"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yalçın Bayer

Belediyeler de ceza kapsamına alınsın

19 Ocak 2018

Bu düzenlemeye göre para cezalarının bir kısmı yerine hapis cezası verilebilecektir. Ancak çok önemli bir konu göz ardı edilmiştir. Kişiler tarafından öldürülen veya tecavüz edilen her bir hayvanın karşılığında yüzlerce kedi ve köpek belediyeler tarafından öldürülmektedir. Kısırlaştırma yapmakla yükümlü olduğu halde bu görevi yerine getirmeyen belediyeler, çoğalan hayvanları vurarak, zehirleyerek, canlı canlı gömerek, kışın kar altına yazın da susuzluktan ölecekleri ıssız, uzak kırsala atarak, bakımevi denilen ölüm kamplarında acılı ölümlere mahkûm ederek yok etmektedir.

Maalesef taslak metinde bu belediye çalışanları ve yetkililer hakkında hiçbir düzenleme yoktur. Belediyeler hayvanları çoğunlukla kapalı kapılar ardında yok ettiklerinden bu olaylar toplum tarafından duyulmamaktadır.

Gündemdeki tasarının belediyeleri de ceza kapsamına alması gereklidir.

Prof. Dr. Mirat GÜROL-Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu Başkanı (HAYKONFED)

GÜNÜN SÖZÜ

“Yaşam acımasız bir bilgisayar programıdır ve satranç uygulamasında olduğu gibi hamleleri geri çekme şansı tanımaz. Kaftancıoğlu’nun  İstanbul İl Başkanı seçilmesi ise en iyi ihtimalle CHP’yi, neredeyse Alex olayının Fenerbahçe’yi böldüğü gibi ikiye ayıracaktır.” Bedri BAYKAM

PTT ÇİFTLİK OLMUŞ!...

CHP’

Yazının devamı...

'Kurtuluş kuruluştadır'

18 Ocak 2018

Dün Canan Kaftancıoğlu, görevi Cemal Canpolat’tan devraldığı saatlerde eski İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, Atatürkçülük odaklı sert bir çıkış yaparak 13 gün sonra yapılacak kurultayda aday olacağını bildirdi. ‘Ulusalcılık ve Atatürkçülük nedir’in tarifini yaptı; herkesin ‘Nutuk’u okumasını istedi ve “Rehber CHP’dir” dedi. CHP üzerine anlattıkları, bir manifesto idi.

Annesi Gümülcineli, babası Sinoplu olan Kocasakal’ı gür ve coşkulu sesiyle kendisini dinleyenler arasında bazı ADD’li üyeler, bir grup Batı Trakyalı hemşerisi, avukat arkadaşları ve ‘gizli’ CHP’liler vardı. Epeyce bir kadın da dinleyiciler arasındaydı.Kocasakal 10 sayfalık konuşmasında özetle şunları söyledi:

‘BEN her şeyini Cumhuriyet’e, Atatürk’e, bu ülkeye borçlu bir insanım. Bu benim çıkışım bir vicdan haykırışı ve isyanıdır. Aynı zamanda bu açıklamayı Mustafa Kemal’in bir ‘askeri’ olarak yapıyorum. Atatürk’ün askeri olmak emperyalizme karşı olmaktır. Bu askerlik üniformasız, gönüllü bir askerliktir.

Türkiye’nin tek çıkış yolu, Cumhuriyet’in kurucu değerlerine, Atatürk’e geri dönmektir.

Yazının devamı...

Artvinliler 41 bin imza ile TBMM’de...

17 Ocak 2018

50 kişilik heyet Anıtkabir’i ziyaret ettikten sonra TBMM Başkanlığı’na toplanan 41 bin imzayı teslim etti; parti gruplarına da “Sürecin takipçisi olacağız” denildi.‘Artvin STK ve Platformları Türkiye Buluşması’ ilk kez iki ay önce Kocaeli’nde bir araya geldi. Toplantıda Artvin’de devam eden ve potansiyel madencilik faaliyetleri ve Cerattepe, yeşil yol, taşocakları, HES’ler ve çevre kirliliği tahribatlarının Artvin’in geleceğini nasıl tehdit ettiği anlatıldı ve tartışıldı. Artvin’in güzel doğasının başta Cerattepe olmak üzere vahşi bir saldırı altında olduğu ve tüm yaşam ve doğa savunması mücadelesine tek yürek olarak destek verileceği açıklanarak ortak bir bildiri yayınlandı.

Birçok ilde yürütülen imza kampanyasında 41 bine yakın imza toplandı.

Artvin Çevre Platformları sözcüsü, Artvinliler Hizmet Vakfı Başkanı Dr. Mustafa Melek dün şu açıklamayı yaptı:

“Cerattepe yanında son zamanlarda verilen yüzlerce yeni maden ruhsatlarının Artvin’i yaşanması mümkün olmayan bir kent haline getireceği görülmektedir. Maden işletmeleri, taşocakları, HES’ler ve yeşil yol gibi doğayı tahrip eden çalışmalar Artvinlilerin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını tehdit etmektedir. Doğayı, endemik türler başta olmak üzere, bir bütün olarak tehdit eden, insanların kültürlerine ve yaşam alanlarına kasteden, ekolojik sistemde onarılmaz yaralar açması bilim insanlarınca kanıtlanmış olan, ülkemiz ekonomisine getiri sağlamaktan çok şirketlerin kâr sağlaması üzerine planlanmış çalışmalara karşı mücadele etmenin ülke ve çevre sevgisinin gereği olduğuna inanıyoruz. Artvin’de OHAL kapsamındaki yasaklar devam etmektedir. Bu durum insanların en temel haklarından biri olan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının savunulmasını ve ifade edilmesini engellemektedir. Cerattepe’deki madencilik faaliyetlerine derhal son verilmesini talep ediyoruz.”

GÜNÜN SÖZÜ“Yine söylüyoruz; ya Kanal ya İstanbul, başka seçenek yok. Uygulanması için hükümet tarafından ısrar edilen bu proje İstanbul’un ve Marmara’nın ölüm fermanıdır. Emekliye, çalışana yok ama bu 65 milyar dolar, kimin cebinden çıkacak?” CHP İstanbul Milletvekili Yard. Doç. Gülay YEDEKÇİ

ÇEVRESEL EN BÜYÜK KAMPANYALAR...

150 nüfuslu Artvin için Türkiye’de 41 bin imza toplanması çok önemli sayılıyor. Çevre ile ilgili diğer önemli imza kampanyaları şöyle: Çorlu’da, eski hastaneler bölgesinin (tarihi askeri hastanede de dahil) park olması için yapılan kampanyada 80 bin... Yavru balık avının durdurulması için Greenpeace öncülüğünde yapılan “Seninki kaç santim?” kampanyasında 420 bin... ‘Atatürk Havalimanı Central Park Gibi Olmalı’ kampanyası için 68.5 bin... Kazdağları’nda termik santral istenmeyen kampanyayı da 72.997 kişi imzaladı.

PROF. DR. İSMET SUNGURBEY’İN 150 SAYFALIK HAYVAN HAKLARI KİTABINI UNUTMAYIN

Yazının devamı...

Emeği korumak için ücret tartışması: Asgari ücret ücreti mi yoksa istihdam mı artırmalı

12 Ocak 2018

“Piyasa belli; iç ya da dış piyasaya satma şansınız sınırlıysa daha fazla üretemezsiniz, üretemeyince işçi çalıştıramazsınız. İthal malların rekabeti karşısında dua edin bu kadarını da çalıştırabildiğimize.”

Siz böyle bir durumda “Ben emekten yanayım” diyen bir politikacı olsanız ne yapmanız gerekir?

Devlet eliyle ücretleri yükseltmek demek olan asgari ücret daha da yükselsin deyip Öncelikle hasbelkader iş bulmuşların refahını arttırmaya mı çalışırsınız yoksa işsiz ve dolayısıyla aç gezenlerin nasıl olup da üretime sokulabileceğini mi düşünürsünüz?

Bunlardan hangisi emeğinden başka sermayesi olmayan geniş kitlelere ve dolayısıyla milli ekonomiye yararlı olur hiç düşündünüz mü? Örnekle anlatalım:

Yazının devamı...

Başbakan, Aziz Kocaoğlu’na 7.5 aydır randevu vermiyor: İzmir’e zırnık yok!..

11 Ocak 2018

Plana göre, İzmir nüfusunun 2030 yılında 6.2 milyon olması bekleniyor. Bugün 642 bin civarında olan kentteki otomobil sayısının hedef yılında 1.4 milyon olacağı vurgulanıyor. Nüfus 1.6 kat artarken (En çok İstanbullular İzmir’e göç ediyor), otomobil sayısının 2.2 kat artacak olması, en önemli endişe kaynağı. Bu yüzden İzmir’de raylı sistem odaklı toplu taşıma yatırımlarına büyük önem veriliyor.

Yeni planı ve hedefleri değerlendiren Başkan Aziz Kocaoğlu önemli mesajlar verdi. Kocaoğlu, bazı büyük kentlerin aksine İzmir’deki tüm raylı sistem yatırımlarının Belediye imkanlarıyla yapıldığını söylüyor. Belli kentlerin raylı sistem yatırımlarını üstlenen Ulaştırma Bakanlığı’nın ‘yapımı için söz verdiği’ Halkapınar-Otagor metro hattını 7-8 yıldır yapmadığıı, henüz projenin nasıl olacağına dair bir bilgi bile olmadığının altını çizip ekliyor:  “Gerekirse bunu da yapacak gücümüz var.”

Yıllardır Mavişehir’e kurmak istedikleri iskele için plan onayının uzun süredir Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda bekletildiğini kaydeden Kocaoğlu,180-200 milyon Euro’ya mal olması planlanan Narlıdere metrosu için bir finans kuruluşundan gelen çok uygun koşullardaki kredi teklifini, İller Bankası’nın onay vermemesi nedeniyle değerlendiremediklerini açıkladı. O dönem kendilerine teklif edilen faiz oranının yüzde 1.34 olduğunu ifade eden Başkan Kocaoğlu, şimdi oranların yüzde 4-4.5’lara çıktığının altını çizdi.

İBB’nin kentte yaşayanların vergilerinden toplanan ve yasaya göre verilmesi gereken gelirden başka hiçbir projesine merkezi yönetimden 1 krş dahi destek almadığını belirten Aziz Kocaoğlu, “Bırakın desteği, bu kredi konusu bedava bir destektir. Sadece onay verilecektir. Başka kentlerin metroları, raylı sistemleri merkezi hükümet tarafından yapılırken, biz kendi yağımızla kavrulup 11 km raylı sistemi 170 km’ye çıkarmışken, bizden yetki ve imza desteğinin bile esirgenmesini bu vesileye İzmirli hemşerilerimle paylaşmak istedim” dedi.

İzmir’in onay bekleyen projelerini konuşmak üzere geçtiğimiz Ramazan ayından bu yana, aynı zamanda İzmir Milletvekili olan Başbakan Binali Yıldırım’dan randevu talebine bir yanıt beklediğini de sözlerine ekliyor Kocaoğlu...

 

“ESKİ MAHKUMLARI SOKAĞA MI ATALIM?”

KARŞIYAKA

Yazının devamı...

Hazine’den kritik düzenleme: Yabancılar da döviz bürosu açabilecek

10 Ocak 2018

Döviz bürolarının kuruluş, şube açma, faaliyet, yükümlülük ve denetimlerine dair usul ve esaslar ‘Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’a ilişkin tebliğ ile düzenleniyor. 1988’den beri bu böyle.

Ancak Hazine Müsteşarlığı tarafından yeni bir düzenlenme yapılmak isteniyor. Düzenleme ile yetkili müesseseler, A ve B grubu olarak iki farklı grupta değerlendiriliyor. Yeni kuruluşlarına izin verilen A grubu yetkili müesseselere de sınırsız şube açma izni verileceği belirtiliyor.

Türkiye genelinde yeni oluşturulan Birleşik Döviz Büroları Platformu’nun girişimleri ile, bu düzenleme ‘kritik düzenleme’ olarak nitelendiriliyor.

Bu ne demek?

Bir işyeri sahibi diyor ki:

“Hazine yeni döviz bürosu açılmasını 1998 yılında durdurmuştu. Şimdi yeni düzenleme ile yabancı sermayeli şirketler de döviz bürosu kurabilecekler. Bu da tekelleşme ve rekabete yol açacaktır. Yerli sermayeli döviz bürolarının kapanmasına sebep olacak... Hele bankaların yüzde 70’inin yabancıların elinde bulunduğu düşünülürse, faiz lobisi gibi döviz lobisi oluşacağı muhtemel görülüyor.”

“Biraz açar mısınız” diye soruyoruz: “Döviz piyasasının tamamı yabancıların eline geçeceğinden, döviz fiyatları ile oynanabilecek; kur politikasını kendileri belirleyecektir. Şu anda yabancı bankalar döviz bürolarının sahiplerinin banka hesaplarını efektif döviz alımlarda durdurdular. Böyle bir operasyon karşısında düğmeye basılmasının ne gibi etkileri olabileceğini düşünmek bile istemiyoruz.”

Dövizciler ne istiyorlar:

Yazının devamı...

‘Beyin göç’üne karşı acil önlem istendi

5 Ocak 2018

Önergede başka bir ülkeye eğitim ve çalışma amaçlı göçün olumsuz sonuçlar doğurduğu, bunun önüne geçinilmesinin kaçınılmaz olduğu belirtildikten sonra “Özellikle üniversitelerimizde kendi kendisini yöneten, baskıdan uzak, özgürce tartışma ve araştırma ortamlarının yaratılamaması genç ve yetenekli beyinleri ülke dışında alternatifler aramaya zorlamaktadır.

Beyin göçünün en temel sebepleri olarak; OHAL dönemlerde üniversitelerinden haksız bir şekilde uzaklaştırılan akademisyenler, ifade özgürlüğünün önündeki engeller, demokratik yöntemlerden uzak rektör atamaları, düşük ücret politikası, ekonomik istikrarsızlık, gelecek endişesi, etnik köken farklılığı, siyasal istikrarsızlık, kalıcı milli eğitim politikasının oluşturulamaması, eğitimde fırsat eşitsizliği, işsizlik başta gelen sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Acil önlem almak zorundayız ” denildi.

Avrupa, Amerika ve Kanada’ya göç eden aileler ve gençlerin sayısının 150 bini bulduğu yolunda iddialar bulunuyor.

 

AYM EMEKLİYİ UNUTTU

AYLIKLARINA yapılan %5.69 gibi günün koşullarından çok uzak zam karşısında sevinemeyen işçi ve Bağ-Kur emeklileri, umudunu Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) intibaka ilişkin alacağı karara bağladı.

Başvuru yapılalı iki yılı aşkın süre geçti Yüksek Mahkeme, 2000 sonrası emeklileri yakından ilgilendiren intibak başvurusunu hala gündemine almadı. 2013 yılında 2000 yılı öncesinde emekli olan işçi ve Bağ-Kur’luların aylıklarına zam yapılmasına yönelik intibak düzenlemesi hayata geçirilmiş, aylıklarında 50 ile 335 lira arasında artış olmuştu. 2000 sonrası emekliler bu haktan yoksun bırakılmıştı.

Aynı statüde olmalarına karşın birinin aylığında 50 ile 335 lira arasında artış yapılırken, diğerleri

Yazının devamı...

Türk mimarının ulu çınarını kaybettik: İstanbul planlandı mı?

4 Ocak 2018

İBB Metropoliten Planlama’nın başında uzun süre görev yapan Kaptan için bugün 11.00’de YTÜ Yıldız Kampusünde yapılacak anma törenin ve Yıldız Hamidiye Camii’ndeki öğle namazının ardından çok sevdiği memleketine, Ordu’ya götürülecek ve toprağa verilecek.

Türkiye’de şehircilik ve planlama dünyasının duayenlerinden olan Prof. Kaptan Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümünün kurucularındandı. Bir İstanbul aşığı idi. Prof. Hüseyin Kaptan, 1963 yılından bu yana geçen 40 yıl içinde akademik çalışmalarıyla uygulamaya yönelik planlama çalışmalarını birlikte yürütmüştü. Yaşam pratiğinden edindiği deneyimlerini akademik ortama taşıdı. Ulusal ve uluslararası düzeyde yayın ve söylem olarak yüz ellinin üzerinde akademik etkinliğe katıldı.

Kadir Topbaş döneminde İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezinin (İMP) kurucusu oldu.

Hem İMP planlarında hem de Trakya planlarında görev almış olan yakın dostu Prof. Dr. Hasan Hayri Tok,

“Yüzlerce öğrencinin hocalığını yapan, birçok kentin planlaması ve tasarımına emek veren çok değerli hocamızdı; Prof. Hüseyin Kaptan’ı kaybetmekten büyük üzüntü duyuyoruz” dedi.

Her yıl bahar ayında Tekirdağ’ın Hayrobolu çıkışındaki bir çiftlik evinde Kaptan ve dostlarına ‘çevirme’ partileri düzenleyen Hasan Tok şunları söyledi:

 

İMP’DEN SONUNDA AYRILDI

Yazının devamı...