"Uğur Ergan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Ergan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Ergan

Cumhurbaşkanlığı ödülleri üzerine

13 Kasım 2017

Önce Kara’yı bu ödülünden dolayı tebrik ediyorum. Empresyonist (izlenimci) tarzda özellikle İstanbul konulu resimleri “belirli çevrede” beğeni topluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da ödülleri açıklarken yaptığı konuşmada, Kara’yı “Her karesi bir resim estetiğine sahip olan ‘Aziz İstanbul’u fırçanın diliyle yorumlayan, ondaki saklı güzellikleri gönül gözüyle de hissetmemize imkan tanıyan, şehir ressamı olmanın ötesinde ‘İstanbul ressamı’ olarak anılan ve kendine özgü tarzıyla ürettiği eserlerle yurt içinde ve dışında takdirler toplayan” ressam diye tanıttı.
Sayın Erdoğan’ın konuşmasındaki “İstanbul ressamı” vurgusunu önemsedim. Bu nedenle artık verilmeyen Devlet Sanatçısı ünvanı sahibi Devrim Erbil’in plastik sanatlar dünyasında etkili bir “İstanbul Ressamı” olarak bilindiğini hatırlatmak istedim. (Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini, Devlet Sanatçısı ünvanı ile eşdeğer tutanlar olduğunu da belirtmek isterim. Ben ise aynı görüşte değilim.)
Keza Ayhan Türker, Faruk Cimok gibi ressamlarımızın da unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu yıl “Vefa Ödülü”ne merhum Nurettin Topçu layık görüldü. Ben de ister istemez acaba, “İstanbul ressamı denilince akla gelen ilk isim olan, Türk resim sanatında empresyonist akımın öncülerinden, 1977 yılında bu dünyadan göçmüş Hikmet Onat’a ‘Vefa borcumuzu’ önümüzdeki yıllarda ödeyemez miyiz?” diye düşünmeden edemedim.
Ayrıca neden İstanbul resimleriyle sınırlı kalalım? Ankaralı ressamlar Türk resim sanatında önemli yer edinmiş sanatçılardır. Bir yıl önce kaybettiğimiz soyut resmin önemli isimlerinden merhum Prof.Dr. Adnan Turani; başkente tamamen kendi imkanlarıyla devasa bir sanat müzesi kazandırmış olan Mustafa Ayaz; Anadolu yaşamından kesitler sunan, sanat yaşamını ısrarla Ankara’da sürdüren Yalçın Gökçebağ; soyut resmin diğer önemli isimleri Zafer Gençaydın ve Habip Aydoğdu; sanat yaşamında 50 yılı geride bırakmayı iki hafta önce açtığı retrospektif sergi ile kutlayan, Ankara’nın şiirlere konu olmuş gecekondularını tuvale işleyen kadın ressam İmren Erşen...
Elbette plastik sanatlarda isimler çoğaltılabilir. Ama benim bu yazıyla amacım önümüzdeki yıl Cumhurbaşkanlığı ödüllerinde bu alanda değerlendirme yapacak komiteye küçük de olsa bir hatırlatma yapmaktı.

İZMİR’DE ATATÜRK COŞKUSU

İzmir’in Atatürk coşkusunu yerinde yaşadım. Büyük devrimci, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 79. yılı nedeniyle TED İzmir Koleji’nin düzenlediği “Atatürk’ü anma ve O’nu anlama” etkinliğine davetliydim. İzmir’in şirin ilçesi Urla’daki TED Koleji gerçekten “İzmir’e yakışır” bir program düzenlemişti. Garo Mafyan, Ayla Algan gibi ünlü sanatçılarımızın katıldığı etkinlikte, Ankara’dan Valör Sanat da gönüllü olarak Atatürk sergisi açtı. Ünlü sanatçılar Remzi İren ve Emre Lüle’nin Atatürk posterlerinden oluşan serginin açılışını TED İzmir Koleji yöneticileri ve Valör Sanat’ın sahibi Serdar Kaya ile birlikte Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar yaptı. Çok sayıda öğrenci, veli ve sanatseverin açılışına katıldığı sergi bir hafta boyunca açık kalacak. Bu arada hemen belirteyim ki, çağdaş, ilerici, Atatürkçü bir kadın belediye başkanının dokunuşuyla Urla’nın nasıl daha da şirin olduğunu görebiliyorsunuz. Türkiye’nin geleceğinin kadınların elinde parlayacağına bir kez de Urla’da şahit oldum. TED İzmir Koleji’nin özellikle sanat alanında öğrencilere sunduğu imkanları yerinde gördüm. Birçok okula örnek olacak nitelikteydi. Başta İzmir olmak üzere Ege’nin Atatürk sevdasını anlatmaya burada kelimeler yetmez. En iyisi gidip bizzat yaşamak.

Yazının devamı...

Batırbek'in arka sokakları

6 Kasım 2017

Desen çizmeyi çok seven sanatçı, resimlerini yaşadığı çevreden etkilenerek ve gözlemlerine dayanarak yapıyor. Ele aldığı konuyu salt görsellikle değil, tüm yönleriyle farklı kaynaklarda araştırarak eskize taşıyan Batırbek, sanatı, söyleyecek bir sözü olanların işi olarak tanımlıyor. Yaşam karşısında duruşu, ilkeleri, soruları, çelişkileri olmayanların, söyleyecek sözünün de olmadığını savunan Batırbek, özgün ve estetik bir dilde sözünü söyleyememenin ise küresel sanat adı altında endüstriyel bir üretim yapmaktan ibaret olduğunu düşünüyor.

Fırça Sanat’taki sergisinde de yaşadığı çevreden etkilenerek ve gözlemlerine dayanarak yaptığı resimleri sanatseverle buluşturacağını belirten Batırbek, “Endüstriyel kültür ve sanatın yaratıcıları, o yılın modasını yaratır gibi tıpkı, o yılın veya dönemin sanat anlayışını da yaratmaya başlamışlardır. Küreselleşme adı altında dünyada ne olup bittiğini bilgisayar sayesinde öğrenen ama yaşadığı kentin arka sokaklarında ne olup bittiğini görmeyen, göremeyen bir insan (sanatçı tipi) yaratılmaya çalışılmaktadır. Çağımız sanatının ve sanatçısının en büyük sorunlarından biri budur” görüşünde.

Batırbek figüratif çalışmayı neden önemsediğini de, “Figüre ilişkin anlatımlara yöneldiğinizde zor ilişkilerin karmaşasıyla yüz yüze kalırsınız. Konudan öyküye, bireyden ilişkilere, mekandan zamana uzanan, çoğalan kavramlarda bütüncül bir anlatım yakalamak gerekir. Önemlisi; figür, bir kimlik, bir kişilik olarak anlatımının içinde varlığın yaşamsallığını kalıcı kılmalıdır. Bunun için özel yorumlara, ifadeci soyutlamalara geçmeden, figürün biçimsel olgusunu eksiksiz çözümlemek gerekir. Bunun temeli güçlü bir öğreti, durmaksızın üretilen desen ve eskiz çalışmalarından geçer” diye açıklıyor.

 YÜZYILIN EN ŞIK GİYİNEN LİDERİ

Önümüzdeki cuma günü, Büyük Önder, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 79. yılı. İnanıyorum ki, bu yıl 10 Kasım etkinlikleri geçmiş yıllardan daha görkemli olacak. O’nun bu topraklar için ne kadar önemli olduğunu daha da yoğunlaşarak anlayacağız. İşlerine öyle geliyor diye, O’nu yerden yere vuranlar, toplumda Atatürk sevgisi artıkça birden en keskin Atatürkçü kesilmeye başladılar. Ufacık ama anlamlı tebessümlerle izleyin onları. Atatürk sevgisinin ne kadar çoğaldığını 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında, Türkiye’nin dört bir yanında halkın katılımıyla yapılan etkinliklerde gördük. 29 Ekim’de, Atatürk’ün terzisi Levon Usta’nın dördüncü kuşak torunu Levon Kordonciyan tarafından orijinal kalıpları üzerinden yeniden hazırlanmış “Atatürk kıyafetleri” sergisini kaçırdıysanız üzülmeyin. “Yüzyılın en şık lideri sergisi” 10-26 Kasım tarihleri arasında Güven Hastanesi’nin Çayyolu’ndaki Sağlık ve Yaşam Kampüsü’nde sizleri bekliyor olacak.

KENTTE NE VAR?

Yazının devamı...

Komşuda Türk resmi

23 Ekim 2017

Filibe, geçen hafta sanatsal özelliğine yakışır bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Bu etkinlikte en büyük pay Filibe Başkonsolosu Hüseyin Ergani ile başkonsolosluk çalışanı Şenar Bahar’ın. Türkiye’nin Filibe Başkonsolosluğu geçen hafta kapılarını, genç kuşak Türk ressamlar Günseli Kapucu, Vahap Demirbaş ve Hale Nurol’un eserlerinden oluşan bir sergi için sanatseverlere açtı. Serginin iki amacı vardı. İlki, Türk resim sanatını Filibe’de yaşayan Bulgar, Türk ve diğer etnik kökenden insanlara biraz olsun tanıtmak. İkincisi ise Türkiye’de ve Bulgaristan’da yaşayan engelli gençlere maddi ve manevi katkı sağlamak. Bunun için sergi sırasında bağış amaçlı bir müzayede de düzenlenmiş.
Sergiye özellikle çok sayıda Bulgar vatandaşının katılması, Başkonsolos Ergani’yi çok memnun etmiş. Kültür ve sanat etkinliklerinin iki komşu ülke ve halkları arasındaki ilişkileri olumlu yönde etkileyip, daha da ileriye götüreceği kesin. Bu nedenle ben de “Dışişleri Bakanlığı, merkez binadaki Suna Çokgür Ilıcak Sanat Galerisi’nde Bulgar sanatçıların eserlerinden oluşan bir sergi açmayı acaba gündemine alır mı?” diye düşünmeden edemedim.

UYARI ÇANLARI

Geçen hafta, Türkiye gündeminin yoğun olması nedeniyle, resim yazılarına geç başladığımı duyurmuştum. Yoğunlukta hiç eksilme yok. Aksine artış var. Türk askeri İdlib’e gitti derken, bir de karşımıza Irak’ta merkezi yönetim ile Kürt bölgesi arasında yaşanan sorun çıktı. İçerideki siyasi gelişmeler ise hepinizin malumu. İktidar partisi mensubu belediye başkanlarının istifalarının istenmesiyle başlayan süreci kamuoyu ilgiyle izliyor. İstifalar olsa bile, artık bazı şeylerin eskisi gibi gitmeyeceğini düşünenlerdenim. CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın sağlık sorunu da, elbette gündemin önemli bir başlığı. Kendisine acil şifalar diliyorum. İşte bu yoğunluğa rağmen, fırsat bulup Ankara’nın “Galeriler semti” Yıldız’da dolaştım. Her yıl olduğu gibi tura Yalçın Gökçebağ’ı ziyaretle başladım. Yalçın hocanın neler yaptığını ileride duyuracağım. Bazı sergi açılışlarına da gittim. Kim ne derse desin, birçok kez dile getirdiğim gibi “Ekonomi iyi gitmiyor” görüşümde ısrarlıyım. Bunu gezdiğim sergilerde de hissettim. İnsanlar resimleri beğeniyor ama satın almaya gelince, hesap-kitap işleri öne çıkıyor. Vatan gazetesindeki arkadaşım Murat Çelik de geçen cumartesi günü Ankara’daki durumu anlatan önemli bir yazı yazmıştı.(http://www.gazetevatan.com/murat-celik-1112157-yazar-yazisi-baskent-caddelerinden-manzaralar-ve-ekonomi-/) Umarım bu “Uyarı çanları” dikkate alınır.

KENTTE NE VAR?

Canan Atalay-22 Aralık’a kadar (Atlas Sanat/Çankaya), Nurettin Akkaya-Yusuf Şengür-Parvin Dizaji-27 Ekim’de açılacak (Galeri Soyut/Yıldız), Mehmet Uzel-Işıl Özışık-28 Ekim’de açılacak (Emin Antik/Kale), Mustafa Günen-7 Kasım’a kadar (Fırça Sanat/Hilal Mah.), Özgür Yıldız (cam seramik)- 28 Ekim’e kadar (Galeri Akdeniz/Yıldız), İpek Uğural-30 Ekim’e kadar (Çağdaş Sanatlar Merkezi/Çankaya), Yalım Yıldırım-7 Kasım’a kadar (Altı+Bir/Kavaklıdere), Daver Darende-20 Kasım’a kadar (Armoni Sanat/Yıldız), Mustafa Duymaz-4 Kasım’a kadar (Arte Sanat/Çayyolu), Edip Yurtsever (fotoğraf)-31 Ekim’e kadar (Kent Sanat/Yıldız), Turgut Akan-27 Ekim’de açılacak (Medya Sanat/Çankaya), Sami Gedik-11 Kasım’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler), Mihriban Mirap-9 Kasım’a kadar (Platform A/Taurus AVM).

Yazının devamı...

Gecikmeli merhaba

16 Ekim 2017

Öyle çok fazla geriye dönüp bakmanıza bile gerek yok. Şu günlerde yaşadıklarımız bile ne demek istediğimi çok iyi anlatıyor. Eğer televizyonda haber kanallarını izlerseniz, ekranın kimi gün “son dakika” anonslarıyla sürekli kıpkırmızı olduğunu görürsünüz. Gündem tek bir konu üzerinde yoğunlaşsa, ona da razıyız. Ama bir gün içinde, dört-beş ayrı konuyla ilgili birbiri ardına yaşanan gelişmeleri gerek internet, gerek gazete üzerinden siz okurlara kısa süre içinde doğru bilgilerle aktarmak durumundayız.
Bu yoğunluk içinde hafta bir, bu köşede yer verdiğimiz yazılara geç başlamak durumunda kaldık. Ben Eylül ayının ikinci yarısında yazılara başlarım diye düşünüyordum, ama yaklaşık bir aylık gecikme söz konusu oldu. Bu arada birçok davete de gidemedim. Örneğin değerli Sarp Evliyagil’in Ankara’da çağdaş sanat dünyasına kazandırdığı “Müze Evliyalgil”de “Ev” sergisinin açılışına gidememenin burukluğunu yaşıyorum. Keza Çankaya Belediyesi’nin Yıldız’da açtığı Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nin de açılışında hazır bulunamadım.
Ankara’da bazı galeriler kapanırken, bazıları da yeni açıldı. Ekonomik veriler pek olumlu olmasa da, yeni açılan galerilerin daim olmasını diliyorum. Tabii şunu da belirtmek isterim, resim işi sadece para değil, biraz da keyif işi. Sanata yatırım toplumsal huzurla doğrudan bağlantılı. Ne yazık ki, günümüzde ülkemizde toplumsal huzurun istediğimiz düzeyde olduğunu söylemek pek mümkün değil. Her geçen gün geçmişi daha çok özler hale geliyoruz.
Gündemin yoğunluğundan bu yıl çok fazla tatil de yapamadım. Geçenlerde değerli dostlar Serdar Kaya, Erhan Peker, Ayhan Bozkurt’la birlikte bir günlüğüne Çeşme’den Sakız Adası’na gittik. Yeme, içme bir yana, insan Türkiye dışına çıkınca farklı bir atmosfer solumanın rahatlığını yaşıyor gibi geldi bana.
Defalarca dikkat çekilmesine rağmen, Türkiye toplumunda kutuplaşmanın aynı hızla devam etmesi, galiba toplumsal huzuru da olumsuz etkiliyor. Bunda acaba siyasetçilerin hiç mi katkısı yok?
Neyse efendim, bu köşenin gündemine dönersek...Gecikmeli de olsa yeniden herkese merhaba. Geçmiş yıllarda olduğu gibi yine resim sergilerini, resim dünyasını, ressamlarımızın çalışmalarını, arada sırada konuk yorumlarını burada yansıtmaya çalışacağız. Gündem yoğunluğu nedeniyle kimi zaman aksaklık olur ise şimdiden özürümüzün kabulünü rica ediyorum. Duyurularınızı bundan önce olduğu gibi yukarıdaki elektronik posta adresine gönderebilirsiniz. Önümüzdeki haftadan itibaren daha ayrıntılı yazılarda buluşmak üzere, hoşçakalın.

KENTTE NE VAR?

Daver Darende- 20 Ekim’de açılacak (Armoni Sanat/Yıldız), Ali Elmacı- 30 Ekim’e kadar (Siyah Beyaz/Kavaklıdere), Canan Atalay-Yarın açılacak (Atlas Sanat/Çankaya), Mustafa Duymaz- 4 Kasım’a kadar (Arte Sanat/Çayyolu), Ivan Marchuk- 19 Kasım’a kadar (CerModern/Sıhhiye), Mustafa Günen- 7 Kasım’a kadar (Fırça Sanat/Hilal Mah.), Özgür Yıldız- 28 Ekim’e kadar (Galeri Akdeniz/Yıldız), Ayla Çıtak- 31 Ekim’e kadar (Galeri Z/Samanpazarı), Alex-Sandor Krizbai- 11 Kasım’a kadar (Güler Sanat/Ümitköy), Emel Ertürk- 10 Kasım’a kadar (İsmail Altınok Sanat Merkezi/Kolej), Abdurrahman Kaplan- 20 Ekim’de açılacak (Kursart Sanat/Dikmen), Sami Gedik/ 19 Ekim’de açılacak (Nurol Sanat/Güvenevler), Hatice Erbaş- 25 Ekim’e kadar (Turaç Sanat/Kale).

Yazının devamı...

Gökçebağ'ın değişim projesi

29 Mayıs 2017

Bu sergiyle ilgili Gökçebağ’la yaptığım röportaj Hürriyet’in Türkiye genelinde dağıtılan “Kitap Sanat” ekinin 5 Mayıs tarihli nüshasında çıkmıştı.
İstanbul’daki serginin bitmesinden sonra Gökçebağ’la konuşma fırsatım oldu. Yalçın Hoca, serginin yoğun ilgi görmesinden son derece memnun. Gökçebağ en büyük memnuniyeti ise kendisinin “Değişim” diye tanımladığı, az figürlü, soyutsal tepeden bakışın ağırlıklı olduğu eserlerin özellikle genç kuşaklar tarafından beğenilmesinden duymuş.
“Bu elbette figüratif çalışmadan kopacağım anlamına gelmez” diyen
Gökçebağ, en fazla taklit edilen ressamlarımızdan. Gökçebağ’ın “Değişim” resimlerinin taklit edilip, edilmeyeceğini de zaman gösterecek. Konuşmamızda kendisine, “Taklit edilmekten rahatsızlık duyuyor musunuz?” diye sordum. Gökçebağ’ın yanıtı ilginçti:
“Neden taklit ediliyorum diye düşündüğümde, kendi kendime şu iki yanıtı buluyorum: 1- Benim tarzıma rağbet var, dolayısıyla kolay yoldan para kazanmayı düşünüyorlar, 2- Gerçekten benim tarzımı çok sevdikleri için benim gibi olmaya çalışıyorlar. Ancak sonuçta ben kendi işime bakıyorum. Gökçebağ ile taklitçileri arasındaki fark rahatlıkla görüldüğü için çok da dert etmiyorum.”
Sohbetimizde laf dönüp dolaşıp, Ankara ile İstanbul arasındaki farka da geldi. Yalçın hocadan sanatsal faaliyet açasından iki kenti kısaca mukayese etmesini rica ettim. İşte söyledikleri:
“Ankaralı ressamlar için İstanbul’da sergi açmak arzulanan bir şeydir. Bu benim İstanbul’da kaçıncı sergim, inanın saymadım. Ancak 4 yıldan beri İstanbul’da sergi açmamıştım. Çok yoğun talep olunca, artık açayım dedim. İstanbul’da sanatın her alanıyla ilgilenenlerin sayısı Ankara’dan çok daha fazla. Fuar, müzayede, sergi açılışı gibi çok sayıda etkinlik oluyor. İnsanlar galerileri geziyor, resim daha çok konuşuluyor ve görülüyor. Ankara’da galerici dostların dikkatine getirmek istediğim bir şey de, ‘İstanbul’da galeriler arasında olumlu bir iletişimin’ olması. Galeriler arasında ismi konulmamış bir dayanışma var.”

Yazının devamı...

Tekamül

22 Mayıs 2017

Önümüzdeki haftadan sonra Haziran’la birlikte bu köşe de tatile girecek. Bu hafta alışılmışın dışında resim yerine bir fotoğraf sergisi duyurusuna ne dersiniz? Fotoğraf sanatçısı Vacit Arman’ın yaklaşık iki yıllık bir çalışma sonunda hazırladığı “Alevilik ve Bektaşilikte İnanç ve İbadetleri” konu alan “Tekamül” adını verdiği fotoğraf sergisi geçen hafta Yenimahalle’deki Serçeşme Cemevi ve Kültür Merkezi’nde açıldı. Arman, kendisini şöyle tanıtıyor:
“Afyonkarahisar’da İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun oldum. Finans sektöründe yönetici olarak çalışmaktayım. 2011’de Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK), 2017’de de Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD) üyesi oldum. 2015 yılında fotoğrafçılık-kameramanlık önlisans eğitimimi tamamladım. 2014’de Sümela Manastırı gezisinde M.S.300’lü yıllarda insanların dini bilgilerini aktarmak için mağara duvarlarına resimler çizdiğini ve bu duvar resimlerini günümüze kadar ulaştığını gördüm. Ben de bunu fotoğraflarımla yapmayı planladım. Dinler tarihini kılavuz edinip araştırmaya başladım. 2015’de Güneydoğu’da Urfa Göbeklitepe’den başlayarak, Nemrut heykelleri ve Diyarbakır’da dört ayaklı minareye kadar inançlar ve ibadetlerle ilgili çalıştım. Aynı yıl “Mezopotamya’da İnançlar ve İbadetler” adlı ilk fotoğraf gösterisini yaptım. Daha sonra tasavvuf geleneğinden yola çıkarak Cemevi ve Mevlevihanelerde ibadet ve ritüeller ile ilgili bir çalışma tasarladım.”
Dinler tarihini kılavuz edinip araştırmaya başlayan Arman, bu sergisinde konu olarak neden Aleviliği seçtiğini anlatırken, “Alevilik ve Bektaşiliğin dini ibadetleriyle, ritüellerini fotoğraflarımla gelecek nesillere aktarılmasına katkıda bulunmak fikri beni mutlu etmektedir” diyor. Sanatçı, dinler tarihi bilgileri ışığında, “Uygarlığın Beşiği Anadolu’da Dinler” ve “Mezhepler ve Tarikatların İbadetleri ve Dini Ritüelleri” ile ilgili ayrı bir fotoğraf sergisi hazırlamak için araştırma ve çalışmalarının devam ettiğini söylüyor. Yolunuz Yenimahalle’ye düşerse Arman’ın buram buram Anadolu kokan sergisini gezmenizi öneririm. Madem fotoğraftan bahsettik, AFSAD atölyeleri sergisinin de Çağdaş Sanatler Merkezi’nde (Çankaya) yarın açılacağını duyurayım.

ODTÜ KOLEJİ’NDE ÇALIŞTAY

Bazı okullar yaz tatili arefesinde değişik alanlarda etkinlik düzenliyor. Bir çoğu resime meraklı öğrencilerin eserlerinden oluşan karma sergiler açıyor. ODTÜ Koleji’nin düzenlediği bir etkinlik de plastik sanatlarla ilgili. Yarın başlayacak ve 25 Mayıs’a kadar sürecek olan Resim-Heykel Çalıştayı’nda öğrencilerin yanısıra ilgi duyan veliler de ressamlar Akdoğan Topaçlıoğlu, Enis Aktaş ve Raşit Altun, heykeltıraşlar Necmettin Yağcı ve Azimet Karaman rehberliğinde, hayalden esere uzanan eşsiz bir yolculuğa çıkacaklar.

KENTTE NE VAR?

Birçok galeri yaz sezonu nedeniyle karma sergiye geçti. Ankara’daki bazı diğer sergiler de şöyle: Özden Gezer Yarımca-Mehdi Saadeti-26 Mayıs’ta açılacak (Galeri Soyut/Yıldız), Hikmet Çetinkaya-25 Mayıs’ta açılacak (Nurol Sanat/Güvenevler), Ali Asgar Çakmakçı-23 Mayıs’a kadar (Aysel Gözübüyük Sanatevi/Alacaatlı), Müge Kaya-31 Mayıs’a kadar (Altı+Bir/Kavaklıdere), Gisele Trembleau- 17 Haziran’a kadar (Artı Sanat/Çayyolu), Merve Ayparlar-24 Mayıs’a kadar (Çağdaş Sanatlar Merkezi/Çankaya), Hakan Aksu-23 Mayıs’a kadar (Fırça Sanat/Yıldız), Bolotbek Mambetov-27 Mayıs’a kadar (Sevgi Sanat/Çankaya).

Yazının devamı...

Atatürk sergisi

15 Mayıs 2017

Sizlere bu hafta, “Terbiyesizlere” yanıt olacak nitelikte bir sergiyi duyurmak istiyorum. Türkiye’nin Atatürk portrelerini en iyi resmeden sanatçılarından biri olan Remzi İren’in “Büyük Önder Atatürk” isimli sergisi bugün saat 18.00’de Valör Sanat’ta (Yıldız) açılıyor. Resim alıp, almamanız önemli değil. Atatürk’ün ulusal kurtuluş mücadelesini başlattığı 19 Mayıs’ın 98. yıldönümünü kutlayacağımız bu hafta içinde, bu anlamlı sergiyi gidip, görmeniz, Atatürk düşmanlarına verilecek en güzel yanıtlardan biri olacaktır. Ve o sergide Atatürk’ün sanki “Terbiyesizlere, nereye kaçarsanız kaçın, takipteyim” dercesine askeri dürbünle baktığı aşağıdaki tabloyu da göreceksiniz...

KENTTE NE VAR?

Tülin Demir-21 Mayıs’a kadar (Galeri Gözde/A.Ayrancı), Ali Asgar Çakmakçı-23 Mayıs’a kadar (Aysel Gözübüyük Sanatevi/Alacaatlı), Hasan Basri İnan-24 Mayıs’a kadar (Nurol Sanat/Çankaya), Sema Öcal-Asaf Erdemli-Mine Aktaş-24 Mayıs’a kadar (Galeri Soyut/Yıldız), Müge Kaya-31 Mayıs’a kadar (Altı+Bir/Kavaklıdere), Gisele Trembleau- Yarın açılacak (Artı Sanat/Çayyolu), Merve Ayparlar-18 Mayıs’ta açılacak (Çağdaş Sanatlar Merkezi/Çankaya), Hakan Aksu-23 Mayıs’a kadar (Fırça Sanat/Yıldız), Bolotbek Mambetov-27 Mayıs’a kadar (Sevgi Sanat/Çankaya).

Yazının devamı...

Ayaz'ın çizgileri

8 Mayıs 2017

Sermayenin yer değiştirmesiyle birlikte birçok alanda olduğu gibi sanatta da etkili olan İstanbul’daki bazı “simsarlar” engellemeye çalışsalar da, Ayaz bitip tükenmeyen enerjisi, bulduğu her ortamda üretimiyle önüne çıkan engelleri yerle bir ediyor. Eserlerine olan talebin her geçen gün artması bunun en büyük kanıtı.
Geçen hafta duyurduğum Ayaz’ın kendi adını taşıyan müzede mayıs sonuna kadar sürecek “Ben Çizgilerime, Çizgilerim de Bana Benziyor” isimli sergisinin açılış kokteyli, daha öncekilerde olduğu gibi yine çok kalabalıktı. Bu arada hemen belirtmeliyim ki, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in zaman buldukça hemen her serginin açılışına katılması, sanatçıları ve sanatseverleri gerçekten çok memnun ediyor. Taşdelen’i Ayaz’ın da sergi açılışında görünce çok memnun oldum. Taşdelen bu özelliği ile siyasette gençliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Ayaz’ın yağlıboya tablolarından ve karışık teknikle yapılmış desen çalışmalarından oluşan sergide her eserin önünde dakikalarca kalıp, hayranlıkla izleyebilirsiniz. Elbette bu sergide de duvarları Ayaz’ın vazgeçilmez kadınları süslüyor. Şapkalı, şapkasız portreleriyle, danslarıyla, sere serpe cömertlikleriyle...
Ayaz benim tanıdığım en üretken sanatçılardan biri. Bu çalışkanlığını bir çok sanatçı, özellikle gençler örnek almalı. Üretimin sanata nasıl değer kattığını anlamak istiyorsanız, Ayaz’ın sergisini görmelisiniz. Ayaz’ın kokteyldeki sohbetimizde vurguladığı “Kişi övüldüğü veya yerildiği ölçüde değil, yapabildiği kadarıyla ressamdır. Şu veya bu kişi, şöyle övmüş, böyle övmüş hiç önemli değil. Önemli olan daha gerçekçi olmaktır” sözleri, ders niteliğinde.
Eminim ki şimdiye kadar yazdıklarım da Ayaz için çok önemli değil. Onun için önemli olan kendi alınteriyle yaptığı, her santimetrekaresinde emeği olduğu Mustafa Ayaz Müzesi’nin tanıtımı. Her sohbette konuyu müzeye getirir, “Mustafa Ayaz bugün var, yarın yok. Ama yarınlara kalacak olan müzedir. O nedenle bu müze yaşamalıdır” der. Bu konuda hiç de haksız değil. Ankara’da neredeyse her üniversitenin güzel sanatlar fakültesi var. Bu fakültelere giden öğrenciler neden müze ziyaret etmezler anlamış değilim. Sadece Ayaz Müzesi’ni kastetmiyorum. Elinizi vicdanınıza koyun kaçımız düzenli müze ziyareti yapıyoruz veya sanat etkiliklerine katılıyoruz. Zaten Ankara’da sergilerin açılışlarında artık hep aynı yüzlerle karşılaştığımı farkediyorum. Sanat sevgisini daha çocuk yaştan itibaren kazındırmanın, sanatın geleceği açısından önemli olduğunu unutmayın. Çağdaş, demokrat, üretken ve insanı seven Türkiye’yi besleyecek olan damarlardan birisi sanattır.
Konumuza geri dönerek, tek bir cümleyle yazıyı bitiriyorum:

Yazının devamı...