"Deniz Gürel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Gürel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Gürel

ATO Meclisi’nde ipler geriliyor

25 Şubat 2017

Önceki gün yapılan ATO Meclis Toplantısı’nda sert tartışmaların yaşandığını öğrenince olayın perde arkasına ‘bir bakayım’ dedim ve çok enteresan bilgilere ulaştım.
Meclis toplantısının son bir saatinde gerçekleşen tartışma Osman Gökçek ekibinin ATO Başkanı Gürsel Baran ve yönetimine eleştirileriyle başlıyor.
Çok uzun ve spekülatif konulara da girilen tartışmayla ilgili iki taraftan edindiğim bilgileri özetle paylaşayım.

* * *

Seçimi kaybeden ve bu durumu başta TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve ATO eski Başkanı Salih Bezci’ye bağlayan Osman Gökçek, Baran yönetimine şu eleştirilerde bulunuyor:
“Gürsel Başkanım ben burada sizinle rekabet eden bir kişi olabilirim. Bu birlikte çalışamayacağımız anlamına gelmemeli. ATO’ya ne fayda sağlarız o önemli. Ben siyasette şunu öğrendim, insanlar yükseldikçe mütevazi olmalı. Siz göreve geldiğinizden beri yüksek egoyla Büyükşehir Belediyesi’nin davetlerine katılmadınız. Biraz önce Sayın Başkan’la (Melih Gökçek) bir görüşme yaptım. Gümrük ve Ticaret Bakanımız Bülent Tüfenkci’yle görüşmüş. Siz Sayın Bakan’a, ‘Büyükşehir fuar alanından çıksın biz yapalım’ demişsiniz. Büyükşehir Belediyesi diyor ki, ‘Ben buradan çekileyim ATO yapsın. 2 yıl içerisinde burayı bitirme şartı koyalım. Eğer 2 yıl içerisinde bitiremezse inşaatla birlikte Büyükşehir’e devretsin.’
Ben buranın meclis üyesi olarak burada her şeyi yapmaya hazırım. Ama tek ricam ben size rakip oldum diye bunu ego yapıp faturayı ATO üyelerine ödetmeyin. Ben yanınızdaki pahalı danışmanlarınız gibi ücret de istemiyorum. Ben bir kardeşiniz olarak yardım etmeye hazırım. FETÖ’cü meclis üyeleri hariç bana oy versin vermesin herkese aynı mesafedeyim.

* * *

Gökçek’in ardından Baran’ın yanıtları ve karşı eleştirileri şöyle:
“Seçildiğimin ertesi haftası fuar alanı başta olmak üzere ATO’nun otopark ve benzeri problemleriyle ilgili bilgi arz etmek için randevu talebimiz oldu. İlkini yazılı yaptık, sonraki randevu taleplerimiz telefonla oldu. Son randevu talebimizin üzerine özel kalemden bize dönüş yapıldı, ‘Başkan arıyor’ dendi. 8-10 dakika beklettiler, ‘Başkan size dönecek’ dediler, 2 aydır telefon bekliyoruz. Kimin enaniyet yaptığını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Yönetim Kurulu’na katılamamamıza gelince. İlk toplantı Sayın Cumhurbaşkanımız’a hitaben konuşacağımız TOBB’daki program günüydü. İkinci çağrıyı bir gün kala yaptılar. Saat 17.00 dendi. Bizim saat 11.00’da Başbakanımızla randevumuz vardı. Biz oraya katılacakken sabah öğrendik ki Büyükşehir toplantıyı 11.00’a çekmiş. Bu tesadüfleri anlamakta da güçlük çekiyoruz. Son toplantı ise bize 12 saat kala bildirildi. Pek çok planlı program vardı. Bir kaç gün önceden bildirilmeyince çaresiz kalıyoruz, bu durum basın üzerinden istismar edildi. Sayın Bakan’la görüşmemizde de, ‘Ortaklar yapmayacaksa biz ATO olarak bunu yaparız’ dedik. ‘Onlar çekilsin biz yapalım’ demedik. Bu benim tek başıma alacağım bir karar değil, ATO Meclisi’nin alacağı bir karardır. “

* * *

Osman Gökçek ve ekibi sonbahardaki seçime kadar Baran yönetimini hedef almaya devam edecek gibi gözüküyor. Baran ve ekibinin de eleştirileri yanıtlamakla sınırlı kalmayacağı, ‘Gökçeklere’ yönelik bir takım hazırlıklar içinde oldukları da kulislere sızanlar arasında.
Anlaşılan o ki ATO’yu ve Ankara kent siyasetini hareketli günler bekliyor, bunlar daha başlangıç...


FUAR ALANI OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULU ÖNCESİ BAŞKANLAR ZİRVESİ


27 Şubat’taki Fuar Alanı Olağanüstü Genel Kurulu öncesi bugün ya da yarın önemli bir toplantı yapılacağı kulağıma geldi.
Toplantı daveti geçtiğimiz günlerde ATO’da düzenlenen bir programda Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz yapmış.
Davetliler arasında Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran ve Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir de var.
‘Ankara dengelerini’ iyi bilen kaynağıma, “TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da katılacak mı?” diye sorduğumda, “Katılır mı bilmem. Ama Faik Yavuz’un katılması Rifat Bey’in katılması demektir” yanıtını verdi.
Toplantıya katılacak kurumların hisse toplamı yüzde 45. ( ATO yüzde 20, ASO yüzde 20, ATB yüzde 5) Buna TOBB’u da eklediğimizde yüzde 69 ediyor.
Toplantıda fuar alanının gecikmesinin nedenlerinin ve bundan sonra yapılacakların konuşulacağı ifade ediliyor. Bu zirve hissedarların 27 Şubat’taki olağanüstü genel kurula katılacağının sinyali olarak yorumlanıyor.
Tek soru işareti TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu konusunda. Hisarcıklıoğlu’nun kendisinin yerine atayacağı bir ismin toplantıya katılma ihtimali daha yüksek görünüyor.

Yazının devamı...

Çok geç kaldık

22 Şubat 2017

Fuar alanı için kurulan şirketin yüzde 20 ortağı olan ASO’yu temsilen toplantıya katılmaya hazırlanan Özdebir projenin dününü, bugününü anlattı. 27 Şubat’taki toplantı öncesi hissedarlara mesaj verdi.

* Fuar alanını konuşurken bir anda Gökçek ile Baran arasındaki polemik öne çıktı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu durumu ATO ile Büyükşehir’in çekişmesi şeklinde yorumlamak bana göre doğru değil. Burada kurulmuş bir şirket var, bu şirketin ortakları var. Bu ortaklar bir araya gelecekler profesyonel olarak kararlarını verecekler, bu işe nasıl devam edecekleri kararını oluşturacaklar.

* Yönetim kurulu toplantısına bazı hissedarların ‘kasıtlı’ katılmadığı iddiaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Üç defa yönetim kuruluna çağrısı yapıldı. Birincisinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın toplantısı vardı, ikincinde benim başka programım vardı, üçüncüsüne katılabildim. Diğer arkadaşların da başka programları olduğu için katılamadıklarını düşünüyorum. Hepimizin programları yoğun, bu işlerin daha önceden sorularak planlanması lazım. Benim kanaatim kasti olarak katılmamazlık olmadığı yönünde.

TOPLANTIYA HERKESİN KATILACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM

* 27 Şubat’taki olağan üstü toplantı kamuoyuyla da paylaşıldı. Sizce katılım nasıl olacak?

Herkesin katılacağını düşünüyorum.

* Başkanların kendilerinin katılması şart mı?

Yönetim kurulu toplantılarına Büyükşehir Belediyesi’ni temsilen Başkan Melih Gökçek, TOBB’u temsilen Rifat Hisarcıklıoğlu, ATO’yu temsilen Gürsel Baran, ASO’yu temsilen ben, ATB’yi temsilen Faik Yavuz, ANKESOB’u temsilen Mehmet Yiğiner katılabiliyor. Ama bu olağan üstü bir toplantı olduğu için vekaleten biri görevlendirilebilir.

* Sizin de katıldığınız son yönetim kurulu toplantısında hissedarların mali yükümlülükleri yerine getirmesi kararı çıktı. Siz ASO olarak üzerinize düşeni yapıyor musunuz?

Yönetim kurul kararı olmasa bile Türk Ticaret Kanunu’na göre 2 yıl içerisinde sermaye artışından kaynaklanan apeller ödenmek mecburiyetinde. ASO, bir kısmını nakit bir kısmını ayni sermaye olarak ortaya koymaya hazır.

ÇOK GEÇ KALDIK

* Fuar alanının geç kaldığına yönelik genel bir kanaat var. Katılıyor musunuz?

İki defa ihale yapıldı, sonuç çıkmadı. 2011’de Cumhurbaşkanımızın Ankara için önerdiği projelerden bir tanesiydi. Çok geç kalındı, bir an evvel çalışmalar yapılıp işimize bakmamız lazım. Ankara’da sergileyecek yerimiz olmadığı için Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı İstanbul’a kaydırıldı. Ankara artık memur şehir değil. 1 milyon 200 bin çalışan var, bunun 1 milyonu reel sektörün çalışanı. Fuar alanının Ankara’nın ihtiyacı olan direkt uçuşların hayata geçmesine katkı sağlayacağına inanıyorum. Ankara’ya uluslararası müşterilerin gelebilmesi lazım.

* 27 Şubat toplantısı olumlu geçerse fuar alanı ne zaman biter, maliyeti ne olur?

Yeniden proje çizmeye gerek yok ancak projenin maliyetini düşürücü çalışmalar yapılabilir. En son ihalede maaliyet 230 milyon liraydı. Buradan rahatlıkla yüzde 20 tasarruf edilebileceğini düşünüyorum. İşin boyutu da belli olduğu için ne kadar sermaye konulması lazım, kimler ne kadar koyacak bu toplantıda kararın alınması lazım. Bu kararlar alındıktan sonra ihale süreciyle birlikte maksimum iki yıl içerisinde bu fuar merkezi bitirilmeli. Bu iki yıllık sürede fuar alanını yurt içinde ve yurt dışında pazarlamalıyız.
Özellikle yurt dışından fuara katılacaklar planlamayı bir kaç yıl önceden yapıyorlar. Fuar açılır açılmaz müşteriyi hazır etmeliyiz.

ANKARA KAN KAYBEDİYOR FUAR ALANI CANLANDIRIR

* Fuar alanı denince belki kentlilerin zihninde tam olarak canlanmıyordur. Fuar alanı ne gibi faydalar sağlayacak?

Ankara ciddi manada kan kaybediyor. Finans kuruluşlarının gitmesinin etkilerini önümüzdeki yıllarda önlem almazsak hissedeceğiz. Bu boşluğu biz sanayiyle doldurmaya çalışıyoruz. Savunma ve organize sanayilerimiz var, buralarda güzel üretimler yapılıyor, bunların pazara çıkması lazım. Bunun en kestirme yolu fuardır. Bu anlamda hem ulusal hem uluslararası alanda Ankara’nın pazarlanması lazım. Pazar denince yalnızca sanayi ürünleri aklımıza gelmesin. Turizmden, hediyelik eşyaya kadar geniş bir yelpazede bu fuarda etkinlikler düzenlenebilir. Ankara’nın Başkent olması dışında kabiliyetlerinin ortaya konması gerekiyor. Aslında Ankara fena bir konumda değil. Türkiye’de toplanan verginin çok büyük bir kısmını oluşturuyor, dördüncü sırada. İlk 10 içerisindeki illeri çıkardığımız zaman geri kalan illerin ödediği vergi bir Ankara etmiyor. Ankara yüksek teknolojinin merkezi konumunda. Türkiye’de üretilen yüksek teknolojili ürünlerin yüzde 20’si Ankara’da üretiliyor. İstanbul’un payı yüzde 5’lerde. Ankara’nın bir cazibe merkezi haline getirilebilmesi lazım. Geçtiğimiz yıl ekonominin pesimist bir havada olmasına rağmen Ankara’da fuar yerimiz olmadığı halde 750 bin kişi fuarları ziyaret etmiş. Bu fuar merkezi olunca bu sayının birkaç milyona ulaşması işten bile değil.
Oteller dolacak, lokantalar çalışacak, turizme katkı sağlayacak... Bütün bu faydalarını ortaya koyduğumuzda kent ekonomisinde ciddi bir hareketlenme olacak.

Yazının devamı...

Fuar alanı belirsizliği sürüyor

20 Şubat 2017

Her ne kadar yeni bir tartışma gibi gözükse de temeli geçtiğimiz yılın mayıs ayına dayanıyor.
O tarihte Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, fuar alanı konusunda TOBB, Ankara Ticaret Borsası (ATB) ve ASO’yu, “yan çizmekle” suçlamıştı.
Gökçek, yapım sözleşmesini Büyükşehir Belediyesi, ATO, Ankara Esnaf Odaları Birliği ve Akyurt Belediyesi’nin imzaladığını söylemişti.

* * *

Fuar alanının son toplantısına ise ASO Başkanı Nurettin Özdebir katıldı, bu kez de ATO işin dışındaydı.
Başkan Gökçek’le, ATO Başkanı Gürsel Baran arasında fuar alanıyla başlayan randevu meselesiyle büyüyen yeni bir gerilim yaşandı.
Büyükşehir cephesi bu ayın 27’sine kadar TOBB, ATO ve ATB’yi mali yükümlülükleri yerine getirmeye, başkanlarını da bu toplantıya katılmaya çağırdı.
TOBB ve ATB’den henüz bir ses yok, ATO Başkanı Baran toplantıya katılacağını ve yükümlülükleri yerine getireceğini söyledi.

* * *

27 Şubat’ta fuar alanı için yapılacak olağanüstü toplantıya gelmeden, tarafların tutumlarına ve kulislerde konuşulanlara bir bakalım.
ATO seçimleri sonrası Başkan Gökçek, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nu çok ağır sözlerle eleştirmişti. Hisarcıklıoğlu’nun Osman Gökçek’e karşı ATO’yu organize ettiğini öne sürmüştü. Hisarcıklıoğlu o günden beri sessizliğini koruyor. Sadece aleyhine sosyal medyadan paylaşılan bir videoyla ilgili hukuki işlem başlattığı ifade ediliyor.
Gökçek’in, hem ATO Başkanı seçilen Baran’a hem de eski Başkan Salih Bezci’ye karşı tutumu Hisarcıklıoğlu’na bakışından çok farklı değil.
Diğer tarafta Baran belki sert bir üslup kullanmıyor ama Gökçek’in salvolarından çekinmediğini açıklamaları ile belli ediyor. Gökçek’in kendisine randevu vermediğini gündeme getirerek “tartışmadan çekinmem” mesajı veriyor. Sonuç olarak fuar alanı toplantılarının tarihi dahil olmak üzere Gökçek’in kendilerini zorda bırakmak için hamlelerde bulunduğu düşüncesi bu cephede hakim.

* * *

Gelelim 27 Şubat’taki Ankara Uluslararası Fuarcılık ve Kongre AŞ Yönetim Kurulu toplantısına...
Böyle bir ortamda Hisarcıklıoğlu toplantıya katılır mı, bugünden kestirmesi zor. “En azından TOBB’u temsilen bir kişi gidebilir” diyenleri duyar gibiyim Ama ATO Başkanı Baran’ın sözlerine göre “vekilin” toplantıya katılmasına izin verilmemiş.
Hal böyle olunca TOBB’u temsilen Hisarcıklıoğlu’nun toplantıya katılmasından başka çare yok. Baran ise “Katılacağım” dedi. Küçük hissedarlardan ATB Başkanı Faik Yavuz yaşananlarla ilgili yorum yapmasa da Hisarcıklıoğlu ile hareket edeceği iddia ediliyor.
Fuar alanı meselesini bu karmaşanın dışında tutulması gerektiğini, tüm paydaşların aynı masaya Ankara için oturması gerektiğini söylemek Polyannacılık mı olur, takdir Ankaralıların...

ÖZDEBİR'İN TAVRI ETKİLİ OLACAK

Fuar alanı için kurulan şirketin hisse yapısı şöyle: Büyükşehir Belediyesi ve TOBB’un yüzde 24’er, ATO ve ASO’nun yüzde 20’şer, ATB ve Akyurt Belediyesi’nin yüzde 5’er, Ankara Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği’nin (ANKESOB) yüzde 2 hissesi var.
Son toplantıda oy birliğiyle alınan ve paydaşların mali yükümlülüklerini yerine getirmesi söyleyen kararın altında Büyükşehir Belediyesi, ASO, Akyurt Belediyesi ve ANKESOB’un imzası var. Bunların hisse toplamı yüzde 51’i buluyor.
Birlikte hareket etmesi beklenen TOBB, ATO ve ATB ise yüzde 49’u oluşturuyor.
Her ne kadar son toplantıya katılmış olsa da ASO Başkanı Nurettin Özdebir’in tavrı fuar alanı konusunda belirleyici olacak gibi gözüküyor.
Hissedarların tamamının katıldığı bir toplantıda çoğunluğu sağlayacak tarafı Özdebir’in tercihi tayin edecek.

SANAYİCİDEN YÖNETİCİYE SİTEM

Başkent’in nüfus yapısını aktardığım biraz da fuar alanına ve ticari hayata değindiğim yazımın ardından İç Anadolu Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu (İÇASİFED) Başkanı Mehmet Akyürek’ten bir e-posta aldım. Akyürek şöyle diyor:
“İşsizlik oranı açıklandı, genç işsiz yüzde 20. Ankara’nın işsizliği çözebilmesi
üretimle ve ürettiğini satmakla olur. Fuarın yapılmasında para problemi yok.
Ortak olan kurumların parası var, hem de çok var. Ayrıca Türkobası - Malıköy Sanayi Havzası’nda binlerce işçi istihdam edecek fabrikalar kuruluyor.
ASO 2, AOSB, Başkent, Dökümcüler, İhtisas ve Hayvancılık OSB olmak üzere
beş OSB’nin yolu yok, bir türlü de yapılamıyor. OSB’lere işçi aradığımızda “Yolu yok, uzak” deniyor. Fuarını yapamayan, yolunu yapamayan bizleri temsil etmek üzere seçilen biz sanayici ve iş insanlarına çözüm üretemeyenlerin asli görevini merak ediyoruz. Sanıyorum işsizliği çözecek farklı yöntemleri var. Öğrenmek bizim hakkımız olmalı.”

Yazının devamı...

Ankaralı kadınlar Nüfusta önde temsilde geride

15 Şubat 2017

Uyar’ın çalışmasına göre Ankara’daki nüfus artış hızında gerileme var. 2015 yılında 120 bin 503 (yüzde 2.34) olan artış, 2016 yılında 75 bin 943 (yüzde 1.44) olurken, kentin nüfusu 5 milyon 346 bin 518 olarak karşımıza çıkıyor.

Finans kuruluşlarının İstanbul’a gitmesiyle nitelikli nüfusta kayıp yaşayan Ankara’ya yeni temalar kazandırılmazsa (fuar alanları, sağlık ve kültür turizmi...) nüfus artış hızının daha da düşmesi kaçınılmaz.

* * *

Başkentteki kadın nüfusunun artması ise göze çarpıyor, kentin yüzde 50.37’sini kadınlar oluşturuyor, kadın sayısı erkek sayısından 39 bin 656 fazla.
Kadın sayısındaki üstünlük en çok Çankaya’da kendini gösteriyor. (40 bin 369) Kadın sayısının erkeklerden fazla olduğu diğer ilçeler ise Keçiören, Yenimahalle, Nallıhan, Kızılcahamam, Güdül, Çamlıdere ve Evren.
Kadınların sayısal üstünlüğünün olmasına rağmen temsilde bu kadar geride olması kent açısından düşündürücü. Yalnızca 2 kadın belediye başkanının olduğu Ankara’da (Güdül ve Kalecik) 32 milletvekilinin 7’si; 140 meclis üyesinin sadece 14’ü kadın.

* * *

Başkent’in nüfus dağılımına bakıldığında ‘genç’ olarak değerlendirilebilir. Nüfusun yüzde 21.45’i (1 milyon 146 bin 777) 20 yaş altında. Yüzde 33.21’i (1 milyon 775 bin 761) 20-40 yaş aralığında. 60-64 yaş aralığındakiler nüfusun yüzde 4.28’ini (228 bin 829) , 65 yaş ve üstü yüzde 7.87’yi (420 bin 645) oluşturuyor.
Genç başkentin bu potansiyelini kullanabilmesi için üretime yönelik iş alanları ve projeler yaratılmalı, kent inşaat ve AVM çıkmazından kurtarılmalı...

FUAR ALANI HESAPLAŞMA YERİ OLMAMALI

Akyurt’ta temelde kalan fuar alanıyla ilgili bu köşeden pek çok kez yazdım.
23 Aralık’ta konuyla ilgili son yazımda, “TOBB, Büyükşehir Belediyesi, Ankara Sanayi Odası ve Ankara Ticaret Borsası bir olup fuar alanını yapamadılar” demiştim.
Başkan Gökçek bir kaç kez projenin paydaşlarını “Yan çizdiler, kaçtılar” diyerek eleştirmişti.
O dönem projenin paydaşlarından ses çıkmasa da, kulislerde diğer başkanların bu durumdan rahatsızlığı ifade ediliyordu.
Dün yapılan ve Gökçek başkanlığındaki toplantının ayrıntılarını bugün Ankara Hürriyet’te okuyacaksınız.
Toplantıya TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, ATO Başkanı Gürsel Baran ve ATB Başkanı Faik Yavuz’un katılmadığı bilgisi Büyükşehir Belediyesi Basın Merkezi’nden bildirildi.
“ATO seçimlerinin gerginliği sürüyor mu?” düşüncesiyle ulaşmaya çalıştığımız isimlerden ATO Başkanı Baran toplantılara katılamama sebebini açıkladı, sonraki toplantıya katılacağını söyledi.
Dİğer isimlerin de 27 Şubat’taki toplantıya katılması gerekiyor. Daralan Ankara ekonomisine büyük katkı sağlayacak fuar alanı projesi bir an önce hızlanmalı, Başkent’in geleceği kişisel hesaplaşmalara kurban edilmemeli.

RANDEVU MESELESİ

ATO Başkanı Baran’ın, Gökçek’ten randevu isteyip alamaması ise hayli enteresan. Fuar alanının paydaşlarının bu toplantılara katılması ne kadar elzemse Ankara’nın iki önemli kurumunun başkanlarının görüşmesi o kadar gereklidir.

HA GAYRET RENDA'YI YIKACAKSINIZ

1920’li yıllarda yapıldı. Erken cumhuriyet dönemi modernizmine örnek bina olarak gösteriliyor.
Yıllardır boş durduğu için ‘perili köşk’ olarak tanınıyordu, ta ki balkonunda bir ‘görevli’ mangal yakana kadar.
Hürriyet’in deneyimli muhabiri Nurettin Kurt’un aylardır takibinde.
Mangaldan sonra panolarla kamufle edildi, pano sökülürken bu kez de balkonunu yıktılar.
Ha gayret...
Biraz daha çaba gösterirseniz yıllara meydan okuyan köşkü parça parça yıkacaksınız...

Yazının devamı...

Askeri alan sessizliği

7 Şubat 2017

Başkent’te askeri alanlar yaklaşık 50 milyon metrekarelik yer kaplıyor. Çok ciddi bir kısmı ise yeşil alan.
Askeri alanların bir kısmının bölge parklarına çevrilmesi, merkezinde büyük yeşil alanlara sahip olmayan Ankara’ya nefes aldıracağından kimsenin şüphesi yok. Kenti çevreleyen bir yeşil kuşak oluşturmak mümkün.
* * *
O dönemin açıklamalarına bakarsanız başta Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki olmak üzere pek çok yönetici askeri alanların yapılaşmaya açılmayacağını söyledi.
Hatta Özhaseki, “Yüzde 100 olmasa da yüzde 99’u yeşil alan olacak. Rant beklentisi olanlar avuçlarını yalasınlar” açıklamasıyla farklı çevrelerden olumlu tepkiler almıştı.
Askeri alanlarla ilgili yol haritası ise henüz kamuoyuyla ya da yerel yöneticilerle paylaşılmadı.
Endişem çoğu kişinin endişesi, kentin bir daha ele geçmez ‘yeşil kuşak’ fırsatını kaçırma ihtimali.
Bunun önüne geçilmesinin tek yolu bütüncül bir yaklaşımla askeri alanların değerlendirilmesi...

KÜÇÜK BİR HATIRLATMA

Askeri alanlarla ilgili ilk endişe verici durum Keçiören’de yaşanmıştı.
Keçiören Gümüşdere Mahallesi Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı’na ait 300 dönümlük alanda 2 emsalli bir yapılaşmaya fırsat tanıyan çalışmaya hem Büyükşehir hem de Keçiören belediyeleri olumsuz yönde görüş vermişti.
Bu yazımın ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak’la konuşmuştum. İki başkan da o alanın park olması gerektiğini vurgulamıştı.
Hatırlatayım dedim...

ARTIK HER YERDELER

Geçmişte işlek kavşaklardaydılar. Artık her yerdeler...
Bazıları mülteci bazıları ülkenin çeşitli yerlerinden gelmiş, yaşı küçük büyük dilenciler...
Okurlarımızdan sıkça şikayet alıyoruz. Okur-Yazar köşesinden Fatih Tekeci defalarca dile getirdi.
Sayıları her gün artıyor. Çıplak ayaklıya çorap veriyorsunuz, alıyor, giymiyor.
Yiyeceği, kıyafeti beğenmiyor.
Bu satırların yazarı olarak ‘Dilenciye hiç para vermedim’ desem yalan söylemiş olurum. Yani bu çarkı bilen de veriyor, kanan da. Öylesi vicdani bir duruma da dönüşüveriyor.
Polisin, zabıtanın da eli kolu bağlı. Kanunlar çerçevesinde alıp kabahatler kanununa göre işlem yapıp bırakıyorlar. Sonra çark yeniden işlemeye başlıyor.
Ama net olan bir şey var. Her köşe başında dilenci olan Başkent olmaz.

KAMERA SAYISI YETERSİZ

Kentteki üst geçitleri koruyamıyoruz. Sadece zarar vermeye programlı kent vandallarının yerini son dönemde hırsızlar aldı.
Üst geçitlerin korkuluklarından, asansörü olanların elektronik parçalarına kadar aklınıza ne gelirse çalıyorlar.
Sadece üst geçitler değil elbet. Hırsızlar, rögar kapaklarından kablolara aslında şehirde para eden ne varsa dadanmış durumda.
Her köşe başına güvenlik görevlisi dikilemeyeceğine göre geriye tek bir çare kalıyor. Hem içinden geçtiğimiz terörle mücadele dönemi hem de adi suçlarla mücadele için Ankara’daki kent içi kameralı izleme sistemi olarak bilinen MOBESE’nin geliştirilmesi, kamera sayısının artırılması gerekiyor.

Yazının devamı...

Muhalif MHP’liler nasıl hareket edecek

31 Ocak 2017

Siyasi parti liderleri ve üst yönetim tarafından bu süreç yönetilecekse de yerel aktörler etkili olacak.
AK Parti, CHP ve HDP’nin kendi bloklarında istisnalar hariç fire vermesi beklenmiyor.
MHP’de ise sürecin nasıl işleyeceği şimdilik belirsiz.

* * *
Olaylı kongre sürecinde Ankara’da 86 üst kurul delegesinden 22’si noter huzurunda imza atarak muhalifler arasında yer almıştı. Noter kanalıyla imza sürecine dahil olmayıp Olağanüstü Kongre talebiyle bir araya gelenleri de birlikte değerlendirdiğimizde bu sayı neredeyse 35’i buluyordu.
MHP’li ilçe başkanları içerisinde muhalif olduğu bilinen isimlerin birçoğu hala görevlerine devam ediyor.
MHP Lideri Devlet Bahçeli, Meral Akşener ve diğer adaylar safında yer tutan bu isimlerle ilgili bu zamana kadar düğmeye basmamıştı.
Bakalım...
Referandum sürecinde muhalif kanatta yer alan MHP’li yöneticiler -daha da önemlisi belediye başkanları- ‘Evetçiler’le mi hareket edecek yoksa ‘Hayırcılar’ın saflarında mı yer alacak?
MHP yönetiminin bu isimlerle ilgili tavrı ne olacak?

KULEYİ HALKA SORMALI

Keçiören Cumhuriyet Kulesi...
İki yerel yöneticinin çekişmesinin abidesi gibiydi, yıllardır ne tamamlanabildi ne yıkılabildi.
Melih Gökçek-Turgut Altınok kavgası bile neredeyse unutuldu ama kule öylece durdu.
İlçe Belediye Başkanı Mustafa Ak seçildi, kuleyi kucağında buldu.
Çok uğraşsa da Gökçek’in kuleye olan alerjisini bir türlü gideremedi.
* * *
Kulenin üzerinden geçen uzun yıllar Gökçek’i de yumuşatmış olacak ki geçtiğimiz günlerde ‘tamamlayacağım’ dedi hatta tamamlama fikrini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la paylaştığını da söyledi.
Benden de bir öneri...
İlla tartışmalı konular mı halka sorulacak.
Keçiören’deki Cumhuriyet Kulesi’ni ilçe halkına sormak lazım, ne yapılsın nasıl kullanılsın diye.

PROJELER 5 YILLIK OLMALI

Hazır konusu gelmişken...
Belediye başkanları projelerini 5 yıllığına planlamalı.
Öyle uzun uzadıya işler, gelecek belediye başkanını bağlayacak işlere başlamamalı.
Cumhuriyet Kulesi herkese ders olmalı.
NOT: ‘Ankapark ne olacak?’ diyenleri duyar gibiyim.
Onu bekleyip göreceğiz. Başarılı olur, güzelce işlerse alkışlayacağız.
Onca vaade ve beklentiye yanıt vermezse hesabını soracağız.

'YEREL SİYASET VE MEDYA'

Ankara Üniversitesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi, ‘her tür ilişkideki -siyasetçi seçmen ilişkisi de buna dahil’- başarısızlığın temelinde iletişimdeki başarısızlık vardır’ anlayışıyla iletişim eğitimleri düzenliyor. Prof. Dr. Nuran Yıldız, Üstün Dökmen gibi isimlerin yer aldığı programlardan biri de ‘siyasal iletişim yönetimi’ başlığını taşıyor. Ben de ‘Yerel Siyaset ve Medya’ dersini vereceğim. Ülkemizde sürekli kurduğumuz ‘önümüz seçim’ ifadesine hazırlıklı olmak için bu programı takip etmeninizi öneririm. Sadece siyaset değil, her alandaki iletişim çözümleri için İLAUM adresiniz olabilir. Programa www.ilaum.ankara.edu.tr adresinden göz atın derim.

Yazının devamı...

Nereden çıktı bu periscope

25 Ocak 2017

Muhaliflerinin ‘Gece yarılarına kadar Twitter’da, oraya ayıracağı vakti belediyeye ayırsın’ diyerek eleştirdiği, sevenlerinin ‘Bir twit uzağımızda, iyi ki burada’ dediği bir twitter fenomenine dönüştü Gökçek.Son günlerde bir başka internet uygulaması olan, Twitter üzerinden canlı yayın yapma imkanı tanıyan Periscope’a merak sardı.Gecenin yarısı bir anda karşımıza Büyükşehir Belediye Başkanı çıkıveriyor. Tecavüz olayıyla gündeme gelen Özel Toplu Taşıma Araçları’nın (ÖTA) 2019’da sözleşmesinin uzatılmayacağını, pavyonların kapatılma durumunu, yarım kalan Cumhuriyet Kulesi’nin yıkılma kararından dönüldüğünü Periscope’tan öğrendik.



* * *
“Nerede çıktı bu periscope merakı?” diye sordum Gökçek’e.“Daha öncede sağdan soldan duyuyordum. Danışmanlara ‘Bana bir öğretin’ dedim, hemen deneme yaptım. Hoşa gidiş o gidiş. Geri dönüşler de mükemmel. Özellikle teşkilat takip etmiş. Dilediğin yerden yayın yapıyorsun, istediğini anlatıyorsun” yanıtını verdi. “Zaten sürekli televizyonlara çıkıyorsunuz, artık çıkmazsınız periscope’unuz var” deyince, “Her yayında 40 ila 100 arası sual geliyor, on binlerce kişi izliyor. Ama televizyonun yeri ayrı, bunun yeri ayrı” diyor. Gökçek’i televizyonda görmek istemeyenleri Periscope da kurtaramadı.
* * *
“Twitter, Facebook, Instagram şimdi de Periscope... Yüz eskimesinden, bıkkınlıktan endişe etmiyor musunuz” sorusunu da şu yanıtları verdi:“Periscope’tan canlı yayınlarda yaptığım açıklamalar pek çok gazetede haber oldu, manşet yapıldı. Tabi çok sık yapıp yüz eskitmemek lazım. Özellikle mesaj vermek istediğimiz dönemlerde yapacağız. Mesela referandum döneminde sadece referandum konulu yayınlar yaparım, soruları yanıtlarım. Twitter’da ise yazdıklarım 100 bin ila 400 bin arası tık alıyor. Son 28 günde 97 milyon insana ulaşmışım. Sosyal medyanın gücünü kullanmaya devam edeceğim. 
* * *
“Sosyal medya gücü kullanacağım” deyince “Yeni sosyal ağlara da mı gireceksiniz?” diye sormadan olmaz: “Herkes başarılı olduğu alanda devam etmeli. Facebook ve instagram var ama kullanmıyorum. Twitter’da kullanıcı etkinliğinde birinciyim. Aslında siyasetçilerin sanatkarla yarışması pek mümkün değil. Çünkü biz bir fikrin temsilcisiyiz. Ona rağmen benden daha fazla takipçisi olanlardan etkinliğim, ulaşım ağım daha fazla. Beni takip edenlerin yüzde 80’i sevenlerdir. Takip etmese de yazdıklarımı kontrol edenler var. Onlar takip etmeyi eksi saydıkları için beni eklemeden takip ediyor. Ben onlara ‘takip etmeyen takipçiler’ adını verdim. Şu an 3 milyon 7 bin takipçim gözükse de takip etmeyen takipçilerle 5 milyonu geçiyordur.”Görünen o ki ne sanal da ne gerçekte Gökçek’ten kaçış yolu yok...

CAVCAV'A VEFA ZAMANI

İlhan Cavcav için ne yazsak az. Koca koca futbol kulüplerinin borç batağında yüzdüğü bir dönemde bırakın borcu, kasasında milyonlarca lirayla Gençlerbirliği’ni Ankara’ya bıraktı. Endişem efsane başkanın ardından bir iktidar mücadelesi yaşanması, Cavcav’ın bir ardında bıraktığı başarı öyküsünün son bulması...Sadece Gençlerbirliği’ne gönül verenlerin değil, tüm Ankara’nın takımıdır kırmızı-siyahlılar.Şimdi tribünlerde yalnız bıraktığımız Gençlerbirliği’ni destekleme zamanı. Hem yeni gelecek olan başkana sorumluluklarını hatırlatma hem de efsane başkan İlhan Cavcav’a vefa zamanıdır...

Yazının devamı...

ATO gerginliği sürüyor hesaplaşma devam ediyor

15 Ocak 2017

Bu hesaplaşma seçimin iki tarafı olan Gürsel Baran ve Osman Gökçek’in çok ötesinde bir hal aldı.
Hatta mesele ATO başkanlığından da çıktı, büyük bir güçler savaşına dönüştü.
Ankara’yı iyi bilen, nabzını iyi okuyan kiminle Türkiye değerlendirmesi yapsak, mesele güvenlik sorunundan sistem ve anayasa değişikliğinden sonra dönüp dolaşıp Ankara oluyor. ATO seçimleri sonrası oluşan tabloya ve büyük hesaplaşmaya geliyor.

* * *

ATO seçimlerinin yapıldığı 3 Aralık tarihinden önceki süreci hatırlayalım. 15 Temmuz’daki hain darbe girişiminden sonra ATO Yönetim Kurulu Üyesi Recai Kesimal’ın “FETÖ’cüler ATO yönetiminden ve Meclisi’nden istifa etmiyor/ettirilmiyorsa gerekirse hepimiz istifa edelim” iddialarıyla odayı seçime götüren süreç hızlandı.
Kulislerde aday olacağı konuşulan Osman Gökçek için 14. Komite ‘feragatta bulunup’ istifa etti ve Gökçek aday oldu.
ATO’da 11 yönetim kurulunun 8’i istifa edince Başkan Salih Bezci de istifa etti ve oda yeni başkanını seçmek için sandık kararı aldı.

* * *

Osman Gökçek seçime 5 gün kalıncaya kadar tek adaydı. Bir ay boyunca ATO meclis üyelerinin çoğuyla bir aradaydı. 142 meclis üyesinden ‘destek’ imzasını da cebine koyduğunu açıklayınca, hem kendisi hem de kamuoyunun büyük kısmı ‘bitti bu iş’ düşüncesine kapıldı.
Gökçek’in karşısına Gürsel Baran aday oldu. Ankara esnafının bildiği bir isim olsa da kamuoyu onu ‘Emine Erdoğan’ın dayısının oğlu’ olarak tanıdı.

* * *

ATO’nun 188 meclis üyesinin 142’sinin imzalı desteğini almanın güveniyle Osman Gökçek cephesi seçimle ilgili kaygı duymuyordu. Gürsel Baran kısa süre kalmış olmasına rağmen geçen seçimin 73 oy alan adayı Mustafa Deryal’le birlikte iddiasını ortaya koydu. ATO sandığından Baran’ın çıkması pek çok kişiye sürpriz oldu.

* * *

ATO seçiminin hemen ardından sosyal medyada yayılan bir video seçimin sandıkta bitmeyeceğinin habercisi gibiydi. Osman Gökçek’in yakın çalışma arkadaşlarının da paylaştığı videoda, Gökçek’in seçimi TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, ATO eski Başkanı Salih Bezci ile Meral Akşener’in de aralarında bulunduğu MHP’nin muhalif isimleri ve bazı CHP’liler yüzünden kaybettiği anlatılıyordu.

* * *

Bu videonun ardından Melih Gökçek ya da Osman Gökçek’ten bir açıklama gelmedi. Ta ki Melih Gökçek’in sert açıklamalarına kadar. Gökçek ‘kadim dostu’ TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nu, ‘Osman Gökçek’e karşı ATO’yu organize etmekle, istikbal kaygısıyla FETÖ’cülerle işbirliği yapıp Gökçek’i seçtirmemek’ iddialarıyla karşısına aldı. Gökçek, “Oğluma karşı 7 düvel birleşti” dedi.

* * *

Hisarcıklıoğlu hiçbir açıklama yapmadı. ATO Başkanı Gürsel Baran da, “Ülkemiz şu anda 7 düvelle uğraşıyor. Biz böyle bir ortamda şahsi işlerimizi gündeme taşıyıp polemik konusu yapmayı hiç istemiyoruz ve doğru bulmuyoruz” dedi, Gökçek’in iddialarını okumaya vakti olmadığını belirterek ekledi: “Belki yazılı bir açıklama yapıp, mevzuyu kapatabiliriz... ATO’nun kurumsal kimliğiyle ilgili bir takım iddialar varsa, buna yanıt veririz.” Baran’dan bugüne kadar konuyla ilgili herhangi bir açıklama gelmemesi, ‘konunun uzamasını istemediği’ şeklinde yorumlandı.

* * *

Ancak Gökçek cephesinde işlerin pek öyle yürümediği açık. Önce Başkan Gökçek Hisarcıklıoğlu-Bezci ortaklıklarının olduğu Ankara’daki AVM’lere zabıta gönderdiği iddiaları gündeme geldi. Gökçek’in bu AVM’lerle ilgili zabıtanın ötesinde daha ‘sarsıcı’ bir hazırlığı olduğu iddiaları ise kulağıma gelenler arasında.

* * *

‘AVM hazırlığı’ şimdilik bir iddia olsa da önceki gün Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşananlar gerginliğin yumuşamasını bırakın ‘Ankara’daki güçler savaşının’ daha da kızışacağının göstergesi. ATO’nun mevcut binasının yıkılarak yerine 70 katlı bir sembol bina yapılması projesi Salih Bezci döneminde gündeme gelmişti. O dönem Gökçek’in de destek verdiği bina için 4 emsalle bir plan yapılmış, 270 metrelik binanın önü açılmıştı.
Mahkemenin iptal ettiği plan 3.90 emsal olarak yeniden planlasa da mahkeme bu planı da iptal etmişti.

* * *

Bu kez ATO yönetimi daha düşük bir yoğunlukla Meclis’e yeni bina için plan sundu. Yeni planda emsal 2.5’a indirildi. Muhalefetin karşı çıkmasına rağmen daha önce 4 emsali kabul eden Meclis bu kez, “İmar planı değişikliği önerisinin yargı iptal gerekçelerini karşılamadığı inşaat ve nüfus yoğunluğunu, trafik yoğunluğunu artırıcı nitelikte olduğu, artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı alanının sağlanmadığı” gerekçesiyle planı kabul etmedi.

* * *

Bu zamana kadar Gökçek, Gürsel Baran yönetimini direkt hedef almıyordu. 10 aylığına seçilen ATO yönetimini hedef alan ilk somut hamle yeni planı engellemek oldu. Çünkü ‘sembol bina’ projesi Osman Gökçek’in de vaatleri arasındaydı. Eğer Gökçek başkan seçilseydi muhtemelen plan geçecekti. Ankara’da kılıçlar çekildi. Aynı mahallede Ankara’ya hakim olma mücadelesi daha da kızışacak gibi gözüküyor. 9 ay sonraki ATO seçimi de tıpkı son seçimde olduğu gibi sadece bir odanın seçimi olmayacak. Taraflar da bunu biliyor, hamlelerin daha da sertleşmesi kimseyi şaşırtmamalı...

O YORUMLARA ÜZÜLDÜK, ÇÜNKÜ...

Hürriyet Ankara editörü Fatih Tekeci’nin kaleme aldığı ‘Burada Okur Yazar’ köşemiz...
1 Kasım 2013’ten bu yana, okurun kentteki sesi, sorunların takipçisi oldu. Olmaya da devam ediyor.
Üç yılı aşkın bu sürede:
Yüzlerce şikâyet, öneri ve cevap bekleyen soru.
‘Güler misin, ağlar mısın’ dedirten fotoğraflar.
Kentte göze batanlar, gözden kaçanlar.
Okur-gazete işbirliğiyle sütunlara taşındı.
* * *
Ama bir olay var ki...
Hem bizi, hem de Fatih Tekeci’yi çok üzdü.
O da...
Okur Köşesi’nde 9 Ocak günü ‘Kediler hastanede cirit atıyor’ başlığındaki -okur Ali Avni Y.’nin gönderdiği- mail.
Okur Ali Avni Y., “Ankara Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Acil Servisi’nde kediler cirit atıyor. Sağlık Bakanlığı’nın dikkatini çekerek, hastane yönetimini buradan uyarıyorum” diye yazmış.
Google’a yazın.
Geçen yıl da aynı haber Çapa’daki İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi için yapılmış.
Başlığı şu: “Hastanede kediler cirit atıyor.”
* * *
Dedim ya üzüldük...
ÇÜNKÜ: Sosyal medya’da Fatih Tekeci’nin okur maili üzerini yer verdiği bu yazı sonrası bazı hayvanseverler linç kampanyası başlattı.
ÇÜNKÜ: Hem Hürriyet Ankara’nın, hem de Okur Köşesi’nin her zaman hayvan haklarını savunduğuna bakılmadı.
ÇÜNKÜ: Tek bir kare fotoğraf ve tek bir mail’le gazetecelik üzerine ahkamlar kesildi. Ağza alınmayacak sözler sarfedildi.
* * *
Ankara’da kimsenin hayvan haklarından bahsetmediği yıllarda köpek katliamlarını ortaya çıkarmış...
Bırakın Ankara’yı, Türkiye’de ve dünyada ses getiren haberleri yapmış bir gazeteci olarak; gazetemizin bu konudaki hassasiyetini bildiğim için üzüldüm.
Bu yüzden de bu konuyu yazmak istedim.

Yazının devamı...