"Tufan Dalgıç" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tufan Dalgıç" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tufan Dalgıç

İyilik evleri

14 Ekim 2018

Gevher’in açıklamasında dikkatimi çeken nokta ise şu; “Şöyle anlatayım. Dairede otururken 3 tane kızımız geldi. Dedi; ‘Müftü amca bize kalacak yer, biz sağlık meslek lisesini kazandık ama kalacak yerimiz yok.’ Çanakkale, Kepsut gibi çevre yerlerden. Dedim ki, ben sizi üniversite öğrencilerinin arasına bırakamam derken bir daire kiraladık. Başlarına da bir Kuran Kursu hocamızı ‘Ablaları’ olarak görevlendirdik.” Anladığım kadarıyla henüz 14 yaşlarında kız çocuklarının barınma ihtiyacı ev tutularak karşılanıyor ve başlarına da bir “Abla” görevlendiriliyor, yiyecekler de günde iki öğün dışarında yapılarak getiriliyor. Bunlar yurt değil ama yurt gibi işliyor. Öğrencilerin barınması bu evlerde sağlanıyor. Oysa geçmişte kaçak yurtlarda gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle ülke olarak büyük acılar yaşadık.

***

Peki, bu evlerin denetlemesini kim yapıyor? Ya da bu evler hangi yönetmeliğe göre faaliyet gösteriyor. Bildiğimiz gibi özel yurtların denetimi Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı. Şimdi burada bir şey olsa bunun hesabını kim verecek? Ayrıca merak ettiğim bir diğer konu da neden bunu Bandırma Müftülüğü yapıyor? Gerçekten Bandırma’da bir barınma sorunu varsa bunu Bandırma Kaymakamlığı hatta Milli Eğitim de yapabilir. Örneğin; Bandırma Belediyesinin Ordu Caddesi üzerinde bulunan eski “Tekel” binasının olduğu alanda bir yurt projesi var ama alanda imar değişikliği yapılması gerekiyor. Ne garip ki, bu imar değişikliği bir türlü Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanmıyor. Alan Belediye hizmet alanından çıkarılarak, ticari alan yapılacak ve yatırımcı bulunacak. Belediye kendi payına düşen binada 600 kız ve 600’ü erkek olmak üzere toplam 1200 öğrenciye barınma imkânı sağlayacak. Dolayısıyla müftülük dışında da öğrencilere barınma olanağı sağlayacak kurumlarımız var. Hem de çocukların başına Kuran Kursundan bir “abla” görevlendirmeden yapabilirler. Evet, ülke genelinde öğrencilerin barınma sorunu var. Ancak barınma sorununu çözüyorum diye prosedür ve yönetmeliklere aykırı davranmak karşımıza inanın daha büyük sorunlar çıkaracaktır. Kaldı ki, bu “İyilik Evleri” adı altında yapılan çalışmada öğrencilerin hangi kritere göre eve alındığı da başka bir tartışma konusu. Bugün Bandırma’da 110 genç kardeşimiz bu evlerde barınıyor. Bu gençlerin güvenliği var mı? Kaldıkları yerler uygun mu? Kim denetliyor? Neden bunu müftülük yapıyor? Sorularını sormaya hakkımız var. Gençler geleceğimiz ve devlet her bir gence ücretsiz olarak; eğitim, barınma, sağlık ve yemek imkânı sunmal

Bu kez olmasın

CHP’de Belediye Başkan Aday Adaylığı süreci hızla devam ederken Bandırma’da Dursun Mirza, Ozan Onur, Metin Ok ve Tolga Tosun isimleri ön plana çıktı. Ancak CHP’de başkan adayının nasıl belirleneceği konusu ise hala netleşmedi. Benim görüştüğüm aday adayları ağırlıklı olarak anket ve önseçimden yana. Ancak tam bu noktada 2014 Yerel Seçimleri’nde Başkan Aday Adaylarından Metin Ok’a yapılan haksızlığı gündeme getirmemiz gerekli.
Bilindiği gibi o dönemde anketler yapılmış, ankette yüksek puan alan 3 adayın önseçime girmesi kararlaştırılmıştı. O dönemde hiçbir şekilde izlenecek yol kamuoyuna açıklanmamış, adeta ‘Kervan yolda düzülmüş’tü. Örneğin o dönemde Metin Ok, ankette ilk 3 sırada yer almadığı gerekçesiyle önseçime sokulmadı. Dahası Metin Ok her şeye rağmen önseçim oy pusulasına kendi adının yazılması için mücadele ederken o gece CHP İlçe Başkanlığı’ndan kısa mesaj atılarak “isim yazılması durumunda oyunuz geçersiz sayılacaktır” denildi. O önseçimde her şeye rağmen 168 kişi Metin Ok adını yazdı. Umarım bu süreçte geçmişte yaşananlar tekrarlanmaz. İnsanlar CHP’den demokrasi ve şeffaflık bekliyor.

Yazının devamı...

Tolga Tosun ismi nereden çıktı?

28 Eylül 2018

Gerek Metin Ok, gerekse Ozan Onur çok değerli isimler. Ancak Tolga Tosun’u onlardan ayıran en önemli özellik henüz 38 yaşında genç bir siyasetçi olması.
Biz toplum olarak genellikle “Falan Avrupa ülkesinin başbakanı 35 yaşındaymış” diyerek imrenerek bakmayı biliriz. Bizim siyasi çevremizden genç bir aday çıktığında ise “Henüz erken, daha genç, öğrenmesi gereken çok şey var” gibi cümleler alır başını gider. Garip bir toplumuz, o yüzden de yalnızca imrenmekle yetiniyoruz. Yani Tolga Tosun gibi gençler ille de başkan ya da milletvekili olmak için yaşlanmayı mı beklesin?
65’ine merdiven dayamış, egodan ve kibirden yanına yaklaşamadığımız siyasetçiler mi yönetsin bizleri; bunlardan sıkılmadınız mı? Şimdi Tolga Tosun hata yapsa hadi gençliğine verelim de 65’ine gelen bir siyasetçi hata yapınca neye vereceğiz? Onu da sele verelim(!)
*
Tolga Tosun ismi piyangodan falan çıkmadı. Bandırma’nın bağrından kopuk iki dönemdir belediye meclis üyeliği yapan bir arkadaşımız ve artık “Gençler de siyasette olsun” diyerek adeta kendini ateşe atmaya hazırlanıyor. Şuna inanıyorum ki, Tosun’un aday adaylığı özellikle Bandırma’daki partili partisiz gençler üzerinde ciddi bir karşılık bulacaktır. Bunun yanında Tolga Tosun, Avrupa’ya imrenerek bakan ve “Sıra gençlerde artık” diyen bir kitlenin de gönlünden geçenlere tercüman olacak. Hatta diğer partilerden bile bu sayede genç aday adayların çıkmasına tanık olabilir.
Peki, Tolga Tosun’dan seçilirse ne bekleyeceğiz?
Ben Tosun’dan makam arabasını çocuklara ve yaşlılara tahsis etmesini, inşaat sektörünü iyi bildiği için fakir fukaraya “Belediye evleri” yapmasını bekliyorum.

Yazının devamı...

O gece her hasta birer yumruk yedi

19 Ağustos 2018

Öncelikle böyle bir saldırının Bandırma gibi insanların birbirine saygı duyduğu, özgür ve demokrat bir zemine sahip bir kentte olması, aslında işlerin ne kadar da çığırından çıktığının bir göstergesi. Ayrıca olayın ayrıntısına indiğimizde saldırıyı gerçekleştiren Süleyman Ö. isimli kişi, eşinin tedavisi için acile giriş yapmış ve muayene kabini dolu olmasına karşın kendisine öncelik tanınmasını istiyor. Basit olarak “yurdum fotoğrafı” gibi bir konu ile karşı karşıyayız. Herkes kendini düşünüyor. İstediği olmayınca da şiddete başvurmaktan çekinmiyor. Herkes kendini kurtarmanın derdinde... Diğer insanlar mı? “İsterse ölsün!”

SIRA BEKLEMEMEK AÇIKGÖZLÜK OLDU

Yaşamımızın birçok anında sıra beklemeyen, birinin önüne geçen insanları görüyoruz. Onlar bu yaptıkları işi bir de ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Bunun adını “Açıkgözlük” koymuşlar. Kendileriyle yetinmeyip çocuklarını da bu şekilde yetiştiriyorlar. Çevremizde açıkgöz sayısı her geçen gün artıyor. İşte bu kendine “Açıkgöz” diyen kişilere artık insanların hakkını yediklerini birileri hatırlatmalı. Açıkgözlülüğün daha doğrusu bencilliğin insanları getirdiği son nokta da şiddet... Hem bencil olmayan bir kişi neden şiddet uygulasın ki? Doktordan ya da çalışanlardan şikâyetçiyse bunu iletebileceği birçok makam var. Tabii şikâyet etmekten daha kolay bir şey varsa o da sağlık çalışanlarına saldırmak. Peki, bu saldırıdan sonra örneğin, o doktor işini yapamaz duruma geldiğinde diğer hastalar mağdur olmuyor mu? Bakmamız gereken konu bu. Bir sağlık çalışanına uygulanan şiddet aslında ondan şifa bekleyen herkese uygulanmış oluyor. Bandırma’da, Dr. Ahmet Sıtkı Çelebi yalnızca bir yumruk yemedi. O gece acilde tedavi olmayı bekleyen her hasta aslında birer yumruk yedi. Şiddet konusuna bu yönden baktığımızda belki gerçekliği kavramamız daha kolay olacaktır. Bir sağlık çalışanını işini yapamaz duruma getirmek, ondan şifa bekleyen her bir hastanın yaşamıyla oynamak anlamına geliyor.

ŞİDDET HEP YANI BAŞIMIZDA

Son dönemde artan şiddet olaylarına bizler birbirinden ayırarak tepki gösteriyor ve bu tepkinin çözüm olacağını düşünüyoruz. Yaptığımız temel yanlış ise şiddet olaylarını birbirinden ayırmak. Çocuğa, kadına, çalışana, hayvanlara uygulanan şiddet aslında hep aynı. Şiddet bir canlının iradesini hedef alan ve ona istemediği bir şeyi yaptırmak için uygulanan sindirme biçimi. İşte bu nedenle önceliğimiz insan iradesini hedef alan sözlü, fiziksel ve ekonomik her çeşit müdahaleye karşı çıkmak. Bizler şiddete topyekûn karşı çıkamazsak insan olan yanımız ölmüş demektir

 

Yazının devamı...

‘’Ozan Onur onurumuzdur”

3 Ağustos 2018

Bugün bir siyasetçi olarak Ozan Onur’un yaşadıklarına bakarsak bir şanssızlıktan öte ülke gerçeği ile karşılaşırız. 30 Mart yerel seçimlerinin ardından 30 Nisan’da uğradığı silahlı saldırı sonucunda bacağına isabet eden 3 kurşunla yaralandı ve bacağında parçalı kırıklar oluştu. Bu nedenle birkaç ameliyat olan Onur’un bacağına 11 platin takıldı. Onur, lunapark için gösterdiği yeri beğenmeyen ve başka bir yeri gözüne kestirip almak isteyen bir kişi tarafından adeta kurşun yağmuruna tutuldu. İşin ilginç yanı ise bu saldırıyı gerçekleştiren kişi tutuksuz olarak yargılanıyor. Yazının başlığı ise saldırının ardından Bandırma’daki 1 Mayıs kutlamalarında slogan olarak atılmıştı. Eğer Ozan Onur, ranta ve mafyavari kişilere boyun eğip istenilenleri yerine getirseydi, ne bacağından vurulup 2 yıl boyunca görevinden uzak kalacaktı, ne de olayın ardından yaşadığı stres nedeniyle by-pass ameliyatı geçirecekti. Evet, Ozan Onur bu kentin malını, mülkünü kimseye peşkeş çekmediği ve dik durduğu için “Onurumuzdur” Umarım en kısa sürede sağlığına kavuşarak CHP’nin yine Bandırma’daki en güçlü belediye başkan adaylarından olacak. Ülke gerçeği dedim ya, bu ülkede yaşayanlar onlar için canıyla, malıyla bedel ödeyen insanları çok kolay unutuyor... Ozan Onur’un yaşadıklarını unutmayın istedim.

SİYASET KORKAKLIĞI BAĞIŞLAMAZ

CHP’de kurultay ve imza toplama sürecini yakından incelediğimizde karşımıza liste dışı kalan milletvekillerinin Muharrem İnce üzerinden Kemal Kılıçdaroğlu’dan intikam alma istekleri olduğu açıkça görülüyor. CHP’de işler öylesine karışık bir durumda ki noter kanalıyla imza veren bazı delegeler aslında imzalarını genel merkeze bile göndermemiş. Bu durumda akıllara “Acaba imzaları ellerinde pazarlık için mi tuttular?” sorusu geliyor. CHP’nin bugün ve geçmişte yaşadığı sorunun temelinde ilkelerin belirlenmemiş olması var. CHP, AK Parti gibi bir lider partisi değil ama nedense hep bir liderin partisi olmaya çabalıyor. Aslında oluyor da. Baykal gitti, Kemal Kılıçdaroğlu geldi ve bir şey değişmedi. Kılıçdaroğlu gidip İnce geldiğinde de pek bir şey değişmeyecek. Sorun, bu değişim söylemleri içinde delegenin ve yerel siyasetçilerin korkusuzca taraflarını ve düşüncelerini açıklayamaması. Herkes siyaseten bir gelecek bekliyor ve bunun lidere bağlı olduğunu biliyor.

Yazının devamı...

AK Parti’nin engeli Büyükşehir

27 Temmuz 2018

Genel seçimlerde Bandırma’da AK Parti’nin CHP ile arasındaki oy farkını 2 bin oya kadar düşürmesi ittifakların önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Bandırma’da belediye başkanlığı seçimlerinin ağırlıklı olarak AK Parti ve CHP arasında geçeceği bir gerçek. Burada asıl soru; “İYİ Parti ile CHP, MHP ile de AK Parti ittifaka devam edecek mi?”
Genel seçimlerin bize gösterdiği bir gerçek, CHP ve MHP’den İYİ Parti’ye ciddi oy kaymaları yaşandığı. Öyle ki, ülke genelinde yüzde 10 oy alan İYİ Parti, Bandırma’da yüzde 17’ye dayandı. Bu oy potansiyeli de İYİ Parti’yi belediye başkanlığı seçimleri için iddialı duruma getirdi. CHP ile ittifak söz konusu olduğunda da İYİ Parti’nin eli güçlü olacak. Burada ittifak için belirlenecek ilkeler çok önemli. Olası bir ittifakta partiler kazanma ihtimali güçlü olanı mı destekleyecek yoksa birlikte ortak birer aday listesi mi çıkartacaklar?
Örneğin CHP’yi destekleme kararı alan İYİ Parti’ye CHP meclis adayları arasında yer mi verilecek? Bugün için ittifak konusu genel seçimlerdeki kadar net değil. Ayrıca ittifak kararı alınsa dahi belki de taban bu ittifakı kabul etmeyecek.

ARTIK AK PARTİ’NİN ELİ GÜÇLENDİ

AK Parti’de durum biraz daha rahat gibi görülüyor. Hem CHP ile arasındaki oy farkını kapatması, hem de ittifak ortağı MHP’nin Bandırma’da yüzde 6,7 oy alması AK Parti’nin elini güçlendirdi. AK Parti seçmeni 2 dönem sonra belediye başkanlığı seçimlerini kazanma umudu taşıyor. Diğer yandan MHP’nin aldığı düşük oy ise MHP’nin aday çıkarmakta bile zorlanacağının göstergesi. İşte yukarıda anlattıklarımız birleşince de AK Parti’nin daha az taviz vererek belediye başkanlığı seçimlerine gitmesi söz konusu. Millet İttifakına baktığımızda ise İYİ Parti’nin yerelde karşılığını görmek isteyebileceği gibi bir durum var. Hatta İYİ Parti çıkartacağı adaya göre belki de seçim kazanma planları da yapıyordur. Yüzde 17’lik oy çok önemli. Eğer Millet İttifakı sonlanır ve Cumhur İttifakı devam ederse Bandırma’da MHP oylarını alan AK Parti seçimleri kazanan parti olabilir.

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ OLGUSU VE BANDIRMA

AK Parti’nin Bandırma’da karşılaşacağı en büyük sorun ise Büyükşehir gerçeği. Bandırma, hem mikro milliyetçi bir yer hem de yaşam tarzı olarak bir sahil kenti. Bu yapıya Büyükşehir Belediyesi’nin, Bandırma’ya yönelik ciddi yatırımlar yapmamasını da eklersek doğal olarak insanlar Büyükşehir’e tepki gösteriyor. Ayrıca yıllarca il olmayı bekleyen bir kente Büyükşehir yasasını dayatıp onu belirli bir kalıba sokmakta siyasi anlamda büyük bir hata olsa gerek. Bandırmalılar yerel seçimleri Büyükşehir ile bir hesaplaşma günü olarak görürse AK Parti’nin Bandırma’da kazanması çok zor. İşte AK Parti’nin Bandırma’yı kırsal ilçeler ile bir tutmayıp farklı politikalar geliştirmesi gerekli. Bu politikaları ne kadar hızlı yaparsa yerel seçimlere de o kadar şanslı girecektir.

Yazının devamı...

Engelliler mağdur oldu

20 Temmuz 2018

Birileri, “kafe ruhsatsız” diyerek şikâyette bulunmuş ve Büyükşehir Belediyesi de derneğin tek gelir kaynağını mühürledi. 7 aydır soruna bir çözüm bulmak için çırpınan engelliler ise gözyaşları içinde kafenin kapanmasını izledi. Kapatma anında içeride ne vardı biliyor musunuz? Bir hasta yatağı...

Yatalak hastalık yaşayanlar ya da bakmak zorunda kalanlar iyi bilir. Bu yatak, o insanların vücudunun yaralanmasını önlüyor, temizlenmesini kolaylaştırıyor. İşte o yatak da bir ihtiyaç sahibine gidecekti; ama mühürlenerek kafeteryanın içinde kaldı. Sadece o yatak değil, burası aynı zamanda ihtiyacı olanların toplandığı ve ihtiyaç duydukları malzemeleri alabildikleri bir yerdi. 2 manuel tekerlekli sandalye ve bir de akülü tekerlekli sandalye içeride kaldı. Yani deyiş yerindeyse kafeterya ile birlikte onlar da mühürlendi.

Düşünün, toplumun en dezavantajlı grubu olan engelliler için yaşamın kolaylaştırılması gerekirken,Yunus Emre şiirleriyle “Gönül almaya geldik” diyen Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından gönülleri kırıldı. Umarım Kafaoğlu, Bandırma’ya gelişinin ardından bu mühürleme ile anılmaz ve bu soruna bir çözüm bulur.

SİYASET Mİ, BAŞKA BİR HEDEF Mİ?

Dernek Başkanı Hüseyin Uçar, basın açıklamasında, “Siyaset sokmamamıza karşın siyasi irade tarafından yıkılıyor” diyerek sitem etti. Burada gerçekten bir siyasi durum mu var? Yoksa Başkan Kafaoğlu, bu alanı Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak hizmet veren Bandırma Engelsiz Yaşam Merkezi için mi istiyor? Kamuoyunda bu iddialar da almış başını gidiyor. Gelelim mühürlemeye neden olan şikâyete. Anlaşılan biri ya da birileri “Çadır Kafe”nin ruhsatsız olduğunu Büyükşehir yetkililerine şikâyet etmiş ve yetkililer de burayı kapatma kararı almış. Protestolar sırasında dikkatimi çeken bir nokta da gözyaşı döken insanların “Şikâyet eden nerede?” sitemi oldu. Bunun yanı sıra çok güçlü bir şekilde “bedava yemek içmek istediler, ondan şikâyet ettiler, ondan kapanıyor burası” diye kalabalığın içinden sesler yükseldi.

Büyükşehir’e şu soruyu sormak gerekli; sahil bandındaki tek ruhsatsız yer Çadır Kafe mi? Diğer kafe ve yapılarda da ruhsat yoksa Büyükşehir buraları da kapatacak mı? Yoksa hepsi birer hazırlık ve seçimin ardından sahil bandında bulunan Bandırma Kültür Sanat Merkezi de başta olmak üzere tüm yapıların yıkımımı planlanıyor? Daha önce balık halinin taşınacağını bizzat Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu açıklamıştı. Anlaşılan engellilerin yaşadıkları sahil bandında olacakların ilk adımı.

Yazının devamı...

Çocuklar zor durumda

13 Temmuz 2018

İki eyleme toplam 150 civarı kişi katıldı. Katılımın az olması ve Bandırma’da da çocuklara yönelik birçok istismar suçunun işlendiğini hatta bu mağdurlar arasında engelli çocukların da olduğunu bizzat haberlerini yaptığım için biliyorum. Her zaman söylendiği gibi çocuklara saldırı hep en yakından geliyor. Bana yansıyan ve bizzat haberini yaptığım 2 yıl içinde 4 farklı olayın olması. Bu dört olayda; biri kız iki engelli çocuk, iki kız iki de erkek çocuk mağdur oldu. Bunlar yalnızca bizlerin bildikleri ve kamuoyuna yansıyanlar. Bunların dışında sokaklarda bir biçimde mendil satan, dilenen çocukların neler yaşadıklarını bilmiyoruz. Onlar neler yaşadıklarını da pek anlatmıyorlar. Anlattıklarında da belki kimse inanmıyor.
Bu dünyanın tüm kahrını ne yazık ki çocuklar çekiyor. Savaş, fakirlik, hastalık, kimsesizlik toplumun diğer kesimlerine göre onlara daha büyük zararlar veriyor. Bütün bu olumsuzluklara bir de toplumun içindeki sapkınlar eklenince bu yaşam çocukların umutlarını birden elinden alıveriyor. İnsanların tepkisi de sosyal medyaya sıkışmış durumda. Herkes cezaların artırılması gerektiğini savunuyor ancak, çocuklara yönelen şiddetin, istismarın sosyolojik ve psikolojik olarak kaynağının ortaya çıkarılması ya da araştırılması gibi bir talep yok. Toplum aslında travmatik olaylarda hep aynı tepkiyi veriyor. Şiddetin önüne şiddetle geçmek... İdam isteği de aslında bu yönden bakıldığında çok önemli. İnsanlar idam talebinde bulunuyor ama “Ya suçsuz biri idam edilirse?” sorusunu soran insan sayısı çok az. Unutulmamalı ölümün geri dönüşü yok...

EN AZINDAN ÇOCUKLAR İÇİN...

Bandırma yerelinde çocukların yaşadıklarına baktığımızda şartların eşit olmadığını görüyoruz. Birçoğu fakirlik, aile yapısı, etnik kimlik gibi nedenlerden dolayı yaşıtlarıyla aynı şartlara sahip değil. İşin kötüsü çocukların bu durumuyla ilgilenen insan sayısı da çok az. Bandırma’da; Bizim Çocuklarımız Kültür Sanat ve Doğa Derneği ile Çınarlı Çağdaş Gençlik Derneği çalışmalar yapıyor ama her zaman karşılarına çıkan en büyük sorun ekonomi. Aslında kurumların çocukların eğitiminde daha çok rol üstlenmesi gerek. Örneğin Bandırma Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi. Mecliste bir karar alıp bir yıllık bütçelerinin yüzde 1’ini eğitme ayırsalar ne olur?
Bu bütçe ile okullara kütüphaneler, sanatsal atölyeler yapmak en azından çocukların şartlarını bir miktarda olsa eşitleyecektir. Kısacası çocuklar yalnızca istismar ve şiddetle boğuşmuyor. Eşitsizlikle, hor görülmekle, hatta itilip kakılmakla karşı kaşıya. İşte onlara umut olmak şartları eşitlemekten geçiyor.

Yazının devamı...

Başkanlık için isimler ortaya çıkıyor

6 Temmuz 2018

CHP geçtiğimiz dönem Bandırma’da anket ve önseçim ile adayını belirlemişti, beklenti yine bu yönde. AK Parti’de durum biraz daha karışık. AK Parti’de merkez yoklaması yapılacak. Muhtemelen süreç birkaç anket, temayül, STK’ların vereceği isimler ile belirlenecek. Ancak burada dikkat çekmek istediğim nokta, AK Parti’de Büyükşehir Belediye Başkan adayının da söz sahibi olacağı. Bandırma’nın adayının belirlenmesi sürecinde Büyükşehir Başkan adayı en önemli isim olacak. Bu tür bir yaklaşımın CHP’de olacağını düşünmüyorum.

CHP’DE İSİM İSİM ADAYLAR

CHP’de en güçlü aday olarak mevcut başkan Dursun Mirza karşımıza çıkıyor. Aday adaylığı için konuşulan isimlere baktığımızda ise meclis üyesi Tolga Tosun, Başkan Yardımcısı Ozan Onur, eski ilçe başkanı Metin Ok, eski Büyükşehir Meclis Üyesi Dr. Selim Panç gibi isimler ön plana çıkabilir.
Ancak Selim Panç’ın daha önceden aday adayı olup Dursun Mirza karşısında kaybetmesi ve son olarak milletvekilliği için de aday adayı olması, başkan aday adayı olma ihtimalini düşürüyor. Bu isimlere sürpriz bir kişi daha eklemek gerekli. Milletvekilliğinde aday adayı olan eski meclis üyesi, öğretmen Fatma Sibel Salı. Belki de diğer isimlere baktığımızda aday adayı olma ihtimali en düşük isim Fatma Sibel Salı, ancak burada bazı siyasi değişkenleri görmek zorundayız.
CHP gibi bir parti Bandırma’da kadın siyasetçi çıkarmakta ciddi zorluklar yaşıyor ve bu konuda da Sibel Salı, ciddi adımlar atarak öne çıktı.
Kısacası kadınların siyaset arenasında temsil edilmesi çok önemli ve bu alanda da ne yazık ki çok fazla isim yok. Bu Salı’nın en önemli artısı... Salı 41, Tolga Tosun ise 38 yaşında. Dolayısıyla bu isimler aday adayı olup kaybetseler de aslında kaybettikleri çok büyük bir şey olmayacak. Ülkemizde belediye başkan adaylığı yaşı ortalama 55 ve üzeri. Tam tersine genç isimler CHP’de geriden gelen pek kimse olmadığı için önümüzdeki 5 yıl içinde neredeyse rakipsiz olacaklar. Gençler, bu dönemde aday adayı olup, anket ve önseçim de yapılırsa hem parti içindeki hem de kamuoyundaki karşılıklarını görebilecekler. Buradan aldıkları sonuçlar önümüzdeki yıllar için onların yol haritası oluşturmasını sağlayacak. Gençlerin ve kadınların önümüzdeki yıllarda siyasete girmesi için bu isimlerin öncülük yapması da çok önemli. İyi örnekler siyasete katılımı artırır. CHP’de resmen aday adaylıkları açıklanmadan çıkarımda bulunmak çok zor. Burada aday adaylarının önseçim yapılması durumunda birbirlerini desteklemesi, ittifaklar kurmaları da söz konusu olacaktır.

BAŞKAN DEDİĞİMİZ NEDİR Kİ?

90’lı yıllardan başlayarak belediyecilik anlayışı insanlara hizmetten ve samimiyetten uzaklaşıp yüksek maliyetli projelerin sunumuna dönüştürüldü. Her seçim döneminde bu büyük ve maliyetli projeler havada uçuştu. Oysa belediyecilik her insanın yaşamına dokunabilmek... Bandırma’yı düşündüğümüzde de Paşabayır Mahallesi’nde oturan insanın beklentileri ile 100. Yıl Mahallesi’nde oturan insanların belediyeden beklentileri farklılık gösteriyor. Önemli olan herkes için yaşanılır bir kent vaat edebilmek. Bir belediye başkanı için en önemli tehlike, makam koltuğuna ve makam arabasına alışmaktır. Statü sahibi olmanın verdiği güç onu her geçen gün insanlardan kopartır. Eskiden her gün selam vererek geçtiği esnafın yüzünü görmez olur.

Yazının devamı...
Tufan DALGIÇ Kimdir?

.