"Aynur Tartan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aynur Tartan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aynur Tartan

Bedene şifa, ruha deva: Hoşgeldin Ramazan!

19 Mayıs 2018

Ramazan demek iki büyük öğün demek değil. Sahura kalkmamak, uykunun daha doyurucu olduğunu sanmak büyük yanlış. Sahur mönüsüne gelince... Çok tuzlu yiyecekler susatacağı için peynirin, zeytinin az tuzlusu, yumurta, menemen, omlet, salata, ceviz, badem, fındık... Yani tok tutacak bol lifli, sağlıklı yağdan zengin, protein veren yiyecekler... İftarda da soğuk yaz çorbaları, 15-20 dakika moladan sonra hafif bir ızgara, belki bir sebze yemeği, olmazsa olmaz kuru bakliyatlar, iftar sofrasında değil ara öğünlerde de meyve ve sütlü tatlı...
◊ Elinizi ve bardağınızı korkak alıştırmayın. Ama sadece suyla susuzluğunuzu gidermeye de kalkmayın. Papatya, melisa, rezene çayları, mineralli sular, şekersiz kompostolar, hoşaflar... Bir de tabii kafein tüketimini minimuma indirmek gerekiyor.
◊ İftar sonrası rehavete kapılmazsak eşi dostu alıp yürüyüşlere çıkarsak şişmeyiz, kilo aldık diye de milleti şişirmeyiz. Doktorumuzdan bir de küçük not; kaslarımızın yağ yakımı yalnızca yürüyüş sırasında değil sonraki üç-dört saatte de devam edermiş. 45 dakikalık yürüyüşler hem ramazanın hem de hayatımızın bir parçası olsun.
◊ Metabolizmayı nasıl hızlandıralım? İftar sonrası yürüyüşlerle metabolizma zaten titreyip kendine gelecek. Öğün aralarında yeşil çay, içeceklere, yiyeceklere tarçın, yoğurt, kefir, yumurta, avokado, Hindistancevizi yağı da metabolizmanın benzini görevini görecek.



Beden tamam,

Yazının devamı...

Doğru zeytinyağını seçme rehberi

12 Mayıs 2018

Kaliteli zeytinyağının yolu kaliteli zeytinden geçiyor. Yani artık üzümünü ye, bağını sorma ‘out’, zeytinyağını ye zeytinini sor, ağacını sor, memleketini sor ‘in’. Kristal Yağları Genel Müdürü Christopher Dologh diyor ki; “Üretici üretimin her anında olmalı. İdeal hasat zamanını belirlemek, bekletmeden aynı gün sıkım yapmak, yağhanelerle, lokal üreticilerle iletişimde olmak, modern tesislerde teknolojinin nimetlerinden faydalanmak çok önemli.” Ayrıca zeytinyağının ürün menşei, barkodu ve gerekli kalite belgelerine sahip tesislerde üretilip üretilmediğine de dikkat dikkat...

Boşuna demiyorlar; zeytin işi, şarap işi. Artık şarap gibi zeytinin de, zeytinyağının da meraklıları, eksperleri, ‘oleolog’ları var. Zeytinin duyusal kalitesi, tadı, kokusu, farklı tip zeytinliklerden çıkan yağların sınıflandırılması, uygun lezzetlerle eşleştirilmesi... Hepsi onlardan soruluyor. Söylediklerine göre; renk, koku ve damakta bıraktığı tadın aroması, yakıcılığı ve burukluğu önemli. Çimen, çağla, badem kokularını taşıyorsa, özellikle natürel sızma zeytinyağı dilinizde, boğazınızda yakıcılık hissi bırakıyorsa, damağınız da hafiften burulduysa o zeytinyağı tamam demektir. Tadı sirke gibiyse, bayatsa, odunsuysa, küf kokuları varsa sakince o elinizdeki yağı yere bırakın, aman diyeyim!

Şişenin ağzı kapalı olmalı ve tamamı doğrudan ısı, ışık almamalıymış. Teneke de olurmuş ama saklamak için ideali koyu renkli, dar boyunlu cam şişelermiş. Ayrıca kulaklara küpe; zeytinyağının raf ömrü 18-24 aymış. Plastik şişelerse en büyük düşmanıymış.

Ege, Marmara, Balıkesir, Edremit, Ayvalık derken 17 milyon zeytin ağacıyla Hatay da yarışa girdi. Kristal Yağları, Üreticileri Geliştirme ve Bölgesel Lezzetleri Koruma Projesi kapsamında Hatay’ın nadide zeytini ‘saurani’ için harekete geçti. Öğrendim ki; saurani zeytini Altınözü’nde hayat buluyormuş, meyveleri yağ bakımından çok zenginmiş. Ancak eski ağaçlara bakım yapılmayınca bölgeye Gemlik çeşidi zeytin ağaçları dikilmiş. Hal böyle olunca saurani zeytini birçok yerel zenginlik gibi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış. Bununla mücadelenin sonucunda ortaya çıkan saurani zeytinyağı şimdi sınırlı sayıda satışta...

Sırada Antalya ve Mersin var! Bir sonraki durak, Antalya’nın beylik zeytiniyle Mersin-Tarsus’un sarıulak zeytiniymiş.

 

Yazının devamı...

Ege'nin mayıs ajandası: Yemekten girip sanattan çıkacağız

5 Mayıs 2018

Lezzet, sohbet, atölye, müzik, sanat, yeni deneyimler... Hepsi ve daha fazlası 11-13 Mayıs’taki uluslararası yaşam buluşması ‘Tasting Alaçatı’da. Hip Atölye’nin hayata geçirdiği festivale Fairy, Arkas Turizm, BiletPro, Kristal Yağları, Lucien Arkas Bağları, Arkas Trio, Troy, Ege Medya ve Çeşme Belediyesi destek veriyor. Program çok dolu, seçmeler aşağıda...

Açılışı 11 Mayıs’ta Arkas Bandosu yapacak. Sonra mı? Cynara Otel’de ‘Enginar Reçeli Atölyesi’, Ağan Bey Çiftliği’nde ‘Otlarla Taze Fikirler’, Asma Yaprağı Tarla’da ‘Çiftlikte Ege Ateşi’, Bazen Atölye’de Nedim Atilla ile ‘Amin Maalouf’un Satır Aralarına Yolculuk’, Eflatun’da ‘Ege’de Akdenizli Lezzeti’, Noni’s House’da ‘Odun Fırınında Ekmek Yapımı’... Günün finali Ovacık Buradan Bağları’nda şarap tadımıyla...

12 Mayıs’ta güneş doğar doğmaz Ege koylarında ‘Tekne ile Balık Avı; Papazz’da şef Vedat Başaran’la ‘Mutfaktan Alaçatı Esintileri’, İncirli Ev’de ‘Reçel Aşkı’, Kuytu’da ünlü şef Joe Barza’yla ‘Ege ve Lübnan Mezeleri’, Tektekçi’de Worldclass Türkiye Şampiyonu ve dünya üçüncüsü Kevin Patnode’la ‘Kokteyl Atölyesi’, Luce Otel’de Levon Bağış’la ‘Urla Bağ Yolu Tadımı’, Kapari Otel’de Allen Hulsey’le tadım ve gitar dinletisi...

13 Mayıs’ta gün yine balık avıyla başlıyor. Bazen Atölye’de Selda Güleç’le ‘Edebiyattan İlham Alan Ege Sofraları’, Agrilia’da Nedim Atilla’yla ‘Öğle Rakısı Güzeldir Efendim’ söyleşisi, Noni’s House’da ‘Ege Otlarıyla Yemek Şöleni’, Köstem Zeytinyağı Müzesi’nde ‘Yarımadanın Nostaljik Ezgileri’, PereMere Otel’de YayaRaw’la ‘Çiğ Beslenme Üzerine Sohbet ve Tadım’... Kapanış, Vadi Alaçatı’da ‘Yıldızlar Altında Jazz Konseri’yle...

Daha saymadıklarımız var: Ekşi maya ekmek yapımından lavanta hasadına, zeytinyağının geçmişine yolculuktan kahve tadımına, bitki çayı atölyesinden Delikli Koy’da yogaya, sebze çapalama etkinliğinden ‘Antika Fincan Sergisi’ne... Üç günlük bu dopdolu festivalin etkinliklerine katılım sınırlı olduğu için rezervasyon şart. Daha çok bilgi, biletler ve mekânların özel mönüleri için tastingalacati.com’a ve biletix.com’a tık tık!

MİS KOKULU
21’inci Uluslararası Bayındır Çiçek Festivali için son iki güne girdik! Çeşit çeşit çiçek arasında kaybolun; bolca koklayın, eşe dosta, balkona, bahçeye jest yapın. Bugün Göksel konserini de kaçırmayın.

BERGAMA’DA PERDE AÇIK

Yazının devamı...

Düşe kalka büyümek yeniden ‘in’

21 Nisan 2018

Listenin başında beyin gelişimi var. Emeklemek demek, zıt taraflı el-ayak hareketi demek, çapraz hareket demek. Emekleyen bebekte beyindeki yarımküreler arasında geçişi sağlayan sinir dokuları gelişiyor, iletişim güçleniyor. Gözler, eller, bacaklar hatta kulaklar bile koordineli çalışıyor. İdrak etme fonksiyonlarına da bal şeker oluyor. Kolay öğrenme, refleks uyumu, günlük fonksiyonlar, görme, duyma zirve yapıyor. Ve gelelim nöromotor gelişim evrimine... Bu evrim genel kaba hareketlerden ince motor hareketlere, baştan ayağa ve merkezden çevreye doğru gelişiyor. Kaba motor gelişiminin olmazsa olmazları boyun kontrolü, desteksiz oturma ve yürüme. Motor becerilere paralel olarak çocuk etrafının farkına varıyor, iletişim kuruyor, önce sesler çıkartıyor, sonra cümlelere geçiyor.
Aman dikkat! Doktorumuz “Motor becerilerde geri kalış, sosyal becerileri de geri bırakır. Emeklemeyen, yürüyemeyen çocuk oyun oynamaz, çevreyle iletişim kurmaz” diyor. O zaman ne yapıyoruz? Bebekleri sıkı sıkıya arabalara bağlamıyoruz. Bütün gün ‘Hızlı ve Öfkeli’ gibi sokaklarda turlamıyoruz. Bez bebek gibi kucaklarda taşımıyoruz. Bırakın dağınık kalsın! Tay tay dursun, sıralasın, emeklesin...
Arabada mı büyümeli, yerde mi? “Düşe kalka büyümek” derler ya işte tam da bu hikâye. Çocuk emeklemeyi, yürümeyi, konuşmayı, oyun oynamayı tecrübe ederek büyümeli. Ayrıca emeklemeye kuvvet, kalçalara sağlık! Emeklemek kalçaları şekillendiriyor, kalçalar şekillendikçe güçleniyor. Güçlenen kalça bedeni daha iyi, daha sağlıklı taşıyor. Ve tüm bunlar bebeğin yürümesi için dengeyi artırıyor.

Yere bir halı atın, yeter
Nerede? Ne zaman? Her yerde ama tabii ki rahat hissettiği ve arabadan, kucaktan indiği yerlerde. Yoksa emeklemek öyle kucakta, arabada, beşiklerde, park yataklarda, kanepede, beşikte yapılan bir şey değil. Her şeyin başı fırsat vermek. Yere bir halı, bir çarşaf... Bunlar açmadıysa yeni nesil oyun matları, halıları... Bebeği yüzükoyun yatırın, karşısına geçin, kendinize çağırın. Baktınız tık yok, renkli, sesli oyuncaklar ne güne duruyor? Bazı bebeklerin tek diz, tek ayak ya da popo üstü emeklediğini söylerler. Bunlar hep kolaya kaçma, emeklemenin tam tekmil faydalarını kaçırmaymış.
Emeklemeye de yürümeye de cesaretlendirin. Ama henüz sıralamıyor, ayakta duramıyorsa bebeği yürütmeye çalışmak kalçada hasar oluşturabilir. Tutunduğu eşya sağlamlaştırılmalı, tutunarak ayağa kalkması engellenmemeli. Yürümede direnç gösterirse zorlamamalı, kızmamalı. Sonra sık sık yürüme alıştırmaları yapmalı, yine oyuncaklardan yardım almalı. Ayak ve bacak kaslarının güçlenmesi için evde çıplak ayak veya kaydırmaz çorapla dolaşması işin püf noktası.

Yazının devamı...

Nargilenin marpucu da zehirdendir zehirden!

14 Nisan 2018

 

◊ Neden?
“Kültürümüzde var” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, var; hep de vardı. Ama bu kadar hayatımızda, her köşe başında, herkesin elinde değildi. Bir kere tütün ürünü olarak görmüyoruz nargileyi. Nikotin içermediği, meyve aromalıların saf tütünden daha masum olduğu, bağımlılık yapmadığı, suyun zehri temizlediği, akciğerlere temiz buhar ulaştığı düşünceleri var. Gerçek mi? Asla! Hepsi tam tekmil kandırmaca!

◊ Dünyada ve ülkemizde durum ne?
Durum fena. Dünyada her gün 100 milyon kişinin nargile içtiği tahmin ediliyor. Ortadoğu, Kuzey Afrika, Kanada, Amerika ve Avrupa’da özellikle gençler arasında yüzde 43’e, bizim üniversiteliler arasında yüzde 48’e kadar çıkan oranlar söz konusu.

◊ Hangisi daha zararlı?

Yazının devamı...

8 adımda İzmir Tiyatro Günleri

31 Mart 2018

1 - İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin el emeği göz nuru Uluslararası İzmir Tiyatro Günleri, bu sene 36’ncı yaşını, yaşının olgunluğunu, enginliğini, bilgeliğini kutluyor.

2 - 27 Mart’ta perde açan festival havasındaki etkinlik, 15 gün sürecek.

3 - Festivalin matematiği... Üç uluslararası, 26 ulusal, 17 yerel, 19 çocuk oyunu, iki sokak gösterisi... Yani tam tamına 67 oyun seyirciyle buluşacak.

4 - Sahnede kimler var? Gürcistan, Çek Cumhuriyeti ve Fransa’dan tiyatro grupları, Ankara Simurg Oyuncuları Tiyatrosu, İstanbul Temaşa Tiyatrosu, Ankara Sanat Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu, İstanbul Halk Tiyatrosu, Tiyatro Evi ve Yolcu Tiyatro...

5 - Dekor, eskiz ve maket sevenler parmak kaldırsın! Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Tasarımı öğrencilerinin ellerinden ‘36. Dekor Eskiz Maket Sergisi’, 27 Mart-6 Nisan tarihlerinde İzmir Sanat Merkezi’nde. Sergi bu sene Devlet Tiyatrosu dekor tasarımcısı Murat Gülmez’i misafir ediyor.

6 - Dünyaca ünlü oyuncu koçu, dans ve hareket eğitmeni Onique Masius, yaratıcı dans ve Laban tekniğinde atölye çalışması ile bugün ve 1-3 Nisan tarihleri arasında İzmir Sanat Balo Salonu’nda... Anne-babalar, öğretmenler, çocuklarla çalışanlar, kalbinde masal anlatıcılığı yatanlar ve içindeki çocuğu kaybetmeyenler Sıla Topçam’ın ‘Çocuklara Nasıl Kitap Okumalı, Masal Anlatmalıyım’ atölyesine katılabilir. 5–6 Nisan tarihlerinde, Tarihi Havagazı Kültür Merkezi’nde...

7 -

Yazının devamı...

Ne çektin be plaza insanı!

17 Mart 2018

1) Nedir, ne değildir?
Yumuşak doku romatizması. Hani hep söylenen “Dayak yemiş gibi uyanıyorum”, “Kolumda, bacağımda derman yok” lafları var ya, bunlar hep fibromiyalji. Ağrılarınız, sancılarınız, yakınmalarınız eşi dostu bıktırınca “Abartıyor, dikkat çekmek istiyor, numara yapıyor, iyice hastalık hastası oldu!” gibi şeyler duyabilirsiniz ama nedenleri psikolojik değil! Uzun yıllardır hayatımızda olan ve görülme sıklığı son yıllarda tavan yapan bir hastalık. Hatta özel bir günü bile var; 12 Mayıs Fibromiyalji Farkındalık Günü.

2) Yoksa sizde de mi var?
Fevkalade yorgunsunuz, halsizsiniz, vücudunuzun belli yerlerinde hassasiyet var, nefes almakta zorlanıyorsunuz, çenenizi sıkıyorsunuz, geceleri diş gıcırdatıyorsunuz, kulağınız çınlıyor ama kimse sizi anmıyor... Elleriniz, kollarınız şişiyor, uyuşuyor, karıncalanıyor... Migren benzeri bir ağrı başınıza girdi mi çıkmıyor... Çarpıntı, göz kararması, bel ve karın ağrısı, bağırsaklarda hassasiyet, aşırı terleme, konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık, depresyon hali, uyku kalitesinde azalma hissediyorsunuz... Yelpaze geniş. Sadece ağrılı değil, aynı zamanda bitkin düşüren de bir hastalık. “Öldürmez süründürür” derler ya, işte o hesap!

3) Nasıl teşhis edilir?
Her ağrı, her yorgunluk fibromiyalji demek değil tabii. Prof. Dr. Can Eyigör, “Birçok hastalık bu şikâyetlere sebep olabilir. Fibromiyalji için spesifik bir laboratuvar testi yok, ancak hastanın öyküsü ve muayeneyle tanı konulabilir” diyor. Yaygın vücut ağrısı ve diğer belirtiler üç aydan fazladır sürüyorsa, vücudun 18 hassas noktasından en az 11’inde ağrı varsa doktorun yolunu tutun.

4) Plazalar ne kadar suçlu?

Yazının devamı...

Gelin, tiridine banalım

3 Mart 2018

Neden mi? Çünkü Kastamonu, hem Karadeniz’in incisi hem de dünyanın sayılı ekoturizm cennetlerinden. Doğayı, doğalı keşfetmek isteyenler buraya...

Çünkü öyle market reyonlarında, bilgisayar başında kafa patlatmaya gerek yok; organiğin ta kendisi Kastamonu’da. İşin ucunda lezzet patlaması var.

Çünkü gezilip görecek çok yer var: Anadolu’nun yüce dağı Ilgaz, Küre Dağları Milli Parkı, Ballıdağ’da heykeltıraşların hayat verdiği kardan heykeller, Kastamonu Kalesi, yıllara meydan okuyan konakları... Efes harabelerinin bir eşi olan Pompeiopolis antik kenti... Avrupa’nın dördüncü büyüğü olan Valla Kanyonu, dünyanın en büyük mağaralarından Ilgarini, Gideros Koyu ve Ilıca Şelalesi...

Bunları bilin

-- 170 kilometrelik kıyısıyla Karadeniz’in en uzun sahil şeridi şampiyonu olduğunu...
-- Türkiye’de ilk sanat okulunun Kastamonu’da kurulduğunu...

Yazının devamı...