"Şenol Kalyoncu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Şenol Kalyoncu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Şenol Kalyoncu

Cilt kırışıklıklarına serum tedavisi

20 Nisan 2019

Bunları önlemek amacıyla son zamanlarda ‘gençlik serumu’nu sıkça kullanılmaya başladık. Konuyla ilgili Medikal Estetik Uzmanı Dr. Gökçen Alagöz şu bilgileri verdi:
“Gençlik serumu; cildin yaşlanma, güneşin zararlı etkileri, stres, ve kötü beslenme gibi nedenlerle kaybettiği nemi ve canlılığı geri kazandırmak için İsviçreli bilim adamları tarafından üretilmiş bir cilt gençleştirme ürünüdür. İnsan organizmasındaki temel proteinlerden biri olan kollajen deriye çekme mukavemeti sağlar ve deride yaklaşık yüzde 75 oranında tip 1 kollajen bulunur. Ancak yaşla birlikte kollajen üretimini artıran hyaluronik asit ve fibroblast aktivitesi, kollajen ve yağ dokusu azalır. Bunlarla birlikte cilt nemini de kaybetmeye başlar. Sağlıksız beslenme, güneş ve stresin olumsuz etkileri ile cilt cansızlaşır, kurur ve sarkmaya başlar.
‘Gençlik serumu’ denilen ürün ise hyalüronik asit ve aminoasitlerin bir araya getirilmesi sonucunda fibroblast çoğalması, kollajen biyosentezi ve büyüme faktörlerinin üretimini artırır.

UYGULAMA, DOKTOR TARAFINDAN BELİRLENİR

Öte yandan cilt gençleştirme uygulamaları ile önlem alınmadıkça, kırışıklıklar derinleşmeye başlar. Her insanın genetik ve dış çevre etkenleri farklı olduğu için bu kırışıklıklar da farklılık gösterebilir. Cilt neminin yeniden kazandırılması ve kırışıkların önlenmesinde kullanılan ‘gençlik serumu’ da bu sebeplerden ikiye ayrılmıştır. Cildin sorunlarına göre ‘klasik’ ve ‘HMW’ olmak üzere iki farklı ürün bulunmaktadır. Cildin ihtiyacına göre hangi form enjekte edilecekse, uygulamayı yapan doktor tarafından belirlenir. Cilt destekleyici bu iki form, kollajen sentezini tekrar başlatarak, ciltte kırışıklık ve sarkma sorunlarında düzelme sağlar.

1 İLA 3 SEANSTA İSTENİLEN ETKİ MÜMKÜN

Hyaluronik asit ve aminoasitlerin kombinasyonu olan ‘gençlik serumu’ mikroenjeksiyon yöntemi ile uygulanır. Uygulama sonrasında kalıcı ve hızlı bir cilt yenilenme süreci başlamış olur. 15 ila 30 dakika arasında değişen seans süreleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. 1-3 seans arasında istenilen sonucun elde edilebildiği ‘gençlik serumu’nun herhangi bir yan etkisinin olmaması da kullanımını oldukça cazip kılıyor.”

 

Yazının devamı...

Elektronik aspirin

14 Nisan 2019

Kaliforniya merkezli Autonomic Technologies (ATI) şirketi, elektronik aspirin ile SPG’ye -sinir grubu- düşük seviyede elektrikli uyarı veren, hasta kontrollü uzaktan kumanda geliştirerek hastanın migrenini, küme tipi baş ağrısını ve diğer baş ve yüz ağrıları gibi ağrılarını hafifletmelerine yardımcı olan tıbbi bir teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. Fakat bu teknoloji halen araştırma aşamasında. Sinirle uyarılan bir implant, hastanın en çok acı yaşadığı alanın yakınındaki üst diş eti bölgesine yerleştiriliyor. Cihaz; boğazda uyuşma, düşük kan basıncı, bulantı, burun kanaması ve enfeksiyonu gibi yan etkilere sebep olabiliyor.Kullanım sırasında hastalara yemek yememeleri öneriliyor.

CİHAZ AÇILIP KAPATILABİLİR

Cihaz, orta yüz bölgesinin kemik boşluğunun derinliklerinde bir sinir topluluğu olan SPG’ye kalıcı olarak gömülüyor. Hasta, baş ağrısının ilk belirtisini algıladığında, kumandaya basıp hafif bir elektrik yükü gönderilmesini sağlıyor. Böylece ağrı sinyallerini engellemeye çalışan sinir hücreleri uyarıyor. Cihazın tam kontrolüne sahip olan hasta gerektiğinde açıp kapatabiliyor. Edinilen bulgulara göre, 15 dakikadan birkaç saate kadar geçen bir sürede hastalar rahatlama yaşaıyor. Bir çalışmaya göre, hastaların yüzde 88’i devam eden bir rahatlama için daha az migren ilacı istediklerini veya hiç kullanmadıklarını belirtiyor.

KALICI BİR ÇÖZÜM OLABİLİR

Bu umut vaat eden sonuçlara rağmen, NeurologyTimes.com’daki Nisan 2015 tarihli bir yayına göre, “İnvaziv olmayan cihaz kaynaklı SPG ablukası şu anda migren önleyici olarak rutin kullanım için etkin değil” deniliyor. fakat ATI tarafından yapılan bir elektronik aspirin klinik çalışmasına göre de cihazla tedavi edilen hastaların yüzde 68’inde belirgin bir iyileşme oluşuyor, bunların yüzde 65’inde baş ağrısı bozukluğu üç ay içerisinde düzeliyor. Klinik gelişimde olan ve FDA onayını bekleyen elektronik aspirin, gelecekte potansiyel bir çözüm olabilir.

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

HAVUZ KEYFİNİZ KABUSA DÖNÜŞMESİN

Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle havuzlara rağbet artacak. Ancak havuza girmeden önce dikkat etmeniz gereken şeyler var. Yüzme havuzları devamlı temizleniyor ve klorlanıyor olsa bile bunlara dayanıklı bakteriler var. Özellikle kulak-burun ve göz bölgesinde rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Dış kulak iltihabı havuz kullanımı sonrası ortaya çıkan en yaygın hastalıklardan biri. Kadınların havuzda en çok karşılaştığı problemlerden biri de sistit. Vajinadaki yararlı bakterileri öldüren klor sebebiyle idrar yolu enfeksiyonları ve mantarlar havuz kullanımı sonrasında oldukça yaygın görülebiliyor. İyi dezenfekte olduğunu bildiğiniz havuzlara gitmek; gözlük, tıkaç gibi önlemler almak gerekiyor.

Yazının devamı...

Tanı ve tedavide yapay zeka dönemi

7 Nisan 2019

Hematolojik hastalıkların araştırması için periferik yayma testi yapmak gerekir. Periferik yayma testinde de kan damlasının bir tüp içerisine alınmasından, alınan damlanın lam üzerine yayılmasını, ardından özel boyalarla boyanarak uzman hekimler tarafından mikroskopla incelenmesini gerektirir. Türk bilim insanları, TÜBİTAK AR-GE desteğiyle 18 ayda prototipini geliştirdikleri cihaz ile bu süreci manuelden otomatiğe çevirmeye çalışıyor. Yapay zeka kullanan medikal cihaz, kan hastalıklarına hızlı tanı koymayı hedefliyor. Cihaz, klinik veriler ile donanımı sağlanmış yapay zeka kullanarak alınan görüntüleri analiz ediyor ve rapor haline getiriyor. Ayrıca verileri, sisteminde muhafaza ederek daha sonraki tetkiklerde karşılaştırma yapılmasını da sağlıyor. Türk Aferez Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Emre Tekgündüz de 500’ü aşmayan sınırlı sayıda hematoloğa sahip olduğumuzdan, şüpheli ve gerçekten önemli bir durum varsa hastayı o zaman hematoloğa göndermenin öneminden bahsediyor. Böylece hem hastanelere yapılan gereksiz başvurular engellenerek zaman tasarrufu sağlanıyor hem de yapay zeka ile doğru hastalar doktorla buluşabiliyor.

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

BESİNLER SİZİ ŞOKA SOKABİLİR

Bazı besinleri tükettikten sonra özellikle deride ve kulak-burun-boğaz yollarında rahatsızlık hissediyorsanız besin alerjisine dikkat etmekte fayda var. Besin alerjisi, vücudumuzun bağışıklılık sisteminin bazı besinlere gösterdiği tepkidir. En çok bebeklerde ve çocuklarda görülen besin alerjisi ilerleyen yaşlarda da sebepsiz yere ortaya çıkabilir. Dünyada görülme sıklığı yüzde 9-10 civarında seyreden alerji, vücutta küçük tepkilere yol açabileceği gibi anafilaktik şok gibi büyük reaksiyonlara da sebep olabilir. Çocuklarda genellikle yumurta, süt, yer fıstığı ve soya gibi yiyeceklerde ortaya çıkarken yetişkinlerde deniz ürünleri, kuru ve kabuklu yiyecekler ve tahıllar ile kendini gösterebilir. Basit alerji testleriyle anlaşılabilen durum; ağızda şişme, kusma, deride döküntüler, yanma, egzama, burun akıntısı, kan basıncında düşme gibi belirtiler ile kendini gösterebilir. Özellikle yetişkinlerde ortaya çıkabilen ve önemsenmeyen bu belirtiler dikkate alınmadığı taktirde daha da şiddetlenebilir.

Yazının devamı...

Göz çizdirme ameliyatları

30 Mart 2019

Excimer lazer, 30 yıl önce keşfedilmiştir. 25 yıldan beri de göz hastalıklarının tedavisinde aktif olarak kullanılmaktadır. Özellikle 1995’ten beri göz cerrahları tarafından çok fazla uygulanmaktadır.
Bu konuyla alakalı merak edilenleri ve yenilikleri Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kemal Özülker, şöyle anlattı:
“Lazer tedavisi ilk başladığı zamanlarda PRK dediğimiz sadece 1 yöntemle excimer lazer uygulanmaktaydı. PRK’dan 3–4 yıl sonra, günümüzde de oldukça yaygın kullandığımız lasik tedavisi ortaya çıktı. Oldukça kısa süren bu tedavide otomatik çalışan bıçaklı bir sistem şeffaf tabakadan çok ince bir kapak kaldırmakta ve lazer tedavisi kapağın altında kalan bölgeye uygulanmaktadır. Tedavi bitince kapak yerine yapıştırılmaktadır. Lasik tedavisi sonrasında şiddetli bir ağrı olmayıp, yalnızca 3–4 saat süren batma ve sulanma görülmektedir. Görme hemen netleşmeye başlamakta ve 1–2 günde tamamen iyileşmektedir. 10 numaraya kadar miyoplarda bile çok başarılı sonuçlar vermektedir.

DAHA GÜVENLİ YAPILMA İMKÂNI

Intralase lazer sistemi, lazer tedavisinde günümüz için son teknolojilerden bir tanesidir. Standart lasik tedavisinde otomatik bir bıçakla yapılan kapak kaldırma işlemi burada lazerle yapılmaktadır. Böylece 2 ayrı lazer yardımıyla tedavi tamamlanmaktadır. Bıçaklı sisteme göre önemli avantajları bulunmaktadır. Bıçaklı kesme işleminde karşılaşılabilen nadir riskler Intralase lasik tedavisinde ortadan kalkmaktadır. Böylece tedavinin daha güvenli bir şekilde yapılabilmesi imkânı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca şeffaf tabakanın aşırı düz veya ince olması sebebiyle lasik yapılamayan hastalara da tedavi imkânı sunmaktadır. Intralase tedavisi her hastaya uygulanabilmekte olup, özellikle yüksek miyop, hipermetrop ve mix astigmatı olan hastalarda mutlaka tercih edilmelidir.

HER GÖZE ÖZEL AYARLANAN TEDAVİ

Yazının devamı...

Cilt gençleştirmede yeni nesil dolgular

23 Mart 2019

Elastikiyet kaybı ve yer çekiminin etkisiyle yaşlanmanın belirtileri ortaya çıkar. Kaşların düşmesi, göz altında torbalanmanın artması, yanaklarda hacim ve elastikiyet kaybına bağlı olarak  sarkmaların artması, çene hattının silinmesi ve çene altında doku birikiminin artması en sık karşılaştığımız durumlardır.Yaşlanma ve kırışıklık tedavilerinde kullanılan yeni nesil dolgularla ilgili Mayasante Klinik doktorlarından Dr. Şirin Ender’den bilgi aldık. Ender konuyla ilgili şu bilgileri bizlerle paylaştı:
“Medikal estetik uygulamalarının amacı, cilt elastikiyet kaybının azaltılması, cildin yeniden yapılanmasını ve yenilenmesini desteklemek, varsa kaybedilen hacmin yerine konulması, sarkmalara bağlı ters üçgen şeklini alan yüz hatlarını yeniden ‘V’ şeklinin kazandırılmasını sağlamak ve varsa anatomik bozukluklarının cerrahi dışı düzeltilmesi.Cilt gençleştirmesinde en önemli noktaların başında kolajen üretimini artırmaktır. Yeni nesil kolajen stimülatörü olan ‘akıllı dolgu’ uygulamaları ile daha genç dinamik ve parlak bir çilde sahip olmak mümkündür.

CİLDE AYDINLIK KAZANDIRIR

Akıllı dermal dolgular biyo uyumludur. Yeni-kolajen oluşumunu tetikleyerek biyolojik uyarım gerçekleştirir. Uygulama sonrasında cilt altında kolajen üretimi ve güçlü lifting etkisi devam eder. Cilde aydınlık kazandırır. Akıllı dolgular hacim kayıpları veya yaşlanma ile derideki incelme ve kırışıklıkları gidermede kullanılır. Uygulama sonrası ilk değerlendirme 10-12 hafta sonra yapılır. Gerekirse düzeltme için ikincil uygulama 12 haftadan önce yapılmaz. Genelde uygulanan madde miktarının yüzde 30 kadar fazlası bir hacim elde etmeyi sağlar. Bu sayede daha az madde ile daha fazla düzelme sağlama şansı elde edilmiş olur.Seçilebilir kalıcılık etkisine sahiptir, istenilen kalıcılıkta dolgu seçimine olanak sağlar (1-2-3-4 yıl). Özellikle hacim kaybını restore etmek ve  cilt kalitesini artırmak için tasarlanmıştır. Böylelikle doku onarımı ve cilt dolgunluğunu aynı anda sağlamak mümkündür.HANGİ BÖLGELERE UYGULANIR  - Şakaklar ve kaş altına- Alın ilerletme ve yükseltme- Elmacık kemiği büyütme ve yükseltme- Yanak- Ağız çevresindeki (nazolabial) çizgiler- Çene hattı ve çene ucu yükseltilmesi- Burun konturu düzeltilmesi- Ağız kenarındaki dikey mutsuzluk çizgileri- Alt çene kemiği kenarı konturunun düzeltilmesi- El sırtındaki zayıflık ya da yaşlanmaya bağlı çökmelerin doldurulması.
Global Estetik İyileştirme Oranı’nın (GAİS) 12 aylık değerlendirme sonucuna bakıldığında akıllı dolgu uygulama sonrası hasta memnuniyeti yüzde 90, hekim memnuniyeti ise yüzde 92 olarak kaydedilmiş. 

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN 

UYKUSUZLUK HASTALIK MIDIR?

Uykusuzluk farklı şekillerde karşımıza çıkabilir. Bunlar; sık sık uyanma, yorgunluk hissi veren gece uykusu, uykuya dalmakta zorluk ve sabahın çok erken saatlerinde uyanma olabilir. Türk Uyku Tıbbi Derneği’nin araştırmalarına göre, ülkemizdeki her 100 kişiden 20’si uykusuzluk problemi yaşıyor. Uykusuzluk, yaşı ilerleyen kişilerde daha çok kendini gösteriyor. Uykusuzluk tek başına bir hastalık da olabilir, başka bir hastalığın belirtisi de. Bu duruma çözüm bulunabilmesi adına, bu ayrımın doğru bir şekilde yapılması gerekiyor. Eğer uykusuzluğu, hastalık olarak kabul ediyorsak, bu durumda mutlaka bir ay boyunca gündüz belirtilerinin devam etmesi gerekiyor. Bahsedilen gündüz belirtileri; sürekli uyuklama ihtiyacı hissetme, motive olamama, enerjik olmama, uykuyla alakalı yoğun bir endişeye kapılma, günlük hayatta yapılan ihmal hatalarının fazlalığı, gerginlik, baş ağrıları, mide problemleri ve bunların benzerleri olarak karşımıza çıkar.

Yazının devamı...

Kanser teşhis ve tedavisinde yenilikler

16 Mart 2019

Geçmiş yıllarda birçok hasta daha teşhisi konulmadan yaygın hastalık nedeniyle kaybedilirken, ölüm sebebi kalp krizi olarak ülke istatistiklerine kaydedilmekteydi. Günümüzde gerek KETEM gibi erken teşhise yönelik merkezlerin artması, gerekse halkımızın bilinçlenmesiyle birlikte erken teşhise yönelik gelişmiş yöntemlerin ülkemizde kullanımı sayesinde artık bir çok kanser vakası daha erken yakalanmakta ve tamamen iyileşme şansını yakalamaktadırlar. Kanser teşhis ve tedavisinde Türkiye’nin durumuyla ilgili Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun şu bilgileri verdi:

AKILLI MOLEKÜLLERİN YAN ETKİLERİ DAHA AZ

“Kemoterapi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kanser hastalarının tedavisinin önemli bir parçası olmaya devam etmektedir. Mevcut kemoterapi yöntemleri ile testis tümörü gibi bazı kanser türleri hariç bir kısım hastada istenildiği kadar iyi sonuçlar alınamamaktadır. Bu nedenle son dönemde araştırmalar kemoterapiden farklı olarak, kanser gelişim sürecinin belli safhalarına etki eden veya kanser hücrelerinin üzerindeki reseptörleri hedef alan tedavi yöntemlerine kaymıştır.
Yoğun araştırmalar sonunda ilk olarak daha önceden kemoterapi ile yanıt alınamayan böbrek kanseri, gastrointestinal stromal tümör ve cilt melanoma hastalıklarında bu akıllı moleküller sayesinde yaşam süreleri oldukça uzamıştır. Daha sonra diğer kanser türlerinde de çok iyi neticeler alınmaya başlanılmıştır. Bu tedavilerin genel olarak en önemli özellikleri kemoterapi gibi normal sağlıklı hücrelere etkilerinin daha az olmasına bağlı olarak yan etkilerinin daha az olmasıdır. Bu özellikleri sayesinde bu tedavilere kemoterapiye kıyasla çok daha uzun süreler devam edilebilmektedir. Meme, barsak, akciğer, mide ve lenf kanserlerinin aralarında bulunduğu bir çok kanser türünde yaygın hastalık durumunda bile çok iyi sonuçlar alınabilmektedir.

ALT GRUP ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR

Akciğer kanseri, eskiden çok yüz güldüren bir hastalık değil iken günümüzde özellikle kanserdeki genetik bozuklukları hedef alan tedavilerle bir kısım yaygın hastalıkta bile tam şifaya varan çok iyi sonuçlar alınabilmektedir. Bu tedavilerin uygulanabilmesi için kanserli dokuda ALK, ROS, EGFR gibi genetik bozukluklar araştırılmakta, uygun olan hastalarda bu ‘akıllı’ diye tabir ettiğimiz ilaçlar uygulanmaktadır. Ülkemizde de bu tedavi yöntemlerinin çoğu mevcut olup bir çok hastamızda tıbbi onkoloji hekimleri tarafından uygulanmaktadır ve 2 yılın üzerinde sağkalım elde edilebilmektedir.

Yazının devamı...

Fil hastalığında bandaj uygulaması

9 Mart 2019

Lenfödem (fil hastalığı) lenf sıvısının dolaşımındaki yetersizlik yüzünden dokular arasında proteinden zengin sıvı birikimine bağlı olarak şişlik ve ilerleyen dönemlerde etkilenen dokularda kronik yangı, dokularda sertleşme ile cilt üzerinde değişikliklerin görüldüğü bir durumdur. Lenfödem hastalığı ülkemizde en çok kanser cerrahilerine veya radyoterapiler sonrasında görülmektedir. Hastaların bu konuda eğitimli fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimlerine başvurmaları ve her hastanın durumuna göre en yeni, en pratik ve en etkin yöntemlerle multidisipliner olarak tedavi edilmeleri önemlidir. Ayrıca lenfödem hastalarının taramaları Hacettepe Üniversitesi Lenfödem Merkezi’nde de ücretsiz yapılmakta ve erken tanılar dakikalar içinde konabilmektedir.
Lenfödem tedavisinde yeniliklerle ilgili, Anadolu Lenfödem Derneği Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Lenfödem Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Prof Dr. Pınar Borman şunları söyledi:

“Lenfödem, ilerlerse dokularda sertleşmelere, cilt ve cilt altında kalınlaşmalara, şişliklerin artmasına ve ciltte siğilimsi deri değişikliklerine yol açmaktadır. Yine tedavi edilmeyen lenfödem, ağır enfeksiyonlara yol açıp hastaneye yatmayı gerektiren tıbbi acil durum oluşturabilmektedir. Tüm bu durumlar yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen fiziksel ve psikolojik sonuçlar doğurur. Bu yüzden tanı ve özellikle de tedavisi çok önemlidir.

2 TABAKALI VE FONKSİYONEL

Hastalarda uygulanan konvansiyonel bandajlarla, şiş olan uzvunun çapı bu bandajlarla daha da artmakta, aktif tedavi döneminde sarılan ekstremitenin fonksiyonel olarak kullanımında zorluklar yaşanmaktadır. Bacaklarında veya kollarında şişliği olan hastalar tedavi sırasındaki bandajlama sonrası ayakkabı veya kıyafet giymekte zorlanmaktadır. Son yıllarda çok tabakalı bandajlarla aynı etkinliği gösteren ve sadece 2 tabakadan oluşan lenfödem uzmanları tarafından uygulanan bandaj sistemleri hastalara daha konforlu, daha fonksiyonel bir tedavi imkânı sunmaktadır. Yine hastanede aktif dönemde yapılabilen çok tabakalı bandajlamaya gelemeyen veya bunu tolere edemeyen hastalarda bandaj etkisini gösteren her ölçüye göre ayarlanabilen hastanın kendisinin rahatlıkla giyebildiği velkrolu özel bası giysiler de önemli yenilikler arasında sayılabilir. Bu bası giysileri, tedavi bitiminden sonra öz bakım döneminde de oldukça önemlidir.

POMPA SİSTEMİYLE EK FAYDA

Lenfödem tedavisinde diğer bir yenilik de özellikle bacaklarda görülen ve varislerle beraber olan lenfödemde kullanılan gelişmiş kompresyon pompalarıdır. Eskiden az kanallı ve gövde aparatı olmayan pnömatik kompresyon pompaları, sıvının genital bölgelere veya gövdede birikmesine neden olmaktaydı ve yan etkilere yol açmaktaydı. Son yıllarda kompüterize kalibreli bölme basınçlarının hastaya göre ayarlanabildiği ve özel bölmelerle sıvının yönlendirilebildiği ve lenf damarlarının gelişimi konusunda olumlu etkiler sağlayan özel sistemler geliştirilmiştir. Hasta ve ailesine özel eğitimle evde de uygulanabilen bu pompa sistemleri tedavilere ek fayda sağlamaktadır.”

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

Yazının devamı...

Erkeklerde jinekomasti ameliyatları

23 Şubat 2019

Özellikle genç erkekler, meme büyüklüğünden oldukça rahatsız olurlar. Dar ve ince kıyafetler giyince belirgin olan meme görünümü nedeniyle, istedikleri kıyafetleri giyememek, denize-havuza rahatça girememek bu kişileri sosyal ve psikolojik olarak oldukça kötü etkiliyor. Jinekomasti tedavisinde kullanılan yöntemleri konunun uzmanı Ankara Acıbadem Hastanesi doktorlarından Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Çiğdem Demiroğlu Yakut’la konuştuk. 

ULTRASON ENERJİSİ İLE ERİTİLİYOR

“Jinekomasti ameliyatlarında kapalı ve açık olarak tanımlanan teknikler bulunmaktadır. Yapılacak ameliyat tekniğine, memenin büyüklüğüne, kıvamına ve deri sarkması olup olmamasına göre karar verilir. Kapalı teknik dediğimiz liposuction, yağ doku içeriği daha fazla olan memelerde daha uygun olmakla birlikte günümüzde liposuction cihazlarındaki gelişmelerle beraber bir miktar meme bezi de bu teknikle alınabilmektedir. Ultrason yardımlı liposuction dediğimiz vaser liposuction tekniği, jinekomasti ameliyatında bize büyük kolaylık ve fayda sağlamaktadır. Jinekomasti ameliyatlarının çok büyük bir kısmını, hiçbir kesi olmadan sadece küçük deliklerden özel kanüllerle girerek yağ dokusu ve meme dokusunu ultrason enerjisi ile eritip sonra negatif basınçla çekerek gerçekleştirebilmekteyiz.

AYNI GÜN TABURCU OLUYOR

Yazının devamı...