"Nuran Çakmakçı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nuran Çakmakçı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nuran Çakmakçı

Nuran Çakmakçı

Öğrenciler mutsuz, aileler ilgisiz

23 Nisan 2017

15 yaş düzeyindeki programa katılan öğrencilerle yapılan anket sonucunda ortaya çıkan veriler üzerinde iyi düşünmekte fayda var.

‘Öğrenci Refahı’nda 72 ülkede 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin refah durumları incelemesine göre her üç öğrenciden biri mutsuz. Türkiye’de 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin 28.6’sı hayatından hiç memnun değil. Hayatından çok memnun olduğunu söyleyen öğrenci oranı OECD’nin yüzde 34.1’lik ortalamasının gerisinde kalıyor. 

Türkiye OECD PISA 2015 kapsamında yayınlanan üçüncü rapor olan ‘Öğrenci Refahı’nda yer alan yaşam memnuniyeti anketinde 10 üzerinden 6.12 puanla OECD’nin en düşük puanını elde etti. OECD öğrencilerin cinsiyet, sosyoekonomik arka plan ve göçmenlik durumlarına göre de ayrıntılı veriler sunuyor.

KIZLAR DAHA MUTSUZ

Yaşam memnuniyeti anketinde kızların erkeklere göre daha düşük bir puan aldığı görülüyor. Yani Türkiye’de kız öğrenciler daha mutsuz. 10 puan üzerinden erkekler 6.41 alırken kızlar 5.83 puanda kalıyor.

YOKSUL ÖĞRENCİLER DE DAHA MUTSUZ

Hemen hemen tüm ülkelerde olduğu gibi dezavantajlı gruplardaki öğrencilerde yaşam memnuniyet puanı daha düşük. Türkiye’de ‘en dezavantajlı grup’taki öğrencilerin mutluluk puanı 5.97. Avantajlı grupta bu sayı 6.26’ya yükseliyor.

GÖÇMENLER DE DE DÜŞÜK

Yazının devamı...

İyi bir lise için son yarış haftaya

16 Nisan 2017

Hele de son günlerde “Soruları hatırlamayacağım, büyük hatalar yapacağım” diye kaygıyla geçirmek yerine “Elimden geleni yapacağım, yeteri kadar çalıştım” diye düşünmek adayları rahatlatır. Burada büyük iş ailelere düşüyor. Gerginliği azaltacak yollar konusunda çocuklarına rehberlik etmeleri şart. Başarı kadar başarısızlığın normal olduğunu ve bütün bunlardan da ders alınabileceğini söylemekte fayda var.

Son hafta kala uyku düzenini iyice oturtmalı, radikal değişikliklere izin vermemeli. Özellikle spor karşılaşmaları, riskli hareketlerden uzak durmalı. Ailelerin belki en fazla yaptığı hatalardan biri de çocuklarını karşılaştırmak, kimin kaç soru çözdüğünü satır aralarında olsa bile fısıldamak yarar yerine zarar verir.

TÜRKÇE TESTİNE DİKKAT!

Bu arada uzmanlar Türkçe sorularını doğru yapanın her zaman yarışı önde tamamlayacağı tüyosunu veriyor. Türkçe’nin “eleyici” olduğunun altını çizen uzmanlar, altı çizili sözcükleri doğru okumak gerektiğini, bazen basit soru ile karşılaşıldığında onun altında farklı bir anlam olduğunu aramanın zaman kaybettirdiğini vurguluyorlar.

Soruları tam okumadan cevaplamaya çalışmak da yapılan en büyük hatalardan biri.

Bu arada sınavda yanlışlar doğruları götürmediği için tüm soruları yanıtlamakta yarar var. Tabii ki iyi okuyup en doğruyu bulmanın büyük avantaj olduğunu unutmamalı.

Fen testinde uzmanlar maddenin halleri ve ısı konusuna son bir göz atmanın yararlı olduğu düşüncesinde. İnkılap tarihi ve Atatürkçülük dersinde Atatürkçülük konusunda hazır bir hafta kalmışken bir tekrar etmeyi unutmayın.

Matematik testinde köklü sayılar ve üslü sayıları iyice baktıktan sonra soru çözümünde acele etmemeli.

Yazının devamı...

Edirne’de 24 saat açık kütüphane

9 Nisan 2017

Edirne ile ilgili basılmış tüm kitapların olduğu Edirne kitaplığına da sahip olan kütüphanede 121 bin koleksiyon kitap var. Kütüphanenin en önemli özelliği herkese açık olması.

Bir “Bölge Üniversitesi” olan Trakya Üniversitesi; Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Namık Kemal Üniversitesi ve Kırklareli Üniversitesi’ne bağlanan birimler ayrıldıktan sonra hizmet vermeye devam ediyor.

Meriç, Arda ve Tunca ırmaklarının kuşattığı, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı olan Edirne’nin bu tek üniversitesi aynı zamanda Balkan ülkelerindeki öğrencilerin de gözdesi. 2 bini aşkın Balkan ülkesinde öğrencisi bulunan Trakya Üniversitesi’nin rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, üniversiteyi şöyle anlatıyor:

ÖĞRETİM ÜYELERİNE GİRİŞİMCİLİK DERSİ ZORUNLU

Üniversite olarak girişimcilikle ilgili misyonumuz var. Bütün öğretim üyelerimizi girişimcilik eğitiminden geçireceğiz, hepsi girişimcilik sertifikası aldı. Öğrencilerin ders programlarına 21 saat girişimcilik dersi koyarak mezun olurken diplomaları yanında girişimcilik sertifikası da vereceğiz. Mezun olduğunda bir yerde memur ya da asgari ücretle çalışan biri olma yerine kendi işyerini kuran bir nesil yetiştirmek istiyoruz. Yeni dünya bunun üzerine kurulacak. Öğrencilerimizi bir girişimci gibi yetiştirebilirsek, Türkiye’ye önemli katkıda bulunuruz diye düşünüyoruz.

Bir hedef koyduk, üniversite girişimcilik endeksine 50 yıl içinde girsin istiyorum. 2023’te ise ilk on üniversiteden biri olacağız. İnternet devrimi sonrası dünya yeni bir yola giriyor. Büyük balık küçük balığı yer dönemi bitti. Küçük ve hızlı balık büyük, ağır balığı geçer dönemi var. Girişimcilik iyi özümsenirse akıllı küçük işletmeler büyük işler yapabilir. Türk kişilik yapısına da çok uygun. Biz millet olarak girişimciliği severiz. Üniversite kariyer merkezi ve Teknopark teknoloji transfer ofisleri öğrencilerimizi bekliyor.

ÖĞRENCİLERİMİZ EN İYİ OLSUN İSTİYORUZ

Öğrencilere tavsiyem hangi konuyla ilgileniyorlarsa, onda tüm bilgileri öğrensinler, sonra bildikleriyle bilmediklerini karşılaştırıp kafa yorsunlar. Özgüvenlerini geliştirsinler. Yabancı dili iyi öğrensinler. Hangi mesleği seçerlerse en iyisi olmalarını istiyorum. Hiç önemli değil, ne iş yapıyorlarsa en doğrusunu, en güzelini yapmalarını öneriyorum. Her konuda bilgileri olsun, bir konunun her şeyini bilsinler ki, bu işi bu halleder lafını söyletsinler. Sağlık alanı bütün dallarıyla eskimeyecek ve popülaritesini artıracak bir bölüm. Bu alanları tercih edebilirler. Bilişim dünyası büyük gelişim gösteriyor, teknoloji alanlarına hakim olan gençlerin önü her zaman açık olur.

Yazının devamı...

Özel okulların yeni başkanı Nurullah Dal: Öğretmene yatırım en büyük önceliğimiz

2 Nisan 2017

Dal, yeni görevine seçildikten sonra sorularımızı yanıtlarken tam da özel okullara kayıt dönemi yaşadığımız bugünlerde velilere şu mesajı verdi:

Kademe farklılığı nedeniyle yani 4’üncü sınıftan 5’inci sınıfa geçerken ya da 8’inci sınıftan 9’uncu sınıfa geçerken okul fiyatlarındaki artışlarda farklılık olur. Ancak ara sınıflarda geçişlerde enflasyon değerinde artış olmalı ki bu da yüzde 12 civarındadır. Okulların mayıs sonuna kadar bu ücretlerini açıklamaları lazım. Ayrıca geçen yıl farklı oranlarda kurumların iyi niyeti ve öğrencinin kazanımıyla alınan indirimler koşullar değişmemişse devam eder. Veliyle yapılan sözleşme gereği bu böyledir. Ancak velinin durumu iyileşmişse bunu okula tebliğ edip, indirimin kaldırılması gerekir.

ÖĞRETMENE YATIRIM ŞART 

Önümüzdeki dönemde öğretmen eğitimi üzerine var olan çalışmaların ciddi şekilde yoğunlaştıracağız, bununla ilgili AR-GE merkezi de kuracağız. Ciddi ortaklarla hareket edeceğiz. Yurt içi ve dışında sosyal sorumluluk projesi uygulayan, eğitime katkı sağlayan kuruluşlarla özel anlaşmalar yaparak bu çalışmayı yürüteceğiz. Öğretmenlerimize 5-6 ayrı programla öğretmen eğitimi vereceğiz. Teknolojinin sınıfta kullanılmasıyla ilgili uluslararası müfredatlar ciddi çalışmalar yapılmış, öğretmenlerimize ücretsiz eğitim imkanı sunacağız.

Bütün materyalleri eğitim alan öğretmenlere online açılacak.

FİNLANDİYA İLE SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ

Ayrıca Finlandiya hükümetiyle eğitim ataşeliği kanalıyla dernekte sürekli eğitim merkezi kuracağız. Bu merkezi de önümüzdeki sene öğretmenlerimize açacağız. İyi ve kaliteli öğretmen yetiştirmek istiyoruz. Biz ne yaparsak yapalım okul yatırımcısı olarak en iyi lokasyonu da yakalasak, teknoloji ile okulu donatsak her şeyin sonunda öğretmen  geliyor. Donanımlı öğretmen istiyoruz, ülkemiz ve bizim için bu çok önemli. Dernek elinden gelen her şeyi maddi manevi yapacak.

VELİLERLE KURUMLAR ARASINDA KÖPRÜ OLACAĞIZ

Yazının devamı...

Bahar Akıngüç Günver: Online eğitimi iyi kullanmalı

26 Mart 2017

California State University’de ‘Eğitim Yönetimi’ konusunda yüksek lisans yaptı. Kaliforniya’daki çeşitli okullarda yönetim çalışmalarına katıldı. Kültür Fen Lisesi’nde öğretmenlik ve müdürlük görevinde bulundu. 2002’den beri Kültür Okulları Genel Müdürü olan Bahar Akıngüç Günver, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Davranış Bilimleri Bölümü’nde doktorasını yaptı. 2009’dan itibaren de, İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Mütevelli Heyet Başkanlığı görevini sürdürüyor. Akıngüç Günver ile yükseköğretimi konuştuk:

Ülkemizde vakıf üniversiteleri önemli bir boşluk doldurdu, ancak çok sayıda üniversite açılmasının sorunları da oldu. Yükseköğretimdeki en temel mesele insan kaynağının gelişmesidir. Ne kadar çok üniversite olursa o kadar çok doktoralı yüksek lisans programı olur. Bunların da nitelikli olması en önemli konulardan biri. Daha fazla üniversite açılmalı. Çünkü, yükseköğretimde gerçekten ihtiyaç var. Lise ve üniversite mezunu arasında ciddi fark bulunuyor. Üniversite mezununun hayata bakış açısı, meslek formasyonu, dört yıl içinde eğitim aldığı o ortamda yaşadıkları, üniversite içinde katıldığı kulüpler, hobi geliştirmesi önemli. Bu ortamda aslında yetişkinliğe ciddi bir adım atmış oluyor. Kendisini de karakter ve kişi olarak geliştiriyor. Bunların yanında staj ve araştırmalara katılma imkânı buluyor. Staj sürecinde belki de bir yıl sonra istihdamı sağlanacak. Buralarda iş hayatını, ihtiyaçları öğreniyor. Yükseköğretime çok ihtiyaç var. Yeni Y ve Z Kuşağı için teknoloji çok önemli. Online eğitimi iyi üniversitelerin iyi kullanması gerekiyor. Teknoloji işi kolaylaştırıyor, eğitim ortamlarını daha cazip hale getiriyor. Yükseköğretimde nitelik, akreditasyon önemli bir konu.

SINAV SİSTEMİ ADİL

Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) sistemini çok adil ve doğru buluyorum. YGS ve sonrasında aday hangi konuda çalışmak istiyorsa ona göre LYS’ye giriyor. Buradaki yığılma da çok doğal. Ancak, herkes yükseköğretime girecek diye bir şey yok. Toplumda paradigmalar zaman içinde değişecek. Bizde üniversite, sınıf atlama yeri diye düşünülüyor. Böyle bir şey yurtdışında söz konusu değil. Oysa önemli olan işinde iyi olmaktır. Üniversiteye girme ısrarından vazgeçilmeli. Yığılma zaman içinde azalacak.

ANNELİK ÖĞRETİCİ BİR DENEYİM

Annelik benim için müthiş öğretici bir deneyimdir. Sevmenin ve sevilmenin ne kadar değerli olduğunu, güven duygusunu annem ve babamla kazandım ancak kızlarım bu duyguyu pekiştirdiler. Bunun dışında sanat benim için bir öğrenme kaynağı. Şiir mesela. Aykırı olmanın, meselelere başka türlü bakabilmenin sanatı bana kalırsa. Benim için çok heyecan verici ve öğretici. Yine okulların kendisi birer öğrenme kaynağı. Eğitimciliğin güzel tarafı bu. Okullarımız sosyo-ekonomik açıdan her profili kucaklıyor. Tek bir sınıfın üniversitesi değiliz hem akademisyen, hem de öğrenci anlamında. Özellikle de üniversite tarafında geniş burs olanakları sayesinde çok farklı profillerden öğrencilerimiz var ve her öğrenci bir insan hikâyesi. Üniversitemize yolu öğrenci, öğretmen, akademisyen ya da davetli konuşmacı olarak düşen herkes, bir bilgi kaynağı, okumaya değer bir hikâye benim için.

KÜLTÜR KOLEJİ DÖRDÜNCÜ KUŞAĞI YETİŞTİRİYOR

Personamız yalnızca öğrenci değil. Bir eğitim kurumunun en büyük yanılgısı, sadece öğrenciyle bağ kurduğunu düşünmesidir. Bu tuzağa düşmüyoruz. Biz aileleri ve öğretmenleri de önemsiyoruz. Araştırmalar yapıyor, onlara yönelik yayınlar hazırlıyoruz. Örneğin, 2011 yılında Türkiye’nin Y Kuşağı’nı araştırdık. Altı sene önce Y Kuşağı’nı, Türkiye ölçeğinde tanımaya çalıştık. Çünkü şu bir gerçek. Kuşaklara; kullandıkları teknolojiler, tüketim alışkanlıkları çerçevesinde belli özellikler atfediliyor. Ancak kültürün ve coğrafyanın da kuşağın şekillenmesinde müthiş etkisi var. Araştırmaların yanında bol bol okuyoruz ve okuduklarımızı paylaşmaya çalışıyoruz. İKÜ Yayınevi bu konuda çok aktif. 2016-2017’de yenilikçiler yetiştirmek, farklı kuşakları temsil eden liderleri, rol modelleri tanımak ve Milenyum Kuşağı’nı, öğrencilere, ailelere ve eğitimcilere aktarmak için çok zengin yayınlar çıkardık. Ajaz Ahmed’in ‘Sınır Tanımayanlar’ kitabında, Y ve Z Kuşağı’nın mimarı diyebileceğimiz Steve Jobs ve Bill Gates başta olmak üzere, ki her ikisi de Baby Boomers kuşağına dahil bir lider profilidir, farklı nesillerdeki lider portrelerini aktardık. Tony Wagner’ın ‘Yenilikçiler Yaratmak’ eserini Türkçe’ye kazandırdık ki bu eser, Y Kuşağı’nın yenilikçilerini tanımak isteyen yeni kuşaklara ve onları yetiştirecek ailelere, eğitmenlere ilham verecek bir rehber. En son İKÜ Yayınevi’nden ‘Milenyum Kuşağının Kuralları’nı yayınladık. Yeni nesli anlamak için kapsamlı bir kaynak. Mayıs ayında da John Palfrey’in ‘Born Digital’ini okurlarla buluşturacağız. Özetle; sadece sosyal medyada var olarak, dijital medyada görünürlük sağlayarak gençlere dokunmuyoruz. Onları derinlemesine anlamayı, onlara doğru şekilde temas etmeyi sağlayacak bilgi ve araştırma kaynaklarını da kullanıyoruz.

Yazının devamı...

‘Kaliteli üniversite için 100 milyon dolar yatırım yapmalı’

19 Mart 2017

İlk ve orta öğretimdeki sorunlar çok büyük. Ancak bunun yansıması olarak üniversite yükseköğretimde öğrenci standart ve beklentilerinin de değiştiğini de üzülerek görüyorum. Yabancı dil öğretiminde güçlük çekiyoruz, çünkü 17-18 yaşına gelmiş ve o güne kadar hiç veya sınırlı dil eğitimi almış birine yabancı dil öğretmek oldukça güç. Üniversite sayısının hızla artması da bir sorun.  Üniversitelerin nitelik kazanması, olgunlaşması için zamana ihtiyaç var. Gerek ülkemiz ve gerekse uluslararası genç nesil için temel hedefler belirlenmeli. Günümüzde bilgiyi üretmek dışında yapılan araştırmaların ticarileştirilmesi, hayata hızla aktarılarak kullanılması önemli. Sadece öğrenci değişimi değil, akademisyenlerin değişimleriyle uluslararasılaşmaya önem verilmeli.

HEDEFİMİZ DÜNYA BİRİNCİSİ OLMAK

Hedefimiz önce Türkiye, sonra dünya da birinci olmak. Dünyada şu anda eğitim, araştırma, bilimsel  çalışmalar vb. esaslar dikkate alınarak tüm dünya üniversitelerinin sıralamasında iyi yerlerdeyiz. Türkiye’de ki URAP’ta tüm vakıf üniversiteleri arasında ilk 10 içindeyiz. Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS “Yükselen Avrupa ve Merkez Asya’nın En İyi  Üniversiteleri 2016” sıralamasında ilk defa yer aldık. Toplam 200 üniversitenin yer aldığı bu sıralamada üniversitemiz dünyada 62, Türkiye’de ilk 20, vakıf üniversiteleri içinde ilk 5’e girmeyi başardı. Times Higher Education (THE) sıralamasında dünya üniversiteleri arasında 978 üniversite arasında 401-500 aralığında ve Türk üniversiteleri arasında 4’üncü sırada yer aldı. Kaliteli öğretim yapmak ve iyi bir üniversite olmak istiyorsanız en az 100 milyon dolar yatırım yapmalı. Her öğrenci için en az 5 bin dolar harcamalı. Bunun için de en az 30- 40 yıla ihtiyaç var. Üniversitemizdeki 40 programın 28’inde İngilizce eğitim yapılıyor. Yabancı dil bilen, araştırma ve yayın yapan, alanıyla ilgili sektörlerde proje üreten nitelikli hoca bulmak her zaman kolay olmuyor. Ama ülkemizde yetişmiş, yurt dışında tecrübe kazanmış akademisyenler yanında, halen yurt dışında olan birçok bilim insanımız var. Tersine beyin göçü açısından ülkemizden yurt dışına gitmiş öğretim elemanlarının geri dönüşünü sağlamak önemli.

Yazının devamı...

Nişantaşı Üniversitesi’nin kurucusu Levent Uysal: Eğitimle büyüyeceğiz

12 Mart 2017

Akademisyen bir babanın iki oğlundan biri. Çocukluğunda dedesinin yanında çalışarak ilk ticaret deneyimini kazanan Levent Uysal, İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadi İlimler Enstitüsü Turizm İşletme Bölümü’nü okurken birçok öğrenci gibi çeşitli iş kollarında çalıştı. Öğrenci iken başarıları nedeniyle İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından ödüllendirilen Uysal, iş dünyasından aldığı bursla eğitim hayatını tamamladı. Mezuniyet sonrası Türkiye’nin köklü şirketlerinden birinde uzman yardımcısı pozisyonunda yarı zamanlı çalışmaya başlayarak profesyonel iş hayatına atıldı. Daha sonra Türkiye’nin en büyük telekomünikasyon şirketinde üst düzey yöneticilik yaptı. Kaybettiği babası Çukurova Üniversitesi’nin yapılanmasında katkısı olan Doç. Dr. Cevdet Uysal’ın vasiyetiyle 42 yaşında eğitim yatırımlarına başladı.

2010’da Nişantaşı Meslek Yüksek Okulu’nu, 2012-2013 eğitim döneminde de Nişantaşı Üniversitesi’ni kurdu. Burası da yaklaşık 30 bin öğrencisiyle Türkiye’nin en hızlı büyüyen vakıf üniversitelerinden biri oldu. Şu anda Sadabad, Paşa, Osmanbey, Premier, Tarabya Kampusları ile yeni açılacak olan Maslak 1453 Yeni Teknoloji Kampusu’nda yeni eğitim yatırımlarıyla sesini duyurmaya hazırlanıyor.

DRONE EN BÜYÜK HOBİSİ

Geçmişte klasik otomobillere büyük ilgi duyan Uysal, günümüzde teknolojiyi ve beraberinde getirdiği yenilikleri yakından takip ediyor. Çocuklarıyla birlikte iyi bir drone kullanıcısı da olan Uysal’ın bir diğer ilgi alanı da gastronomi. Yemek yapmayı seven, dünyanın farklı tatlarını bir araya getirmekten keyif alan Levent Uysal ile yükseköğretim sektörünü konuştuk:

Hedefimiz dünya çapında işler yapmak. Bununla ilgili çalışmalarımız başladı. İlk olarak İngilizceyle ilgili merkezi Londra’da açtık. Şu anda İstanbul’da 5 ayrı yerleşkemiz var. 2017 içinde Türkiye’ye çok büyük bir yatırım yapıyoruz. Yaklaşık 100 bin metrekarelik alan teknolojisi tamamen son sistemle kurulu, neoteknoloji dediğimiz sistemle donanan kampusumuz olacak. Ayazağa’daki 1453 kampusunda son teknoloji altyapılar kuruluyor.

Amaç, genç nesle şu anda kullandığı teknoloji üzerinden kampus yaşamı sunmak. Gençler, teknolojiyi çok iyi kullanmalı. Çünkü dünya burada gelişiyor ve bizim öğrencilerimiz artık burada yer almalı. Örneğin çok iyi bir mimar olunsa da bu tek başına yeterli değil. Artık çok iyi İngilizce konuşan, teknolojiyi iyi kullanan, etik kurallarla bezenmiş mezunlar yetiştirmemiz lazım. Bizim için her şeyden önemlisi sürdürülebilir ilişkisi olan insanlar yetiştirmek. Bu doğrultuda eğitim vermeye çalışıyoruz. Bunun için dünyanın birçok noktasına giderek, gelişen eğitim sektöründen neleri Türkiye’ye getirebiliriz diye düşünüyoruz.

Bir hayalimiz var. Gençlerimizin kesinlikle dünya projelerinde yer alması için çalışmalar yapıyoruz. Dünya markalarında işe girip, buralarda başarılı olmaları için onlara yol haritası vermemiz gerekiyor. Mezunlar ya akademide çalışabilir ya profesyonel olarak şirketlerde görev yapabilir ya da girişimci olarak kendi şirketlerini kurdukları gibi aile şirketlerini yönetebilirler. Üniversitemiz mezunları, isterlerse hiçbir ücret ödemeden bütün yerleşkelerini kullanabilirler. Şimdiki hedefimiz Nişantaşı olarak beş ülkede yerleşke açmak. İspanya’da açmayı planlıyoruz, çalışmalara başladık. Almanya, Kanada ve İrlanda da planlarımız arasında. Anlaşmalar yapıldı, yerleşkeler belirleniyor. Bizde okuyan çocuklar bu ülkelerde yazın gidip bir kültürü tanısın, dili öğrensin istiyoruz. Mezunlarımız çok dilli ve çok kültürlü olsun.

ÜNİVERSİTELERLE İŞ ORTAKLIĞIMIZ VAR

Yazının devamı...

İlkleri başaran duayen Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı

5 Mart 2017

HER DAİM SAHADAYDI

Onu farklı kılan bildiklerini sadece teoriyle anlatması değildi. Her daim sahada olur, araştırmanın sonuçlarını da halkın anlayacağı basit bir dilde anlatırdı. Üstten bakan bir anlayış yerine insanları kucaklayan, seven, samimi ve içtendi. Çocuklar, anneler, kadınlar ve hatta babalar ona çok şey borçlu. Gazetemizden Elif Ergu’ya verdiği bir röportajda “Öncelikle eğitime ağırlık verilmeli. Kadınlar çalışma yaşamına çekilmeli. Kalkınmanın sağlanması için bu şart” diyerek kadınların eğitimi ve istihdamına verdiği değeri açıkladı. AÇEV’in “Baba Destek Projeleri” ile ailenin bilinçlenmesine çok katkısı oldu.

HOCALARIN HOCASI

Hocaların hocası, psikoloji öğrencilerinin olmazsa olmazıydı. İlerleyen yaşına rağmen hala ders vermeye, üretmeye, toplumu aydınlatmaya devam ediyordu. Hep araştırdı, yazdı ve bunları bitmeyen bir enerjiyle, mutlulukla ve çalışkanlıkla yaptı. “Susam Sokağı”nı ülkemize getirerek televizyonun eğitimde kullanılmasına öncülük etti. 20 Haziran 2016’da konuştuğumuzda Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a seslenerek okul öncesi eğitimde gerilemeler olduğunu belirterek, buna eğilmesi çağrısında bulunarak şöyle söylemişti:
“Okul öncesi eğitime eğilin. İnsana yatırım için bu bir numaralı yatırımdır. Okul öncesi öğretmeni yetişiyor, bu konuda bilinçlenme var ama siyasi irade ve yatırım lazım. Bunun için çok geç kalındı. Gelişmiş ülkelerde yüzde 100’lere ulaşılırken bizde bir yıllık okul öncesi eğitim yüzde 67’den şimdi yüzde 50’lere düşmüş durumda. Üstelik yoksul çevrelerden gelip okul öncesi eğitime en çok ihtiyacı olan kesim, okul öncesi eğitimden en az yararlanabiliyor.”
Dostu Ayşen Özyeğin’in duyarlı olduğu çocuk ve aileyle ilgili önemli bir sivil toplum kuruluşu olan Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nı meslektaşlarıyla kurarken bu konuyu Türkiye gündemine taşıdı. Bilimsel temelli erken çocukluk eğitiminin devlet politikası haline gelmesi için çok çaba harcadı. Çocukların erken yaştan itibaren sağlıklı ve olumlu gelişmesinin sağlanması gerektiğini, bunun da en değerli ekonomik ve sosyal yatırım olduğunu, diğer ekonomik yatırımlardan daha fazla getirisi bulunduğunu her konuşmasında sık sık vurguladı. Anne babalara çocuklarını 3 yaştan itibaren mutlaka anaokuluna vermeleri gerektiğini söyledi.

ADINA KÜRSÜ KURULDU

Çalıştığı Koç Üniversitesi; geçtiğimiz mayıs ayında kendisinin de çok çaba harcadığı “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Sürdürülebilir Kalkınma” konusunda adına UNESCO kürsüsü kurdu. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında çeşitli çalışmalar yapacak kürsüde bir de bilim ödülü oluşturuldu. Yüzünde sıcak bir gülümseme, özenerek giyimi, alçak sesle tane tane anlatımı, sıcacık bakışı hiç gözümün önünde gitmeyecek... Aileye, çocuklara, kadınlara ve en önemlisi eğitime çok şey kattın hocam... Çok erken gittin... Sizden daha öğrenecek çok şeyimiz vardı...

Yazının devamı...