"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Mehmet Y. Yılmaz

Geniş alanın tadını çıkardılar

3 Nisan 2018

Ancak, kalan maçlarının tümünü kazanması şampiyonluk için yeterli olmasa bile Şampiyonlar Ligi şansı kazanmak için yeterli olabilir.

Ve böyle bir tabloda Kayseri deplasmanı, taraftara korkulu rüya gördürecek bir deplasmandı.

Maçın ilk 6 dakikası taraftarı korkutmuş da olmalı ama Deniz, çok rahat pozisyonda topu dışarı attı ve maç da tam orada “kırıldı”.

2 dakika sonra Topal’ın süper pasında, Soldado’nun topu alışı ve vuruşu maçın Fenerbahçe için kolaylaşacağını gösteriyordu.

SUMUDICA FANTEZiSi

- Sumudica, Fenerbahçe gibi kompakt bir ekibe karşı pek anlayamadığım bir oyun düzeni ve planla çıktı. Üçlü defans bir fantezi olmalıydı, nitekim Soldado ilk yarıdaki iki golünde bunun cezasını kesti.

Kayserisporlu oyunculara belli ki “rakibe baskı uygulayın” denmiş. Ama bunu nasıl yapacakları öğretilmemiş olmalı ki belki de “en geniş alanda pres yapma” rekorunu kırmaya çalıştılar.

Yaptıklarına

Yazının devamı...

Kadınların olmadığı bir dünyada yaşamak mı? Allah korusun!

1 Nisan 2018

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın Meclis’te düzenlenen Çanakkale Şehitlerini Anma Günü’ndeki ‘icraatı’ tartışılıyor.

İddiaya göre Kahraman, anma törenleri sırasında sahnelenecek bir müsamerede rol alan kadın oyuncuların sahneye çıkmasını engellemiş.

Meclis’ten yapılan açıklama, bu tür bütün açıklamalar gibi hiçbir şeyi açıklamıyor.

Bu ‘açıklamamaya’ göre gösteri, ‘kadın ve erkek sanatçıların sahnenin yan tarafında görev almalarıyla’ gerçekleşmiş!

*  *  *

‘Sahnenin yan tarafında görev alınarak’ gerçekleştirilen bir temsil!

Sahnenin ortasına da acaba sünnetçi fıkrasındaki gibi ‘saat’ mi koydular diye merak ettim.

İsmail Kahraman gerçekten böyle bir şey yaptı mı yoksa bu, bir iddiadan mı ibaret?

Yazının devamı...

Flört iyidir, duyumunu artırır

25 Mart 2018

Milli Eğitim Bakanlığı, imzaladığı bazı protokollerle bazı vakıfların okullarda konferans, seminer gibi etkinliklerle ‘eğitime katılmasının’ yolunu açmıştı. Bu vakıflardan biri de Türkiye Gençlik Vakfı imiş ki TÜGVA kısaltmasıyla da maruf.
Vakfın yayın organı ‘Fikirname’ adını taşıyor. Bu dergide Salih Eğridere isminde bir mütefekkir, ‘Karşı Cins Rehberi’ isimli bir makale ile gençlere öğütler veriyor.
Anafikri şu: “Zaruri bir durum olmadıkça karşı cinsle konuşmaktan kaçınmak gerekir. Çünkü muhabbetin nereye gideceğini kestirmek zordur.”
‘Zaruret’ durumu nasıl anlaşılacak? Hangi durumu zaruri kabul edip karşı cinsten gençlerin birbirleriyle konuşmalarına hoşgörüyle bakacağız? Hangi durumlarda bu konuşma bir zaruretten değil de o anlık keyiften kaynaklanıyor olacak?
Karmaşık bir soru gibi görülüyor ama Eğridere, çözümü yazmış: “Mecburen muhatap olacağınız karşı cinsle gerektiği kadar ve ciddiyetimizi takınarak konuşup müsaade istemeliyiz.”

İnternet ‘temasları’ konusu da var tabii: “İnternet üzerinden yazışarak yapılan tüm münasebetler de bizi çekebileceği yer bakımından çok tehlikelidir. Bu konularda da hassas olup yaklaşmamak durumundayız.”

Yazının devamı...

Sevgilinize sarılın, baharı hissedin

18 Mart 2018

Benim için baharın başlangıcı Bebek’teki dev manolya ağacının açmasıdır.

İnşirah Yokuşu’nun hemen başında, ilkokulun yanındaki beyaz köşkün bahçesindeki manolya ağacı, benim görebildiğim kadarıyla kendi türünün dünyadaki en güzel örneklerinden biridir.

Evet, bu ağaçla bir gönül ilişkim var ama bu, yargılarımı etkilemiyor. Gittiğim yerlerde açmış bir manolya görürsem zihnimde onunla kıyaslarım.

İstanbul’da yaşayanlar gidip görebilirler, gidemeyenler için de arkadaşımız Murat Şaka bir fotoğrafını çekti.

Kışın yaprakları dökülen bir cins bu. Bilimsel adı ‘Magnolia liliiflora’. ‘Mulan manolyası’ da deniliyor.

Bitki ansiklopedilerinde bu kadar büyüyebilecekleri belirtilmemiş ama o büyümüş.

Tabii uzak akrabası ‘Magnolia grandiflora’ kadar büyümesine olanak yok. Hele de İstanbul’da onlarla boy yarışına girişemez. Ama çiçek açmış haliyle ‘benim’ diyen ‘grandiflora’yı susuz gönderir, iddialıyım.

¡  ¡  ¡

Yazının devamı...

Bir oksimoron: Mükemmel erkek

11 Mart 2018

Gazetedeki haberin başlığı şöyleydi: “Şarkıcı Linet, çocuk yapacak erkek bulamıyor.”

Linet Hanım’ın bir soyadı vardır mutlaka ama demek ki böyle ünlenmiş, soyadının yazılmasına gerek görülmemiş.

Bu durumda ‘şarkıcı’ diye vurgulanması da tuhaf kaçıyor: Mesleğinin haberde belirtilmesine gerek duyulduğuna göre demek ki o kadar da tanınmış değil.

Mesela hiçbir gazetede ‘şarkıcı Ajda Pekkan’ yazıldığını göremezsiniz. Çünkü herkes bilir ki Ajda Pekkan şarkıcıdır.

Gazetelerimizde zaman zaman böyle hatalar olabiliyor. Mesela ‘tanınmış oyuncu feşmekân’ gibi ifadeler! Gerçekten tanınmış bir oyuncu ise bunu yazmaya niye gerek görüyoruz? Yazma ihtiyacını duyduğumuza göre demek ki ‘tanınmış’ sıfatını hak edecek kadar tanınmış da değil.

* * *

Neyse, konumuz bu değil. Linet Hanım, çocuk yapacak bir erkek bulamadığı için bir sperm bankasına müracaat etmeyi tasarlıyormuş, haber bunu anlatıyor.

Seda Sayan’ın kulaklarını çınlatıp değişik meslek gruplarındaki erkekleri işaret edecek değilim.

Yazının devamı...

Hayal ticaretinin sonu

5 Mart 2018

Zamanın üçte ikisinden fazla!

Ama ilk yarı bittiğinde tabelada Akhisar’ın iki farklı üstünlüğü vardı. Bundan daha da önemlisi Fenerbahçe’nin Hasan Ali ile kaçırdığı bir pozisyondan başka yüzde doksanlık bir pozisyonu da yoktu.

Demek ki “kuru istatistik” bir anlam ifade etmiyor. Kocaman belki bunu bir kenara not etmiştir.

Giuliano, ligdeki Beşiktaş maçında da olduğu gibi yoktu. Aykut Kocaman’ın bunu hiç hesaba katmadığına eminim. Çünkü iki-üç hafta önceki Giuliano, dün ayağına gelen toplarla rahatça gol pası da verebilirdi, defansı diklemesine delip gol de atabilirdi.

Ama Giuliano ilk yarı boyunca adeta uykudaydı.

İkinci yarı Kocaman’ın “hamlesi” ile başladı. Aatıf, bir hamle oyuncusu olacağını rüyasında görseydi, buna inanabilir miydi? Kuşkuluyum. Ama kader ona da ligdeki ilk golünü atmayı nasip etti. Futbol gerçekten tuhaf bir oyun!

İkinci yarıya baskıyla başlayan Fenerbahçe, o ana kadar uyuklayan Giuliano ile golü buldu ama Larsson’un attığı golde Neustaedter’in takım oyunundaki rolü neydi?

Soldado

Yazının devamı...

Bu akşam gün batarken gel!

4 Mart 2018

Olayımızın kahramanları genç ve güzel bir kadın ile genç ve yakışıklı bir erkek. Erkek olan eskiden mankenlik de yaparmış, şimdilerde dizi oyuncusu olarak temayüz etmiş.
Kadın olan, güzel olmakla birlikte biz faniler gibi sıradan bir kişi. İnternette ‘kimdir’ diye baktım, şu yazılı: “Hukuk öğrencisi olan X. adını Y. ile yaşadığı aşk ile duyurmayı başarmıştır.” Buradan anlıyoruz ki hukuk fakültesine girmek de bir başarı olmakla birlikte, ‘adını duyurmak’ açısından şöhretli bir erkekle aşk ilişkisi kurabilmiş olmak daha önemli.
İsimlerini özellikle yazmadım çünkü yazacağım şeylerin kişilikleriyle ilgisi yok. İki genç insanın kalplerini kırmaktan kaçınmalıyız.
Erkek olan, Beşiktaş-Fenerbahçe maçından sonra şöyle bir tweet atmış: “Her şey, herkes boş. Biz sadece Beşiktaş’ı sevdik. Anneden sonra ilk aşk, tek aşk.” Kadın da aynı gün evrende bir tweet izi bırakmış.
Tweet’lerin hangi saatlerde atıldıkları ile ilgili bir ayrıntı gazete haberlerinde yok. Oysa bu da önemli. İlk mesajı kim attı? Kimin mesajı bir ‘yanıt’ anlamı taşıyor?
Neyse, sonuç olarak genç kadın şöyle yazmış: “Aşk elbette var ama geçicidir. Geriye kalan sevgidir. Sevgiyi bilmeyenden korkun.” Bizim gazete de dahil olmak üzere bu mesaj “Evlilikte kriz var” diye yorumlanmış. İnternetteki sorumsuz dedikodu siteleri daha kesin: Çift ayrılıyor!

Yazının devamı...

Zekâ olmayınca böyle oldu

2 Mart 2018

Nitekim Beşiktaş ile Fenerbahçe’nin, aynı stadyumda dört gün arayla oynadıkları iki maç bu sözün doğruluğunu bir kez daha kanıtladı.

Dört gün öncesini hatırlayanlar için maçın nasıl geçeceğini tahmin etmek kolaydı.

Fenerbahçe oyunun oynandığı alanı daraltmak isteyecek, Beşiktaş tam tersine genişletip boş alan bulmaya çalışacak ve golleri Beşiktaş atıp, belki de turu bu maçta geçecek.

Beşiktaş’ın rotasyon kadrosuna bakınca da böyle düşünmek gerekiyordu.

Yazının devamı...