"Savaş Özbey" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Savaş Özbey" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Savaş Özbey

Benim kendi vifim var kardeşim!

21 Eylül 2018

Başlıktaki cümle anneme ait. Çünkü onun için “Wi-fi’ımı çalıyorsunuz” şıkkını seçtim. Bahsettiğim, “Jokesphone” adında bir uygulama. Yeni keşfettim. Küçük bir ücret karşılığında indiriyorsunuz. İçinde dokuz farklı seçenekte şaka var. Annem normalde kül yutmaz. Ama teknolojiyle arası çok iyi olmadığı için bunu yutacağını biliyordum.

***

Şakanızı seçiyorsunuz, işletmek istediğiniz kişinin telefon numarasını giriyorsunuz.
Uygulama o kişiyi arıyor ve bir bant sesi konuşmaya başlıyor. Aradaki boşlukları öyle iyi ayarlamışlar ki karşınızda gerçek biri var sanıyorsunuz. “Ben komşunuzum” diyor, “Şifremi nereden öğrendiniz, kablosuz ağıma giriyorsunuz” diyor.
Annem en başta kibar: “Beyefendi bir yanlışlık var, benim kendi vifim var” diyor.

Yazının devamı...

Türk ünlüleri ve küçük, gizli lüksleri

18 Eylül 2018



1400 euro’luk odası var. Özel iskelesine jakuzi kurmuşlar, Bozburun dağlarına karşı, denizin üstünde fokurduyor.
Ama tepelerden dolaşan bir keçi patikasını saymazsanız yolu yok. Bir tek denizden gidilebiliyor. Buna mukabil televizyondan-gazeteden bildiğiniz kim varsa orada.
Şarkıcı Yalın kahvaltısını ille de teknesine istiyor. Rıdvan Dilmen “Lotus” odasında kalıyor; o oda boş değilse hiç gelmiyor. Vildan Atasever fener kavurma, Gonca Vuslateri levrek iskender müdavimi. Sıla motora atladığı gibi daha da ıssız koylara kaçıyor.

* * * 

Yazının devamı...

Blogger-fenomen saltanatı sona mı eriyor?

14 Eylül 2018

Bir moda halinde çok şımartıldılar. Köklü gazeteler, dergiler dururken tanıtım bütçeleri onlara harcandı.
Daha dün blog tutmaya başlamış stil fenomeni, yılların stil yazarının önüne oturtuldu defilede.
Yurtdışında fuar mı var? Tecrübeli teknoloji yazarı dururken, fenomenliği kendinden menkul kişiler davet edildi.
Türkiye’de durum daha da vahimdi çünkü kolay yoldan her işin çakallığını bulan bir halk olarak, takipçi satın alma marifetiyle bir gecede değme dünya starlarından daha çok takipçili fenomenler çıktı ortaya.

***

Yazının devamı...

Cem Yılmaz üstünden haftanın akıl / fikir testi

11 Eylül 2018

A) Cem Yılmaz sevgilisi Defne Samyeli’yi aldatmaktadır. Paylaşım yaparken evdeki çıplak kadının görüntüsünün cam masaya yansıdığını fark etmemiştir.
B) O yansıyan görüntü, gerçek bir kadına değil, Cem Yılmaz’ın evindeki bir tabloya/heykele aittir. Fotoğrafa yansıyan görüntü aslında bir sanat eseridir.
C) Türkiye’de işsizlik inanılmaz boyutlardadır. Milletin işi gücü yok, sosyal medyada, şurada burada, sayfalarca bu abuk şeyleri tartışmaktadır.

YANLIŞ CEVAP: A

Bedava Türkiye...

Turizmde rekor üstüne rekor açıklamaları geliyor. Mesela Antalya’ya gelen turist sayısı geçen yıla oranla yüzde 29 artmış, rekortmen yıl 2014’e göre 584 bin daha fazla turist varmış.

Yazının devamı...

Uzun, geniş bir denizdeyim gidiyorum gündüz, gece...

7 Eylül 2018

Kaptan bile anonslarına “Siz seçilmiş kişiler” diye başlıyor. Karadan ipini koparmış 4 bin 500 kişi denizin ortasında bir daha dönmeyecekmiş gibi partiliyor. Merak etmeyin, eninde sonunda karaya dönüyorsunuz. Ama dönen kişi hâlâ siz misiniz, orası meçhul...

Miçonun seyir defteri...
Çarşamba sabaha karşı 03.40... Batı Akdeniz, İspanya açıkları...
“Vision of the Seas” gemisinin 4 bin 500 yolcusu nefeslerini tutmuş, yarışmanın birincisinin açıklanmasını bekliyor.
“Sabahın köründe, denizin ortasında ne birincisi, neyin yarışması?” demeyin.
Çünkü söz konusu olan dünyanın en büyük yüzen partisi: The Ark.
Dört gün-dört gece aralıksız devam eden bu yolculukta ne zaman sabah, ne zaman akşam, kaçta yatılır, kaçta kalkılır, her şey birbirine karışmış durumda.

Yazının devamı...

Seni ukala çip bozuntusu

4 Eylül 2018


Turan Erdoğan

◊ Firmanın icra kurulu başkanı Turan Erdoğan artık bu işi bizim götürdüğümüzü, 155 ülkeye ihracat yaptığımızı anlatıyor. Gururlansam mı korksam mı bilemedim: İnsanlığın sonunu getirecek Skynet’in merkezi meğer Türkiye’ymiş. Bütün o çok bilmiş buzdolapları, hislenen çamaşır makineleri, gönül koyan klimalar, insana cevap yetiştiren ukala televizyonlar bizim ülkemizde üretiliyormuş.

“Aptal kutusu” demeyin, dil pabuç kadar: Evde konuşulanı takip edip anladığı yetmezmiş gibi lafa da karışıyor: “Bak öğle yağmur yağacak, üstüne kalın bir şey al... O üç peynirli pizzayı çok sevmiştin, sana yine ondan mı söylesek... İkinci köprüden git, öbüründe tamirat var...” Vur kafasına odunu!

◊ İşin en korkunç yanı, artık bu yeni cihazların kendi kendilerine öğrenebilmeleri. Düşünsenize, çamaşır makinesinin gözü hep üstünüzde. Alışkanlıklarınızı falan takip ediyor. Gömleğin ne kadar kirli, kaç tur yıkamak lazım, beyaz mı, renkli mi hepsini biliyor.

Öğrenmekle de kalmıyor, kendi aralarında haberleşiyorlar. Mesela deterjan mı bitti? Çamaşır makinesi televizyona söylüyor, o da markete sipariş veriyor. Buna da “nesnelerin interneti” deniyor. Yarın öbür gün insanın dedikodusunu da yapar bunlar. Vur kafasına odunu!

◊ Arkadaş geçtim kütüphane sessizliğinde (38 desibel) çamaşır yıkayan cihazı, deterjansız bulaşık yıkayabilen makineyi... Artık kendi kendine turşu kuran buzdolabı var! 10 parmağında 10 marifet: Kefir, sirke, yoğurt falan da yapıyor. Uyan ahali, yakında peşinat değil, başlık parası vereceksin beyaz eşyaya.

Yazının devamı...

Dünyanın en pahalı ve en lezzetli eti Kobe Beef: KİLOSU 2750 LİRA!

1 Eylül 2018

O kadar çok taklidi/çakması var ki Japonya’daki Kobe Eti Derneği, her yıl nereye, ne kadar et gönderildiğini internet sitesinden duyuruyor. Listede Türkiye yok. Çünkü bu eti Beeves Burger & Steakhouse’larda satışa sunan Sidar Budak, önce Riyad’a (Suudi Arabistan’da şubeleri var) oradan Türkiye’ye getiriyor.


En iyi ölçü az-orta
Etin pişmiş halinin dış görünüş olarak diğer etlerden çok da farkı yok. Lezzetinin nereden geldiğini çiğ halini görünce anlıyorsunuz. Dilimlere baktığınızda, aralarının mermer tabakaları şeklinde yağlanmış olduğunu görüyorsunuz. Yağ tabakaları pişirme sırasında etin daha sulu ve lezzetli kalmasını sağlıyor, bunun için de Kobe etini çok pişirmemek gerek. En iyi ölçü az-orta. Ama bir kez piştikten sonra artık ortaya et demeye dilinizin varmayacağı bir şey çıkıyor, daha bıçağı görür görmez kendiliğinden dağılıyor, ağzınıza attığınızda dilinizi-damağınızı uyuşturan suyunu bırakıyor. Sonrasında bizim lokumlardan falan da tattım; o kadar sevmeme rağmen Kobe’nin üstüne insanın içi almıyor. Zaten Kobe eti biraz baskın bir lezzet. Öyle bir oturuşta birkaç dilim yiyemiyorsunuz.
Zaten Sidar Budak da 100 gramdan fazla yenilmesini önermiyor. Beeves Burger & Steakhouse’larda 80 gramlık dilimler halinde satılıyor. Bu porsiyonların fiyatı 220 lira. Kaba bir hesapla kilosu 2.750 liraya geliyor. Tabii bu, 5. derece bir Kobe eti. Bu derecelerden 13 tane var. Dereceler her sene yapılan yarışmalarla veriliyor. 12 üretici aile bu dereceler için yarışıyor.
Sidar Budak bu ailelerden birinin çiftliğini de gezmiş: Isoda. “İnanılmaz bir ortam” diyor: “Japonlar için bu neredeyse kutsal bir mesele, öyle saygı duyuyorlar. Etin içinde gördüğünüz o yağ tabakalarının oluşabilmesi için hayvanlara günde 20 litre arpa suyu içiriyorlar. Bakıcılar ağızlarına şarap ya da sake dolduruyor, hayvanların üzerine püskürtüp derilerine masaj yapıyorlar. Yattıkları yerlere tandırlarda kullanılan ateş tuğlaları döşenmiş. Strese girmemeleri için civarda asla motorlu taşıt, makine yok. Telefona bile izin verilmiyor. Ve senede topu topu 30 ton et üretiliyor...”

Yazının devamı...

Yeni Kars, Van mı olacak?

31 Ağustos 2018

Daha televizyon, gazete haberleri başlamadan, tren biletleri yok satmadan yazmıştım Kars’ın trend olacağını.
Tuhaf bir hareket, kıpırdanma vardı.
Turizmci arkadaşlarım “Sence tur yapsak mı?” diye fikir soruyordu.
Takip ettiğim blogger’lar sayfalarına Kars’ı taşımaya başlamıştı.
Gurmeler Kars kazının lezzetinden, fotoğrafçılar Çıldır Gölü’nün güzelliğinden bahsediyordu.
¡¡¡

Yazının devamı...