"Nuran Çakmakçı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nuran Çakmakçı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nuran Çakmakçı

Nuran Çakmakçı

Değişikliğin değişikliği

17 Kasım 2017

Üniversiteye giriş sistemini YÖK Başkanı 26 Eylül’de açıkladı, 12 Ekim’de sistemin detayları belli oldu. Daha sonra eşit ağırlık öğrencileri için tarih ve coğrafya dersi kondu, baraja ikinci oturum dahil edildi, ennn son da sınav iki güne yayılıp, yeni alanlar eklendi. Yani artık değişiklik yok dendi, arada ufak tefek yapılsa da geçen hafta gece yarısı “şimdilik son değişiklik” gündeme oturdu. 1.5 ayda 5 değişiklik olduğuna göre daha hazirana çok var, neler olur neler...

LİSELERE GİRİŞ DE ÇOK BİLİNMEYENLİ

Liselere giriş için havada bir sürü model uçuştu, benim hatırladığım Milli İzleme Sınavı (MİS), yüzdelik dilim, sınavsız geçiş azıcık azıcık açıklandı, önceki hafta pazar günü Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz “nitelikli-niteliksiz lise” ayrımı ile tarihin tozlu yapraklarına adını yazdırdı. Ve “ennn son”değişiklik yapıldı yapılmasına ama ayrıntılar hâlâ netleşmedi.

Ne okul isimleri, ne eğitim bölgeleri belli. Yani değişikliğin de değişikliği yapılacağı ufukta görünüyor.

Bir de küçücük çocuklara “Sınav sistemi değişse de çalışın” diyoruz ya hep bir ağızdan. Ne yapsın çocuklar, büyüklerinin bu değişimlerini sessizce köşede izliyorlar. Çünkü onların ne hissettiği, bütün bunlardan nasıl etkilendiği kimsenin umrunda değil.

İyi ki liselere giriş sisteminin “üç harfli adı” henüz belli değil, neme lazım o da değişir, sonrasında toparlamak daha zor.

Ne oldu bizim eğitim şuralarına, pilot bölge uygulamalarına, paydaşlara danışmaya? İyisi mi büyükler siz önce oturup bir karar verin. Aksayan yönleri bulun. İyi giden şeyi bozmayın. Değişecek kısımları da önce pilot olarak uygulayın, başarısına göre yaygınlaşıtırıp yaygınlaştırmayacağınızı düşünün.

Artık bir karar verin. Çünkü yazık oluyor bu çocuklara, çok yazık!

Yazının devamı...

Aradığınız rehber öğretmen nöbette

14 Kasım 2017

27 Nisan 2017: Eskişehir’de ortaokul öğrencisi 14 yaşındaki S.Y.’nin üvey babası, üvey kardeşi ve öz dayısının oğlu tarafından tecavüze uğradığını rehber öğretmenine söylemesi üzerine durum polise bildirildi.

17 Mayıs 2017: İstanbul Kınalıada’da ortaokul öğrencisi üç kız çocuğunun 1.5 yıldan beri tecavüze uğradığı, rehber öğretmen M.Ş. sayesinde ortaya çıktı.

1 Ekim 2017: Gaziantep’te bir ilkokulun psikolojik danışma ve rehberlik servisi, öğrencilere ‘Çocuklarda mahremiyet’ konulu bir eğitim semineri verdi. 9 yaşındaki E.Ö. bakkalının kendisine dokunuşlarının derste anlatılan ‘kötü dokunuş’ örneği olduğunu anladı ve durumu ailesine bildirdi. Bakkala dava açıldı.

Bu listeyi daha da uzatmak mümkün. Öğrencilerin yaşadığı şiddet, cinsel taciz olaylarının ortaya çıkmasının yanı sıra  psikolojik yardım ve doğru kariyere yönlendirmede rehber öğretmenlerin rolü çok büyük. Ülkemizde 565 öğrenciye 1 rehber öğretmen düşüyor. Bazı okullarda bu sayı 1000 öğrenciye bir rehber olabiliyor. 

Okullarda rehber öğretmen açığı yaşanırken tartışmalara neden olan “Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği” 10 Kasım’da Resmi Gazete’de yayınlandı. Yönetmelikle, rehberlik ve psikolojik danışmanlık öğretmenlerine nöbet tutma, sınavlarda görev alma şartı getirildi. Kuşkusuz bu da öğretmenlerin tepkisine neden oldu. Okullarda üstlendikleri rolü, iş yüklerini bakanlık yetkililerine anlatmaya çalışan rehber öğretmenler, mesleği sağlıklı şekilde yürütememekten dertliler. Haklılar da. Çünkü, öğrencilerle sağlıklı iletişim için her an ulaşılabilir olmaları gerekiyor. Nöbet, etüt, boş derslere girme gibi görevlerin öğrencilerle güvene dayalı iletişimine zarar vereceğini ve esas görevlerini aksatacağını düşünüyorlar.

Yazının devamı...

Çıkarın sınav kâğıtlarını denetim var...

10 Kasım 2017

Buna göre, YÖK denetmenleri tüm fakültelerdeki öğrencilerin sınav kâğıtlarını yakından izleyecek. Bazı üniversitelerde hiç derse ve sınava girmeden not alıp üst sınıfa geçen öğrenciler bulunduğuna yönelik duyumlar üzerine bu kararın alındığı konuşuluyor. Denetmenlerin bu sınav kâğıtlarını tek tek mi inceleyeceği yoksa rasgele yöntemle mi seçeceği bilinmiyor. Geçen yıl sonunda da bazı üniversitelerde denetmenlerin sınav kâğıtlarını istediği de duyumlar arasında.

Üniversiteler, binlerce öğrencinin sınav evrakını bir odaya yığarak denetmenleri bekleyecek.

Peki bu denetimler nasıl oluyor? YÖK, vakıf üniversitelerini her yıl iki denetleme kurulu üyesi başkanlığında maliye ya da milli eğitim kökenli 4-5 uzmanla birlikte denetler. Bu denetimler 1 ile 2 hafta arasında sürer. Denetmenler, gitmeden önce de üniversite yetkililerinden bazı belgelerin hazırlanmasını ister. Denetim çalışmaları sırasında listedekilerin dışında gelir-gider belgeleri, muhasebe raporları, ihale dosyaları, sözleşmeler, bordrolar da incelenebilir.

Bu yıl yapılan denetimlere geçen sene olduğu gibi öğrencilerle görüşmelerini de ekleyen YÖK, Öğrenci Konsey Başkanı’nın üniversiteyle ilgili görüşleri, sorunlar, çözüm önerileri gibi konuların dışında burs verilen öğrencilerin isim listesi ve burs alma gerekçelerinin de sıkı takipçisi.

MEB’DE YENİ SİSTEM MESAİSİ

Ankara Başkent Öğretmenevi’nde dün önemli bir toplantı yapıldı. Müsteşar Yusuf Tekin başkanlığındaki toplantıya Ölçme Değerlendirme, Ortaöğretim, Bilgi İşlem Genel Müdürleri ile Daire Başkanları ve 81 il müdürü katıldı.

Basının alınmadığı bu toplantı saat 09.30’da başladı, geç saatlere kadar sürdü. Toplantının ana konusu liselere girişte uygulanacak yeni sistemdi. Her il için oluşturulacak eğitim bölgeleri, okul türlerinin seçimi gibi konuların yanı sıra en önemli gündem maddesi hangi okulların sınavla hangilerinin adrese dayalı sistemle öğrenci alacağıydı. Toplantıda her ilin büyüklüğüne göre proje okullarının belirlenmesi gündeme geldi. Toplantının sonuçları haftaya açıklanacak.

Yazının devamı...

Özel okullardan sınava 3 kriter

9 Kasım 2017

TÜRKİYE Özel Okullar Derneği, dün sabah saat 10.00’da başta yabancı okullar olmak üzere üyeleriyle bir araya gelirken ilk gündemleri bu okullara nasıl öğrenci alınacağı oldu. Önde gelen yaklaşık 600 devlet okuluna öğrenci alımı için Milli Eğitim Bakanlığı’nın haziran ayında yapacağı merkezi sınavı kendilerinin de ölçüt olarak alma konusuna özel okullar sıcak baktı.

60 SORU ÖLÇMEDE YETERSİZ KALABİLİR

Ancak bu sınavda sorulacak soru sayısının arttırılması istendi. Merkezi sınavda yöneltilecek 60 sorunun öğrencilerin bilgilerini ölçme konusunda yetersiz kalacağı özellikle vurgulandı. Kolej temsilcileri, 6 ve 7’nci sınıftan soru sorulmasından yana değil. Alt sınavlardan soru sorulsa bile 3’te 2’sinin 8’inci sınıf konularından olması taraftarılar. Çünkü bu yıl öğrencilerin alışık olmadığı, beklentilerinin dışında bir sınavla karşılaşmak zaten yeterince onları zorlayacak. Toplantıda sık sık bunun ‘adil olmadığı’ vurgulandı.
Sınavın daha eleyici olabilmesi ve bilen ile bilmeyen öğrencinin ayırt edilmesi için 3 yanlışın 1 doğruyu götürmesi önerisi de gündeme geldi. Soru kalitesinin önemli olduğu, ayrıştırıcı nitelikte soruların yerleştirmede daha sağlıklı olacağı ve böylece binlerce birinci çıkmasını önleyeceği belirtildi.
Toplantıda sınavda matematik, Türkçe, fen bilimleri, inkılap tarihi, din kültürü ve ahlak bilgisi testlerinin yanı sıra yabancı dil testinin olup olmaması da tartışıldı. Özellikle yabancı lise yöneticileri yabancı dil testine sıcak bakarken, bazı okullar bu testin olmasına karşı çıktı. Sonuçta yabancı dil testinin de yer alması kararlaştırıldı.

BAZI DEĞİŞİKLİKLER YAPMAK KAÇINILMAZ

Toplantıda 11 kişilik komisyon üyeleri seçildi. Bu komisyon dün uzlaştıkları bu üç kriter üzerinde çalışarak, cuma gününe kadar son şeklini alacak bir teklif hazırlayacak. Önümüzdeki hafta da bu komisyondaki 5 kişi, Milli Eğitim Bakanı ya da müsteşarına bu teklifi sunacak.

Yazının devamı...

Liseler için mahalle göçü

7 Kasım 2017

Hatta kuzguna yavrusu şahin görünür misali kimse çocuğunun okuldaki başarı durumuna bile bakmayacak ve gereken hazırlıkları yapıp sınava girmesini sağlayacak. Ben sınava girenlerin sayısında sadece yüzde 30’luk bir düşüş bekliyorum. Yüzde 70’e yakını yine sınava girecek.

TEOG’un kalktığının açıklanmasından itibaren İstanbul’da Nişantaşı, Beyoğlu bölgesinde 1+1 ev tutanların sayısında artış olmuştu. Bakan Yılmaz’ın açıklamasının ardından bugün bir arkadaşım henüz 5’inci sınıfa giden oğlunun kaydını hemen Nişantaşı’nda yaşayan akrabasının yanına aldırmak için başvuruda bulundu. Beşiktaş, Kadıköy gibi merkez ilçelerde de iyi liselerin etrafında kiralık ev arayan veliler var. Kısacası İstanbul’un iyi semtlerindeki okullara kâğıt üzerinden göç başladı bile. Bu, dalga dalga tüm Türkiye’ye yayılacak.

Bu iş, iyi semtte evi olan ev sahibi ve emlakçılara yarayacak. Nasıl mahallemizdeki liseler bir gecede Anadolu lisesine dönüştüyse, yine aynı hata yapılıyor. Liselerin türleri, adları değişiyor ama çocukların üzerindeki sınav yükü bir türlü kaldırılamıyor.

YKS’nin 2. aşaması pazara alınabilir

YÜKSEKÖĞRETİM Kurumları Sınavı (YKS) açıklandıktan sonra eğitim sendikalarından, uzmanlardan, siyasilerden bazı eleştiriler geldi. Bunlardan biri de 2 milyonu aşkın öğrencinin aynı gün içinde çok önemli iki sınava alınması. Ama Ankara kulislerinden edindiğim bilgilere göre bu sınav iki güne yayılabilir. Üniversite sınavının ilk adımı olan Temel Yeterlilik Testi’nin (TYT) yine açıklandığı gibi cumartesi, alan sınavı olan ikinci aşamanın ise pazara alınması için eğitimcilerin baskısı var. YÖK’ün bu konuda yeniden değerlendirme yapacağı, hatta buna sıcak baktığı duyumunu aldım.

Konuştuğum uzmanlar, sınavın iki güne yayılmasının öğrenciler için yararlı olacağı, onları rahatlatacağı görüşünde.

Onlara göre pazar yapılması planlanan yabancı dil sınavının TYT sonrasında cumartesiye alınması, alan sınavının da pazar günü olması daha isabetli. Eğitimcilerin ve adayların bu isteklerine YÖK de olumlu yanıt verirse önemli bir sorun çözülmüş olur.

KULAĞA KÜPE

Yazının devamı...

WhatsApp velileri

3 Kasım 2017

Daha o yaşta neredeyse çocuğun tüm kariyer hayatını planlayan ‘kaplan anneler’ hemen aralarında kaynaşır. Çok değil en fazla bir ay sonra ‘Papatyalar’ sınıfının velileri, 1-A, 3-B’nin anneleri vs. diye hemen aynı adla WhatsApp grupları oluşturur. Bazen öğretmenler iletişim amacıyla böyle gruplar kurulmasını sınıf annelerinden ister ki ‘sınıf anneleri’ başlı başına ayrı bir yazı konusu. Ama çoğunlukla girişimci ve ‘hep ben’ merkezli bir annenin önderliğinde bu gruplar kurulur. Öğretmenleri sorgulayan, çocukları kıyaslayan, hâkimiyet kurmaya meraklı, ödev kurdu anneler WhatsApp gruplarının değişmez ve aktif modelleridir.

KAPLAN ANNELER

Sohbetlerin ardından sıra doğum günü ve kahvaltı buluşmalarına gelir. Anneler bir araya gelince de çocuklardan alınan tüyolarla ilk anda sınıfın en yaramazı, en haşarısı kim, hemen damgalamalar başlar ve o etiket okul hayatı boyunca o çocukların üzerinde kalır... Afacan Ahmet, yaramaz Mahir, hiperaktif Cem... Zaman kalırsa kolej velilerinin evdeki yardımcılarından bakıcılara kadar bu sohbet-dedikodu zinciri uzar gider.

Çocuğunun okulda her alanda en iyi, her derste birinci olmasını isteyen ‘kaplan anneler’i görünce kendini ve çocuğunu yetersiz bularak ödev peşinde koşturmaya, okula daha sık gitmeye başlayan velilerin sayısı da hızla artar. Bir de o günkü ödevleri WhatsApp gruplarında görüp, o sırada oyun oynayan çocuğuna parmak sallayan anneleri unutmamak gerek.

‘Proje’ çocuklarıyla o etkinlik senin bu etkinlik benim koşturup bir de çok matah şeymiş gibi ahkam kesenler geride kalanlara “Ben kötü bir anne miyim, çocuğumla ilgilenmiyor muyum?” diye yetersizlik hissi yaşatsa da grupları pek eğlenceli, pek hareketlidir. Gün sonunda hele de yoğun çalışan bir veliyseniz telefonunuzda yüzlerce okunmamış mesaj, açtığınızda da uçuşan kızgın suratlar, kırmızı kalpler, çiçek-böcek dolu emojiler görürsünüz.

Bu grupların aslında “Nereden girdim buraya” diyen sessiz, gözlemci anneleri ise bir yandan da “Aman okulda olup bitenden haberim olsun” düşüncesiyle takibe devam ederler.

SANAL DEDİKODU MERKEZİ

Bu grupları sanal dedikodu yerine çevirip, gövde gösterisi yapanların dışında bir de öğretmenlerin telefonunu gece yarısı arayıp “Kızıma şu ters bakmış“ gibi gerekçelerle delirtenleri saymıyorum.

Yazının devamı...

Prof. Dr. Edhem Eldem, College de France Kürsüsü’nde

31 Ekim 2017

1530’da Fransa Kralı I. François tarafından kurulan College de France, tarihte pek benzeri olmayan eğitim ve araştırma yaklaşımıyla akademik çevrelerde ayrıcalıklı bir konuma sahip. “Bilimi yapılırken öğretmek” ilkesine dayanan bu kurum, alanlarında üstün başarı elde edenlerin araştırmalarına devam ederken birikim ve çalışmalarını kamuya açık konferanslarla geniş bir kitleyle paylaşmalarına imkân veriyor. Prof. Eldem, 21 Aralık’taki açılış konferansından sonra ocak ve şubatta College de France’da “Batı’nın karşısında Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye” konulu konferans dizisine başlayarak araştırmalarını sürdürecek.

6 KÜRSÜDEN BİRİNİN SAHİBİ OLDU

Kurumun altı uluslararası kürsüsünden birinin sahibi olan Prof. Eldem, dünyanın bu önemli eğitim ve araştırma kurumlarından birine seçilmiş olmanın “büyük bir onur” olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kurumun yapı ve kürsü dağılımına bakıldığında, beni ilgilendiren ve işbirliği imkânı bulunan birçok alan mevcut. Osmanlı topraklarında arkeoloji ve müzecilik konusuyla bağlantılı olan da var.”

GEÇMİŞİ 500 YILLIK 

College de France’ın kürsüleri sosyal, beşeri ve temel bilimleri kapsıyor. Matematik ve sayısal bilimler, fizik ve kimya, yaşam ve beşeri bilimler, tarih ve edebiyat başlıkları altında toplanan bu kürsüler, kalıcı değil, sahiplerinin görev süresiyle sınırlı. Türkiye’den daha önce  İTÜ’den Prof. Dr. Celal Şengör, 2004-2005’te “Tektonik” konusunda bir yıllık davet edildi. Prof. Eldem’in Türkiye’den ilk defa seçildiği beş yıllık uluslararası kürsüler, College de France’a uzun süreli kazandırılmak istenen, Fransa dışında bulunan kendi kurumlarını terk etmek istemeyen bilim insanlarına ayrıldı.  Neredeyse 500 yıllık bir geçmişe sahip bir kurumun tarihinde yüzlerce iz bırakmış kişi var.

MUTLU ÇOCUK YETİŞTİRMENİN 10 YOLU

Prof. Dr. Nebi Sümer, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü hocası. Çocuklar için en kritik dönem olan ilk üç yılda ailelere “top 10” listesi hazırlamış. Prof. Dr. Sümer’e göre işte mutlu çocuk yetiştirmenin 10 yolu:

- Eşin ve çevrenle ilişkini düzenle. Çocuğa verilecek hayat boyu kullanılan ve hiç eskimeyen en muhteşem hediye; mutlu, huzurlu, kavgasız bir aile iklimidir.

Yazının devamı...

Genç liderler yetişiyor

27 Ekim 2017

İçlerinde başarılı olanlar üniversiteye gidiyor ve burs alıyor. Her geçen gün bu sayı artıyor. Geçtiğimiz günlerde bu yurtlarda yetişip üniversiteyi kazanan iki kız Derya ve Sümeyye çok güzel bir proje başlattı. Yanlarına Aslı, Dürdane, Derya, Melike, Ayça ve Didar’ı da alarak “Sen de yapabilirsin” diyerek kendileriyle aynı sıkıntıları yaşayanları bu kez cesaretlendirip, motive edecek güzel bir proje oluşturdu.

Üniversiteli kızların geleceğin güçlü liderleri olarak yetişmelerine katkı sağlamak amacıyla başlayan bu projenin ilk adımı 9-15 Temmuz’da ‘Genç Liderler Yaz Kampı’nda atıldı. İzmir, Aliağa’da düzenlenen kampa 19 başarılı kız öğrenci katıldı.

Kampta gençler altı gün boyunca güne yogayla başladı, çeşitli sanatsal ve sportif etkinliklerle devam etti.  Kendilerinin güçlü ve zayıf yanlarını keşfederek sorunlarla baş etme yöntemlerini ‘liderlik’ başlığı altında tartıştılar. Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğini ele alırken, proje geliştirme ve kişisel gelişim atölyelerinde yeni kavramlarla tanıştılar. Diksiyon-hitabet, el sanatları, ritim gibi konularda da eğitim alarak kendilerini geliştirme fırsatı buldular. Kamptaki bu eğitime KAGİDER girişimcilik, Khan Akademi dijital araçları etkin kullanma, Ekol Eğitim Merkezi de etkili iletişim ve sunum eğitimiyle destek verdi.

ERZİNCAN LİSESİ

Eğitim ve turizm şehri olmaya aday olan Erzincan’da öğretmen başına 17 öğrenci düşüyor. Özellikle son yıllarda eğitim-öğretimde iyi bir ivme kazanan ilde, üniversite kazanma oranı, ulusal ve uluslararası projelerde elde edilen dereceler, sportif etkinliklere katılmada en üst sıralarda bulunma ve daha birçok alanda başarılar elde ediliyor.

Kuşkusuz ildeki 268 okul arasındaki en önemli kurum, 1905 yılında kurulan Erzincan Lisesi. Bu liseden yüzlerce akademisyen, aralarında vali ve büyükelçilerin olduğu bürokrat, doktor ve iş adamı yetişti.

ESKİ BAŞBAKAN AKBULUT DA BU LİSEDEN MEZUN

Yazının devamı...