"Zeynep Bölükbaşı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Zeynep Bölükbaşı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Zeynep Bölükbaşı

Beklentisizliğin mutluluğunu yaşayan kadın

17 Nisan 2008
Hayatta hiçbir şey tesadüfen olmaz, keza tanıştığımız, hayatımıza girip çıkan insanlar da öyle... Şimdi sizi, aylarca önce bir sohbette hikayesini duyup etkilendiğim ve geçtiğimiz günlerde tanışma fırsatı bulduğum Eren Akalın ile tanıştırmak isterim...

Bizim torun ’ruh’ diyor!

Karşımda son derece sakin ve güzel bir kadın oturuyor. Uzun yıllardır Türkiye dışında yaşıyor; Amerika, Fransa, şimdi de Çin...

Çocukluğundan beri "ilginç" biri olmuş hep. Babası Ruh ve Madde Derneği’nin kurucularından Hazım Akalın; annesi de aynı dernek için çalışan Yeni Ruhçuluk akımının temsilcilerinden olunca, doğal olarak evdeki sohbetler diğer arkadaşlarınınkinden "farklı"ymış. Bunu şöyle anlattı Eren Akalın: "4. sınıftayken, arkadaşlarımın ölümü hayatın sonu olarak bildiklerini anladığımda çok üzüldüm ve onlara reenkarnasyonu anlatmaya başladım. Herkes çok şaşırdı."

Tek şaşıran arkadaşları da değilmiş bu arada... Babaannesi de "Bizim torun pek değişik, ’ruh’ diyor!" diyormuş hayretler içinde.

Yıllar geçmiş ve Eren, Galatasaray Lisesi ile İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okumuş. Reklam ajanslarında çalışmış. Oldukça rekabetçi, hayatın "kampanyalar" olduğu bir dönemde babası aniden rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldığında yine bir kampanya yüzünden tam iki gün babasını görememiş. Bu, onun için bardağı taşıran son damla olmuş. İki ay sonra işten ayrılmakla kalmamış, Amerika-Kaliforniya’ya yerleşmiş. O sırada erkek arkadaşı çevre mühendisliği okumaktaymış. Son sınıftayken yapmak istediğinin bu olmadığını anlayıp okulu bırakmış ve Berklee’de müzik okumak için o da Amerika’ya gitmiş! Evlenmişler. Bu arada Eren, felsefe okumuş ve Birleşmiş Milletler’de çalışmış. Eşiyle birlikte New York’ta sekiz yıl yaşamışlar.

"BM’de çalışmak çok zordu, çünkü dünyanın bütün sorunları sizin ’işiniz’di. Küresel ısınma, açlık, susuzluk, savaşlar... Ben yıllarca Irak’tan sorumluydum, düşünsenize" diyor haklı olarak.

Hayatı, salınan bir sarkaç gibi görüyor ve zaman zaman bir uçtan diğer uca kaymak, aradaki geçiş alanında da kendimize "boşluk" yaratarak üretime hazırlanmak gerektiğini ekliyor. Onun hayatı, geçen yaz, eşinin işi dolayısıyla Paris’e taşınmaları gerektiğinde "boşluk" dönemine girmiş. Ya da isterseniz "nefes alma" dönemi diyelim... Fransız kültürüyle yetişmesine rağmen kendini Paris’e ait görememiş ve eşine bunu söylemiş. "Keşke bir cevap gelse evrenden ve ben de ne yapacağımı bilsem" dediği bir sabah, laptop’ını açtığında uzun zamandır gitmek istediği Çin’deki bir keşişten mail almış! Ve Çin’e gitmeye karar vermiş. Eşini Paris’te bırakıp Tao’nun yoluna bırakmış kendini... Oradaki master’ından "içsel simya"yı öğrenmiş. Çigong yapmış, daha sonra Tai Chi’nin büyüsüne kapılmış.

Şimdi neden İstanbul’da?

Çin’de havalar soğuyunca bir yolculuğa çıkmaya karar vermiş. Önce fazla eşyalarından kurtulmuş ve sadece bir sırt çantasıyla yola çıkmış. Bir harita alarak yolunu çizmiş. Tayland, Kamboçya, Hindistan... En çok Hindistan’dan, Varanasi’den etkilenmiş ve zaten en uzun süre orada kalmış. Orada ölü yakma törenlerini izlemiş. İnsanların ölümü "kutlamalarına" tanık olmuş. Çünkü onlara göre ölüm bir yok oluş değil, yeni bir dünyaya gidiş...

Tabii bu arada şu notu düşmekte fayda var; Eren Akalın, Varanasi’deki tek Türk kadın olarak tarihe geçmiş durumda!

Bir kadın olarak Çin’de Taoist rahiplerden eğitim alması da inanılmaz! O ise bunları çok normal ve sakin bir şekilde karşılıyor.

Şu an bizim İstanbul’da onunla sohbet ediyor olabilmemiz nasıl mümkün oldu derseniz...

Hindistan’dayken kayınpederinin rahatsızlandığını öğrenmiş ve Türkiye’ye dönmüş. Bir süre ailesiyle birlikte zaman geçirip mayıs ortasında Çin’e dönecek.

Ona o kadar çok soru sordum ki kendim bile şaşırdım! Neticede ilk kez gördüğüm biriydi Eren Akalın ve ben ardı ardına "Eşinizi özlemiyor musunuz? Sizi aldatmasından korkmuyor musunuz? Daha ne kadar Çin’de kalacaksınız? Dönünce nerede yaşayacaksınız?" gibi fani sorular sordum! O ise son derece nazik bir dille, bu soruları ona herkesin sorduğunu söyledi. Cevabı, beni büyüledi: "Şu an ’beklentisizliğin mutluluğu’nu yaşıyorum."

Sustum bir süre...

"Beklentisizlik" ve "mutluluk"... Yan yana olması gereken, fakat günümüzde imkansız gibi gözüken iki kelime; oxymoron hatta! Oysa biraz düşününce varılması gereken noktanın bu olması gerektiğini anladım. Eren Akalın da bana bu durumu şöyle açıkladı: "Hayat durmaz. Hep bir şeyler olur. Oysa insanlar bunu yönlendirmeye çalışarak hata yaparlar. Ben artık bunu yapmıyorum. İstanbul’dan Ankara’ya gittiğinizi düşünün. Bir yerlerde mutlaka yemek yersiniz. Ama ne zaman ve nerede olduğunu bilemeyebilirsiniz. Karşınıza bir yer çıkar, beğenirseniz gider yersiniz. Ben de hayatımda bir şeyler olacağını biliyorum, ama ne olacağını bilmiyor ve ilgilenmiyorum."

Buna benim ekleyecek bir notum var: Bundan sonra başımıza gelecek şey, mutlaka daha iyisi olacaktır! O yüzden başımıza gelen iyi, kötü her şeyi kabullenmeliyiz. Muhteşem bir düzen içindeyiz. Önemli olan doğayla uyumlu, iç içe ve doğanın hızında yaşayabilmek...

Bir not daha: İçimden bir ses, bunun Eren Akalın’la ilk, ama son olmayan bir buluşma olduğunu söylüyor. Ondan haber aldıkça size de anlatacağım. Umarım bir gün "yaşamak"tan "yazmaya" geçer ve onun ilginç hayat hikayesini ayrıntılarıyla okuruz.
Yazının devamı...

Bahar kıpırdanmaları

10 Nisan 2008
Bahar gelince içimiz kıpır kıpır oluyor, enerjimiz değişiyor. Doğayla birlikte, doğanın parçası olan bedenimiz de uyanıyor. Sanki derinden bir ses her şeyi yenilenmeye çağırıyor. Yakında rengarenk gelinliklerine bürünecek ağaçlar, yemyeşil fışkıracak çimenler bu çağrıyı çoktan duymuşlar, hazırlıklara başlamışlar. Bu çağrıyı siz de bedeninizde duyuyorsanız, biraz da bedenden bahsedelim.

Yoga felsefesine göre varlığımız birbiriyle bağlantılı 5 bedenden oluşur. Fizik Bedenimiz, Yaşam Enerji Bedenimiz, Zihin Bedenimiz, Muhakeme Bedenimiz ve Mutlak Huzur Bedenimiz... Birbirleriyle etkileşim içindeki bu bedenlerimizin birisindeki dengesizlik diğer bedenlerimize de yansıyacaktır. Aslında tüm yoga çalışmaları, enerjimizi dengelemenin ve bedenlerimizi uyumlu hale getirmenin bilinçli ve mükemmel yoludur. Yoga sayesinde fiziksel bedenimizin yanı sıra nefes ve meditasyon teknikleriyle diğer bedenlerimizi de çalıştırırız. Böylece fiziksel sağlığın yanı sıra ruhsal boyutta da kazanımlar sağlarız.

Baharın çağrısını yeni bir başlangıç olarak kullanmak isteyenlere YogaŞala’nın da bir çağrısı var. Bahar kampanyası süresince İstanbul ve Ankara’daki tüm YogaŞala’larda ilk yoga dersinize ücretsiz olarak katılabileceksiniz. Ayrıca YogaŞala’da 10 derslik tanışma paketi ve arkadaşını getiren kazanıyor promosyonları da devam ediyor (detaylara www.yogasala.com adresinden ulaşabilirsiniz).

Yoga kampları

Kendiniz için biraz daha fazla şey yapmaya varsanız size bir önerim daha var: Tarihi "Likya Yolu"nun üzerinde bulunan, Fethiye-Kabak Koyu’nun doğal ve dinlendirici atmosferinde yapılacak olan yoga kampları...

25 Mayıs-14 Haziran tarihleri arasında üç ayrı hafta olarak gerçekleşecek olan bu kamplarda, 1.5 saatlik yoga dersi formatından farklı olarak daha derinlemesine tecrübeler yaşayabilecek, aynı zamanda doğa ile iç içe olabilmenin keyfini yaşayabileceksiniz.

Düzenlenecek olan üç ayrı kurs, her seviyeden katılımcıya açık ve konusunda çok önemli kişiler tarafından verilmekte. Haftalardan herhangi birisini seçmeniz mümkün ve kurs programı şöyle:

Yogeswari ile Jivamukti Yoga Kampı: 25-31 Mayıs

Nicole Ohme ile Uygulamanızı Derinleştirme ve Yenilenme Yoga Kampı: 1-7 Haziran

Michael Saunders ile Hatha Yoga Kampı: 8-14 Haziran

Konaklama, atmosferi daha da huzur dolu kılan Kabak Koyu’nun otantik ufak ağaç evlerinde yapılırken, yemekler de doğal tarımla yetişen sebzelerden hazırlanacak. Bu son derece dinlendirici yoga yapma fırsatını kaçırmamanızı öneririm.

YogaŞala tarafından düzenlenmekte olan bu kurslar hakkında detaylı bilgi veya kayıt için Tatjana Rottenberg’e 0536 585 90 20 no’lu telefondan veya tatiro@web.de e-mail adresinden ulaşabilirsiniz.

Doğuma yoga ile hazırlık kursu

Bu kursta, doğum kadın hayatında en çok değişim yaratan ve en önemli olay olarak incelenecek. Kursta, hamileliğe ve doğuma yaklaşımı, doğumun abartılı medikalleştirilmesini ve bunlar olmaksızın iyi ve sağlıklı bir doğumun imkanı konuşulacak. Doğum ile ilgili korkular konuşulup, "Doğum Sanatı" çalışması ile bu korkularla baş etmek öğretilirken, doğacak bebeğin anne ile iletişimi tartışılacak. Bunlara ek olarak doğum ile ilgili bazı meditasyon çalışmaları yapılacak.

Kursu veren: Didi Ananda Uttama

Tarih:
13 Nisan (11:00-15:00)

Kurs Yeri: YogaŞala Etiler (0212) 263 24 11

Didi Ananda Uttama kimdir: Didi, 70’li senelerde ABD’de ebelik yaparken, 80’li senelerde Ananda Marga’da yoga rahibesi oldu. Son 24 senedir Avrupa ve Asya’da değişik ülkelerde yaşamış ve sadece yoga ve meditasyon değil, kadın ve çocuklar için eğitim projelerinde de görev almış. Şu anda Yunanistan’da yaşıyor.
Yazının devamı...

Azim Jamal yazıyor

3 Nisan 2008
Bundan sonra da sık sık gelecek. Kendisinden bir yazı yazmasını rica ettim, beni kırmadı. Arada kendisini Çekirge’ye konuk edeceğim efendim...

Kadınlar mükemmeller! Fakat bana göre, bazen kafalarının karmaşıklığı, mutluluk ve dengeyi kaybetmelerine sebep oluyor. Çözüm, vizyon ve hedef için bir netliğe sahip olmak: Bunu kendi başınıza ya da ailenizle uygulamanızı öneririm. Kişisel, ailevi ve iş hedeflerinizi düzene sokmak hayatınıza uyum ve ahenk katacaktır. Ailevi hedefler, ailede birlik yaratır, sorun ve problemlerinizi, hedeflerinize ulaşmada bir fırsata dönüştürür. Bir grubun hedefinin netliği motivasyon ve odaklanma yaratır.

Ortak bir vizyona sahip olmak önemlidir. İnsanlar tek bir vizyon için bir araya geldiğinde, onu gerçekleştirmek çok daha kolay olacaktır. Vizyonun her bireyinin desteğine ihtiyacımız vardır. Bir orkestra gibi, ayrı enstrümanlar çalan farklı müzisyenlere sahip olabiliriz, fakat bütün üyeler aynı tona senkronize olmak durumundadır. Bütün müzisyenlerin katkısı olmaksızın ahengi yakalamak imkansız hale gelecektir.

Aile üyelerinizin kendi yeteneklerini keşfetmelerinde cesaret verici olmak ya da içlerinde var olan yeteneklerini keşfedecek ortamı yaratmak, onlara verebileceğiniz en harika armağandır.

Bir deneyimimi sizinle paylaşmak isterim... Bir çift, aile vizyonu ve hedefine yönelik onlara yardımcı olmam için bana başvurmuştu. Bu çift ve iki çocukları, birkaç görüşmeden sonra aşağıda sıralayacağım hedefler için ortak noktada buluştular: Ailemiz koşulsuz sevgi ve GÜVEN (TRUST) sergilemektedir. GÜVEN (TRUST: İngilizcesi) şunun kısaltmasıdır:

(T) Güven: Ailenin her bireyine güvenmek ve ailenin bir sevgi ve gelişme yeri olmasını dilemek

(R) Saygı: Her zaman ve her koşulda birbirlerine saygı duymak

(U) Anlayış Göstermek: Birbirilerinin ihtiyaçlarını anlamak için zaman ayırmak

(S) Destek: Aile fertlerinden biri zor bir dönem geçirdiğinde, yargılayıcı değil destekçi olmak

(T) Zaman Yönetimi: Birbirleriyle geçirmeleri gereken zamanı bir gereklilik olarak değerli kılmak. Eğer sınırlı zaman israf edilirse, daha sonra aile olmanın gerektirdiği birlikte olma zamanı tüketilmiş olur.

Yukarıda saydıklarımızın hepsi, koşulsuz sevgi ile gerçekleşir. Yaptığımız çok keyif verici bir aktiviteydi ve çocuklar bunun bir parçası olmaktan dolayı kendilerini güçlü ve önemli hissettiler. Aktivitelerden hemen sonra problemler tabii ki bitmedi. Bu gerçek dışı bir iyimserlik olurdu. Yine de aile, problemlerle başa çıkabilmek için daha donanımlı hale geldi. Aynı zamanda onlar ne istediklerine dair bir netliğe sahip olmuşlardı.

"Kökleriyle toprağa sıkı sıkıya bağlı bir ağacı yerinden sökmek oldukça zordur."

Bu bir Sufi deyişidir. Bu söylem, vizyonunuzun bir parçası olarak, değerlere sahip çıkılması gerektiği için söylenmiştir.

Paylaşılmış bir vizyon ve hedefe sahip olmak, ahenk ve denge için bir başlangıç noktasıdır. Kişisel, ailevi, iş vizyon ve hedeflerinizi hayatınızın daha öncelikli amacı haline getirerek düzene sokmak, sizleri sonsuz mutluluğa taşıyacaktır!
Yazının devamı...

Manju Pattabhi Jois yeniden İstanbul’da

27 Mart 2008
İşte, burada "Geleneksel Ashtanga Yoga Kursu" vereceğini de belirttiğim Jois ile yaptığım röportajın devamı, asi bir evlattan Ashtanga hocalığına varan ibret dolu yolculuğun öyküsü...

abanız öldüğü zaman yerini alacak olan yeğeninizin Ashtanga öğretisi ile ilgili herhangi bir endişe taşıyor musunuz?

- Umarım iyi olur ve umarım hiçbir şeyi değiştirmeden geleneksel öğretiye sadık kalır.

Sizinle çalışmadan ya da Mysore’da hiç eğitim almadan Ashtanga öğretenlerle ilgili endişe taşıyor musunuz peki?

- Yüzlerce hoca var ama geleneksel Ashtanga öğretisinde bir değişiklik yapmadan uyguluyorlarsa benim için fark etmez, istediklerini yapabilirler. Ashtanga’yı yaymak için tohum ekiyorlar ki bu iyi bir şey.

Chanting ve Pranayama’ya oranla duruşların önemi nedir?

- Hepsi yapılmalıdır, Jnana yoga da (bilgelik yogası) dahil olmak üzere. Felsefeyi anlamak için günlük ritüeline hepsini koymalısın. Asanalar fiziksel sağlığın için, Pranayama ve Chanting’ler içsel vibrasyon için gereklidir. Ne zaman ki hepsini yaparsın, işte o zaman Ashtanga’nın sekiz basamağını tamamlamış olursun. Bu babamın bize öğrettiği şekildir. Sadece asanaları yaparsan kendini fiziksel olarak iyi hissedersin, ancak Ashtanga yogadan öğrenmen gereken her şey bu kadar değildir.

Amerika’ya nasıl gittiniz, bir Amerikalı’yla nasıl evlendiniz?

- Annem beni babamla birlikte Amerika’ya yolladı, aslında benim böyle bir niyetim yoktu. Hindistan’da seyahat ediyor, kutsal kişilerle konuşuyor ve ashram’larda kalıyordum. Hayatımdan çok memnundum. Sonra Pondicherry’de yaptıklarımdan çok etkilenen biriyle karşılaştım. Bana bunu nereden öğrendiğimi sordu, ben de ona "Mysore’da babamdan öğrendim" dedim. O da babamın yanına gitti ve Amerika’ya dönünce kendi yoga okulunu açtı ve babamla beni eğitim vermek üzere oraya davet etti. Ben gitmek istemedim ve anneme babamla gitmesi için ısrar ettim. Annemse benim gitmem için ısrar etti. Amerika’da David Williams’la iki ay workshop yaptıktan sonra, David Hawaii’ye gitmek istedi ve bana orada kalıp derslere devam edip edemeyeceğimi sordu. Ben de "Olur" dedim ve kaldım.

Bu ne zaman oldu?

- 1975 yılında. Babama orada kalmak istediğimi söyledim. Önceleri biraz bozuldu, ama annemin "Orada kalma fırsatın olursa, kal" dediğini hatırlattığımda buna razı oldu. David’in okulu bana bırakması da onu ikna eden nedenlerden biriydi. Ama onu tek başına uçağa bindirip göndermek o kadar da kolay olmadı benim için. Ona Hindistan’a geri döneceğimi söyledim, bu sözümü ancak 11 yıl sonra tutabildim. Harika bir Amerikalı kadınla evliyim ve çok güzel bir kızım var. Dedesi onu çok seviyor ve onunla vakit geçirmekten büyük zevk alıyor. Yıllar sonra nihayet beni ve ailemi Mysore’a davet etti, orada yaşamamızı istedi. Böyle bir teklifin babamdan gelmesi beni duygulandırdı.

Hálá asana çalışıyor musunuz?

- Genellikle nerede olursam olayım, sabahları saat 03.00 ya da 04.00’te kalkarım ve yoga öğretmeye başlamadan önce kendi başıma duruşları yaparım. 60’ındayım ve sürekli seyahat ediyorum, kendimi formda tutmak zorundayım.

Yoga yaparken nasıl bir sıra takip ediyorsunuz?

- Başlangıç ve orta düzey yapıyorum. Sonra biraz ileri düzey ve arkasından yarım saat chanting ile meditasyon.

Hindistan’daki gezileriniz sırasında ermişlerden öğrendiğiniz en önemli şey neydi?

- Özgür olmayı, hiçbir şeye bağlı olmamayı öğrendim. Yanlarında hiçbir şey taşımıyorlar, bu da onlara inanılmaz bir özgürlük ve bilgelik kazandırıyor. Onlar "Hiçbir şeye bağlı olmamak gerekir, çünkü bu dünyadan ayrılırken hiçbir şeyi yanımızda götüremeyiz" diyorlar. Ben de bunu öğrendim.

Ayurveda ve dosha’ların ashtanga üzerinde nasıl bir etkisi vardır?

- Aslında Ayurveda, Ashtanga’nın bir parçasıdır. Biz de vata, pitta ve kapha’dan yani dosha’lardan bahsediyoruz. Ve eğer yogayı deneyimlemek istiyorsanız mutlaka diyetinizi değiştirmelisiniz, ki bu her ikisinin birbiriyle ne kadar ilişkili olduğunu gösterir.

İstanbul’da vereceğiniz kurslara katılacak kişilerin ne kadar yoga tecrübesi olması gerekiyor?

- Kurslara yogayı daha önce yapmış olan herkes katılabilir. Daha önceki yoga tecrübesi kısıtlı olanlar bile katılabilir. Hatta yoga tecrübesi kısıtlı olanların 7 günlük programın tümüne katılması, ilerlemeleri için faydalıdır.
Yazının devamı...

Manju Pattabhi Jois yeniden İstanbul’da

20 Mart 2008
Ashtanga Yoga’nın yaratıcısı ve Mysore Hindistan’da bulunan "Yoga Research Institute"un kurucusu ve başkanı olan Pattabhi Jois’un oğlu olan Manju Pattabhi Jois, 7 yaşından itibaren Ashtanga Yoga’yı babasından öğrenmeye başlamış. 15 yaşında yoga dersleri vermeye başlayan Manju, babası ile birlikte 1975 senesinde Ashtanga Yoga’yı ilk defa ABD’de California’ya getirmiş ve o zamandan beri de orada derslerine devam ediyor.

Manju, kendisini geleneksel "Ashtanga Vinyasa Yoga" eğitimini vermeye ve öğrencilerini "kendi benliklerini aramaya" yönlendirmeye adamış. Manju’nun eğitim tarzı öğrencileri tarafından yoğun, manevi yönleri öne çıkan, ilham veren ve esprili olarak tanımlanıyor. Geçen gelişinde ben de bir dersine katılma şansı yakalamıştım. Doğrusu enerjisinden ve herkesle tek tek ilgilenişinden etkilenmiştim.

Bu fırsatı kaçırmamanızı öneririm. Detaylar için YogaŞala’ya (0212) 263 24 11 no’lu telefondan veya info@yogasala.com adresinden ulaşabilirsiniz. İndirimli fiyattan yararlamak isteyenlerin acele etmelerini öneririm.

Şimdi de onunla daha önce yaptığım ve son derece etkileyici bulduğum bir röportajı sunuyorum efendim... Bu, asi bir evlattan bütün dünyanın saygı ile kabul ettiği Ashtanga hocalığına varan ibret dolu yolculuğu anlatan bir röportajdır.

n Ashtanga yapmaya ne zaman başladınız?

- Ciddi olarak Ashtanga yapmaya 13 yaşımda başladım. Babam beni çalıştırmaya 7 yaşında başladı, ancak ben o zaman çeşitli duruşları yapmayı sadece bir oyun olarak düşünüyordum. Zamanla ciddiye almaya başladım.

n Babanız yoga hocası olmanız için herhangi bir baskı uyguladı mı?

- Hayır, aslında doktor olmamı isterdi. Genellikle Hindistan’da aileler çocuklarının ya doktor ya da mühendis olmalarını isterler. Ancak ben kararımı vermiştim. Hindistan’ın dört bir yanındaki kutsal kişilerle tanışmak ve konuşmak, kariyerimi bu yolda sürdürmek üzere yola çıktım. İşte o zaman yoga felsefesi ile daha çok ilgilenmeye ve yoga hocası olmaya karar verdim.

n Hangi noktada bütün Hindistan’ı gezerek demonstrasyonlar yapmaya karar verdiniz?

- Liseden hemen sonra, üniversiteye gitmek istemiyordum, tüm dünyayı görmek istiyordum. Ayurveda ve homeopathi eğitimi alan, ancak bu işi yapmak istemeyen bir arkadaşımla beraber trene atladık ve Hindistan’ın kuzeyine gittik. Ben buraya daha önce de gelmiştim, ama bir kez daha görmek istedim. Ben yoga duruşlarını yapıyordum, o da duruşların isimlerini söylüyordu. Böylece kazandığımız birkaç kuruşla bir sonraki durağımıza varıyorduk. Ne kadar eğlenceli olduğunu anlatamam size...

n Seyahat edip yoga eğitimi verirken babanızın yolunu mu izlediniz?

- Evet, her zaman ve hiçbir şeyi değiştirmeden.

n Bu yolculuğun yoga eğitmenliğiniz üzerinde ne gibi etkileri oldu?

- İnsanlar bizim yaptığımız gibi bir sıralamayı hiç bilmiyorlardı. Sadece oradan buradan gördüklerini uyguluyorlardı. Bu uygun hale getirilmiş sıralama onları çok etkiledi. Bunu nasıl yaptığımız, babamın bunları Krishnamacharya’dan nasıl öğrendiği ve benim ondan nasıl öğrendiğim; tüm bunlardan çok etkilendiler.

n Öğrettiğiniz yol ile babanızın size öğrettiği yol farklı mı?

- Sanırım çok küçük değişiklikler var. Babam güneşe selamla başlayıp sırayla tüm vinyasayı yapar. Bu bizim de her zaman yaptığımızdı, ancak zaman kısıtlılığına bağlı olarak bazı değişiklikler yaptık. Birçok insanın bu kadar vakti yok ve her şeyi yapamazlar. Birçok Namaskar yapılan eski bir yöntemi kullanıyorum. Ne kadar çok Namaskar yaparsanız, o kadar çok fayda sağlarsınız. Ben workshop’larımda da bu yöntemi öğretiyorum.

n Babanıza kıyasla Ashtanga camiasındaki yerinizi nasıl görüyorsunuz?

- Ben kendimi yoganın bir habercisi olarak görüyorum. Dünyayı gezerek Ashtanga’nın yayılmasını sağladım.

n Mysore’a tekrar döndünüz mü? Orada kalmayı düşünüyor musunuz?

- Evet, geçen yıl tekrar oraya gitmeye başladım. Babamla vakit geçirdim ve bundan büyük keyif aldım. Babam oraya dönmemi ve orada yoga öğretmemi çok istiyor. Ama sanırım bunu yapamayacağım, çünkü şimdi yaptığım işi çok seviyorum.

n Babanız öldüğü zaman yerini alacak olan yeğeninizin Ashtanga öğretisi ile ilgili endişe taşıyor musunuz?

- Umarım iyi olur ve umarım hiçbir şeyi değiştirmeden geleneksel öğretiye sadık kalır.

(Devam edecek...)
Yazının devamı...

"Anahtar" hayatınızda hangi kapıları açacak

13 Mart 2008
Hayatınızı sonsuza kadar değiştirecek, kendi potansiyelinizi tam olarak kullanabilmenin gizli anahtarını Joe Vitale, kitabında açıklıyor.

İşiniz, finans ya da kişisel ilişkiler konusunda sıkıntı mı yaşıyorsunuz? Ne kadar uğraşırsanız uğraşın bir şeyleri gerçekleştirmede ümitsiz bir durumda mısınız? Rüyalarınızın gerçekleştirileceği konusunda kaygılara mı sahipsiniz? Bütün bunlarla boğuşmaktan yorulduysanız, "Anahtar" (The Key) kitabı size olasılıkların, yeni bir dünyanın kapılarını açacak.

"Anahtar" zenginlik, sağlık, başarı, mutluluk ve yaşamdan beklediğiniz herhangi bir şeyi elde etmek için kayıp sırrı ortaya koymaktadır. Kitabında 10 arınma yöntemi veren Vitale, "Potansiyellerinizi kullanabilmek için kayıp sırrı keşfederek yaşamda istediğiniz her şeyi kendinize çekeceksiniz. Anahtarı çevirin, özgürlük ve tatminin ilk adımını atın" diyor.

Hayatınız değişebilir

Siz de onlarca kişisel gelişim kitabını, çekim yasası kitaplarını büyük bir heyecanla devirip, çevrenizdekilere heyecanla anlatanlardan mısınız? Aldığınız bilgilerin gücünü hisseden ve herkesle paylaşmak isteyenlerden misiniz? Kendinizi birçok kez çekim yasası var mı yok mu tartışmasının ortasında mı buldunuz? Çevrenize bu bilgilerin nasıl işlediğini ve neler yapılabileceğini göstermenin en güzel yolu, önce kendi hayatınızda değişimleri yaratmaktır. Peki, okuduğunuz tüm kitaplara rağmen halen istediğiniz değişimleri yapamıyor ve istediğiniz sonuçları alamıyor musunuz?

Anahtar, tam da bu sebeple yazılmış bir kitap. Joe Vitale "Anahtar" kitabında sizi harekete geçirecek ve sonuçlarınızı değiştirecek anahtar noktaları açıklıyor ve başarı ve mutluluk için önünüzdeki sis perdesini kaldırıyor.

Hissettiğinizi çekersiniz

Kitabı Türkiye’de Pegasus Yayınları’ndan çıkan Joe Vitale ile kısa bir röportaj yaptım. Vitale, kendi hayatında da yokluk çekmiş, kilo ve sağlık problemleri yaşamış, herkes, hepimiz gibi biri. Ancak bütün bu yaşadıklarını kendine kazanç olarak değiştirmeyi başarmış. Bunun yöntemlerini de kitabında anlatıyor zaten. Ayrıca "The Secret" (Sır) kitabında da kendisi var. Benim inancım da Vitale ile aynı:

"Tüm dünya içinizde hissettiklerinizin bir yansımasıdır. Eğer sevgi hissederseniz, sevgi çekersiniz. Çünkü sevgi, minnettarlığı içinde barındırır, minnet duyacağınız daha fazla şeyi kendinize çekersiniz. Bu "The Secret"ın da özüdür."

"Dışarıda" bir şey yok, hepsi "içinizde"

Çok sayıda çekim yasası kitabı yayınlandı. "Anahtar" kitabını bunlardan ayıran şey nedir?

- "Anahtar" kitabı, çekim yasasının işlemesini sağlayan kayıp sırrı ortaya koymaktadır. Pek çok insan çekim yasasının her zaman işlediğini anlamaz. Oysa çekim yasası bilinçaltı bir seviyede her zaman işlemektedir. Siz istediğiniz şeyi elde etmezsiniz, siz bilinçaltı zihninizin istediği şeyi elde edersiniz. Arada büyük bir farklılık vardır.

"Anahtar" kitabınızda çokça bahsi geçen bir kitap var: "Zero Limits". Yakında Pegasus Yayınları tarafından yayımlanacak. Bu kitap hakkında neler söyleyebilirsiniz?

- "Zero Limits" bir kişinin bilinçli olarak sahip olmayı tercih edeceği şeyi çekmesi için sınırlandırıcı inanışlarını temizlemenin bir yoludur. O, sevgi ve affetme üzerine temellenmiş olan basit bir yöntemdir aslında.

Spiritüel konularla ilgilenmeye başladıktan sonra yaşantınızda nasıl değişiklikler oldu?

- Yaşam daha kolaylaştı ve ben daha mutlu oldum. Egodan arındığınız ve ilahi bir düzeye çıktığınız zaman, yaşam çok daha mucizevi olmaya başlar. Başarılarımın çoğu onlara karşı direnmeye çalışırken gelmiştir.

Siz "İnternet’in Buda’sı" olarak tanınıyorsunuz. Bu tanımlamaya katılıyor musunuz?

- Ben bu tanımlamadan memnunum. İnternet herhangi bir kişinin, herhangi bir yerde istediklerini yapmasını ve iyi bir yaşantı sürmesini mümkün kılan bir araçtır.

Kısaca, fiziksel ve mistik dünya arasındaki farklılıklar ve bağlantıları söyler misiniz?

- Onlar bir madalyonun iki yüzüdür. Fiziksel dünya görebildiğimiz; mistik dünya ise göremediğimiz şeydir. Bir kişiye baktığınız zaman, fiziksel yönlerini görürsünüz, ancak onun içinde sizin göremediğiniz kendi ruhları vardır. Bu, yaşamdaki her şey için geçerlidir.
Yazının devamı...

Ashtanga’dan Vinyasa’ya

28 Şubat 2008
Stil: Anusara

Kurucu/Guru:
John Friend

Nasıl bir yoga: Bedende akan enerjinin farkına vararak dikkati ve farkındalığı birleştirip ilahi doğanı anlamanı sağlar.

Ne beklenir: Derse, içe dönüş temalı dua ile başlanır. Derste samimi bir atmosfer beklenir.

Websitesi: anusara.com

Stil: Ashtanga

Kurucu/Guru:
Sri K. Pattabhi Jois

Nasıl bir yoga: Vinyasa ile birbirine bağlanan pozlardan oluşur ve nefesle senkronize edilir. Bu iç ısının artmasına, terleme ve temizlenmeye neden olur.

Ne beklenir: Öğrenciler derse primer seri ile başlar. 6 seri vardır. Dersler enerjik ve motive edicidir. Derste terleme beklenir.

Websitesi: ashtanga.com, ayri.com

Stil: İntegral

Kurucu/Guru:
Sri Swami Satchidananda

Nasıl bir yoga: Hatha yogayı diğer yoga okulları ile birleştirir.

Ne beklenir: Yönlerdirmeli gevşeme, meditasyon, ilahi söyleme ve nefes egzersizleri yapılır. Dersten sonra mutlu ve keyifli olma beklenir.

Websitesi: iyiny.org / yogaville.org

Stil: İyengar

Kurucu/Guru:
Sri B.K.S Iyengar

Nasıl bir yoga: Anatomik hassasiyete dikkati yönlendirerek farkındalığı artırır. Şifa etkisi vardır.

Ne beklenir: Diğer yoga türlerine oranla duruşlarda daha uzun kalınır. Yardımcı aletler kullanılır.

Websitesi: bksiyengar.com

Stil: Kripalu

Kurucu/Guru:
Swami Kripalu

Nasıl bir yoga: Hareketli meditasyon ve duruş serilerinden oluşan serbest formda yoga. Gevşeme ve şifa ile desteklenir.

Ne beklenir: Fiziksel limitasyonları olan ya da meditasyona ağırlık vermek isteyenler için idealdir. Dersten sonra huzur beklenir.

Websitesi: kripalu.org

Stil: Kundalini

Kurucu/Guru:
Yogi Bhajan

Nasıl bir yoga: Tekrarlayan hareketlerle yapılan enerji dolu bir yogadır ve kundalini enerjisini açığa çıkarmak için yapılır.

Ne beklenir: Dersler kriya, tedavi etkili art arda sıralanmış hareketler, gevşeme, ilahi okuma ve mantra tekrarından oluşur. Kişiyi düşündüğü limitlerin üzerine çıkarır.

Websitesi: 3ho.org

Stil: Power

Kurucu/Guru:
Baron Baptiste

Nasıl bir yoga: Sert, sıkı, dinamik bir uygulamadır.

Ne beklenir: Fiziksel olarak zorlayıcı bir yogadır. Duruşlar ileri seviyede ve uzun süre tutularak yapılır.

Websitesi: poweryoga.com

Stil: Sivananda

Kurucu/Guru:
Swami Vishnudevananda

Nasıl bir yoga: Bütün yoga yollarının, karma, bhakti, raja ve jnana’nın birleştiği bir tekniktir.

Ne beklenir: Yoğun bir nefes alıştırması ve mantra meditasyonu ile ders tamamlanır.

Websitesi: sivananda.org

Stil: Viniyoga

Kurucu/Guru:
T.K.V. Desikachar

Nasıl bir yoga: Kendini keşfetme ve dönüşüm için uygulayıcıya yol gösterir.

Ne beklenir: Yumuşak, şifa verici, zorlamayan bir yogadır. Bazen kişinin sağlık problemine göre birebir çalışmak gerekir.

Websitesi: viniyoga.com

Stil: Vinyasa

Kurucu/Guru:
Srivatsa Ramaswami

Nasıl bir yoga: Ashtanga yogaya serbest formda değişiklik getiren Amerikan tarzıdır.

Ne beklenir: Nefesle koordine edilen akıcı tarzda bir yoga uygulamasıdır. Zorlayıcı ya da meditatif olabilir. Yoga yaparken müzikten hoşlanıyorsanız tam size göredir.

Websitesi: vinyasakrama.org

Stil: Jivamukti

Kurucu/Guru:
Sharon Gannon ve David Life

Nasıl bir yoga: Bhakti yoga ve ahimsa üzerine kurulmuş, hareketlerin birbirine bağlı olarak yapıldığı, klasik ruhsal yoga filozofisine uygun enerjik bir yogadır.

Ne beklenir: Derslerde ilahiler söylenir ve meditasyon yapılır. Çok çalışma ve ruhun canlanması beklenir.

Stil: Yin Yoga

Kurucu/Guru:
Paul Grilley

Nasıl bir yoga: Yer hareketlerinin gevşek halde 3-5 dakika süreyle tutulduğu şeklidir. Yoganın diğer tüm çeşitleri olan "Yang" formu için ideal bir tamamlayıcıdır.

Ne beklenir: İnsan vücudundaki meridyenleri uyararak terapi etkisi yapar.

Websitesi: paulgrilley.com

(*) Sevgili Neslihan İskit’e teşekkürler...
Yazının devamı...

Teta şifası ve DNA aktivasyonu

21 Şubat 2008
"Teta" Yunanca’da "Ruh" demektir. Beyninizin ağırlıklı olarak teta beyin dalgasında olmasına izin vermek, size ruhunuzun ve daha ötesinin, "var olan her şeyin kaynağı"nın enerji frekanslarına ulaşma imkanı sağlar.

Teta, saniyede 4-7 döngü ile çok yavaş bir beyin dalgasıdır. Bu birlik alanında, gerçekten olduğunuz kaynak ile bağlanırsınız, emir verebilir ve anlık fiziksel, duygusal, zihinsel iyileşmelere şahit olabilirsiniz. Herkes anlık iyileşme alabilir. Eğer siz deneyimleyemiyorsanız, bu anlık bir şifa almaktan alıkoyan bir inanç sistemi, programı veya şartlanma tutuyor olmanızdan kaynaklanıyordur.

İnançlarınızı yaratan, tekrarlayan düşüncelerinizdir ve bu inançlar da sizin yaşamınızdaki ruhsal, zihinsel, duygusal ve biyo-kimyasal tecrübelerinizi yaratır.

Teta halindeyken bu tıkanıklıkları, inançları tespit edebilir, onları silebilir, seçtiğiniz hayatı ve gerçekliği deneyimlemenize izin verecek yeni inançları aktif hale getirebilirsiniz.

Kutupluluğun olmadığı bu alanda kendi gerçek benliğinizi deneyimleyebilme yeteneğine sahip olursunuz ve hayatınızda seçmiş olduğunuz en elverişli sağlık, zenginlik ve yaratıcılığı tezahür ettirir, yaratırsınız. Bu tıkanıklıkları düzenlemek ve basit, etkili, anlık olarak değişimlerini deneyimlemek için gerekli araçlara sahip olursunuz.

Dr. Sangeeta Sahi’nin kursları İstanbul’da

n Para, Güç ve Refah
(Eğitim Tarihleri: 12 Mart)

n Temel Theta İyileştirme Kursu (Eğitim Tarihleri: 22-23-24 Şubat)

n İleri Düzeyde Theta İyileştirme Kursu (Eğitim Tarihleri: 29 Şubat, 01-02 Mart)

n Gerçek Gençler (Eğitim Tarihleri: 08-09 Mart)

Emrecan Piriçcioğlu’nun "Gerçek Gençler" semineriyle ilgili görüşü ise şöyle: "Ben 1990 yılında doğmuş bir gencim, yani 18 yaşındayım. Temel ve İleri Düzeyde Theta İyileşme Workshop eğitimlerine katıldım. Eğitim hakkında altını çizerek belirtmek isteyeceğim en önemli iki nokta şu ki: Öğrenirken kişinin kanalları açılıyor ve kişi değişime hazır olduğunda tüm korkularından arınıyor. Korkularla yüzleşmek, onlarla başa çıkmak ve bütünleşmek bazıları için zor olabilir ama sonunda bu kişinin yaşamı çok daha anlamlı ve kolaylaşmış olabiliyor. Zaman değişiyor, insanlar değişiyor, enerjiler değişiyor, dönüşüyor ve gelişiyor. Düşünme, hayal kurma ve yapma zamanı bitmiştir. Şimdi yalnızca ’olma’ zamanıdır... Düşüncelerimiz, sözlerimiz ve aksiyonlarımız oluyoruz. Kişi kendi içindeki gücün farkında olabilirse, zahmetsiz bir var oluş aşamasına ulaşabilir... İşte o zaman kişi gerçek bir insan olabilir."

Kursların Tamamı için

Eğitim Yeri:
Nippon Hotel Taksim / İstanbul

Bilgi için: www.drsangeetasahi.com

Tel:
(0212) 368 47 95
Yazının devamı...