"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Mehmet Y. Yılmaz

Gözü açık öpüşen kadına güvenme!

18 Şubat 2018

Fotoğrafı cuma günü Onur Baştürk’ün Kelebek’teki köşesinde gördüm. İki oyuncu sevgili, öpüşürken çektikleri fotoğraflarını Instagram hesaplarına koymuşlar, Onur da çok beğenmiş ve köşesine aktarmış. Bu Instagram paylaşımını ben de oradan aktardım.
Fotoğraf ile ilgili sohbetimize girişmeden önce şunu söylemeliyim ki yazacağım şeylerin bu iki genç ve güzel insanla alakası yok. Kırılmalarını, alınmalarını, üzülmelerini istemem.
Ama madem fotoğrafı sosyal medyada paylaşarak alenileştirmişler, üzerine bir iki laf etmemi mazur görürler diye ümit ediyorum.

Berrak Tüzünataç’la Birkan Sokullu’nun öpüşme fotoğraflarına (solda) bakınca onları da hatırladım: ‘Dolce Vita’da Marcello Mastroianni’yle öpüşen Anita Ekberg’in (en üstte) hafif aralık, ‘Eyes Wide Shut’ta Tom Cruise’la öpüşen Nicole Kidman’ın (sağda) hiç kapamadığı gözleri...


¡ ¡ ¡

Yazının devamı...

Farkı kalite yarattı

18 Şubat 2018

Ama bu kez rakip, kendisine aşırı güvenen Başakşehir değil, elindeki oyuncuları son derece akıllı bir şekilde kullanan, oyun disiplininden kopmayan Aytemiz Alanya idi. Ve bu oyunda kendi sahalarında aldıkları topları doğru kullanıp, Fenerbahçelilerin yüreklerinin ağızlarına gelmesine neden oldular.

Berabere giderken iki kez gol fırsatı yakaladılar ama Kameni’yi geçemediler.

Love, Beşiktaş’a gitmeseydi farklı bir tablo olur muydu? Bunun yanıtını elbette alamayacağız ama Alanyalıların aklının bir köşesinde hep kalacak bir soru gibi görünüyor. F.Bahçe’nin ilk yarıda rahatlamasını sağlayan şey “kaliteli” ayakların varlığıydı. Hızlı oyunda, içeriye yönelip, doğru paslarla sonuca gittiler.

LiG BÖYLE BiTER Mi?

- ısla-Valbuena-Giuliano üçgeni beklenmedik bir golü yaratırken, 2. gol de aynı kanattan bu kez Giuliano-Aatıf-Fernandao üçgeni ile geldi.

Topal’ın direğe takılması şanssızlıktıi ama dönen topun Fernandao’nun ayağından autu gitmesi ‘kalite’yle açıklanabilir.

Maçtan önce F.Bahçe için en önemli sorun yedeklerdi. Kulübede stoperi, santrforu olmayan bir takım! Lig böyle biter mi, emin değilim. 2. yarı Alanya daha önde basmak, alan daraltmak istedi ama F.Bahçe’nin buna reaksiyonu yeterli oldu.

Şunu söylemeliyim ki maç 3-0 olduktan sonra bile

Yazının devamı...

Kocaman’ın dediği oldu

12 Şubat 2018

Aykut Kocaman’ın, Başakşehir’in pas oyununu bozmak ve kapılan toplarla hızlı hücuma çıkmak şeklindeki planı ilk devre boyunca işledi. Başakşehir’in kendi ceza sahası önündeki gereksiz yan paslarının ardındaki taktik düşünce neydi?

Sanıyorum bu sorunun yanıtını Abdullah Avcı’nın da verebilmesi kolay değil.

Başakşehir, kendine anlamsız bir güven içindeydi ve bu laubali tutumun cezasının kesilmesi de kaçınılmazdı. Nitekim Fenerbahçe en az üç gol daha atabilecek pozisyonları buldu ama yararlanamadı. Geçen haftanın “muhallebi yerken dişi kırılan” Fenerbahçe takımından iki oyuncu bu kez sahada yoktu. Valbuena takıntısı belli ki sürüyor. Kocaman, şunu düşündü mü maç sırasında merak ettim: Aatıf, ilk yarı boyunca üç kez orta sahada önü bomboşken top ile buluştu ama iki metre bile gidemedi, topu kaptırdı. Acaba o pozisyonlarda sahada Valbuena olsaydı, ilk yarı nasıl biterdi?

ŞİMDİ HEDEF BEŞİKTAŞ

İkinci yarı da birincisinin tekrarı gibiydi. Topu kaptıran yerini hemen geri aldı, ileride baskıyla toplar kapılıp, hızlı ataklar geliştirildi ve bunun ödülü de Fernandao’nun ikinci golüyle geldi. Dünkü Başakşehir, sanki bu ligin lideri gibi değildi. Ne hücum edebildiler, ne de savunma yapabildiler. Avcı bütün riskleri gol için alırken Kocaman, santrforsuz oyuna dönmeyi tercih etti. 2-0 öndeyken ve rakip baskı nedeniyle kendi oyunun oynayamaz haldeyken doğru bir tercih sayılmalı.

Maçı kaybetseydi Fenerbahçe de, Kocaman da çok şey kaybedecekti. Şimdi hedef maç Beşiktaş maçı olarak öne çıkıyor. Avcı, ikinci bir planı olmamasının bedelini ödedi diye düşünüyorum. Emre’nin yokluğu elbette önemli ama Başakşehir gibi bir takım bu kadar çaresiz kalmamalı.

MAÇIN ADAMI: FERNANDAO

F.BAHÇE takım olarak savundu, takım olarak hücum etti. İçlerinden birini maçın adamı seçmek geri kalanlara haksızlık sayılabilir ama iki güzel gol vuruşu nedeniyle

Yazının devamı...

Film-roman aşkları daha mı gerçek?

11 Şubat 2018

Birikmiş gazete kupürlerini temizlerken 2 Nisan 2017 tarihli Hürriyet’ten kestiğim bir habere takıldım.

‘Kestiğim’ derken, lafın gelişi. Eskiden bu işi gazeteleri kesip bir kâğıda yapıştırarak yapardık diye öyle dedim.

Şimdi tablette fotoğrafını çekerek değişik başlıklar altındaki albümlere kaydediyorum.

Ama eski sistem yine sürüyor, altı-yedi ayda bir oturup bunları elemek gerekiyor ki gerçekten işe yarayacak olanlar kalsın.

Sözünü ettiğim haberde Savaş Özbey, Türkan Şoray ile konuşmuş.

Başlık ilgi çekici: “Film aşkları daha gerçek!”

Türkan Hanım şöyle diyor: “Gerçek hayattaki aşklar, hele şimdiki zamanda, bir saman alevi gibi. Eski aşklar yanardağ gibi patlıyor, sonra tekrar doluyordu; bir daha ne zaman patlayacak, bilinemezdi.”


Yazının devamı...

Test edildi, onaylandı

8 Şubat 2018

Aykut Kocaman, bir “teknik direktör takımı” yaratmak istiyor. Böyle bir isteğiniz varsa rakibin kim olduğundan ve sahaya çıkardığınız oyuncuların isimlerinden bağımsız olarak aynı oyunu oynatabiliyor olmalısınız.

Bu açıdan baktığımızda Fenerbahçe’nin testi geçtiğini söylemeliyiz. Karşısında bir alt kümede olmasına karşın saygı duyulması gereken bir rakip vardı ve Fenerbahçe, Kocaman’ın istediği takım olmak yolunda çok mesafe aldığını gösterdi. Bu, yediği gol için de geçerli, attığı goller için de!


KENDİNİ İSPATLAMIŞ
TÜM takımın hem savunmayı hem hücumu düşünmesini isteyen bir hocanın takımı, bir kez daha maçın başında yenik duruma düştü. Golü daha önce Sinan’dan da yiyebilirlerdi, direkten dönen topa şükrettiler ama Dialiba’nın defans arkasına 2. koşusunda gol bulmuş olması, düşündürücü.

Yazının devamı...

Elveda Nigel; kırık kalpli, güzel kardeşim!

4 Şubat 2018

Dünyanın en kararlı âşığı Nigel’ı kaybettik. Bu kaybın arkasından gazetelere ölüm ilanları verilmedi, dini tören düzenlenmedi.
Nigel bir kuş çünkü.
Yeni Zelanda açıklarındaki Mana Adası yetkilileri, adaya değişik kuş türlerini çekebilmek için (bu tür yetkililer de varmış demek ki, bunu da duyduğuma mutlu oldum) değişik yerlere kuş heykelleri yerleştirmişti.
Bir sümsük kuşu, işte bu heykellerden birine âşık oldu ve üç yıl boyunca onunla ilişkiye girmeye çalıştı. Zaten bu nedenle bir adı var, Nigel diye. Böyle bir aşk yaşamamış olsaydı, onu kim nereden tanıyıp isim koyacaktı...
Nigel tam üç yıl ‘kuş heykel’e kur yaptı. Kendi türünün bütün erkeklerinin eş bulmak için yaptıkları gibi göz alıcı mavi renkli ayaklarını, heykelin gözünün içine sokmaya çalıştı.
Ama karşısında bir ‘taş’ vardı. En ufak bir gevşeme belirtisi bile göstermedi. Nigel’ın minik kalbi üç yıllık karşılıksız aşka daha fazla dayanamadı ve durdu.
Galatea’nın doğuşu

Yazının devamı...

Şaşırttı!

29 Ocak 2018

Şöyle düşündüm: Ligin ilk yarısında da bu kombinasyon denenmiş ve çok başarısız olduğu görülmemiş miydi?

Buna fazla takılmadım, çünkü listede alışık olmadığım ikinci ismin bulunduğu yeri görünce, gözlerim yuvalarından oynadı! Hasan Ali Kaldırım, Josef’in kader arkadaşı rolüne soyunmuştu.

Sonra Aykut Kocaman, televizyon ekranına çıktı ve amacının Trabzon’u şaşırtmak olduğunu söyledi. Şaşırdılar mı? Muhtemelen evet, benim kadar şaşırmış olmalılar. İşe yaradı mı? Neredeyse yarıyordu! Fenerbahçe’nin, devre arasında soyunma odasına galip olarak gitmemiş olması futbolun bir cilvesi sayılmalı.

ELJIF ÜMİT VERİYOR

Bütün ilk yarı boyunca Trabzonspor, defans arkasına atılacak toplara yetişecek Burak’ı aradı ama o ofsaytta durmaya kararlıydı. İkinci yarıda bunu iki kez yaptılar, birinde golü de buldular. İkinci yarı, Trabzon’da Sosa değişikliğiyle başladı. Yusuf ile Sosa yanyana oynasa, bu takım daha iyi top yapmaz mıydı?

Kocaman oyundan memnundu ki değişiklik için önce gol yemeyi, sonra 60. dakikanın gelmesini bekledi.

Hasan Ali çıkarken, Eljif oyuna girdi. Buna da şaşırdım. Hiç oynamamış Eljif yerine, Oğuz Kağan daha doğru bir seçim olmaz mıydı?

Ya da en başında

Yazının devamı...

Çömçe gelin ne ister? Birazcık yağ ister!

28 Ocak 2018

Başlıktaki tekerlemeyi, Burhanettin Akbaş’ın ‘Bünyan ve Yöresi Halk Edebiyatı, Folklor ve Etnografyası’ isimli araştırmasından aldım. Ama gelin görün ki Bünyanlı hanımlar ‘yağa, bala’ fit olurken, beş parmağın beşi bir değil!

Bu tekerlemeyi hatırlamama, bizim gazetede okuduğum bir söyleşi neden oldu. Kelebek’te, Tülay Demir Oktay’ın sorularını yanıtlayan Deniz Akkaya şöyle konuştu: “Adriana Lima bile ‘Artık çıplak poz vermeyeceğim’ diye açıklama yapıyor. Bir Türk eli değdi mi ayar bozuluyor! Kadın gitti, bir Türk eli değdirdi, ayarını bozdurdu. Böyle devam ederse Adriana’nın sonu olacak!”

* * *

Arkadaşımız Tülay Hanım’ın köşesinin adı ‘Yetenek Analizi’. Bu bir ‘ironi’ mi bilemiyorum. Deniz Hanım belli ki ‘erkeklerin ayarını bozduğu kadınlar’ hakkında uzman görüşüne sahip! Türk erkeklerinin elleri bir kadına değerse ‘ayar’ bozuluyor! Bu; altın, gümüş gibi ‘ayarı’ somut olarak ölçülebilir bir şeye tekabül etmiyor olmalı. Ama hissedebiliyoruz ki ‘yetenekler’ bu konuda konuşabiliyor!

Mesela Charlize Theron! Diyelim ki 24 ayar ve hayatımızın mutlu bir tesadüfü olarak tanışıp ‘date ettik’, sabah bir uyanıyor ki 18 ayar olmuş!

‘Irkçı koku’ alıyorum

Ayar neden düşüyor? Onu da Deniz Hanım’ın tespitlerinden çıkarabiliyoruz: Türk eli değmiş çünkü! Ki bu, verdiğim örnekte benim elim oluyor. Acaba hiç yıkamasam mı diye düşünmeden de edemiyorum!

Yazının devamı...