"Dr.Başak Demiriz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr.Başak Demiriz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr.Başak Demiriz

Dr.Başak Demiriz

Onu aklımdan çıkaramıyorum

25 Mart 2017

 Danışan: Hiçbir şeyden keyif alamıyorum artık, hatta uyanık olduğum her an acı çekiyorum. Çünkü her an aklımda o var. Ne yaparsam yapayım onu aklımdan çıkaramıyorum. Ne yemek yiyebiliyorum, ne uyuyabiliyorum, ne de kimseyle görüşmek istiyorum. Yüzü, gülüşü, sesi her an aklımda. Yanımda olsun, benimle olsun, beni sevsin istiyorum ama artık bu mümkün değil.
- Dr. Başak: Ne zamandır bu şekilde hissediyorsunuz?

Danışan: 4-5 aydır böyle hissediyorum ve artık dayanamıyorum. İşimi, sosyal ilişkilerimi, beslenmemi, uykumu her şeyimi olumsuz etkilemeye başladı. Daha fazla acı çekmek istemiyorum. Durup dururken ağlamak geliyor içimden. Bazen kendimi tutuyorum ama bazen de tutamıyorum. Arkadaşlarım da beni anlamıyor, bu halime anlam veremiyor çünkü normalde gayet sağlıklı, neşeli, eğlenceli bir insanımdır. Hayatımda ilk defa bu derece çaresiz hissediyorum. Yani normalde bu konuyu çoktan halletmiş olmam lazım, onu hiç düşünmüyor olmam lazım ama hiçbir şey yapamıyorum.
- Dr. Başak: Aklınızdan atmak istediğiniz halde atamıyorsunuz ve onunla ilgili düşünceler, zihinsel görüntüler hiç istemediğiniz halde sık sık aklınıza geliyor, doğru mu anladım?

Danışan: Evet bu kadar çok düşünmek istemiyorum, acı veriyor. Ama bazen de itiraf etmeliyim ki, özellikle onu düşünmek istiyorum. Sosyal medyada onun resimlerini araştırıyorum, onun neler yaptığını anlamaya çalışıyorum. Bazen de onu hatırlatan duygusal şarkılar dinliyorum ve sadece onu düşünüyorum. Bu önce iyi hissettiriyor ama aslında bana daha da fazla acı veriyor. Sanki yarama tuz basıyorum. Neden böyle yaptığıma anlam veremiyorum.

Yazının devamı...

Sınav öncesi aile boyu hazırlık

11 Mart 2017

 Yarın sınava gireceksin ve bunu düşündükçe kalbin çarpıyor, miden bulanıyor, ellerin titriyor. Sadece sen değil, anne-baban da aynı heyecan içinde ama sana belli etmemeye çalışıyorlar.
“Ya sınav çok zor olursa”, “Ya sınav sırasında da heyecanlanır ve yanlış yaparsam”, “Ya vaktimi doğru kullanamazsam” gibi düşünceler zihninin içinde dolanıp duruyor.
Bu düşünceler neticesinde yoğun kaygı yaşıyorsun. Bu yaşadığın duyguya “sınav kaygısı” diyebiliriz. Her öğrenci, sınav öncesinde belirli düzeyde kaygı yaşayabilir. Bu kaygı çok normal. Hatta, bir miktar kaygının, iyi performans göstermemizi sağlayan olumlu etkileri bile var.
Bedenimizin kaygı duygusu sonucu otomatik verdiği tepkiler sırasında salgılanan adrenalin hormonunun uyarıcı etkisi, kişinin dikkatini toplamasına yardımcı oluyor.
Diğer taraftan, kaygı çok yoğun yaşandığında faydadan çok zarar verebilir, performansı olumsuz etkileyebilir. Çünkü yoğun kaygı yaşadığımızda bedenimiz daha yoğun tepkiler verir: Kalp atışlarında hızlanma, terleme ya da üşüme, yorgunluk, solunum güçlüğü, titreme, mide ağrısı, baş ağrısı vb...
Sonuç olarak, yoğun kaygı sırasında beden kaygı ile uğraştığı için enerjin israf edilmiş olur. Öyleyse en önce, yaşadığımız bu yoğun kaygıyı azaltmamız gerek.
KAYGIYI AZALTMANIN

Yazının devamı...

Aklınızdan atamadığımız düşünceler

11 Şubat 2017

Zihninizin takılıp kaldığını hayal edin,
Bir düşünceye ya da zihinsel bir görüntüye...
Ve bu düşüncenin veya görüntünün zihninizin içinde sürekli döndüğünü düşünün,
Tekrar
Ve tekrar...
Ne yaparsanız yapın...
Bu düşünceleri istemiyorsunuz fakat çığ gibi gittikçe artıyor...

Yazının devamı...

Boşanma sürecini nasıl yönetebilirsiniz?

28 Ocak 2017

Evliliğimle ilgili ciddi sıkıntılar yaşıyorum. Hayatımda ilk kez ‘boşanma’ kelimesini ağzıma almaya başladım.
Birbirimizi artık sevmiyoruz, hatta birbirimize tahammül edemiyoruz ama yine de ne yapacağımı bilemiyorum.
Bir tarafım ‘çık git kurtul’ diyor, diğer tarafım ‘çocukların için biraz daha dayan, belki bazı şeyler düzelir’ diyor.
Dayan diyen sesimi dinlediğimde içimde daha yüksek bir ses, ‘daha ne kadar dayanacaksın bu mutsuzluğa, bu huzursuzluğa, bu sevgisizliğe’ diyor.
‘O zaman hemen git’ diyen sesimi dinlediğimde de tek başıma olmaktan korkuyorum, geriliyorum, aklıma bin türlü felaket senaryoları geliyor, düzenimi bozmak istemiyorum.
Eşim biraz değişse, belki boşanmazdım ama bu şekilde bekleye bekleye de yıllarım geçti, ne yapacağımı bilemiyorum ve bu beni her geçen gün daha da çok strese sokuyor...
Bu düşünceler ve duygular içinde bocalayan birçok kişiyle karşılaşmış olabilirsiniz. Bu kişiler için en zor şey ‘karar vermek’ gibi gözükmektedir.

Yazının devamı...

Panik yok!

14 Ocak 2017

Defalarca “Bu sefer kesin kalp krizi geçiriyorum” diye hastaneye gitmiş, her defasında kalbinizde bir şey olmadığını öğrenip de “sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum” düşüncesiyle eve dönmüş olabilir misiniz?
“Ne olduğunu bilmiyorum ama bende kesin ciddi bir hastalık var. Nefes alamıyorum, ölecek gibi hissediyorum” korkusuyla doktor doktor gezmiş, buna rağmen bir şeyinizin olmadığına inanmakta güçlük çekiyor olabilir misiniz?
Zaman zaman yaşadığınız çarpıntı, nefes alamama, uyuşma gibi fiziksel şikayetler yüzünden çeşitli tahliller yaptırmış, sonuçlar tertemiz olmasına rağmen “ciddi” bir hastalığınızın olduğuna inanıyor olabilir misiniz?
Doktor doktor gezmekten bıkmış ve hâlâ bu yaşadığınız korku dolu anlara çözüm bulamamış, bu şikayetleri yaşamamak için hayatınızın birçok alanında kısıtlamalar yapıyor olabilir misiniz?
Eğer yukarıdaki senaryolar size tanıdık geliyorsa ve doktorunuz bu şikayetlerinizin psikolojik ya da “panik atak” olduğunu söylüyorsa bu aslında kötü haber değil, tam tersine iyi bir haber. Çünkü...
Birincisi ölümcül bir hastalığınız yok, ikincisi panik atak psikoterapi ile iyileşebilen bir bozukluk. Hatta kaygı bozuklukları arasında tedavisi en kolay olanlardan biri.

İLAÇ, ATAĞI DURDURUR AMA SORUNU ÇÖZMEZ

Yazının devamı...

İstediğiniz gibi bir hayat yaşamak elinizde

31 Aralık 2016

Her yıl sonunda yeni yıl için umut dolu bir yazı yazmak istiyorum.
Bu bazen yeni yıl için ‘yeni hedefler’ oluyor, bazen ‘nasıl daha iyi hissederiz?’ sorusuna cevap bulmaya çalışan küçük reçeteler.
Bu konuları aslında daha önce de birkaç kez yazmıştım.
Fakat bugün yazacağım yazının çok güçlü olmasını istedim, sanki daha çok güce ihtiyacımız var gibi düşündüm.
O nedenle, bu kez değişimi gözümün önünde yaşayanlara, danışanlarıma rica ettim.
Onlara şöyle bir e-mail yolladım: “2017’ye girerken sizden küçük bir ricam olacak. Bu cumartesi yılın son günü olacak ve ben de yılın son yazısını yazıyor olacağım. Değişimin mümkün olduğunu vurgulayan, umut dolu bir yazı yazmak istiyorum. Sizden rica etsem, terapi sürecinde yaşadıklarınızı anlatan bir paragraf yazar mısınız? İzninizle ‘isimsiz’ olarak yılın son yazısında kullanacağım.”
Onlarca e-mail geldi. Kadın, erkek, 18 yaşından 60 yaşına kadar herkes bir şeyler yazdı.

Yazının devamı...

Stres, kaygı, mutsuzluk

16 Aralık 2016

Yaşam koşullarının zorluğu, trafik, insanların davranışları ve bunun gibi bin bir çeşit faktör, her gün stres ve kaygı yaşamanıza neden oluyor, mutsuz ediyor olabilir.
Bunun için sürekli şikayet ediyor, umutsuzluğa kapılıyor da olabilirsiniz.
Ama unuttuğunuz çok önemli bir nokta var; olaylar, insanlar ve durumlar hakkında hiç farkına bile varmadan beyninizin içinde sürekli olumsuz yorumlar yapan, telaşa sürükleyen sizsiniz.
Yaşamımızı planlayan da sizsiniz. Aynı şekilde isteklerinizi, tercihlerinizi ve beklentilerinizi seçen de sizsiniz.
Yani ne hissediyorsanız hissedin, tek sorumlu sizsiniz.

KÖTÜ DİYE BİR ŞEY YOKTUR DÜŞÜNCELERİMİZ ÖYLE YAPAR

Yazının devamı...

Herkesin işini doğru yapması imkansız mı

2 Aralık 2016

Danışan: Başımıza gelen tüm facialar, insanlar işlerini doğru düzgün yapmadığı için geliyor. Bunu bilmek ve buna seyirci kalmak beni çileden çıkarıyor. Her gün yeni bir haberle uyanıyorum. Kazalar, ölümler, ihmaller... Bu hafta olanlara ek olarak o kadar kötü bir hafta geçirdim ki anlatamam. Elimi neye atsam problem çıktı. Şirkette ayrı problemler, çocuğumun okulunda ayrı problemler, apartmanda ayrı problemler... Bunlar yetmiyormuş gibi dün annemi hastaneye götürdüğümde öyle problemlerle uğraşmak zorunda kaldım ki anlatsam inanamazsınız.
Çünkü herkes işini elinin tersiyle yapıyor. Kimsede iş etiği yok, kimseye güvenemiyorsun. Bir soru soruyorum, adam çok iyi biliyormuş gibi uzun uzun anlatıyor, sonra amiri geliyor başka bir şey anlatıyor.
Bazen uzun uzun düşünüyorum, acaba bu insanların anne-babaları neyi yanlış yaptı da bu insanlar bu hale geldiler... Ben ne yapmalıyım ki çocuklarım da günün birinde bu kızdığım insanlara benzemezsin?
Benim için dürüstlük ve işini doğru yapmak dünyanın en önemli şeyleridir ama çocuklarımın bu ortamda bu prensiplerden uzaklaşmalarından çok korkuyorum. Geçen gün büyük oğlum “Anne herkes kopya çekiyor, bir ben çekmiyorum. Kopya çekmediğim için çekenlerden düşük not alacağım, çeksem kendime yakıştırmam. Öğretmene şikayet etsem hiç olmaz, ne yapacağımı bilmiyorum” dedi. Ben de ne cevap vereceğimi şaşırdım, tek istediğim kendi doğrularından uzaklaşmaması. Ben çocuklarımın ahlakını nasıl koruyabilirim?
- Dr. Başak: Söz ettiğiniz zorlukları ben de yaşıyor ve çaresiz hissediyorum ama çocuğumun ve çevremdeki insanların etik çalışmalarını desteklemek için elimden geleni yapmaya gayret ediyorum.
Danışan: Çocuklar için umudum var ama çevremdekiler için ne yapabilirim ki?
- Dr. Başak: Örneğin benden ders alan her öğrencinin “etik bir psikolog” olması için her derste, psikologlar için belirlenmiş evrensel etik prensipleri, mesleki standartları, kuralları tekrarlıyorum. Eminim sizin işyerinizde de belirli kurallar vardır. Bunlara uyulması için daha baskın bir tutum sergileyebilirsiniz.

Yazının devamı...