Nilgün Tekfidan Gümüş
Nilgün Tekfidan Gümüş
Nilgün Tekfidan GümüşYazarın Tüm Yazıları

Dünya ne zaman ‘Dur’ diyecek

Polonya’daki Nazi toplama kampını ziyaret etmiştik yıllar önce.

Haberin Devamı

Şubat ayında kar kıyamet bir havaydı.

Auschwitz toplama kampında katledilen Yahudilerin gözlükleri bir odaya, bavulları başka bir odaya, kesilmiş saçları başka bir odaya yığılmıştı.

Müzeyi gezdikçe, yaşanan vahşeti idrak ettikçe, işlenen suçun büyüklüğüyle dehşete düşmüştüm.

Birkenau tarafına geçmiştik sonra. Keskin bir soğuk ve tipi vardı. Rüzgâr, karları önüne katıp tahta barakaların bir yanından öbür tarafına savuruyordu.

Bir zamanlar masum insanlar, kadınlar, çocuklar aç ve sefil halde burada yaşamaya mahkûm edilmişti. Binlercesi ise gaz odalarında soykırıma uğramıştı.

Yahudilerin toplu kıyımı insanlığın yüz karasıydı.

SOYKIRIM SONRASI GÖÇ

ULUSLARARASI toplum 1933-45 döneminde yaşanan Alman Nazi zulmünü önlemede geç kalmıştı.

Holokost’tan kurtulan Yahudiler de kendilerini Avrupa ülkelerinde güvende hissetmiyordu. Birçoğu ABD’ye göç etmeyi tercih etti, geri kalanlar ise Filistinli Arapların yaşadığı vaat edilmiş’ topraklara gitmeye teşvik edildi.

Haberin Devamı

Yıllar içinde Filistinliler sistematik bir şekilde topraklarından sürülüp Yahudi göçmenler için yer açıldı, olmadı şiddete başvuruldu. Ve sonunda 1948’de İsrail devleti kuruldu. 1967 yılında ise İsrail, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Kudüs’ü işgal etti.

Yüzbinlerce Filistinli bu dönemde Lübnan’a, Suriye’ye ve Ürdün’e sürüldü. Diğerleri ise Batı Şeria’da Gazze Şeridi’nde açık hava hapishanesinde gibi yaşamaya mahkûm edildi.

İki devletli çözüm girişimleri karşılık bulmadı. Filistinliler Hamas ve El Fetih diye ikiye bölündüğü gibi bu bölünmüşlük İsrail’in işine yaradı. Bu arada iki tarafta da aşırıcılar giderek palazlandı.

HAMAS’IN BASKINI

7 Ekim 2023’te Hamas, İsrail’e akıl almaz bir saldırı düzenledi. Sivilleri katletti, aralarında çocuk ve yaşlıların da bulunduğu 200’den fazla İsrailliyi kaçırdı. Elbette şiddet dalgası kabul edilecek gibi değildi. 1200 İsrailli öldürülmüştü.

Kimileri saldırıların durduk yere olmadığını, İsrail’in Gazze’yi yıllarca abluka altında tuttuğunu hatırlattı. Ayrıca İsrail’in böyle bir saldırıyı niye engelleyemediği çok konuşuldu. Yok ‘istihbarat zaafı’ dendi, yok ‘İsrail izin verdi’ dendi.

Haberin Devamı

Ancak Başbakan Binyamin Netanyahu, Hamas’a karşı uzun ve zorlu bir savaş ilan etti.

Gazze, yakın zamanda emsali görülmemiş bir yıkım ve ölümle karşı karşıya kaldı.

Katar, Mısır, ABD, İsrail, Hamas arasında bitmek bilmeyen rehine takası ve ateşkes müzakereleri süre dursun 30 bin Filistinli can verdi.

HAKSIZ SUÇLAMA

İSRAİL orantısız bir savaş yürütürken, Batılı yorumcular ‘Ama 7 Ekim unutulmamalı. Çünkü İsrail varoluşsal bir tehditle karşı karşıya’ gibi bir tez öne sürdü. Filistinlilerin yaşam hakkını savunanlar durduk yere anti-semitik ve Yahudi düşmanı olmakla suçlandı.

Oysa Filistin’in var olma hakkını savunmak, İsrail’in varlığını reddetme anlamına gelmez. Filistin-İsrail meselesinde iki devletli, adil ve kalıcı bir çözüm istense pekala da bulunabilir.

Haberin Devamı

Ama Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin İsrail’e ‘Dur’ diyemediği, Arap ülkelerinin Tel Aviv’e sessiz kalmayı tercih ettiği, Filistinlilerin de birlik olamadığı bir ortamda belli ki, çözüm de pek yakın değil.

AÇLIKLA CEZALANDIRMAK

GAZZE Şeridi’nin kuzeyi savaş başladığından bu yana büyük yıkım görürken nüfusun çoğunluğu Mısır sınırına yakın Refah kentine göç etti. Ancak özellikle insani yardımların pek ulaştırılamadığı Gazze’nin kuzeyinde büyük yokluk ve açlık olduğuna dair haberler geliyor.

Fransız AFP Ajansı’na konuşan Cebaliye kampından bir baba, açlık riskine karşılık sahip oldukları iki atı kesip çocukları ve komşularına yedirdiğini ama onlara söylemediğini anlatıyordu.

Haberin Devamı

Sosyal medyaya gıda yetersizliğinden bir deri, bir kemik kalmış bebeklerin görüntüleri düşüyor.

Gıda kamyonu bekleyen insanların üzerine ateş açılıyor.

21’inci yüzyılın orta yerinde insanın akıl sır erdiremediği bir vicdansızlık ve acımasızlık var ortada.

Yahudi soykırımı 20’nci yüzyılın en büyük suçlarından biriydi.

Şimdi ise İsrail’in saldırılarıyla 2.3 milyon Filistinli toplu cezalandırılıyor.

Dünya bu suça ortak olmaktan ne zaman vazgeçecek?

Yazarın Tüm Yazıları