"Özcan Çıkmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özcan Çıkmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özcan Çıkmaz

Özcan Çıkmaz

Yeni Başkan Adayımız Yapay Zekalar mı?

23 Haziran 2017

Devletlerden Büyük Fonların Yönetiminde Yapay Zeka

Bridgewater Associates, yönettiği 160 milyar dolarlık fonla dünyanın en büyük hedge fonudur. Şirket, yöneticilerinin duygusal oynaklıklarından dolayı yanlış kararlar vererek

zarara uğramamak için; insanları işten atmaktan yatırım kararlarına kadar bir çok yönetimsel görevi, önümüzdeki 5 yıl içinde geliştireceği yapay zekaya devredecek.

Dünyada 15 ülke hariç bütün ülkelerin merkez bankalarındaki rezervden daha büyük bir fonun, yapay zeka tarafından yönetilmeye başlanacak olması, devletlerin de yönetilebileceği öngörüsünü güçlendiriyor.

Makinelerin, GO Oyunuyla İnsanlığa Meydan Okuması

Dünyadaki toplam atom sayısı 1.33*1050 iken Go strateji oyununda yapılabilecek hamle sayısı ise 1.74×10172 ‘dir. Yani Go oyunda, dünyadaki tüm atom sayısından bile katrilyonlarca kat daha fazla olasılık var.

Bu nedenle de, satrançta, 1997’de Garry Kasparov’un IBM Deep Blue’ya yenilmesine rağmen; makineler bugüne kadar Go oyununda insanların karşısına çıkamıyordu.

Yazının devamı...

Robotların yeni evrimi, hazır mıyız?

9 Haziran 2017

Robotlar, arama kurtarma, uzay araştırmaları, sağlık, ulaşım ve daha bir çok alanda kullanılmaktadır. Bu alanda ki en önemli araştırma konularından biri de, donanımlarında bir sorun meydana geldiğinde mevcut görevlerini nasıl başarıyla tamamlayacaklarıdır!

 

Robot araştırmalarında bir devrim

 

27 Mayıs’ta Nature dergisinde yayınlanan bir makalede, Antoine Cully, Jeff Clune, Danesh Tarapore ve Jean-Baptiste Mouret isimli araştırmacılar, bir robotun bacağını kopartıp programında bulunan destekli öğrenme algoritmasıyla nasıl ilerlemeye devam ettiğini anlatan bir makale yayınladılar. Deneydeki robotları, ilk saniyelerde düşüp kalkmasına ve etrafında dönmesine rağmen; 27. saniyeden itibaren diğer bacaklarıyla, kendi kendine sıçrayarak ilerlemeyi öğreniyor. (izlemek için tıklayın)

 

Çalışma, robotik araştırmalarda büyük heyecan yarattı. Örneğin depremde, robotun bir çocuğu kurtarmaya çalışırken üstüne moloz düştüğünü ve parçalarından bir bölümünün işlevsiz kaldığını düşünün. Eğer o robotun işletim sistemine, destekli öğrenme programı entegre edilirse; meydana gelen krizde, saniyeler içinde sağlam parçalarıyla o çocuğu oradan nasıl kurtaracağını, kendi kendine öğrenerek kurtarma faaliyetine devam edebilir.

 

Yazının devamı...

Cep telefonunuza sızılıp, ah-vah etmemek için

2 Haziran 2017

Bilgisayarınızdaki bütün dosyalarınızı şifreleyerek fidye isteyen ve dünyanın bir çok ülkesinde hayatı felç eden WannaCry saldırısı, hepimize sonradan dövünmemek için şimdiden tedbir almamız gerektiğini çok güçlü bir şekilde hatırlattı.

 

NASIL BU KADAR ÇOK SALDIRI OLABİLİYOR?

 

Programların kodları yazılırken, iyi bir yazılımcının yazdığı her 1000 satırlık kodda, saldırıya açık ortalama 50 hatalı kod satırı bulunur; bu en üst düzey yazılımcılarda ise 5 civarındadır. Bugün kullandığımız bir çok programın on milyonlarca satır koddan oluştuğu düşünüldüğünde, bir hackerin tek yapması gereken, bu hatalı satırlardan sadece bir tanesini bulup sisteme sızmaktır.

 

Her 4 saniyede yeni bir saldırı türünün keşfedildiği günümüzde, bu hızla artan kötü amaçlı yazılımlara karşı, var olan siber güvenlik sistemleri, her zaman önleyici davranamıyor.

 

Yazının devamı...

Aklınız Hep Anne-Babanızda Kalıyorsa

26 Mayıs 2017

Anne-baba veya yaşlı sevdiklerimizi evde yalnız bırakıp bir yere gittiğimiz de, hepimiz farklı oranlarda pimpirikleniriz. “Acaba başına bir şey geldi mi, ya eve hırsız girdiyse, keşke şu akıllı televizyonu kullanabilseydi, …” gibi sonsuz olasılıklı tilkiler kafamızda dolanıp durur.

GOOGLE I/O 2017’DE DİKKAT ÇEKEN ÜRÜN

17-19 Mayıs’ta Google’ın Silikon Vadisindeki merkezi Mountain View’da, yeni teknolojilerini tanıttığı yazılımcı konferansı gerçekleşti. CEO’su Sundar Pichai’nin tanıtımını yaptığı ürünlerden biri de Google Home’du! Bu ürün şu anda her ne kadar İngiltere ve Amerika satılsa da, yakın zaman içinde Türkçe dil desteğiyle ülkemizde de satışı başlayacak.

Google’ın  yapay zeka destekli sesli asistanı artık evimizde bulunan neredeyse bütün cihazları kontrol etmenin yanında, 6 kişinin sesini de tanıyarak verilen komutları da yerine getirebilecek.

BİZE NE BUNDAN?

Özellikle de yaşlılar hızla gelişen teknolojiyi karmaşık buldukları ve o küçücük tuşlara basmakta zorlandıklarından, kullanmakta çok ciddi zorluklar yaşıyorlar. Annenizin oturduğu koltukta elinde belki de örgüsüyle “Google’cım şu benim facebook’u bi aç bakalım” ya da “ whatsapp’ı açta komsu Necla’ya bir mesaj atıcam”, “Klimayı biraz kısar mısın?”, “şu haberleri aç”, “Neşet Ertaş’tan bir türkü çal bakalım” gibi sonsuz isteklerde bulunabilir; sadece sesiyle internette sınırsızca dolanabilir ve okuyamadığı durumlarda asistandan okumasını dahi isteyebilir.

BUNLAR HARİKA DA, BU GÜVENLİK İŞİ NASIL OLACAK?

Yazının devamı...

Signal neden Whatsapp’tan daha güvenli?

19 Mayıs 2017

Benzer başka bir saldırı da bu Çarşamba meydana geldi. Pes peşe saldırılar, bu konuda ciddi bir güvenlik açığı olduğunu ortaya koyuyor.

 

Güvenli mesajlaşma neden bu kadar önemli?

 

Bir çok özel kalması gereken, hatta istenmeyen kişilerin eline geçtiğinde size zarar verme ihtimali olan konuları, arkadaşlarınızla paylaşmakta sakınca görmüyor olabilirsiniz! Ancak avukatınızın sizden kimlik fotokopinizi ya da seyahat şirketinizin acilen pasaport fotokopinizi istediği örnek durumları düşünün. Ya da eve gelinceye kadar çocuklarınızın yalnız kalacağını eşinizle mesajlaştığınızı! Bunun gibi aslında normal olan ancak kötü amaçlı kişilerin eline geçtiğinde size zarar verebilecek bir çok durum var!

 

İnsanlar mesajlaştığı kişiyle kendilerini çok rahat hissettiklerinden gizli kalması gereken kurum sırlarını da paylaşabilirler. Örneğin şirketinizdeki muhasebe elemanını düşünün. Şirketin gidişatını, gruptaki arkadaşlarıyla paylaşımını başkaları da okuyorsa, şirketinizi içinden çıkılmaz bir duruma sokabilir. Sonuçta bütün organizasyonların, kendi içlerinde tartıştıkları konular, farklı seviyelerde gizlilik içerir.

 

Yazının devamı...

Ve arabalar yer altından uçacak!

12 Mayıs 2017

Silikon Vadisinin dahi çocuğu, kurduğu her şirketiyle ses getirmesini başaran, kendi deyimiyle bir deli! Dünyanın ilk online ödeme sistemi PayPal’la sesini duyurdu. SpaceX, Tesla, Solarcity hepimizi hayran bırakan başarılarından sadece bazıları. Bir kaç ay önce de gezegenler arası yaşam projesi kapsamında önümüzdeki 50 yılda, Mars’ta 1 milyon kişilik bir koloni kuracağından bahsederek yine nefeslerimizi kesmişti!

TED söyleşisinde ki açıklama

İki hafta önce, TED konuşmalarının sahibi Chris Anderson kendisiyle özel bir söyleşi yaptı. Son zamanlarda özellikle de ulaşım sorununa kafayı takan Musk, açıkladığı çalışmalarıyla yine dünya gündemine oturmayı başardı!

Yer altına iniyor

Dünyada neredeyse bütün şirketler ulaşımın geleceğini gökyüzünde görüyor. Gün geçmiyor ki drone teknolojisini kullanarak uçan araba üreten bir firma çıkmasın!

Musk ise çözümü yer altında görüyor. Asfaltla bütünleşik ve yeraltındaki tünellere inen araç asansörleri planlıyor. Bu asansör, aracınızı ilgili tünele indirerek sizi istediğiniz noktaya kadar götürüyor. Asansörler, tek hatlı raylar üzerinde hız sınırı olmamasına rağmen, başlangıçta hızları 200km. olacak şekilde hareket edecek.

Uçan arabaların, drone’ların geleceğin ulaşım aracı olacağı ön görülürken, neden yeraltı?

Dünyanın,  7 milyara ulaşan nüfusu, uçan arabalar gerçek olduğunda belki de bir kaç kat daha artmış olacak. Bu büyüklükte ki bir nüfus için, gökyüzünde çok fazla sayıda uçan araba olması gerekiyor, hatta öyle ki, belki de gökyüzünün maviliğini bile görülmeyecek! Diğer bir kaygı da bu kadar çok aracın üstümüzde uçmasının bir kaza anında yol açacağı büyük tahribatlar ve araçların istenilen hızlarda uçamayacak olması geliyor!

Yazının devamı...

Çocuğunuz doğmadan öğrenebileceksiniz!

5 Mayıs 2017

1997’de Hong Konglu bilim insanı Dennis Lo, anne adayının kanında cenine ait, serbest halde dolaşan DNA parçacıklarının varlığını keşfetti. Bu da günümüzde anneden alınan bir kaç mililitre kandan bebeğin DNA dizileminin yapılabilmesinin yolunu açmış oldu.

 

Peki bu ne anlama geliyor?Edwards, Down, Turner ve Patau sendromları, kistik fibrozis, Akdeniz anemisi gibi genetik nedeni bilinen tam 3000 hastalık, artık çocuğunuz doğmadan çok önce tespit edilebilecek.

 

Doğum öncesi DNA dizilemi yaptırmanın en önemli nedenlerinden birisi de, her 160 doğumda 1 görülen anormal kromozom yapısı ve bunun neden olduğu ömür boyu rahatsızlıklardır! Bu test aynı zamanda, ülkemizde çok yüksek olan akraba evlilikleri veya 35 yaşından sonra çocuk yapmalarda karşılaşılan genetik problemleri de en doğru şekilde tespit edebilir!

 

Şimdi sıkı durun, genetik bilimini geldiği son nokta…Yeni geliştirilen tekniklerle artık döllenmenin 3. gününden itibaren DNA dizilemesi yaptırılabilir! Bu yöntem özellikle de, tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olacak aileler için, yumurta rahime alınmadan önce çocuklarının geleceğini öğrenerek daha sağlıklı karar vermelerinde yardımcı olacaktır!

 

Yazının devamı...

Facebook’un Çığır Açacak Mesajlaşma Programı: Building 8

28 Nisan 2017

Salondakilere, imdb’si 9 üstü bilim kurgu filmi izliyormuş hissi veren bu hedeflerden en çok heyecan uyandıran, şüphesiz ki Building 8 adını verdikleri proje oldu.

BUİLDİNG 8: BEYİN DALGALARIYLA İLETİLİŞİM

Beyin dalgalarıyla iletişim üzerine yapılan çalışmalardan en dikkat çekeni ve Facebook’a da ilham veren, Stanford Üniversitesi’nden Prof. Krishna Shenoy’un liderliğini yaptığı araştırma! En son felçli bir kadında uygulanan beyin dalgalarıyla iletişim, çok başarılı sonuçlar verdi (https://www.youtube.com/watch?v=JJS3VNvv990).

Kadın, karşısına konulan sanal klavyeyi düşünce gücünü kullanarak dakikada 8 kelimeye kadar hızla yazmayı başardı. Prof. Shenoy, daha sonra çalışmasını yapay zekayla destekleyerek, kadının internette sörf yapıp alışveriş yapmasını da sağlayarak, onun yıllardır süren sessiz ve karanlık dünyasına pırıl pırıl bir güneş doğurmuş oldu.

Facebook Building 8 Laboratuvarının başında bulunan Regina Dugan, Stanford gibi bir kaç üniversiteyle işbirliği yaparak bu iletişimi bir adım öteye taşıyor. Dugan, bildiğimiz bütün mesajlaşma uygulamalarını kökten değiştirecek bir teknolojiyi bir kaç yıl içinde herkesin hizmetine sunacaklarının müjdesini verdi: Beyin dalgalarıyla mesajlaşma! Facebook’un bu teknolojisiyle insanlar, dakikada 100 kelime hızında yazabilecek! Bu normal bir insanın 5 katı hız anlamına geliyor.

FACEBOOK, BEREN SAAT’İN “BENİM DÜNYAM” FİLMİNİ HAYATA GEÇİRİYOR!

Regina Dugan, iletişim konusuna çok takmış durumda! Ekibinin üzerinde çalıştığı bir diğer konu da, konuşulanları derimizle anlayabilen bir sensör teknolojisi! Sunumda gösterdiği deneyde, denek bir kadına belli bir sözlük dağarcığında, 3 kelimeye kadar verilen bütün sözcükleri ve komutları kol derisiyle anladığı görüldü. Bu teknoloji özellikle işitme engelli insanların iletişiminde, çığır açacak!

FACEBOOK’UN ULAŞMAYACAĞI YER KALACAK MI?

Yazının devamı...