"Nuran Çakmakçı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nuran Çakmakçı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nuran Çakmakçı

Nuran Çakmakçı

Kolejlere standart şart

15 Aralık 2018

Bir yandan okul sayılarıyla övünürken öğretmene maaşını ödeyemeyen, veliye verdiği sözlerin arkasında duramayan bu okullar için Milli Eğitim Bakanlığı’nın acil bir yasal düzenleme yapması şart. Rengârenk kampüslerle hızlı büyüme telaşında olan bu okul kurucularından, daha açılış izni safhasında ciddi teminat bedelleri istenmesi, sermayesinin sorgulanması gerekiyor.

Hedefleri eğitimin kalitesinden çok, para kazanmak olanların ayıklanması gerek. Özel okulların dünyadaki yenilikleri takip ederek gelecek nesilleri şekillendirecek bir standarda kavuşturulması yine yetkililerin sorumluluğunda.

Bu arada zor durumda olan okulların daha kasım ayından itibaren ‘erken kayıt’ adı altında para istemeleri de denetlenmeli, sorgulanmalı.

Şu da unutulmamalı: Kaliteli eğitimi amaç edinip istikrarlı bir şekilde devam etmeye çalışan; kazandığını okula, öğrencisinin gelişimine harcayan okulların ayakta kalması için teşvik edilmesi, desteklenmesi eğitimcilere olduğu kadar öğrencilere de katkı sağlayacaktır.

ÖĞRETMENLER İÇİN KRİTİK ÖNERİLER

EĞİTİM dünyasının öncüleri öğretmenlerin gözü kulağı, çıkarılma sözü verilen Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda. Seçim süreçlerinde neredeyse tüm siyasi partilerin beyannamelerinde ve söylemlerinde yer alan bu kanun için öneri niteliğinde bir çalışma Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM’den geldi. TEDMEM, Türkiye’de bugüne kadar öğretmenlerle ilgili yapılan yasal düzenlemelerin yanında İngiltere, Almanya, Kanada, Çin ve Avustralya gibi 30 ülkeden 73 yasal metni inceledi ve ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu Öneri Metni’ hazırladı.

Öneri metninde eğitim fakültelerinin sınırlandırılmasından öğretmenlik mesleğini seçecek olanların ayrı bir sınavla alınmasına, atama yönteminin değiştirilmesinden maaşların düzenlenerek ek ders ücretlerinin kaldırılmasına, kırsaldaki öğretmene destekten mesleğini sevmeyen ya da kendini geliştirmeye niyeti olmayan öğretmenlerle yolların ayrılmasına kadar kritik öneriler yer alıyor.

Yazının devamı...

Hormonlu büyümeden kapanıyorlar

8 Aralık 2018

Mektebim Okulları’nın kurucusu Ümit Kalko’nun konkordato ilan etmesi, İzmir’de maaşlarını alamadığı için derse girmeyen öğretmenler gibi haberleri daha sık duyar olduk. İstanbul’daki durumu biraz araştırdım. Buna göre özel okul tablosu pek parlak değil. Özellikle yeni açılan bazı 1-2 yıllık okullar kapanma tehlikesi ile karşı karşıya. Bu sayının şimdilik 100 civarında olduğu söyleniyor. Türkiye genelinde 200’ü geçtiği de söylentiler arasında.

Her gün birkaç okulun sıkıntı yaşadığı, ortak bulmak için arayışta olduğu ve bunun için Türkiye Özel Okullar Derneği’nin kapısını çaldığı kulağıma geliyor. Peki tüm bunların nedeni ne? Öncelikle, hızla büyümek isteyen sektöre yeni giren okul sahiplerinden bazıları başka okullardan yüksek ücretle öğretmen transfer ediyorlar; öğrencilerini de kurumlarına cazip tekliflerle alıyorlar. Ve en önemlisi kademeli değil, aynı anda bütün sınıfları doldurarak ya da birkaç kampus açarak işe başlıyorlar. “Hormonlu büyüme” olarak nitelendiren bu yöntem sonunda, büyümeye çalışırken batıyorlar. Sadece yeni açılanlarda değil, bazı zincir okulların “franchise” şubelerinde bile ciddi sorun yaşanıyor. Onlarca okulda öğretmenler maaşlarını aylardır alamıyor. Bazı okullar nasılsa kazançlı diye yüksek fiyata bağladıkları okul binalarının kirasını ödeyemiyor, yemek firmaları borç listeleri ile kurucuların kapısını çalıyor.

Tabii sermayesi iyi olup yavaş yavaş büyümeyi tercih edenlerde sıkıntı olmadığının, sağlam altyapıları nedeniyle köklü kurumlarda finansal sorun yaşanmadığının altını çizmekte fayda var.

SON İKİ YILDA İKİ KATINA ÇIKTI

Geçen yılki 2 bin 700 okul açılışı aslında bu tabloyu net olarak ortaya koyuyor. Son durumu Türkiye Özel Okullar Derneği Başkanı Nurullah Dal’a sordum. Dal da sadece İstanbul’da 100’e yakın okulun zor durumda olduğunu ve kapanma tehlikesi içinde bulunduğunu belirterek, şunları söylüyor:

“Bize de birçok okul sahibi geliyor. Ortak arıyor, okulunu devretmeye çalışıyor, kuruma kiraya veren bina sahibi yardım istiyor. Biz bunları isim isim biliyoruz. Köklü okullarımız dimdik ayakta, çünkü finansal yapıları sağlam. Türkiye zor bir dönem geçiriyor, kurumların da bundan etkilenmesi normal. Ancak sektörü zora sokan şey arz-talep dengesinin bozulmasıdır. Son iki yılda açılan kurum sayısı ikiye katlandı, şu anda 11 bin kurum var. Öğrenci sayısı sabit. İki senede iki katına çıkan bu kurumların öğrenci bulması zor. Teşvikler kalktı, veli önünü görmek için daha titiz davranıyor. Eskiden okul açanlar her yıl sınıflarına kademeli olarak öğrenci alırdı, şimdi aynı anda tüm sınıflar doldurulmak isteniyor. Bu da kurumların iflasına neden olabiliyor. Eskiden dört senede okul dolarken, şimdi bir senede tüm kademeler doldurulmaya çalışılıyor. Sektörün bu durumda olmasının temel nedeni okul sayısındaki aşırı artıştır.”

Yazının devamı...

Özel okullar alımında sürpriz yok

1 Aralık 2018

Bu yıl özel okulların nasıl öğrenci alacağı ve kayıt takvimi ile ilgili önemli kararlar alındı. Dernek Başkanı Nurullah Dal’ın da katıldığı toplantıda yeni sınav komisyonu oluşturuldu. Komisyon başkanlığını Sainte-Pulcherie Lisesi Türk müdürü Minâ Akcen üstlendi. Komisyonda Üsküdar Amerikan Lisesi, Alman Lisesi, MEF, Işık, Sezin Okulları, ALKEV, Galileo Galilei İtalyan Lisesi, İELEV’in müdürleri yer aldı. Toplantı sonucuna göre bu yıl özel okullara kayıt bakanlığın uyguladığı Liselere Giriş Sınavı (LGS) sonucuna göre yapılacak. Milli Eğitim Bakanlığı da onaylarsa kayıt takvimi de ortak olacak. Ancak geçen yıl olduğu gibi özel okullar 10 gün önce kayıtlara başlayacak. Aralık ayı sonunda komisyon üyeleri bakanlığa gidecek, nisan ayında da sınavla öğrenci almak isteyen okullar belirlenecek.

Türkiye Özel Okullar Derneği Başkanı Nurullah Dal, “Geçen yıl genel anlamda sistemin iyi işlediğini gördük. Bakanlık erkenden sınav takvimi ve örnek soruları yayınladı. Bu da bizleri rahatlattı. Artık daha güvenle önümüzü görebiliyoruz. O nedenle çocukları da daha fazla yormadan tek sınavla hem Anadolu Liseleri’ne hem de bizim okullarımıza girme şansları olacak” dedi.

‘BULANIK MANTIK’ TEORİSİYLE GELEN ÖDÜL

TÜBİTAK 2018 Bilim Ödülü’nü mühendislik alanında Prof. Dr. Mustafa Erdik birlikte alan İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cengiz Kahraman’a bu başarıyı getiren ‘bulanık mantık teorisi’ oldu. Bu da bir yargının kesin olarak ya doğru ya da yanlış olamayabileceğini, bu ikisi arasında bir derece ile kısmen doğru veya kısmen yanlış olabileceğini varsayan bir mantık. Örneğin, “Bugün hava soğuk” yargısının 0.6 derece ile doğru, 0.4 derece ile yanlış olabileceğini anlatır. Akademik alanda ödülü, herhangi bir karşılık beklemeden yapılan çalışmaların uzun vadede ortaya çıkan bir meyvesi olarak gördüğünü söyleyen Prof. Dr. Kahraman, “Bu sonuç, ilerlediğim yolda daha fazla motive olmamı sağlayacak, çalışmalarıma hız kazandıracak. Öğretim üyeleri, rekabetçi bilim ortamında bulundukları kuruma katkı yapmayı görev bilmeli. Ortalamanın altında bir öğretim üyesi olmayı üniversiteme layık göremem” diyor.

ÖĞRETMEN BABANIN ÇOCUĞU

Prof. Dr. Kahraman, öğretmen bir babanın sık sık çıkan tayini nedeniyle ilk ve ortaöğrenimini Türkiye’nin farklı yerlerinde tamamladı. Kuleli Askeri Lisesi’nde yatılı olarak okuduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. Aynı üniversitede yüksek lisans ve doktora tezinde Galatasaray Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Ethem Tolga’nın büyük desteğini gördü. Yurtdışı programlara kayıt olma şansı varken eğitimine İTÜ’de devam etmeyi tercih etti.

Yazının devamı...

Gününüz kutlu olsun

24 Kasım 2018

Geleceğimizin mimarları hangimizin yaşamını değiştirmedi ki?

Bu özel günde her ne kadar öğretmenlere yönelik indirimler, veliler ve firmaların hediye yarışları konuşulsa da 1 milyonu aşkın öğretmenin gözü kulağı ‘2023 Eğitim Vizyonu’nda çıkacağı söylenen ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda. Özlük, sosyal ve ekonomik haklarında iyileştirme, ücretli, sözleşmeli ve kadrolu öğretmen ayrımının kalkması, ilk atamalarda mülakatın sonlanması, özel okullarda göreve başlayan bir öğretmenin en az devlette göreve başlayan kadar maaş alması, yöneticilerin liyakat ve yeterliliğe göre seçilmesi, zorunlu hizmet bölgelerinde yıpranma payı ve özel hizmet tazminatı gibi teşvikler ödenmesi, eş durumundan tayinlerin zaman kaybetmeden yerine getirilmesi...

Bu taleplerin de ortak noktası sağlam bir zeminde mesleğin saygınlığını korumak. Bugünlerde açıklanması gündemde olan 3600 ek gösterge ile ilgili detayları da heyecanla bekliyorlar.

Atanan, atanamayan, ücretli, sözleşmeli, kadrolu tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun. 

HARVARD’DAN DERS ALMAK İSTER MİSİNİZ?

Yazının devamı...

‘Mükemmel çocuk’ hırçınlaşmasın

10 Kasım 2018

“Çocuklara özgüven verirken abartmayın. Aile içinde şımartılan çocuk, aile dışına çıkınca aynı ilgiyi bulamadığında saldırganlaşabiliyor” diyen Prof. Dr. Kızıltepe’nin söylediklerine kulak vermekte yarar var:“Çocuklarını özgüvenli hatta mükemmel yetiştirmek için çabalayan anne ve babalar bazen dozu aşabiliyor, işi abartıyorlar. Çocuk ne isterse onu yapıyorlar. Oysa ailede demokrasi önemli ama çocuğun her istediğinin de yapılmaması gerekiyor. Çocuk da ailenin bir bireyi. Bu durumda çocukta aşırı özgüven oluyor ve her istediğini yapabileceğini düşünüyor. İş aşırı şımarıklık boyutuna gelince de çocuk kendi ailesi içinde sözünü dinletmeye alıştığı için dışarı çıkınca zorlanıyor. Okullarda ya da bulunduğu toplumda aynı ilgiyi görmeyince, istediğini yaptıramayınca sinirleniyor, hırçınlaşıyor ve hatta saldırganlaşıp agresif hale geliyor. Huysuz bir şekilde bulunduğu ortama uyum sağlayamıyor, arkadaşlık ilişkilerinde sorun yaşıyor. Çocuklarımıza aslında iyilik yapmıyoruz.”

KURALLARI ÖĞRETMEDE ISRARCI OLMALI
Peki, çocuk yetiştirirken onları ne kadar serbest bırakmalıyız? Prof. Dr. Zeynep Kızıltepe, bu konuda da kuralların önemine dikkat çekiyor: “Çocukların okulda ve evdeki kurallara mutlaka uymaları gerekiyor. Serbest, özgür çocuk yetiştiriyoruz diye ailelerin onları çok fazla rahat bırakmaları doğru değil. Okulda olduğu gibi evde de kuralların olması ve çocukların bunlara uyması lazım. Eğer çocuklar anlamakta zorluk çekiyorsa kuralları neden koyduğumuzu ve onların neler hissettiğini konuşmalıyız. Ama okulda ve evde kurallara uymaları konusunda net ve en önemlisi ısrarcı olmalıyız. Çünkü kurallar doğru ve yanlışı birbirinden ayırır. Bunları ailede öğrenemeyen çocuğun sosyal toplumda ayakta kalması zordur.”

ÖZGÜVENİ GELİŞTİRİN AMA EGO ŞİŞİRMEYİN

Prof. Dr. Kızıltepe’ye göre çocuklara küçük yaşta özgüven aşılamak için sanat, spor gibi aktivitelere yönlendirmemek de faydalı. Çocuğu sürekli eleştirmemek, yapabildiklerine ‘aferin’ demek gerek. Ancak bir yandan da bu desteğin dozu önemli:

Yazının devamı...

Özel çocuklara 'özel okul'

6 Kasım 2018

Limak Vakfı tarafından yaptırılan zihinsel ve bedensel engelli çocukların eğitim göreceği İstanbul Küçükçekmece’deki Gülseren Özdemir Özel Eğitim Uygulama Okulu dün açıldı. Yaklaşık 5 bin metrekare kapalı alan üzerine kurulu okulda 27 derslik ve 12 bireysel eğitim sınıfı ile oyun odaları, uygulama evleri, atölyeler, müzik, görsel sanatlar derslikleri ve beden eğitimi salonları bulunuyor. İlk, orta ve lise seviyelerinde 300 öğrenci kapasiteli okulun katları, çocukların kolay anlayabilmeleri için renklerle kodlandı. Bina dış hatları öğrencilerin güvenlikleri için yuvarlak olarak inşa edildi.

‘BU OKULLAR DÜNYADA AZ’

Açılışa katılan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, benzer okulların dünyanın çok az yerinde olduğunu söyleyerek, “Bu, Türkiye’nin vicdanını gösteriyor. Bugünün anlamı Limak Vakfı’nın yaptığı böyle bir binayla daha da özelleşti. Dünyanın birçok yerinde birçok okulu gezme ve görme fırsatım oldu. Böyle güzel okulların sayısı dünyada çok çok az. Milletlerin ve ülkelerin bu tür okulları açmaları, vicdanlarının, merhametlerinin ve şefkatlerinin ölçüsü. Türkiye olarak bizim, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünya ölçeğinde vicdanımız, merhametimiz ve şefkatimiz var” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’DE BİR İLK’

Okul, Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir’in 2016’da hayatını kaybeden eşi Gülseren Özdemir’in adını taşıyor. Özdemir, “Rahmetli eşim makine mühendisiydi. Üniversitede sınıf arkadaşımdı. Her zaman imkânlarınızı yardım için kullanın’ derdi. Yaşamı boyunca çocuklara, gençlere, ihtiyaç sahiplerine; şehit ailelerine ve gazilere yardım elini uzattı. İsmine, hatırasına, gelecek idealine yakışır bu okulu, eğitim sistemimize armağan etmenin gururu ve mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. Engelli evlatlarımızın toplumda eşit fırsatlara sahip bireyler olmaları en büyük arzumuz” diyen Özdemir, şunları söyledi:

Yazının devamı...

20 bin öğretmenlik fırsatı

3 Kasım 2018

3 yıl sonra zorunlu hale gelecek okulöncesi için öncelikle altyapının hazırlanması gerekiyor. Kaç öğretmen ve dersliğe ihtiyaç olduğu iyi saptanmalı. İyi bir yatırım bütçesi hesabı çıkarılmalı. Bildiğim kadarıyla Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda çalışmalarını sürdürüyor ve yatırım bütçesi bile hazır. Benim araştırmalarıma göre okulöncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesiyle 20 bine yakın öğretmene ihtiyaç duyulacak. Bu da okulöncesi öğretmenlik mezunları için yeni bir fırsat. Bu alan mezunlarının fırsatı iyi değerlendirmesi, atama dönemine kadar kendilerini birçok yönden geliştirmesi şart.

İSTANBULLU VELİLERE EĞİTİM

İSTANBUL’da hemen her ilçedeki velilere aile içi iletişimden okul kurallarına, ailede demokratik ortamdan şiddete kadar birçok konuda eğitim verilecek. ‘Veli Akademisi’ adı verilen projenin ilk eğitimi 7 Kasım’da Bağcılar Kongre Merkezi’nde yapılacak.

Eğitim, İstanbul’daki resmi okullarda okulöncesi, ilkokul, ortaokul, ortaöğretim ve özel eğitim-öğrenim gören öğrencilerin velilerine yönelik olacak.

Okul-veli arasında iletişimi ve işbirliğini güçlendirmek için yapılan bu eğitimin tüm ilçelerdeki okullarda yapılacağını söyleyen İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, amaçlarının velileri bilinçlendirerek çocuklarının sorumluluklarının bilincinde bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak olduğunu belirtiyor.

Akademisyen, psikolog, doktor, çocuk gelişim uzmanları, halk eğitim merkezleri, Yeşilay, müftülük, okul rehber öğretmenleri, yazar, sanatçı, sporcu, kültür ve bilim insanlarının vereceği eğitimlerden bazı konu başlıkları şöyle: Aile içi iletişim, bağımlılıklardan korunma, bilinçli teknoloji kullanımı, aile ahlakı ve çocukta ahlaki gelişim, çevre bilinci, görgü kuralları, hijyen ve sağlıklı beslenme, israf, okul kuralları, okul–aile işbirliği, okuma kültürü, psikolojik sorunlar, trafik kuralları, akademik başarı ve şiddet.

Yazının devamı...

Bakandan 5 önemli mesaj

30 Ekim 2018

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk, 2023 Eğitim Vizyonu’nda öngörülen çalışmaların pilot uygulamaların ardından gerçekleşeceğini söyledi. Okul öncesinin üç yıl sonra zorunlu hale geleceğini, geçişin altyapı planlamalarıyla birlikte zamana yayılacağını, özel okullarda çalışan öğretmenlerin en düşük ücretleri konusunda bir standart belirleme hedefleri olduğunu, liselere giriş sınavının haziranda olmasını planladıklarını, sözleşmeli öğretmenliğin kalkmayacağını, öğretmenliğe girişte mülakatların devam edeceğini anlatan Bakan Selçuk, Nuran Çakmakçı’nın sorularını yanıtladı:

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK DEVAM EDECEK

60 bine yakın sözleşmeli öğretmen var. Şu haliyle bu uygulama sona ermeyecek. Sözleşmeli öğretmenlik yokken belli bölgelerde öğretmen bulmakta zorlandık. Kadrolu öğretmenler gelip, sonra tayin istiyordu, orası boşalıyordu. Çocuklarımız öğretmensiz kalıyordu. Önceliğimiz çocukların eğitim hakkı. “Çocuklarımızın eğitim hakkını, öğretmenimi de mağdur etmeden nasıl iyileştirebiliriz” diye bakıyoruz. O nedenle 6 seneyi 4’e indiriyoruz. Tümüyle kalkması gibi bir seçenek yok.

Nuran Çakmakçı - Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk

MÜLAKATTA İYİLEŞTİRME YAPILACAK

Mülakatla ilgili bir değişiklik yok şu anda. Bu kamuya alımlarda genel bir karar, sadece öğretmenlerimize yönelik değil. Ancak talepler doğrultusunda farklı tedbirler alacağız.

KOLEJLERDE DÜŞÜK ÜCRETLE ÇALIŞANA DESTEK

Ücrette asgari sınır belirlenmeli. Bu sınırın TL olarak hangi düzeyde olacağı henüz netleşmedi. Özel öğretimle ilgili geçtiğimiz yıllarda hızlı süreçten dolayı öğretmenlerin özlük hakları ve aldıkları ücretler konusunda bazı sıkıntılar yaşandığını biliyoruz. Bunun için de asgari standart anlamında bir tebligat olacak. Çalışmalar sürüyor. Önümüzdeki öğretim yılı geçerli olacak. Asgari ücrete kadar varan öğretmen ücretlerinden söz ediliyor. Öğretmenin bir yaşama standardı, hizmet edebilmesi için gereken şartlar var.

Yazının devamı...