"Aynur Tartan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aynur Tartan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aynur Tartan

Ne zaman evlenilmez?

10 Şubat 2018

◊ Âşıkken evlenmeyin! Tamam, şimdi her yer gül bahçesi. Siz Leyla’sınız, o Mecnun. Ama yapmayın, etmeyin. Aşk dediğiniz 18 ay, bilemediniz 3 yıl. İtirazlarınızı duyar gibiyim. “Aşk ölmez, biz ölürüz...” falan. Ama siz ne yapın edin evlenirken aşkı değil, sevgiyi kolunuza takın. Çünkü aşk, klişe ama gerçek geçici körlük hali. Serhat Yabancı da uyarıyor, “Aşkın ömrü bittiğinde gerçek olanla yüzleşmek ilişkiyi çıkmaza sokabilir” diyor.

◊ Kurtarıcıyla evlenmeyin! O bir He–man, Batman, Mad Men değil! Onu “Tut kolumdan, çek götür beni” sanmayın. Üstelik kurtarıcıyla evlenen kendisi için evleniyormuş. Fevkalade bencilce, yardım amaçlı bir evlilik yani. Peki, ihtiyaç bitince ne oluyor? Tak sepeti koluna, herkes kendi
yoluna.

◊ Zayıf zamanınızda evlenmeyin! Zayıflık deyince hemen aklınıza 0 beden olmak gelmesin. Ruhen, fikren zayıflıktan bahsediyorum: Karşınızdakinin beklentilerini karşılayamama, terk edilme korkusu... Ya da tam tersi fedakârlık üstüne fedakârlık. Karşınızdaki de sizi bu yüzden seçiyor. Sonuç, güçlendiğinizde yine aynı hikâye; tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna.

◊ Her şeye evet diyenle, her şeye hayır diyenle evlenmeyin! ‘Hayır’ı bilmem ama ‘evet’ başta çok tatlı geliyor değil mi? Ama buzdağının altı; onun bir fikri yok, o bağlı, bağımlı, o bir yük. Yani o yine bir Mecnun değil! Her şeye ‘hayır’ diyene gelince o da bencil, o da ilişkiyi bloke eden. Her şeye ‘hayır’ diyenle ömür mü geçer?

◊ İlişkin yeni bitmişse ya da ilişkisi yeni bitmişse evlenmeyin! Ne ilk yardım kiti olun ne de ilk yardım kiti olanla olun! Kimse kimsenin acısına, derdine, tasasına, ayrılığına merhem değil, şifa değil, yara bandı hiç değil! Böyle ilişkilerde ilk iyileşen önden gider. Önce yasınızı tutun, sonra
önünüze bakın.

Yazının devamı...

Plaj modası ‘OUT’ dağ havası ‘IN’

27 Ocak 2018

Düşmek karın şanındandır... Kasmayın, kasılmayın. Her düşüşün bir kalkışı var.

Üşümemek için lahanaya bağlamak... Dağ, tepe, zirve üşütür. Size tavsiyem termal içlikler, polarlar, puf puf kar kostümleri. Tamam, kulağa çok ‘libidolar havaya’ gelmiyor ama dağda, karda tadından yenmiyor.

Bu mevsim dağdan, kardan fotoğraf koydunuz koydunuz. Koyamazsanız fenomenliği, takipçileri unutun. Sosyal medya dediğiniz er medyanı. Selfie’nize kuvvet, hikâyenize sağlık.

Aşk dağlarda yaşanıyor güzelim... Bir nevi pembe dizi, eski Türk filmleri tadında. Ama hepsi dağdan inene kadar, aman çok kapılma.

Festival çok güzel gelsenize... Whitefest Uludağ bu sene de işbaşında. Üç festivalden ilki tamam. Şimdi gözler 4–8 Şubat ve 11–15 Şubat tarihlerinde. Hande Yener, Erdem Kınay, Merve Özbey, Volkan Konak, Berkay, Serkan Kaya, Yıldız Tilbe, Kemal Doğulu, Kerimcan Durmaz... Ve daha kimler kimler!

Gözü yükseklerde olanlar... Memleketin her dağına gitmişler, her zirvesine çıkmışlar... Bütçe sıkıntı değilse Alpler var, blöfünüzü görüyorum ve artırıyorum: Kutuplar!

“İlle de vatanım” diyenlere, memleketten mis gibi alternatifler var: Uludağ, Kartalkaya, Palandöken, Erciyes, Sarıkamış... İstanbul’un kapı komşusu Kartepe, Kahramanmaraş’tan taze taze, dumanı üstünde Yedikuyular Kayak Merkezi, Ege’den bir kış güzeli Denizli Kayak Merkezi, Doğu Karadeniz’in ilk kayak tesisi Zigana... Sonra Anadolu’nun yüce dağı Ilgaz, dağla denizin buluştuğu Antalya Saklıkent, Isparta’nın yıldızı Davraz, Van Gölü ve Akdamar Adası manzaralı Abalı, Sivaslı Yıldız Dağı, Elazığ Hazarbaba Kayak Merkezi, Erzincan Ergan Dağı, Urfa Karacadağ, Samsun Akdağ, Tokat Başçiftlik, Artvin Atabarı, Bayburt Kop Dağı... Sayması benden, keşfetmesi sizden.

Yazının devamı...

Anne-babaların karnesi benden

20 Ocak 2018

Sevgi dersi notu: 4
Çok seviyoruz. Gözümüzden sakınıyoruz. Ama bazen de şımartmayı sevgi sanıyoruz, ilgi sanıyoruz. Çocuklarımızdan çaldığımız zamanı onları şımartarak telafi etmeye çalışıyoruz. Oysa biraz daha kaliteli sevsek... Sıkmadan, sıkıştırmadan, tepemize çıkarmadan, kalplerine, ruhlarına dokunarak sevsek... Sevgiye 5 üstünden 4 veriyorum ve ikinci dönemde sadece dilimize değil halimize, tavrımıza da yansısın istiyorum.

Saygı dersi notu: 3
Biliyorum bazı ebeveynler “Küçücük çocuğa saygı mı olurmuş, o bize saygı duysun” diyor. Ama saygı demek, yaşı kaç olursa olsun bir insanı kabul etmek demek. Alanlarını, sınırlarını tanımak, bilmek demek. Onların iyiliği için, onların geleceği için diyerek her şeylerine müdahale ediyor ve çocuklarımızı saymayı unutuyoruz. İşte bu yüzden saygıya 5 üstünden 3 veriyorum.

Övgü dersi notu: 4
Ne ağzınızdan kerpetenle çıkacak kadar ne de göklere çıkaracak kadar... En iyisi karar. Övgü iyidir. Büyüğün de, küçüğün de benzinidir. Olumlu, iyi, güzel davranışlarını övelim ki sıradaki gelsin. Özellikle babalar ağız kenarıyla övgü yapmayın. Şöyle kocaman bir “Aferin!” deyin. Hele ki kızlarınızı daha da çok övün. Övün ki yere sağlam bassınlar, övün ki arkalarındaki koca dağa güvenle sırtlarını yaslasınlar, övün ki ileride sağlıklı yetişkinler olsunlar. Övgüye 5 üzerinden 4, Sezar’ın hakkı Sezar’a. Bu konuda fena değiliz, sevgili ebeveynler.

Güven dersi notu: 3

Yazının devamı...

Biz atölyedeyiz, ya siz?

13 Ocak 2018

Bir odalık hayat okulu
Yüksek Oda: Tam tekmil felsefe, sanat, edebiyat, hayat… Hayatın her köşesinden, her durağından atölyelerin, sunumların, seminerlerin yapıldığı küçük bir oda. Her yaştan her yoldan insana çiçeği burnunda bir hayat okulu. Her atölyenin süresi nevi şahsına münhasır. Katılım sınırlı. Daha fazlası için yuksekoda.org

Cam boncuk, mozaik ve daha fazlası
Atölye Lobi: Mb City Hotel’in kanatları altında tadından yenmez bir etkinlik lobisi. Etkinlikler bol kepçeden: Seramik işleri, mozaik, ebru atölyesi, çini atölyesi, deri atölyesi, teraryum, geri dönüşüm atölyesi, makyaj atölyesi… Bir de cam boncuk atölyesi var ki şimdiden dolu. Kayıtlar ve biletler Biletix’ten. Daha fazlası için atolyelobi.com/

İçinizdeki heykeltıraş için
Studio Masterpiece: Ankara ve İstanbul’dan sonra İzmir ayağı. Kurs değil, ders değil, didaktik hiç değil. Sanatlı, müzikli, keyifli bir seans. Studio Masterpiece’de herkes kendince bir yetenek. Malzeme de problem değil: Mevzubahis resim ise tuvali, fırçası, boyası… Yok, heykel ise kili müessesenin ikramı. Siz favori içeceğinizi getirin yeter www.studiomasterpiece.com/

Çocuklar için seramik ve teraryum

Yazının devamı...

Emekli erkekler için hobi rehberi

6 Ocak 2018

Eşiniz liste başı olsun...
Siz siz olun, yeni patronunuzla iyi geçinin. Hizmette kusur etmeyin. Özel şoförü olun, koruması olun, yardımcısı olun, asistanı olun, aşçısı olun...

Tadilat, tamirat...
Şanınız yürüsün. Hatta sadece evde değil eşte, dostta, komşuda, uzak yakın akrabada da yürüsün. Yalnız tabii her şey kararında güzel. Tadilat tamirat diye evdeki yeni patronu kızdırmayın.

Emekliyiz, yemekteyiz...
Hodri meydan! Mutfak sizin. Kim bilir belki içinizden bir çıplak şef Jamie Oliver çıkar; pastalar, börekler, kekler, etler yapar. Aman mutfak dağıtılmasın, yeni patronun asfalyaları atmasın.

Sosyal medyaya girin, sosyalleşin...

Yazının devamı...

İzmir’de yarın akşam

30 Aralık 2017

◊ Kaya İzmir: Kaya Otel hep iddialı, tam iddialı. Kiminle konuşsam, kime kulak kabartsam yarın akşam Berkay’da.

◊ Swiss Otel: Balo salonlarında bütün neşesiyle Ayhan Sicimoğlu ve beş dilde şarkılarıyla Funda Öncü... Bitti mi? Bitmedi! Equinox’ta Cenk&Derya Trio Band... Aquarium’da Forte Akustik... Her daim 18’liklere Sky Bar’da canlı DJ performansla sabahlar olmasın!

◊ Hilton: Bir İzmir klasiği: Engin, olgun ve deneyimli. Ruha gıda Egean Band, Diamond Dans Grubu ve DJ Çiçi.

◊ Noches: Alsancak’ın beyaz atlı prensi 2018’e dört nala girecek, benden söylemesi. Fi dizisinin müzik aranjörü DJ Dimitri ve Jazz Orkestrası...

◊ Loco: Küba havaları, dansçı kızları, ateşli, alevli ambiyansıyla Alsancak’ın gözdesi.

◊ La Cigale: Gelişti, değişti, dönüştü. Yeni yüzü ve lezzetleriyle kalbimizi yine, yeniden fethetti. Yarınki mönüsü çok renkli, bol lezzetli.

◊ Babayani: Yılbaşı mönüsünün liste başı hindi tandırı ve tabii çeşit çeşit Girit mezeleri...

◊ Eski Usul Meyhane:

Yazının devamı...

2018’in dilek ağacı

23 Aralık 2017

İlk ve en büyük ihtiyaç yuva, aile
Çünkü bu iki kelime, şifadır. İyileştirir, birleştirir. Ve her şey aileyle başlar. Ailede artar, çoğalır, kök salar, hayat bulur... Dedesiyle, ninesiyle, anneannesiyle, babaannesiyle çok renkli, çok sesli, kalabalık aileler güzeldir. Kalpler, hayaller, sevgiler kocamandır, çoğalandır.

Hepimiz için aidiyet
Aidiyet sahiplenme ya da sahip olma duygusu değil, bir şeyin parçası olarak hareket etmektir. Hepimizin kanatları var. Ama özgürlüğüne düşkün insan ruhu hep güvenli bir liman, yaslanacak bir omuz arar. Bir kalbe, bir kente, bir eve, bir aileye ait olmak ister. Huzur, güven, emniyet, mutluluk, dayanak ister, aidiyet ister.

3 S formülü: Sevgi, saygı, sadakat
Sevgi zor bir şey, keza sevilmek de öyle. İnsan hayatı boyunca hep sınanır. Sevdiğiniz kişiye sabırlı olmak zorundasınız. Hem sevip, hem sayıp hem de sadakat göstermelisiniz. Ama bunlar da yetmeyecek. Annenizin, babanızın, eşinizin, arkadaşınızın sorumluluğunu almak zorundasınız. Oturduğunuz yerden sevemezsiniz. Bir şekilde hissettirmeniz, göstermeniz, düşünmeniz gerekir.

En iyi rehber: Vicdan

Yazının devamı...

Dünya kazan, ben kepçe geni: Wanderlust

16 Aralık 2017

-- Wanderlust geni... Bilimsel adıyla DRD4-7R. Dopamin molekülünü hücrelerle tanıştıran, hücrenin dopaminden etkilenmesini sağlayan, molekülü sentez eden bir gen. Merak ve hareketlilikle sıkı fıkı olduğundan, ortamlarda ‘seyahat tutkusu geni’, ‘yolculuk tutkusu geni’ olarak da nam salmış.
DRD4 kodlu genin uzantısı. Heyecanlandıran, risk aldıran durumların, olayların altında da gene bu genin parmağı var. Avcı-toplayıcı atalarımızdan, göç eden kavimlerden bize miras.

-- Bir yerden bir yere gitmek, yeni yüzler, sesler, insanlar tanımak, tanışmak, kaynaşmak, merak etmek, keşfetmek... Hepsi ve daha fazlası bu genin alt metni. Kimilerinde seyahat etmek ağır basarken kimilerinde de gidilen yeri, oranın tarihini, kültürünü, doğasını, insanını, mutfağını keşfetmek ağır basıyor.
Yapılan çalışmalara göre gezmek için doğanlar, ne kadar gezerse gezsin içindeki gezgini, keşfetme açlığını bastıramayanlar, dünya nüfusunun yüzde 19-20’siymiş. Bence bu oran çok daha fazla.

-- Yaşı, cinsiyeti yok. Ancak kazanılan deneyimlerden etkileniyor. Yaşa ve duruma göre form değiştiriyor. Yani genç yaşlarda dağlara, tepelere tırmanırken, safarilerde vahşi yaşam peşinde koşarken ileri yaşlarda daha sakin, daha çiçek-böcek yerler sahneye çıkıyor. Yaş arttıkça alınan riskler ters orantı yapıyor.

-- Hangi özelliklerinden tanırız? Seyahat etmek, gezmek, keşfetmek cepte. Peki, ya başka? Yaratıcılık, beceriklilik, liderlik, gözükaralık, risk alma eğilimi... Hayatta, aşkta meşkte sınırları zorlayan tipler. Her güzelin bir kusuru vardır hesabı dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, içki ve kumar bağımlılığına da neden olabiliyormuş, aman diyeyim.

-- Çok gezenler daha mı mutlu? Evet, daha mutlular. Hedef konulan aktivitenin gerçekleşmesi beynimizin ödül mekanizmasını tetikliyor. Kendimizi ödüllendirdiğimizde de mutlu oluyoruz. Daha aktif, daha enerjik, daha hayat dolu, daha empatik, daha sempatik olmak ve anı yaşamak da işin bingosu.

Yazının devamı...