"Oya Armutçu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Oya Armutçu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Oya Armutçu

Ticari uyuşmazlık da arabulucuya

10 Aralık 2018

YENİ yılda iş uyuşmazlıkları gibi ticari uyuşmazlıklar da zorunlu olarak önce arabulucuya gidecek. Hürriyet’i ziyaretinde Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 1 Ocak 2019’dan itibaren açılacak tüm ticari uyuşmazlıklara ilişkin davalar öncesinde arabuluculuk yoluna başvurmanın zorunlu hale getirildiğini açıkladı:

HEDEF EN KISA SÜREDE ÇÖZÜM

“İş uyuşmazlıklarının hızlı, basit ve adil şekilde çözümlenmesi için 12 Ekim 2017’de kabul edilen kanunla, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi alacak ve tazminatları, işe iade talepli davalar açısından arabuluculuğa başvurulması dava şartı haline getirilmişti. İş davalarına dönük uygulamanın başladığı 2018 başından itibaren arabuluculara giden 297 bin 147 dosyanın yüzde 67’si anlaşma ile sonuçlandı. Geçen yıl aynı dönemde iş mahkemelerinde 190 bin dava açılırken, bu yılın aynı döneminde 68 bin 280’e geriledi.

2017’de asliye ticaret mahkemelerine 231 bin 80 dava açılmıştır. 1 Ocak’tan itibaren dava şartı olarak arabuluculuk getirilerek ticaret uyuşmazlıklarının önemli bir kısmının çok kısa sürede çözülmesini öngörüyoruz. Ticari hayatta dostane yöntemle her iki tarafın da hukuku daha etkin şekilde korunacak. Amacımız ticari uyuşmazlıkların kısa sürede sonuçlanmasını sağlayarak toplumun genelini rahatlatmak ve iş dünyasının faaliyetlerini güven içerisinde yürütebilmesine hizmet edecek bir uygulama geliştirmek.”

Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin arttırılması ve yaygınlaştırılmasının önemli bir başlık olarak yer alacağı Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde sona gelindi.
Gül, bu konuda ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Çalışma grupları ile çalışıyoruz. Son halini verdikten sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın da kabulüyle bunu bir hükümet yol haritası olarak kamuoyu ile paylaşacağız.

Yargı reformu çok önemli kavram. Bir bisikletin üzerinde gider gibi biz her şeyi yaptık, nirvanaya ulaştık demek insanı tekrara düşürür, geriletir. Ortaya beş yıllık bir niyet belgesi koyuyoruz. Kimsenin elinde bir sihirli değnek yok. Hedefimiz ‘güven veren bir adalet

Yazının devamı...

Tüketici ve kentsel dönüşüm uyuşmazlığı da arabulucuya gidecek

3 Aralık 2018

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 2019’u yargının arınıp yeniden inşa edileceği ve FETÖ travmasını atlatacağı yıl ilan ederken yeni dönem vizyonu, “güven veren ve erişilebilir bir yargı sistemi” olarak belirlendi. Bu vizyonla güncellenen Yargı Reformu Strateji Belgesi, Bakan Gül tarafından yakında açıklanacak.

NASIL HAZIRLANDI

İlki 2009’da hazırlanıp 2015’te yenilenen belgenin güncellenme çalışmaları bu defa geniş katılımla yapıldı. Bu süreçte, Türkiye Barolar Birliği (TBB), tüm barolar ve hukuk fakülteleri, TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB, Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye Noterler Birliği, YÖK ve bazı sivil toplum kuruluşlarından katkı istendi. Tüm bakanlıklardan görüş talep edildi. Yüksek mahkemelerle ayrı çalışma yapıldı. Adli kolluk, arabuluculuk, uzlaşma ve bilirkişilik konularında çalıştaylar düzenlendi. AB belgeleri, ilerleme raporları, AİHM içtihatları, uluslararası belgeler incelenerek reforma ihtiyaç duyulan alanlar belirlendi.

İLK KEZ GENİŞ KATILIMLI GÜNCELLEME

Son olarak Bakan Gül’ün ev sahipliğinde 29 Kasım’da Ankara Hâkimevi’nde 200 kişinin katılımıyla toplantı yapıldı. Toplantıya üç yüksek mahkeme başkanı ile TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, 28’si TBB yöneticisi-baro başkanı, 42’si hukuk fakültesi dekanı-temsilcisi, 58’i başsavcı ve adalet komisyonu başkanı ile arabulucular katıldı. AYM Başkanı Zühtü Arslan, TBB Başkanı Feyzioğlu, belgenin ilk kez bu kadar geniş bir katılımlı toplantıyla şekillendirilmesi nedeniyle Bakan Gül’e teşekkür ettiler.

İŞTE TASLAK BELGE

Yeni dönem yargısının yol haritası niteliğindeki taslak belgeyle hâkim yardımcılığı mesleki yeterlilik sınavı getiriliyor. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri genişletiliyor. Taslak belgede üç başlık altında bakın neler var?

Yazının devamı...

Aşıda neler oluyor?

26 Kasım 2018

Yasal düzenleme tartışması sürerken toplumda aşı reddinde büyük artış yaşanıyor. AYM, kızamık aşısıyla ilgili son dönemde bir dizi ilginç karar verdi. Önce bu kararlar:

YEDİ BİREYSEL BAŞVURUYA RET

AYM 1. Bölümü beş, AYM 2. Bölümü iki olmak üzere kızamık aşısı nedeniyle çocuklarını kaybeden ailelerin, bu durumun “yaşam hakkının ihlali” olduğu iddiasıyla yaptığı yedi bireysel başvuruyu reddetti. Bu başvurular arasında en çok “kızamık aşısında Doğu ve Güneydoğu’da ayrımcılık yapıldığı” iddiası dikkat çekti.

ÇOCUKLARI SSPE’DEN ÖLDÜ

Üç yıl önce bir aile, kızamık aşısı yapılan çocuklarının beynine yerleşen virüsün neden olduğu, kesin tedavisi bulunmayan ölümcül SSPE’den hayatını kaybettiği için Sağlık Bakanlığı’na dava açtı. Dava reddedilince aile AYM 1. Bölümü’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, “kızamık aşısı olunmasına rağmen kızamık hastalığına bağlı olarak ortaya çıkan bir rahatsızlık sonucunda ölüm olayının meydana gelmesi nedeniyle yaşam hakkının”, “SSPE hastalığının tamamının Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde meydana gelmesi nedeniyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiği” iddia edildi.


Anayasa Mahkemesi, anne-baba rızası olmadan çocuğa zorunlu aşı yaptırılmasını Anayasa’ya aykırı buldu ve tam üç yıl önce ihlal kararı verdi. Yasal düzenleme tartışması sürerken aşı reddindeki artış dikkat çekiyor. Yüksek Mahkeme ise aşıyla ilgili son dönemde bir dizi ilginç karar aldı.

AYM’DEN AYRIMCILIK İDDİASINA RET

Yazının devamı...

Meyvan yine mahkemelik

19 Kasım 2018

Meyvan’ın yaşadığı Ankara Çubuk’taki Hayvanları Koruma Derneği’ne (HAYKOD) ait Cemil Erkök Rehabilitasyon Merkezi’nde mi kalacağı yoksa devlete ait Bursa Karacabey’deki Ovakorusu Celal Acar Yaban Hayvanlarını Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’ne mi nakledileceği konusu yine mahkemelik.

SÜRPRİZ KARAR

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi, Hayvan Hakları Federasyonu’nun (HAYTAP) Meyvan’ın yaşadığı Çubuk’tan Bursa’ya nakli için 8 yıl sonra açtığı ikinci davayı “kesin hüküm” nedeniyle incelemeksizin reddeden Ankara 15. İdare Mahkemesi kararını sürpriz şekilde kaldırdı.

Dava yeniden Ankara 15. İdare Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme heyeti hem Ankara’ya hem Bursa’ya gidecek. Yaşlı boz ayı Meyvan’ın yaşadığı ve alıştığı Çubuk’ta mı kalmasının yoksa Karacabey’e daha doğal bir ortama naklinin mi “hayvanın yararına olacağını” yerinde inceleme yaparak kararlaştırılacak. Önce bu ilginç kararın nasıl verildiğine bakalım:

HAYTAP BAKANLIĞA BAŞVURDU

Meyvan’ın Bursa’ya nakli davası 2017’de reddedilen HAYTAP, Meyvan’ın Karacabey’e nakli için Tarım ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne yeniden başvurdu. Bakanlık HAYTAP’ın başvurusunu, Ankara 7. İdare Mahkemesi’nin Çubuk’ta kalmasına ilişkin 11 Aralık 2017 tarihli kesin ret kararı olduğunu gerekçe göstererek, 30 Nisan’da reddetti. HAYTAP, Bakanlığın  30 Nisan tarihli ret işleminin iptali için mahkemeye gitti.

Yazının devamı...

Yargıtay’dan sayaç özgürlüğü

5 Kasım 2018

Kartlı (ön ödemeli) doğalgaz ve su sayaçlarının tüketicinin rızasına aykırı olarak mekanik (faturalı) sayaçlarla değiştirilmesi konusunda çok sayıda okurumdan “Sayaç dayatması hukuki mi? Hakkımızı nasıl arayabiliriz?” sorusu geldi. Bu soruları Sincan Tüketici Hakem Heyeti üyesi Avukat Buğcan Çankaya’ya sordum. Çankaya, yargı kararlarını ve tüketicilerin yapmaları gerekeni şöyle anlattı: 

ŞİRKET UYGULAMA DEĞİŞTİRDİ

“Süreç, doğalgaz dağıtım şirketinin hiçbir gerekçe göstermeden tüketicilerin abonelik tiplerini faturalı şeklinde değiştirmesi ve güvence bedeli tahsiliyle başladı. Yasal dayanağı olmayan bu uygulama hakem heyetleri ve tüketici mahkemelerinden dönmüştü. Aleyhe yargı kararları sonrası şirketçe uygulama değiştirilmiştir. Kartlı doğalgaz abonelerine mektup gönderilerek, ‘14 ve 20 yıllık kullanım ömürlerinin dolması halinde sayaç ve abonelik tipi değişikliği yapılacağı’ bildirilmiştir. Bildirimle ise tüketicilerin sayaçlarının ‘14 ve 20 yıllık kullanım sürelerinin dolduğundan’ bahisle ‘abonelik tipi’ değişikliğine zorlama ve bu kapsamda ‘güvence bedeli’ tahsilatına yeniden başlanmıştır.

HAKEM HEYETİ: SEÇİM HAKKI VAR

Yazının devamı...

Aile konutu eski eşe devredilebilir mi?

29 Ekim 2018

Eşiniz, “aile konutu” niteliği taşıyan birlikte yaşadığınız evinizi eski eşine devretti. Adeta ortada kaldınız. Ne yapacaksınız? 

Düğünde takılan 55 bin lira değerindeki altını bozdurup dükkan açan eşinizden boşanırsanız bunları geri isteyebilir misiniz?

Bu hafta sizlerden gelen aile hukukuna dönük soruları eski aile hâkimi avukat Mustafa Karadağ’a ilettim. O yanıtladı. Bakın şöyle:

EVİ EŞYALARIYLA BİRLİKTE DEVRETTİ
G.S: Eşim oturduğumuz aile konutunu, evi ve eşyaları eski eşine devretti. Ben çok zor durumda kaldım. Buna hakkı var mı?

Mustafa Karadağ: Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi gereğince aile konutunun maliki olan eşin diğer eşin rızasını almadan başka bir kişiye devretmesi mümkün değildir. Tapuda şerh varsa satışı düzenleyen memurun bunu sorması gerekirdi. Somut olayda erkek eş aile konutunu eski eşe devretmiş ise mevcut eş bu satışın iptali için aile mahkemesinde dava açabilir.

Yazının devamı...

Eş rızası aranmayacak

22 Ekim 2018

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu (YİBGK) üç kez toplandı ve ticaretle uğraşan milyonlarca kişiyi ilgilendiren kritik bir karara imza attı.

Yargıtay, Borçlar Kanunu değişikliğini yorumladı ve “Bono, çek, poliçe gibi kambiyo senetleri imzalanırken kefaletteki gibi eşin rızasının aranmasına gerek yok” şeklinde içtihat oluşturdu. Yargı mercilerinin beklediği bu karar bakın nasıl alındı...

MAHKEMELER FARKLI KARAR VERDİ

Borçlar Kanunu’nu değişikliği ile “kelafette” eş rızası zorunlu hale getirilmişti. Bu düzenleme sonrası bankalardan kredi kullanmak isteyen şirket ortakları eşlerinin yazılı iznini bankaya sunmak zorunda kalmıştı. Bono ve çek gibi kambiyo senetlerinde de eş rızası aranınca ticaretle uğraşan eşi ev hanımı veya başka sektörde çalışan milyonlarca kişi olumsuz etkilenmişti. Bu konudaki davalarda bazı mahkemeler, bono, çek ve kambiyo senetlerinde eş rızasının aranmasına karar verirken, diğerleri eş rızasının sadece “kefillikte” aranacağına hükmetmişi.

KEFALETTE ARANIR ‘AVAL’DA ARANMAZ

Yazının devamı...

Süresiz nafakaya adil formül aranıyor

15 Ekim 2018

CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı 100 günlük eylem planındaki “adil bir nafaka ödeme sistemi kurulması” hedefi için hükümet harekete geçti ve formül aranıyor.

Adalet Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Ankara’da geçen hafta ‘Nafaka Çalıştayı’ düzenledi. Ancak toplantıda Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 175. maddesine göre “süresiz” olan “yoksulluk nafakası” değişikliği konusunda görüş birliği sağlanamadı. Nafakaya 1-5 yıl arasında süre sınırı getirilmesi ile düzenlemenin “kazanılmış hak olduğu” ve kaldırılmasının kadını mağdur edeceği görüşü çatıştı.

KOCAYA SOSYAL DEVLET ROLÜ

Çalıştaya katılan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan’a bu sorunu ve çözüm önerilerini sordum. Bakın nasıl değerlendirdi:

“Bir gün evli kalan bir eşe süresiz olarak nafaka bağlanmasının akla ve vicdana sığar bir tarafı yoktur. Kanunun öngördüğü istisnai koşullar gerçekleşmedikçe bu nafakanın süresiz devamı öngörülmüştür. Adını bile unuttuğunuz eşinize (kadın ya da erkek eş) yıllar boyu hem de artan miktarlarda nafaka ödemek zorunda kalmak sosyal devletin işlevini boşanan eşe yüklemekten başka anlam taşımayacaktır.

Yoksulluk nafakasının adı bile sorundur. Bir eşin desteğe olan gereksinimini ‘yoksulluk’ kavramı ile ifade etmek o eş için itici ve bir o kadar da inciticidir. Adlandırma konusuna daha şefkatle ve daha insancıl yaklaşılmalıdır.  Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’ndan yoksulluk nafakasının ‘destek nafakası’ olarak adlandırılması talebim vardır.

İKİSİ DE GÜVENİ SARSTIYSA...

Diğer bir sorun da destek nafakasının bağlanacağı eşin, boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda ‘eşit kusurlu’ olmasına rağmen süresiz nafakaya hak kazanmasıdır, olacak şey değildir. Düşünün, ikimiz de güven sarsıcı davranışta bulunduk, ben sana süresiz nafaka vereceğim. Boşanma hukukunun sistematiğinde ‘az kusurlu ya da kusursuz eşe’ iltifat edilmektedir. Eşin maddi ve manevi tazminatı hak edebilmesi için ‘az kusurlu ya da kusursuz’ olması gerektiğine göre destek/yoksulluk nafakası için de aynı statüde olması gerekir.

Yazının devamı...