"Ateş Bakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ateş Bakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ateş Bakan

Ateş Bakan

Budur!

18 Kasım 2017

Fenerbahçe, geçen yılın Avrupa Şampiyonu…
Bu yıl Bogdanovic ve Udoh gibi iki tane çok önemli oyuncusunu kaybetti…
Ancak Fenerbahçeliler daha sezon başında Belgrad’da oynanacak Final Four için hiç tereddüt etmeden, biletlerini aldılar…
Neden?
Koçları Obradovic’e güveniyorlar…
Takıma, organizasyona ve sisteme güveniyorlar…
Fenerbahçe, önce Türkiye liginde Darüşşafaka’ya yenildi, sonra evinde Olimpiakos’a yenildi…

Yazının devamı...

Mayısı bekleme başkan!

12 Kasım 2017

Ama sen, kongre için mayıs ayını bekleme başkan.

Yazılanlar, konuşulanlar, saha sonuçları bile önemli değil!

Sen mayısı bekleme başkan!

Biliyorum çok hırslısın, kongreye şampiyon bir takım ile gitmek istiyorsun… İnan alacağın erken kongre kararı, şampiyonluktan daha değerli…

Sen mayısı bekleme başkan!

***
Taraftarı kaybettin başkan!

Bu yıl değil, üç yıl önce kaybettin başkan!

Yazının devamı...

Sayın Bakanım; Sakın ha!

8 Kasım 2017

Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak:

Sahada oynayan Türk oyuncularımızın sınırlı sayısına baktı: “İçim acıyor” dedi…

Haklı…

Ligin ilk 10 haftası sonunda oynayan oyuncuların aldıkları dakikaları hesapladım...

Herkesin bildiği gerçeği sayılara döktüm… Acıklı tabloyu birlikte inceleyelim…

Yüzde 50’nin üzerinde Türk oyuncu kullanan bir tek takım var; Trabzonspor…

Aslında sorulması gereken soru şu:

Yazının devamı...

Kazanmak önce yürek ister!

31 Ekim 2017

Maçlar önce beyinde kazanılır. Daha iyi olduğunu hissedersin, hissettirirsin…

Rakibinden korkarsan, yersin yumruğu.

Sakın yanlış anlamayın, bilinçsiz saldırıdan bahsetmiyorum…

Tedbir almak, savunma organizasyonu yapmak başka şeydir;

“Tırsık” oynamak başka bir şey…

Fenerbahçe, “tırsık”

Kim tırsık?

Önce seyirci…

Yazının devamı...

Sonu Belgrad’da bitecek!

28 Ekim 2017

“Son dakikada gelen bir yenilgi sonrası bu başlık pek olmadı!” diyeceksiniz ama olsun! İnancım, sisteme…

“Geçen yılın Avrupa şampiyonu kadrosundan gitmesini hiç istemediğiniz oyuncuyu yazın” deseler;  Tereddütsüz ilk iki sırayı, Ekpe Udoh ve Bogdan Bogdanovic alırdı. Gittiler… Gidenin arkasından ağlarız, ancak yenisine bakmak zorundayız…

Final Four için favorilerim, yine geçen yıl son dörde kalan dört takım:  Real Madrid, CSKA, Olimpiakos ve Fenerbahçe… İlk görüntü, en zayıf başlangıcı bizim takımın yaptığı yönünde… Nedeni ise basit… Takım, en yararlı iki oyuncusunu birden yitirdi… Bir de Pero Antic ayrıldı… Bunlar çok iyi oyuncu oldukları kadar “güzel takımın” vazgeçilmez parçalarıydı… Yerine 3 değil 5 oyuncu ile takviye yapıldı. Aslında başka bir sistemde oynamak üzere organize olundu. Yerlerine gelen oyuncular da kaliteli oyuncular ama sistemi oturtmak zaman alacak…

Şimdi burası kritik bir nokta, biraz açmak lazım… Kimi takımlar 10 yeni oyuncuyu bir araya getirirler ve üç haftada mükemmel oynamaya başlarlar… Giderek düşerler. Sezon sonunda bir bakarsınız, en iyi performanslarını sezon başında vermişler(!) Mantıklı bir açıklama yapmakta zorlanırsınız. Aslında vardır: O takımın sistemi, oyuncuların bireysel performansına direk bağlıdır.  Uyum sağlaması da kolaydır… Futbolda, Basketbolda birçok takım var böyle… Göreceksiniz düşecekler… Obradovic’in Fenerbahçe’si öyle değil. Bir sistem takımı… Tam 100 tane hücum seti var… Kolay değil uyum sağlamak… Her takımda attığın şutu, Obradovic’in takımında atamasın! Bazen şutu soktuğunda, bazen de atmadığın zaman “fırçayı” yersin!  En skorer oyuncu bile bir anda “tutuk adam” olur çıkar… Anlayana kadar zamana ihtiyacın vardır.
Özetle Obradovic’in takımları sistem takımlarıdır, uyumu zaman alacaktır. Bu nedenlerle, bugün bana göre F4 ün en zayıf halkası gibi gözüken Fenerbahçe, süre içinde en iddialı takım haline gelecektir!

Kalinic’in ilk geldiği günü, homurtularınızı hatırlayın… Guduric’i hoş görün…Bogdanovic’in ilk günlerini, somurtan suratını hatırlayın,
Wanamaker’ı hoş görün. Udoh’un yürürken ağrı çekiyormuş gibi halini hatırlayın, Thompson’ı; burada açıkçası ben de size umut verirken zorlanıyorum… Biliyorum ve istiyorum, utanacağım. Nicolo Melli, tamamdır… Sinan olacaktır.

Kritik maçlar, oyunun sonunda biter. Oraları “büyük oyuncular” oynar. Oraları iyi oynadıkları için büyüktürler… Bogdanovic yok artık!

Yazının devamı...

Sıfır-Sıfır-Sıfır

23 Ekim 2017

 

Bize bir haftadır renk katan derbimiz renksiz bitti…
Golsüz bitti…
Galatasaray’ın gol atmadığı maç yoktu, Fenerbahçe’nin gol yemediği maç yoktu…
Cüneyt Çakır’ın eyyam yapmadığı derbi yoktu…
Heyecan ile beklediğimiz maç heyecansız bitti…

***

Yazının devamı...

Altı AVM, üstü şeşhane

12 Ekim 2017

Biz bir şölenden daha eksik kaldık. Futbolcu arkadaşlarımız, meslek hayatlarında yaşayabilecekleri en büyük onuru yitirdiler… Onları örnek alacak gençlerimizin de, hayali son buldu…

Ve şükürler olsun alt yapıyı konuşur hale geldik(!)

Biz İzlanda maçına bakıyorduk ama o sırada 21 yaş altı milli takımımız Kıbrıs Rum Kesimi'ne 2-1 yeniliyordu…

Hepimizin fazlaca irdelemeden ahkâm kesip umut bağladığımız, “İşte geleceğin Milli Takımı” diye kulaktan dolma veya iki maç izleyip fikir yürüttüğümüz;

17 yaş altı millî takımımız, Mali karşısında perişan oluyordu(!)

Bakmamız gereken yerler orası idi ama biz yine Cengiz, Ozan, Volkan, Lucescu ile uğraşmayı tercih ettik…

İşimize böylesi geliyordu(!)

Beklentimiz vardı… Tuttuğumuz adam vardı…

Yazının devamı...

Beyler; Biz bunu hak etmiyoruz!

7 Ekim 2017

Onlar bu işin figüranı…

Benim derdim, Türkiye’de Futbolu yönetenler ile… Hem de bu yıl falan değil 40 yıldır kim var ise onunla…

Bakın, bu millet bu sonucu hak etmiyor!

Bu ülke ne eğitim de, ne sağlıkta, ne sanayi de, ne sanat da, olması gereken seviyede değil…

Ama hiç biri, Futbol kadar rezil değil!

***

Siz, beceremediniz…

Siz, kim misiniz?

Yazının devamı...