"Özcan Çıkmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özcan Çıkmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özcan Çıkmaz

Özcan Çıkmaz

Sesten Hastalık Teşhisi

25 Mart 2017

Araştırmacılar, fiziksel ya da zihinsel rahatsızlıklarda, kullanılan kelimelerin yuvarlandığı, uzatıldığı ya da daha çok burundan konuşulduğunu; bunun sonucunda da ses perdesindeki dalgalanmalar gibi bir çok özelliğinin farklı oranlarda değiştiğini tespit ettiler. Normal insan kulağının fark edemediği ses çatlakları ve sesteki sinirsel titreşimlerin ölçülebilmesiyle de, hastalık teşhisinde kullanılmasının yolu açıldı.

Bu konudaki çalışmalar neler?

Sağlık alanındaki en gelişmiş yapay zeka olan IBM Watson ekibi, ses analizinden kişinin psikolojik bozukluklarını önceden tahmin edecek bir çalışma başlattı. Örneğin cinnet getirecek birini önceden tespit ederek bunun önüne geçilebilecek. Özellikle çatışma ortamlarında ağır travmalar geçirerek bunu saklayan askerlerin, teşhis ve tedavisinde de kullanılması planlanmaktadır.

New York Üniversitesi Langone Tıp Merkezi, kısa ses kayıtlarından hem hastalıkları tespit etmeyi hem de ağır travmalar sonucunda beyinde oluşan zedelenmeleri tespit etmeyi amaçlamakta. Parkinson’un bu yöntemle teşhisinde %99’a ulaşan bir başarı sağlanmıştır. Mayo Clinic ve Beyond Verbal şirketleri, ses analizimizden kalp rahatsızlıklarını; Berlin’deki Charite Hastanesi ise çocuklardaki dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite bozukluklarında erken teşhisi amaçlamaktadır.

Bu teknolojideki kaygılar neler?

Bazı araştırmacılar ise şu an için Sesli Teşhisin, erken bir teknoloji olduğunu, sağlıklı sonuçlar verebilmesi için kişinin gürültüden arındırılmış, yüksek kaliteli büyük boyutlardaki ses dosyalarının varlığına ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Diğer bir kaygı da, bu teknolojinin hayatımıza girmesiyle kişisel gizliliğimizden sonra duygusal gizliliğimizin de ortadan kalkacak olması!

İnanmıyorum, o sesi sen mi çıkardın?

Cep telefonlarımızdaki Apple Siri gibi kişisel asistanlar, arkadaşlarımızla konuşmalarımızı dinleyerek bize koçluk yapmaları artık çokta uzak bir ihtimal değil. Hatta mutlu görünen ilişkimizdeki rahatsızlıkların sesimize yansımasından dolayı, dijital Güzin Ablaların tavsiyelerde bulunacağı günlerde sayılı! Ne de olsa geleceği, hayallerimizin sınırları şekillendirecek!

Silikon Vadisi'nden Girişimcilik Sırları

Gecen hafta başladığımız, günde yarım saatimizi ayırarak, bir ay içinde görücüye çıkacak projemizi geliştirmeye devam ediyoruz.

Kâğıt kalem alıp, bi’ çay koyun!

Görüşmelerde öğrendikleriniz, eksiklikleriniz ve başarı oranınız hakkında ki kafa bulanıklığınızı bir parça gidermiştir. Eğer görüştüğünüz 10 kişiden biri bu ürünü çıkartırsanız hemen, üç kişi küçük bir değişiklikle kullanacağını söylediyse, siz doğru probleme ihtiyaç duyulan çözümle parmak basmışsınız demektir. Ürününüz ilgi çekmediyse, aldığınız notları tekrar gözden geçirin, neye ihtiyaç duyduklarını satır aralarında arayın. Gerekli değişiklikleri yaparak tekrar sokağa çıkın. Kullanıcılarınız şirketler ya da özel bir meslek grubuysa, yorum almaya çalıştıklarınızın o gruptan insanlar olmasına dikkat edin.

Benimle evlenir misin?

Halen fikir aşamasında olan ürününüzü, piyasada test ederek bir ihtiyaç olduğunu kanıtladınız. Sıra, kendinize bir çalışma arkadaşı bulmaya geldi. Doğru kişiye ulaşmak için biraz “yırtık” yani utanmaz sosyal olmalısınız. Whatsapp ve facebook arkadaşlarınıza mesaj atın. Üniversitede öğrenciyseniz, hemen ilgili bölümlerin önünde volta atmaya başlayın. Hiç tanımadığınız kişilerle tanışmaktan çekinmeyin. Eğer bir şirkette çalışıyorsanız, diğer departmanlara gidin, sorun soruşturun. Zira başarınızın sırrı, daha çok insanla etkileşerek eksik yanınızı tamamlayacak takım üyenizi bulmaktan geçiyor.

Bu süreci kendinize eş seçiyormuş gibi düşünün. Aradığınız takım üyenizi ikna etmek için projenizin her türlü çekiciliğini kullanın. Silikon Vadisinde, bir kişiyi bile sizinle çalışmaya ikna edemezseniz, ürününüzü başkasına da satamayacağınıza inanılır.

'Yalın Ürün' için hazırız!

Bu aşamaları tamamladıysanız, artık ürününüzü geliştirmenin zamanı geldi. Bu aşamada Steve Blank ile Eric Ries tarafından geliştirilen ve en hızlı şekilde ürünüzü piyasaya çıkarmayı esas alan Yalın Startup modeli örnek alınabilir. Bunun da özünde, sadece ana fonksiyonu çalışan yalın ürün (prototip) geliştirmek yatar. Projeniz hizmet sektörüyse, bunu uygulayacağınız en küçük birimle anlaşıp çözümünüzü uygulamaya başlayın.

Airbnb, nasıl Türkiye’nin Varlık Fonu'ndan daha büyük oldu?

Airbnb sekiz yaşında olmasına rağmen şu andaki piyasa değeri 30 milyar doların üzerindedir. San Francisco’da küçük bir odada yaşayan iki arkadaş Brian Chesky ve Joe Gebbia kiralarını ödemek amacıyla, konferanslara gelip yer bulamayan insanlara odalarına üç tane şişme yatak alarak kiralamaya karar verirler. Gelecek olan misafirlere, ayrıca ev kahvaltısı da sunduklarından isimleri Airbed and Breakfast’ın kısaltması Airbnb (Şişme Yatak ve Kahvaltı) olur. Yani şuandaki piyasa değeri, Türkiye’nin Varlık Fonu’yla eşdeğer olan Airbnb dahi, bir odadan başlayarak büyümüştür.

Fikrinizi asla küçümsemeyin, çevrenizdekilerin “Kardeşim başımıza icat çıkarma?” sözlerine aldırmadan, yalın ürününüzü geliştirerek ilk adımı atın. Hayallerinize yeterince inanırsanız, önünüzde hiç bir engel duramayacaktır. Başarıya adım atın!

cikmazozcan@gmail.com
https://www.facebook.com/ozcan.cikmaz.7
https://twitter.com/ozcan_cikmaz
www.linkedin.com/in/ozcancikmaz

 

Yazının devamı...

Google, Uber’i Kapatıyor Mu?

17 Mart 2017

2016 Ocak ayında Google’ın sürücüsüz araba şirketi Waymo’nun üst düzey yöneticilerinden Anthony Levandowski istifa ederek Otto isimli sürücüsüz kamyon şirketi kurar. Altı ay içerisinde de bu şirketi Uber’e 680 milyon dolar gibi rekor bir fiyata satar. Yanlışlıkla bir Google çalışanına gönderilen maille, bu hızlı yükselişin sırrı da ortaya çıktı. Zira bu mailde, Uber’in Google’ın Lidar radarını kullanmasıyla ilgili gizli bilgiler yer almaktaydı. 

Peki ama nedir bu Lidar?

Sürücüsüz araba teknolojisinin kalbi olan Lidar, saniyede milyonlarca lazer sinyali göndererek arabanın çevresinde hareket eden-etmeyen her nesnenin üç boyutlu haritasını çıkartarak aracın emniyetle ilerlemesini sağlamaktadır. Anthony, Google’dan istifa etmeden hemen önce Google sunucularından Lidar’in tasarımlarının olduğu 14.000 dosyayı harici diskine indirip, izlerini de siler. Uber’in bu teknolojiye ulaşmasını sağlayan Otto’yu, bu verilerle geliştirdiği kanıtlanmış olur.

Bu dava ne anlama geliyor?  

Uber, yakın zaman önce pilot bölgeler olarak San Francisco ve Phoneix’te sürücüsüz taksiyi hizmete sokmuş ve yakın zamanda da bunu diğer şehirlere yaymayı planlıyordu. Bu dava, testlerinin tamamen durması ve bu teknolojiyi yeniden geliştirmesi anlamına geliyor. Halkın büyük çoğunluğu bu teknolojiyi Uber’le tanıyacağından, anlaşma olmaz ise görünen o ki, bu buluşma biraz gecikebilir.

Diğer firmalarda neler oluyor?

Su anda 19 şirket sürücüsüz araç teknolojisi üzerinde çalışmaktadır. Volvo, bu teknolojiyle 2019 yılından itibaren ölümlü kazaları tamamen ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Elon Musk, en geç Temmuz 2017’de Tesla’nın tamamen sürücüsüz modelinin hazır olacağını açıklayarak bu yarışta öne geçti. En yakın rakibi Çinli Baidu ise 2018 yılında hazır olacaklarını açıklarken, geri kalan firmalar içinse bu tarih 2020‘dir. Tesla’nın, Google’dan bile önce bunu başarmasındaki sırrı, bütün sürücülerini, onlar farkında olmasalar bile, kendi yapay zekâsını eğitmek için kullanmasında saklıdır. Google 20 aracıyla bugüne kadar 2milyon kilometre yol yaparken, Tesla’nın sürücüleri ise bugüne kadar dünyanın farklı coğrafyalarında milyonlarca kilometre yol yaparak, aracı kullanacak yapay zeka algoritmasını durmadan eğittilerdir. 

Bu teknoloji, aracın 360 derece çevresini durmadan gözetlediği için insan dikkatsizliğinden kaynaklanan bütün kazaları ortadan kaldırmaktadır. Kullanıcı, aracını istediği yere telefonundaki uygulamayla çağırabileceğinden, parklar da kalabalık şehir merkezinin dışına çıkarılmaktadır.Peki bu konudaki kaygılar neler? Hackerlerin araç sistemlerine sızıp insan kaçırma ya da kaza yaptırarak suça karışma ihtimalleri var. Ama buna karşı da, tehlike anında bütün otomatik sistemleri devreden çıkartacak önlemler geliştiriliyor. Sürücüsüz araçlar Türkiye için uzak bir hayal gibi görünse de dünyanın bir bölümünde kıyasıya bir rekabetin ürünü olmuş durumda.

Silikon Vadisinden Girişimcilik Sırları

Buraya Kurtlar Sofrası da diyebilirsiniz, her gün batan ya da çok büyük başarılara imza atan bir çok teknolojiye şahit olduğunuzdan hep bıçak üstündesinizdir. Hata çok önemli tecrübe olarak görülmesine rağmen, aynı zamanda da hataya asla yer olmayan bir dünyadır. Hızlı ve doğru kararlar almalı, müşterilerinizi doğru okumalı ve iyi bir ekiple çalışmalısınız. Ben de, yapay zekalı mobil sağlık projesi için uzun süredir Silikon Vadisinde, Stanford Üniversitesinin de desteğiyle çalışmalara devam ediyorum. 
Sizin de müthiş fikirleriniz var, ama doğru adımlar ne, nasıl hayata geçirilir merak ediyorsanız, size Vadideki bütün şirketlerin kullandığı yöntemleri hap haline getirip sunmaya çalışacağım. Hayalinizdeki şirketi kurmak için tek yapmanız gereken günde yarım saat ayırmak! Bir ay içerisinde projenizi test için piyasa çıkarmaya hazır hale getireceğiz.

Hangi fikirler tutar?

Büyük ve kârlı bir şirkete dönüşmek istiyorsanız, insanların çok sıkıntı çektikleri ve lanet ettikleri ya da varlığı onları çok mutlu edecek bir konu üzerine yoğunlaşmalısınız. Böylece sizin çözümünüz bir kurtarıcı olacağı için hemen kullanmak isteyeceklerdir. Bu da iyi bir gözlemle ulaşılabilecek bir problemdir. Eğer bu problem, sadece sizin çevrenizin değil, toplumun yaşadığı genel bir sorunsa, kısa sürede çok daha büyük başarılara imza atabilirsiniz. 

Hemen Yapın…

Problemi tespit ettiyseniz, artık dışarı çıkma zamanı gelmiş demektir. Bu aşamada insanların kafasındaki “Problem ne, çözüm önerin ve neden senin çözümün daha iyi” soru işaretlerini bırakmayacak şekilde en fazla 5 dakikalık bir anlatım hazırlayın. Silikon Vadisi’nde “Birisi projenizi bir kaç dakika dinlediğinde çalabiliyorsa, o proje üzerinde emek harcamaya değmez” derler. Teknik bölümünü kendinize saklayarak geriye kalan her şeyi tartışmaya açın. En az 10 kişiden yorum alin. Size ne düşündüklerini anlatırken, onları yönlendirmeyin, dinleyin. Neden öyle düşündükleri hakkında sorular sorun. Unutmayın ürünü onlar kullanacak ve ihtiyaçlarını, şu anda kullandıkları ürünlerin eksikliklerini, nasıl daha iyi olabileceğini irdelemelisiniz. Bunlar başarıya ulaşmanızda,  paha biçilmez veriler!

Üşenmeyin!

Geliştirmek istediğiniz fiziksel bir ürün ise, ucuz malzemelerden bir benzerini ya da kartondan bir maketini yapın. İşlevleri için açıklayıcı kartlar hazırlayın. Unutmayın, görüştüğünüz kişilere ne kadar çok görsel verirseniz, o denli anlamlı geri bildirim alırsınız. Ürününüz bir hizmet ise, bu hizmeti sağlarken kullanıcıların hayatında, eskiye nazaran nasıl bir kolaylık yaratacağınızı doğru kelimelerle net açıklayın. Fikrinizin çalınacağı endişesini bir kenara bırakın, açık olmazsanız başarılı olamazsınız!
Haftaya bir sonraki aşamaya geçmek üzere, hayal etmekten vazgeçmeyin!

cikmazozcan@gmail.com
https://www.facebook.com/ozcan.cikmaz.7
https://twitter.com/ozcan_cikmaz
www.linkedin.com/in/ozcancikmaz

Yazının devamı...

Hükûmetler Akıllı Cihazlardan Gözetliyor mu?

11 Mart 2017

Wikileaks’in bu hafta ortaya döktüğü belgeler, CIA evlerimizin içini bile dinleyebilme ihtimalini yine gündeme taşıdı. Edward Snowden’ın herkesin dinlendiğini ifşa etmesinden sonra insanları “acaba beni de takip ediyorlar mı?” korkusu sardı. Özellikle seslenişimizle aktive olup komutlarımızı yerine getiren evlerimizde ki Konuşan Yapay Zekalar ya da daha çok bilinen adlarıyla Ev Asistanları, bu kaygının en güçlü nedenlerinden biri. Peki bu teknolojiyle gerçekten dinleniyor muyuz yoksa bu anlatılanlar şehir efsanesi mi?

Silikon Vadisi’nin en popüler konularından biri, baş döndüren bir hızla gelişen yapay zeka algoritmalarında kişisel verilerimizin güvenliğinin konusu. 2015 yılı Şubat ayında Samsung akıllı televizyonlarının, ortam dinlemesi yaparak konuşmaları kaydettiği ortaya çıktı. Bu skandal üzerine şirket, bunu tüketici eğilimlerini ölçmek için yaptığını, verilerin başka kurumlarla paylaşılmadığını açıkladı ama izi kaldı bir kere. 2016 sonunda Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’in bir paylaşımında, web kamerasını bantla kapatması, bu tartışmaları daha da alevlendirdi. Ve sonunda Wikileaks’in bu hafta başında 'Vault 7' adıyla yayınladığı belgelerde CIA’in akıllı televizyonlar ve telefonlara yüklenen bir uygulama sayesinde nasıl ortam dinlemesi yapabildiğini ortaya döktü. Cin şişeden çıktı, tehlikenin boyutları da daha iyi anlaşılmaya başlandı.

Ev Asistanlarında Siber Güvenlik

Özellikle hayatımızın merkezine yerleşmeye başlayan ev asistanları Google Home ve Amazon Alexa bu tartışmaların merkezinde bulunuyor. Google Home ile Amazon Alexa pasif ortam dinlemesi yapmakla kalmayıp büyük bir bölümünü kaydettikleri de, artık herkesçe bilinen bir gerçek. Google’ın merkezinin olduğu Mountain View’den bir anı aktarayın. Prof. Junling Hu tam da yapay zeka üzerine konferans verirken, dinleyicilerden birinin Iphone’undaki Siri aktive oluverdi ve yüksek sesle “ Anlattıklarından hiç bir şey anlamıyorum!” dedi. Salon kahkahadan kırıldı ama her yerde izlendiğimiz kaygısını daha da güçlendi.

Google Home’un ses mühendisleri bir atölye çalışması esnasında konuşan yapay zekalara verilen isimlerin alelade seçilmiş isimler olmadığını, bugüne kadar topladıkları tüm verilerin incelenmesi esnasında, konuşmalarımızdaki hecelerin en ortak parçaları olarak karşılarına çıktığı için bu ismi seçtiklerini ifade etmişti. Siri gibi, bu asistanlar da kendilerine seslendiğiniz zaman kayda başlayıp komutlarınıza göre işlem yapıyorlar. Yani günlük yaşantımızda onlara direk seslenmesek bile, konuşmalarımızdaki bazı heceler cihazları aktif hale geçiriyor ve dinlemeye başlıyorlar.

Akıllı Kayıtlar Cinayetin Peşinde

Hadi daha çarpıcı bir örnek de kriminal cepheden verelim.

2016 yılı Kasım ayında Berville, Arkansas’ta polis, cinayet şüphelisi olarak James Bates’i tutuklar. Bates’in cinayeti evinde işlediğine dair delillere ulaşmak için mahkeme Amazon firmasından, zanlının evinde bulunan Alexa’nın o gün yaptığı bütün ses kayıtlarını ister. Her ne kadar cihaz kendisine seslenildiğinde kayda başlasa da; pasif kayıt, cihaz açık olduğu surece devam etmektedir. Ama bu kayıtlar cihazın içine değil, internette Amazonun kendi sunucularına yapılmaktadır.

Bates’in ilk duruşması, Aralık 2016 da görüldü ve bir sonraki duruşma bu ay içerisinde yapılacak. Amazon her ne kadar kayıtları vermeyeceğini belirtse de, mahkemenin bu kayıtlara ulaşacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu arada, Bates, akıllı evde yaşadığından, polis özel sayaçtan cinayetin işlendiği gece 1 ile 3 arasında normalin çok üstünde su kullanıldığını tespit ediyor. Bunu da, zanlının Alexa’ya evdeki kan izlerinden nasıl kurtulacağını sorduğu ve bunun sonucunda da akıllı su sayacının devreye girerek fazla miktarda su kullandırdığı tezine dayandırıyor.

Arkansas’taki örnekte görüldüğü gibi, gelecekte mahkemeler yada hükûmetler istedikleri zaman, bizlerin tüm konuşma kayıtlarına ulaşabilecekler. Bugün için firmalar reddetse de, bilgisayar korsanları ve istihbarat ajansları, bu cihazları kullanarak sadece kişisel özelimizdeki tüm verilere değil ayni zamanda evimizdeki cihazlarımızı da uzaktan kontrol edebilecekleri öngörülmekte. Peki hayatımızı izlenme korkusu ile mi yaşayacağız? Tabii ki, hayır. İnsan oldukça, teknolojinin iyi yönü mutlaka galip gelecek.

 

Yazının devamı...