"Gülben Ergen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülben Ergen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülben Ergen

Gülben Ergen

Gül kına gibidir kokusu kalır

14 Haziran 2017

 * Kaç yıldır bu işi yapıyorsunuz?
- Kezban Arslan: Çocukluğumuzdan beri gül topluyoruz. Benim 30 seneden fazla oldu.
- Merve Öcal: Ben de çocukken annemle babamın yanında bahçeye gide gele öğrendim. Son 3-4 yıldır kendi bahçemizin gülünü ablamla birlikte topluyoruz.

* Hasat zamanı kaçta kalkıp bahçeye geliyorsunuz?
- Kezban Arslan: Ben her gün 05.00’te kalkıyorum. Çocuklar uyuyor oluyor. Babaanneyi çağırıyoruz. O eve gelince biz bahçeye gidiyoruz. Sabah genelde 5.30’da bahçede oluruz. Bazen 4 saat bazen 5 saat sürer.
- Emine Yılmaztürk: Bahçeye erken gelmek gerekiyor. O yüzden hepimiz erken kalkıyoruz. Eğer yağmur varsa öğleden sonraya da kaldığımız oluyor. Hava durumuna göre saatlerimiz değişebiliyor.


Yazının devamı...

Tarım ülkesiyiz ama nohudu Meksika'dan alıyoruz

7 Haziran 2017

 

Piyasada çok sayıda “şifacı” var. Bunlar için nasıl önlemler alınmalı?

- Geçmişte sayıları daha fazlaydı. Şu anda eskisi kadar çok değiller. Sağlık Bakanlığı’nın politikalarıyla özellikle internet üzerinden satış yapan yerlere erişimler durduruluyor.

Ama bu işi yapan insanlar kolay para kazanmaya alıştığı için bir şekilde yol buluyorlar. Sözde ünlülerin sosyal medya hesaplarından ücret karşılığı reklam yapıyorlar. Kendi sayfaları gizli ve herkes tarafından görülemiyor. Fakat maalesef eskisi kadar ünlü olmayan birtakım insanlar sayfaları resmen kiraya vermiş durumdalar. Bunlar için bir bütçe var.

Takipçi sayısına göre günde 3-4 kez paylaşım yapanlar var. İnternet sitelerinden ziyade Instagram ve WhatsApp üzerinden satışlar yapılıyor. Çünkü oraları kontrol etmek daha zor. Bir ünlünün hayranı olabilirsiniz ama böyle bir reklamı gördüğünüz an bilin ki o sizin sağlığınızı 3 bin liraya satmış demektir. Sağlık Bakanlığı bu işi yapan birçok ünlüye mektup gönderdi. Maliye Bakanlığı da mektup gönderdi. Çünkü bunlar vergisiz kazanç sağlıyor ve toplum sağlığını tehlikeye atıyor.

MISIR ÇARŞISI’NDA SATILAN AÇIK BAHARATLAR SAĞLIĞA ZARARLI

Yazının devamı...

Tarım ülkesiyiz ama nohudu Meksika'dan alıyoruz

7 Haziran 2017

Aktara giderken yolda iyileşenlerdenim. İyi geliyor bana... Topraktan gelen şifanın bu kadar renkli ve güzel sergilendiği bir yer aktarlarımız.
Ayhan Ercan işini çok severek yapan bir aktar. Sosyal medyada reklamları yapılan zayıflama odaklı ve sağlığa zararlı, ciddiyetini kaybetmiş ürünler hakkında hep doğruları söylüyor.
Ülkemizin altın değerindeki topraklarında yetişen onlarca sebze, meyve ve bitkileri bilinçli kullanmalıyız... Ayhan Ercan baba mesleğini ve bilgilerini bizimle paylaştı...

◊ Piyasada çok sayıda “şifacı” var. Bunlar için nasıl önlemler alınmalı?
- Geçmişte sayıları daha fazlaydı. Şu anda eskisi kadar çok değiller. Sağlık Bakanlığı’nın politikalarıyla özellikle internet üzerinden satış yapan yerlere erişimler durduruluyor. Ama bu işi yapan insanlar kolay para kazanmaya alıştığı için bir şekilde yol buluyorlar. Sözde ünlülerin sosyal medya hesaplarından ücret karşılığı reklam yapıyorlar. Kendi sayfaları gizli ve herkes tarafından görülemiyor. Fakat maalesef eskisi kadar ünlü olmayan birtakım insanlar sayfaları resmen kiraya vermiş durumdalar. Bunlar için bir bütçe var. Takipçi sayısına göre günde 3-4 kez paylaşım yapanlar var. İnternet sitelerinden ziyade Instagram ve WhatsApp üzerinden satışlar yapılıyor. Çünkü oraları kontrol etmek daha zor. Bir ünlünün hayranı olabilirsiniz ama böyle bir reklamı gördüğünüz an bilin ki o sizin sağlığınızı 3 bin liraya satmış demektir. Sağlık Bakanlığı bu işi yapan birçok ünlüye mektup gönderdi. Maliye Bakanlığı da mektup gönderdi. Çünkü bunlar vergisiz kazanç sağlıyor ve toplum sağlığını tehlikeye atıyor.

MISIR ÇARŞISI’NDA SATILAN AÇIK BAHARATLAR SAĞLIĞA ZARARLI

◊ İnsanlara her zaman mahallenizdeki manava, aktara gidin diyoruz. Bu kültürü yaşatmak istiyoruz. Sizin içiniz denetimler konusunda rahat mı?

Yazının devamı...

Kağıt toplamaktan gurur duyuyorum

31 Mayıs 2017

Kadir 18 yaşında... Baba mesleği kağıt toplayıcılığı... Kendi gibi iki abisi de uzun yıllardır geçimlerini kağıt toplayarak sürdürüyor. Kadir’in dünya şampiyonu olduğunu öğrendiğimde çok gururlandım. Yalova’ya gidip onu antrenman yaptığı salonda ziyaret ettim. Kadir dünya şampiyonu olduktan sonra hayatında bir şey değişmemiş. Yine antrenmanı olmadığı zamanlarda babasına yardım etmek için kağıt toplamaya gidiyor... Onu küçümseyenlere inat, yaptığı işten gurur duyuyor. Bir barakada 7 kişi yaşadıklarını söylediğinde bile yüzü gülüyor... “Hayatta beni hiçbir şey öfkelendirmez” diyor... Kadir ve Kadir gibi tüm gençlerimize hepimizin destek olması dileğiyle... Bravo sana Kadir...

 

* Kadir öncelikle tebrik ederim… Kaç yaşındasın? Kaç sene oldu bu spora başlayalı?
- Şu anda 18 yaşındayım. 13 yaşında İbrahim Hoca’nın sayesinde spora başladım.
* Neden futbol ya da basketbol değil de dövüş sporlarını tercih ettin? Seni cezbeden şey neydi?
- Ben aslında çocukluğumdan beri futbol oynuyordum. Futbolu da çok seviyordum. Bu spora başlamam ilginç oldu. Bir gün kağıt toplamaya çıkmıştım. Yanımda arkadaşlarım da vardı. İbrahim Hoca’nın spor salonunun önünden geçiyordum. Bir anda tabelayı gördüm. MMA yazıyordu. Ama ne olduğunu bilmiyordum. İçeri girmeye çekindik. Belki almazlar diye düşündük. Birkaç gün sonra arkadaşlarımla birlikte gittik ve içeri girdik. İçeride gördüğüm hareketler ve atmosfer beni çok etkiledi.

Yazının devamı...

İftar sofrasından doymadan kalkın

24 Mayıs 2017

Adı gibi Gül, soyadı gibi Kaynak. Sağlıklı ve kaliteli yaşamın beslenmeden geçtiğine dair o kadar çok araştırması ve deneyimi var ki... Doktor değil, diyetisyen hiç değil. Minik kafesinde danışanlarıyla gayet mutlu. Toprağa ve topraktan gelen nimetlere şifa olarak bakıyor. Sağlam sebepleri olan bir vegan. Su aşığı. Kendisi lokuma benziyor ama lokum yemiyor. İşlenmiş ve paketlenmiş her besinin kabusumuz olduğunu altını çize çize söylüyor. İnsan vücudunun oluşumunu, işleyişini maneviyatla birleştiren bir donanıma sahip. En kutsal günlerimize, yani ramazana sayılı günler kala iftar, sahur ve bedenimizi yormadan geçireceğimiz günlerimizi Gül Kaynak’la konuştum. Zeytini, hurması, bademi, elması, zencefili, mercimeği bol günler dilerim...

Fotoğraflar: Levent Kulu

◊ Orucun bilimsel olarak yararlarından başlamak istiyorum… Orucun bilimsel olarak kanıtlanmış yararları nelerdir?
- 2016 Nobel Tıp Ödülü’nü Japon biyolog ve bilim insanı Yoshinori Ohsumi aldı. İspatladığı şey aslında orucun bilimsel olarak ne kadar iyileştirici olduğuydu. 16 saat ve 3 gün boyunca peş peşe tutulan oruçlar da bile yaş ne olursa olsun, insanın vücudundaki bağışıklığın arttığını ve kötü hücrelerin yok olduğunu söyledi. Buna otofaji deniyor. Bununla birlikte aslında oruç felsefesi yeniden ispatlandı. O yüzden ramazanın iyileştirici yönünü önemsemeliyiz.

◊ Farklı inanışlarda da çeşitli oruçlar var…
- Gelmiş geçmiş bütün gelenek ve göreneklerde ve birçok inanışta oruç vardır. Yurtdışında gittiğim bir eğitimde Hıristiyan bir hocadan şöyle bir şey duydum: “Bütün dinlerde değişik oruçlar ve vücudu aç bırakarak yapılan iyileştirmeler var. Ama en doğrusu İslamiyet’teki ramazandır. Ama Müslümanlar bunu yanlış yapıyor”. O sırada yanımda Mısırlı bir öğrenci vardı. İkimiz buna tepki gösterdik ve neden yanlış olduğunu sorduk. O da cevap verdi: “30 kişilik bir grubu aldık ve hepsinin kan değerlerini ölçtük. Sonrasında Müslümanların yaptığı gibi 30 gün oruç tutturduk. Fakir sofralarında olduğu gibi iftar ve sahuru besin değeri yüksek, doğal yiyeceklerden ama abartmadan yaptırdık. Oruçtan sonra da tüm kan değerlerine tekrar baktırdık. Gördük ki birçok değer normal seviyeye gelmiş. Karaciğer kendini yenilemiş. Ama Müslümanların birçoğu fakir sofrasındaki gibi iftar yapmıyor...”

UYKUYA MUTLAKA AÇ OLARAK GİDİN

Yazının devamı...

SMA hastaları ilaç bekliyor

17 Mayıs 2017

 Yunus dört yaşında...
Aklı ve bilinci yerinde.
Gülüyor, boğazına takılan bir aparat sayesinde sesini duyuruyor, komiklikler yapıyor
Asla kıpırdayamıyor.
Elini tuttuğumda azıcık kavrıyor parmağımı. “Pepe'yi severim ben en çok” diyor çiçekler açan gözlerindeki gülümsemeyle. Burası salondan bozma bir yatak odası. Babaanne ve dede evlerini açmışlar, Yunus cihaza bağlandıktan sonra.
Her elektrik kesildiğinde ölümle burun buruna kalıyorlar.
Çünkü solunum cihazı çalışmıyor. Anne 25 yaşında baba 30. Abisi ise 7 yaşında.

Yazının devamı...

Kaygı çocuğunuza yapacağınız kötülüktür

27 Nisan 2017

 ◊ Anne-babaların tedirgin olması çocuğa yansıyor mu?
- Anne-baba olarak bir çocuğa kötülük yapmak istiyorsanız yanına sürekli kaygılı yaklaşın. Çocuğa yapacağınız en temel kötülüklerden biridir. Çocuk bunu hisseder. Kaygı iki boyutta mesaj verir.
Bir tanesi “Sana güvenmiyorum, hayatla baş edemezsin”dir. Diğeri “Sende bir bozukluk var, doğal değilsin” mesajıdır. Çocuk “Bende bir bozukluk var”a inanmaya başlıyor. Kaygının kaynağını bulup çocuğa varmadan önce onu halletmek lazım. İnsanın hayatındaki şükür duygusu çok önemli. Şükür duygusu zengin olan insanlarda güven duygusu vardır. Kolay kolay öfke gelişmez.

◊ Yurtdışında da görev yaptınız. Orada size farklı gelen bir olay oldu mu?
- Amerika’da asistan olduğum zaman başıma bir olay geldi. Benim gibi asistan olan birkaç arkadaşla oturuyorduk. Bir arkadaşın da çocuğu yanımızdaydı. 12 aylıktı. Çocuk emekliyordu. Meşin bir koltuk vardı ve çocuk oraya çıkmak istiyordu. Babası arada bakıyordu.
4-5 kere çıkamadı ve düştü. Babası hiç yerinden kalkmadı. Ben çocuğun Doğan amcasıydım. Kalktım çocuğu aldım koltuğa çıkardım. Çocuk şaşırdı, hiç beklemiyordu. O sırada babasından bir teşekkür bekliyordum.

Yazının devamı...

Saygının olmadığı yerde sevgi olmaz!

26 Nisan 2017

 

 Çocuk gelişimi ile ilgili sayısız kitap yazdınız. Gelişim açısından olmazsa olmaz beş maddeniz nelerdir?

- Birincisi, anne-babanın çocukla ilk kez karşı karşıya geldikleri, kucaklarına aldığı anda ‘bu çocuk kim?’ konusunda fikir sahibi olmaları. Bu oldukça önemli. O çocuk akıl almaz, muhteşem bir potansiyel. Bunu kalıplayacak mısın yoksa geliştirecek misin? Niyetin ne? İkinci önemli madde bu.

◊ Anne-babaların niyeti ne olmalı?

- “Bu çocuk bana hizmet etmek için mi geldi yoksa ben onun gelişimi için ne yapabilirim, ben ona nasıl hizmet edebilirim” diye mi bakıyorsun. Bu ikisinin arasında çok fark var. Bir makinenin parçası gibi uydurmaya mı çalışıyorsun yoksa eline verilmiş bir tohum gibi beslemek, yetiştirmek için çiftçilik mi yapmak istiyorsun.

◊ Diğer önemli maddeler neler?

- Üçüncüsü, “ben kimim, kendimi tanıyor muyum” sorusu. Anne-babalarının kendi çocukluklarını tanıyıp tanımadıkları, yaralı yerleri olup olmadıkları çok önemli. İnsanın çocukluğu ana vatanıdır. Ana vatanları ile temas halindeler mi? Kendi çocuklarını ana vatanlarından mahrum bırakmadan yaşatmaları gerekir. Dördüncüsü, bu niyete sahip olan bir insan olarak neyin farkında olmam lazım? “Bu çocukla ilişki kurduğum zaman nasıl çiftçilik yapacağım?”. Çiftçiliğin kuralları var. “Nelerin farkında olmam lazım?” sorusunun sorulması gerekli. Beşincisi ise nasıl bir aile ortamı olmalı ve hangi değerleri yaşamalı. Bunu şöyle açıklayabiliriz. Ailede hakikate saygı var mı? Olanı olduğu gibi görme özgürlüğümüz var mı?

Yazının devamı...