"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Dizi izliyoruz, rahatsız etmeyin

14 Kasım 2018

Öyle de yaptım, bir süre sonra eve ışınlanıp peşine takıldığım o dizinin kalan bölümlerini izlemeye başladım.
O dizi bitince de yeni bir dizi aramaya koyuldum!
Neyse ki yalnız değilim.
Uzun bir süredir herkes böyle. Bir diziye takılıp bütün bölümlerini, hatta sezonlarını peş peşe izleme deliliği, namıdiğer binge-watching, karşı konulamaz bir bağımlılık halini almış durumda.
Çünkü...
Bir diziye takılıp saatlerce onu izlemek insanı dış dünyadan gerçek anlamda koparıyor.
Bana kalırsa herkes bunun peşinde. Sorunlarından uzaklaşmak, kopmak istiyor.

Yazının devamı...

Bırak kendini Aleyna dağınık kalsın

12 Kasım 2018

Bu yüzden de sosyal medya ahalisi onu çok eleştirmiş, “Ne bu hal?” diye.

“Pijama” denilen aslında eşofman gibi bir şey. İlk bakışta pijama demezsin yani.

En azından pijama diyerek haksızlık etmezsin.

Altındaki siyah botlarla filan ilginç olmuş üstelik.

Milano sonuçta, Aleyna da kafasına göre takılmış işte.

Ama “Hehe bak pijama giymiş!” diyenleri/ergen cumhuriyetini sonradan öyle ciddiye almış ki Aleyna, bin beşyüz kere pes!

Şöyle diyor upuzun felsefi açıklamasında Aleyna:

“Siz yataktan kalkmış en doğal halinizi inkar edip olmadığınız ama içerisinde -mış gibi yaptığınız kişiliğinizi caddelerde sergilerken ayıp değil! Ama benim bazen ne giydiğimi düşünmeden de pijamayla sokağa çıkabilme rahatlığım ayıp! Öyleyse ben her an ayıp olmaya hazırım bu konuda.”

Yazının devamı...

Analitik ve galaktik durumlar

11 Kasım 2018


Sıla ve Ahmet Kural mevzusuyla ilgili şöyle bir ayaküstü demeci vermiş ya Ajda, aynen seslendiriyorum, buyurunuz:
“Benim umudum vardı. Zamanla insanlar bilinçlenecek, bu tür şiddet olayları azalacak diye düşünüyordum. Tabii öyle olmadı”. O pek ‘eklektik’ Ajda, kelimelerini soslamayı unutmamış elbet bu cümlenin üstüne:
“Çok analitik bakmak lazım, bıkkın ve sıkkın durumlar var olayın içinde”.
Ah Ajda!
Analitik galaktik, artık orasını bilemem, ama gerçekten durumlar bıkkın ve sıkkın dediğin gibi.

Yakışmamış

Vasat bir klişe.

Yazının devamı...

Şehrin son ‘en’leri

10 Kasım 2018

◊ EN MUM IŞIĞI BOL: Levent’teki gizli bar Chicki Boom. Öyle ki, ne kadar kalabalık olursa olsun o mum ışıkları hep bir şekilde yanıyor.
◊ EN YENİ LÜBNANLI: Nişantaşı’nda iki hafta önce açılan L’Orient.
◊ EN İYİ AKŞAMÜSTÜ TACO’SU: Kanyon’daki Escale’in bu aya özel başlattığı “Sweet November” etkinliğinde. Çarşambadan cumaya saat 18’den sonra başlayan etkinlikte taco’lar Taco Department ekibinden.
◊ EN İYİ ORGANİK PİLİÇ: Nişantaşı’ndaki Delicatessen’de. En “asla tavuk yemem” diyeni bile baştan çıkartan türde. Mesela ben!
◊ EN CİN FİKİR: Bebek’teki Sophie’nin yaptığı şampanya zili! Masaların hemen arkasına yapılan havalı zile basıyorsunuz ve garson anında şampanya getiriyor.
◊ EN KLASİK: Lucca’nın yıllardır menüsünde olan limonlu levrek.
◊ EN İYİ AVOKADOLU POŞE YUMURTA: Malum, poşe yumurtada kıvamı tutturmak zordur. Bu kıvamı en iyi tutturan yer, açık ara Soho House.

Yazının devamı...

Mevzular arası trekking

9 Kasım 2018

◊ ŞİDDET SULANDIRILIYOR

Sıla’nın yaşadığı şiddet sulandırılmaya başlandı.
Yok üçüncü bir kişi varmış, yok aslında esas mesele bir kadınmış, öyle olmuş böyle olmuş diye diye yaşanan şiddet normal ya da haklı gösterilmeye çalışılıyor.
Esas olay unutturuluyor ya da eksiltiliyor.
Özellikle Ahmet Kural’ın savcılık ifadesi yoğun olarak buna hizmet etmeye çalışır nitelikte.

Yazının devamı...

‘Tostumu yedim’ döneminden nerelere geldik

7 Kasım 2018


Mesela 2002’de yaşanmış şu ikonik “Tostumu yedim, seni bekliyorum” olayı.
Olayın kahramanları Çağla Şıkel ve Şenol İpek’ti.
Taraflar “Olay bildiğiniz gibi değil” dese de, olay “X Files” gizemini yüksek doz korusa da, “Tostumu yedim” yerli magazin tarihinin kült bir cümlesi haline geldi çoktan.
Bunun gibi eğlenceli daha çok şey var.
Mesela bir diğeri:
Kaya Çilingiroğlu’nun Ferrari sorusunu başka türlü anlayıp “Feraye’yi nereden tanıyorsunuz?” diye kendi kendini muhabirlere ele vermesi.

Yazının devamı...

‘Yanlış adam’ meselesi

5 Kasım 2018

“Tıpkı Sıla gibi hep yanlış adamlara mı âşık oluyoruz?”
Kimisi meseleyi “Düzgün adam yok, sorun burada” sonucuna bağlıyordu.
Kimisi “Bizde de suç var, çoğu şeyi görmezden geliyoruz, hatta arıza da seviyoruz” diyordu.
Anladığım o ki:
Sıla sadece yaşadığı şiddeti saklamama konusunda farkındalık yaratmakla kalmadı,
bir de ilişkiler konusunda zihin açtı. Bu konuda da gündem yarattı.
Ama bu mesele bana kalırsa yanlış adam, yanlış kadın meselesi değil.

Yazının devamı...

Özrün ardından gelen o tuhaf cümle

4 Kasım 2018

Ama peşine şu cümleyi ekleyerek:
“O gece benimle paylaştığı şeyleri itidalli bir şekilde karşılayabilmeliydim. Herkesin ayıbı kendine diye düşünmeliydim.”
Şimdi bu aba altından sopa göstermek değil mi?
Aynı zamanda zihinlerde kuşku işaretleri bırakıp karşı tarafı itibarsızlaştırmaya çalışmak da...
Özetle diyor ki Kural, “Öyle şeyler söyledi ki, dayanamadım”.
Bu açıklamadan bu anlaşılıyor.
Ve ne yazık ki özrün yerini alıyor bu tuhaf cümle.

Hakan Yıldırım’a sorulmayan o soru

Yazının devamı...