"Bilge Egemen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bilge Egemen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bilge Egemen

50 yıl sonra buluşup, sahne aldılar!

Çıkarın kağıt, kalemlerinizi geçen haftanın konusundan yazılı yapıyorum.

 

Bu 2. Bölüm'e geldiysen eğer, geçen haftaki 1. Bölüm'ü okuduğunu varsayıyorum. "Hayır efendim, sepet efendim ben tesadüfen buradan geçiyordum, hayatta da dönüp senin eskilerini okuyamam" dersen, üşengeçlik edersen eğer, buyur o zaman; geçen haftanın kısa bir özetini veriyorum:

Özet: Bir varmış, bir yokmuş bundan 55 sene evvel 3 Karşıyakalı, 1 İzmirli 14-15 yaşlarında 4 genç, ellerindeki 2 bagetle ve müzik aşkıyla alev alev yanan 4 adet kalpleriyle "4 Halifeler" diye bir müzik grubu kurmuş. Önce kiralık enstrümanlarla müzik yapmışlar. Sonra yerel yarışmalardan gelen ödüller, düğünlerde, sinemalarda çalmalar derken kendi enstrümanlarını almışlar. Tire, Torbalı düğünlerinde eşrafı Rolling Stones ve Beatles'larla coşturmuşlar. İzmir Kız Lisesi'nde düzenlenen bir orkestra yarışmasına pelerinler, peluşlar, etol kürkler kuşanıp, annelerinin kolyelerini takıp takıştırıp öyle bir iddialı gitmişler ki, okulda izdiham yaşanmış. Rivayete göre arkalarından koşan kızlar arasında 13 yaşındaki Sezen Aksu bile varmış...

Turgay Bakalım, Korhan Atay, Tufan Usal ve Cumhur Payziner... Grup kurana kadar 2-3 kere gitar - mandolin tıngırdatmaktan öteye geçmemiş 4 genç. Lafı uzatmıyorum. Hikayenin devamını ilk ağızdan dinleyin diye sözü Korhan Atay'a bırakıyorum.

"Müzik kalitemiz giderek arttı, repertuarımıza Cream tarzı toplulukların psychedelic rock türü parçaları da eklendi ve sonunda Amerikalılar bizi keşfetti...

Amerika'ya turneye gidip, albüm doldurmadık tabii. Bizim Amerikalılar zaten İzmir'deydi: Çiğli'de Amerikan hava üssü vardı ve aile sahibi subayların büyük çoğunluğu Karşıyaka-Bostanlı'da otururdu. Ben de ailemle birlikte Bostanlı'da oturuyordum ve memur anne-babam çalışırken biz gün boyu evde müzik provası yapardık. Tabii tüm komşu Amerikalı veletler de bizim eve kamp kurardı. Bu sayede olacak, haftada bir gece Çiğli hava üssündeki "Teenclub"da çalmaya başladık. Orada dikkat çekince üssün subay kulübüne terfi ettik. Yine haftada bir gece çalıyorduk. Esas bomba ondan sonra patladı, bizi astsubay kulübünde çalmaya davet ettiler. Üsteki Amerikalı askerlerin büyük çoğunluğu astsubaydı ve biz haftada altı gece çalmaya başladık. Kalan bir gecede mekanda Bingo oynanıyordu. Düşün; 1968-1969 yılbaşı gecesinde bile biz sahnedeydik... Bir öğrenci için iyi sayılabilecek paralar kazandık ve kazandığımız paraların bir kısmıyla Turgay'a ikinci el bir Fender Jaguar gitar aldık ki, kapalı ekonomi uygulanan o yıllarda bu hayli zor bir işti.

 50 yıl sonra buluşup, sahne aldılar

1969 yazında Bodrum, Marmaris, Fethiye vb. yerler henüz keşfedilmediği ve bugünün korkunç betonlarıyla kaplanmadığı için çok popüler ve güzel bir yer olan Kuşadası'nda çaldık. Hem de haftada altı gece bir diskoda...

50 yıl sonra buluşup, sahne aldılar
 

O sonbaharda müziğimizi daha da geliştirmemiz gerektiğini fark ettik. Ancak yaşlarımız 19-20'ye ulaşmıştı, Türkiye'de konservatuara gitmemiz artık olanaksızdı. Fransa'da okuyan bazı sivri akıllı arkadaşlarımıza uyarak, Paris'e gitmeye ve müzik eğitimi almaya karar verdik. Müzik enstrümanlarımızı satarak elimize geçen parayla hep birlikte Paris'e göç ettik. Tabii çok sefil olduk, müzik eğitimi falan da alamadık.

 50 yıl sonra buluşup, sahne aldılar

Paris macerası 4 Halife'den üçünün; ben, Turgay ve Cumhur'un müzik yaşamının sonu oldu. Tufan Paris'teki çoğu Fransız arkadaşlarıyla kurduğu amatör rock topluluğuyla müzik yapmaya hâlâ devam ediyor.

 

Yaşam hepimizi birbirinde hayli uzak yerlere savurdu. Tufan artık eşi Danushka'yla Paris'te yaşayan torun sahibi bir Fransız. Turgay da eşi France'la birlikte Bordeaux'da yaşayan torun sahibi bir Fransız. Cumhur ve eşi Oya, kışları Karşıyaka'da yazları Mordoğan'da yaşıyor ve onlar da torun sahibi. Ben henüz torun sahibi olmadım ve  Figen'le Datça'nın bir köyünde yaşıyorum.

 

Aradan 50 yıl geçtikten sonra, 'Haydi biraz çalışıp, eşe dosta yeniden çalalım' deme cesaretini bulmamızda Tufan'ın müzikten kopmamasının büyük payı var. Mayısta önce onun Alaçatı'daki evinde toplandık ve iki hafta boyunca müzik çalıştık. Sonra herkes memleketine gitti ama bireysel olarak müzik çalışmaya devam etti. Bu minik konserimizden bir hafta önce yeniden bir araya gelerek altı gün daha çalıştık.

 

Bugün, Cumhur, ben ve Tufan yetmiş yaşındayız. Turgay bizden genç. İzmirli müzisyenler aralarında konuşurken Romanca sözleri bolca kullanırdı; biz de ona çocuk anlamına gelen 'Şorşak' derdik. Çocuk, şimdi 69 yaşında...

 

Çaldığımız arkadaşlarımız da doğal ki bizlerin yaşlarında. Neyse ki arada yeğen, kuzen, çocuk, torun torba vardı da izleyicinin yaş ortalamasını biraz düşürdüler."

 50 yıl sonra buluşup, sahne aldılar

İşte böyle 4 Halife'nin hikayesi. Alaçatı'daki mütevazı konserlerinde tamamı 1960'lı yıllara ait şarkılarla ( And I Love Her /The Beatles, Norwegian Wood /The Beatles, Tell Me / The Rolling Stones, It's All Over Now /The Rolling Stones gibi) ve kendilerine özgü yorumlarıyla coşturdular herkesi.

 

Tabii dinleyici tarafından sevilmek kolay değil. Bir kere sevdiler mi asla bırakmak istemezler seni. Şimdi ısrar var. Eylül ortalarında Datça'da tekrar çıkacaklar dinleyicinin karşısına. Onlar şarkı söylemeye başladığında 60'lı yıllar, filmleri ve müzikleriyle, savaşları, darbeleri, çiçek çocukları ve elbiseleriyle geçit yapacak rap, rap ruhumuzda.

 

Hani 60'ların sonlarında Jim Morrison, "Gelecekte insanlara çok güzel gözükeceğimize inanıyorum" demiş ya...

 

O zaman hey 60'lı yıllar, bak 2019 yılından sesleniyorum sana... Amma da güzel görünüyorsun buradan baktığımda.

 

Ve alkışlar, gelsin 4 Halife grubuna ...

50 yıl önce Karşıyaka ve İzmir'de esen rüzgarları, tutup getirdiği ve efil efil estirdiği için saçlarımızın arasında.  

 

X