"Uğur Ergan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Ergan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Ergan

Gülay Yüksel'in güçlü kadınları

20 Şubat 2017

Genelde resimlerini isimlendirmeyen Yüksel dolayısıyla sergiyede bir isim vermemiş. Ama bu sergide de Gülay Yüksel’in fırçasından çıkmış, güçlerini ve güzelliklerini göstermekten çekinmeyen kadınlar sizi bekliyor. Yüksel, bir kadın olarak resimde kadın çalışmayı, en çok kendisinin, diğer kadın meslektaşlarının hakkı olarak görüyor. Aslında erkek sanatçılara neden kadın teması çalıştığı sorulmazken, kendisine bu yönde soru sorulmasını da anlamsız buluyor. Haksız da değil...

TÜRKİYE’DE KADIN

Kadınlardan yana tavır koymasıyla bir anlamda “feminist yanını” da göstermiş olduğunu düşünen Yüksel, kadın resimleri yaparak, bir kadının kendisini nasıl gördüğünü, kendi içindeki kadınların farkında olup olmadığını ortaya çıkarmayı hedeflediği görüşünde. Ona göre her kadının içinde bildiği ya da bilmediği kadınlar saklı. Yüksel, eserlerinde neler anlatmak istediği sorusuna, “Kadının yeteneklerini ve zorluklarla mücadelesini” diye yanıt verebilir. Resimlerine dikkatlice bakılırsa özellikle Türkiye’de kadın olarak yaşamanın zorluklarını, bu zorlukların neden kaynaklandığına dair sorgulamaların olduğunu görebilirsiniz. Elbette mücadele yöntemi de mevcuttur Yüksel’in resimlerinde. Ve o resimleri izlediğinizde günümüz kadınının erkek dünyasına isyanını da ayırt edebilirsiniz. Bir kadınının, ev kadını, iş kadını, anne olmasının getirdiklerinin yanısıra erkek baskın toplumda karşı karşıya kaldığı sorunları, onun tuvallerinde çarpıcı yerlere gizlendiğini hissedebilirsiniz. O gizemi bulup çıkarmak ise size kalmış.

BİR ROMANCI GİBİ

Yüksel’e göre, nasıl bir romancı eserinde kendi yaşamını değil, gözlemlediği bir olayı konu edinir ve onu romana dönüştürürse, o da resimlerinde kendi hissiyatıyla kendi gözlemlerini tuvale yansıtır. Eserlerinde kadın figürleri kimi zaman onun karşılaştıkları, kimi zaman da yakınındaki kadınların duygularını, tepkilerini veya özlemlerini işler. Yüksel, resim sanatının temeli olan desene çok önem veren bir sanatçı. Desen çalışmaktan asla kopmayan ve değişik teknikleri deneyen sanatçı, yağlıboya ve akrilik kadar suluboya çalışmayı da önemsiyor. Özellikle çok büyük zorluklar içermesine rağmen suluboya desen çalışmayı seviyor. Tuval üzerine suluboya veya suluboya-akrilik karışımı da deneyen bir sanatçı Yüksel.

SİYAH YOK

Gülay Yüksel’in eserlerinde çok nadir görebileceğiniz ya da hiç rastlayamayacağınız renk siyahtır. Turuncu ve mavi ağırlıktadır onun resimlerinde. Boş tuvalin önüne oturduğunda bir süre sonra kafasında canlanan imajları anında çalışmaya başlayarak eserinin temelini atıyor Yüksel. Siyah dışında sanatçının hangi renkle resme başlayacağını daha çok o günkü ruh hali belirliyor. Tuvale vurulan ilk renk diğer renkleri misafir etmeye başlıyor, sonrasında bir renk, desen ve konu armonisi içinde o muhteşem eserler karşınıza çıkıyor.

KENTTE NE VAR?

Hande Çolpan-Serhat Karademir-12 Mart’a kadar (CerModern/Sıhhiye), Devrim Erbil-25 Şubat’a kadar (Çağdaş Sanatlar Merkezi/Çankaya), Hüseyin Yüce-Kayıhan Keskinok- Nihat Tandoğan- 25 Şubat’a kadar (Valör Sanat/Yıldızevler), Orhan Taylan-25 Şubat’ta açılacak (Armoni Sanat ve Platform A ortak sergi/Yıldızevler-Taurus AVM), Hayati Misman-4 Mart’a kadar (Galeri Akdeniz/Yıdızevler), Kadir Öztoprak-23 Şubat’ta açılacak (M.Ayaz Müzesi/Balgat), Cevdet Kocaman-21 Şubat’ta açılacak (Türk-Amerikan Derneği/Cinnah Caddesi), Hatice Aykanat-28 Şubat’a kadar (Aysel Gözübüyük Sanat Evi/Alacaatlı), Berna Türemen-14 Mart’a kadar (Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi), Alper Fidaner (fotoğraf)-23 Şubat’a kadar (Börtüböcek Galeri/Çankaya), Cahit Cem-Orhan Gürel-Raif Gökkuş-1 Mart’a kadar (Emin Antik/Kale), Fuat Yüksel-25 Şubat’a kadar Galeri M/Armada AVM), Azimet Karaman (heykel)-Engin Korkmaz-Yusuf Şengür-Mahmut Özdemir (resim)-1 Mart’a kadar (Galeri Soyut/Yıldızevler), Erdal Aygenç-3 Mart’a kadar (Kent Sanat/Yıldız), Dürdane Aran-1 Mart’a kadar (Medya Sanat/Çankaya), Ahmet Telli-4 Mart’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler), Nedret Yaşar-27 Şubat’a kadar (Stillife Sanat/Yıldızevler), Koleksiyon Karması-28 Şubat’a kadar (Gözde Sanat/A.Ayrancı), Karma Sergi-1 Mart’a kadar (Çankaya Sanat/Yıldızevler).

Yazının devamı...

İsrail ve Filistin izlenimleri

13 Şubat 2017

Türkiye ile İsrail arasındaki normalleşme sürecinin başlamasının ardından bu ülkeye 7 yıl aradan sonra giden ilk bakan olması nedeniyle, Avcı’nın ziyareti önemliydi. Ziyaretin siyasi ve turizm sektörünü ilgilendiren ekonomik boyutu ile ilgili haberleri Hürriyet’in sayfalarından izlediniz.
Resime bir haftalık ara verip, ziyaret sırasında görme fırsatını yakaladığımız Tel Aviv, Tel Aviv’in tarihi kent kesimi olan Yafa, Kudüs ve Ramallah (Filistin) izlenimlerimi kısaca anlatmaya çalışacağım. Yazının başında, bu kentleri hiçbir sorunla karşılaşmadan gezmemize katkı sağlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı Basın Müşaviri Kerem Eskigün’ün teşekkürü hakettiğini belirtmem lazım. Bu benim İsrail ve Filistin’e üçüncü gidişimdi. Daha önceki iki ziyareti eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanlığı döneminde yapmıştım.
Tel Aviv, İzmir’e benzeyen bir kent. Denize herkesin rahatlıkla girebileceği 15 kilometre kumsala sahip bu şehir, nüfusu dikkate alındığında belki dünyanın en sportif kenti. Düz olması nedeniyle, sahil boyunca uzanan kordonda günün her saati koşan, yürüyen, kumsallarda kültür-fizik hareketi yapan, daha sonra denize giren (Evet şubat ayında üşümeden denize girebilirsiniz) veya “ayakta sörf” olarak bilinen “sup sörf” yapan insanları görüyorsunuz. Son derece düzenli ve temiz bir kent Tel Aviv.
Tel Aviv’in hemen yanı başındaki tarihi kent bölümü dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri kabul edilen liman şehri Yafa. Yunus Peygamber, Süleyman Peygamber ve Aziz Peter hikayeleri ile meşhur Yafa’da Osmanlı döneminden kalan tarihi saat kulesini, Mahmudiye Camii’ni, surlarını ve daha birçok yapıtı görme imkanına sahipsiniz. Kentin tarihi dokusunun nasıl korunduğunu gördüğünüzde, biraz geçmişinize saygınız varsa, inanın Türkiye’nin kendi tarihi yapıtlarına karşı hoyratlığı nedeniyle utanç duyuyorsunuz. Hem Tel Aviv, hem Yafa’nın gece hayatı da hareketli. Damak tadımıza uyan yemeklerin ikram edildiği lokantalar, nargile kafeleri, barlar, diskolar cıvıl cıvıl.

Kudüs’ü burada anlatmaya sayfalar yetmez. Türkiye’den ve diğer İslam ülkelerinden Kudüs’e gelenlerin “Kutsal Mekan Harem-i Şerif” içinde önceliği Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra. Tabii bu alan içinde Yahudiler için kutsal olan Ağlama Duvarı’nı da görmek mümkün. Kudüs’te Hristiyanlığın hemen her mezhebi için kutsal olan kiliseleri de unutmamak lazım.
Mescid-i Aksa’ya giden Aslanlı Yol’un hemen başlangıcında, Falih Rıfkı Atay’ın yedeksubay olarak katıldığı Birinci Dünya Savaşı anı ve izlenimlerinden oluşan, Osmanlı İmparatorluğu’nun bu savaşta içine düştüğü hazin durumu anlatan kitabına adını verdiği Zeytindağı’na doğru bakan Osmanlı Mezarlığı’nın durumunu hiç beğenmedim. Mezarlığın yaslandığı duvarın üzerinde Türk bayrağı işli ama mezarların durumu hiç de iyi değil.
İsrail’in insanlığa aykırı tecrit politikası nedeniyle Ramallah’a geçişte yaşanan sıkıntılar aynen devam ediyor. İsrail’in haksız engellemelerine rağmen Ramallah’ı daha önceki ziyaretlerimden farklı gördüm. Bu fark olumlu yönde. Kent direniyor, yaşıyor, şartları zorlayarak ekonomik canlılığı korumaya ve ileriye götürmeye çabalıyor. Birçok yeni yatırım ve yeni inşaatlara şahit oldum. Özellikle Alman sermayesinin önemli yatırımları var.
İsrail ve Filistin elbette görülmesi gereken yerler. Özellikle inanç kültürü açısından çok önemli mekanlara sahipler. Her iki ülkede de halk Türklere karşı çok sıcak. Ancak İsrail yönetiminin talimatıyla sınır kapılarında Türk vatandaşlarına yönelik akıl ve mantıktan yoksun sorularını, paranoyak tutumlarını da yazmadan edemeyeceğim.

KENTTE NE VAR?

Devrim Erbil-25 Şubat’a kadar (Çağdaş Sanatlar Merkezi/Çankaya), Hüseyin Yüce-Kayıhan Keskinok- Nihat Tandoğan- 25 Şubat’a kadar (Valör Sanat/Yıldızevler), Gülay Yüksel-26 Şubat’a kadar (Sevgi Sanat/Çankaya), Hayati Misman-17 Şubat’ta açılacak (Galeri Akdeniz/Yıldızevler), Aynur Pehlivanlı-Malik Bulut-23 Şubat’a kadar (Armoni Sanat/Yıldızevler), Hatice Aykanat-28 Şubat’a kadar (Aysel Gözübüyük Sanat Evi/Alacaatlı), Berna Türemen-14 Mart’a kadar (Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi), Alper Fidaner (fotoğraf)-23 Şubat’a kadar (Börtüböcek Galeri/Çankaya), Cahit Cem-Orhan Gürel-Raif Gökkuş-1 Mart’a kadar (Emin Antik/Kale), Fuat Yüksel-25 Şubat’a kadar Galeri M/Armada AVM), Azimet Karaman (heykel)-Engin Korkmaz-Yusuf Şengür-Mahmut Özdemir-1 Mart’a kadar (Galeri Soyut/Yıldızevler), Erdal Aygenç-3 Mart’a kadar (Kent Sanat/Yıldız), Dürdane Aran-1 Mart’a kadar (Medya Sanat/Çankaya), Ahmet Telli-4 Mart’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler), Gültekin Serbest-20 Şubat’a kadar (Sepa Sanat/Ümitköy), Nedret Yaşar-27 Şubat’a kadar (Stillife Sanat/Yıldızevler), Koleksiyon Karması-28 Şubat’a kadar (Gözde Sanat/A.Ayrancı).

Yazının devamı...

Ankaralı ressamın kadın duyarlılığı

6 Şubat 2017

Konuğumuz Barış Cihanoğlu. Ankara’da geçirdiği yaşamının ilk yıllarının, bugün sanatında önemli yer tuttuğunu söylüyor. “O zamanlardan çok fazla insan hikayesi vardır belleğimde, Anadolu’nun her kesiminden farklı kimliklerle ve kültürlerle daha o zamanlar tanıştım, kendimi çok şanslı sayarım bu yüzden. Samimi insanların yaşadığı zamanlardı o yıllar, sonradan resmime etkisi büyük olmuştur o dönemlerin” diyor Cihanoğlu. Sanırım en iyisi 42 yaşındaki ressamın sanatını kendi ağzından dinlemek. İşte Cihanoğlu’nun çalışmalarıyla ilgili anlattıklarından kesitler:

DÜNYA İLE KAVGALIYIM

“Ben bu dünyayla kavgalıyım, onu sanat ile değiştirmek istiyorum. İnsanlara söyleyecek yeni duyulmamış sözlerim var, beni rahatsız eden şeyler var, işte bunların hepsini sanatımla dışa vuruyorum. Benim eserlerimde insanlar var, hayatın katmanları ve yansıması var. O yüzden yaşam kadar acı, yaşam kadar ağır ve yaşam kadar karmaşıklar. Aslında varoluşumu ispatlamaya çalışıyorum her yaptığım işle. Sanatımda kendi parmak izimi arıyorum ve dünyada parmak izimi bırakmak istiyorum.

ÇOCUK GELİNLER

Temalarımı genel olarak insanlığa ait ortak meselelerden seçiyorum. Resimsel problematiğimin çözümlemelerini zamanın ruhuna uygun düşen, çağdaş sanat perspektifi ile inşa etmeye çalışıyorum. Eserlerim genel anlamda hepimizi ilgilendiren evrensel meseleleri barındırıyor, fakat özellikle bu coğrafyaya özgü olan durumlar daha çok ilgimi çekiyor. Örneğin, kuma olgusu, çocuk gelinler, kadınlarımıza yönelik uygulanan çifte standartlar, ayrımcılık, metropol yaşamı ve beraberinde oluşan yalnızlıklar, kimlik arayışları, arafta kalanların acıları, her türden kültürel yozlaşmalar vs bazı konularım. Örneklemek gerekirse bahsettiğim konulardan çok eşliliği işaret eden ‘Ortak kader’ isimli bir eserimde, her anlamda birbirlerine çok benzeyen kadınlar anlatılmakta. Kuması ile yaşamak zorunda olan kadınları birbirlerine doğru çekilerek kafalarından yapışmış halde görselleştirdim, bu mecburi birleşme onların ‘ortak yazgısını’ ifade ediyor, burada kopamama durumu ve yapışık aynılar var.

SON DÖNEM PORTRELERİ

Resmime son dönemde eklenen ve özellikle portrelerde uyguladığım deformasyonların fikirsel temelinde de geçen zaman ile birlikte yaşanan zihinsel akışı ve bu akış sonunda gelen değişimi sembolize eden deformasyon ve ‘çekilmeler’ var. Portrelerde uyguladığım deformasyon ve çekilmeler genel olarak ilk başta izleyicinin bakışını, yadırgatıyor ama bir süre sonra gözün yabancılaşmasını olumlu bir duruma çeviriyor ve izleyicinin resmime daha çok yakınlaşmasına olanak veriyor.

İZLEYİCİ SORMALI

Eserlerimde aynı zamanda hepimizi kategorize eden sistemin, yerleşik normallik algısını da sorguluyorum. Ben her zaman izleyicilerin resimlerime bakarken soru sormalarını ve deformasyona uğramış imgelerin alt metinlerine merak duymalarını istiyorum.”

DEVRİM ERBİL ÇSM’DE

Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’un suikasta kurban gittiği Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi (ÇSM), restore edilip çehresini yeniledikten sonra önemli bir sanatçının retrospektif sergisine evsahipliği yapıyor. Türk resminin önemli sanatçılarından biri olan Devrim Erbil’in, 60 yıllık yaratı serüveninde biriktirdiği İstanbul resimlerinden oluşan, şiirsel soyutlamalarla yüklü yapıtları 25 Şubat’a kadar ÇSM’de görülebilir. Sergiye usta fotoğrafçı Ozan Sağdıç’ın “Sağdıcın Sağdıcı Devrim Erbil” isimli fotoğraf sergisi de eşlik ediyor.

KENTTE NE VAR?

Gülay Yüksel-7 Şubat’ta açılacak (Sevgi Sanat/Çankaya), Hatice Aykanat- 9 Şubat’ta açılacak (Aysel Gözübüyük Sanatevi/Alacaatlı), Uğur Avcı-14 Şubat’a kadar (Kursart Sanat/Dikmen), Nedret Yaşar- 28 Şubat’a kadar (Stillife/Yıldızevler), Erdal Aygenç-3 Mart’a kadar (Kent Sanat/Yıldız), Siret Uyanık- 10 Şubat’a kadar (ANKÜSEV/GOP), Mustafa Sönmez-23 Şubat’a kadar-Platform A (Taurus AVM), Yağızhan Çalışkan-Bike Başaran-25 Şubat’a kadar (Krişna Sanat/Kennedy Caddesi), Gültekin Serbest-20 Şubat’a kadar (Sepa Sanat/Ümitköy), Karma Sergi-25 Şubat’a kadar Valör Sanat (Yıldızevler), Karma Sergi-28 Şubat’a kadar (Çankaya Sanat/Yıldızevler), Karma Sergi-7 Şubat’ta açılacak (İsmail Altınok Sanat Merkezi/Kolej), Tan Karakoç (fotoğraf)-14 Şubat’ta açılacak (Galeri Kara/Kızılay), RC Müzayede-12 Şubat (Bilkent Center)

Yazının devamı...

Galeri Akdeniz'de iki genç sanatçı

30 Ocak 2017

Bülent Aytaç, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu. Öğrencilik yıllarında Hacettepe Drama Topluluğu’nda sahne tasarımları da yapmış olan sanatçı, eserlerinde yaşadığı Ankara’dan kent manzaralarına, çoğunlukla da başkentin Cumhuriyetin başlangıç yıllarında popüler olan yerlerine ağırlık veriyor. Ulus ve Kızılay’ın günümüzde ayakta kalma mücadelesi veren tarihi dokuları, kamu binaları Aytaç’ın resimlerinde kendilerine yer bulmuş durumda. Aytaç, formlarda yalınlığa önem veren “İtalyan Primitifleri” ile Balkan ülkelerinde sıkça görülen naif türü çalışmalardan etkilenmiş bir sanatçı. Resimlerinde renk uyumları, doku ve desen duyarlılığının yanısıra hayatın hareketliliğini de yaşatıyor. Aytaç, sokak aralarında dolaşan öğrenciler, çoluk-çocuk alışverişe çıkmış aileler, satıcılar, sokak hayvanları, binaları kaplayan tabela ve levhalar, yol kenarında müşteri bekleyen taksiler, toplu taşıma araçları gibi bir sürü ayrıntıyla resimlerini canlı tutmayı hedeflemiş. Resimde çok figürü sevenlerin, Aytaç’ın eserlerinde ilginç sürprizlerle karşılaşabileceklerini söylemek mümkün.

BARIŞ KARA’DAN SOYUTLAMA

11 Şubat’a kadar sürecek olan sergide eserleri yer alan diğer sanatçı Barış Kara da Ankara doğumlu. Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun olduktan sonra sanat yaşamını İstanbul’da sürdürmeyi tercih eden Kara, çalışmalarıyla ilgili şunları söylüyor:
“Bana göre sanat yeryüzünün en büyük gücü ve ben sanatın gücünü şifa için kullanıyorum. Resmim temelde soyut dışavurumcu bir mekana sahip olsa da, o anlatının içine kendi köklerimden gelen masalı yerleştirmeyi seviyorum. Hayatla başetme yöntemim ne ise resimlerime de o yansıyor aslında. Şiir ve müzik resmimin temel yapı taşları. Günlerce içimde döndürdüğüm bir dize, renklerle oluşan bir armoniye, armoni ise tüm bunları gerçekleştirecek masalsı bir kahramana veya onun imgesine dönüşüyor. Çünkü masal, bildiğim en güzel büyü ve büyüme yöntemi. Kısacası şu kötülük dolu dünyada kendim olma ve iyi kalma çabam aslında resim yapma nedenim. Yüksek veya güncel sanatla, orada yer bulmakla ilgilenmeden, 20 yıldır içimdeki mitolojinin resimlerini yapıyorum.”

ÜÇ USTAYA ANMA SERGİSİ

Son altı yıl içinde kaybettiğimiz Türk resminin önemli isimleri Kayıhan Keskinok, Hüseyin Yüce ve Nihat Tandoğan’ın eserlerinden oluşan karma sergi 3 Şubat’ta Galeri Valör’de (Yıldızevler) açılıyor. Ustaların anısına açılan ve 25 Şubat’a kadar sürecek sergide bu üç önemli ressamın, sanatseverlerce bilinen klasik eserlerinin yanısıra, nadir görebileceğiniz eski tarihli eserlerini de görmek mümkün. Örneğin Keskinok’un “Sarı sendikacılar” serisi, Yüce’nin Kütahya’daki köyünden özel peyzajlar, Tandoğan’ın natürmort, nü ve soyutsal çalışmaları. Özellikle resimle yakından ilginenlerin ve güzel sanatlar resim bölümü öğrencilerinin görmesi gereken bir sergi diye düşünüyorum.

KENTTE NE VAR?

Fatih Aydoğdu-19 Şubat’a kadar (Galeri Nev/GOP), Mustafa Sönmez-23 Şubat’a kadar-Platform A (Taurus AVM), Müslüm Teke-17 Şubat’a kadar (Galeri Sanat Yapım/Beştepe), Figen Cebe-6 Şubat’a kadar (Siyah Beyaz/Kavaklıdere), Aynur Pehlivanlı (resim)-Malik Bulut(heykel)-8 Şubat’a kadar (Armoni Sanat/Yıldızevler), Emre Lüle-Ercan Ayçiçek-8 Şubat’a kadar (Galeri Soyut/Yıldızevler), Münip Özben-3 Şubat’a kadar (İsmail Altınok Sanat Merkezi/Kolej), Aslı Işıksal Mercan-11 Şubat’a kadar (Arte Sanat/Çayyolu), Özge Kınıklı-2 Şubat’a kadar (And Sanat/Kavaklıdere), Ayşe Serim-7 Şubat’a kadar (Rosetta Art/Çankaya), Mehmet Emin Erdoğdu-4 Şubat’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler), Yağızhan Çalışkan-Bike Başaran-25 Şubat’a kadar (Krişna Sanat/Kennedy Caddesi), Gültekin Serbest-2 Şubat’ta açılacak (Sepa Sanat/Ümitköy), Erkan Geniş-2 Şubat’ta açılacak (Dünyagöz Sergi Salonu/Kavaklıdere)

Yazının devamı...

Nusret Orçan'ın titreşen dokusu

23 Ocak 2017

ÖZGÜN DOKU

Bu haftaki konuğumuz, 1943 yılında Ankara’da doğmuş ve başkentten kopamamış ressam Nusret Orçan. Orçan empresyonizme tutkun bir ressam. Doğa, müzik ve dans ögelerinden çokça etkilenmiş ve izlenimlerini yapıtlarına yansıtan bir sanatçı. Kendine özgün bir fırça tekniği ile çalışıyor. Her fırça dokunuşu spatula ile belli bir kaygıyla tekrar biçimleniyor ve tuvalin her köşesinde titreşen bir doku oluşturuyor. Orçan, oluşan bu özgün doku ile yapıtlarının daha güçlü bir anlatma kolaylığı kazandığını düşünüyor.

COŞKU VE MELANKOLİ

Sanatçının resimlerinde yer, gök, hava ve bütün objeler ile figürler, kontursuz birbirleriyle taraklar halinde bir pasajla birleşerek kaynaşıyor. Orçan’ın eserlerinde konularına göre coşkulu bir sevinç yaşayabilirsiniz. Veya hüznün ağır bastığı bir atmosferin yaydığı melankolik duyguları da. İlkbaharın neşesini, coşkusunu, umut dolu yaşam sevincini; yaz aylarının rahatlığını, miskinliğini; sonbaharın hüznünü; kışın beyaz güzelliğinin yanısıra günlük hayatın akışına getirdiği zorlukları bazen yalın bir peyzaj olarak, bazen de insan ve hayvan figürleri katarak resmeder Orçan.

CUNDA SAHİLLERİ

Sanatçının eserlerinde sahil kasabalarının ayrı bir yeri vardır. Detaylı baktığınızda Ege’de Cunda Adası’nın kıyılarında dolaştığınızı hissedebilirsiniz. Sahil kahvehanelerinde, avdan geri dönmüş balıkçıların çaylarını yudumlayarak yorgunluklarını gidermeleri, ya da kıyıda kurulu bir masada tavla oynayarak vakit geçiren emekliler Orçan’ın resimlerini doldurur. Orçan’ın İstanbul peyzajları, sizi şehir hatları gemileri ile bir iskeleden diğerine götürür. Öyle ki, geminin penceresinden bakan bir figürün arka planında İstanbul’un heran önünüze çıkaracağı sürprizlerden birini görebilirsiniz.

ABARTISIZ KAYGI

Doğa resimlerinde dinginliği görürsünüz ama bir tuhaf duygu da peşinizi bırakmaz. Aslında Orçan’ın içine kapanık olan kişiliği ve birikimlerinin resmine yansıdığını söylemek yanlış bir değerlendirme olmaz. İçselleşen ancak kendisinin bile farketmediği bir kaygı hali abartısız ve göze batmayan, sanki tuvalde gizlenmiş bir takım ögelerle kompozisyonlarına yansır. İlk sergisini 1983’de Galeri Sanat Yapım’da açan sanatçınını özellikle Türkiye’nin birçok dış temsilciliği ile bilinen bankaların koleksiyonlarında eserleri bulunuyor. Ankara’daki atölyesinde çalışmalarını sürdüren sanatçının eserlerini kendi adını taşıyan internet adresinden görebilmek mümkün.

KENTTE NE VAR?

Fatih Ayadoğdu-19 Şubat’a kadar (Galeri Nev/GOP), Kayıhan Keskinok-26 Ocak’ta açılacak (Kayıhan Keskinok Vakfı/Cinnah Caddesi), Müslüm Teke-Bugün açılacak (Galeri Sanat Yapım/Beştepe), Barış Kara-Bülent Aytaç-27 Ocak’ta açılacak (Galeri Akdeniz/Yıldızevler), Figen Cebe-6 Şubat’a kadar (Siyah Beyaz/Kavaklıdere), Yağızhan Çalışkan-Bike Başaran-25 Ocak’ta açılacak (Krişna Sanat/Kennedy Caddesi), Aynur Pehlivanlı (resim)-Malik Bulut(heykel)-8 Şubat’a kadar (Armoni Sanat/Yıldızevler), Emre Lüle-Ercan Ayçiçek-8 Şubat’a kadar (Galeri Soyut/Yıldızevler), Münip Özben-3 Şubat’a kadar (İsmail Altınok Sanat Merkezi/Kolej), Mustafa Sönmez-28 Ocak’ta açılacak (Platform A/Taurus AVM), Aslı Işıksal Mercan-11 Şubat’a kadar (Arte Sanat/Çayyolu), Özge Kınıklı-2 Şubat’a kadar (And Sanat/Kavaklıdere), Hasan Akın-31 Ocak’a kadar (Aysel Gözübüyük Sanat Evi/Alacaatlı), Ömer Erdem-31 Ocak’a kadar (Galeri M/Armada AVM), Filiz Onat (heykel)-Suna Özkalan (resim)-30 Ocak’a kadar (Medya Sanat/Çankaya), Ayşe Serim-7 Şubat’a kadar (Rosetta Art/Çankaya), H.Neşe Koçak (seramik)-31 Ocak’a kadar (Sepa Sanat/Ümitköy), Mehmet Emin Erdoğdu-4 Şubat’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler)

Yazının devamı...

Potpuri

16 Ocak 2017

PEHLİVANLI’YI ANIYORUZ

Sevgili Aynur abla aramızdan ayrılalı bir yıl olmuş. Zaman gerçekten su gibi akıp geçiyor. Geçen yıl 19 Ocak’ta kaybettiğimiz Aynur Pehlivanlı kurucusu olduğu Armoni Sanat’ta, onun ve heykeltraş Malik Bulut’un eserlerinden oluşan karma bir sergiyle anılacak. 21 Ocak’ta açılacak serginin teması Pehlivanlı’nın çok sevdiği kediler. Pehlivanlı’nın tuvale yansıttığı, Bulut’un taşa yonttuğu kedi figürleri sanatseverlerle buluşacak. Aynur abla hayvanları çok severdi ama kedilere olan sevgisi bir başkaydı. Armoni Sanat’ın balkonuna yavrulamış bir sokak kedisi ile yavrulara bakışını hiç unutamam. Sevimli yavrular pencerenin demir parmaklıklarına tırmanıp haylazlık yaparken çok mutlu olurdu. Yavrulardan birinin sokak köpeği tarafından öldürüldüğünü duyunca nasıl da hüzünlenmişti. Aynur Pehlivanlı’yı bir kez daha rahmetle anıyoruz.

FİGÜRATİF YORUMLAR

Yıldızevler’deki Armoni Sanat’tan, Ümitköy’de Güler Sanat’a geçiyoruz. Güler Sanat, 18 Şubat’a kadar sürecek olan sergide Türk resminin usta sanatçılarını “Figüratif Yorumlar” adı altında başkentteki sanatseverlerle buluşturuyor. Konularını İstanbul’un güncel yaşamından alan Resul Aytemür, otobüs durağında bekleyen insanları sarı, yeşil ve kırmızı renklerin hakim olduğu canlı renklerle betimliyor. Hakan Esmer’in kafelerle dolu bir caddede resmettiği insan kalabalıkları kent yaşamını ve kargaşasını yansıtıyor. Selçuk Togul naif resim anlayışında inşa ettiği kompozisyonunda, açık hava bir eğlence mekanındaki insanların diyaloglarını, hareketlerini tasvir ederken, İsmet Birsel diplomatik bir resepsiyondaki insan hallerini izleyiciye hissettirdiği keskin bir gözlem gücüyle aktarıyor. Muhsin Kut kübist etkiler içeren bir bar betimlemesinde, müşteri ile barmeni resmediyor. Nevzat Akoral’ın bir kahvehanede satranç oynayan ve izleyen ahaliyi resmettiği çalışması ise sıradan güncel yaşamdan kültürel bir kesit ortaya koyuyor. Kısa süre önce kaybettiğimiz Türk resim sanatınının duayen isimlerinden Adnan Turani’nin imza işi niteliğindeki dört ayrı eserle yer aldığı sergide, sanatçının keman çalan kadın tasvirleri, Mustafa Ayaz’ın şarkı söyleyen kadınlar ve Hayati Misman’ın dans eden kadınlar kompozisyonları ile bir bütünlük oluşturuyor. Diğer taraftan bu kentsel unsurlara zıt olarak, İbrahim Balaban’ın folklorik özelliklerle bezeyip olağan bir köy kutlamasından sunduğu kesit, güncel yaşamın ögelerinden olan eğlence anlayışına farklı bir bakış sunuyor.

POLİMETRİK MÜCADELELER

Ümitköy’den sonra Gaziosmanpaşa’ya dönüyoruz. 20 Ocak’ta Galeri Nev’de Fatih Aydoğdu’nun “Polimetrik Mücadeleler” isimli sergisi açılıyor. 2013 yılından bu yana üzerinde çalıştığı desen ve nesneleri biraraya getiren Aydoğdu’nun, ara tonlar kullanmadan, yalnızca siyah ve beyaza indirgediği büyük boy çini desenleri, savaşın göndere çekildiği bir dönemde, küresel ekonomiyi, kimlik politikalarını, otokratik yönetimleri belgelemek, anlamak, yorumlamak ve sorgulamak için alan açıyor. Aydoğdu sergide, yine ses alanından hareketle, geleneksel müzik enstrümanlarının tarihini ve anatomisini kurcalayan nesnelere de yer veriyor. Bu “çalınamayan enstrümanlar”, Kafkaesk idari yapıların içindeki işlemeyen alt sistemlere göndermede bulunuyor.

KENTTE NE VAR?

Figen Cebe-6 Şubat’a kadar (Siyah Beyaz/Kavaklıdere), Emre Lüle- 20 Ocak’ta açılacak (Galeri Soyut/Yıldızevler), Mehmet Emin Erdoğdu-Yarın açılacak (Nurol Sanat/Güvenevler), Münip Özben-3 Şubat’a kadar (İsmail Altınok Sanat Merkezi/Kolej), Özge Kınıklı-2 Şubat’a kadar (And Sanat/Kavaklıdere), Aslı Işıksal Mercan-Yarın açılacak (Arte Sanat/Çayyolu), Meral Anıl-27 Ocak’a kadar (Ata Sanat/Kale), Hasan Akın-31 Ocak’a kadar Aysel Gözübüyük Sanat Evi (Alacaatlı), Cumhur Okay Özgür-20 Ocak’ta açılacak (Çağdaş Sanatlar Merkezi/Çankaya), Kadir Şişginoğlu-25 Ocak’a kadar (Fırça Sanat/Hilal Mah.), Olga Grafova Dilek-21 Ocak’a kadar (Galeri Akdeniz/Yıldızevler), Ömer Erdem-31 Ocak’a kadar (Galeri M/Armada AVM), Canan Berber-25 Ocak’a kadar (Kent Sanat/ Yıldız), Filiz Onat (heykel)-Suna Özkalan (resim)-30 Ocak’a kadar (Medya Sanat/Çankaya), Ayşe Serim-7 Şubat’a kadar (Rosetta Art/Çankaya), Muhammed Yalçın-20 Ocak’ta açılacak (Tosca Art/Çankaya), H.Neşe Koçak (heykel)-18 Ocak’ta açılacak (Sepa Sanat/Ümitköy)

Yazının devamı...

Dört ayrı tarz

9 Ocak 2017

Galeri Soyut’un vitrininden dışarıya vuran ışık, soğuk havada insanın içini ısıtıyordu. İçeride hummalı bir çalışma. Yılbaşı için duvarları kaplayan “küçük ebatlı” resimler indirilirken, yerlerine yeni serginin resimleri asılıyordu. Galeri Soyut’ta, yeni yılın ilk sergisinde 4 ayrı sanatçının eserlerini görmek mümkün.
Geçen çarşamba günü açılan sergide Zuhal Baysar, Hasan Çağlayan ve Yiğit Altıparmakoğulları’nın resimleri; Özer Aktaş’ın heykelleri sanatseverlerle buluştu. Galeri Soyut, sanatçıları ve sergilenen eserleri, sanatseverlere tanıtma geleneğini bu yıl da sürdürüyor. Subaşı’nın ilettiği bilgiler ne yalan söyleyeyim benim de işimi kolaylaştırdı. Gelin isterseniz 19 Ocak’a kadar sürecek olan dört sanatçının eserlerinin yer aldığı sergide, Subaşı’nın paylaştığı bilgiler eşliğinde bir tura çıkalım.

BİLİNÇ KATMANLARI

Zuhal Baysar, sergisine “Bilinç Katmanları” adını vermiş. Sanatçının yeni resimlerinde biçimler, resim plastiğinin doku ve renk olanakları ile iki boyutu zorlayan yanılsamalara sahip. Bu resimlerde üst üste bindirilmiş katmanlar halinde çeşitli yaşamlara ait görüntüler yer alıyor. İnsanın iç dünyasına, ruh durumlarına ait her bir görsel öge, insanın varoluş durumunu anımsatacak hayvan figürleri de olmak üzere bir arada saydam katmanlar oluşturuyor. Sanatçı, önceki resimlerinin olduğu gibi, bu resimlerinin odak noktasının da yine insanın kendisi olduğunu vurguluyor. Sergi, insanın karmaşık, ikircikli doğasını sorgularken, aynı zamanda “insan oluş”tan “toplum oluş”a doğru giderek büyüyen bir önerme de sunuyor. Sergi ayrıca toplum dinamiklerinin birbiriyle çatışmasına, daha büyük ölçekte toplumların birbiriyle çatışmasına ve genel boyutuyla içi içe olan tüm bu yapıların birbirine etkisine de işaret ediyor.

KONUŞAN TAŞLAR

Hasan Çağlayan’ın konusu “Konuşan Taşlar”. Sanatçı mağara duvar resimleri ve Orta Asya kaya resimleri üzerinde incelemelerde bulunmuş. Sigrafitto ve Fresco tekniklerini birleştirerek kendine özgü tarzını oluşturmuş. Resimlerini klasik tuvalin dışında, XPS malzemesi ile oluşturduğu yapay kayalar üzerine de yapıyor. Bu sayede resimlerindeki figürler, kayalar oluşurken meydana gelmiş gibi kayanın renkleri ve dokuları ile bütünleşmiş. Çağlayan, “sanatta fosilizm” akımı olarak adlandırdığı bir üslup geliştirdiğini söylüyor. Ona göre tüm canlılar büyür, gelişir, ölür, çürür ve fosilleşir. Fosillerde doğanın bize sunduğu belgelerdir. Boya olarak kimi zaman akrilik, genelde ise su bazlı şeffaf boyalar kullanıyor. Onun için boyanın değil taşın dokusu önemli. Sanatçı toplumsal olayları, insanların yaşamlarından kesitleri bir belge niteliğinde kayalarla bütünleştirerek bazen somut, bazen de soyut olarak resimlerine taşımış. İzleyicileri onun resimlerine baktıklarında gerçek taş olup olmadığını dokunmadan anlayamıyorlar.

KARGALAR, HAREKETLİ FİGÜRLER

7’nci kişisel sergisini açan Altıparmakoğlulları, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nü bitirdikten sonra, Neş’e Erdok, Nedret Sekban ve Ahmet Umur Deniz atölyelerinden geçmiş genç bir sanatçı. Özer Aktaş’ın heykellerinde ise, direkt yaşamla ve kendisiyle olan münasebetlerinden doğa ve insanları konu ediniyor. Anlık zaman dilimlerinde donup kalan spontane hareketleri ile insanları betimliyor. Bu yaklaşımı sayesinde, gerçek ile birebir örtüşen hareket ve beden formları yerine insan vücutlarını deforme etmeyi seviyor. Aktaş için keman, flüt çalan bir müzisyenin dışında, formların uzayıp incelerek, kıvrılarak aldığı abartılı haller, hareket önem taşıyor. Bunu yaparken de katı, itici, keskin duruşlardan çok, dans edercesine boşluğa kafa tutan figürleri tercih ediyor. Onları dans ettirmek hoşuna gidiyor.

KENTTE NE VAR?

Erol Akyavaş-15 Ocak’a kadar (Galeri Nev/GOP), Beril Ateş-16 Ocak’a kadar (Siyah Beyaz/Kavaklıdere), Olga Grafova Dilek-21 Ocak’a kadar (Galeri Akdeniz/Yıldızevler), Kadir Şişginoğlu-25 Ocak’a kadar (Fırça Sanat/Hilal Mah.), Ömer Erdem-31 Ocak’a kadar (Galeri M/Armada AVM), Reyhan Uludağ-17 Ocak’a kadar (Kursart/Dikmen), Figüratif Yorumlar Karma Sergi- 18 Şubat’a kadar (Güler Sanat/Ümitköy), Özge Kınıklı-13 Ocak’ta açılacak (And Sanat/Tunalı Hilmi Cad.), Aslı Işıksal Mercan-17 Ocak’ta açılacak (Arte Sanat/Çayyolu), Süreyya Atalay-17 Ocak’ta açılacak (Atlas Sanat/Cinnah Cad.), Hasan Akın -12 Ocak’ta açılacak (Aysel Gözüböyük Sanat Evi/Alacaatlı), Fehnur İpek-Bugün açılacak (Vakıfbank Genel Müdürlük/Kavaklıdere), Ayşe Serim -13 Ocak’ta açılacak (Rosetta Art/Hollanda Cad.), Filiz Onat-Suna Özkalan-30 Ocak’a kadar (Medya Sanat/Çankaya), Ustulardan karma sergi-31 Ocak’a kadar (Sevgi Sanat/Çankaya).

Yazının devamı...

Uzaklardaki Türkiye

2 Ocak 2017

Ülke olarak 2016 yılında birbiri ardına pek çok olumsuz şeyler yaşadık. Birçoğuna gerçekten yürek dayanacak gibi değildi. 2017’nin acı değil, güzellik, başarı ve huzuru paylaştığımız bir yıl olmasını temenni ediyorum. Bu dileklerim elbette sanat ve kültür dünyası için de geçerli. Sergilerin ziyaretçileri çok; ressamların ve galerilerin kazançları bol olsun. (Daha bu dileklerin mürekkebi kurumadan yeni yılın ilk gününe İstanbul’daki alçak terör saldırısının haberiyle uyandık. Bir kez daha başın sağolsun Türkiye. Anlaşılan 2017 de zor geçecek.)

TÜRKİYE’DEN 3 SANATÇI

Geçen haftalarda Hürriyet’in Türkiye baskılarında ünlü ressamlarımız Yalçın Gökçebağ, Devrim Erbil ve Işıl Özışık’ın, Tayvan’da (Milliyetçi Çin) ortak bir sergi açtıklarını “Tayvan’da 3 Türk ressam” başlığı ile duyurmuştum. Sergi 17 Ocak’a kadar sürecek. Serginin açılışı için Tayvan’a giden Yalçın Gökçebağ bu ülkede yaklaşık 1 hafta kaldıktan sonra Ankara’ya geri döndü.

TÜRK-TAYVAN ORTAK SERGİSİ

Serginin nasıl geçtiğini, neden böyle bir sergi yapıldığını konuştum kendisiyle. Sergi Tayvan’ın başkenti Taipei’deki Tamkang Üniversitesi’nde açılmış. Tayvanlı ressamlar bir süre önce Türkiye’ye yaptıkları ziyaretle ilgili bir sergi açmak istemişler. Ancak bu sergiye Türkiye’den de ressamların katılmasını istedikleri için Tayvan’daki Türk Ticaret Ofisi Temsilcisi İsmet Erikan’dan yardım talep etmişler. Erikan teklifi ressamlar Gökçebağ, Erbil ve Özışık’a iletmiş ve olumlu yanıt almış. Anlayacağınız Tamkang Üniversitesi’nde yapılan etkinlik, Türk ve Tayvanlı sanatçıların ortak bir sergisi olmuş. Sergide hem İstanbul’dan, hem de Anadolu’dan esintiler varmış. Zaman sıkışıklığı nedeniyle Devrim Erbil ve Işıl Özışık serginin açılışına gidememişler. Gökçebağ, bir anlamda kendisiyle birlikte iki meslektaşı için de serginin açılışında hazır bulunmuş. “Çok keyifliydi” diyor Gökçebağ, Tayvan’daki sergi için. Tayvan’a Seul üzerinden gittikleri için Güney Kore’yi de görme fırsatı bulmuş. Ben fazla uzatmadan sözü Gökçebağ’a bırakayım:
“Bizlerin resimleriyle birlikte Tayvanlı sanatçılar Li Chi-Mao, Lee Chung-Chung, Li An-Jung, Tao Wen-Yueh, Koo Chung-Kuang’un yapıtları da sergide yer aldı. Sergiye yabancı ülke temsilcilerinin, sanatçıların ve öğrencilerin ilgisi çok yoğundu. Yabancılara Türk resim sanatını anlatma fırsatını buldum. İlgiyle dinlediler. Tayvanlı meslektaşlarla sanat ve kültür alanında fikir alış verişi yaptık. Tayvanlı sanatçıların eserleri de çok güzeldi. Türkiye’den binlerce kilometre uzaklıktaki ülke sanatçılarının Türkiye’yi gözlemleyip, sanat çalışmalarına nasıl yansıttıklarını görmem benim için ilginç olduğu kadar, tecrübe edinmem açısından da önemliydi. Her sanatçıdan 10 resim sergilendi.

FİGÜRSÜZ SADE ÇALIŞMALAR

Ben Tayvan sergisi için, farklı bir çalışma yaptım, eserlerime yeni bir bakış açısı getirdim. Benim çoğunlukla bol figürlü eserlerim tercih edilir. Tayvan’da sergilenen, her biri 100x100 cm. boyutundaki eserlerimde ise neredeyse hiç figür yoktu. Çay tarlası, hasat, karlı manzara, üzüm bağı gibi kendi konularımı sadeleştirerek, soyut anlayışı ağır basan resimler yaptım. Neden sade çalıştığımı sorarsanız, yanıtım ‘Modern resmin içinde sadeleştirme vardır. Fazla ayrıntıya gitmeden bütün kütlelere önem vermek. Bu şekilde resmin ayrıntıları yerine resmin özüne odaklanmak’ olur. Bundan sonra bu tür çalımalara ağırlık vereceğim. Türkiye’de de kısa süre içinde bu tür çalışmalarımdan oluşan bir sergi açmayı planlıyorum.”

KENTTE NE VAR?

Mustafa Ayaz-31 Ocak’a kadar (M.Ayaz Müzesi/Balgat), Münip Özben- 3 Ocak’ta açılacak (İsmail Altınok Sanat Merkezi/Kolej), Zuhal Baysar-Hasan Çağlayan-Yiğit Altıparmakoğulları-Özer Aktaş (heykel)- 4 Ocak’ta açılacak (Galeri Soyut/Yıldızevler), Suna Özkalan (resim)-Filiz Onat (heykel)-4 Ocak’ta açılacak (Medya Sanat/Çankaya), Süreyya Atalay-6 Ocak’a kadar (Atlas Sanat/Cinnah Caddesi), Rabia Çalışkan-Hatice Aras Çamaltı-7 Ocak’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler), Osman Akbay-Bahar Akçura-Sezai Kara-6 Ocak’a kadar (Emin Antik/Kale), Canan Berber-25 Ocak’a kadar (Kent Sanat/Yıldız), 26 Kadın Fotoğrafçı-26 Ocak’a kadar (CerModern/Sıhhiye), Ebru Karakimseliler-Meltem Küçükşahin-Firkan Gülaydın-Payam Latifi-Suat Orgun’dan ‘Takılabilir, Giyilebilir, Yenilebilir, İzlenebilir Sanat.’ (Stillife/Yıldızevler).

Yazının devamı...