"Şenol Kalyoncu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Şenol Kalyoncu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Şenol Kalyoncu

Saç ekiminde mikrocerrahinin avantajları

10 Kasım 2018

 
Saç ekimi uygulamaları başladığından bu yana sürekli yeni yöntemlerle karşı karşıyayız. Bugünkü konumuz olan mikrocerrahi(biyomikroskopi) ile saç ekimiyle ilgili tripaestetik doktorlarından Dr. Muhammed Özgehan’dan konuyla ilgili bilgi aldık.

ÇİM ADAM GÖRÜNTÜSÜNE SON

“Bu yöntemin en büyük avantajı daha sık bir saç ekimi sağladığı için halk arasında çim adam görüntüsü denen görseli engellemesi. Yine bu yöntemde mikrocerrahi kullanıldığı için tek seferde 12 bin saç kökü ekilebiliyor diğer yöntemlerde en fazla 8 bin saç kökü alınabiliyor. Ayrıca 1 santimetrekaredeki saç kökü 40 köke kadar ulaşabiliyor.
***
Alım alanında saç çok az ise, sakal ve vücut bölgesinden de kök hasatı alınabildiği için, ileri derece saç dökülmesi olan bireylerde çok iyi sonuçlar alabiliyoruz. Ayrıca alım alanında mikrocerrahi yöntemde kullanılan küçük punch çapları çok küçük olduğu icin, genellikle kafanın arka bölgesinde alım izlerini engeller hatta alınan bölgede hemen hemen hiç iz olmaz ve yaralar çok hızlı iyileşir.
Mikrocerrahi FUE saç ekiminde devrim niteliğinde sonuçlar göstermektedir. 1.5 yıldır uyguladığımız bu yöntemde geri dönüşlerimiz çok memnuniyet verici.”

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN YÜZÜM DONDU

Yazının devamı...

Epilepsi nöbetleri cerrahi ile son buluyor

3 Kasım 2018


Medicana International Ankara Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Kurt, epilepsi rahatsızlığında ilaca dirençli hastalarda tedavide, büyük önemi olan cerrahiyi tercih edebildiklerini söylerken, “Uygun olan hastaların yüzde 95’i cerrahi sonrası nöbetsiz hale gelir. Bu, büyük bir avantajdır ve hastanın hayatında beyaz bir sayfanın açılması anlamına gelir. Kalan yüzde 5’lik kısımda da aslında bir pozitif değişimden bahsediyoruz; nöbet sayıları ve sürelerinin azaldığını gözlüyoruz” dedi. Kurt şunları söyledi:

TETKİKLER SONUCU KONSEY KARARI ALINIR

“Epilepsinin asıl tedavisi açık cerrahidir. Ancak öncelikle medikal/ilaç tedavisiyle epilepsiye çözüm bulunmaya çalışılır. Eğer bu tedaviye dirençli bir vaka söz konusu ise bir takım ilaç değişiklikleri ve kombinasyonlar uygulanır. Ne yazık ki hastaların önemli kısmında, ilaca direnç söz konusudur. Ortalama 2 yıllık böyle bir mücadelenin ardından ilaca rağmen nöbetleri devam eden hastanın, artık cerrahi yönden değerlendirmesini yapmak gerekir. Epilepsi cerrahisine karar vermek ise bir ekip işidir. Cerrahi müdahale kararı, gerek radyolojik olsun gerekse hastanın davranışlarını ve nöbet şeklini gösteren bir takım tetkikler sonucu konsey tarafından alınır.
***
Beyin-sinir cerrahlarının yanı sıra çocuk yaştaki hastalar için çocuk nöroloğu, yetişkinler için erişkin nöroloğu, psikiyatrist ve psikolog ile nükleer tıpçı ve radyoloğun oluşturduğu bir konseyde hastanın tüm verileri masaya yatırılarak cerrahiye uygunluğu değerlendirilir. Epilepsi tedavisinde radyocerrahi uygulama da mümkün olmakla birlikte sınırlı bir alana sahiptir. Uygun hastalarda yani cerrahiye elverişli olmayan beyin tümörlerinde, damarsal bozukluğu olan kişilerde, bu seçenek tercih edilebilir.”

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

ANKSİYETEM TUTTU GALİBA

Yazının devamı...

Meme kanserinde BRCA testleri

23 Ekim 2018

Yaş ilerledikçe riskin arttığı bu kanser türünde, ailesinde meme kanseri geçmişi olanlar daha büyük risk altında. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kadınlar arasında en sık rastlanan bu kanser türü, kadınların ölüm oranlarının önemli bir kısmını oluşturuyor. En sık rastlanan belirtileri ise memede ya da koltuk altında ele gelen düzensiz, ağrısız ve sert kitleler ile meme ucundaki renkli veya renksiz akıntılar. Her kanser türünde olduğu gibi burada da önemli nokta bu belirtileri erken görebilmek. Yayılarak ilerleyen bir kanser türü olan meme kanseri için erken teşhis çok önemli.



* * *
Kalıtsal meme ve over kanseri olgularında yaklaşık yüzde 25’ine sebep olan BRCA1 VE BRCA2 genlerindeki mutasyonlar geliştirilen testlerle önceden tespit edilebiliyor. Bu testlerle ilgili konunun uzmanı Ankara Synlab’dan Dr. Janserey Batu’nun görüşlerini aldık. Şunları anlattı:

Yazının devamı...

Kadınlarda yumurta dondurma devri

24 Eylül 2018

Ancak yaşın ilerlemesinin kadın açısından bazı tehlikeleri var. Bunun için son yıllarda kullanılan yumurta dondurma imdada yetişiyor. Peki nedir bu yumurta dondurma? Biraz inceleyelim. Artan iş yoğunluğu, kariyer planları ile ertelenen çocuk planı ve kanser tedavisi, erken menopoz gibi bazı hastalıklar kadınlarda yumurta rezervlerinin azalması ve yumurta kalitesinin düşmesine sebep olabiliyor. Sağlıklı bir kadında 15-45 yaşları arasında yumurtlama gerçekleşiyor. Ancak 35 yaşından sonra yumurta rezervlerinin azalması çocuk sahibi olmayı zorlaştırıyor. Kanser gibi hastalıklarda kullanılan kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemler de yumurtalara geri dönüşü olmayan zararlar verebiliyor. Ailesinde 1. dereceden yakınında erken menopoz teşhisi konan kadınlar da risk altında. Son yıllarda kullanılan yumurta dondurma ile ileri yaşlarda çocuk sahibi olma ihtimali artıyor.

KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ

Embriyo ve sperm dondurma, tüp bebek tedavilerinde de uzun zamandır kullanılıyor. Ancak son zamanlarda ilerleyen laboratuvar teknikleri yumurta dondurmanın da önünü açtı. Yumurta dondurma işlemi için tüp bebek tedavisinde kullanılan prosedür takip ediliyor. Yumurtaların büyümesi ve çoğalması için adetin 3. gününden itibaren 10-12 gün süre ile takip edilerek ilaçlar veriliyor. Bu süre içinde 2-3 günde bir hasta takip ediliyor. Yumurtaların durumuna göre verilen hormon ilaçlarının dozları devamlı değişebiliyor. Bu sebeple oldukça kişisel bir tedavi. Takip süresi sonunda yumurtalar toplanıyor ve aynı gün donduruluyor. Yumurta rezervi düşük hastalar için bu işlem birkaç adet döngüsüyle tekrarlanabilir. Yumurta hücrelerinin çok fazla su içermesi ve dondurulduğunda kristalleşmesi, çözüldükleri zaman yarı yarıya bir oranla sağlıklı yumurta kalması anlamına geliyor. Bu sebeple 10-12 aralığında yumurtanın dondurulması daha sağlıklı.


KAFEİN HER YERDE

Kafein hepimizin hayatında. Her gün tükettiğimiz çay, kahve, gazlı içecekler ve çikolatada hatta bazı ilaçlarda bile mevcut. Genelde zararlı olduğundan şikayet edilse de faydaları da hayli fazla. Kafein, birçok bitkide bulunan metilksantin adı verilen bir bileşik türü. Kafeinin en bilinen etkisi, merkezi sinir sisteminde uyarıcı görevi görerek kişinin uyanık kalmasını sağlaması ve beyne gelen mesajların iletimini hızlandırması. Yorgunluğa ve bitkinliğe sebep olan ve sinir boşluklarında biriken asetilkolin ve adenozinin parçalanmasını sağlayarak sinirsel iletimi rahatlatır. Bunun yanında metabolizmayı hızlandırmak, karaciğer hastalıklarına yakalanma risklerini azalmak gibi etkileri var. Ayrıca bu uyarıcı etkinin astım, prematüre apnesi gibi hastalıklarda etkili olduğu ve bu hastalıklar için kullanılan ilaçlardaki maddelerle benzer etkene sahip olduğu saptanmıştır. Ancak sinir sistemini etkilemesinden dolayı yan etkileri de bulunur. En çok karşılaşılanları sinirlilik, uykusuzluk ve depresyon. Bunun yanında migreni tetiklemesi, kalp ritmini bozması ve yüksek tansiyona yol açması gibi etkileri ortaya çıkabilir. Düzenli ve uzun süreli kullanımda vücut kafeine bağışıklık kazanır ve istenilen etkileri göstermeyebilir. Birden kesilmesi de yine sinir sistemiyle alakalı istenmeyen etkilere yol açabilir. Bu sebeple her şeyde olduğu gibi dozunda tüketilmesi önemli.

Yazının devamı...

Bilim adamları ıspanaktan kalp üretti

10 Eylül 2018

Kalp vücudumuzun hiç durmadan çalışan en emektar organı. Bazı hastalıklar, yaşam tarzı zamanla kalpteki damarların tıkanmasına ve hasar görmesine yol açabilir. Bu hasarlar da zamanla hem kalbi yıpratır hem de kalp krizi gibi riskleri barındırır. Şimdiye kadar tedaviyle ilgili organ nakli ve kalp kası çalışmaları son zamanlarda giderek hız kazandı. Ancak organların başka bir vücuda uyum sağlaması oldukça zorken kalp konusunda bu durumun daha da hassas olması organ nakli ihtimalini de oldukça zorlaştırabilir. Daha önce yapılmaya çalışılan kalp kaslarında ise damar cerrahisi açısından problemler oluşabiliyordu. Üretilen dokularda kanı taşıyabilecek damar sisteminin kurulamamış olması bu gelişmelerin önünü tıkayabiliyordu. Bunun yanında 3 boyutlu yazıcılar da kullanıldı ancak bu tür biyomedikal cihazların hiçbiri kılcal damar ağlarını üretmeyi başaramadı. Bu çalışmayla ilk kez tam uyumlu bir damar sistemi elde edildi.




İNSAN HÜCRELERİ ‘EKİLECEK’

Yazının devamı...

Nedeni izah edilemeyen kısırlıkta yeni umut

3 Eylül 2018

Bu yapının en karmaşık sırlarından biri olan üremeyle ilgili çalışmalarını sürdüren Dr. Benjamin Kaupp, sperm hücrelerini yönlendirmeyi sağlayan molekülü keşfetti.
Üreme konusu, bilim dünyası için halen ‘mucize’ olarak ifade edilen bir kavram. Bu kavramla ilgili çalışmalara da her geçen gün yenisi ekleniyor. Özellikle kısırlık tedavisiyle ilgili yapılan çalışmalar bunların başını çekiyor. Çeşitli tahlillerle kısırlık sebebi belirlenebilen çiftlerde uzun zamandır uygulanan tüp bebek tedavisiyle çözüme ulaşılabiliyor. Ancak hiçbir sebep bulunamayan yani belirsiz infertiliteye sahip hastalar için durum biraz daha karışık. Özellikle belirsiz infertilite hastalarında etkili olacak bu çalışmalarda bulunan molekülle spermler yönlendirilerek yumurtaya ulaşması sağlanabiliyor.




TEDAVİ YÖNTEMİ OLARAK KULLANILACAK

Yazının devamı...

Gece körlüğünde biyonik göz...

21 Ağustos 2018

‘Tavuk karası’ ya da ‘gece körlüğü’ olarak bilinen hastalık genelde genetik olarak geçiyor. Çocuk yaşlardan itibaren hastanın yaşamını etkilemeye başlasa bile, teşhisi oldukça zor. Hastalıkta 100’den fazla gen etken. Bu yüzden belirtiler de kişiden kişiye değişebiliyor.
* * *
Genellikle retinadaki lekeler ile kendini belli edebilir ancak her zaman bu belirtileri vermeyebilir. Özellikle küçük çocuklar için hava karardığında ve loş ışıkta görme yetilerini kontrol etmeleri gerekli. Bu hastalığa küçük yaşlardan başlayarak optik kusurlar, katarak gelişimi, göz sinirlerinde zayıflama ve göz tansiyonu gibi belirtiler de eşlik edebilir. Bu yüzden teşhis edilmesi konusunda ailelerin dikkati çok önemli. Retina kendini yenileyemediği için iyileşme sağlanamayan bu hastalık zamanla kişinin görme yetisini tamamen kaybetmesine sebep oluyor.



* * *
25 yaşın üzerindeki ve görme sinirleri zarar görmemiş hastalar için uygulanabilen ‘biyonik göz’, ‘tavuk karası’ hastaları için umut niteliği taşıyor.

Yazının devamı...

Nörolojik hastalıklarda yeni umut

14 Ağustos 2018

Bilim dünyasında uzun süredir ilaçların insan vücudundaki etkilerinden bahsedilmekte. Bilim adamları, test edilseler dahi her yüz ilaçtan 95’inin insan beynine ve vücuduna zararlı olduğu görüşünde. Embriyonik kök hücreleri veya yetişkin deri hücreleri kullanılarak geliştirilen mini beyin ile bu ilaçların etkileri daha kolay araştırılabilecek.
* * *
Kök hücrelerden veya deriden alınan örneklerle petri kabında büyütülen mini beyinlerde; serebral korteks, retina ve tam gelişmiş bir yetişkinin beyninde hafızanın büyük ölçüde yer aldığı hipokampüs gibi beynin farklı bölgeleri geliştirildi. İki ay içinde maksimum boyutları olan 4 mm’ye kadar ulaşabilen beyinler, şimdilik bir seneye kadar hayatta kalabiliyor. Sadece beyin dokusundan ibaret olduğu için düşünme gibi yetisine sahip değil. Ancak şizofreni ve otizim gibi hastalıkların altında yatan sebeplerin araştırılması için oldukça faydalı olması öngörülüyor.




Yazının devamı...