"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yalçın Bayer

Danıştay’dan ‘gölet’ için örnek karar

22 Haziran 2018

2015’te Bahçeşehir Gölet’te Türkiye’de en üst karar mercii olan Danıştay’ın verdiği “Şehircilik ilkelerine aykırı ve kamu yararı gözetmediği” özetiyle belirtilen karara; Başakşehir Belediyesi ve ihaleyi alan inşaat şirketi itiraz etmişti.

Sonrasında da itiraza yanıt bile gelmeden inşaatların yapımına ve dükkan satışına devam edilmiş, Danıştay’ın inşaatların yürütmesinin durdurulması kararını yerine getirilmemişti.

Hatta o dönem Başakşehir Belediye Başkanı bugün İBB Başkanı olan Mevlüt Uysal hakkında Küçükçekmece Savcılığı’na, görevini yerine getirmediği ve görevini kötüye kullandığı yönünde Bahçeşehirliler Derneği Başkanı Uğur Barış Karabulut ve Başakşehir CHP Meclis Üyesi Mimar Hilal Erbakan’a vekaleten Av. Fuat Ekin tarafından suç duyurusunda bulunulmuş, savcılık dosyası verilmişti.

Aradan geçen 2 yılın ardından Danıştay 13. Daire Mahkemesi tüm üyelerinin oybirliği ile yapılan itirazları reddetti. Böylece bir kez daha inşaatların yürütmesinin durdurulması yönündeki karar onanmış oldu. Esas numarası 2016/2657 olan kararda “Yürütmenin durdurulması kararının kaldırılması istemli dilekçede ileri sürülen nedenler, Dairemizce verilen 09.04.2015 tarih ve 29321 sayılı Resmi Gazete’de ilan edilen dava konusu ihale işleminin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden ‘İstemin reddine’, 22.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi” demektedir.

Karabulut dün yaptığı açıklamada, “İnşaatlar sürerse Danıştay kararı bu kez de uygulanmaz ise kanunları uygulamayan görevliler hakkında görevi kötüye kullanma ve bölge halkının kaybettiği haklarından dolayı tazminat davaları açılacaktır” dedi.

Bahçeşehir’deki gölet rant savaşları karşısında, İBB Başkanı, Av. Mevlüt Uysal ne diyecektir?

 

GÜNÜN SÖZÜ

Yazının devamı...

Adalarda faytonlar yasaklanmamalı... Bu öneriye ne dersiniz!

21 Haziran 2018

Adalardaki faytonların kaldırılacağına dair haberlere, İBB’nin de hemen Sayın Tayyip Erdoğan’ın söylemini irdelemeden Adalar’da uygulanamayacak bir karar ile faytonları yasaklama niyetini açıklamasına şaşırdım kaldım. Faytonlar, Adalar’ın senelerden bu yana gelen, kaldırılması yerine bana göre güzelleştirilmesi, korunması ve geliştirilmesi gereken ulaşım araçları ve nostaljik güzellikleridir. Sayın Cumhurbaşkanı’na ve Adalar Belediye Başkanı’na bir tweet attım, henüz bir cevap alamadım.

Belçikadaki Brugge’de katanalar ile çekilen çok güzel faytonlar ve pırıl-pırıl bay ve bayan fayton kullanıcılarını bir görseniz siz de bu faytonlara ve şehirlerine kattıkları güzelliklere imrenirsiniz.

İstanbul’u idare eden maalesef İstanbullu olmayanlar, daha evvel buraları hissederek yaşamadıkları için tarihi ve kültürel kentin hatıralarını ve nostaljilerini maalesef bilemiyorlar. Mesela Haliç, Sütlüce, Sahilbent gibi eski vapurlarımızı jilet yaptırmışlar ancak bir tek yetkilinin aklına o güzelim vapurları yenileyip nostaljik Boğaz turlarında kullanmak akıllarına gelmemiştir. Oysa Amerika’da Mississippi Nehri’ndeki tarihi yandan çarklı vapurların halen kullanıldığını anımsatırsam ne demek istediğimi gayet iyi anlayacağınızı ümit ederim.

Evlerimizde otomatik garaj kapılarımızda ve panjurlarımızda kullanılan yatay şarj edilebilir aküler ile donanmış ve güçlü motorlardan (rotor) faytonların arkadaki iki tekerleği de birleştirecek şekilde bir aks yapılsa ve içine de bu akülü yatay motor kullanılsa, sorun çözülmüş olur. Atlar, yokuşlarda devreye alınacak aküler sayesinde zorlanmayacak ve düşmeyecek, dolayısıyla da kendilerine eziyet edilmiş olunmayacaktır.

Adalar’da faytonların yerine konulmak istenen elektrikli minibüsler tam bir ucubedir. Eskiden Kadıköy-Bostancı-Fenerbahçe arasında çalışan açık, yazlık tramvaylardan ilham alınsaydı, şirin görselli minik minibüsleri koymayı düşünebilirlerdi belediyecilerimiz... Bu çirkinlik Adalar’a taşınamaz; sunduğum öneri dikkate alınmalıdır. Faytonları nostaljik güzelliklerine, pırıl-pırıl görselliklerine kavuşturmak ve faytoncuların da kılık-kıyafetleri kadar onlara yeni bir ruh vererek Adalar’da faytonlu ulaşımı daha konforlu, rengârenk hale getirerek yaşatmanın, İstanbul’un nostaljisini bilen biz İstanbullular için bir zevk ve görev olduğunu düşünüyorum.

GÜNÜN SÖZÜ

“Yüreği yılmadan düşen, dizleri üstünde de savaşmayı sürdürür.” Seneca

ESKİ TAS, ESKİ HAMAM...

Yazının devamı...

Atatürk Havalimanı yıkılmasın

20 Haziran 2018

TÜİK verilerine göre, İstanbul’un nüfusu 15 milyondan biraz fazladır. (Kayıtdışı nüfus ve hızlı göçle bu sayının 18 milyon olduğu tahmin ediliyor.)

Bu nüfusla İstanbul, dünyanın 130 kadar ülkesini geride bırakıyor.

G7’yi oluşturan ülkelerin en önemli kentlerinden bazılarıyla bir karşılaştırma yapmak kaçınılmazdır. Avrupa ADD Federasyonu Genel Başkanı Dursun Atılgan bu çalışmayı yapmış, diyor ki:

- PARİS’in kent olarak nüfusu 2.3 milyon ama metropol olarak 12 milyon civarında.

Her yıl en az 20 milyon turiste ev sahipliği yapmaktadır. İki büyük uluslararası havalimanı vardır: Orly ve Charles de Gaulle. Bu iki havalimanının birbirine olan mesafesi 41 km.

- LONDRA’nın nüfusu ise kent olarak 8.5 milyon, metropol olarak 14 milyon.

4 büyük havalimanı var: Heathrow, Gatwick, Stansted, Luton.

Bu havalimanlarından

Yazının devamı...

‘Kaldırım hakkı istiyoruz’

15 Haziran 2018

Mülkiye mezunu olan Ali Rıza Avcın’la İzmir’de kaldırımları ‘teftiş’ ederken karşılaştık. Emeklilik günlerini böyle bir çalışmaya vakfetmiş, bize dedi ki: “Bizler her yaştan ve her cinsiyetten tüm bireyler, bebek, çocuk ve gençler, yaşlı, çocuklu ve hamileler, engelliler, bisikletliler ve hayvan dostları, tüm kesimlerin ihtiyaçlarını gözeterek, yaya haklarının savunulması, kent içi düzenlemelerde yayanın öncelenmesi ve kentte yürümenin bir yaşam biçimine dönüştürülmesi amacıyla kurduğumuz Yaya Derneği’nin yönetici ve üyeleri olarak, seçime katılan tüm adayların Avrupa Parlamentosu’nun 1988’de kabul ettiği Avrupa Yaya Hakları Bildirgesi’nde yazılı olan yaya haklarına saygılı olmalarını ve bu hakların savunulup uygulanması için söz vermelerini bekliyoruz.

Bu bağlamda; yayaların, kamusal alanlardan özgürce yararlanmasını, kamusal alanların taşıt araçlarıyla işyerleri, inşaat ve yapılar tarafından işgal edilmemesini, kamusal alanların tüm bireylerin fiziki ve ruhsal sağlığını koruyup geliştiren, kolay toplumsal ilişkiler kurulmasını sağlayan ve yaya güvenliğini gözeten bir düzeye, trafiğin yaya ve bisikletlilere uygun hale getirilmesini, geçitlerde önceliğin yayalara verilmesini...

Bir yerden bir yere hangi araçlarla ulaşırsak ulaşalım, bunun bir kısmında mutlaka hepimiz birer yayayız ve yaya olarak bizlere saygı duyulmasını istiyoruz.

Yaşadığımız kentlerin gerçek sahipleri olarak yaya olmaktan kaynaklanan haklarımızın tanınıp uygulanması en doğal hakkımızdır. Evet, hakkımızı istiyoruz! (yayadernegi.org)

 

MEGA PROJELER NEDEN HEP İSTANBUL’DA?ERDOĞAN’ın yaptığı ve yapacağım dediği mega projeler (Kanal İstanbul, 3. köprü, 3. havalimanı, Osmangazi köprüsü, Avrasya tüneli, Marmaray) neden hep İstanbul’da? Erdoğan’ın Erzurum için mega projesi ne? Ağrı için, Kars için, Şırnak için, Sinop için, Kütahya için, Denizli için, Nevşehir için mega projesi ne? İstanbul’a sıkışmış bir hizmet anlayışının Bartın’dakine, Siirt’tekine, Maraş’takine katkısı ne?

Mega proje denilince katma değeri yüksek, ülkeye kazandırdığı dövizi fazla, işsizliği azaltacak işler aklımıza gelmesi gerekmiyor mu? “Mega proje” denilince AKP sayesinde köprü, inşaat, yol söyleniyor. Nerede ağır sanayi, nerede yüksek teknolojili ürün ihracatı, nerede yüksek getirili turizm yatırımı, nerede nanoteknoloji? Dr. Okan ÖZTÜRK

 

Yazının devamı...

Şentop ve Albayrak tartışması

14 Haziran 2018

Tekirdağ’ın ilçelerinde çıkan Çerkezköy Bakış ve Kapaklı Bakış gazetelerinin 12 Haziran 2018 tarihli nüshalarında “TESKİ yapmadı, İSKİ yapacak” başlıklı bir haber yer aldı. Haberde Çorlu’nun Nusratiye mahallesinde yaşanan su kesintisi hakkında AKP milletvekili Mustafa Şentop’un, arızayı bulmak için TESKİ’nin İSKİ’den yardım talep ettiği, İSKİ’den arıza tespiti için uzman ekip gönderildiği, TESKİ’nin onaramadığı arızayı İSKİ’nin uzman ekibinin bulduğu ve çözeceği ifadelerine yer verildi. Haber üzerine Başkan Albayrak bir açıklama yaparak, “İSKİ’den TESKİ’ye uzman personel gönderildiği ve bu gelen ekibin arızayı tespit ettiği, sonrasında da mahallinde çalışma yaparak sorunu çözeceği ifadeleri gerçek dışıdır” dedi ve şöyle devam etti:

“Arıza TESKİ ekiplerince tespit edilmiş ve en kısa sürede onarılmıştır. Ancak arızanın başlangıcında İSKİ’de çalışan bir personelle ilgili olarak yardım talebinde bulunulmuş; ancak bu kişi mahalline gönderilmemiş, tersine yoldan geri döndürülmüştür. Kaldı ki halkımızın mağduriyet yaşadığı böyle bir zor durumda kardeş bir kurumdan eleman talep edilmesi kadar doğal bir şey olamaz. Anormal olan böyle bir durumun siyaseten istismar konusu yapılması ve gerçekleşmemiş bir taleple ilgili olarak bir kamu kuruluşunun toplum nezdinde yıpratılmaya çalışılmasıdır.

Sayın Milletvekili tarafından yapılan açıklama, 3 gün süreyle gece gündüz demeden arızayı bulmak ve onarmak için çalışan TESKİ emekçilerine karşı büyük bir haksızlıktır.

Doğru bilgi almadan, siyasi amaçlı ve seçim öncesi halkımızın yaşadığı mağduriyeti istismar etmeye yönelik bu tür ifadeleri kamuoyunun takdirine sunarız.”

‘24 HAZİRAN’ KANTARI NEYİ TARTACAK

İTTİFAK dışında AKP, uzun ve çoğunluklu bir iktidar döneminin sonunda, siyasetin doğası gereği ciddi bir yıpranma süreci içinde... Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı, kişisel kredisi ile partiyi bugüne kadar ayakta tutmayı başardı ancak artık aynı siyasi yorgunluk emareleri, kendisi için de söz konusu...

Genel başkandan aşağıya doğru bütün partiyi metal yorgunluğu ve iktidar yorgunluğu sarmış görünüyor. Metal yorgunluğu ile iktidar yorgunluğu; siyaset bakımından eş anlamlı, her ikisinde de iktidar mevzilerini kaybetme tehlikesi doğuyor.

AKP parti olarak, lideri ile kurduğu biat ilişkisi nedeniyle siyasi parti hüviyetini giderek kaybetti. Genel başkan tehlikeyi gördü ve metal yorgunluğu ikazını uzun zaman önce yaptı fakat kamuoyu ve kendi seçmeni nezdinde parti ile özdeşleştiği gerçeğini göz ardı etti.

Yazının devamı...

İdam geri getirilemez

13 Haziran 2018

“Ölüm cezası çağdışı bir cezadır. O nedenle Avrupa Konseyi üyesi devletlerce Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek iki protokolle iki aşamada kaldırılmıştır. 28.4.1983 günü Strazburg’da imzalanan 6 numaralı ilk protokole göre ‘Ölüm cezası kaldırılmıştır. Hiç kimse bu cezaya çarptırılamaz ve idam edilemez’. (m. 1)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde rakibi olan bir insan hakkında verilecek idam cezasını onaylamaya ‘çoktan’ hazır olduğunu söylemesi düşündürücüdür. Erdoğan’ın ölüm cezasını kaldırmış, insan haklarına saygılı, demokratik hukuk devleti nitelikleriyle Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olduğunu unutmaması gerekir.”

 

APOLETLER VE CÜBBELER

CUMHURBAŞKANI bütün general seviyesindeki rütbelilerin de paşası olduğunu ilan etmek ihtiyacı hissetti, TSK’daki paşalar da bu durumu kabullenmiş gözüküyorlar. Çünkü itiraz eden yok. Cumhurbaşkanı, ordunun ‘başkomutanı’ olduğu hususuna sıklıkla vurgu yapıyor.

Cumhurbaşkanı, “yargıçların da yargıcıyım” demiyor. Onun yerine, bazı yargıçlar aynı siyasi zaviyede söylemlerde bulunuyorlar.

Sonuç olarak, apoletler ve cübbeler de siyasi mücadele içine girmeye başladılar.

Ne demek gerekiyor? Apoletleri sökmek cübbeleri çıkarttırmak çare değil, kuvvetler ayrılığını önceleyen gerçek bir hukuk devleti, bütün bu tuhaf davranışların panzehridir.  

Yazının devamı...

Moskova-St. Petersburg örneği: Doğalgazı neden tasarruflu kullanmıyoruz

8 Haziran 2018

İstanbul’da 6.239.857 İGDAŞ abonesi var. Bunun yaklaşık 5 milyonu konut olmalı. Dünyada hiçbir ülkede olmayan ‘kombi’ uygulaması var bu ülkede. Oysa yapılması gereken aynen Moskova ve St. Petersburg’ta olduğu gibi, bölgesel ‘kojenerasyon’ santralları kurulmalı. İstanbul’da Esenyurt Belediyesi’nde Gürbüz Çapan döneminde Esenkent’te yapılan 550 konut için kojenerasyon santralı var. Moskova’da bu santrallardan ısı ve sıcak su elde edilir, bu arada elektrik de sisteme verilir. Yılda sadece 3 hafta (bugünlerde) sistem bakıma alınıyor. Türkiye, yıllar yılı ‘bilgisiz’ insanlar eliyle bugünlere getirildi. 

Semih KALKANOĞLU

 

TCDD O ESERLERİ HANGİ  DEPOYA KALDIRDI!

ANKARA Garı alanından 50 dönümlük arazinin Maliye Hazinesi’ne devriyle Demiryolları Müzesi ve Sanat Galerisi’nin kapatılmasının ardından, Cumhuriyet tarihi açısından hazine değeri taşıyan eserlerin de ‘uygun depoya’ kaldırılacağı bilgisi üzerine CHP Ankara Milletvekili Levent Gök Başbakan’a soruyor: “Eserler hangi depoya kaldırılmıştır? Kaldırılan eserlerin akıbeti ne olacaktır? Yeni bir müze açılması düşünülmekte midir?”

 

KİTAPLAR

Nedim

Yazının devamı...

Zengin eğlenir, gariban oyalanır

7 Haziran 2018

Her yıl milyonlarca dolar dışarıdan ‘depikçi’ getirmek için harcanıyor. Sıradan vatandaşlar bu yapıların içine asla sokulmuyor. Sıradan üye olmak için bile çuvalla para talep ediliyor. Değerli tarım alanlarına haftada sadece 90 dakika kullanılan devasa mekânlar inşa ediliyor. Bunun bakımı, personeli, elektriği, suyu vb için fahiş paralar saçılıyor.

Kimi kulüplerin tepe yöneticileri nepotik (akraba kayırmacı) icraatlara yöneliyor. Seyirci, reklam, yayın hakkı gelirleri; kalkınma, eğitim, bilim için değil lüks yaşantılar için harcanıyor.

Yılda 30-40 maça çıkan genç çocuklar pahalı arabalı, kaşaneli, bol tatilli bir hayat sürüyor.

Gazetelerin 2-4 sayfası her gün depikçilerin görgüsüzlük abidesi maceraları için israf ediliyor.

TV’lerin abuk programlarında saatlerce oyunlardaki pozisyonlar yorumlanıyor. Milyonlarca TV’nin yılda harcadığı elektrik enerjisini bir hesaplasak bunalıma gireriz. 20 milyon TV’nin günde 10 saat boşa çalışması 20 milyon kilowatt/saat (kWh) ya da 20 megawatt/saat (MWh) enerjinin çöpe gitmesi demektir.

Bu enerjiyle 1000 fabrika ortalama 1 gün üretim yapar!

Bu topraklarda kitlelere asla sağlıklı spor yapma yöntemleri öğretilmedi. Depik kulüplerinin ekonomiye, kalkınmaya zerre katkısı olmayan faaliyetlerini eleştirenler, yazılı-sözlü olarak tehdit edilip sindirilmeye çalışılıyor.

21. yüzyılda depik maalesef yönlendirme, uyuşturma, alıklaştırma için kullanılan bir spor dalı haline gelmiştir. Bu, tüm dünyada böyledir.

Yazının devamı...