"Bilge Egemen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bilge Egemen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bilge Egemen

Bilge Egemen

Alaçatı Deliklikoy’da 5 bin 200 izmarit topladık

26 Eylül 2019

 

 


Gibi, gibi.
Dur o zaman senin iç sesine yanıtlar yapıştırayım da şu zıp zıp zıplayan haylaz ve meraklı aklını yatıştırayım.
- Bir kere şu Deliklikoy dediğin ıssız yerde sigara izmariti ne arar?
- Haklısın ıssız idi. Dalmayı seven 3-5 kişi o koyu bilirdi. Çok değil 10-15 sene öncesine kadar. Abim Fatih “Haydi toplaşın! Issız bir koya gidiyoruz” diyerek bizi kafalar, tek bir arabaya doldurur, tek bir balıkla göz göze gelip, bakışarak anlaşacak diye, güneş doğarken denize bir dalar, ta dolunayla birlikte denizden çıkardı. Biz artık bekle gülüm, bekle. Aç bilaç, güneşin alnında, sonrasında ayın şavkında. Bir de korkardık tabii, ‘Ne oldu bu Fatih’e acaba, Deliklikoy’dan daldı da, dünyanın yuvarlaklığından sersemleyip, yönünü sapıtıp, Avusturalya’dan mı çıktı?’ diye... O günler çoktan geride kaldı. Şimdi tıklım tıklım dolduruyor insanlar en ıssız koyları.

Yazının devamı...

50 yıl sonra buluşup, sahne aldılar!

5 Eylül 2019

 

Bu 2. Bölüm'e geldiysen eğer, geçen haftaki 1. Bölüm'ü okuduğunu varsayıyorum. "Hayır efendim, sepet efendim ben tesadüfen buradan geçiyordum, hayatta da dönüp senin eskilerini okuyamam" dersen, üşengeçlik edersen eğer, buyur o zaman; geçen haftanın kısa bir özetini veriyorum:

Özet: Bir varmış, bir yokmuş bundan 55 sene evvel 3 Karşıyakalı, 1 İzmirli 14-15 yaşlarında 4 genç, ellerindeki 2 bagetle ve müzik aşkıyla alev alev yanan 4 adet kalpleriyle "4 Halifeler" diye bir müzik grubu kurmuş. Önce kiralık enstrümanlarla müzik yapmışlar. Sonra yerel yarışmalardan gelen ödüller, düğünlerde, sinemalarda çalmalar derken kendi enstrümanlarını almışlar. Tire, Torbalı düğünlerinde eşrafı Rolling Stones ve Beatles'larla coşturmuşlar. İzmir Kız Lisesi'nde düzenlenen bir orkestra yarışmasına pelerinler, peluşlar, etol kürkler kuşanıp, annelerinin kolyelerini takıp takıştırıp öyle bir iddialı gitmişler ki, okulda izdiham yaşanmış. Rivayete göre arkalarından koşan kızlar arasında 13 yaşındaki Sezen Aksu bile varmış...

Turgay Bakalım, Korhan Atay, Tufan Usal ve Cumhur Payziner... Grup kurana kadar 2-3 kere gitar - mandolin tıngırdatmaktan öteye geçmemiş 4 genç. Lafı uzatmıyorum. Hikayenin devamını ilk ağızdan dinleyin diye sözü Korhan Atay'a bırakıyorum.

"Müzik kalitemiz giderek arttı, repertuarımıza Cream tarzı toplulukların psychedelic rock türü parçaları da eklendi ve sonunda Amerikalılar bizi keşfetti...

Amerika'ya turneye gidip, albüm doldurmadık tabii. Bizim Amerikalılar zaten İzmir'deydi: Çiğli'de Amerikan hava üssü vardı ve aile sahibi subayların büyük çoğunluğu Karşıyaka-Bostanlı'da otururdu. Ben de ailemle birlikte Bostanlı'da oturuyordum ve memur anne-babam çalışırken biz gün boyu evde müzik provası yapardık. Tabii tüm komşu Amerikalı veletler de bizim eve kamp kurardı. Bu sayede olacak, haftada bir gece Çiğli hava üssündeki "Teenclub"da çalmaya başladık. Orada dikkat çekince üssün subay kulübüne terfi ettik. Yine haftada bir gece çalıyorduk. Esas bomba ondan sonra patladı, bizi astsubay kulübünde çalmaya davet ettiler. Üsteki Amerikalı askerlerin büyük çoğunluğu astsubaydı ve biz haftada altı gece çalmaya başladık. Kalan bir gecede mekanda Bingo oynanıyordu. Düşün; 1968-1969 yılbaşı gecesinde bile biz sahnedeydik... Bir öğrenci için iyi sayılabilecek paralar kazandık ve kazandığımız paraların bir kısmıyla Turgay'a ikinci el bir Fender Jaguar gitar aldık ki, kapalı ekonomi uygulanan o yıllarda bu hayli zor bir işti.

 

1969 yazında Bodrum, Marmaris, Fethiye vb. yerler henüz keşfedilmediği ve bugünün korkunç betonlarıyla kaplanmadığı için çok popüler ve güzel bir yer olan Kuşadası'nda çaldık. Hem de haftada altı gece bir diskoda...

Yazının devamı...

İzmirli müzik grubu 50 yıl sonra tekrar sahne aldı! 1. Bölüm

30 Ağustos 2019

Nasıl kurulmasın? Düşünsene Elvis Presley, Paul Anka, Neil Sedaka, Cliff Richard & The Shadows zaten dünyayı sallıyor ve yetmezmiş gibi karşıdan gümbür gümbür Brit Rock'ın devleri Beatles, Rolling Stones, Animals, Kinks falan geliyor.

 

Taş olsan erirsin.

 

O sıralarda 3 Atatürk Liseli, 1 İzmir Ticaret Liseli (kendi deyimleriyle 3 Karşıyakalı, 1 İzmirli) "Ne duruyoruz canım, haydi biz de helva yapsak ya" deyip 3 saniyede grup kuruyor. Yıl 1964, yaşları 14-15.

 

Tabii takdir edersiniz ki helva yapmak için de malzeme gerekir. Bizimkiler üç beş gitar, mandolin tıngırdatıp, plak koleksiyonu yapmak dışında öyle profesyonel müzisyenler falan değil. Fakat şükürler olsun ki ellerinde sadece bateristin sahip olduğu 2 baget (çubuk) ve müzik aşkıyla alev alev yanan 4 adet kalp var.

Yazının devamı...

Ah o geleceğin bayramları!

8 Ağustos 2019

 

 

 

Bul kast ajansından 'pudralı saçlarını süpürge etmiş ama nankör evlatlara yaranamamış iyilik ve güzellikte' bir amca ve bir teyzeyi. Nostaljik bir konağa oturt, ver ellerine rengarenk şekerleri... Trik trok, trik trok diye diye acımasızca ilerlerken duvar saati, gözleri pencereye asılı kalsın ve sonunda gelmesin o cıvıltılı ve kendinden kalabalık sevdicekleri.

Tabii bir de döşe altına en acılı Adana kebap müziğini. Ver peyderpey gam, hüzün ve keder hissini.

Sanki içimizdeki bir damla mutluluk reklamcılara batmış da bir an önce gözyaşlarımızı tahsil etme telaşındalar.

Çünkü onlar, bizim ne kadar da nostaljik varlıklar olduğumuzun farkındalar.

Halbuki belki de takılmamak lazım geçmişe. Kimbilir belki de gelecek, çok daha güzel günler getirecek.

Yazının devamı...

Kokuların peşinde Adatepe

18 Temmuz 2019

 

Bu hayatımda gördüğüm, protokolde en ön sıranın çocuklara verildiği, ilk etkinlikti. Üstelik çocuk bayramı değil, çoluk seyranı değildi. İşte sırf bu yüzden bile, etkinliğe Adatepe ruhunun işlediği belliydi.
Güz Kumpanyası’nın güzelim şarkıları, köy meydanına kurulan sahneden taşıp, kalplerimize sızdı. Şehirde bizden saklanan yıldızlar, tepemizde kamp kurdu. Kutladığımız, Adatepe Taş Mektep etkinliklerinin 20’nci yılıydı. Ve biz de Türkiye’nin en mühim, muadili olmayan koku uzmanı Vedat Ozan’ın seminerini dinlemek üzere gelmiştik Taş Mektep’e.
Verdiğim bilgiler, ortaya çok mu karışık oldu?
Dur, ey sevgili okur, hemen kaçma. Kaçma da Rapunzel’in saçlarını saç kremiyle tel tel açar gibi, tek tek açayım konuları sana.


ADATEPE: EN SEVDİĞİM KÖY

Yazının devamı...

‘Oğluma Mektuplar’ Çeşme’de

11 Temmuz 2019

 


Önce Alaçatı’da çocukluk arkadaşlarıyla vur patlasın, çal oynasınlı iki günlük bir buluşma.
Kah karnını patlatacak kadar gülmeler, aynı anda bağıra bağıra konuşup, sonra aniden kaybettiklerini hatırlayıp hüzünlenmeler...
Düşün her biri beyaz yakalı, siyah önlüklü hallerini bildiğin arkadaşların. Araya upuzun yıllar girse de hayat her birinizi bir o yana, bir şu yana çekiştirip sürüklese de bak yine neşeyle biraradasınız işte...
Ennnn Amerikan filmi bile çatlar bizi izlese. Üzülür yıllardır takılıp kaldığı acıklı klişelere...
(Havalı ve New York’lu Suzın yıllar sonra Yıl Sonu Balosu’nda horlanıp, kakıldığı Orta Amerika kasabasına geri döner. Geçmişle hesaplaşa heseplaşa intikam hayalleri kurar.)

Yazının devamı...

Ege’den tatil tavsiyeleri

13 Haziran 2019

 

“Tarallelli Beach’teyiz, hadi siz de gelin” diye.

Hakkında hoş sözler sarf edemeyeceğim için plajın gerçek adını vermiyorum, sevgili izleyiciler.

Giriş parasını ne sen sor ne ben dillendireyim. Üzerine bir de ‘halacım acıktım bir hamburger alabilir miyim’, ‘teyzecim içim yandı bir dondurmayla serinleyebilir miyim’ şeklinde çocuklardan haklı talepler gelince o gün ruhumu olmasa da İstanbul’daki evimin 1 aylık kirasını oracıkta teslim ettim.

Üstelik İstanbul’da bir türlü denk getirip buluşmayı beceremediğim canımdan daha çok sevdiğim kardeşim Demet Dağıstanlı’yla denizin içinde yüzerken çarpıştım. Kafayı bir kaldırdım “Aaaa Demet!” Düşün, denizin içi de bir o kadar tıklım tıklım. Bir o kadar İstiklal Caddesi...

 

FOÇA’DAKİ Q BEACH ÇOK GÜZEL AMA

Yazının devamı...

Yaşadığın şehirde 1 günlüğüne engelli olsaydın

9 Mayıs 2019

 

Frankfurt yakınlarında yaşayanla hani neredeyse vur patlasın çal oynasın bir gün geçirdik. Tekerlekli sandalyesi hayatla arasında bir engel değildi.

Tek başına evinden yardımsız çıkabiliyor, ulaşım araçlarına binip inebiliyor, sokak, park, ve alışveriş merkezlerinde dolaşabiliyor, tuvalet, sanat galerisi, müze ve sinemalara girip çıkabiliyor, bankamatikten, çöp sepetine, alışveriş kasasından, jetonmatiklere tüm şehir mobilyalarına erişebiliyordu.

***

İkinci randevum Taksim Meydanı'ndaydı. Randevulaştığım kişi yardımsız, iki karış yol alamayacağı için yanlız gelmemişti.

Buluşmamızla dağılmamız bir oldu, diyebilirim. 

Hemen her gün ayak bastığım, sokaklarında gezdiğim Beyoğlu hiç bu kadar ciğerimi delmemişti.

Yazının devamı...