Nilgün Tekfidan Gümüş

S-400 için çıkış var mı

19 Şubat 2021
ABD’de Joe Biden yönetimi iktidara geleli yaklaşık bir ay oluyor. Başkan Biden, selefi Donald Trump döneminde terk edilen uluslararası kurumlara, anlaşmalara geri dönerken dış politikayı da gözden geçiriyor.

TEMASLAR BAŞLADI

BIDEN yönetimi ile Türkiye arasında da ilk temaslar gerçekleşmeye başladı. İlk görüşme ay başında Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan arasında yapıldı. İkinci görüşme ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve ABD’li mevkidaşı Antony Blinken arasında gerçekleşti.

Blinken görüşmesi tam da ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price’ın Gara saldırısında 13 Türk vatandaşının öldürülmesiyle ilgili yaptığı tuhaf açıklama sonrasında geldi.

Price, bu açıklamada ‘Türk sivillerin terör örgütü olarak tanınan PKK tarafından öldürüldüğüne dair haberler doğruysa, bu eylemi mümkün olan en güçlü şekilde kınıyoruz’ demişti.

Blinken’ın Çavuşoğlu ile yaptığı görüşme sonrasında ise ABD Dışişleri, net ifadelerle Türk vatandaşlarının öldürüldüğü Gara saldırısından terör örgütü PKK’yı sorumlu tuttu.

SAVUNMA SİSTEMİ VURGUSU

BIDEN yönetimi ile yapılan iki temas sonrası ABD’den gelen açıklamalarda vurgu yapılan başlıca konular arasında Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 füze savunma sistemi konusu da vardı.

Malûm eski ABD Başkanı

Yazının Devamını Oku

Aşı bencilliği ters tepebilir

29 Ocak 2021
Koronavirüse karşı aşı temini, kitlesel aşılama dünyayı ciddi bir sınavla daha karşı karşıya bırakıyor.

Aşı şirketleri siparişleri karşılamada geç kalırken zengin ve yoksul ülkeler arasındaki aşı adaletsizliği de giderek su yüzüne çıkıyor.

ALMANYA’NIN SINAVI

ŞU günlerde dünya gündeminin arka planında aşı temini konusunda öyle çok tartışma var ki. Avrupa mesela. Avrupa Birliği Komisyonu ve Almanya ile İngiliz-İsveç şirketi AstraZeneca arasında müthiş bir gerilim yaşanıyor.

Amerikan Pfizer ve Alman BioNTech şirketinin yeni tesisler kurması, aşı üretiminde sıkıntılar yaşanmasına ve bu yüzden Almanya’da aşılamanın yavaşlamasına yol açtı. Yine Almanya’da AstraZeneca’nın aşılarda İngiltere ve ABD’ye öncelik vereceği kuşkusu büyük tartışma konusu oluyor.

Alman Bild gazetesi dün emeklilerin Sağlık Bakanı’na yönelik ‘Yalvarıyoruz aşılarımızı yapın’ çağrısını birinci sayfaya taşımıştı. Almanya’da eylül ayında genel seçimler var ve bu durum Başbakan Angela Merkel’in Hıristiyan Demokrat Partisi’ni de büyük bir sınamayla yüz yüze bırakıyor.

zengine var, yoksul beklesin

AŞI konusunda dikkat çeken diğer bir bölge Ortadoğu. İsrail, aşılamada en başarılı giden ülkeler arasında yer alıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar gibi Körfez’in zengin ülkeleri de aşılamada öne geçerken Yemen, Suriye, Lübnan gibi savaş ve krizlerin vurduğu ülkeler bir de aşı konusunda darbe yiyor.

Koronovirüsün tıbbi imkansızlıklar nedeniyle daha ölümcül olduğu yoksul Afrika da aşı ihtiyacını karşılamak için mücadele veriyor. En yoksul ülkeler için kurulan aşıya erişim fonu COVAX üzerinden 600 milyon doz aşı temin edilmesi bekleniyor.

Yazının Devamını Oku

ABD’nin imaj sorunu var

15 Ocak 2021
ABD son yılların belki de en kritik günlerini yaşıyor.

Bir yanda 3 Kasım seçim sonuçlarını kabul etmeyen bir ABD Başkanı ve onu ateşli bir şekilde desteklemeye hazır taraftarları. Öte yanda asker koruması altında görev süresi sona ermek üzere olan başkan hakkında azil süreci başlatan Kongre ve yine asker koruması altında yemin etmeye hazırlanan yeni ABD başkanı.

Doğrusu ABD’nin imajı yakın tarihte hiç bu kadar zedelenmemişti.

İyi de süpergüç nasıl oldu da bu noktaya geldi? Bunu elbette bir köşeyazısıyla analiz etmek mümkün değil ama, bazı unsurlara dikkat çekmek isterim.

TRUMP FAKTÖRÜ

MALUM Donald Trump seçim yarışına ilk girdiğinde kimse pek şans vermemişti. Başkan olduğunda bile ‘outsider’, yani bu makama uygun olmayan dışarıdan gelmiş biri gibi görüldü. Bir de Rusya’nın Trump lehine seçimlere müdahale ettiği iddiaları vardı ki, epey tartışma götürdü.

Trump’ın yönetim biçimine ise iki unsur damgasını vurdu. Öngörülemez olması ve devletin kurumlarının sözcülerini bir yana bırakıp Twitter’ı kamuyla doğrudan iletişim aracı haline getirmesi. ABD’de sabah olduğunda Trump’ın yaptığı ilk iş Twitter’dan hasımlara gözdağı veren, yandaşları ateşleyici tweet’ler atmak oluyordu.

KOMPLO TEORİLERİ

BAŞKAN Trump’ın ‘Amerika’yı yeniden harika yap’

Yazının Devamını Oku

Mesele sadece S-400 füzeleri mi

18 Aralık 2020
2020’de geri sayıma geçtiğimiz şu günlerde haftaya ABD’nin Türkiye’ye yaptırım kararı damgasını vurdu.

AB’nin 10-11 Aralık zirvesinde Türkiye’ye yönelik Doğu Akdeniz krizi nedeniyle istenen yaptırımları kısıtlı tutması bir rahatlama yaratırken, ABD Başkanı Donald Trump giderayak, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alması nedeniyle yaptırım düğmesine bastı.

TRUMP İLE SON KRİZ

OBAMA döneminde ABD’den istediği şartlarda füze savunma sistemi alamayan Türkiye, bu ihtiyacını Rusya’dan karşılamak zorunda kalmıştı. Rusya ile satın alma işlemi devam ederken Trump da Türkiye’nin Obama döneminde ABD’den Patriot alamadığı için Rusya’ya yöneldiğini kabul etmişti.

Ancak bu tavra rağmen Trump döneminde Türk-ABD ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir izledi. ABD, Türkiye’yi ortağı olduğu F-35 savaş uçağı projesinden çıkarırken, Suriye’de terör örgütü PKK/YPG ile işbirliği, FETÖ’nün iade edilmemesi gibi Türkiye’yi rahatsız eden tercihlerini sürdürdü.

Öte yandan ABD Kongresi baskıyı arttırırken beklenti daha çok Trump’ın bu yaptırım dosyasını Demokrat halefi Joe Biden’a bırakabileceği yönündeydi.

MÜTTEFİKE CEZA

FAKAT Trump, başka nedenlerle veto edeceğini söylediği savunma bütçe yasasını beklemeden Türkiye’ye yaptırım kararına onay verdi. Trump yönetimi, bu adımıyla 2017’de Rusya, Kuzey Kore ve İran gibi ülkeleri hedef almak için yürürlüğe giren ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası’nı (CAATSA) ilk kez uygulayarak müttefiki Türkiye’nin savunma sanayisini hedef aldı.

CAATSA, başkana 12 maddeden en az beşini seçerek uygulama yükümlülüğü getiriyor.

Yazının Devamını Oku

Zengine var yoksula yok

11 Aralık 2020
Dünya yeni bir eşitsizlikle karşı karşıya.

Covid-19’a karşı ilk toplu aşılamalar başlarken zengin ülkelerin aşı üreten şirketlerin kapasiteleri şimdiden kapattığı anlaşılıyor.

Nüfusuna oranla en çok aşı siparişi veren ülkeler sıralamasında Kanada bir numara. Uluslararası STK’ların kurduğu Halkların Aşı İttifakı’na göre nüfusun 5 misli aşı siparişi vermiş durumdalar.

Kanada’yı İngiltere, Avustralya ve Avusturya izliyor. Onlar da çeşitli şirketlere verdikleri siparişlerle nüfuslarını birkaç kez aşılayabilirler.

Bir de madalyonun öteki yüzü var. Zenginler aşı istifçiliğini başlarken, bu gidişle yoksul ülkelerde 10 kişiden sadece birinin aşıya erişimi olabilecek.

Ve bu bencillik yüzünden, koronavirüs yeryüzünde kol gezmeye devam edecek.

Oysa teknoloji paylaşımı ile üretim kapasitesi arttırılarak bu adaletsizliğin önüne geçilebilir. Vakit hâlâ var.

Yazının Devamını Oku

Dünya aşıyı tartışıyor

4 Aralık 2020
Dünyada ilk aşılar yola çıktı. Bilim insanları, koronavirüs salgınından çıkış için şimdilik aşıyı tek çare olarak gösterirken kafalarda birçok soru var. Aşı olmalı mı, olmamalı mı? Zorunlu mu olmalı, gönüllü mü? Aşı olmazsam ne olur? İşte bazı ipuçları.

1) AŞIYA BU ŞÜPHE NİYE?

AŞILARA şüphe koronavirüsten çok önce başladı. Hatta bir süredir Batı’da ebeveynlerin çocukluk aşılarına karşı çıkması nedeniyle bu hastalıklarda artış bile başladı.

Şimdi ise sosyal medya sayesinde aşı karşıtları kendilerini kolayca örgütlüyor.

Bir de QAnon gibi komplo teorisi hareketleri var. Aslında COVID-19’un da bir grup elitin dünyayı ele geçirmek için kurdukları bir komplo olduğunu iddia ederek taraftar topluyorlar.

COVID-19 ile nüfusun azaltılacağını, aşıların da buna hizmet edeceği iddiasındalar. Ellerinde ise bir kanıt yok.

Bir de aşıların uzun vadede insanda başka hastalıklara yol açabileceğini düşünen geleneksel şüpheciler söz konusu.

Dolayısıyla tüm bunlar aşının dünya kamuoyundan bir miktar direnç görebileceği anlamına geliyor. 

Yazının Devamını Oku

AB ile zor gündem

27 Kasım 2020
Şüphesiz haftanın en dikkat çekici gelişmelerinden biri Avrupa Birliği (AB) çerçevesinde Libya’ya yönelik silah ambargosunu denetleyen İrini Harekâtı’na bağlı Alman askerlerin, Türkiye bandralı gemiye Akdeniz’de uluslararası sularda izinsiz baskın düzenlemesi oldu.

YUNAN OYUNU MU

OPERASYON, tam da Türkiye’nin 10-11 Aralık tarihli AB liderleri zirvesi öncesinde Brüksel’e olumlu sinyaller vermeye çalıştığı bir döneme denk geldi.

Baskın zaten gergin olan Türkiye-AB ilişkilerini daha da gerdi. Üstelik operasyon emrinin İrini Harekâtı’nın deniz unsurlarının başındaki Yunan komutan tarafından verilmesi, gemiye inen askerlerin Alman olması da ayrıca dikkat çekti.

Yunanistan malûm Oruç Reis’in Doğu Akdeniz’deki sismik faaliyetlerinden ötürü AB’ye Türkiye’ye yönelik yaptırımların arttırılması için yoğun baskı yapıyor, Almanya ise Türkiye ile sorunların diplomasi yoluyla çözümlenmesine öncelik veriyordu.

Roseline A isimli gemiye düzenlenen baskında Almanya’nın da yer alması ‘Berlin bir tavır değişikliğine mi gidiyor’ sorusunu gündeme getirdi.

ÇATIŞAN ÇIKARLAR

EKİM ayında yapılan AB zirvesinde Doğu Akdeniz meselesinin aralık ayındaki zirvede ele alınacağı belirtilerek pozitif gündem için süre tanınmıştı.

Türkiye’den tek taraflı eylemlerden uzak durması istenirken Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, mülteciler konusunda işbirliği, yüksek seviyeli diyalog gibi alanlarda adım atılacağına dair sinyaller verilmişti.

Yazının Devamını Oku

Karabağ’da kim ne kazandı

13 Kasım 2020
Önemli gelişmelerin yaşandığı bir haftayı geride bırakıyoruz.

ABD’de Demokrat Joe Biden’ın başkanlığı kazanmasının neredeyse kesinleşmesi, Almanya’da yerleşik Türk bilim insanları Uğur Şahin ve eşi Özlem Türeci’nin başında olduğu Biontech’in Amerikan Pfizer şirketiyle korona aşısında büyük ilerleme kaydetmesi ve Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ zaferi.

BAKÜ’NÜN ARTILARI

RUSYA aracılığında Azerbaycan ile Ermenistan arasında yapılan anlaşmanın şüphesiz en büyük kazananı İlham Aliyev liderliğindeki Azerbaycan oldu.

- Azerbaycan, 1993 yılından bu yana işgal altındaki Dağlık Karabağ civarındaki 7 rayonunun tamamını yıl sonuna kadar geri alacak. 27 Eylül’de başlayan harekâtta zaten bunların 5’inde kontrolü sağlamıştı. Ayrıca Karabağ bölgesinde kalan stratejik Şuşa kentini de geri aldı. Dağlık Karabağ toprakları yaklaşık yüzde 25 küçüldü.

- Bir diğer önemli kazanımı ise Nahçıvan üzerinden Türkiye ile ulaşım koridoru açılmasını garantilemesi oldu.

RUSYA’NIN ARTILARI

MOSKOVA bir kez daha Kafkaslar’daki en güçlü oyun kuruculardan biri olduğunu gösterme fırsatı buldu.

Baştan beri Ermenistan Başbakanı

Yazının Devamını Oku