"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Nilgün Tekfidan Gümüş

Menbiç pazarlığı

1 Haziran 2018

Ankara’dan gelen açıklamalara göre Türk tarafında terör örgütü PKK’nın uzantısı YPG’nin bölgeden çekileceğine dair olumlu bir beklenti söz konusu.

Bu konuda bir uzlaşmaya varılıp varılmayacağı ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 4 Haziran’da Washington’da ABD’li mevkidaşı Mike Pompeo ile yapacağı görüşmede belli olacak.

SÖZ TUTULMADI
MENBİÇ, Fırat Kalkanı operasyonu ile Türkiye’nin desteklediği Suriyeli grupların kontrol altına aldığı Gaziantep’e komşu Cerablus’un yaklaşık 40 km güneyinde yer alıyor. Fırat Nehri’nin 30 km kadar batısında. Arapların çoğunluk olduğu Menbiç, 2011’de başlayan savaş öncesinde kendi halinde bir yerleşimdi.

Yazının devamı...

İsrail’in yeni talebi

25 Mayıs 2018

İsrail İstihbarat Bakanı Israel Katz, Washington’un İsrail’in Golan Tepeleri’nde egemenliğini tanıması için pazarlık yaptıklarını, birkaç ay içinde sonuç alınabileceğini açıkladı.

50 YILLIK MESELE

GOLAN aslında İsrail ve Suriye arasında 50 yılı aşan bir sorun. Ortadoğu’daki birçok savaşın, krizin olduğu gibi İsrail’in Golan işgalinin kökeninde de su kavgası yatıyor.

Eski İsrail Başbakanı Ariel Şaron, biyografisinde 1967’deki Altı Gün Savaşı’nı anlatırken aslında Suriye ile savaşın iki yıl önce Şam yönetiminin Ürdün Nehri’nin iki yan kolundan su taşımak için kanal inşaatına başlamasıyla tetiklendiğini anlatmıştı.

Şaron, Suriye ile sınır sorunları yaşadıklarını, ancak Şam’ın suyun yolunu değiştirme girişiminin kendileri için ‘ölüm, kalım meselesi olduğunu’ kaydetmişti. Lübnan, Ürdün, Suriye ve İsrail arasında kalan 1200 km2’lik platoyu ele geçiren İsrail, böylece su ihtiyacının önemli bir bölümünü garantilemişti.

Anlaşılan bu yaklaşım devam ediyor.

CELİLE GÖLÜ ÖNEMLİ

1973 yılında

Yazının devamı...

Kudüs kararı ne anlama geliyor

18 Mayıs 2018

Müttefiklerin itirazlarına rağmen atılan bu adımlar ise bölgede var olan sorunların alevlenerek devamı, barışın ötelenmesi ve yeni sorunların ortaya çıkma riskini arttırıyor.

KRİZ PATLAMASI

EN başta Ortadoğu’nun en önemli sorunu olarak İsrail-Filistin barışının bir türlü sağlanamaması vardı.

Şimdi ise Ortadoğu’nun neresine baksanız bir kriz ya da savaş... Suriye’de 2011’den beri süren içsavaş. Terör örgütü DEAŞ’a karşı ilan edilen zafere rağmen hâlâ istikrara ulaşamamamış bir Irak. Suudi Arabistan’ın başını çektiği koalisyonun Yemen’de İran destekli Husilere yönelik askeri müdahalesi.

İran liderliğindeki Şii eksen ile Suudi Arabistan merkezli Sünni ekseni arasındaki gerilim... İran ile yakın ilişki içinde olduğu gerekçesiyle Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn tarafından ambargo uygulanan Katar. Ve tüm bu sorunların birbirine girmiş alt başlıkları.

TRUMP’IN FORMATI

BARACK Obama döneminde İsrail Başbakanı Netanyahu, Filistin topraklarına inşa edilen yasadışı Yahudi yerleşimleri nedeniyle Washington nezdinde itibar kaybetmişti. Yine Obama zamanında İran lehine gelişmeler yaşanırken bu adımlar Suudilerle de ilişkileri germişti.

Ancak

Yazının devamı...

Yeni savaş riski

11 Mayıs 2018

Önceki gece İran, İsrail, Suriye ekseninde tırmanan gerilim Trump’ın kulak asmadığı tüm bu uyarıları akla getirdi.

ABD’nin yeni bir alternatif sunulmadan 2015 tarihli İran nükleer anlaşmasından çekilmesi, savaş yorgunu Ortadoğu’yu yeni bir çatışma riskiyle karşı karşıya bıraktı.

BEKLENEN KRİZASLINDA geçen ay İsrail’in Suriye’deki askeri hedeflerini vurması, İran vatandaşlarının da hayatını kaybetmesi üzerine Tahran’ın tepkisinin ne olacağı tartışma konusu olmuştu. Bu nedenle İsrail, özellikle de Suriye’ye yakın bölgelerde, işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nde alarma geçmiş, hava savunma sistemlerini güçlendirmiş, sığınakların açılması talimatını vermişti.

Trump’ın salı akşamı İran ile nükleer anlaşmadan çekildiğini ilan etmesi ve yaptırımlar için düğmeye basmasından saatler sonra İsrail, yine Suriye’deki hedefleri vurmuştu.

Ve İsrail’in iddiasına göre İran, önceki gece ilk kez Suriye üzerinden doğrudan İsrail’i hedef aldı. Sonrasında da İsrail’in 28 uçak ve 70 füzeyle gerçekleştirdiği belirtilen Suriye’de İran’a ait olduğunu iddia ettiği hedeflere yönelik saldırısı geldi.

ŞİMDİ NE OLACAKSURİYE savaşının başladığı 2011’den beri İsrail ile İran arasındaki en gerilimli gecenin ardından krizin nasıl evrilebileceği merak konusu oldu. İsrail’in şimdiye kadar kendine tehdit gördüğü Suriye’deki hedeflere onlarca hava ve füze saldırısı düzenlediği, ancak bunları itiraf etmediği biliniyor.

Binyamin Netanyahu yönetimi, Hizbullah gibi İran’ın vekil savaşçıları aracılığıyla Irak, Suriye ve Lübnan üzerinden Akdeniz’e ulaşacak bir koridor açıp kendilerine yönelik daha büyük bir tehdide dönüşmesinden kaygılı.

İsrail, her ne kadar füze restleşmesinin ardından gerilimi düşürücü mesajlar verse de savaşın tahmin edilmeyen gelişmelerinin krizi her an kontrolden çıkarma riski bulunuyor.

Yazının devamı...

Macron’un niyeti ne?

27 Nisan 2018

Başkan Trump’ın ‘Önce Amerika’ inadıyla ABD’yi kendi kabukları içine çekmeye çalıştığı bir dönemde Macron’un bu ziyaretinin ne anlama geldiği, etkili olup olmadığı önümüzdeki dönemde kendini gösterecek. Ancak Trump ile Macron’un samimi görüntülerinin ardında ciddi bir güç çekişmesinin yaşandığını da söylemek mümkün.

FRANSA’YA YENİ ROLFRANSA’da Sosyalist Parti’den siyasete atılan, kurduğu ‘En Marche’ (Yürüyüş) hareketinin desteğiyle geçen yıl bağımsız aday olarak Cumhurbaşkanı seçilen Emmanuel Macron (40), göreve geldiğinden bu yana Fransa hükümetine, dünya siyasetinde bir önceki yönetime göre daha etkin bir rol biçme çabası içinde. Washington seferi de Fransa’daki demiryolu, havayolları grevleri, öğrenci eylemleri yüzünden Macron’un halk desteğinde ciddi bir erime yaşandığı bir döneme denk geldi.

Geleneksel olarak ABD’nin Avrupa’daki bir numaralı müttefiki İngiltere’dir. Ancak İngiltere’nin AB’den ayrılma süreci olan Brexit nedeniyle içe döndüğü, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in de Trump ile kimyasının pek tutmadığı bir dönemde belli ki, Fransa lideri Avrupa adına bir adım öne çıktı.

Macron’un iki önemli başlığı vardı; biri İran ile yapılan 2015 tarihli nükleer anlaşmanın devam etmesi, diğeri ise Suriye’de ABD ile işbirliğinin sürmesiydi. Macron’un bir süredir ABD’nin çekilmeyi değerlendirdiği Suriye’de aktif olarak yer almaya çalıştığı dikkatlerden kaçmıyor.

MACRON’UN KEPEĞİMACRON’un elini tutan, sırtını sıvazlayan, hatta yakasındaki kepeği alıp ‘Onu mükemmel yapmalıyız, o mükemmel biri’ diyen Trump, tüm bu jestleriyle kontrolün kendisinde olduğu mesajı veriyordu. Nitekim Macron, gezinin üçüncü gününde ABD Kongresi’ne hitap ettiğinde aslında anlaşmazlık noktalarının uzlaşma noktalarından daha fazla olduğunu ortaya koydu.

Trump’ın ‘Önce Amerika’ politikasını eleştiren konuk Cumhurbaşkanı, “ABD, (uluslararası siyasette) çok taraflılığı icat edendir. Şimdi bunu korumaya ve geliştirmeye yardım etmek zorunda olan da sizsiniz...” dedi. Fransa Cumhurbaşkanı, ABD Başkanı’nın uluslararası ticari anlaşmalara muhalefet etmesini ‘ileriyi göremeyen’ bir davranış olarak niteledi, Washington’ın Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesini eleştirdi.

TRUMP NE KARAR VERECEKMACRON, daha sonraki basın toplantısında Trump’ı İran anlaşmasına bağlı kalma konusunda ikna edememiş olabileceğini de kaydetti.

Başkan

Yazının devamı...

İran, İsrail’e misilleme yapacak mı

20 Nisan 2018

İran’ın geçen hafta Suriye’de Humus kenti yakınlarındaki Tiyas (T4) askeri üssüne düzenlenen füze saldırısında 7 vatandaşının hayatını kaybetmesi üzerine İsrail’e yönelik misillemede bulunabileceği konuşuluyor.

Tahran ve İsrail’den gelen açıklamalar, gerilimin daha da artabileceğine işaret ediyor.

KRİZ NASIL TIRMANDI

ASLINDA İran’ın Irak ve Lübnan’dan sonra Suriye’de de artan nüfuzundan rahatsız olan İsrail ile Tahran arasındaki tansiyon son birkaç aydır dikkat çekici bir şekilde yükseliyor. İsrail’in Suriye’de iç savaş devam ederken kendisi için tehdit gördüğü hedefleri imha etmek için saldırı düzenlediği, ancak bunları hiçbir zaman resmen kabul etmediği biliniyor.

Şubat ayı başında İsrail, İran’a ait bir İHA’yı düşürüp İran hedeflerini vurmuş, Suriye hava savunma sistemleri devreye girerek İsrail’e ait bir F-16’sını düşürmüştü.

İşte Tiyas hava üssüne düzenlenen saldırı, bu gelişmelerin ardından geldi. Ve operasyonun ardında yine İsrail’in olduğu iddia edildi.

Tiyas saldırısında İran’ın can kaybına uğramasının ardından Tahran’dan İsrail’e yönelik tonun daha da sertleşmesi dikkat çekti.

KARŞILIKLI TEHDİTLER

Yazının devamı...

Suriye krizi

13 Nisan 2018

Geçen cumartesi günü Esad rejiminin ele geçirmeye çalıştığı Doğu Guta’nın Duma kentinde kimyasal silah saldırısı düzenlediği iddiaları ve ABD’den gelen operasyon tehditleriyle birlikte Soğuk Savaş sonrasında küresel savaş riski en yüksek seviyeye ulaştı.

ENKAZ ÜLKE

2011 yılının başında birkaç gencin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad aleyhinde grafitiler yazmasıyla başlayan isyanın kısa sürede Suriye’yi bir yangın yerine çevirmesinden bu yana yedi yıl geçti. Artık kimse Suriye’de gerçek can kaybının ne kadar olduğunu bilmiyor. Ancak 500 bini bulduğuna dair varsayımlar söz konusu.

Kimi füzelerin kurbanı oldu. Kimi pazar yerine atılan varil bombalarıyla paramparça oldu. Kimi ise bombaların yıktığı binaların altında kurtarılmayı beklerken son nefesini verdi. Esad rejimi ile muhaliflerin savaşında Halep yerle bir oldu. Keza ABD’nin terör örgütü DEAŞ’tan almak için bombaladığı Rakka. Dün Şam rejiminin ele geçirdiğini ilan ettiği Doğu Guta da şimdi devasa bir enkaz...

KİMYASAL ÖLÜM

KOCA bir ülke mahvolurken dünya akan kana çare olmadı. Suriye’de Esad’ın savaşı şubat ayı başından bu yana Şam’ın doğusunda muhalif grupların kontrolündeki Doğu Guta’ya yoğunlaşmıştı. Rusya’nın ve İran’ın desteğiyle de Esad güçleri ilerlerken son olarak Duma kentinde muhaliflerin direnişi sürüyordu ki, geçen cumartesi günkü saldırı geldi.

İnsanlar bodrumlarda saldırı dalgasının geçmesini beklerken kimyasal silah saldırısına benzer semptomlar yaşanmaya başladı. Gözlerde yanma, solunum zorluğu, ağız ve burundan beyaz köpük gelmesi gibi... Kimi kaynaklar can kaybını 80 olarak verdi.

FÜZE KAVGASI

Yazının devamı...

Trump’ın planı ne?

6 Nisan 2018

Çünkü Trump, Pentagon, Dışişleri Bakanlığı ve istihbarat çevrelerinin ‘Suriye’de kalmalıyız, yoksa oluşacak o boşluğu DEAŞ ve diğer örgütler doldurur’ dediği bir dönemde yaptı bu açıklamayı.

LÜKS UÇAKLARI VARSA

ÖNCEKİ gün Başkan Trump muhalifi CNN’in internet sitesinde ilginç bir makale vardı. Yazıda Trump’ın Suriye politikasının şekillenmesinde ekonominin önemli olduğu vurgusu işleniyordu. Trump, Suriye’de diğer ülkelerin de ellerini ceplerine götürmesi gerektiği görüşündeydi. Nitekim Körfez liderleriyle görüşmelerinde gösterişli yaşam tarzlarına, özel jetlerine ve lüks yatlarına işaret ederek Suriye için daha fazla ödeme yapabileceklerini söylüyordu. “Biz olmasak iki hafta dayanamazsınız. Ticari uçaklara binmek zorunda kalırsınız” diyordu.

Başkan Trump göreve gelmeden önce emlak kralı olarak biliniyordu.  ‘Önce ABD’ sloganıyla aday olduğunda vaatleri arasında gelecekle ilgili ipucu veren unsurlar da vardı. ABD’de altyapı çalışmalarına ağırlık vermek. Dış politikada diğer aktörleri daha aktif olmaya teşvik etmek. NATO’da maddi ve askeri külfet paylaşımını daha adil bir hale getirmek...

Trump nitekim seçildikten sonra Avrupa ülkelerini baskı altına alarak NATO’da külfet paylaşımı konusunda nispeten ilerleme sağladı. Şimdi benzer bir taktik Suriye’de gündeme geliyor.

KÜLFET PAYLAŞIMI

ABD yönetimi, son hamlesiyle özellikle Suudi Arabistan’ı hedef alıyor. ABD’nin 17 yılda Ortadoğu’daki savaşlara 7 trilyon dolar harcadığını belirten Trump, geçtiğimiz günlerde Suudi Kralı Selman bin Abdülaziz ile yaptığı telefon görüşmesinde “Eğer kalmamızı istiyorsanız, para ödemeniz gerekir” dediğini söylüyor.

 İsrail gibi, İran’ın Ortadoğu’da artan nüfuzundan rahatsız olan Suudi Arabistan, ABD askerinin Suriye’de kalması taraftarı. Bizzat ABD basınına konuşan Suudi Veliaht Prensi

Yazının devamı...