"Gülben Ergen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülben Ergen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülben Ergen

Gülben Ergen

Karım her şeyi biliyor Google'a ihtiyacım yok

1 Eylül 2017

Şahane müzik adamı, Canan’ın ve Kenan’ın abisi, Ece’nin eşi, Arya, Lila ve Elya’nın babası, başta annesi Serpil Teyze olmak üzere tüm ailesinin gözbebeği, gecelerin ve kulüplerin yakışıklısı, benim şen kahkahalı arkadaşım Ozan’la Bodrum’dayız.
Dört prensesin yanında pek havalı,
pek gururlu. Bayılı-yorum bu aileye...
Ozan’ın müziğe kattıklarına, sektördeki yeniliklerin başını çeke çeke aldığı tüm risklere kocaman bir bravo.
Eşi Ece ne kadar zarif ve ne kadar özel...
Ozan’la ilgili tüm

Yazının devamı...

Aziz Sancar'ın izinden...

16 Ağustos 2017

Bir yaşam ustası tanıdım...
Dokuz yaşında babasını kaybedip, annesi ile hayat yoluna devam ediyor.
Spastik engelli teşhisi konduğunda henüz bebek.
Anne umudunu kesmiyor. Onu odalara kapatıp hayatı kendine de evladına da zehir etmiyor.
Özyeğin Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunu. Amerika’da okuyor. Hollanda’da staj yapıyor ve Google da ona burs veriyor. Bu bir ilk. Sadece elleri, kolları, bacaklarıyla değil, konuşma güçlüğü çektiği için genellikle iletişimini gözüyle kullandığı bilgisayarıyla sağlıyor.
Muratcan ve annesini tanımak, hayat hikayelerini dinlemek imkansız diye bir şey olmadığının kanıtı.
Muratcan’a hayran kaldım. Allah’a olan inancına, yaptıklarına ve yapmak istediklerine ve ustaların ustası annesi Nilgün Hanım’a... Özyeğin Üniversitesi’ne kendi adıma teşekkür ediyorum. Böylesi bir değere sahip çıktıkları için.


Yazının devamı...

Yanmadan sönmüyor insan

9 Ağustos 2017

Hey! Aramızda kalın bir cam yok farkında mısın?
Ve konuşmamızın ortasında, sımsıkı tutup, kulağımıza yapıştırdığımız o, kordonu uzun telefon konuşmanın en can alıcı yerinde kesilmiyor bunun farkında mısın?
Harbiye Açıkhava sahnesindeyiz... O kadar heyecanlı ki. Saçı, makyajı, provası olurken tutamıyor gözünden akan yaşları. Odasına giren, çıkan herkes ona sevgi, moral, umut ve destek veriyor
“Bu neyin bedeli böyle? Yanmadan, yanmadan sönmüyor insan” diye çığlık atarak giriyor sahneye çıplak sesi ile. “Hayat iki bilet sadece... Biri gidiş, biri de dönüş” diye devam ediyor... Ne kuşlar ne ağaçlar, görmeden geçirdiğim kaç sabah var... Binlerce seveninle hasret giderdin ve artık özgürce şarkılarını söyleyebileceğin, süslü elbiselerini giyip bize gülümseyeceğin günlerdesin...
Arkanda yıllardır senin için özenle çalışan bir genç beyin, bir fırtına zeka Özgür Aras... Sahnende, klibinde dünya starlarının gözbebeği, bir markanın en güzel gözü, benim de kıymetlim Nihat Odabaşı...
Şarkılar senden, alkışlar bizden sana Deniz...
Hatırla, bana “gazetedeki röportajlarına bayılıyorum, burada satır satır okuyorum” dediğin günü...Demiştim ki, gözlerimden yaşlar aka aka, “seninle de röportaj yapacağımız güne çok az kaldı...”

Yazının devamı...

Marmara depremi geliyorum diye bağırıyor

2 Ağustos 2017

Yıllarını mesleğine vermiş, öğrencilerini yetiştirirken araştırmalar yapıp sadece ülkemize değil dünyaya da hatırı sayılır raporlar teslim etmiş bir bilim insanı Prof. Dr. Naci Görür...
Son derece açık, net ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Israrla dediği bir şey var: Dikkat önlem alın... Çünkü Marmara depreminden kaçış yok ve en 7.2 şiddetinde olacağı bilimsel raporlar sonucunda ortaya çıkmış durumda.
Ben kendi adıma Naci Hoca’nın dediklerini yapacağım. Bugüne kadar bilmediklerim için kızgınım kendime.
Şimdi öğrendim ve önlem alacağım. Lütfen dikkatle okuyun.
Ve siz de önlem alın.

◊ Naci Hocam, Ege depremi bekleniyor mu?

Yazının devamı...

Her şey beyinde başlıyor beyinde bitiyor

26 Temmuz 2017

Gündüz kuşağında sağlık üzerine yaptığım yayınlarda, özellikle kanseri nasıl yeneriz konusunda vazgeçilmez konuklarımdan biriydi Elif. Genç, modern, araştırmacı ve pratik yollarla anlatıyordu izleyiciye tüm püf noktalarını. Bugün sağlık üzerine yaptığımız hataları ve unuttuğumuz değerleri hatırlatıyor bize sohbetimizde. Kitapları da son derece bilgilendirici. Her şey beyinde başlar beyinde biter diyerek son noktayı da koyuyor...

◊ Elif Hanım nerede eğitim aldınız?
- Babam dalında ünlü bir herbalistti, ilk eğitimimi ondan aldım ‘alaylı’ olarak. Benim doktor olmamı istedi. Sonrasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım ve hekim oldum. Hekim olur olmaz da babamın tecrübelerini bilimsel gözlüklerle incelemeye başladım. Tek başına hekim olmak artık dünyada da yetmiyor. Belirli uzmanlık dalları var. Ben de hastalıklardaki hücre düzeyindeki değişiklikleri inceleyen bilim dalı olan patolojiyi seçtim. Patoloji, mikroskop hekimliğidir. Daha sonra fitoterapi üzerine Yeditepe Üniversitesi’nde 2 yıl süren kapsamlı bir eğitim aldım. Eğitim bitmez ama, tam eğitimimi tamamladım derken babam vefat etti ve ondan bayrağını devraldım. Şu anda Çukurova’da bitki damıtma tesisi kuruyoruz. Türkiye’nin bitkilerinden bitki özü elde edip onları bitkisel ilaç ve bitkisel kozmetikte kullanmayı hedefliyoruz.




Yazının devamı...

İnternette tanıştık kaçarak evlendik

19 Temmuz 2017

Aşkın gücüne olan inancımın kırılmak üzere olduğu günlerdeyim... Oğuzhan Koç’un “Küsme Aşka” şarkısını bolca dinleyip ayakta tutmaya çalışıyorum yitirmekte olduğum bu değerli hissimi...
Bu arada Ayça ve Murat’ın hikayesini dinlemek üzere yollara düştüm. Küçücük bedenlerine koca bir yürek sığdırmış ikisi de. O kadar güzeller ki...
Allah onları tüm engellere rağmen anne babalıkla ödüllendirmiş.
“18 yaşıma kadar kırılmadık yerim kalmadı” diyen Murat ile “Kişisel temizliğimi eşim yapar” derken yanakları kızaran Ayça’nın hikayesini okuyacaksınız bugün.
Aşka olan inancımı tazeleyen bu çiftin dayanışmasına, minik oğullarına, çizgi film gibi mutfaklarına, çalışmak için yaşadıkları drama rağmen bitmeyen umutlarına hayran kaldım...


 

* Sizleri tanıyabilir miyim?

Yazının devamı...

Sizin hiç kalp bekleyen bebeğiniz oldu mu?

9 Temmuz 2017

Artık bütün Türrkiye’nin tanıdığı bebek...
Almanya’dayım...
Dilini, yolunu, huyunu bilmedikleri bir ülkenin hastane bahçesinde, varını yoğunu satıp bebeklerini son çare buraya getiren bir anne babanın gözyaşları içinde anlattıklarını dinliyorum.
Duyduklarıma mı şaşırayım, bebeğin durumuna mı kahrolayım, aileye burada sahip çıkan insanlara mı sarılayım, ihtiyaç duyulan bağışın 19 saatte nasıl toplandığının hikayesini mi dinleyeyim?
“Neden kendi ülkende değilsin?” sorgusu var bir de... Ayıpların ayıbı...
Ülkemizde ölen bebeğinin organlarını bağışlayan kaç kişi var, sorarım size? Ben dahil hangimiz bu bilinçteyiz?
Organ bağışı ülkemizin aydınlanması gereken kör noktalarından biri.

Yazının devamı...

Kelebek cocuklar yardım bekliyor

5 Temmuz 2017

◊ Ramazan, kaç yıldır kelebek hastasısın?
- Ramazan Çeribaş: 33 yıl oldu. Benim cildiye doktorum Türkan Saylan’dı. 10 yaşımdayken gelecekte nasıl olacağımı bana gösterdi. Çocukken onun odasına muayene için gittiğimizde klasik müzik çaldığını hatırlarım. 15-20 günde bir kontrole giderdik. Beni ve benim gibi hastaları takip ederdi. Bana 20’li ve 30’lu yaşlarımda hastalığımın ağırlaşacağını söylediğinde “Olmaz öyle bir şey, ellerimin kapanması imkansız” dedim. İnanmadım. Şu anda ellerim kapalı.
- Fulden Uras: Hastaları dermatoloğa götürdüğümde inan bu hastalığı bilmediklerine şahit oluyorum. Hastalığı tıp fakültesinde okumuşlar ve unutmuşlar. Türkiye’de hiçbir dermatolog bunun üzerine gitmemiş.
Türkan Saylan bundan 20 sene önce bu hastalığı araştırmış ve bu hastalara bir yol çizmiş. Gerçekten hocaların hocası.
- Ramazan Çeribaş: Ben uzuvlarımı yavaş yavaş kaybettim. Ve Türkan Hoca’nın yönlendirmesiyle Yeditepe Üniversitesi’nde Edebiyat Öğretmenliği okudum.

Yazının devamı...