"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Nilgün Tekfidan Gümüş

Kudüs kararı niye şimdi?

8 Aralık 2017

Donald Trump, Ortadoğu’yu daha da karıştırabilecek bu kararı niye verdi? İşte bugün biraz bu sorunun yanıtını bulmaya çalışacağız.

KUDÜS’ÜN STATÜSÜ

Osmanlı sonrasında Filistin, İngiliz mandasına geçti. İngiltere’nin 2 Kasım’da 100’üncü yılı anılan Balfour deklarasyonu ile Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulmasının yolunu açmasının ardından milyonlarca Yahudi bölgeye göç etti.

1947’de BM, bölgenin Filistinli ve Yahudiler arasında taksim edilmesini öngören karar aldı. Onu Arapların savaş ilanı izledi. 1948’de ise Yahudilerin ‘İsrail’ devleti ilanı geldi. Ancak bölgede çatışmalar hiç bitmedi.

BM kararına göre üç büyük dinin kutsal mekanlarının bulunduğu Kudüs, uluslararası yönetime tabi olacaktı. Ancak 1967’deki İsrail-Arap savaşında İsrail, Kudüs’ü tamamen işgal etti.

1980 yılında ise ‘Yahudilerin 3 bin yıllık başkenti’ dediği Kudüs’ü başkent ilan etti. BM Güvenlik Konseyi ise aynı yıl İsrail’in Doğu Kudüs’ü ilhak edip başkent ilan etmesini geçersiz saydı.

KUTSAL KENTTE YAŞAM

İsrail’in devlet organlarının merkezi günümüzde Kudüs’te. İsrail’in Batı Kudüs’te olduğu gibi Doğu Kudüs’te de tam kontrolü bulunuyor. Ayrıca İsrail, Doğu Kudüs’te inşa ettiği Yahudi yerleşimleriyle de buradaki nüfusunu 200 bine çıkarmış durumda.

Yazının devamı...

Soçi sürecinin şifreleri

24 Kasım 2017

Bunlardan ilki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sürpriz bir şekilde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı Soçi’de ağırlamasıydı.

Diğeri ise yine Soçi’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve İran lideri Ruhani’nin Astana sürecinin devamı olarak Suriye’de çözüm bulmak umuduyla masaya oturmasıydı. Soçi süreci, 2011’den bu yana devam eden Suriye’de savaşı sona erdirmekte etkili olabilecek mi?

Bu sorunun yanıtını bulmak için üç liderin söyledikleri kadar söylemediklerine de bakmakta fayda var. Ve masada yer almayan ancak Suriye’de etkili olan diğer aktörlerin nasıl bir tutum içine girebileceğini öngörebilmek de önemli.

RUSYA BELİRLEYİCİ AKTÖR

2015’te Suriye’de savaşa müdahale ederek sahadaki durumu Esad lehine çeviren Rusya lideri gelecekte de bu ülkedeki nüfuzunu devam ettirmeyi planlıyor. Savaşın ardından Tartus’a ek olarak Hmeymin’de de askeri üs elde eden Moskova yönetimi Suriye rejimiyle yakın işbirliğini sürdürme taraftarı.

Rusya’nın Soçi’de sunduğu yol haritası, Suriye Ulusal Kongresi’nin kurulmasını, bir anayasa hazırlanmasını, seçimlere gidilmesini, çatışmasızlığın korunmasını ve altyapı çalışmalarının başlamasını öngörüyor.

Rusya, kongrenin tüm tarafları kapsayacak şekilde yapılmasını hedefliyor. Soçi açıklamalarında adı geçmese bile Moskova, Esad ile bir süre daha yola devam edilmesinden yana.

 Rusya gibi Şam yönetimiyle ilişkilerini benzer bir şekilde sürdürmek isteyen İran’ın da açıklamalarından Moskova’ya yakın bir çizgide olduğu anlaşılıyor.

Yazının devamı...

Eğitim sistemi nasıl olmalı

17 Kasım 2017

Bir zamanlar çokça konuşulan Big Brother (Büyük birader) çoktan gerçek oldu. İnternette her adımınız takip altında. Neyi ‘like’ (beğenme) ediyorsunuz. Neyi daha çok ‘search’  (arama) ediyorsunuz. Algoritmik hesaplar ve yapay zeka, size göre bir dijital kimlik biçip sanala adım attığınızda uygun gördüğü arzlarla sizi etkileyip yön vermeye çalışıyor.

YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR

ŞİMDİ tüm bunların eğitimle ne alakası var? Çok alakası var. Çünkü sanayileşme sonrasında dijitalleşmenin hız kazandığı bir dönemdeyiz. Uluslararası medyayı takip ettiğinizde gün geçmiyor ki, kısaca ‘AI’ (artificial intelligence) diye anılan yapay zekânın insanın ekonomik, sosyal ve siyasi hayatını nasıl etkilediğine dair bir haber çıkmasın. Sağlıktan hukuka, medyadan ticarete yapay zekâ birçok alana dokunmaya başladı ve bunun süratle yaygınlaşması bekleniyor. Elon Musk gibi, Stephen Hawking gibi teknolojiye, bilime kafa yormuş isimler yapay zekânın insanlar için en büyük tehditlerden biri olabileceği yorumunu yapıyor.

Öte yanda robotlar. Diğer yanda sosyal medyada manipülasyon ve dezenformasyon amaçlı kullanılan yapay hesaplar, botlar. İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, Katalonya’nın 1 Ekim’deki tek taraflı bağımsızlık referandumunda ‘yalan haber’ bombardımanına tutulduklarını iddia etti mesela. İspanyol yetkililer, bu hacker, bot ve trol saldırılarının yarısının Rusya menşeili olduğu görüşünde. Benzer iddialar ABD seçimlerinde de vardı. İngiltere de AB’den çıkma, yani Brexit kampanyası sırasında böyle bir dezenformasyon kampanyasıyla karşı karşıya kaldığını öne süren ülkelerden...

Dezenformasyon, yalan haber, gerçeğin kendi çıkarına göre eğilip bükülmesi yeni dönemin karakteristik özelliklerinden...

GENETİK ve KÜRESEL ISINMA

DÜN uluslararası medyada ilgi çeken haberlerden biri de bilim insanlarının ilk kez canlı bir insan üzerinde genetik koduyla oynayıp hastalığını tedavi etmeye yönelik girişimleriydi. Yine dün Almanya’nın Bonn kentinde yapılan İklim Değişikliği Konferansı ile ilgili bolca haber vardı. Ülkeler 2015 tarihli Paris Anlaşması’nı nasıl uygulayacaklarının pazarlığını yapıyordu.

Amaç, hava sıcaklığı artışını sanayi devrimi dönemine göre en fazla iki dereceyle sınırlandıracak tedbirleri hayata geçirmek. Ancak

Yazının devamı...

10 maddede Ortadoğu satrancı

10 Kasım 2017

Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin cumartesi günkü sürpriz istifası, Suudi Arabistan’da yolsuzluk tutuklamaları, İran’ın desteklediği Şii Husi milislerinin Riyad’a füze fırlatması, Suudi ve İran liderliğinin karşılıklı tehditleri... İyi de tüm bunlar ne anlama geliyor?

1-) Terör örgütü DEAŞ ile savaşta önemli ilerleme sağlandı. Irak tarafında; Bağdat ordusu, Şii Haşdi Şabi milislerinin desteğiyle birlikte Musul, Telafer, Havice, El Kaim’i DEAŞ’tan aldı. Suriye tarafında ise DEAŞ’ın fiili başkenti sayılan Rakka, ABD’nin desteklediği PKK bağlantılı SDG tarafından ele geçirildi. Rusya’nın desteklediği Esad rejimi, Mayadin ve Deyrizor’da kontrolü sağladı.

2-) Dün ise Suriye rejimi Irak’a geçiş bölgesi olan Ebu Kemal’i aldı. Bu operasyonda şöyle de ilginç bir gelişme yaşandı. Irak Başbakanı Haydar el İbadi’nin talimatıyla Irak ordusu ve Şii Haşdi Şabi milisleri sınırı aşarak Esad’ın ordusu ve Hizbullah’a destek verdi.

Böylece Şii ekseninin farklı bölgelerde savaşan unsurları aynı cephede bir araya gelmiş oldu.

Yazının devamı...

Suudilerin ‘ılımlı İslam’ açılımı

27 Ekim 2017

Dünya şimdi, geçen aya kadar kadınların otomobil kullanmasına bile izin vermeyen Suudi Arabistan’ın niye böyle bir hamleye ihtiyaç duyduğunu tartışıyor.

Suudi Arabistan gerçekten bir dini reform dönemine mi giriyor? Yoksa tüm bu açılımlar, ekonomik gelişim hedefleyen bir halkla ilişkiler projesinden başka bir şey değil mi?

‘YENİ GELECEK’ HAYALİ

AÇIKLAMALARIN odağında S. Arabistan’ın Veliaht Prens Muhammed bin Selman (32) vardı. Açılımın odağında ise Prens Muhammed’in açıkladığı 500 milyar dolarlık NEOM projesi.

Arap basınına göre NEOM, Latince ‘yeni’ anlamına gelen ‘NEO’ ile Arapça ‘Müstakbel’ kelimelerinden oluşuyor. NEOM, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’ü kapsayacak 26 bin 500 kilometrekarelik bir alanda yeni bir ekonomik bölgenin oluşturulması projesi.

Süper şehir için hazırlanan videoda kadın ve erkeklerin birlikte çalıştığı ofisler, dronlar, robotlar, futuristik yaşam alanları dikkat çekiyor. Yabancı yatırımcı ve inovatif girişimcileri bölgeye çekmeyi amaçlayan NEOM’un kendine özgü yasaları olması hedefleniyor.

Hafta içi Riyad’da düzenlenen uluslararası yatırımcıların katıldığı konferansta konuşan Prens Muhammed, “Burası konvansiyonel insanlar ya da konvansiyonel şirketler için değil. Burası dünyanın hayal kuranları için bir yer olacak” dedi.

PROJENİN HEDEFİ NE

Yazının devamı...

Kerkük sonrası riskler

20 Ekim 2017

Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen ABD’nin desteklediği terör örgütü PKK’nın uzantısı YPG’nin içinde yer aldığı SDG, dört aydır terör örgütü DEAŞ’tan almak için savaştığı Rakka’ya bayrağı çekti. Komşu Irak’ın haritasında da önemli değişiklikler oldu.

25 Eylül bağımsızlık referandumuyla komşu ve müttefik ülkelerin şimşeklerini üzerine çeken Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), 2014 yılında Irak ordusunun DEAŞ karşısında çekilmesiyle yerleştiği başta Kerkük olmak üzere birçok kritik bölgeden çekilmek zorunda kaldı. IKBY, olası bir Kürt devletinin finansmanını sağlamayı planladığı Kerkük’ü ve petrol yataklarını da İran’ın desteklediği Haşdi Şabi milisleriyle birlikte hareket eden Irak güçlerine bıraktı.

ÇATIŞMA OLASILIĞI YÜKSEKIRAK merkez ordusunun Kerkük’e doğru hareket etmesi üzerine gelen ilk haberlerde IKBY Başkanı Mesud Barzani’nin Kürdistan Demokrat Partisi’ne rakip Celal Talabani’nin Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (IKYB) Bağdat yönetimiyle anlaşarak çekildiği iddia edildi. Bir başka iddiaya göre ise KDP ve KYB anlaşarak çekilmişti. Ancak cepheye bu karar geç ulaştığından KYB peşmergesi çekilirken, Barzani’nin peşmergesi çekilmiyormuş gibi bir tablo çıkmıştı ortaya.

Sonuç itibarıyla IKBY, 2005 Irak Anayasası tarafından belirlenen ve 2014’e kadar süren sınırlarına çekildi. Ayrıca kriz nedeniyle IKBY’de 1 Kasım’da yapılması planlanan seçimlerin de ertelendiği açıklandı.

 IKBY’de 2009’dan beri başkanlık seçimleri yapılmadı. Barzani’nin 2013’te dolan görev süresi şimdiye kadar iki kez uzatıldı.

Ekonomik kriz ve toprak kaybının ardından demokratik sürecin de sekteye uğraması Kürtler arasında tansiyonu daha da artırabilir. Irak ve Kürt gruplar arasında çatışma potansiyeli de yüksek. Çatışma ortamı ise kırsala çekilen DEAŞ için bir fırsat zemini yaratabilir.

İRAN’IN ARTAN ETKİSİPETROL zengini Kerkük’e yönelik operasyonun baş aktörlerinden biri de iddialara göre İran oldu. Bizzat İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani’nin Kerkük operasyonunda milislere taktik verdiği öne sürüldü. İran’ın eğittiği milisler Irak ordusuyla Kerkük’e ilerlerken ABD Başkanı Trump, Tahran’a büyük öfke bilemesine rağmen ‘Taraf tutmuyoruz’ diyerek bir ölçüde sahada İran ile aynı safta yer aldı. Bu da şöyle yorumlanıyor...

Aslında ABD Yönetimi, seçimlere hazırlanan ve mezhep kavgalarına rağmen ülkeyi bir arada tutabilecek bir isim olarak değerlendirilen Irak Başbakanı

Yazının devamı...

Yeni Almanya Türkiye’yi nasıl etkiler

29 Eylül 2017

Almanya’daki bu dönemin hem Avrupa Birliği hem de Türkiye ile ilişkilerde şüphesiz yansımaları olacaktır.

Almanya, Merkel’in Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU/CSU) partileri ile Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) oluşturduğu büyük koalisyon ile yönetiliyordu. Seçimler aslında Avrupa’nın ‘demir leydi’sinin 2015 yılında mültecilere kapılarını açmasıyla şekillenen göç politikası açısından da bir halk oylaması niteliğindeydi.

Sonuçta seçimlerde Merkel’in CDU ve küçük ortağı CSU beklenenden daha büyük bir oy kaybı yaşadı. Keza SPD’de de tarihinin en büyük yenilgilerinden birini aldı.

Seçimin kazananı ise CDU/CSU’dan kaçan muhafazakâr oylarla, Doğu Almanya’dan gelen tepki oylarını toplayan ‘Almanya için Alternatif’ (AfD) partisi oldu.

2013’te popülist muhafazakâr parti olarak kurulan ancak giderek aşırı sağa kayan AfD, göç ve İslam karşıtı söylemiyle yüzde 13’ün üzerinde bir oy toplarken, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez aşırı sağcı bir parti federal parlamentoya girme hakkı kazandı.

YEREL SEÇİMLER KRİTİK

SPD anamuhalefete geçmeye hazırlandığından CDU’nun Yeşiller ve Hür Demokratlar (FDP) ile koalisyon kurması bekleniyor. Ancak henüz koalisyon görüşmeleri başlamış değil. Bunun en önemli nedenlerinden biri 15 Ekim’de ‘Aşağı Saksonya’ eyaletinde yapılacak yerel seçimler. Çünkü pazarlıkların olası seçmen eğilimlerini etkileyebileceği endişesi var.

Partilerden yapılan açıklamalardan hükümet kurma sürecinin tartışmalı geçeceği anlaşılıyor.

Yazının devamı...

10 maddede Kürt referandumu

22 Eylül 2017

Erbil yönetimi amacın ‘bağımsızlık’ olduğunu, ancak bağımsızlığa denk gelecek garantiler karşısında referandumun yapılmayacağı, bunun yerine pazartesi günü büyük bir kutlamanın olacağı mesajını veriyor.

2- Türkiye, İran ve Irak dışişleri bakanlarının önceki gün New York’ta üçlü referandum zirvesi yaptığı saatlerde ABD’den Barzani’ye bir sert açıklama daha geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Barzani’yi ‘referanduma şiddetle karşıyız’ diyerek bir kez daha uyararak ‘pazarlık şansını kaybedersiniz’ dedi. Üçlü zirveden çıkan mesaj da ‘Referanduma karşıyız. Karşı tedbirler almayı gündemimize aldık’ yolundaydı.

3- Türkiye bir yandan sınırda Irak Kürt bölgesine karşı askeri gövde gösterisinde bulunuyor. Esas yaptırımların ne olabileceğine dair işaretler ise bugün öğleden sonra Ankara’da yapılacak Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında nispeten şekillenmiş olacak. BM Genel Kurulu toplantıları için New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptırımların ne olacağı sorularına karşılık MGK’yı hatırlatarak ‘sıradan olmayacak’ yanıtını vermişti.

TÜRKİYE’NİN KARTI

4- Uluslararası yorumculara göre Erbil’e karşı en güçlü kart Türkiye’nin elinde. Bağdat ile Erbil arasında yapılan petrol geliri paylaşımı anlaşmasının çökmesinin ardından Kürt Bölgesel Yönetimi’nin can damarı Türkiye üzerinden geçen petrol boru hattı. Çünkü anlaşmaya göre Irak’ın toplam petrol gelirlerinin yüzde 17’si Erbil’e aktarılacaktı ve 2014 yılından bu yana gelirler kesildiği için ekonomik kriz yaşayan Kürt yönetimi, Türkiye üzerinden petrollerini dünya piyasasına satmaya başladı.

5- Türkiye hükümetleri, 2005 yılında Irak anayasasıyla özerk bir yapıya geçmeye başlayan Kürt yönetimleriyle genelde iyi ilişkiler içinde oldu. Özellikle de Tayyip Erdoğan’ın önce başbakanlığı, sonra da cumhurbaşkanlığı döneminde bu iyi ilişkiler sürdü. Şimdi ise bu dostluk ilişkisi referandum sınamasıyla karşı karşıya.

6- Türkiye’nin etkili kartı, elindeki petrol vanası. IKBY, Kerkük bölgesi dahil günde 600 bin varil petrol çıkarıyor ve bunun 550 bin varili Türkiye üzerinden ihraç ediliyor. Türkiye’nin vanayı kapatması halinde IKBY’nin bağımsızlığı için gerekli para akışı da durmuş olur. Ancak vana iki tarafı keskin bir bıçak gibi. Çünkü böyle bir ekonomik yaptırıma gidilmesi Türkiye’yi de transit geçiş ücretinden men ederken Kürt bölgesiyle ekonomik ve ticari ilişkiler darbe yiyebilir ve Türk girişimcileri de olumsuz etkileyebilir.

7- Kürt yönetiminin; statüsü tartışmalı olan, Türkmen ve Arapların da hak iddia ettiği petrol zengini Kerkük’ün de referandum kapsamına alınmasına yeşil ışık yakmasıyla gerilim daha da yükseldi. Irak Yüksek Mahkemesi referandumu

Yazının devamı...