"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Türk vampir dizisinde dikkat çeken detay

20 Temmuz 2018

 Fragmanı da yayınlanan dizinin esas dikkat çeken yanı ise dizideki karakterlerin isimleri.
Gelen basın bülteninden aynen aktarıyorum:
“164 yaşında genç bir vampir olan Mia (Elçin Sangu), akıl hocası Karmen’in (Selma Ergeç) önderliğinde, aklındaki planı gerçekleştirmek için İstanbul’a gelir.
Amacı kendisini vampire dönüştüren Dmitry’yi (Kerem Bürsin) öldürüp yeniden insan olmaktır. Karanlık geçmişine sırtını dönmüş olan kadim vampir Numel (Birkan Sokullu) bu amaç uğruna Mia ve Karmen’le ittifak kurar.”
İsimlere bakınca anlaşılan o ki, aslında dizidekiler Türk vampir değil.
Yurtdışından İstanbul’a gelen konuk yabancı vampirler!
Senaryo gereği mi böyle bir şeye ihtiyaç duyuldu ya da Ahmet, Ayşe, Ali diye vampir ismi olmaz mı denildi; orası muamma.

Yazının devamı...

Sürpriz partide Kenan ve Beren’in dansı

18 Temmuz 2018


Arada’yı Bebek’ten biliyorum.
Bebek Kasap’ı yıllardır meşhur olan Hünkar Karakuş’un kendi mekanının yanına konuşlandırdığı Arada Meyhane, laf olsun diye değil gerçekten iyi hazırlanmış mezeleriyle kıştan beri gözde gizli mekanlar arasındaydı.
Arada’nın Alaçatı’da açıldığını duyunca hemen gittim.
Mezeleri biraz daha farklı ama aynı lezzette.
İşte tam bu demlenme esnasında müzik birden değişti.
Otelde kalan bir İngiliz, DJ setinin başına geçti.

Yazının devamı...

Asıl skandal hangisi?

16 Temmuz 2018

“Gördün mü?” diyerek, hayretler edilerek, “Başka görüntüler de varmış” denilerek...
İki yetişkin insanın evine gizlice yerleştirilmiş kameradan yansıyan mahrem görüntüleri hoyratça izledik.
Kimimiz meraktan kimimiz eğlence olsun diye...
Mustafa Ceceli’nin dev ayıbına bir de biz suç ortağı olduk yani!
O görüntüler değil, bu mahremiyetin yayılmasına vesile olan her birimiz “skandalız” aslında.
Esas “yılın skandalı” bu.
Öncelikle hatırlatalım:

Yazının devamı...

Çılgın bir Afrika macerası

15 Temmuz 2018


Spor ayakkabım artık vefat ilanını yayınlamak üzere.
Hain otlar ayakkabımın içine kadar girmiş.
Ayağım bir süre sonra acımaya başlıyor.
Ama tuhaf; bir süre sonra alışıyor, aldırmıyorum. Yürürken yalnız değilim.
Yanımda rehberlerim var, iki şahane Masai: Stephen Kelempu ve Kasale.
Kenya’daki büyük Rift Vadisi’nin güney tarafında, Olkiramatian bölgesindeyiz.

Yazının devamı...

Beni sev derken aslında “yaramı sev” diyoruz bunun adı aşk oluyor

14 Temmuz 2018

Fonda Sade’nin “Love is Stronger Than Pride”ı...
Duvarlarında tenis raketlerinin sıralandığı kafe Runner Up’tayız.
Mabel’e albümüyle ilgili ilk söylediğim şey şu oluyor:
“Albümdeki şarkılara dikilen kıyafetler şahane, kendine yeni nesil bir Onno Tunç bulmuşsun!”
Elbette kastettiğim -biri hariç- albümdeki şarkıların düzenlemesinde ismini gördüğümüz Sabi Saltiel.
“Özge Fışkın’la çalışıyordu Sabi. Beraber çalışabilir miyiz diye birkaç demo çalışması yaptık. Sonra baktım herif kopuyor! Oradan yürüdük. Çok yetenekli ve kafası açık biri. Albümdeki o melez sound’u çok iyi verdiğini düşünüyorum”.


Yazının devamı...

Eğlenmeye ihtiyacımız varmış!

13 Temmuz 2018


Bir de stadyum konserlerini tabii...
Çünkü stadyum konserinin enerjisi başkadır.
O kalabalık, o alkışlar, o ışıklar insanı başka bir havaya sokar.
O yüzden Shakira bahane, stadyumda toplu bir eğlence ayininin içinde olmak şahaneydi diyebilirim.
Shakira’ya da haksızlık etmeyeyim.
Çok sempatikti, çok seksiydi. Bol bol göbek attı, seyirciye övgüler yağdırdı.

Yazının devamı...

Ajda’nın haklı isyanı: “Var bunda bir enayilik”

11 Temmuz 2018


Önceki gece Harbiye Açıkhava’da verdiği konserde -haklı olarak- öyle sinirlendi ki Ajda Pekkan, bir ara dedim ki “Şarkıdaki dize gerçekleşecek ve Ajda’nın intikamı çok acı olacak”.
Ajda neden mi sinirlendi?
Ses sistemindeki abuk aksaklıklardan dolayı.
Düşünün, dakika bir gol bir, konserin ilk şarkısında Ajda’nın sesini duyamadık!
Mikrofon kapalıydı, arızalıydı ya da her neyse; bir şey olmuştu işte.
Sonra Ajda’nın sesi gelir gibi oldu, ama hâlâ bir tuhaflık vardı.

Yazının devamı...

Lafta kalmayan, yapay zekalı kampanya!

8 Temmuz 2018

O zaman dilimize yerleşen bazı cinsiyetçi kalıpların da değişmesi gerekiyor.
Özellikle de medyada!
Artık...
Kadın milletvekili, kadın yazar, kadın gazeteci, kadın polis, kadın pilot diyerek mesleği icra eden kişinin “kadın” olduğunu belirtme devri bitti.
Aslında bu alışkanlık çok çok önceden bitmeliydi.
Nasıl “Erkek milletvekili, erkek yazar, erkek pilot” demiyorsak, bir işi yapanın kadın olduğunu belirtme gereği de asla duyulmamalıydı.
Malum, önüne “kadın” eklenince farkında olmadan o mesleği yapana karşı bir önyargı da oluşuyor.

Yazının devamı...