağ kanadın vazgeçilmezi oldu. Serie A’dan sonra 2010 Dünya Kupası’nda da Şili’nin Bielsa yönetiminde oynadığı etkileyici futbolda kilit oyuncularından birisine dönüştü. Arjantinli hoca, Isla’yı U21’e vermeden direkt A milliye çağırdığında, kendine özgü 3-3-1-3’te onun hızı ve kanat hücumculuğunun yanı sıra mutlak topa sahip olma oyununda hücumda alanı genişleten kilit pas istasyonlarından birisi olarak da kullandı.

2010 yazında Isla’yı Milan, Inter, Roma ve Juventus’un yanı sıra Sevilla, Valencia, Real Sociedad ve Atletico Madrid de transfer etmek istedi. Ancak Udinese 525 bin Euro’ya aldığı Isla için 20 milyonluk bonservis bedeli talep edince daha büyük bir takıma transferi 2 yıl gecikti.

Bielsa, Isla’yı Şili Milli Takımı’nda zaman zaman merkez orta saha da oynatıyordu ki Udinese de zaman zaman en iyi dönemindeki Gökhan İnler’in yanına merkeze Isla’yı yerleştirdi. O dönemde Bielsa “Keşke iki Isla olsaydı, biri sağ kanat bekinde diğeri sağ içte. Daha da güçlü olurduk” diyecekti.

26 KAT DEĞER KAZANDI

Yazının devamı...

Yıllardır aranan sağ bek: Mariano

19 Temmuz 2017

Yıllardır ister istemez gölgesinde kaldığı Daniel Alves cezalı olduğu uzun süre sonra Mariano yeniden Brezilya kadrosundaydı. Ne de olsa Alves’ten sonraki tufanda Barcelona’nın geçici çözüm olarak düşündüğü oyunculardan birisi de Mariano’ydu.

Üst üste UEFA Ligi şampiyonluğuna ambargo koyan Sevilla, dâhi sportif direktörü Monchi’nin ‘fırsat transferi’ olarak gördüğü Mariano’yu 2015 yazında 3 milyon Euro’ya almıştı. Mariano, Avrupa’ya gelmeden önce Fluminense’de oynarken de Alves’in sahada olamadığı ender zamanlardan istifade edip Brezilya Milli Takımı’nda oynayabilecek seviyede bulunmuştu. Bordeaux macerası ise Mariano’ya zaman kaybettirmişti: Tam anlamıyla “Yanlış Zamanda Yanlış Yerde” şarkısının futbol versiyonuydu.

25’İNDE EN AZ 10 MİLYON EDERDİ

Mariano, Sevilla kadrosuna katıldığında “Birkaç yaş genç olsa bonservisi en az 10 milyon ederdi, o zaman böyle oynasaydı Mariano’yu alamazdık” demişti Monchi. Mariano, Monchi’nin yüzünü kara çıkarmadı. 2016’da Sevilla bir kez daha UEFA şampiyonu olduğunda finalde Liverpool’u yıkan oyuncuların başında Mariano geliyordu. Ofansif özellikleri derme çatma sağ açık kalibresinde olan Mariano, önünde oynayan ve defansif özellikleri iyi bir sağ bekinki kadar iyi olan Coke ile 2. yarının başında bir başladılar, pir başladılar: Liverpool sol beki Alberto Moreno, Mariano-Coke sağ kanat rüzgârı karşısında kumdan kaleler gibi dağıldı gitti. Liverpool Teknik Direktörü Klopp, Moreno’nun bir daha yüzüne bile bakmadı, geçen sezonun neredeyse tamamında yılların orta sahası James Milner’ı sol beke devşirdi.

TARIK ÇAMDAL’LA KIYASLARSAN ALVES!

TFF Başkanı, en çok beğendiği Türk futbolcunun Tarık Çamdal olduğunu söylemişti ama Tarık’la Mariano’nun futbol yeteneklerini karşılaştırmak Mariano’ya hatta Cafu, Dani Alves ve tüm Brezilyalı yeteneklere ayıp olur! Tarık ile Mariano’nun bonservis ve maaşlarını karşılaştırınca bile Mariano’yu izlemiş olan Galatasaray taraftarlarının gözlerinden akan sevinç gözyaşları sel olur!

İspanya La Liga gibi neredeyse her takımda çok iyi orta yapabilen sağ beklerin olduğu ligde Mariano orta ve pas kalitesi olarak ilk 6’ya girer. Bu da Türkiye Ligi ortalamasının üstünde olmak için yeter de artar. Atletiktir, Türkiye Ligi bek ortalamasının birkaç gömlek üstünde bir hıza sahiptir. Driplingi, topla kat etmesi üst düzeydir, derme çatma sağ açık kadar hücumda etkili oynadığı maçları say say bitmez. Savunmada Capone kadar disiplinli ve pozisyon bilgisine sahiptir, Sevilla’nın başı sıkıştığında Mariano’yu stoper oynatmışlığı bile var.  Peki, Sevilla neden mi bırakıyor? Çünkü Corchia’yı alıyor. Galatasaray neden mi alıyor? Çünkü Corchia’yı alamadı. Corchia yaşı itibarıyla daha cazip bir oyuncu o ayrı.

Mariano

Yazının devamı...

Volkan geçen yılki gibi oynarsa Kameni birinci kaleci olur

14 Temmuz 2017

AFRİKA’dan kaleci çıkmaz” tıpkı “kaleciden iyi teknik direktör olmaz” kadar içi boş, köhnemiş bir klişe. Futbol tarihinin en iyi iki kalecisinden birisi olan Buffon, 1990’da İtalya’da düzenlenen Dünya Kupası’nı izlerken Kamerun’un kalecisi Thomas N’Kono’ya hayran kalarak kaleci olmayı karar vermiş.

ETO’O’NUN YOLDAŞI
N’Kono’dan önce Buffon orta saha. Kameni ise futbola santrfor olarak başlıyor çünkü N’Kono’nun kaleyi koruduğu efsane 1990 model Kamerun’un ihtiyar delikanlısı santrfor Roger Milla’ya hayran. Ciddi anlamda futbol eğitimi almaya başladığı Kadji Akademesi’ndeki takımda ise hâlihazırda bir başka Roger Milla hayranı genç santrfor var: Samuel Eto’o! Eto’o ve Kameni’nin yanı sıra Mbia, Chedjou, N’Koulou’nun da altyapısında yetiştiği Kadji Akademisi o yıllarda bir nevi Fransa Ligue 1’in Kamerun altyapısı olarak faaliyet gösteriyor.

Daha o zamandan çok özel yetenekleriyle fark yaratan Eto’o, Marsilya ve Paris Saint Germain tarafından denenip Kamerun’a döndükten bir süre sonra Le Havre, 16 yaşındaki Kameni’yi çok beğenerek transfer ediyor. Fransızların, Kameni’ye adeta bayıldıkları yer tabii ki 2000 Olimpiyatları! Finalde Xavi’li, Puyol’lu İspanya’yı yenerek şampiyon olan Kamerun, Serpil Hamdi Tüzün’ün “Turnuvalarda iyi bir kaleci ve iyi bir santrfor takımın yarısıdır” sözünü haklı çıkarıyor.

Yazının devamı...

Kucka ve Medel Ersun Yanal’ın ideal futbolcuları

8 Temmuz 2017

İlk yarıyı puan olarak UEFA Ligi kontenjanının çok gerisinde kapamasına rağmen 2. yarıda Olcay, Pereira, Mas gibi doğru takviyeler ve Yusuf Yazıcı’nın harika yeteneklerini sergileyecek şansları bulmasıyla kâbus gibi başlayan sezonda bir ara Avrupa kupalarına katılma hakkıyla bitirmenin kapısına kadar geldiler. Ancak sezon sonuna doğru gerisi gelmedi. Bunun iki ana sebebi vardı: Birincisi takımın merkezdeki kırılganlığı, ikincisi de gol yollarındaki saç baş yolduran hatalı tercihlerdi.

KUCKA KOMPLE ORTA SAHA

Bu hafta Trabzonspor, birinci ana sorununu çözmek adına nokta transfer hamlelerini başlattı. Kucka ve Medel’in ortak noktaları, “rakip yiyen” cinsten muazzam savaşçılar olmaları. Ersun Yanal’ın başarılı olduğu her takımda mutlaka bu tip rakip yıkıcı, caydırıcı oyuncu karakterleri belirleyici rol oynamıştır. Kucka hem 6 hem de 8 numarada, Medel ise hem önlibero hem de stoper olarak savaşçılıkları artı Türkiye Ligi standartlarında iyi top kullanma özellikleriyle Trabzonspor’a büyük katkı sağlayabilecek kalibrede oyuncular.

İkisi de kendi milli takımları Slovakya ve Şili’nin tarihlerindeki en başarılı dönemlerinde kilit rol oynamış, takımın iskeletinde fark yaratan katkılar sağlamış oyuncular. Onazi’nin aksine dalgalı değil sürekli belli seviyede istikrarlı oyun karakterlerine sahipler.

Kucka tam Yanal’ın kafasındaki ideal orta saha oyuncusu: Rakipten önde, ortada ya da savunmaya yardıma gelerek geride top kapabiliyor. Takımı oyunu ön alana yığdığında orta saha ile rakip ceza alanı arasındaki büyük alanı üstün pozisyon alma özelliği ile küçültüp dönen topları ustalıkla toparlayabiliyor. Topladığı topları da sade ama efektif, akılcı bir top tekniği ile olumlu şekilde dağıtabiliyor, hücum sürekliliğini sağlıyor. Zaman zaman uzaktan bazuka gibi şutlarla tehlikeli de olabiliyor.

PİTBULL MEDEL

Medel ise orta sahada oynatıldığı zaman Kucka’ya göre daha geride daha klasik önlibero gibi oynuyor. Lakabı Pitbull olan Şilili oyuncu stoperde görevlendirildiğinde de kesiciliğinin yanı sıra geriden oyun kuruculuğuyla da büyük katkı sağlayabiliyor. Özellikle Sampaoli çalıştırırken Şili’nin maç içinde bir 4’lü bir 3’lüye dönen savunma kurgusunda Medel taktiksel açıdan kilit oyuncuydu. Sert olduğu kadar zeki de bir oyuncu.

Kucka

Yazının devamı...