"Dr.Başak Demiriz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr.Başak Demiriz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr.Başak Demiriz

Dr.Başak Demiriz

İlişkilerinizden memnun değilseniz şu hataları yapıyor olabilirsiniz

16 Aralık 2017

Sevmeye ve sevilmeye ihtiyacımız var ama ne sevdiğimizi hissettirebiliyoruz ne de sevilmenin tadını çıkarabiliyoruz. Hepimiz “iyi niyetliyiz” ama nedense karşımızdaki bizi anlamıyor. Fikrimizi söylüyoruz ama eleştiriyor gibi algılanıyoruz.
Empati kurduğumuzu sanıyoruz, ama karşımızdakinin ne hissettiğini anlamaya çalışmak yerine nasıl hissetmesi gerektiğini öğretmeye çalışıyoruz. Aslında kendimiz korkuyoruz ama karşımızdakini daha fazla korkutmaya çalışıyoruz. Neden mi? Çünkü yanlış konuşuyoruz!
Düşüncelerimizi, duygularımızı doğru ifade edemiyoruz. Tartmadan, düşünmeden aklımıza ilk geleni söylüyoruz. Kısacası “ağzımızdan çıkanı kulağımız duymuyor”.
İşin kötüsü konuşmalarımızla karşımızdakine kendini kötü hissettiriyor, üzüyor, kızdırıyor, mutsuz ediyor ve zarar veriyoruz. Küslükler, tartışmalar, kavgalar hep yanlış konuşma yüzünden...
Kendinizi doğru ifade etmek istiyorsanız nerede yanlış yaptığınızı keşfetmeye çalışabilirsiniz. Aşağıdaki ifadeleri veya benzerlerini eminim siz de pek çok kez duymuş, belki de kullanmışsınızdır.
Okuyunca kulağa ne kadar yanlış geldiğini kolaylıkla fark edebileceğimiz bu ifadeleri, karşımızdakine kolaylıkla söylediğimizin de farkında mısınız?

Yazının devamı...

Problem çocuğunuzda mı sizde mi?

2 Aralık 2017

Çocuğum söz dinlemiyor...
Sürekli şikayet edip huzursuzluk çıkarıyor...
İstekleri bitmiyor...
Sırasını beklemeyi bilmiyor...
İsteklerini hep bağırarak ve ağlayarak söylüyor...
Yerinde duramıyor, bazen tehlikeli hareketler yapıyor...
Odası darmadağınık ve hiç toplamıyor...

Yazının devamı...

Çocuklar, gençler ve Mehmet Baturalp

18 Kasım 2017

Geçen hafta aile büyüğümüz, Türk basketbolunun efsane isimlerinden Mehmet Baturalp’i kaybettik. Onu uğurlarken, gözlerimiz yaşlıydı ama içimiz sıcacıktı; ne çok seveni varmış, herkesin hayatında ne kadar önemli bir iz bırakmış, ne kadar çok kişiye iyilik yapmış, ne büyük bir yüreği varmış.
Bu haftaki yazıma onunla yaşadığım küçük bir anıyla başlamak istiyorum. Çünkü “Çocuk yetiştirirken nelere dikkat etmek gerek, gençlerle nasıl ilişki kurabiliriz, onlara nasıl yaklaşabiliriz?” diye biz psikologlara soruyorlar ya, cevabı kitaplarda değil, hayatın içinde aslında: Batur amca gibi insanların gölgesinden yürüyün, onun gibi insanları kendinize örnek alın, doğru yoldasınız demektir.
15 yaşındaydım, yaklaşık 35 yıl önce. Başka Türkiye, başka gençlik, başka dönem; çocuklar büyüklerin lafına karışmaz, büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atmaz, bir büyük odaya girince ayağa kalkar, çocuklara fikirleri, hatırları sorulmaz, kısacası bugüne nazaran daha “yetişkin merkezli” bir yaşam biçimi...
Batur amcanın bir maçını seyretmişiz, eve dönüyoruz, arabayı o kullanıyor. Çok uzun, çekişmeli ama harika bir maç. Haliyle Batur amca yorulmuş. Ama bizim takım kazanmış, gözümde sahada devleşmiş, saygıyla, hayranlıkla baktığım kocaman, çok önemli biri var ve onu rahatsız etmekten çekindiğim için sessiz sessiz oturuyorum arka koltukta.
Eve varmamıza az kalmış, o arabayı birden kenara çekiyor ve arabadan iniyor. Geri geldiğinde elinde kocaman bir buket çiçek... Gözlerinin içi gülerek “Doğum günün kutlu olsun” diyor. Hayatımda aldığım ilk buket, bırakın doğum günümü fark etmesi, varlığımı fark etmesine bile şaşırdığım için ne diyeceğimi bilemiyorum, utanıyorum.
“Doğum günlerinde hanımlara çiçek alınır” diyor. Bana kendimi çok değerli hissettiriyor, daha doğrusu bana o gün “Ne kadar değerli olduğunu hiçbir zaman unutma”yı öğretiyor. Sıradan bir anı gibi gözükebilecek bu olayı bu yaşta hatırlıyorum... Çünkü 15 yaşındaki bir kız çocuğunda bıraktığı iz önemli.

Yazının devamı...

Uyku...

4 Kasım 2017

Sağlıklı bir yaşam için en çok neye dikkat etmemiz gerekir? diye sorsam çoğumuzun cevabı “Doğru beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak” olacaktır. Neleri yemeliyiz, neleri yememeliyiz, ne sıklıkta, ne ölçüde, kaç saat arayla yemeliyiz, hangi besinler bizim için “zehir”, hangi besinler “şifa”?
Hangi egzersizler daha faydalı, en yüksek faydayı alabilmek için ne sıklıkta yapılmalılar?
Bu soruları okurken bile aklınızdan cevapların geçtiğini tahmin edebiliyorum. Çünkü beslenme ve egzersiz, sağlıklı yaşam kapsamında üzerinde en çok konuşulan, yazılan konular. Doğruları yanlışlardan ayırmak için yapılan bilimsel araştırmalar sayesinde her gün yeni bir bilgi ile karşı karşıya geliyoruz ve bu sayede daha doğru beslenmeye, hayatımıza düzenli egzersizi sokmaya çalışıyoruz.

DAHA FAZLA UYUYAN ÇOCUKLAR DAHA ZEKİ

Bilim adamlarının son yıllarda üzerinde durdukları bir önemli konu daha var: Uyku. Çalışmalar, düzenli ve iyi bir uykunun, insan sağlığı için doğru beslenme ve egzersiz kadar önemli olduğunu gösteriyor. Aynı bilimsel çalışmalar, yanlış beslenmenin insana verdiği çeşitli zararlar gibi eksik ve kötü bir uykunun da insan sağlığına oldukça ciddi zararlar verdiğini kanıtlıyor.

Yazının devamı...

İç sıkıntısı

7 Ekim 2017

Danışan: Ne yaparsam yapayım içimdeki sıkıntı geçmiyor. Eski neşem ve keyfim yok. Çevremdekilere de keyif vermiyorum, o nedenle kimseyle görüşmek, konuşmak istemiyorum.
k Dr. Başak: Ne zamandır böyle hissediyorsunuz?
Danışan: Eşime sorarsanız uzun zamandır, onun tabiriyle gerginmişim. Zorla olmuyor, elimde değil, hiçbir şeyden eskisi gibi keyif alamıyorum. Mutsuz musun deseniz ona da cevap veremem, çünkü mutlu olup olmadığımı da bilmiyorum.
k Dr. Başak: İç sıkıntısına eşlik eden duygularınızı tanımlarsak, bu duyguların ne zamanlar ortaya çıktığını, ne zaman şiddetlenip ne zaman azaldığını anlarsak daha kolay yol alabiliriz.
Danışan: Ben de tam bilmiyorum bu sıkıntılı ruh halimin kaynağını. Tarif etmekte zorlanıyorum. Ama şiddeti bazen çok fazla oluyor, beni ağlamaklı yapıyor. Bazen daha hafif oluyor, kendimi oyalayabiliyorum. Nedenini çok merak ediyorum ve bundan kurtulmak istiyorum.
k Dr. Başak: İç sıkıntısı diye tarif ettiğiniz duyguya birçok faktör neden olabilir. İsterseniz önce eşlik eden duygularınızı tanımlayalım, çünkü iç sıkıntısı dediğiniz olumsuz durum aslında birçok duygunun ortak hali de olabilir.
Danışan: Duygularımı anlamakta, ifade etmekte pek iyi değilimdir. Biraz örnek verir misiniz?

Yazının devamı...

Anoreksiya ile ilgili gerçekler

23 Eylül 2017

1- Anoreksiya psikolojik bir rahatsızlıktır. Kişinin gıdalar ile sağlıksız, problemli bir ilişkisi vardır. Ayrıca beden algısı ve egzersiz gibi konularda da gerçek dışı inançlara sahip olunduğundan, anormal davranışlar içine girilir. Sonuç olarak kişi, kendi isteğiyle normalin oldukça altında bir kiloya düşer.
2- Kişinin kilosunun normal olup olmadığı Vücut Kitle İndeksi’ne bakarak karar verilir ve Dünya Sağlık Örgütü’nün referans verdiği değerler kullanılır. Vücut Kitle İndeksi (VKİ), kilonuzun, boy değerinizin karesine bölünmesiyle (kg/m²) hesaplanır. Dünya Sağlık Örgütü’nün referans aralığına göre, VKİ 17’nin altında olan kişiler aşırı düşük kilolu olarak sınıflandırılmıştır ve bu durumun nedenleri incelenmelidir.
3- Anoreksiya, özellikle genç kızlarda ve kadınlarda daha sık görülür. Diğer yandan son yıllarda genç erkeklerde de sıklıkla gözlenmektedir. Bu nedenle, kilosunun oldukça altında olan erkeklerin düşük kilolu olmalarının nedenleri araştırılmalı ve anoreksiya ihtimali gözden kaçırılmamalıdır.

TRAVMATİK OLAYLAR HASTALIĞI TETİKLİYOR

4- Söz konusu rahatsızlık genellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde başlar. Başlangıcı sıklıkla stresli bir dönemin ardından olur. Ergenlik öncesi ve 40 yaş sonrası ortaya çıkması ender bir durumdur.

Yazının devamı...

İnsanlarla iyi geçinmenin püf noktaları

26 Ağustos 2017

En sevdiğiniz insan bile, incir çekirdeğini doldurmayacak bir nedenden dolayı, hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar çabuk en sevmediğiniz insana dönüşebilir. Oysa biz gerginlikten, tartışmadan, problemden (en azından tatil boyunca) kaçınmak istiyoruz. Ne yaparsak insanlarla iyi geçinebiliriz ve tatilimizi huzur içinde tamamlayabiliriz? Bu sorunun cevabı üzerine çalışan psikologların çeşitli önerileri var:

* Haklı olma tutkusundan vazgeçin: Çoğu insan ufacık bir sohbette bile sürekli olarak kendi düşüncesinin veya davranışının daha doğru olduğunu karşısındakine anlatma, onu ikna etme çabasındadır. Diğer yandan çoğu zaman haklı olmak yeterli değildir.
Çünkü karşınızdaki de kendi doğrularından vazgeçmeyecektir. Sonuç olarak ikiniz de birbirinizi ikna etme çabası içindeyken doğru olan değil, inatçı olan kazanacaktır ve bu mücadele çoğunlukla gerginliğe yol açar. Gerçeği ya da doğruyu ortaya çıkarmak sandığınız gibi anlaşmazlığı ortadan kaldırmayı sağlamaz, tam tersine kendinizi anlaşmazlığın ortasında bulabilirsiniz. Kendinize şunu sık sık hatırlatmanız hayatınızı çok kolaylaştıracak: Haklı olup olmamanın hiçbir önemi yok.

* Karşınızdakine öğüt vermekten vazgeçip onu dinlemeye ve anlamaya çalışın: Doğru iletişimin en önemli unsuru önyargısızca, suçlamadan dinlemek ve empati kurabilmek. Empati yapmanın sırrı, dünyayı karşınızdakinin gözünden görmeye çalışmaktır. Bütün iyi niyetinizle onun neyi yanlış yaptığına odaklanarak çözüm üretmeye ve ona öğüt vermeye çalıştığınızda, karşınızdakinin o anki hislerini hiçe saymış olabilirsiniz.
Siz yardımcı olmaya çalıştığınızı düşünürken, karşınızdaki “Beni hiç anlamıyor ve sadece öğüt veriyor” gibi düşünceler neticesinde kırgınlık, hayal kırıklığı, kızgınlık gibi duygular yaşayabilir. Sadece dinlemek ve çözüm önermemek size çok gereksiz gibi gözükse de belki o an için karşınızdakinin en çok ihtiyaç duyduğu şeydir. Kendinize sık sık hatırlatın: Her zaman çözüm önermek iyi fikir olmayabilir.

Yazının devamı...

Çocuklarımızı koruyalım...

12 Ağustos 2017

Abim...
Babam...
Dedem...
Annemin yeni eşi...
Amcam...
Dayım...
Kuzenim...

Yazının devamı...