"Oya Armutçu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Oya Armutçu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Oya Armutçu

Kira zammı nasıl hesaplanacak?

23 Ekim 2017

Konutlarda kira artışı, bir önceki kira yılının Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’ndeki (Yİ-ÜFE) artış oranını geçmeyecek şekilde hesaplanacak.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 5 Aralık 2013 tarihli kararıyla, “Kira artışı, ÜFE’nin 12 aylık ortalaması oranında artırılır” denilerek, tartışma noktalandı. Artık ev sahipleri kiralık evlerinin zam oranında ÜFE değerini geçemiyor ve kira zamlarında ÜFE’nin son 12 aylık ortalaması baz alınıyor. TÜİK verilerine göre, Yİ-ÜFE, 2017 Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 0.24, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 9.78, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16.28 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 13.26 artış gösterdi. Böylece son 12 ayın üretici fiyat endeksi artış oranı yüzde 13.26 olarak gerçekleşti. Bu rakam, ev sahibi ve kiracılar için kira bedellerindeki artış oranının yasal üst sınırı olarak kabul ediliyor.

Örneğin mevcut kira bedeli olarak bin 500 TL ödeyen bir kiracının, eylülde belirtilen yüzde 13.26’lık ÜFE artış oranına göre, maksimum kira artışı 198.90 lira olabilecek. Yeni kirası zamla birlikte, bin 698.90 TL’ye yükselecek.

OKURUMA YANITIM: 13.26 ORANINDA ARTIŞ YAPILACAK

m Okurum T.K., “Ekim’de ev sahibi kira artışı yapacak. ‘Sözleşmede TEFE + TÜFE ortalaması oranında artış olur’ demekte. TÜİK verileri ışığında, ‘Sözleşmeye göre TEFE+TÜFE ortalaması 13.26+9.98/2=11.62 mi olacak ve bu mu dikkate alınacak? Yoksa Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (E.727-K.11004-14.10.2014) kararındaki 12 aylık ortalama oranı 13.26 mı dikkate alınacak?” diye sormuş. Okurum T.K.’ya yanıtım; Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi gereği son 12 ayın Yİ-ÜFE oranı olan yüzde 13.26 baz alınarak kira artışı yapılacak.

 

YÖNETİCİ GİRİŞ KAPISINI VERMEZSE

Yazının devamı...

Aidata aylık yüzde 5 gecikme cezası

16 Ekim 2017

Önce okurum İ.H.’nin bu konudaki sorusu:

“Apartmanımızda son aidat ödeme tarihi her ayın 20’sidir. Bir gün bile geç kalsanız yüzde 5 faiz işletilmektedir. Benim bildiğim yüzde 5 faiz aylık olarak geçerlidir ve geç kalınan güne göre faiz hesaplanmalıdır. Bu duruma itiraz etmiş olmama rağmen yönetim bildiğini yapıyor. Bu durumda ben ve benim gibi düşünenler haklı mıdır? Geriye dönük hesaplama ile haksız ödediğimiz meblağları alabilir miyiz?”

YÜZDE 5 AYLIK FAİZ

Herkesi ilgilendiren aidat konusu ve okurum İ.H.’nin sorusunu bu alanda çalışan, Kat Mülkiyeti Hukuku (Toplu Yaşam Alanları Hukuku) adlı bir kitabı da bulunan avukat Cemalettin Gürler’e sordum. Gürler’in yanıtı şöyle:

“Bu uygulamanın dayanağı Kat Mülkiyeti Kanunu 20/c bendidir. Kanunda, ‘Gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici tarafından, yönetim planına bu kanuna ve genel hükümlerine göre dava açılabilir, icra takibi yapılabilir. Gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık yüzde 5 hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür’ deniyor. Yargıtay kararlarına göre; ortak giderden payına düşeni ödemeyen bağımsız bölüm maliki sorumludur. Gecikme tazminatının başlangıç gününün açıkça saptanmış olması gerekir.

SULH HUKUKTA DAVA AÇILABİLİR

Bunun için de ilgilisi kat malikleri genel kuruluna katılmışsa karar tarihi, toplantıya katılamamışsa kat malikleri genel kurulunun kendisine tebliğ edildiği ya da başka bir biçimde öğrendiği tarihten başlar. Bu da uygulamada daha çok icra takibine dayanak ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihtir. Kanun açık ve ödemede geciktirdiği günler için aylık yüzde 5 uygulaması gerekir. O da günlük yüzde 0.16 faize denk gelmektedir. Fazladan alınan gecikme tazminatları için yapılması gereken sulh hukuk mahkemesinde dava açmaktır.

OTOPARKTA HÂKİM MÜDAHALESİ NASIL İSTENİR

Yazının devamı...

Dairede tadilat ne zaman yapılır?

9 Ekim 2017

Okurumun sorusunu Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklı davaların temyiz incelemesini yapan Yargıtay 18. Hukuk Dairesi emekli üyesi Avukat Mahmut Kamacı’ya sordum. Kamacı, bakın şöyle yanıtladı:

“Apartman tadilatı ile muradınız bağımsız bölümdeki bir tadilat ise ortak yerlerden olmamak koşuluyla bağımsız bölümlerin iç mekânlarında ana binanın statiğini bozmayacak tadilatlar diğer kat maliklerinin onayı aranmaksızın her zaman yapılabilir. Kat malikleri kurulunca dairelerdeki tadilatların belirli tarihler arasında yapılmasına ilişkin kararların hukuki dayanağı yoktur. Bu konuda karar alınmış olsa da bağımsız bölüm maliklerini bağlamaz. Böyle bir karar mülkiyet hakkının kullanımını sınırlama anlamını taşır.

Bağımsız bölüm malikleri, yukarıdaki sınırlamalara uymak kaydıyla ve Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’nde gösterilen saatler dahilinde dairelerinde diğer bağımsız bölüm sakinlerini rahatsız etmemek kaydıyla tadilat yapabilirler. Apartmanlarda tadilatların hafta içi 8.30-17.30, hafta sonu 11.00-17.30 arasında yapılması gerekir. Ancak, bu saatler arasındaki tadilatlar esnasında da diğer bağımsız bölüm maliklerini rahatsız edecek şekilde gürültü yapılmaması yasal bir yükümlülüktür.

 

BELEDİYEYE VE KOLLUĞA ŞİKÂYET EDİLEBİLİR

 

Uyarıya rağmen diğer komşuları rahatsız edecek şekilde gürültü yapılması halinde öncelikle kolluğa ve belediyeye başvurulur. Şikâyet halinde Gürültü Yönetmeliği hükümlerine ve Kabahatler Kanunu’nun 36’ncı maddesi çerçevesinde idari para cezası verilmesi mümkündür. Rahatsız edici davranışların devam etmesi halinde sulh hukuk mahkemesinden rahatsız edici davranışın önlenmesi yönünde karar istenebilir. Mahkemece, durumun aciliyeti göz önünde bulundurularak gürültünün önlenmesi için tedbir kararı verilebilir.”

Küçük bir not. 2017 için belirlenen apartmanda gürültü cezası sadece 109 lira ve caydırıcı da değil. Keşke bu sorular komşuluk hukuku içinde çözülebilse.

Yazının devamı...

Komşunun ortak alandaki küfürlerini kaydetmek suç mu

2 Ekim 2017

“Komşumuz ortak alanda aşırı yüksek sesle bağırıyor. Kendi aile fertlerine hakaret ve küfrediyor. Çocuklarımız defalarca bağırma sesinden uyandı. Karşı komşum daha önce uygun bir üslup ile uyarmayı denedi ama çok sert bir tepki aldı. Durum devam edince site yönetimine konuyu ilettik. Site yönetimi sözlü olarak uyarıda bulunduktan sonra ortak alanda hoş olmayan tepkiler verdi. Konuyu polis veya zabıtaya taşıdığımız zaman elimizde kanıt olması için ortak alanlarda ses ve video kaydı yapmamız suç teşkil ediyor mu? Site yönetimi bu konuda başka neler yapabilir?”

Bu soruları emekli Yargıtay 18. Hukuk Dairesi üyesi avukat Mahmut Kamacı’ya sordum. Kamacı’nın yanıtları şöyle:

“Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 18. maddesine göre, komşuların birbirlerine karşı rahatsız etmeme yükümlülüğü vardır. Küfreden, bağıran komşunuzu bağlı bulunduğunuz Cumhuriyet savcılığı veya karakola şikâyet edebilirsiniz. Site yönetimi de aynı şekilde bu kişiden şikâyetçi olabilir. Kural; izinsiz olarak bir kişinin ses ve görüntüsünün kayda alınması özel hayatın ihlali olur ve suç teşkil eder. Ancak, komşunuzun ana gayrimenkulün ortak alanlarında bağımsız bölüm sakinlerini rahatsız edecek şekilde küfrettiği, yüksek sesle bağırdığı hallerde başka bir şekilde ispat edecek durumda değilseniz, bu durumu kanıtlamak adına kayıt altına alarak delil olarak kullanabilirsiniz. Komşunuzu zabıtaya da şikâyet ederek idari para cezasına çarptırılmasını sağlayabilirsiniz. Ancak, bu cezalar caydırıcı değil. 2017 yılına göre gürültü yapmanın cezası 109 lira idari para cezası. Bu gürültünün sürekli tekrarı halinde ise ceza katlanıyor.”

SİTE YÖNETİMİ OTOPARK YERLERİNİ BELİRLEYEBİLİR Mİ

 - Site yönetimlerinin otopark belirleme yetkisi var mı, yok mu? Okurum S.S.’nin bu konudaki mail’i ve sorusu şu:

“Yaşadığım sitede, her daire sahibine ait bir adet otopark var. Boş bulan bulduğu yere park ediyor. Kimin, kaç araba park ettiği kontrol edilmiyor. Site yönetimine ‘her daireye belirli bir park yeri belirlensin’ şeklinde talepte bulunduğumuzda, daire tapularında spesifik park yeri tarif edilmediğinden bunun yapılamayacağını ifade ettiler. Bunun bir çözümü var mı?

- Mahmut Kamacı’nın bu konudaki  soruya yanıtı ise şöyle:

Yazının devamı...

Ev satarken dolandırılmayın

25 Eylül 2017

Parayı peşin alıp tapuyu devretmek alıcı ve satıcı için en rasyonel yöntem. İkinci el konut satışlarının düştüğü bu dönemde alıcı bir miktarı ödeyip geri kalanını sonra vermek isterse dolandırılmamak adına ne yapmak gerekir? Önce okurum B.D.’nin bu konudaki mail’i:

“Hürriyet gazetesindeki yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Size danışmak istediğim bir konu var. Bizim durumumuz şöyle; evimizi satmak istiyoruz ama alıcı paranın bir kısmını sonra vermek istiyor. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılarak, paranın tamamen ödenmesi koşuluyla satışın belirli bir süre sonra gerçekleştirilmesi üzerine anlaşma yapmak doğru olur mu?  Ev sahibinin zarar görmemesi için nasıl bir yol izlenebilir? ”

Bu sorunun yanıtını uzun yıllar kadastro hâkimliği de yapan eski Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ’a sordum. Karadağ’ın okuruma yanıtı ve bu konudaki uyarıları şöyle:

“Aranızda gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapabilirsiniz. Borcun vadesine göre uyumlu süreli bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi satıcıyı korur. Ancak alıcı tapusunu alamayacağı için yanaşmayabilir. Hem alıcıyı hem satıcıyı tatmin edecek en makul yol; ödenmeyen borç için taşınmaz üzerine satıcı lehine birinci sıradan ipotek tesisidir. Ancak bu iki yöntem dışında kalan bakiyeye dönük çek-senet almak gibi uygulamalar alacağın tahsiline dönük sıkıntı yaratabilir. Esas olan paranın tamamının peşin ödenip tapunun devridir.”

 

KİRACI DA KARARLARIN KOPYASINI TALEP EDEBİLİR

 

İKİNCİ soru ise İ.Ç. adlı okurumun mail’inden. O soru da şöyle:

Yazının devamı...

Güneş

18 Eylül 2017

Adı gibi Güneş’ti. Adlarını bile bilmediği hiç tanışmadığı bini aşkın tıp fakültesi öğrencisine, zamansız kaybettiği doktor eşinin anısına burs verdi. Onların Güneş’leri oldu. 2 Haziran’da aramızdan ayrıldı. Çağdaş, Atatürkçü, örnek bir Türk kadınıydı. Türkiye’den sonra adı çok sevdiği Kıbrıs’ta yaşayacak.  Lefkoşa Türk Belediyesi’nin 7 Eylül-3 Ekim arasında düzenlediği bu yıl 15’incisi yapılan Kıbrıs Tiyatro Festivali’nde adına özel bir ödül kızı tarafından konuldu. İlk ödül önümüzdeki yıl festivalde Kıbrıs’lı bir tiyatro sanatçısı, tiyatro grubu ya da sanatı destekleyen bir kuruma verilecek.

Güneş Sezai Akmen, sivil toplum kuruluşlarının en önemli ve en büyük Altın Fiyonk Madalyası’na da sahipti. STK duayeniydi.

 

 Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı’ya festivali ve bu özel ödülü sordum. Harmancı, konulan özel ödülün sanat adına çok anlamlı olduğunu belirterek, Türkiye’den festivale daha çok ilgi ve destek beklediklerini vurguladı.

 

Festival Komitesi Başkanı Kıymet Karabiber ise ilk kez bu yıl Lefkoşa Belediyesi’nin festivalin ana sponsorluğunu üstlendiğini, ödenekli tiyatroların festivale daha fazla katılımını sağlamak istediklerini söyledi. Karabiber, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu olarak Türkiye’deki festivallere davet edilmeyi beklediklerini küçük bir not alarak iletti. Annesinin adını yaşatmak için bir de Atatürk konulu kompozisyon yarışması düzenleyeceğini belirten Doç Dr Füsun Akmen Balkaya festival ve ödülle ilgili bakın ne dedi:

 

Yazının devamı...

Kadın, komşu yumruğundan nasıl korunur

4 Eylül 2017

Birçok kadın okurum karara tepki mail’i attı. Bazıları da “Hâkim niye böyle karar verdi?” diye sordular. Önce kısaca o kararı anımsatayım:

İzmir’de hâkim, 6284 Sayılı Kanun’un “kadın oldukları” ya da “cinsiyete dayalı ayrımcılık” niteliğindeki eylemlere karşı koruma sağladığı, “kedi besleme ve komşuluktan kaynaklanan husumete yönelik ihtilaf nedeniyle tedbir kararı verilemeyeceği” ve “konunun genel mahkemelerde halli gerektiği” gerekçeleriyle mağdur kadınların tedbir ve erkek komşunun silahına el konulması talebini reddetmişti. Mağdur kadınların avukatı, Avukatlar Sendikası Başkanı Sedef Ünal, ret kararlarına önümüzdeki günlerde itiraz edeceğini belirterek, kararın yanlış olduğunu savundu.

KARINCA: KARAR DOĞRU

Şiddet gören, tacize uğrayan kadınlar lehine verdiği örnek kararlarla Türkiye’de bir dönem gündem yaratan, eski Ankara 8. Aile Mahkemesi Hâkimi Eray Karınca ise hâkimin kararını “doğru” bulduğunu belirterek destek verdi. Karınca, 6284 Sayılı Yasa’nın komşu kavgasında, erkek komşuya karşı uygulanamayacağını, bunun yasanın çıkarılış amacına aykırı, “sakıncalı” ve “yanlış” olacağını savundu. Karınca, dava dosyasının içeriği bilinmediği gibi görülmekte olan bir dava hakkında görüş bildirmeyi sakıncalı bulduğunu, ancak kamuoyunun doğru bilgilenmesi açısından 6284 Sayılı Kanun’a ilişkin uygulamanın açıklanması gerektiğini söyledi. Karınca, avukat Ünal’ın “Yasanın tüm şiddet mağdurlarını kapsayacağı” itirazına ise katılmadı. Karınca, 6284 Sayılı Yasa ve karara ilişkin özetle şu değerlendirmeleri yaptı:

SAKINCALI VE YANLIŞ

“6284 Sayılı Yasa’nın 1. ve 2. maddelerinden yola çıkılarak, tüm şiddet mağdurlarının bu korumadan yararlanacağı, cinsiyete yönelik ayrımcılık kıstasının, komşuluk hukuku, ceza hukuku vb tüm ilişkilere uygulanmasını engellemeyeceği savunulmuştur. Nitekim yasadaki 2/1-ç bendinde kadının cinsiyeti nedeniyle uğradığı şiddetin dile getirilmiş olmasına karşın 1. maddedeki tüm şiddet mağdurlarının koruma kapsamında olduğunun ifade edilmesi kafa karıştıracak gibidir. Bu bakış açısına göre 2/1-ç bendindeki cinsiyete dayalı ayrımcılık kıstası diğer bentler gibi bir örneksemedir. O halde 1. maddedeki tüm şiddet mağdurları ifadesinden yola çıkılarak ‘koruma tedbirlerinden tüm şiddet mağdurları yararlanmalıdır’ demek olanaklıysa da bu sonuç hem sakıncalı hem de yanlıştır.

HAKKIN KÖTÜYE KULLANIMI OLACAK

Yanlıştır çünkü, her somut olayda hukuki ilişkinin niteliğine ve kadının cinsiyeti nedeniyle şiddete uğrayıp uğramadığına bakmak gereklidir. Her ne kadar yasadaki tedbirlerden tüm aile bireylerinin yararlanması olanaklıysa da amaç, esas olarak kadının cinsiyeti nedeniyle uğradığı ayrımcılığın tezahürü olan şiddetin önlenmesidir. Bunun dışındaki kullanımlara olanak vermek hakkın kötüye kullanımı olacaktır. Kaldı ki, 6284 Sayılı Kanun’un 1/2. bendi, bu kanunun uygulanmasında İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne uyulmasını emretmektedir. Bu sözleşmenin 3. maddesinde ise sözleşmenin amacı, ‘Toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem’ olarak belirlenmiştir.

Yazının devamı...

Erkek komşu yumruğundan kadını korumaya ret

28 Ağustos 2017

DAVAYA bakan hâkim, kanunun “kadın oldukları” ya da “cinsiyete dayalı ayrımcılık” niteliğindeki eylemlere karşı koruma sağladığı, “kedi besleme ve komşuluktan kaynaklanan husumete yönelik ihtilaf nedeniyle tedbir kararı verilemeyeceği” ve “konunun genel mahkemelerde halli gerektiğine” hükmetti. Önce özetle N.Z. ile N.C.’nin 23 Ağustos tarihli koruma talepli o başvurusu:

DOĞALGAZ VE KEDİ KAVGASI
“İzmir’de 22 Ağustos günü öğleden sonra emekli astsubay K.Z., doğalgaz bağlatan kadın komşusu N.Z.’nin evine girerek tadilata engel olmak istedi. N.Z.’yi döverek dudağını patlattı. Olayın tanığı kadın yönetici N.C.’ye de tehditler savurdu. Şahıs devamlı surette apartmanda yaşayan insanlara müdahale etmekte, çeşitli bahanelerle (örneğin apartmanın önünde kedi beslenmesiyle ilgili ya da bir tadilatla ilgili) insanlara saldırmaktadır. Şahıs, emekli bir astsubay olmakla, silah sahibidir.

SİLAHINA EL KONULMADI
En son müvekkil N.Z.’ye karşı gerçekleştirilen olay günü (22.08.2017) konu derhal polise intikal ettirilmiş, 155 polis ekiplerinin götürdüğü B. Karakolu’ndaki polislere ifade verilmiş. Hem müvekkilim N.Z. hem de yönetici olan N.C., bu ifadelerinde, 6284 sayılı Yasa uyarınca koruma kararı istenmiştir. Yasanın g fıkrasında ‘Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi’ de öngörülmüşken, bu talep savcı tarafından garipsenerek reddedilmiştir. Polis memurlarınca faile silahı olup olmadığı sorulmuş ve fail tarafından ‘Var, evde’ cevabı verilmiş olmasına karşın, ayrıca şiddet uygulayan, polis merkezinde de alenen tehdit edip ‘belasını arayan bana bulaşır’ demesine karşın, şahsın silahına el konulmamıştır.

Yazının devamı...