"Uğur Ergan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Ergan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Ergan

İzmir izlenimleri

27 Mart 2017

Hürriyet Yayın Danışmanı ve Yazarı Doğan Hızlan, İhsan Yılmaz, Sebati Karakurt ve ben, Hürriyet grubu olarak bu önemli serginin açılışına davetliydik.
Folkart Galeri’de sergi açılışlarının görkemli olduğunu duymuştum. Açıkça söylemem gerekirse, bir sergi açılışına bu kadar kalabalık katılım beklemiyordum. Çok sayıda İzmirli nezih sanatseverin serginin açılışında hazır bulunması, İzmir’in farkını ortaya koyuyordu. Ankara’dan tanıdığım, İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın’ın da sergide hazır bulunması beni çok sevindirdi. Aşkın’ın sergide yer alan eserlerle ilgili Folkart Galeri Proje Direktörü Fahri Özdemir’den ayrıntılı bilgi alması, sanata olan düşkünlüğünü gösteriyordu. Ben de çok sayıda İzmirli sanatseverle tanıştığım için son derece mutlu oldum.
Sergide, aramızdan ayrılmış, Türk resim sanatında önemli yer edinmiş 130 ressamın eserleri yer alıyor. Eserler arasında Şeker Ahmet Paşa, Osman Hamdi, Hoca Ali Rıza, İbrahim Çallı, Bedri Rahmi, Refik Epikman, Hüseyin Avni Lifij, Fahrelnisa Zeid, Nejad Melih Devrim, Nuri İyem, Neşet Günal, Hikmet Onat, Fikret Mualla, Şefik Bursalı, Burhan Doğançay ve adlarını burada sayamadığım, Türk resim sanatının efsane isimlerinin yapıtları bulunuyor. 
Folkart’ın yanısıra, Türkiye’nin tanınmış koleksiyonerlerinin sahip olduğu eserlerin özenle seçimiyle oluşturulmuş bu sergi, resim tarihimizin gezerek, görerek tanınması açısından önemli. Serginin bir diğer önemli özelliği de, Doğan Hızlan’ın sergiyle ilgili özel hazırlanmış kitaba yazdığı gibi, Türk resmine damga vurmuş ressamların ilk defa bir araya gelmiş olması. Hızlan’ın sergi açılışında yaptığı konuşmada vurguladığı, “Böyle sergileri gördükten sonra yaşayan ressamlara daha farklı yaklaşmak mümkün olacaktır. İz sürenler, yeni iz açanlar bu sergileri gezdikten sonra daha derinden anlaşılabilir” sözleri de, yaşayan ressamlarımıza daha fazla sahip çıkmamız gerektiğini ortaya koyuyor. Eğer İzmir’e yolunuz düşerse 28 Mayıs’a kadar açık kalacak bu sergiyi gezmenizi öneririm.

ART ANKARA’NIN ARDINDAN

Biliyorsunuz 16-19 Mart’ta ATO Congresium’da 3. Art Ankara Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı yapılmıştı. 20 ülkeden 2 bin eserin, 10 bin metrekarelik alanda sergilendiği bu yılki fuarı 39 bin 650 kişi ziyaret etmiş. 15 Mart’ta koleksiyonerler için yapılmış özel daveti de dikkate alırsak, 40 bin kişiden bahsetmek mümkün. Geçmiş yıllarla karşılaştırdığımızda bu yılki ziyaretçi sayısında artış var. Fuarın, katılımcıların ticari açıdan beklentilerini karşılayıp, karşılamadığını da merak ettim. Fuarın kazanç açısından olumlu geçtiğini söyleyen de var, söylemeyen de. Şahsi gözlemim ise bu yılki fuarın, bazı eksiklikler olsa da teknik açıdan, geçen iki yıla göre daha düzenli olmasıydı. Ancak katılımcı konusunda aynı düşüncede değilim. Fuara katılımda, kalite açısından daha seçici olunması gerektiğini düşünüyorum. Katılımcı kalitesinde seviye düşmemeli, aksine yükselmeli. Çağdaş Türk resminin önemli isimlerinin eserlerinin sergilendiği bir fuarda, bu kadar amatör katılımcı olmamalı. Emeklilik hayatında, hobi olarak resim yapanların (Ki bunu küçümsemiyorum, aksine çok önemli bir uğraş olarak buluyorum) eserleri, ya bu fuarda ayrı bir amatörler reyonunda sergilenmeli, ya da amatör ressamlar için ayrı bir fuar yapılmalı. Ergin İnan’ın, Mustafa Ayaz’ın, Yalçın Gökçebağ’ın, Bubi’nin, Süleyman Saim Turan’ın ve isimlerini burada sayamadığım pek çok değerli profesyonel ressamın eserlerinin sergilendiği reyonlardan sonra, karşınıza amatör olarak bu işle uğraşan ve eserlerini sanki pazarda sebze-meyve gibi satmaya çalışanlar çıktığında, bu ortamın “Çağdaş Sanat Fuarı” anlayışıyla ne kadar bağdaşdığını elbette tartıyorsunuz. Umarım gelecek yılki fuarda katılımcı konusunda daha seçiçi davranılır.

KENTTE NE VAR?

Önder Aydın-30 Mart’ta açılacak (Dünya Göz Galerisi/Tunus Caddesi), Muharrem Pire-8 Nisan’a kadar (Sevgi Sanat/Çankaya), Ali Candaş-19 Nisan’a kadar-Fırça Sanat (Hilal Mahallesi), Sertap Yeğin-Hakan Eraslan-Peruze Hamurcu-12 Nisan’a kadar (Galeri Soyut/Yıldız), Süreyya Atalay-7 Nisan’a kadar (Atlas Sanat/Cinnah Cad.), Emin Güler-18 Nisan’a kadar (Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi), Cebrail Ötgün-1 Nisan’a kadar (Galeri Akdeniz/Yıldız), Ferhunde Ören-17 Nisan’a kadar (Kent Sanat/Yıldız), Mustafa Köseoğlu- 30 Mart’ta açılaccak (Krişna Sanat/Kennedy Caddesi),Hüseyin Macar-5 Nisan’a kadar (Rosetta Art/Çankaya), Oya Araslı-31 Mart’ta açılacak (Medya Sanat/Çankaya), Mümtaz Bolmen- 31 Mart’a kadar (İsmail Altınok Sanat Merkezi/Kolej), Aynur Ocak Gündoğan-31 Mart’a kadar (Alev Sanat/Yenimahalle), Hakan Tiryaki-Meltem Baççıoğlu-31 Mart’a kadar (BiTabu Sanat/Yıldız), Yusuf Baytekin Balcı-31 Mart’a kadar (Detay Sanat/Kocatepe), Pasaport Art Karma Sergi-23 Nisan’a kadar (Armoni Sanat/Yıldız ve Platform A/Taurus AVM).

Yazının devamı...

Kadın ve ritim

20 Mart 2017

Büyük boyutlu eserlerin yanısıra küçük ebatlı tuvallere yapılmış kadın portreleri de Koldaş’ın çalışmaları arasında yer alıyor. Koldaş, geçen yıl aralık ayında kaybettiğimiz Adnan Turani’nin atölyesinde 6 yıl boyunca çalışmış bir sanatçı. Bu nedenle eserlerinde kimi zaman Turani etkilenmesini yakalayabiliyorsunuz. Sanatçı bu bağlamda “usta-çırak” arasındaki bağın önemine vurgu yapıyor.
Sergide yer alacak eserleri yakından izlediğimde geçmiş yıllara göre sanatçının daha renkçi bir yaklaşımı tercih ettiğini söylemem mümkün. Koldaş, renkçiliğe neden ağırlık verdiğini anlatırken “İzleyici renklerin büyülü dünyasında kendini kaybetsin istiyorum” diyor. “Neden kadın, neden dans?” sorularına ise geçmiş yıllardan farklı bir yanıt vermiyor: “Kadının yazılı ve görsel sanatta karşılığı estetik ve güzelliktir. Dünyayı da güzellikler kurtaracak.”
Büyük boyutlu eserlerde çoğunlukla kadın figürü ön plana çıkarken, arka planda bir orkestra veya izleyicilerin serpiştirildiğini ayırt edebilirsiniz. Soyut figüratif çalışmayı seven sanatçının eserlerinde kübizmin, izlenimciliğin ve dışa vurumculuğun da etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Uzun zamandan beri Çankaya’daki atölyesinde çalışmalarını yürüten Koldaş, herhangi bir galeride sergi açmadığında eserlerini kendi atölyesinde galeri haline dönüştürdüğü bir bölümde sergiliyor. Sanatçı “Butik Atölye” diye tanımladığı bu anlayışın batı dünyasında yaygın olduğunu söylüyor. Koldaş’ın sergisi 22 Mart çarşamba günü açılacak ve 8 Nisan’a kadar devam edecek.

ÇAKMA MELEKLER

Bir başka kadın sanatçının sergisi için Bilkent Üniversitesi Kütüphane Sanat Galerisi’ne uzanıyoruz. Burada eserleri sergilenen kadın sanatçımız Berna Türemen. Sanatçının “Çakma Melekler” adını verdiği sergide, Türemen’in melekleri, cazibeli, uzaklardan çağırmasını bilip yüz ve ruhumuzda geniş bir gülümseme yaratıyorlar. Beden ölçülerinin, renklerin, pırıltıların cömertçe saçıldığı figürlerin ortak paydası hınzırlık, muziplik ve mizah. Tombul kedi-melekler popüler kültürün ve zamanın ruhunun modellerine nazire yapar gibi tuvallerden gönüllerimize uzanan podyumlarda yürüyorlar. Sanatçı, amacına uyduğunu düşündüğü her tür süs malzemesini (rengarenk danteller, minicik şapkalar, tüyler, papyonlar, vs.) hiç endişeye kapılmadan kullanmış. Sergi adeta fantastik bir karnavalın metaforu gibi. Her resimde sürpriz, görsel tuzaklar, kahkaha ve ironiyi sezebilirsiniz. Sergiyi görmeniz için ise fazla zamanınız yok. Türemen’in sergisi yarın sona eriyor.

İSMET BİRSEL’İ KAYBETTİK

Yıllardır dış politikayla ilgilenmeme rağmen emekli büyükelçi, ressam İsmet Birsel’in 10 Mart’ta vefat ettiğini zamanında bu köşede duyuramadığım için üzgünüm. Benim dalgınlığımdan kaynaklandı. Ünlü yazarımız merhum Salah Birsel’in kuzeni olan, Atatürk aşığı, Türkiye’yi pek çok ülkede büyükelçi sıfatıyla gururla temsil etmiş İsmet Birsel’in vefatı çağdaş Türk resmi için büyük bir kayıp. Birsel, konularını çok iyi bildiği diplomasi hayatından, kokteyl partilerinden, konserlerden, kalabalık lokanta ve kahve hayatından seçer, kimi zaman sevecen, kimi zaman da eleştirisel bir bakış açısıyla tuvale yansıtırdı. 11 Mart’ta memleketi İzmir Karşıyaka’da toprağa verilen Birsel’e Allah’tan rahmet, yakınlarına, sevenlerine ve sanat dünyasına başsağlığı diliyorum.

KENTTE NE VAR?

Muharrem Pire-22 Mart’ta açılacak (Sevgi Sanat/Çankaya), Ali Candaş-24 Mart’ta açılacak (Fırça Sanat/Hilal Mah.), Sertap Yeğin-Hakan Eraslan-Peruze Hamurcu-24 Mart’ta açılacak (Galeri Soyut/Yıldız), Süreyya Atalay-7 Nisan’a kadar (Atlas Sanat/Cinnah Cad.), Ekrem Kahraman-27 Mart’a kadar (Stillife/Yıldız), Cebrail Ötgün-1 Nisan’a kadar (Galeri Akdeniz/Yıldız), Güneş Terkol-26 Mart’a kadar (Galeri Nev/GOP), Ferhunde Ören-17 Nisan’a kadar (Kent Sanat/Yıldız), Kürşad Yılmaz-2 Nisan’a kadar (Kursart/Dikmen), Hüseyin Macar-5 Nisan’a kadar (Rosetta Art/Çankaya), Can Göknil-31 Mart’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler), Nevruz Erken-28 Mart’a kadar (Dünyagöz Hastanesi/Kavaklıdere), Tuncay Birand-29 Mart’a kadar (Medya Sanat/Çankaya), Mümtaz Bolmen- 31 Mart’a kadar (İsmail Altınok Sanat Merkezi/Kolej), Aynur Ocak Gündoğan-31 Mart’a kadar (Alev Sanat/Yenimahalle), Tamer Derican-28 Mart’a kadar (AG Sanat Evi/Alacaatlı), Hakan Tiryaki-Meltem Baççıoğlu-Bugün açılacak (BiTabu Sanat/Yıldız), Yusuf Baytekin Balcı-31 Mart’a kadar (Detay Sanat/Kocatepe), Sevgi Doğuizi- 22 Mart’ta açılacak (Galeri Kara/Kızılay), Pasaport Art-Yarın açılacak (Armoni Sanat/Yıldız).

Yazının devamı...

Ankara sanata doyacak

13 Mart 2017

Üçüncü Çağdaş Sanat Fuarı (Art Ankara) 16 Mart Perşembe günü kapılarını sanatseverlere açacak. Geçen yıllarda olduğu gibi ATO Kongre Merkezi ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşecek ve 19 Mart Pazar gününe kadar sürecek fuarda, 100’ü aşkın galeri, müze ve sanatla ilgili kurum, kuruluş ve sanat inisiyatifleri yer alacak. Türk katılımcıların yanı sıra Güney Kore, İsviçre, İtalya, İngiltere, Avusturya, Fransa, İran, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Ukrayna, Kırgızistan, Bulgaristan, Macaristan, Rusya, Filipinler, Makedonya, Macaristan, Kazakistan, Lihtenştayn, Almanya ve Gürcistan’dan galeriler, sanatçılar ve koleksiyonerler Ankara’da olacak.

İŞE GİDEN SANAT

Bu yıl fuarda ilk kez iş dünyası ve sanat birlikteliğinin sonuçları da izlenebilecek. İş dünyası ve sanatçı buluşmasının hayat kalitesini olumlu ve derinden etkileyecek sonuçlar yaratacağı inancıyla hayata geçirilen “İşe Giden Sanat”ta, katılımcı firmaların tesislerinde atık malzemelerden ürettikleri eserler sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Soma’da yaşanan maden faciasını ve zor şartlarda çalışan madencileri konu alan, duyarlılık ve farkındalık yaratmayı hedefleyen “Soyunuyoruz” başlıklı sergi de, “İşe Giden Sanat” konseptinde fuarın dikkat çekici bölümlerinden biri olacak. Küratörlüğünü Füsun Kavalcı’nın yaptığı ve madencilerin soyunma odalarından esinlenerek düzenlenen sergide, 19 genç sanatçının eserleri yer alacak.

SOLO GÖSTERİ

“Solo gösteri” kapsamında Devrim Erbil, Ergin İnan, Ertuğrul Ateş, Bubi ve Nikolay Yanakiev’in de aralarında yer aldığı sanatçıların özel sergileri görülebilecek. Ergin İnan, 50. Sanat Yılı kitabının imza günüyle bu etkinliğe katılacak.

ANKARALI RESSAMLAR

Fuarda geçen Aralık ayında kaybettiğimiz Adnan Turani anısına, eserlerinin sergileneceği bir reyon da hazırlandı. Ünlü ressamlar Yalçın Gökçebağ ve Mustafa Ayaz’ın da bulunduğu Ankaralı çok sayıda sanatçının fuar için hazırladıkları yapıtlar, çalıştıkları galerilerin reyonlarında sergilenecek. Değişik galeri ve sivil toplum kuruluşları tarafından gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projeleri de Art Ankara’da tanıtılacak. Fuar kapsamında Türk çağdaş sanatının önemli isimlerinin katılacağı söyleşi, konferans, çalıştay ve diğer etkinlikler de takip edilebilecek.

SANAT NE GÜZEL

Bu hafta size sanatla ilgili yeni çıkmış bir kitap da tanıtmak istiyorum. Dışişleri mensupları arasında sanatla yakından ilgilenen çoktur. Emekli diplomatlardan Daver Darende kendine özgü resim çalışmalarıyla sanat dünyasının iyi bildiği isimlerden biridir. Ben, Darende’nin özellikle İstanbul çalışmalarını çok severim. Darende’nin İstanbul temalı resimleri insana yaşam sevinci veren tarzdadır. Türk resim sanatının ünlü isimlerinden merhum Neajd Devrim’in de yakın arkadaşı olan Darende çok yönlü bir sanatçı kişiliğe sahip. Bir yandan resimle uğraşırken, diğer yandan hem sanat, hem de dış politikayla ilgili kitaplar kaleme alır. Kısa süre önce gazetede masamın üzerinde Darende’nin yazdığı iki kitabı buldum. Telgrafhane Yayınları’ndan çıkmış kitaplardan birinin ismi “Sanat ne güzel”. Diğeri ise günümüz Türkiye’sinin dış politikasıyla yakından ilgilenenlere önerebileceğim “Ortadoğu bataklığında Türkiye” adını taşıyor. Köşenin içeriği gereği “Sanat ne güzel” isimli kitapta neleri bulabileceğinizi şöyle sıralayabilirim: “Sait Faik’i okumamış olmak insana neler kaybettirir?, Nejad Devrim’in kız kardeşi Şirin Devrim, Daver Darende’ye yazdığı mektupta büyük ressamı nasıl anlatıyordu?, Oktay Akbal’ın yazın dünyasında bıraktığı boşluğu doldurmak mümkün mü?, Nazım, ‘Vatan Haini’ şiirini ne zaman yazdı?, Yaşar Kemal’e göre insan ne zaman ölür?, Bernard Shaw’ın, Heifetz’e yazdığı mektubundaki ilginç önerisi neydi?, Hitler, Mendelssohn’a duyduğu nefreti nasıl göstermişti?”

KENTTE NE VAR?

Orhan Taylan-18 Mart’a kadar (Armoni Sanat/Yıldız), Ekrem Kahraman-27 Mart’a kadar (Stillfe/Yıldız), Cebrail Ötgün-17 Mart’ta açılacak (Galeri Akdeniz/Yıldız), Güneş Terkol-26 Mart’a kadar (Galeri Nev/GOP), Kürşad Yılmaz-2 Nisan’a kadar (Kursart/Dikmen), Hüseyin Macar-15 Mart’ta açılacak (Rosetta Art/Çankaya), Can Göknil-31 Mart’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler), Şahin Demir-Emrah Emir-Devrim Demiral-22 Mart’a kadar (Galeri Soyut/Yıldız), Nevruz Erken-28 Mart’a kadar (Dünyagöz Hastanesi/Kavaklıdere), Tuncay Birand-29 Mart’a kadar (Medya Sanat/Çankaya), Mümtaz Bolmen- 31 Mart’a kadar (İsmail Altınok Sanat Merkezi/Kolej), Aynur Ocak Gündoğan-31 Mart’a kadar (Alev Sanat/Yenimahalle), Yasemin Lümalı-22 Mart’a kadar (And Sanat/Kavaklıdere), Tamer Derican-28 Mart’a kadar (AG Sanat Evi/Alacaatlı), Tülay Çiftçi-17 Mart’a kadar (BiTabu Sanat/Yıldız), Yusuf Baytekin Balcı-31 Mart’a kadar (Detay Sanat/Kocatepe), İzzet Temel (heykel)-19 Mart’a kadar (Galeri M/Armada AVM), Hüseyin Şahbudak-18 Mart’a kadar (Sevgi Sanat/Çankaya).

Yazının devamı...

Kadın ve sanat

6 Mart 2017

Dünya Kadınlar Günü etkinliklerinin büyük bir kesiminin Çankaya Belediyesi sınırları içinde gerçekleşeceğini söylemek mümkün. Etkinliklerin büyük çoğunluğunun adresi de Çağdaş Sanatlar Merkezi (ÇSM).

FRİDA-DİEGO SERGİSİ

Ancak ÇSM’deki etkinliklerden önce CerModern’de geçen cumartesi günü açılan çok önemli bir sergiden bahsetmeliyim. Meksika’nın dünyaca ünlü kadın ressamı Frida Kahlo ile eşi Diego Rivera’nın yaşamından kesitlerin sunulduğu “Frida ve Diego. Yolun yarısında bir tebessüm” isimli fotoğraf sergisi 23 Nisan’a kadar sürecek. Evlendikleri 1929 yılından, 1954’te Frida’nın ölümüne kadar neredeyse 25 yıllık birlikteliklerine, sayısız kavuşma-ayrılık, aşk-nefret, paylaşım ve savaşım damgası vurmuş, dönemin olmazsa olmaz bir fenomenini yaratmış, Meksika Sanat Tarihinin en tartışmalı çiftlerinden biri olan Frida Kahlo ve Diego Rivera’nın yaşamını daha yakından tanımak isteyenler bu sergiyi kaçırmamalı.

ÇSM’DEKİ ETKİNLİKLER

* ÇSM’ye geri dönersek, buradaki etkinliklerden biri, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü ile Ordu Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği’nin 8 Mart nedeniyle açacağı karma sergi. 22 Mart’a kadar sürecek serginin tanıtım yazısını okuduğunuzda, eserlerin Türkiye’de kadınların karşılaştığı zorlukları ve bu zorlukların çözüm yöntemlerini içerdiğini anlamak mümkün. Tanıtım yazısında şöyle deniliyor:
“Toplumumuzda kadının hak ettiği yeri alması çok büyük önem taşımaktadır. Türk kadını tüm dünya kadınları gibi günümüzde bilim, siyaset, eğitim, kültür-sanat ve iş dünyasında hepimizi gururlandıran başarılarıyla adından söz ettirerek ülkemizin geleceği için en büyük güvence olduğunu ortaya koymaktadır. Yaşanan bu güzel gelişmelere rağmen tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadın hak ve özgürlükleri konusunda yaşanan sıkıntılar bilinmektedir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Sergisi, kadınlarımızın karşılaştığı sorunların, esasen tüm toplumun meselesi olduğunu, dolayısıyla çözümlerin de ortak bir anlayışla üretilebileceğini savunan sanatçıların seçkin eserlerinden oluşmaktadır.”
* Ankara Kadın Ressamlar Derneği (AKRD) de, ÇSM’de bir sergi açıyor. AKRD, Türkiye’nin ilk kadın saatçı derneği ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun kurucu üyesi olması nedeniyle önemli bir sivil toplum kuruluşu. Çiğdem Güler başkanlığında Füsun Gönder, Ayşe Saray, İnci Sarıaslan, Filiz Nalçacı, Kamer Kurdoğlu ve Emine Ottekin’den oluşan yönetim kurulu, derneğin amacını, “Atatürk devrim ve ilkeleri doğrultusunda kadın ressamları desteklemek ve tanıtmak, Türk kadınının, Türk ve dünya resim sanatına katkısını sağlayarak kadının sanatta ön plana çıkartılmasına yardımcı olmaktır” diye tanımlıyor. AKRD’nin sergisini 11 Mart’a kadar görebilirsiniz.
* Bugün saat 18.00’de başlayacak olan “Üç kuşak gözünden Türkiye’de kadın ve sanatçı olmak” isimli söyleşiyi kaçırmamanızı tavsiye ederim. Türkiye’nin önemli ve başarılı kadın değerleri Deniz Türkali, Zeynep Casalini ve Angela Ceren Sarp Casalini’nin söyleşisine, Aysun Töngür cinsiyetçiliğe, ırkçılığa, ayrımcılığın her türlüsüne, türcülüğe, homofobiye, transfobiye, şiddetin ve istismarın her türlüsüne karşı seslendireceği kadın şarkıları renk katacak.
* Yarın saat 18.00’de Uçan Süpürge’nin düzenlediği etkinlik kapsamında Çankaya Belediyesi’nin Yılmaz Güney Sahnesi’nde önce yönetmen Atıf Yılmaz’ın önemli yapıtlarından “Kadının adı yok” filmini izleyebilir, ardından filmde rol almış ünlü sanatçı Hale Soygazi’nin yanısıra Sevgi Saygı ve Doç.Dr. Sevilay Çelenk’in katıldığı söyleşiye dinleyebilirsiniz.

KALE’DEKİ SERGİLER

Yer darlığı nedeniyle Ankara’da diğer bölgelerde yapılan Dünya Kadınlar Günü etkinliklerini yazamadım. Özellikle Kale civarındaki galerilerde de kadın konulu sergiler açılacak. Tüm kadınların bu anlamlı gününü en içten dileklerimle kutluyorum.

KENTTE NE VAR?

Can Göknil--9 Mart’ta açılacak (Nurol Sanat/Güvenevler), Şahin Demir-Emrah Emir-Devrim Demiral-22 Mart’a kadar (Galeri Soyut/Yıldız), Nevruz Erken-28 Mart’a kadar (Dünyagöz Hastanesi/Kavaklıdere), Tuncay Birand-29 Mart’a kadar (Medya Sanat/Çankaya), Mümtaz Bolmen- Yarın açılacak (İsmail Altınok Sanat Merkezi/Kolej), Gülümse Mona Lisa Karma Seramik Sergisi-18 Mart’a kadar (ÇSM/Çankaya), Berna Türemen-14 Mart’a kadar (Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi), Aynur Ocak Gündoğan-31 Mart’a kadar (Alev Sanat/Yenimahalle), Yasemin Lümalı-Bugün açılacak (And Sanat/Kavaklıdere), Derya Bardakçı-Bugün açılacak (ANKÜSEV/GOP), Tamer Derican-9 Mart’ta açılacak (AG Sanat Evi/Alacaatlı), Tülay Çiftçi-Bugün açılacak (BiTabu Sanat/Yıldız), Yusuf Baytekin Balcı-Bugün açılacak (Detay Sanat/Kocatepe), Necmettin Yağcı (heykel)-9 Mart’a kadar (Fırça Sanat/Hilal Mah.), İzzet Temel (heykel)-19 Mart’a kadar (Galeri M/Armada AVM), Ferhunde Ören-10 Mart’ta açılacak (Kent Sanat/Yıldız), Hüseyin Şahbudak-18 Mart’a kadar (Sevgi Sanat/Çankaya).

Yazının devamı...

Başkent'te resim turu

27 Şubat 2017

Nev’in tanıtımına göre, “Ruh Ambarı” ismini taşıyan sergi, sanatçının Ankara’daki ilk kişisel sergisi olma özelliğini taşıyor ve ilhamını Ankara’da geçirdiği çocukluk yıllarından alıyor. Geçtiğimiz yılı IKSV bursu ile gittiği Paris’te çalışarak geçiren Terkol, aynı zamanda orada izlediği antropoloji ve etnoğrafya müzelerinin etkisini de eserlerine taşıyor. Terkol böylece kendi yaşamının arkeolojisi ile sanatın arkeolojisini bir arada döküyor. Yedikleri ve içtikleriyle kumaşlarını boyayarak kendi renklerini oluşturan sanatçı, aynı zamanda, tıpkı Afrika ve Avustralya geleneklerinde olduğu gibi, kendi rüyalarından ve hayatının garipliklerinden de besleniyor. Böylece eserlerde, yalnızca arkeolojik değil, mitolojik ve masalsı öyküler beliriyor. Terkol birinin içinden bir başkasını görebildiğimiz şeffaf kumaşlardaki eserleri ile, tıpkı Binbir Gece Masallarında olduğu gibi, hem tek hem iç içe olan sonsuz öyküler yazıyor.

GILGAMIŞIN YAPRAKLARI

Yıldız’da Stillife’dayız. Ekrem Kahraman, 2016’nın ilkbaharında İstanbullu sanatseverlerle buluşturduğu “Gılgamışın Yaprakları” isimli sergisini bu yıl Ankara’ya taşıyor. Sanatçı önceki çalışmalarından bambaşka bir çizgide olan, parlak kırmızı renk ve yeni bir görsel dil üzerinden Gılgamış’ın 5000 yıllık sonsuz yaşam arayışını yorumluyor. Kahraman eserlerinde kırmızı hakimiyeti için “Kırmızı bir başlangıçtı benim için ve hala vazgeçemediğim bir imge” diyor. Sergi iki yıllık bir çalışmanın sonucunda oluşmuş. Çalışmaları süresince, Gılgamış ile ilgili tüm kaynakları okuyan Kahraman, var olan tüm Gılgamış destanlarının, özünde ilk yazım olan 3000 yıl önce Asurlu Unninni tarafından hazırlanmış destan olduğunu fark etmiş. Daha önce İstanbul’da açtığı sergisiyle eş zamanlı olarak yayınladığı, sergiyle aynı adı taşıyan kitapla da bir anlamda Gılgamış Destanı’nı yeniden kaleme alan Kahraman, “Gılgamışın Yaprakları” ile hayata dair bambaşka bir bakış açısı sunuyor. Gılgamış’ın ne kadar günümüzden ve bizden biri olduğunu bizlere gösteriyor, hissettiriyor. (İstanbul RenArt’taki serginin tanıtımından) Gılgamışın Yaprakları sergisi 3-27 Mart tarihleri arasında Stillife’da (Yıldız) görülebilir.

MİSMAN’DAN FARKLI SERGİ

Aynı semtte bu kez Galeri Akdeniz’deyiz. Gravür ustası Hayati Misman 4 Mart’a kadar sürecek sergisinde bu kez akrilik çalışmalarıyla çıkıyor karşımıza. Misman’ın resimlerinde dikkati çeken en önemli özellik, zemin ve çizgi gerilimi üzerine yoğunlaşılmış, coşkusal tavır. Bu nedenle eserlerini katman katman ve birkaç sürece yayarak yaratıyor. Çizgi ve leke kontrasına dayandırdığı figüratif resimlerde, realist bir yaklaşımdan çok soyut duygusal yoğunluk hakim. Desene çok önem vermesine rağmen birebir figüre bağlı kalmayı tercih etmeyen bir sanatçı Misman. Konularının temeli ise insan. Misman, insana dair her şeyi lirik, dramatik bir coşkuyla aktarmaya ve eserlerini diri tutmaya odaklanmış durumda.

RENGİN KIYISINDA

Yıldız’dan Balgat’a Mustafa Ayaz Müzesi’ne geçiyoruz. Genç sanatçı Kadir Öztoprak, geçmiş yıllardaki çalışmalarının devamı niteliğindeki eserleri “Rengin Kıyısında” ismini verdiği sergiyle sanatseverlerin beğenisine sunuyor. 15 Mart’a kadar sürecek olan sergide sanatçı, rengin ve lekelinin gücünü kadın-erkek ilişkisiyle aktarıyor. Sevgi ve aşkın tetiklediği buluşmayı veya bulşmanın düşünü eserlerine yansıtan Öztoprak, duyguların en saf ve temiz hallerini ortaya koyuyor. Kısaca Öztoprak’ın eserlerinde aşkla yeniden hayat bulmanın coşkusunu hissetmek mümkün.

AYGENÇ’İN KUŞLARI

Yıldız’a geri dönerek Kent Sanat’ta Erdal Aygenç’in “Kuşları” ile buluşarak turumuzu tamamlıyoruz. Aygenç’in 5’inci kişisel sergisi 3 Mart’a kadar sürecek. 1959’da Hopa’da doğan ve akademik yaşamına 2006 yılından itibaren Yakın Doğu Üniversitesi (KKTC) Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nde Öğretim Üyesi olarak devam eden Aygenç, bir söyleşisinde “Kuşları” çizerken kullandığı tekniği şöyle açıklıyor:
“Kuşları yaparken daha çok mürekkep kullandım. Mürekkebi sulandırarak ara sıra suluboyayla da müdahale ederek çizimlerimi yaptım. Mürekkebin sulandırılarak farklı lekeler elde edilmesiyle oluşan resim tekniğine lavi tekniği deniyor. Bileğimi açmak için boyayı ve fırçayı rahat kullanabileceğim bu tekniği seçtim. Ben daha yalın, daha sade ama güçlü bir leke ile ifade edilebileceğim görüntüler oluşturmayı tercih ediyorum. İçimdeki enerjiyi bu şekilde aktarmayı istiyorum...”

KENTTE NE VAR?

Ahmet Telli-4 Mart’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler), Hande Çolpan-Serhat Karademir-12 Mart’a kadar (CerModern/Sıhhiye), Berna Türemen-14 Mart’a kadar (Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi), Aynur Ocak Gündoğan-17 Mart’a kadar (Alev Sanat/Yenimahalle), Semra Çevik-4 Mart’a kadar (Galeri M/Armada AVM), C.Hatipoğlu-Ş.Çakılcı-Yarın açılacak (TBMM Kültür Evi/Kızılay), Resim Müzayedesi-5 Mart (RC Art/Bilkent Center)

Yazının devamı...

Gülay Yüksel'in güçlü kadınları

20 Şubat 2017

Genelde resimlerini isimlendirmeyen Yüksel dolayısıyla sergiyede bir isim vermemiş. Ama bu sergide de Gülay Yüksel’in fırçasından çıkmış, güçlerini ve güzelliklerini göstermekten çekinmeyen kadınlar sizi bekliyor. Yüksel, bir kadın olarak resimde kadın çalışmayı, en çok kendisinin, diğer kadın meslektaşlarının hakkı olarak görüyor. Aslında erkek sanatçılara neden kadın teması çalıştığı sorulmazken, kendisine bu yönde soru sorulmasını da anlamsız buluyor. Haksız da değil...

TÜRKİYE’DE KADIN

Kadınlardan yana tavır koymasıyla bir anlamda “feminist yanını” da göstermiş olduğunu düşünen Yüksel, kadın resimleri yaparak, bir kadının kendisini nasıl gördüğünü, kendi içindeki kadınların farkında olup olmadığını ortaya çıkarmayı hedeflediği görüşünde. Ona göre her kadının içinde bildiği ya da bilmediği kadınlar saklı. Yüksel, eserlerinde neler anlatmak istediği sorusuna, “Kadının yeteneklerini ve zorluklarla mücadelesini” diye yanıt verebilir. Resimlerine dikkatlice bakılırsa özellikle Türkiye’de kadın olarak yaşamanın zorluklarını, bu zorlukların neden kaynaklandığına dair sorgulamaların olduğunu görebilirsiniz. Elbette mücadele yöntemi de mevcuttur Yüksel’in resimlerinde. Ve o resimleri izlediğinizde günümüz kadınının erkek dünyasına isyanını da ayırt edebilirsiniz. Bir kadınının, ev kadını, iş kadını, anne olmasının getirdiklerinin yanısıra erkek baskın toplumda karşı karşıya kaldığı sorunları, onun tuvallerinde çarpıcı yerlere gizlendiğini hissedebilirsiniz. O gizemi bulup çıkarmak ise size kalmış.

BİR ROMANCI GİBİ

Yüksel’e göre, nasıl bir romancı eserinde kendi yaşamını değil, gözlemlediği bir olayı konu edinir ve onu romana dönüştürürse, o da resimlerinde kendi hissiyatıyla kendi gözlemlerini tuvale yansıtır. Eserlerinde kadın figürleri kimi zaman onun karşılaştıkları, kimi zaman da yakınındaki kadınların duygularını, tepkilerini veya özlemlerini işler. Yüksel, resim sanatının temeli olan desene çok önem veren bir sanatçı. Desen çalışmaktan asla kopmayan ve değişik teknikleri deneyen sanatçı, yağlıboya ve akrilik kadar suluboya çalışmayı da önemsiyor. Özellikle çok büyük zorluklar içermesine rağmen suluboya desen çalışmayı seviyor. Tuval üzerine suluboya veya suluboya-akrilik karışımı da deneyen bir sanatçı Yüksel.

SİYAH YOK

Gülay Yüksel’in eserlerinde çok nadir görebileceğiniz ya da hiç rastlayamayacağınız renk siyahtır. Turuncu ve mavi ağırlıktadır onun resimlerinde. Boş tuvalin önüne oturduğunda bir süre sonra kafasında canlanan imajları anında çalışmaya başlayarak eserinin temelini atıyor Yüksel. Siyah dışında sanatçının hangi renkle resme başlayacağını daha çok o günkü ruh hali belirliyor. Tuvale vurulan ilk renk diğer renkleri misafir etmeye başlıyor, sonrasında bir renk, desen ve konu armonisi içinde o muhteşem eserler karşınıza çıkıyor.

KENTTE NE VAR?

Hande Çolpan-Serhat Karademir-12 Mart’a kadar (CerModern/Sıhhiye), Devrim Erbil-25 Şubat’a kadar (Çağdaş Sanatlar Merkezi/Çankaya), Hüseyin Yüce-Kayıhan Keskinok- Nihat Tandoğan- 25 Şubat’a kadar (Valör Sanat/Yıldızevler), Orhan Taylan-25 Şubat’ta açılacak (Armoni Sanat ve Platform A ortak sergi/Yıldızevler-Taurus AVM), Hayati Misman-4 Mart’a kadar (Galeri Akdeniz/Yıdızevler), Kadir Öztoprak-23 Şubat’ta açılacak (M.Ayaz Müzesi/Balgat), Cevdet Kocaman-21 Şubat’ta açılacak (Türk-Amerikan Derneği/Cinnah Caddesi), Hatice Aykanat-28 Şubat’a kadar (Aysel Gözübüyük Sanat Evi/Alacaatlı), Berna Türemen-14 Mart’a kadar (Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi), Alper Fidaner (fotoğraf)-23 Şubat’a kadar (Börtüböcek Galeri/Çankaya), Cahit Cem-Orhan Gürel-Raif Gökkuş-1 Mart’a kadar (Emin Antik/Kale), Fuat Yüksel-25 Şubat’a kadar Galeri M/Armada AVM), Azimet Karaman (heykel)-Engin Korkmaz-Yusuf Şengür-Mahmut Özdemir (resim)-1 Mart’a kadar (Galeri Soyut/Yıldızevler), Erdal Aygenç-3 Mart’a kadar (Kent Sanat/Yıldız), Dürdane Aran-1 Mart’a kadar (Medya Sanat/Çankaya), Ahmet Telli-4 Mart’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler), Nedret Yaşar-27 Şubat’a kadar (Stillife Sanat/Yıldızevler), Koleksiyon Karması-28 Şubat’a kadar (Gözde Sanat/A.Ayrancı), Karma Sergi-1 Mart’a kadar (Çankaya Sanat/Yıldızevler).

Yazının devamı...

İsrail ve Filistin izlenimleri

13 Şubat 2017

Türkiye ile İsrail arasındaki normalleşme sürecinin başlamasının ardından bu ülkeye 7 yıl aradan sonra giden ilk bakan olması nedeniyle, Avcı’nın ziyareti önemliydi. Ziyaretin siyasi ve turizm sektörünü ilgilendiren ekonomik boyutu ile ilgili haberleri Hürriyet’in sayfalarından izlediniz.
Resime bir haftalık ara verip, ziyaret sırasında görme fırsatını yakaladığımız Tel Aviv, Tel Aviv’in tarihi kent kesimi olan Yafa, Kudüs ve Ramallah (Filistin) izlenimlerimi kısaca anlatmaya çalışacağım. Yazının başında, bu kentleri hiçbir sorunla karşılaşmadan gezmemize katkı sağlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı Basın Müşaviri Kerem Eskigün’ün teşekkürü hakettiğini belirtmem lazım. Bu benim İsrail ve Filistin’e üçüncü gidişimdi. Daha önceki iki ziyareti eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanlığı döneminde yapmıştım.
Tel Aviv, İzmir’e benzeyen bir kent. Denize herkesin rahatlıkla girebileceği 15 kilometre kumsala sahip bu şehir, nüfusu dikkate alındığında belki dünyanın en sportif kenti. Düz olması nedeniyle, sahil boyunca uzanan kordonda günün her saati koşan, yürüyen, kumsallarda kültür-fizik hareketi yapan, daha sonra denize giren (Evet şubat ayında üşümeden denize girebilirsiniz) veya “ayakta sörf” olarak bilinen “sup sörf” yapan insanları görüyorsunuz. Son derece düzenli ve temiz bir kent Tel Aviv.
Tel Aviv’in hemen yanı başındaki tarihi kent bölümü dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri kabul edilen liman şehri Yafa. Yunus Peygamber, Süleyman Peygamber ve Aziz Peter hikayeleri ile meşhur Yafa’da Osmanlı döneminden kalan tarihi saat kulesini, Mahmudiye Camii’ni, surlarını ve daha birçok yapıtı görme imkanına sahipsiniz. Kentin tarihi dokusunun nasıl korunduğunu gördüğünüzde, biraz geçmişinize saygınız varsa, inanın Türkiye’nin kendi tarihi yapıtlarına karşı hoyratlığı nedeniyle utanç duyuyorsunuz. Hem Tel Aviv, hem Yafa’nın gece hayatı da hareketli. Damak tadımıza uyan yemeklerin ikram edildiği lokantalar, nargile kafeleri, barlar, diskolar cıvıl cıvıl.

Kudüs’ü burada anlatmaya sayfalar yetmez. Türkiye’den ve diğer İslam ülkelerinden Kudüs’e gelenlerin “Kutsal Mekan Harem-i Şerif” içinde önceliği Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra. Tabii bu alan içinde Yahudiler için kutsal olan Ağlama Duvarı’nı da görmek mümkün. Kudüs’te Hristiyanlığın hemen her mezhebi için kutsal olan kiliseleri de unutmamak lazım.
Mescid-i Aksa’ya giden Aslanlı Yol’un hemen başlangıcında, Falih Rıfkı Atay’ın yedeksubay olarak katıldığı Birinci Dünya Savaşı anı ve izlenimlerinden oluşan, Osmanlı İmparatorluğu’nun bu savaşta içine düştüğü hazin durumu anlatan kitabına adını verdiği Zeytindağı’na doğru bakan Osmanlı Mezarlığı’nın durumunu hiç beğenmedim. Mezarlığın yaslandığı duvarın üzerinde Türk bayrağı işli ama mezarların durumu hiç de iyi değil.
İsrail’in insanlığa aykırı tecrit politikası nedeniyle Ramallah’a geçişte yaşanan sıkıntılar aynen devam ediyor. İsrail’in haksız engellemelerine rağmen Ramallah’ı daha önceki ziyaretlerimden farklı gördüm. Bu fark olumlu yönde. Kent direniyor, yaşıyor, şartları zorlayarak ekonomik canlılığı korumaya ve ileriye götürmeye çabalıyor. Birçok yeni yatırım ve yeni inşaatlara şahit oldum. Özellikle Alman sermayesinin önemli yatırımları var.
İsrail ve Filistin elbette görülmesi gereken yerler. Özellikle inanç kültürü açısından çok önemli mekanlara sahipler. Her iki ülkede de halk Türklere karşı çok sıcak. Ancak İsrail yönetiminin talimatıyla sınır kapılarında Türk vatandaşlarına yönelik akıl ve mantıktan yoksun sorularını, paranoyak tutumlarını da yazmadan edemeyeceğim.

KENTTE NE VAR?

Devrim Erbil-25 Şubat’a kadar (Çağdaş Sanatlar Merkezi/Çankaya), Hüseyin Yüce-Kayıhan Keskinok- Nihat Tandoğan- 25 Şubat’a kadar (Valör Sanat/Yıldızevler), Gülay Yüksel-26 Şubat’a kadar (Sevgi Sanat/Çankaya), Hayati Misman-17 Şubat’ta açılacak (Galeri Akdeniz/Yıldızevler), Aynur Pehlivanlı-Malik Bulut-23 Şubat’a kadar (Armoni Sanat/Yıldızevler), Hatice Aykanat-28 Şubat’a kadar (Aysel Gözübüyük Sanat Evi/Alacaatlı), Berna Türemen-14 Mart’a kadar (Bilkent Üniversitesi Sanat Galerisi), Alper Fidaner (fotoğraf)-23 Şubat’a kadar (Börtüböcek Galeri/Çankaya), Cahit Cem-Orhan Gürel-Raif Gökkuş-1 Mart’a kadar (Emin Antik/Kale), Fuat Yüksel-25 Şubat’a kadar Galeri M/Armada AVM), Azimet Karaman (heykel)-Engin Korkmaz-Yusuf Şengür-Mahmut Özdemir-1 Mart’a kadar (Galeri Soyut/Yıldızevler), Erdal Aygenç-3 Mart’a kadar (Kent Sanat/Yıldız), Dürdane Aran-1 Mart’a kadar (Medya Sanat/Çankaya), Ahmet Telli-4 Mart’a kadar (Nurol Sanat/Güvenevler), Gültekin Serbest-20 Şubat’a kadar (Sepa Sanat/Ümitköy), Nedret Yaşar-27 Şubat’a kadar (Stillife Sanat/Yıldızevler), Koleksiyon Karması-28 Şubat’a kadar (Gözde Sanat/A.Ayrancı).

Yazının devamı...

Ankaralı ressamın kadın duyarlılığı

6 Şubat 2017

Konuğumuz Barış Cihanoğlu. Ankara’da geçirdiği yaşamının ilk yıllarının, bugün sanatında önemli yer tuttuğunu söylüyor. “O zamanlardan çok fazla insan hikayesi vardır belleğimde, Anadolu’nun her kesiminden farklı kimliklerle ve kültürlerle daha o zamanlar tanıştım, kendimi çok şanslı sayarım bu yüzden. Samimi insanların yaşadığı zamanlardı o yıllar, sonradan resmime etkisi büyük olmuştur o dönemlerin” diyor Cihanoğlu. Sanırım en iyisi 42 yaşındaki ressamın sanatını kendi ağzından dinlemek. İşte Cihanoğlu’nun çalışmalarıyla ilgili anlattıklarından kesitler:

DÜNYA İLE KAVGALIYIM

“Ben bu dünyayla kavgalıyım, onu sanat ile değiştirmek istiyorum. İnsanlara söyleyecek yeni duyulmamış sözlerim var, beni rahatsız eden şeyler var, işte bunların hepsini sanatımla dışa vuruyorum. Benim eserlerimde insanlar var, hayatın katmanları ve yansıması var. O yüzden yaşam kadar acı, yaşam kadar ağır ve yaşam kadar karmaşıklar. Aslında varoluşumu ispatlamaya çalışıyorum her yaptığım işle. Sanatımda kendi parmak izimi arıyorum ve dünyada parmak izimi bırakmak istiyorum.

ÇOCUK GELİNLER

Temalarımı genel olarak insanlığa ait ortak meselelerden seçiyorum. Resimsel problematiğimin çözümlemelerini zamanın ruhuna uygun düşen, çağdaş sanat perspektifi ile inşa etmeye çalışıyorum. Eserlerim genel anlamda hepimizi ilgilendiren evrensel meseleleri barındırıyor, fakat özellikle bu coğrafyaya özgü olan durumlar daha çok ilgimi çekiyor. Örneğin, kuma olgusu, çocuk gelinler, kadınlarımıza yönelik uygulanan çifte standartlar, ayrımcılık, metropol yaşamı ve beraberinde oluşan yalnızlıklar, kimlik arayışları, arafta kalanların acıları, her türden kültürel yozlaşmalar vs bazı konularım. Örneklemek gerekirse bahsettiğim konulardan çok eşliliği işaret eden ‘Ortak kader’ isimli bir eserimde, her anlamda birbirlerine çok benzeyen kadınlar anlatılmakta. Kuması ile yaşamak zorunda olan kadınları birbirlerine doğru çekilerek kafalarından yapışmış halde görselleştirdim, bu mecburi birleşme onların ‘ortak yazgısını’ ifade ediyor, burada kopamama durumu ve yapışık aynılar var.

SON DÖNEM PORTRELERİ

Resmime son dönemde eklenen ve özellikle portrelerde uyguladığım deformasyonların fikirsel temelinde de geçen zaman ile birlikte yaşanan zihinsel akışı ve bu akış sonunda gelen değişimi sembolize eden deformasyon ve ‘çekilmeler’ var. Portrelerde uyguladığım deformasyon ve çekilmeler genel olarak ilk başta izleyicinin bakışını, yadırgatıyor ama bir süre sonra gözün yabancılaşmasını olumlu bir duruma çeviriyor ve izleyicinin resmime daha çok yakınlaşmasına olanak veriyor.

İZLEYİCİ SORMALI

Eserlerimde aynı zamanda hepimizi kategorize eden sistemin, yerleşik normallik algısını da sorguluyorum. Ben her zaman izleyicilerin resimlerime bakarken soru sormalarını ve deformasyona uğramış imgelerin alt metinlerine merak duymalarını istiyorum.”

DEVRİM ERBİL ÇSM’DE

Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov’un suikasta kurban gittiği Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi (ÇSM), restore edilip çehresini yeniledikten sonra önemli bir sanatçının retrospektif sergisine evsahipliği yapıyor. Türk resminin önemli sanatçılarından biri olan Devrim Erbil’in, 60 yıllık yaratı serüveninde biriktirdiği İstanbul resimlerinden oluşan, şiirsel soyutlamalarla yüklü yapıtları 25 Şubat’a kadar ÇSM’de görülebilir. Sergiye usta fotoğrafçı Ozan Sağdıç’ın “Sağdıcın Sağdıcı Devrim Erbil” isimli fotoğraf sergisi de eşlik ediyor.

KENTTE NE VAR?

Gülay Yüksel-7 Şubat’ta açılacak (Sevgi Sanat/Çankaya), Hatice Aykanat- 9 Şubat’ta açılacak (Aysel Gözübüyük Sanatevi/Alacaatlı), Uğur Avcı-14 Şubat’a kadar (Kursart Sanat/Dikmen), Nedret Yaşar- 28 Şubat’a kadar (Stillife/Yıldızevler), Erdal Aygenç-3 Mart’a kadar (Kent Sanat/Yıldız), Siret Uyanık- 10 Şubat’a kadar (ANKÜSEV/GOP), Mustafa Sönmez-23 Şubat’a kadar-Platform A (Taurus AVM), Yağızhan Çalışkan-Bike Başaran-25 Şubat’a kadar (Krişna Sanat/Kennedy Caddesi), Gültekin Serbest-20 Şubat’a kadar (Sepa Sanat/Ümitköy), Karma Sergi-25 Şubat’a kadar Valör Sanat (Yıldızevler), Karma Sergi-28 Şubat’a kadar (Çankaya Sanat/Yıldızevler), Karma Sergi-7 Şubat’ta açılacak (İsmail Altınok Sanat Merkezi/Kolej), Tan Karakoç (fotoğraf)-14 Şubat’ta açılacak (Galeri Kara/Kızılay), RC Müzayede-12 Şubat (Bilkent Center)

Yazının devamı...