"Dr.Başak Demiriz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr.Başak Demiriz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr.Başak Demiriz

Dr.Başak Demiriz

Ekran kullanımı uykusuzluk ve depresyon

11 Ağustos 2018

Akşam saatlerinde sürekli bilgisayar kullanan, telefonuyla meşgul olan veya televizyon seyreden kişilerin uyumakta zorluk çektiği artık net olarak biliniyor.
Tokyo Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, beyindeki uyku merkezinin, bilgisayar veya televizyondan gelen ışığı “gündüz daha bitmedi” diye algıladığını, bu yüzden uyku sinyalleri göndermediğini göstermiş.
Son 5 yıl içinde, çocukların uyku problemlerinde görülen yüzde 26’lık artış, bilgisayar kullanımının artışına bağlanıyor. İşin kötüsü, gece 10-11’den sonra uyuyan çocukların biyolojik saatleri bozuluyor ve yetişkin olduklarında da uyku problemleri ve sürekli bir uyku yoksunluğu yaşıyorlar.
Amerika’da yapılan yeni bir araştırmaya göre de zamanlarının büyük bölümünü ekran başında geçiren gençlerde uykuya dalamama ve/veya az uyku problemi ortaya çıkıyor.
Bu tip uyku problemleri depresyon riskini artırıyor.
Ortalama yaşları 15 olan 2865 ergenin katıldığı bir araştırmada da gençlere uyku düzenleri ve duygu durumları ile ilgili sorular sorulmuş. Sorular uyku düzenlerini, uyku alışkanlıklarını, uykusuzluğun en önemli iki özelliği olan uykuya dalmakta güçlük ve aralıksız uyuyabilmeyi, ayrıca depresif şikayetleri içermiş.
Bununla beraber, günlük olarak ekran başında geçirilen (sosyal medya, internet, film, dizi, oyun vs.) süre sorulmuş.

Yazının devamı...

Çocuklar cinsel istismara uğradıklarını neden söyleyemiyorlar?

28 Temmuz 2018

Öncelikle cinsel istismarın tanımını gözden geçirelim...

Cinsel istismar sadece tecavüzü değil, cinsel haz duymak amacıyla çocuğun bedeninin çeşitli bölgelerini okşaması, ellemesi, uygunsuz şekilde öpmesi, teşhircilik yapması, onunla cinsel içerikli konuşması, pornografik resimler göstermesi şeklindeki davranışları da içerir.

Sadece bir defa da olsa bu davranışların adı cinsel istismardır, yani “bir kereden bir şey olmaz” ya da “yanlışlıkla olmuş, bu kadardan bir şey olmaz” düşüncesi büyük bir yanılsamadır.

Bunun çocuğa zarar vermediğini düşünmek ise sadece kendini kandırmadır.

Cinsel istismarda bulunan kişiler, her yaş grubundan ve sosyo-ekonomik sınıftan olabilir.

Yani, üniversite mezunu, ailesi, çocukları olan, iyi bir işi, sosyal statüsü olan, kibar ve hoş olarak tanıdığınız bir kişi de kız veya erkek çocuğa cinsel istismarda bulunmuş olabilir.

Şimdi değilse bile ergenken yapmış olabilir.

EBEVEYNİN BU GERÇEĞİ YOK SAYMASI RİSKİ ARTIRIYOR

Yazının devamı...

Yargılamak yerine sormak

14 Temmuz 2018

Çoğu anlaşmazlık, tartışma, kavga karşımızdakinin ne hissettiğini, düşündüğünü veya yaptığını bilmeden, dinlemeden yargıladığımız için ortaya çıkıyor.
Karşınızdakini yargıladığınızda, suçladığınızda kişi kendini kötü hisseder. Kendini kötü hisseden bir insan daha iyi hissetmek için ya kendini savunma ihtiyacı duyar ya da o da sizin onu anlamadığınızı düşünüp kızgınlaşır, hırçınlaşır. Sonuç olarak iletişim kurmaya çalışırken, kendinizi hiç istemediğiniz bir tartışma içinde buluverirsiniz.

LÜTFEN ÖNCE SORUN

Oysa doğru iletişimin yöntemi çok kolay: Soru sorun. Konuşmalarınıza sorarak başlayın. Karşınızdakini anlamaya çalışın ama en önemlisi dikkatle dinleyin. Sormuş olmak için değil, gerçekten merak ederek, öğrenmek için sorun. Alaycı bir şekilde değil içtenlikle sorun. Eşinize, çocuğunuza, anne-babanıza, arkadaşınıza, patronunuza, elemanlarınıza, lütfen önce sorun:
◊ Sence neden böyle oldu?

Yazının devamı...

Kendimi nasıl motive edebilirim?

30 Haziran 2018

Danışan: Benim tek sıkıntım yapmak istediğim şeyleri yapamamak. Bir türlü başlayamamak. Yapmam gereken şeyleri biliyorum ve sürekli erteliyorum. Yaparsam ne kadar mutlu olacağımı da biliyorum ama nedense bir türlü başlayamıyorum. Beni engelleyenin ne olduğunu bilmiyorum ama bu beni gerçekten çok mutsuz ediyor.
- Dr. Başak: Örnek verebilir misiniz?
Danışan: O kadar çok örnek var ki, hayatım bunlarla dolu. Yapmak istediğim çok şey var. Upuzun bir listem var gerçekleştirmek istediğim. Hani her yılbaşı kendimize hedefler koyarız ya “Bu sene bunları gerçekleştirmeyi planlıyorum” şeklinde. Benim de bunun gibi hayata dair genel bir listem var. Ama onları başarmayı bir tarafa bırakın, günlük listelerimi bile başaramıyorum.
En basiti, spora başlamak istiyorum ama bir türlü olmuyor. Her gece “Yarın mutlaka başlayacağım” diyorum, sabah olunca ya üşeniyorum ya da bin türlü bahane buluyorum.
Canım sanki hiçbir şey yapmak istemiyor. Sadece işe gidip geliyorum. Bazen “Acaba depresyonda mıyım?” diye aklımdan geçiyor ama hayatımın diğer alanlarında bir problem yok.
Yani arkadaşlarımla, ailemle çıkıp eğlenebiliyorum, yememde içmemde sıkıntı yok, işime gidip geliyorum, mutsuz da hissetmiyorum. Anneme sorarsanız bunun adı tembellik. “Sen sadece güzel liste yapıyorsun” diye benimle dalga geçiyor. Aslında haklı, listelerim harika ama hiçbiri gerçekleşmiyor. Bu beni hem çok kızdırıyor hem de üzüyor.
Neden böyleyim, sizce ne olabilir? İnsanlar kendilerini nasıl motive ederler? Bu neden bu kadar zor?

Yazının devamı...

Teşekkür ederim babacım

16 Haziran 2018

İki kız ve bir erkek çocuğunun arasında hiçbir fark görmediğin, ayrımcılık, adaletsizlik yapmadığın, her iki cinsiyetin her zaman eşit hakları ve sorumlulukları olduğunu ama hayat içinde farklı rolleri olabileceğini öğrettiğin için.
Kız oyunu erkek oyunu diye ayırmadan bizi her türlü oyuna, spora özendirdiğin ve bizimle hep oynadığın için.
18 yaşımda ehliyetimi alabilmem için bana araba kullanmayı öğrettiğin, erkek kardeşime, bizimle beraber masayı hazırlamayı, beraber toplamayı, ona çamaşırını yıkamayı, ütü yapmayı, bize alet edevat kullanarak tamir etmeyi gösterdiğin için.
Kızlarını da oğlunu da kendi ayakları üstünde durabilecek, mert, cesur, her problemi çözebilecek insanlar haline getirebilmek için hep sabırla öğrettiğin ve her şeyden önemlisi annemi kendinle eşit görerek bize doğru bir model olduğun için.
Anneme hep saygı duyduğun, değer verdiğin, çok sevdiğin ve ona sonsuz güvendiğin için; anneler her zaman çocukları için en iyisini ister ve sen annemin bizim için her istediğine “peki” dediğin için.
Hayranlık, saygı ve sevgi dolu bir evlilik nasıl olur, dürüst, ahlaklı, cömert ve eşine her zaman destek olan bir koca nasıl olur gösterdiğin, anlaşmazlıkların nasıl çözülebileceğini, umutsuzlukların, çaresizliklerin, kayıpların üstünden omuz omuza nasıl huzur içinde gelinebileceğini öğrettiğin için.

Yazının devamı...

Sınav bitti, nasıl hissediyorsun?

2 Haziran 2018

Bugün milyonlarca çocuk lise giriş sınavına girdi. Hepsi çok uzun ve zorlu bir çalışma maratonunu bugün noktaladı.
Sınava hazırlık sürecinde çoğu kaygı, stres ve yetersizlik duygusu yaşadı. Sınav sırasında da benzer duygular yaşamış olabilirler.
Anne-babaların haklı olarak akıllarına gelecek ilk soru “Nasıl geçti?” olacak.
Sizlerden rica ediyorum, sonra da şu soruyu sorun: “Nasıl hissediyorsun?”
Onların nasıl hissedeceği biraz da sizin tutumunuza bağlı. Eğer siz gerginseniz onlar da gergin olmaya devam edecek. Siz rahatsanız onlar da rahatlayacak.
Siz rahatken çocuğunuz gerginse, birkaç cümleyle yaşadığı stresten kurtulmasına yardım edebilirsiniz:

Yazının devamı...

Matematik sizi zorluyor mu?

19 Mayıs 2018

Çoğunuz “disleksi” kelimesini daha önce duymuşsunuzdur. Disleksi; okuma, heceleme ve yazma becerilerini edinmeyle ilgili nörolojik kökenli, doğuştan gelen bir sorundur. Disleksisi olan kişiler, okuma hızı, okuma kalitesi, okuduğunu anlama-anlatma, sağı-solu ayırt etme gibi konularda yaşıtlarına ve zekasına kıyasla beklenenin altında performans sergiler.
Peki matematik konularında yaşanan bazı sıkıntıların da aynı şekilde biyolojik bir problem olduğunu ve doğuştan geldiğini biliyor muydunuz?
“Diskalkuli” adlı bu durum, sayısal dili işleyen nöral bağlantıların işlev bozukluğu şeklinde tanımlanabilir. Bu da sayısal bilgilere erişmeyi ve onları işlemeyi zorlaştırır.
Dolayısıyla diskalkulisi olan kişiler, temel sayısal işlemlerde kavrama ve hesaplama sorunu, zihinsel canlandırma güçlüğü yaşayabilir.
Diskalkuli, zor geometri problemlerini anlayamamak değil, bazen en basit matematiksel kavramlarda bile zorluk yaşamaktır.
Örneğin kişi 3+5=8 işlemini bile parmağı ile yapma ihtiyacı duyabilir.

Yazının devamı...

Anne-baba olmaya hazır mısınız

5 Mayıs 2018

Anne-baba olmak sabır, ilgi, sevgi, zaman, disiplin, emek, bilgi, fedakarlık, enerji, güç gerektiren bir iş... Ve bütün bunların hepsinin çocuğa dengeli bir şekilde verilmesi gerek. Tüm zorluklara rağmen bunu çok istediğinize inandığınızda, bu zorlu işe hazır olup olmadığınızı düşünmek doğru bir ilk adım olabilir. Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
1- Neden anne-baba olmak istiyorum?
Anne-babam torun istiyorlar... Yaşım ilerliyor, sonra pişman olabilirim... Yalnız yaşlanmak istemiyorum... Evliliğimiz kötü gidiyor, çocuğumuz olursa belki evlilik de kurtulur gibi nedenler anne-baba olmak için doğru nedenler değil.
Unutmayın ki çocuklar bu dünyaya size hizmet etmeye, duygusal olarak sizi beslemeye gelmiyorlar. Hayatınızda yanlış giden bir şeyler var ise bebek dünyaya geldiğinde de bu problemler çoğunlukla devam edecektir. Problemler çözülmeden üzerine bir de bebek bakımı, bebeğin ihtiyaçları geldiğinde hayatınızın daha da zorlaşması kaçınılmaz olur.
2- Psikolojik sağlığım nasıl?
Psikolojik sıkıntılarınız var mı? Kaygı, takıntı bozukluğu, depresyon, alkolizm, uykusuzluk, dikkat bozukluğu gibi problemleriniz var ise bunlarla ilgili yardım almanız çok önemli. Çözümlenmeyen bu problemler, bebek geldiğinde size daha büyük sıkıntılara neden olabilir.
3- Eşimle ilişkimiz nasıl?

Yazının devamı...