Nilgün Tekfidan Gümüş

Nilgün Tekfidan Gümüş

ngumus@hurriyet.com.tr

Sorular, cevaplar... Suriye’de ne oldu

20 Ocak 2026
Suriye’de 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması konusunda ayak sürüyen SDG, Suriye Ordusu’nun sahada ortaya koyduğu askeri kararlılığın ardından geri adım atarak ülkenin kuzeydoğusuna çekildi ve Şam ile 18 Ocak Mutabakatı’nı imzalamak zorunda kaldı. Suriye’de ortaya çıkan bu yeni tablo ne anlama geliyor?

1. Tam entegrasyon olacak mı?

10 Mart 2025’te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi, Şam’da el sıkışmış, doğu ve kuzeydoğu vilayetlerinin merkezi yönetime entegre olması konusunda anlaşmıştı. Ancak Abdi daha bölgeye geri dönmeden SDG içinden bazı unsurlar ‘merkezi bir yapı olmaz, adem-i merkeziyetçi bir yapılanma olmalı’ diyerek itiraz etmişti. Bir diğer konu ise SDG’nin Suriye ordusuna dahil edilmesiyle ilgili anlaşmazlıktı. SDG 3 tümen halinde, Şam ise SDG’nin bireysel olarak orduya katılımını talep etti. 18 Ocak Mutabakatı ise SDG'nin orduya bireysel entegrasyonunu öngörüyor.

2. YPG/PKK yapısı korunacak mı?

Önceki günkü uzlaşmanın 5’inci maddesi SDG’nin tüm askeri ve güvenlik unsurlarının güvenlik taraması sonrasında Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıkları’na bireysel olarak dahlini öngörüyor. 12’nci maddede ise SDG tüm yabancı PKK liderlerini ve unsurlarını Suriye dışına çıkarmayı taahhüt ediyor. Mutabakatın uygulanması halinde yeni Suriye’de YPG/PKK yapılanmasına bir yer kalmıyor gibi. Terör örgütü YPG/PKK’nın Suriye’de tehdit olmaktan çıktığı bir tablo Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından da son derece önemli bir gelişme.

3. ABD, SDG’yi sattı mı?

ABD, terör örgütü DEAŞ ile mücadelede SDG’yi bir kara gücü olarak kullandı. Ancak ABD’li yetkililer arada yaptıkları açıklamalarda SDG ile işbirliğinin stratejik değil, taktik bir işbirliği olduğunu söylüyorlardı. ABD’de Trump yönetiminin iktidara gelmesi sonrasında Türkiye-Washington ekseninde ilişkilerin yeniden raya girmesiyle Suriye’de devlet bütünlüğünün korunması ABD tarafından da güçlü bir şekilde desteklendi. Bazı Amerikalı yorumcular dahil şimdi ABD’nin SDG’yi sattığı değerlendirmelerini yapıyor. Ancak Suriye’deki Kürt azınlığın da Kürtçe eğitim, Kürtçe’nin ulusal bir dil kabul edilmesi, Kürtlere eşit vatandaşlık gibi tarihi kazanımları söz konusu.

4. SDG nerede hata yaptı?

SDG’nin ademi merkeziyetçi bir yapıda ısrarcı olması, 3 tümen halinde orduya katılım gibi talepleri 10 Mart Mutabakatı sürecini akamete uğratırken gelinen noktada ise SDG müzakerelerin başlangıç noktasından daha da azına razı olmak zorunda kalmış oldu. SDG’nin uluslararası arenada yükselen Şam grafiğini göremediği gibi kendi askeri potansiyeliyle ilgili hatalı hesaplamalar yaptığı da söylenebilir. ABD’den beklediği desteği bulamadığında SDG geri adım atmışa benziyor.

Yazının Devamını Oku

Bakan Fidan’dan kritik açıklamalar: İran’da askeri müdahaleye karşıyız

16 Ocak 2026
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın dün İstanbul’da düzenlediği geleneksel yıllık değerlendirme toplantısına büyük ilgi vardı. Geçen yılın aksine bu yıl Türk ve yabancı basın mensuplarının yanı sıra, akademisyen ve güvenlik konusunda uzmanlar da davetliler arasına eklenmişti.

Bakanın önemli konulardaki değerlendirmeleri şöyle:

‘YENİ BİR KRİZİ BÖLGE KALDIRAMAZ’

* ABD’nin İran’ı tehdit ettiği bir ortamda merak edilen konu tabi İran’a bir müdahale ihtimali olup olmadığıydı. Fidan, İran’ın Türkiye’nin komşusu ve yüzyıllara dayanan değişmeyen bir sınırı olduğuna işaret ederek “İran’da olacak olan her şey bizi yakından ilgilendirdiğinden bu gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. İran’a yönelik askeri bir müdahaleye karşıyız” diyerek net bir tavır koydu ortaya.



YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ

Yazının Devamını Oku

Donroe dünyasına hoş geldiniz

9 Ocak 2026
2026’nın gelişi 2025’ten belliydi. Ancak uluslararası ilişkiler yeni yıla tahmin edilenin çok ötesinde hızlı bir giriş yaptı.

Doğrusu ABD’nin gidip de Venezuela lideri Nicolas Maduro’yu ve eşini yatağından alıp yargılanmak üzere ABD’ye götüreceği pek kimsenin aklına gelmiyordu.

TARTIŞMA ÇIKARDI

MADURO operasyonu gerisinde büyük bir tartışma bıraktı. ‘ABD ordusunun egemen bir ülkenin toprağına girip ülke liderini kaçırması uluslararası hukukun ayaklar altına alınması değil de nedir’ sesleri yükseldi bir yandan. Diğerleri ise Maduro da az değildi, Sosyalist devrimci adı altında kendisine lüks bir hayat kurup vatandaşını fakirliğe mahkûm etmedi mi’ diye karşı argüman geliştirmeye çalıştı.

Trump ise netti; ne demokrasi, ne insan haklarıydı önceliği, ‘Venezuela petrolümüzü çaldı, şimdi onu geri alacağız’ dedi. Eski Venezuela lideri Hugo Chavez ve Maduro döneminde petrolün kamulaştırılıp yabancı şirketlerin ülkeden uzaklaştırılmasını kastediyordu.

İŞBİRLİĞİ Mİ YAPTI

VENEZUELA operasyonuyla ilgili bir diğer tartışmayı da not etmek lazım. Milislerini seferber eden, silah dağıtan Maduro rejimi nasıl olup da ABD operasyonunu engelleyemedi? İçeriden yardım eden birileri mi vardı? Trump yönetiminin Venezuela muhalefeti yerine Maduro yönetiminin ağır toplarıyla ilerleme kararı alması kafaları daha da karıştırdı.

Yoksa Maduro’nun yerine yemin edip göreve başlayan Delcy Rodriguez miydi selefini satan? Trump da yeni yönetimin işbirliği yaptığını, ABD’ye petrol vereceğini, sadece ABD ürünleri satın alacaklarını anlatıyordu. Dün New York Times Gazetesi’nde yayınlanan röportajında ise Venezuela’da ne kadar kalınacağına dair soruya ‘Zaman gösterecek’ diye yanıt verirken yıllar süreceğini ima ediyordu.

NAPOLYON’DAN SATIN ALMIŞTI

Yazının Devamını Oku

2025 yılının devredeni çok

26 Aralık 2025
2025 yılı tabiri caizse ‘rüzgâr gibi’ geçti. Uluslararası gündem açısından neredeyse olaysız ve ABD Başkanı Donald Trump’sız bir günümüz geçmedi.

 

GAZZE’DE ATEŞKES

7 Ekim 2023’te Hamas baskınıyla başlayan ve İsrail’in kanlı müdahalesiyle devam eden Gazze krizi yılın en zorlu başlıklarından biriydi. İsrail’in Hamas’ı teslim olmaya zorlayacağı hesabıyla Gazze Şeridi’ni abluka altına alarak yüzbinlerce insanı açlığa mahkûm etmesi bir yandan uluslararası tepkileri tetiklerken bir yandan da ateşkes çağrılarını beraberinde getirdi.

ABD Başkanı Trump’ın da İsrail’e baskısı, Türkiye ve Katar gibi ülkelerin de devreye girmesiyle savaşın 733’üncü gününde nihayet ateşkes sağlanabildi.

İKİNCİ AŞAMA SANCISI

ANLAŞMAYA göre Hamas’ın elindeki son rehinenin de teslim edilmesiyle ikinci aşamaya geçilmesi gerekiyor. Hamas, henüz çatışmalarda öldüğü tahmin edilen son rehine, İsrailli güvenlik görevlisi Ran Gvili’yi teslim etmiş değil.

Ayrıca planın ikinci aşamasında göreve başlayacak Uluslararası İstikrar Gücü konusunda henüz bir netliğe varılamadığı anlaşılıyor.

İsrail, Hamas’ın silahsızlandırılmasını şart koşarken Arap ülkeleri Hamas ile karşı karşıya gelme riski nedeniyle Gazze gücü için bir taahhüt altına girmekten uzak duruyor. İsrail, Türk askerinin Gazze’de görev almasını ise reddetmeyi sürdürüyor.

Yazının Devamını Oku

Trump’ın belgesi Avrupa’nın korkusu

19 Aralık 2025
İKİNCİ Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ortaklığı ABD’nin de desteğiyle bir barış projesine dönüşmüştü.

Avrupa ülkeleri kendi refah toplumlarını yaratırken onbinlerce ABD askeri de Avrupa’nın güvenliği için yaşlı kıtada nöbet tutmuştu. Şimdi ise uluslararası sistem ABD liderliğindeki tek kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçişi yaşıyor.

UKRAYNA İLK SINAV

BİR anlamda yeni dünya düzenine geçiliyor. Daha Donald Trump’ın ilk döneminde ABD Yönetimi, NATO’daki Avrupalı ortaklarına, ‘silaha, savunmaya daha fazla yatırım yapın’ diye baskı kurmaya başlamıştı. Ukrayna krizinin gölgesinde ise ikinci Trump yönetimi, Kiev’in askeri anlamda desteklenmesi için önceki Joe Biden yönetiminin aksine para akıtmayı reddediyor.

STRATEJİ DEĞİŞİKLİĞİ

BEYAZ Saray’ın yayınladığı Kasım 2025 tarihli Amerikan Ulusal Güvenlik Strateji belgesi, savaşın Avrupa’da yayılmasının engellenmesini hedef olarak koyarken mesela Rusya’dan ‘hasım’ olarak söz etmediği gibi, Moskova ile ‘stratejik istikrarın yeniden hayata geçirilmesi’ni gündeme getiriyor.

Ayrıca belgede Avrupa medeniyetinin göç ile yeterince mücadele edilmediği için yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu iddia ediliyor. ABD’nin yıllarca vatandaşının çıkarına olmayan küresel sorunların yükünü üstlendiği belirtilen belgede artık müttefik ve ortakların kendi bölgelerinde daha fazla rol almaları ve kolektif savunmaya daha fazla kaynak ayırmaları gerektiği vurgulanıyor.

BÖLGESEL GÜÇLER DÖNEMİ

TRUMP

Yazının Devamını Oku

10 maddede Suriye’nin birinci yılı

5 Aralık 2025
YIL DÖNÜMÜ: Suriye’de önümüzdeki pazartesi Heyet Tahrir eş Şam (HTŞ) örgütünün 13 yıl süren iç savaş sonrasında Esad rejimini devirmesinin birinci yıl dönümü. Eski HTŞ lideri yeni Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki Şam yönetimi ülkenin derin yaralarını sarmaya çalışırken bir yandan çeşitli etnik ve mezhep gruplarını bir arada tutarak ülke bütünlüğünü koruma açısından zorlu da bir sınav veriyor.

- GERİ DÖNÜŞLER SÜRÜYOR: BM Mülteciler Yüksek Komiserliği rakamlarına göre bir yılda yaklaşık 550 bini Türkiye’den olmak üzere yurtdışında yaşayan bir milyondan fazla Suriyeli mülteci ülkelerine geri döndü. Suriye içinde de yerinden olmuş 2 milyondan fazla kişi hasar görmüş olsa da memleketlerine dönmeyi tercih etti.

- BİRÇOK ZORLUK: Esad’ın devrilmesiyle Ortadoğu’daki jeopolitik dengeler de değişirken Şam Yönetimi, bir yandan Alevi, Hıristiyan, Kürt, Dürzi gibi farklı azınlık gruplarıyla uzlaşma sağlamaya çalışırken toprak bütünlüğünün korunması, demokratik ve çoğulculuk temelinde işler bir siyasi sistem oluşturulması anlamında başta Türkiye ve ABD’den de destek buluyor. Ancak Şam, azınlıklarla henüz bir uzlaşma zemini sağlayamadığı gibi bir yandan da ülkenin güneyinde işgalini genişleten İsrail tehdidiyle de baş etmek durumunda kalıyor.

- İSRAİL İŞGALİ: Esad sonrasında Golan Tepeleri’nin Suriye tarafını da güvenlik iddiasıyla işgal eden İsrail, Şam ile olası bir çatışmasızlık anlaşmasına ise hevesli durmuyor. İsrail, Şam’ın güneyinin silahsızlandırılmış bölge olmasını isterken Şara yönetimi, 1974 tarihli çatışmasızlık anlaşması uyarınca İsrail ordusunun Aralık 2024’te bulunduğu sınır hattına geri dönmesini talep ediyor.

- TRUMP’IN DESTEĞİ: Güçlü liderler ile çalışmayı sevdiği bilinen Trump, Şara’ya da ülkeyi düzlüğe çıkarması için şans verilmesini destekliyor. Bu bağlamda hafta arasında Şara tarafından kabul edilen ABD’nin Ankara ve Şam Temsilcisi Tom Barrack’ın 10 Kasım’da Oval Ofis’te çekilmiş Trump ve Şara fotoğrafını hediye etmesi manidardı. Trump’ın kendi el yazısıyla “Ahmed, büyük bir lider olacaksın ve ABD yardım edecek” diye not düşmesi de Washington’ın desteğini gösteriyordu.

- NETANYAHU’YA UYARI: Yine hafta başında Truth Social’dan paylaşım yapan ABD Başkanı, “İsrail’in Suriye ile güçlü ve samimi bir diyaloga sahip olması, Suriye’nin müreffeh bir ülkeye dönüşmesini engelleyecek hiçbir şey olmamalı” yolundaki paylaşımı İsrail’i ender de olsa uyaran bir tondaydı. Bu paylaşım sonrası İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu arayıp onu yeniden Beyaz Saray’a çağıran Trump’ın Gazze’nin yanı sıra Suriye dosyasını da masasında tuttuğu anlaşılıyor.

- SDG İLE UZLAŞMA YOK: Suriye’de güçlü bir komşu istemeyen ve istediği vakit sınır ötesi operasyonlarla bölgeyi Şam’a karşı kullanma çabası içinde olduğu yolunda yorumlar yapılan İsrail’in aynı zamanda Kürt ve Dürzi kartını elinde tutmak istediği de konuşulanlar arasında. 10 Mart’ta Şara ile terör örgütü PKK’nın uzantısı SDG elebaşı Mazlum Abdi’nin Şam’da el sıkışmasına rağmen mutabakatın uygulanması konusunda ilerleme sağlanabilmiş değil.

- ADEM-İ MERKEZİYETÇİLİK TALEBİ: Şam yönetimi, ABD tarafından terör örgütü DEAŞ ile mücadele için eğitildiği söylenen SDG’nin silah bırakıp Suriye güvenlik ve ordu yapısına entegre olmasını talep ederken karşı taraf birlikler halinde rejime dahil olma gibi bir öneri getiriyor. Ayrıca siyasi otoritenin Şam’da toplandığı merkezi bir yapı yerine yerel yönetimlerin büyük yetki sahibi olduğu adem-i merkeziyetçi bir yönetim biçimi konusundaki taleplerini sürdürüyor.

-

Yazının Devamını Oku

Ukrayna planından barış çıkar mı

28 Kasım 2025
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna barışı için öne sürdüğü 28 maddelik plan uluslararası siyaset gündemini epeyce meşgul ediyor.

Ukrayna ve Avrupa, Rusya yanlısı olduğu gerekçesiyle plana şiddetle karşı çıkarken gelinen noktada 19-20 maddelik revize edilmiş yeni bir taslaktan bahsediliyor.

28 maddelik ilk planı havada kapan Rusya’nın şıkları Kiev lehine elden geçirilmiş yeni taslağa ise mesafeli olduğu gelen açıklamalarından anlaşılıyor.

PLAN NASIL OLUŞTU

ULUSLARARASI medyaya yansıyan haberlere göre Gazze barış anlaşması sonrasında Trump yönetiminde Ukrayna için de benzer bir planın hazırlanması fikri oluşuyor. Yine başrolde de Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner yer alıyor.

Hafta içi Bloomberg’de yayınlanan telefon görüşmesi dökümlerinden planın hazırlanmasından Rusya’nın da haberdar olduğu anlaşılıyor. Buna göre 14 Ekim’de Witkoff ile Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov ile yapılan telefon görüşmesinde Witkoff, Ukrayna barışı için Gazze planı gibi bir planın hazırlanabileceğini söylüyor. Hatta Uşakov’a, Rusya lideri Vladimir Putin’in ABD lideri ile telefon görüşmesinde Trump’ın Gazze planını övmesini salık veriyor. Yine Ukrayna planı hazırlığında Putin’e yakın bir isim olan Kirill Dmitriyev ile de Miami’de gizli görüşmeler yapıldığı, fikir alındığı iddialar arasında.

NİYE TEPKİ ÇEKTİ

ORTAYA çıkan 28 maddelik teklif büyük ölçüde Moskova’nın taleplerini karşılıyor, hatta 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya karşı işgal başlatan Rusya’yı mükafatlandırıyor gibi duruyor. Dolayısıyla Ukrayna’ya ağır toprak tavizi öngören, Kiev’e NATO üyeliğine kapıyı kapatan, savaş suçlarına af getiren plan saldırıya uğrayan ülkenin bir anlamda teslim bayrağı çekmesi anlamına gelecek nitelikte unsurlar içeriyor.

Avrupa müzakerelerde saf dışı bırakıldığı, Kiev ise zor şartlar dayattığı gerekçesiyle teklife karşı çıkarken geçen hafta sonundan beri ABD ile süren pazarlıklarda Ukrayna’nın görüşlerini de dikkate alan yeni bir metin üzerinde uzlaşıldığı, kritik maddelerin ise

Yazının Devamını Oku

ABD’nin Şam ve Riyad’ı İsrail ile barıştırma çabası

7 Kasım 2025
ABD Başkanı Donald Trump önümüzdeki günlerde Washington’da Ortadoğu’dan iki önemli ismi konuk etmeye hazırlanıyor.

10 Kasım’da Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, 18 Kasım’da da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Washington’da olması bekleniyor. Gazze barış planında ikinci aşamaya geçilip Uluslararası İstikrar Gücü’nün konuşlandırılması için pazarlıkların sürdüğü bir dönemde Washington bir yandan da daha ileriki aşamaların zemininin oluşturması için temaslarını yoğunlaştırmışa benziyor.

BEYAZ SARAY’DA BİR İLK

ŞARA’nın ziyareti birçok yönden tarihi bir ziyaret olmaya namzet. Suriye’nin kurulduğu 1946’dan bu yana ilk kez bir Suriye lideri Washington’a resmi ziyaret düzenlemiş olacak. Gerçi Şara, eylül ayında BM Genel Kurulu açılış toplantıları için New York’a gitmiş, mayıs ayında da Suudi başkenti Riyad’da ABD Başkanı Trump ile el sıkışmıştı. Daha düne kadar Suriye’de HTŞ örgütünün lideri olarak Muhammed el Colani kod adlı Ahmed Şara’nın başına 10 milyon dolar ödül koymuş olan ABD, bu kez Şara’yı Beyaz Saray’da ağırlayacak. Trump, Şara’ya şans verilmesinden yana.

YAPTIRIMLAR KALKACAK MI

ABD, bir yandan kuzey terör örgütü PKK’nın uzantısı SDG ile Şam arasında ortak paydanın bulunması için pazarlıklarda aktif rol alırken öte yandan İsrail ile Suriye arasında bir güvenlik anlaşmasının hayata geçirilmesi için çalışıyor.

Ve Şara’nın ziyareti öncesinde ABD-Suriye ekseninde ilginç iddialar uluslararası basında yer almaya başladı. Amerikan AP Ajansı’na göre ABD, Şara ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab’a yönelik yaptırımların kaldırılması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne karar taslağı sundu.

ABD ŞAM’A ÜS MÜ KURUYOR

DÜN

Yazının Devamını Oku