"Burhan Uslu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Burhan Uslu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Burhan Uslu

Dikkat! Tehlike geliyor

20 Aralık 2008
Bugüne kadar bekledim, bakalım meslektaşlarımdan bir ses ya da tepki gelecek mi diye. Ancak hiçbir ses çıkmayınca, ben de bu yazıyı yazmaya karar verdim.

İki genç futbolcunun, Almanya’daki sağlık merkezinden ayrılırken söylediği ortak bir söz var ki, herkese mesaj olmalı:

"Bu tür sakatlıklar yaşayan futbolcular hiç vakit kaybetmeden buraya gelsin. Yoksa yanlış operasyonların tedavisi de çok zor oluyor! Biz bunu yaşadık. Şanslıymışız ki, futbola dönüyoruz..."

Günümüzde onlarca arkadaşımızın uluslararası organizasyonlarda yer almaları, en önemli tıp dergilerinde editörlük yapmaları ve birçok alanda başarılı olmalarına rağmen bu röportajda söyleyenleri kabullenemedim.

İç çekişmeler

Bugün Türkiye’de, çoğu spor yaralanmalarının tedavisi yurt dışı diyebileceğimiz ülkelerin yüzde 90’nından hatta fazlasından daha başarılı bir şekilde yapılmaktadır.

Ancak bir dökümantasyon eksikliği, herkesin ayrı telden saz çalması, birlikteliğin azlığı, hala çok iyi bir rehabilitasyonun olmaması, herkesin ’Ben en iyisini yaparım. Başkası benim kadar iyi yapamaz’ düşüncesi bu tür açıklamalara neden olmakta.

Yıllarca uğraşısını verdiğimiz ve başarılı olduğumuz bu konuların, daha sonra bu şekilde yeniden alevlenmesi hakikaten çok üzücü bir tablo yaratmakta.

Uğur ve Serkan’ın açıklamaları sonrası Türk spor hekimlerinin üzerine düşen en önemli görev ve ders, herkesin birbirine sahip çıkması ve destek olmasıdır.
Yazının devamı...

Değerlerimizi kaybediyoruz

21 Mart 2007
 Orhan Mizanoğlu, insan. Evet herkesi seven, herkese saygılı bir Galatasaraylıydı. O herkesi, her takımdaşı seven bir insandı.

Bir Galatasaray tutkunu ancak fanatik değildi.

Sporda kazanabilirsinde, kaybedebilirsinde. Ancak telafisi vardır. Ama insanı, hem de insanları seven bir insanı kaybetmek daha çok acı.

İnsanların az olduğu, insanlara ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, bir insanı insan gibi bir insanı kaybetmenin acısı yüreğimize çöktü. Hepimiz seni çok özleyeceğiz. Allah rahmet eylesin.
Yazının devamı...

Domino

21 Ekim 2006
Geçen yıl tüm zorluklara karşın Galatasaray da A’dan Z’ye tüm taşlar yerine oturmuş vaziyette idi ve sonunda başarı geldi. Bu yıl bakıyoruz arada taşlarla oynayan kişiler mevcut. Seyirci ve taraftar sadece ve sadece teknik kadro ve sporcuları sorumlu tutuyor. Ancak bakın yine de Galatasaray futbolu en iyi oynayan kulüplerimizden birisi. Ancak devamlılık mevcut değil. Bunu tüm maça yayamıyorlar. Sorun belli, herkes kendisine göre taşı yontuyor. Ancak uyum nasıl bozuldu bakan yok. Eğer herkes kendi işini bilir, taşlar yerine doğru konulabilirse, o zaman bu oyunda ben de varım diyebilirsin.

NOT: Üçüncü çocuğu dünyaya gelen Hakan Şükür’ü kutlarım.
Yazının devamı...

Kısa Metrajlı Filmler ve Başarı-vızıltı

9 Ağustos 2006
Dikkat ediniz, aylarca hazırlan, transfer yap, hazırlık maçları oyna sonunda lig başlar başlamaz kendi içinden birilerini tenkit etmeye başla. Tabii ki bunlar çoğunlukla 3 büyük kulübümüzde ağırlıklı olan sezon başı tabloları ya da kısa metrajlı filmler olarak karşımıza çıkmaktadır.. Sezon sonuna kadar bu kısa metrajlı filmleri herhalde daha çok izleyeceğiz.

İşlerin doğru yapılması durumunda başarının geleceği herkesçe bilinen bir gerçek. Bu gerçeği kısa metrajlı filme dönüştürmeden uygulamaya koyan Sağlam-Kayseri iklisini hatırdan çıkarmamak gerekir. Sessizce sezonu açan, yaptığı transferlerle medyayı fazla meşgul etmeyen, düzgün ve mantıklı sessiz, sedasız çalışması ile başarıyı yakalayan Sağlam-Kayseri ikilisi, ümit ediyorum ki Avrupa’da da başarısına devam edecektir.

Yükselen yıldız

Kısa sürede, düzgün ve başarılı çalışması ile dikkati çeken ve Türkiye’nin yükselen yıldızı olan sayın Ertuğrul Sağlam’a biz buradan başarılarının devamını diliyoruz. Futbolculuğunda da mütevaziliği ve insanlığı ile kendinden çok söz ettiren, sayın Sağlam, Teknik Direktörlüğü ile de hem Türkiye’de hem de Avrupa’da çok ses getirecektir.

Bu hafta kulüplerimizin Avrupa’da sınav haftası. Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzon ve Kayserspor’a başarılar diliyoruz.
Yazının devamı...

Huzursuz bacak sendromu

31 Temmuz 2006
Bu arada ya siz ya da tanıdıklarınız, doktorlardan "Huzursuz bacak sendromu" ismini duyabilirsiniz. Tabii olarak sizde bir merak uyanır. Nedir bu, yenir mi, içilir mi?

Huzursuz bacak sendromu, her on kişiden birinde görülen bir rahatsızlıktır. Kişi bacaklarında huzursuzluk hissettiğini söyler. Buna ilave olarak, yanma, elektriklenme, kaşıntı olabilir. Bunlar normalde herhangi bir zamanda olabilir. Ancak uykuda daha sık olarak görülürler. Hareketle huzursuzluk kaybolduğundan dolayı ayaklarını devamlı her zamankinden fazla olarak hareket ettirirler.

Kadın ve yaşlılar

Peki bu rahatsızlık neden oluyor derseniz, nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bazen diğer rahatsızlıklarla beraber olabilir. Örneğin, demir eksikliğine bağlı kansızlık, şeker hastalığı, artritlerde olabilir. Ancak bu rahatsızlığı olanlara baktığımızda, çoğunun sağlıklı olduklarını görürüz. Rahatsızlığı olanların çoğunluğu kadın ve yaşlı kişilerdir. Bazen hanımlarda hamileliğin son döneminde görülebilir. Ve doğum sonrası hiçbir şikayet kalmaz.

Bu arada antipskotik ve antidepresan ilaç alanlarda da bu rahatsızlık sık görülmektedir.

Doğru tanının önemi

Nedeni bilinmiyor, öyleyse nasıl tedavi ediliyorlar sorusuna gelince... Öncelikle doğru bir tanı konmalı ve problemi artıran faktörler bulunmalıdır. Burada şikayetler artrit ağrısından, adale kramplarından, periferal nöropatidedeki hissizlikten ayırt edilmelidir.

Demir eksikliği anemisi varsa, demir preparatları size yardımcı olacaktır.

Eğer sigara, kahve, çayı ve alkolü fazla alıyorsanız, bunların bırakılması şikayetlerinizi azaltabilir ya da kesebilir. Video oyunları, çapraz bulmaca çözenlerde bulgular maskelenebilir.

Şikayetleriniz şiddetli ve devamlı ise bazı ilaçlar yardımcı olabilir. Bunların çoğu Parkinson hastalığında kullanılan ilaçlardır. Bunun yanında kodein ve benzer ilaçlar yardımcıdır. Son zamanlarda ropinirole isimli ilaç sadece bu rahatsızlık için kullanılmaktadır.
Yazının devamı...

Sıcaklar ve spor

23 Temmuz 2006
Sıcaklarda spor yaparken kişi saatte ortalama 1-1.5 litre sıvı kaybeder. Sıvı kaybı vücut ağırlığındaki değişikliklerle takip edilebilir. Hafif bir sıvı kaybı bile sıcak havalarda fizyolojik değişikliklere neden olur. Ancak bu, çoğu kişi tarafından maalesef dikkate alınmamaktadır. Sıvı kaybı olan kişide performans azalır ve sıcak çarpması riski mevcuttur. Sıcak havada uzun süre yapılan egzersizlerde, her litre sıvı kaybında kalp atımı dakikada 8 atım fazlalaşır, kardiak çıkış azalır ve vücut ısısı 0.3 derece artar. Spor yapan kişi bunların olmaması için terle kaybettiği sıvıyı geri almalıdır.

Elektrolit kaybı olur

Koşucular genellikle saatte 300-500 ml sıvı alırlar ve bu kaybı yerine kısmen koyarlar. Eğer bu yapılmaz ise koşucularda sıcak ile ilişkili kardiyovasküler fonksiyon bozuklukları açığa çıkar.

Eğer muntazam spor yapıyorsanız sadece su yeterli değildir. Su ile birlikte yüksek oranda sodyum ve bir miktar potasyum alınmalıdır. Düzenli ve uzun süreli spor yapanlar, elektrolit almazlarsa bu plasma osmalitesinde düşmeye neden olur ve idrar yapımı uyarılır. İdrarla terle kaybedildiğinden daha fazla sıvı ve elektrolit kaybı olur. Bu yeterli sıvı ve elektrolit alınımı ile önlenir.

Egzersiz yapanlarda ms 70 kg ağırlığında bir kişi karbonhidrat ihtiyacı 30-60gr/saatte ve sıvı ihtiyacı 600-1200 ml/saattedir. Değişik kilolarda bu değişir. Ms.50 kg ağırlığı olan kişide bu 50gr ve 450-900ml/saattir.
Yazının devamı...

Bir anı

8 Temmuz 2006
İstanbulspor ile oynanan bir maç onun için dönüm noktası oldu. 2006 Dünya Kupası maçları haltetmiş, şimdi o oyunu orada oynasa herhalde turnuvanın yıldızı seçilirdi. Yıldızı giderek parladı, yurt dışından transfer teklifleri almaya başladı. Tam kontrat imzalayacaktı ki, bu arada onun için bir başka dönüm noktası başladı. Bacağı ciddi şekilde kırıldı. Damar ve sinirleri zedelendi. Yılmadı, çalıştı, her söyleneni yaptı ve 10 ay sonra, kendisi hakkıda konuşanları, bitti diyenleri utandırırcasına eski haliyle tekrar yeşil sahalara döndü ve ülkemizin yıldızlarından birisi oldu..

Gururumuz oldu

3 silahşorlar olarak, diğer iki arkadaşı ile birlikte Türkiye’de ve Avrupa’da başarılara imza attı, gururumuz oldu.

Sonra, geciktirmiş oldugu Avrupa macerasına yelken açtı. Orada da hem klasını, hem insanlığını gösterdi ve sevildi.

Şimdilerde, yetiştiği yuvaya faydalı olup olmayacağı, ağabeylik yapıp yapamayacağı, gençlere bir şeyler öğretip öğretemeyeceği değil, başka şeyler tartışılıyor.

Yorum sizin.
Yazının devamı...