"Dr.Başak Demiriz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr.Başak Demiriz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr.Başak Demiriz

Dr.Başak Demiriz

Korkularım normal mi?

29 Temmuz 2016

Danışan: Çok gerginim. Öyle ki gerilmekten yoruldum. Ben eskiden böyle bir insan değildim, şimdi her şey korkutuyor. Sürekli etrafımı kolluyorum, kendimi tehlikede hissediyorum.
- Dr. Başak: Her şey korkutuyor dediniz, bu korkuların nelerle ilgili olduğunu biraz anlatır mısınız?
Danışan: En çok sokağa çıkmaktan korkuyorum. Çıkmak zorunda kalınca, sürekli etrafımı kolluyorum. Ufacık bir sesten zıplıyorum, kalbim çarpıyor. Başıma kötü bir şey gelecek diye korkuyorum. Evde otururken kapı birden çalınca veya dışarıdan bir ses duyarsam korkuyorum.
- Dr. Başak: Ne zamandan beri böyle hissediyorsunuz?
Danışan: 15 Temmuz’dan beri. O gece çok korktuk ailece. Ne olduğunu anlamadığımız sesler, bomba, silah, jet sesleri yüzünden sabaha kadar uyuyamadık. Zaten televizyon karşısındaydık, olan biteni anlamaya çalışıyorduk. Televizyonda gördüklerim daha da korkuttu. Günlerce gözüme uyku girmedi. Bazı geceler gizli gizli ağladım. Arkadaşlarımla konuşuyorum, onlar da çok korkmuş doğal olarak ama bakıyorum herkes hayatına devam etti, ben edemiyorum. Farkındayım, artık dışarıda tehlike yok ama bana sanki hep varmış gibi geliyor. Etrafımdakiler zorluyor, ikna etmeye çalışıyor ama ben bir türlü eski halime dönemiyorum. Normal mi hâlâ bu kadar korkmam? Hiç dışarı çıkmak istemiyorum, içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Biraz önce de söylediğim gibi çok gerginim, bu durumdayken beni zorladıklarında ağlamaklı oluyorum.

Yazının devamı...

Güzel olmayı istemek yanlış

15 Temmuz 2016

Çoğu insanın dış görüntüsüyle ilgili kafasına taktığı, beğenmediği bir tarafı olabilir.
Bazıları beğenmediği tarafını düşündüğünde zaman zaman üzülüp, daha güzel görünmek isteyebilir ama bu konunun hayatını olumsuz etkilemesine izin vermez. Sonuç olarak ‘daha güzel’ görünmek insanların doğal bir isteğidir.
Dolayısıyla ‘Güzel olmayı istemek yanlış mı?’ sorusuna ‘hayır’ diye cevap verirken ‘ama’ diyerek devam etmek gerekiyor. Eğer beğenmediğiniz taraflarınız sık sık aklınıza geliyor, başkalarının görüntünüz ile ilgili olumlu sözlerine inanmıyor, dış görüntünüz ile ilgili yoğun bir kaygı yaşıyorsanız ve bu kaygılar artık hayatınızı olumsuz etkilemeye başlıyor ise, ‘Beden Algısı Bozukluğu’ adı verilen psikolojik bir problem yaşıyor olabilirsiniz.
New York’ta bulunan Bio-Behavioral Enstitüsü kurucusu ve direktörü psikolog Dr. Fügen Neziroğlu, 1979’dan bu yana Obsesif-Kompulsif Bozukluk (Takıntı Bozukluğu) konusunda çalışmalar yapıyor.
Biriktirme Bozukluğu, Obsesif-Kompulsif Bozukluk ve Beden Algısı Bozukluğu konusunda Amerika’da birçok araştırması ve kitabı yayınlandı. Psikolog Dr. Fügen Neziroğlu, bu ayın sonunda, alanında yaptığı çalışmalardan dolayı Uluslararası Obsesif Kompulsif Bozukluk Kuruluşu (IOCDF) tarafından ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ (Lifetime Achievement Award) ile onurlandırılacak.

Yazının devamı...

Psikoloğa gitme zamanı mı

1 Temmuz 2016

Stres, hüzün, acı, kaygı, çaresizlik ve umutsuzluk, hepimizin zaman zaman yaşadığı duygular. Böyle duygular içindeyken insan ne yapar? Çoğu kişi bildiği yöntemlerle bu duygularla baş etmeye, şiddetini, etkisini azaltmaya çalışır.
Olumsuz duygular ile baş edebilmek için gereğinden fazla yemek, içmek, gereksiz alışveriş yapmak, insanlardan kaçmak, saatlerce TV seyrederek zaman öldürmek, çok uyumak veya hiç uyumamak sağlıksız baş etme yöntemleri arasında yer alır.
Bunlar olumsuz duyguları geçici olarak azaltıyor gibi gözükse de, baş etmeye yönelik yanlış yollara başvurulduğu için yeni problemlere, yeni sıkıntılara neden olur.
Olumsuz duygular ile sağlıklı baş etme yöntemleri arasında ise; düzenli egzersiz yapmak, aile ve arkadaşlarla daha fazla vakit geçirerek onlardan destek almak, uyku, beslenme düzenine dikkat etmek, hobilere zaman ayırmak gelebilir.
Diğer yandan, bu yöntemler bazı durumlarda işe yaramayabilir ya da bu duygular o kadar yoğun ve şiddetlidir ki insanın “sağlıklı” yöntemleri uygulamak için enerjisi, motivasyonu olmaz.
İçinden kıpırdamak bile gelmez. Böyle bir durum içindeyken profesyonel destek alınmalıdır, yoksa problemlerin, olumsuz duyguların etkisi gittikçe artar, hayatı daha kötü etkileyip kişinin işlevselliğinde bozulmalara yol açar.
Kişi yaşadığı olumsuz duygularla baş edemediğini fark ettiğinde ne kadar çabuk yardım alırsa, problemlerin üstesinden gelmek o kadar kolay ve hızlı olur. Buna rağmen, günümüzde psikoloğa gitmek hâlâ çok yaygın değil.

Yazının devamı...

Bir babanın hissettikleri

17 Haziran 2016

Doğduğun gün şaşkın ve aciz hissetmiştim kendimi. Etrafında annen, anneannen, babaannen, teyzen, halan, dedelerin vardı. Sanki sıra bir türlü bana gelmiyordu. Ne kadar dışlanmış ve yalnız hissetmiştim o günler. Seni uzaktan izledim uzun bir süre, sonra sıra bana geldi ve baş başa kaldık.
Heyecanımı, gururumu, mutluluğumu bugün bile hatırlıyorum.
Seninle bir ömür neler yapmak istediğimi o gün planlamıştım kafamda. Bazılarını yaptım, bazılarını yapamadım. Senin ömür boyu mutlu ve sağlıklı olman için elimden geleni yapmaya söz verdim.
Annen izin verdiği kadar altını değiştirebildim, uyutabildim, yedirebildim. Bunu okurken güleceksin ama benim beceremeyeceğimden çok korkar, hemen elimden alıverirdi seni.
Sonra da ona yardım etmiyorum diye kızardı. Buna alışmış, ben de seninle aramızda başka bir rutin oluşturmuştum.
Geceleri sana kitap okumak görevi benimdi. İşim çok yoğun olduğu için bunu çok yapamadım ve uzun çalıştığım geceler sen beni özlerken aslında ben seni daha çok özlüyordum.

Yazının devamı...

Evlilik hazırlıkları ve stres

3 Haziran 2016

Danışan: Önümüzdeki hafta düğünümüz var ve ben stresten ne uyuyabiliyorum ne de yemek yiyebiliyorum. Daha da kötüsü sürekli herkesle kavga ediyorum. Çok gerginim.
En sonunda annem “Belki de evlenmek istemiyorsun” deyince size gelmeye karar verdim, çünkü aklımdan hiç böyle bir şey geçmemişti. Acaba dışarıya böyle bir imaj mı veriyorum? Annemin bu sözü beni çok üzdü.

* Dr. Başak: Ne zamandır bu yoğunlukta stres yaşıyorsunuz?
Danışan: Son bir aydır. Düğün tarihi yaklaştıkça stresim arttı.
* Dr. Başak: Öncesinde nasıldınız? Başkalarıyla ilişkilerinizde, işyerinde bu yoğunlukta stres yaşar mıydınız?
Danışan: Genellikle biraz kaygılı ve aceleci bir insanımdır. Bir şeyi yanlış yapmaktan, uyarılmaktan, gecikmekten çok korkarım. Her şey tam zamanında ve doğru olsun isterim.

Yazının devamı...

Düşüncelere takılıp kalmak

20 Mayıs 2016

Danışan: Aklımdan atamadığım bazı düşüncelerim var ve bunlar beni çok rahatsız ediyor. Rahatsız etmenin de ötesinde korkutuyor. Düşünmemeye çalışıyorum ama beceremiyorum.

◊ Dr. Başak: Neden korkuyorsunuz?
Danışan: Doğru olmalarından korkuyorum. Aslında bir yandan da çok saçma geliyor ama nedense aklıma geldiğinde o kadar korkuyorum ki anlatamam. Bu kadar korkunca da “Ya bu aklıma gelenler gerçekse” diye şüphelenmeye başlıyorum. Zaten bu şüpheler beni yiyip bitiriyor. Artık çok yoruldum.

◊ Dr. Başak: Ne kadar zamandır var bu sıkıntınız?
Danışan: Çocukluğumda da bazen böyle takıldığım düşüncelerim olurdu ama sanki daha kolay geçerdi. Örneğin hep yanımda taşıdığım bir uğurum vardı, onu yanıma almazsam o günümün çok kötü geçeceğine inanırdım. Son iki yıldır aklıma takılan bazı düşünceler var ki onlar hayatımı yaşanmaz hale getirdi. O kadar çok zamanımı ve enerjimi alıyor ki anlatamam. Çoğu zaman bulunduğum ortamdan keyif almama, eğlenmeme, iyi vakit geçirmeme de engel oluyor. Dışarıdan bakan insanlar doğal olarak farkında değil beynimin içinde olup bitenleri. Sadece mutsuz ve gergin olduğumu görüyorlar ve buna da anlam veremiyorlar, çünkü hayatımda her şey normal gözüküyor.

Yazının devamı...

Çocukları döverek ne yapmaya çalışıyorsunuz?

6 Mayıs 2016

Çocuğu döven bir yetişkine bu soruyu sorduğunuzda değişik cevaplar alabilirsiniz.
Bazıları vurmanın yanlış olduğunu bildiği halde öfkesini kontrol edemeyip vurduğunu ve ardından pişman olduğunu söyler.
Bu kişi dayağın yanlış olduğunu, vurmaması gerektiğini biliyordur ama maalesef bilmesi yetmemiştir. Patronuna kızdığında kendisini tutabilen bu yetişkin, karşısındaki küçük insana kızdığında kendini ‘tutamamıştır.’
Bazıları ise kendini tutmak bir tarafa dayağın gerekli olduğuna inanır. Onların çocuğu dövmek için katı bir şekilde inandıkları gerekçeleri vardır.
Doğru davranışı öğretmek için, yanlışları engellemek için, terbiye etmek için, saygılı olmalarını sağlamak için...
Oysa dayak üzerine yapılan yüzlerce bilimsel araştırma, dayağın çocuklara nasıl davranmaları gerektiği konusunda hiçbir şey öğretmediğini, tersine çocuklara vurmayı, kötü davranmayı öğrettiğini göstermektedir.

Yazının devamı...

Çocuk istismarını bildirmezseniz suç işlersiniz

21 Nisan 2016

Ev hanımısınız, komşunuzun, çocuğunu dövdüğünü duyuyor veya görüyorsunuz...
Öğretmensiniz, 14 yaşındaki bir genç cinsel tacize uğradığını sizinle paylaşıyor...
Doktorsunuz, çocuk çağdaki hastanızın bedeninde dayak izleri gördünüz...
Psikologsunuz, genç danışanınız tecavüze uğradığını sizinle paylaştı...
Kim olursanız olun, eğer bir çocuğun fiziksel, cinsel ya da duygusal olarak istismara uğradığını, çocuğa karşı bir suç işlendiğini öğrendiyseniz, çocuğu korumak için hemen yetkili kişileri aramalısınız. 
Bunun nedenini kanunlar şöyle açıklıyor: “Suçluları cezalandırma görevinin devlete bırakılmış olması, bir suç olayıyla karşılaşan fertleri sorumluluktan kurtarmamaktadır. Suçluların cezalandırılmasını devletten istemek kişi açısından bir hak olduğu gibi, herhangi bir suç olgusunun gerçekleştiğini öğrenen kişinin durumu suçu takibe yetkili makamlara bildirmesi aynı zamanda bir yükümlülük olarak kabul edilmektedir. Bu itibarla herhangi bir suç olgusunun gerçekleştiğini öğrenmesine rağmen, durumu suçu takibe yetkili makamlara bildirmeyen kişi genel olarak haksız bir davranış içinde bulunmaktadır. Çünkü işlendiği öğrenilen bir suçun yetkili makamlara haber verilmemesi, tüm fertlerin amacı olan suçsuz bir toplum düzenine kavuşmayı engelleyici bir davranıştır.”


Yazının devamı...