"Bilgin Gökberk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bilgin Gökberk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Bilgin Gökberk

Oha'nnes

31 Temmuz 2015

Muş.
Oha’nnes.
***
Valla Oha’nnes.

Ama...
Yakışır.
***
Bize ceo’nun Hido gibi olanı yakışır.
***
Hangi Hido?
Turgay abisi benim senin parandan verdiği ‘rüşvet’le wildcard’ı kapıp dünya şampiyonasına gittiğinde taaa Amerika’lardan atlayıp hemen abisini bi güzel yıkayan yağlayan Hido.
***
‘Turgay başkanı ve ekibini orda olmamızı sağladıkları için kutlamamız lazım‘ diyen Hido...
***
Sahada kazanmadan rüşvet’le gitmeyi içine sindirebilen Hido.
***
Kimsenin götürdüğünün hesabını vermediği ülkede benim senin parandan götürdüğü 28’in hesabını hala verEmeyen ekibin başı’nın sağ kolu olan Hido...
***
1001 dil döküp 28 milyonu 1 no’dan kapan ve şipşak Turgay abisine ulaştıran Hido.
***
Ve tabii...
Son 13 yılda oluşan bu yeni Türkiye’de bu kadar özel yeteneklere sahip bi kaptana da ceo olmak yakışıyor.
28’i şipşak indira gandi eden ve hesabını hala verEmeyen o ekip’e de Hido gibi bi ceo çok yakışıyor.
***
Böyle tencereye böyle kapak...
***
Sus payı bu...
Adı üstünde...
28‘i aralarında iç eden arkadaşların gık’ı çıkmıyor.
Pay’larıını alanlar aslanlar gibi susuyorlar.
Parayı bulup getireni de sussun diye ceo yapıyorlar.
***
Doping yapan Japon harakiri yapıyor.
Biz doping yapanı kaptan, ceo yapıyoruz.
Irkçılık yapanı eline bayrak verip uluslararası yarışmalarda en önde yürütüyoruz.
Sonra eloğlu olimpiyatı bizim Toki’ci tayfaya yine vermeyip Tokyo’lu tayfaya 2’nci kez verince bi de elaleme ayar oluyoruz.

Üstelik...
Seni tanımasalar olimpiyatı sana zorla verecekler.
İstemesen de verecekler.
***
Sana değil İstanbul’a verecekler.
***
Tanıtım yapıyorsun.
Durup dururken kendini elaleme tanıtıyorsun.
***
Sonra...
Seni tanıyorlar.
Tanıyınca da..
Vermiyorlar.
***
Hans mantığı düz mantıktır.
Hans derki;
Tarihin en büyük avanta lavantasını kapıp hesabını vermeyen adam 20 küsür yıl federasyon başkanı olursa...
Dopingçi’den ceo olursa...
Sen de sittin sene olimpiyat alamazsın.
2024 değil, 12024 bile hayal olur.
***
Son 1 şey...
1-2 satır da Gs için yazalım.
Bulunsun...
***
13 yıldır tek adamın ağzına bakan ülke bile telef olup tek adam modelini ufak ufak reddederken...
Fb bile o model’i terkederken...
Gs başkanı bu model’e geçiyor.
***
Ülkenin en iyi 2 koçu elinde...
Ergin...
Ekrem..
Farkında değil..

Arroyo’yla nereye gideceğinin de farkında değildi.
Gördük ki;
Sancho Lyttle’la nereye gideceğinin de farkında değilmiş...
***
Eski başkanının niye federasyon başkan adayı olduğunun da farkında değil.
***
Varsa yoksa Sabri.
***
Başkan G.Saray’ın futbol kulübü olduğunu zannediyor,
G.Saray Spor Kulubü’nün başkanı olduğunun da farkında değil.
***
Alaçatı’da açtığım pizzacı makarnacı bile kasım’ı aralık’ı görür.
Bu arkadaşlar göremez.
Bence tabii...
***
Nokta.

Yazının devamı...

50 at verdi 200 kanal aldı

25 Temmuz 2015

Mal iyi.
Hâlâ taze...
Bir hafta daha gider.
***
Top medyası bu toplara gir(E)mez.
Biz girelim.
Malı yemeye devam edelim.
***
Atıp tutmak...
Meydanlarda sallamak kolay...
Yok öyle olduk böyle olduk...
Yok şöyle olduk.
***
Tamam da...
13 yılın sonunda ola ola ne olduk?
Salı pazarı.
***
2 kıtayı birbirine birleştirip aynı ülkeyi 2’ye bölen arkadaşların kurduğu 800 bin kilometre karelik dünyanın en fantastik pazarı diğerleri gibi haftada 1 gün açılmıyor.
Her an her saat açık.
Sadece cuma öğlen kapalı.
***
Satan hep devlet...
Satışa gelen sürekli millet...
***
Ülkede ne var ne yok her şey tezgaha konuluyor.
365 gün 24 saat müşteri bekliyor.
***
Takas bile var.
***
Mesela...
Pazarın sürekli müşterisi olan ve mayısta gelip 1 no’nun tezgâhına 50 küsur at koyan Katar’lı arkadaş temmuzda yine geldi.
200 küsur kanal aldı.
Gitti.
***
Sistem böyle...
Ver.
Al.
***
Karamehmet’in gözbebeği koca Digiturk’ün Türk’ü bile bu pazarda satıldı.
***
3.5 milyondan fazla abonesi olan platformun Alman’a İngiliz’e verilecek hali yoktu...
Ya Habeş Sultanı’na...
Ya bi Arap prensi’ne gidecekti.
Ailecek görüştüğümüz 3.5 milyon vatandaşı olmayan ülkeye peşkeş çekildi.
***
Türkçesi...
Nani geldi, Arda gitti, Eto’o bitti derken...
Bu tantanada...
Bi baktık...
Digiturk’ün Türk’ü gitti.
Ve 200 küsur kanal 50 küsur at’la takas oldu.
Katar emiri’nin evine gitti.
***
Tepe tepe kullansın.
Anasının ak süt’ü gibi helal olsun.
***
Ailecek sıkı fıkı olduğumuz resmi rakamlara göre 100 kez buluşup muhabbet ettiğimiz Katar’ın 1 no’lu familyası artık her familyamızın evine yatak odasına kadar girecek.
***
Kendisi dizi olan her ülkede reyting rekorları kıran ama her gece elalemin dizi’sini seyreden bu ilginç millet de gık demeden Katar’lı arkadaşlar ne lütfederse onu seyredecek.
***
Yine alo’tivi formatında çalışacak.
Belli.
Yine 1 no’nun 1 alo’su yerli kankalara her kapıyı açacak.
Bu da belli.
***
Bitmedi...
Digi-Katar’ın yayın ilkeleri de daha ilk günden az çok belli oldu.
Ülkenin 1 no’lu yorumcusu 3 büyüğü şampiyon yapan tek hoca Mustafa Denizli aniden gitti.
Yerine daha steril daha pastörize arkadaşlar seçildi.
***
Ve...
Futbol basket federasyonlarını yerli kankalarına veren 1 no yayınlarını da Katar’lı kankasına verdi.
İşlem tamamlandı.
***
Yeni sezonda da...
Toplu konutlarda ‘derli toplu’ olmamız, pıtrak gibi çoğalan yeni moda cansız ruhsuz sitelerde ‘göz önünde’ oturmamız...
Çarşı’larda meydan’larda park’larda değil avm’lerde ‘göz önünde’ gezin’memiz...
Tek tip düşünmemiz...
Tek tip konuşmamız...
Tek tip yaşamamız...
Maçlara paso’yla girmemiz...
Mobese’lerle izlenmemiz...
Katar’lı arkadaş ne verirse onla yetinmemiz istenecek.
***
Spor medyasının 4’te 3‘ünü istihdam eden Ligtivi’miz yayınlarıyla ülkenin 4’te 1’ini manipüle edecek.
Ekmek aslanın ağzında değil, artık midesinde olunca e tabii medyanın 4‘te 3’ünün de gık’ı çıkmayacak.
***
Uzatmayalım.
Digi’katar vatana millete hayırlı olsun.
Siz de...
Allah’a emanet olun.
***
Nokta.

Yazının devamı...

DİGİ’KANKA

17 Temmuz 2015

1-2 şey yazmak farz oldu.
Bulunsun...
***
Katar’la acaip kanka’yız.
Öyle böyle değil.
***
Hintli arkadaşlar Mars’a gidip geliyor.
Biz Katar’a...
***
1 no 10 kez gitmiş.
2 no 15...
Bakanlar 30 mu ne..
Bu bildiğimiz...
***
Fazlası var.
Eksiği yok.
***
Katar’lı kankalar kanka’larına 45 kez gelmiş.
***
Birbirlerine 100 kez gidip gelmişler.
Allah muhabbetlerini artırsın.
***
Sadece genel değil.
Özel de görüşüyorlar.
Ailece de ...
***
Katar’lı kanka kankasının ülkesine her geldiğinde...
Ne isterse almış.
Maşallah hiç eli boş dönmemiş.
***
İstanbul’un en havalı ve uzun caddelerinden birinin adını değiştirip Katar caddesi bile yapmışız.
Anayasada zorunlu olmasına rağmen meclis kararı almadan asker bile göndermişiz.
***
Sadede gelirsek...
Katarlı kanka mayıs’ta gelmişti..
53 arap atı verip..
Kapora bırakmıştı.
Temmuzda geldi.
200 küsur kanal aldı.
Hesabı kapattı.
Gitti.
***
Hikayenin özü bu.
Gerisi hikaye.
***
Bitmedi...
Ve gelenek yine bozulmadı.
Digitürk de diğerleri gibi aile içinde satıldı.
Yabancıya gitmedi.
***
Tmsf’li kanka’lar sattı.
Katar’lı kanka’lar aldı.
Aile içinde kaldı.
***
Digiturk bu boru değil.
200‘den fazla kanal..
3.5 milyon’dan fazla abone var.
Futbol basket liglerini, Şampiyonlar Ligi’ni filan o yayınlıyor.
Bazı geceler 15-20 milyon kişiye bile ulaşabiliyor.
***
Ne çıkar..
Şu;
Ülkenin 4’te 1’i artık Katar’lı kankalar ne verirse onu yiyecek ne verirse onu içecek.
Ne lütfederse..
Onu seyredecek.
***
Ne değişti?
Hiç.
Bişey değişir mi?
No.
***
Ha Tmsftivi..
Ha Katartivi...
Kafa aynı kafa..
Yayın aynı yayın..
Yayıncı aynı yayıncı...
Futbolu basketi Katar’lı kanka’lar yayınlayacak..
Bizim kanka’lar yorumlayacak.
***
Türkçesi..
Hala 1 no ne derse o.
***
Bi 5’likle bitirelim...
Digiturk’tü...
Digi’katar oldu.
Nur topu gibi bi kankativi’miz daha oldu.
Allah kanka’lı kanki’li büyütsün.
Amin.
***
Nokta.

Yazının devamı...

Darüşşafaka’nın ruhu ve Euro’su

11 Temmuz 2015

1-2 şey yazalım.
Bulunsun.
***
Son 13 yılda gele gele Doğan görünümlü Şahin haline gelen, hesapta yeni’lenirken bütün eski hasletlerini kaybeden veya kaybetmek üzere olan bi ülkede kültürel mirası kalıntıyı, geleneği ananeyi eski’yi vesaireyi korumak, sahip çıkmak zor.
Yine de belki bişeyler değişir umuduyla aptalca direniyoruz.
Hala teslim olmuyoruz.
***
Hele 13 yıl’ın son bölümü tam bi kabus...
Misyonu olan duruş’u en sağlam en baba kurumlar bile sadece ‘ayakta durabilmek’ için sık sık kendilerini güncel’lemek zorunda kalıyor.
Kendilerini inkar ediyor.
***
Son örnek Darüşşafaka...
O da zamana zemine uydu.
Basket kulübünü güncelledi.
***
İlginç olan...
Tarihi boyunca parayla pulla işi olmayan bu köklü eğitim kurumunun şampiyonlar ligine hacıağa gibi para dağıtarak girmesinden biz rahatsız olduk.
Darüşşafakalı olmadı...
Bu durum bize koydu.
Onlara koymadı.
Koca camia sevinçten zil takıp oynadı.
Bu durum bizim model’leri hem çok şaşırttı hem de umutlarımızı biraz daha azalttı.
***
Darüşşafaka’lı, Darüşşafaka’yı unutmuş belli.
Bi hatırlatalım...
***
Bak arkadaş...
- 1863’de kurulmuşsun...
- Taaa o dün’lerden beri yoksul yetim çocukların eğitimine destek olmuşsun...
- 1865‘de öğretmenlerin bile senden para almamış...
- Taaa 1868’de KIZ ve ERKEK örencilerin karışık eğitimine uygun çağın çok ilerisinde bi eğitim kompleksi planlamışsın ve yatırıma başlamışsın...
- 1872’de öğrencinin her masrafını karşılama kararı almışsın...
- 1873’de parasız yatılı 54 öğrenci ile eğitime başlamışsın...
- 1877-1878’de Osmanlı-Rus savaşından kaçan binlerce çocuğun annesiz-babasız olanlarını okuluna almışsın...
- Taaa 1881’de ilk mezunlarını vermişsin....
- Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Ressam Agah Efendi, Selim Sırrı (Tarcan), Yahya Kemal (Beyatlı), Yusuf Akçura gibi para pul istemeden ders veren hocalara sahip olmuşsun...
- Matematikçi Salih Zeki ve Mehmet İzzet, maliyeci Hasan Ferit, edebiyatçı Ahmet Rasim ve İsmail Sefa, tarihçi Osman Nuri, ressam Mahmut Cûda’yı yetiştirmişsin, mezun etmişsin...
- 1916-1918 arası askere alınan öğrencilerin Çanakkale’de şehit düşmüş bu yüzden mezun verememişsin...
- 1919‘da cemiyet üyeliğine ilk kez kadınları da almışsın...
- 1927’de ilkokul öğretmeni yetiştirmek amacıyla ‘öğretmen sınıfı’ açmışsın...
- 1939’da Erzincan’da depreminde mağdur olan 83 çocuğa İş Bankası’yla beraber parasız eğitim vermişsin...
- 1945‘de Fransızca’nın yanına İngilizce eğitimi de koymuşsun...
- 1955’de fen, matematik eğitimini de İngilizce vermeye başlamışsın...
- 1964’de babaları hayatta olan ama parası olmayan yetenekli çocukları da şartsız şurtsuz bünyene kabul etmişsin...
- 1969’da KIZ’LI ERKEK’Lİ eğitim kararı almışsın...
- 1971’de okuluna kız öğrencileri de almışsın....
- 1974’de Kıbrıs’ta şehit olan askerlerin çocuklarına eğitim vermişsin...
- 1997-2007 arası 17 Ağustos depremzedesi 41 öğrenci ve 78 şehit asker ve polis çocuğunu, okula sınavsız kabul etmişsin ...
- 2003‘de Bingöl depremzedesi 108 öğrenciyi Darüşşafaka’da misafir etmişsin...
- 2008‘de İş Bankası’yla ‘81 ilden 81 öğrenci’ projesi başlatmışsın....
- 2009’da Mardin Bilge Köyü’nde yaşanan dramın ardından beş çocuğu daha bünyene katmışsın...
- 2012’de annesi hayatta olmayan çocukların da Darüşşafaka’da eğitim görmesini sağlamışsın...
Filan...
Falan...
***
Sahada kazanamadığını saha dışında kazanmak..
Euro’nun ligine euro vererek girmek sana yakışmadı.
Net.
Darüşşafaka bu, boru değil.
Bu kurum sadece senin sizin değil benim de..
Bizim de..
Ülkenin de..
Attığınız her adım beni bizi ülkeyi de bağlar.
Darüşşafaka‘da para geçmez, Darüşşafaka’lı parayla konuşmaz bilirdik.
Hayal kırıklığına uğradık.
***
Bak arkadaş...
Euro’lige giriş şekliniz içinize siniyorsa..
Lafım yok.
Sinmiyorsa...
Çıkın bi çift laf edin.
***
Ve...
Konu Gs filan değil.
Gs’lı olmam hiç değil.
Konu’nun Gs’la uzaktan yakından bi ilgisi de yok.
***
Zaten....
Gs’ı Euro’lig dışında bırakan Eurolig yöneticileri değil, Gs’ın kendi yöneticileri...
***
Şu anda iş başında olan başkanın da içinde olduğu eski yönetim 20 küsur yıl sonra şampiyonluk getiren basket takımına Sabri’ye yaptıkları kadar jest yapsa bugün hala o lig’deydiler.
Eurolig başkanı ben olsam, ben de hocasını sporcusunu yarı yolda bırakan yöneticilerin tekrar iş başında olduğu kulübü sadece Euro’lige değil hiç bi lige almazdım.
İyi yine onlar bi alt lig’e almışlar.
***
Konu Trabzon ve Banvit...
Spor’da ilk kriter sportif sonuçsa...
Wildcard Doğuş’a değil onu eleyen Trabzon’a verilmeliydi.
Yok eğer önemli olan süreklilik istikrarsa yatırımsa...
Mesela Banvit’in hakkıydı.
***
Son söz;
Kim ne derse desin.
Darüşşafaka’ya yakışan ‘bu lige böyle girmek bize yakışmaz‘ demesiydi.
Demedi.
Hem kendini inkar etti.
Hem de Darüşşafaka felsefesini ve ruhunu...
***
Kazandım zannediyor.
Bence kaybetti.
***
Nokta.

Yazının devamı...

4. torba'daki takımın 4.torba'daki ülkesi

26 Haziran 2015

Önce Tff başkanı seçildi.
Sonra seçiN yapıldı.


* * *


Geri’ye takan...
Çağ atlarken bi önceki çağ’a atlayan ülkelerde sistem şöyle işliyor;
Delege arkadaşlar seçiN’den 2-3 gün önce bi otele yerleşiyorlar.
Avanta lavanta’dan yatıp kalkıp...
Yiyip içip lak lak ediyorlar.
Ekstra bile ödemiyorlar.


* * *


SeçiN günü...
Erken kalkıp...
Duş alıp...
Sinek kaydı olup...
Kravat takıp ceket yelek giyip kahvaltıya iniyorlar...


* * *


Açık büfe’de Allah ne verdiyse yiyip...
Kongre salonuna gidip...
Büyüklerimizin seçiN dediği adayı aslanlar gibi seçip...
Tıpış tıpış evlerine dönüyorlar.


* * *


Federasyon sitesinde seçiN programını yayınlamış.
Şöyle;
1-Toplantı çoğunluğunun tutanakla tespiti...
2-Toplantının açılışı...
3-Genel Kurul Başkanlık Divanı’nı oluşumu...
4-İstiklâl Marşı ve saygı duruşu...
5-Genel Kurul başkanlık divanı’na imza yetkisi verilmesi...
6-Başkan ve kurullarının aday listelerinin Başkanlık Divanına teslimi...
7-Başkan’ın sunuşu...
8-Yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması...
9-Okunan faaliyet raporunun görüşülmesi...
10-Gelir-gider tabloları ve bilançosunun okunması...
11-Okunan gelir-gider tabloları ve bilançonun görüşülmesi...
12-Denetleme kurulunun raporunun okunması...
13-Denetleme kurulu raporunun görüşülmesi
14-Uluslararası bağımsız denetim kuruluşu raporunun genel kurul’a sunumu...
15-TFF Başkanı’nın hesap ve faaliyetlerinden ötürü ibra edilmesi...
16-Yönetim kurulu’nun hesap ve faaliyetlerinden ötürü ibra edilmesi...
17-Denetleme kurulu’nun hesap ve faaliyetlerinden ötürü ibra edilmesi...
18-Bütçe’nin görüşülmesi ve kabulü veya reddi hakkında oylama yapılması...
19-Bütçe tadilleri yapmak için yönetim kurulu’na yetki verilmesi...
20-TFF statüsü’nün uyuşmazlık çözüm kurulu’na ilişkin maddelerinin değiştirilmesinin kabulü veya reddi...
21-Tff statüsü’nün 69. maddesi gereğince üyelik aidatının belirlenmesi...
22-Başkan adaylarını konuşmaları...
23-Başkan seçimi...
24-Yönetim Kurulunun 14 asıl ve 14 yedek üyesinin seçimi...
25-Denetleme Kurulunun 5 asıl ve 5 yedek üyesini seçimi...
26-Dilekler...
27-Kapanış...


* * *


Türkçesi...
Yeme içme faslı bitince toplanın, arkadaşların eski hesaplarını faaliyetlerini ibra edin sonra size söylenen başkanı yöneticileri, kurulları filan sorgusuz sualsiz seçiN, verin dediğimiz yetkileri verin, yeni bütçeyi de arıza çıkarmadan onaylayın ve gidin.


* * *


Bu kadar tantana bunun için?
1 no tarafından seçilmiş ve atanmış bi başkanı ve yönetimini seçiyormuş gibi yapmak için.
Bu 2015 de demokratik bi ülkede herkesin gözü önünde oynanan utanç verici bi oyun.
Kaderimizin bi oyunu...
100 yıllık koca kulüpler dahil, herkes bu oyunun bi parçası ve hiç rahatsız olmadan sıkılmadan yüzleri kızarmadan bu oyunu oynuyorlar.


* * *


Millet de bi tuhaf ...
Demokrasisi 4’üncü sınıf olmuş.
SeçiM'i seçiN olmuş.
Ülkenin kendisi 4‘üncü torba’ya girmiş.
Hala milli takımı 4‘üncü torba’da diye üzülüyor.


* * *


Tff sitesinde 28’inci madde yok.
27’de bitiyor.
Onu da biz yazalım;
28-Daha hesabı kapatmadık, bişeyler daha yiyip içecekseniz hemen yiyin için ve evinize dönün.


* * *


Kulüplerini o bu şu sebepten siyasete bu kadar gebe bırakan, devlet sakal atmasa 100 yıllık dükkan’larını kapatacak durumda olan, iktidar korkusundan bu arkadaşlara bile 200 küsur imza verip diğer adayların yolunu kapatıp tek aday’lı bi seçiN’e sebep olan bu kulüpleri ve delegeleri elbet tarih yazar birgün.
Tarih yazmazsa da...
Ben bi ara yazarım.


* * *


Milli takımı 4‘üncü torbada olan ülkenin federasyon başkanı da 4‘üncü torba’da bulunan ülkelerde seçildiği gibi seçildi.
Yüzde 40’ın medyası genel seçimde olduğu gibi, yine 1 aday varmış gibi davrandı.
Tek fark, 1 no’nun meydana inip medyaya çıkıp aleni ‘bu adaya oy verin’ dememesiydi.


* * *


Ali Dürüst’ün, beraber çalıştığı ve yere göğe koyamadığı başkanın yönetimine değil, hocasını elinden alan (hocanın da üstün gayretiyle tabii) Aysal’ın altını oyan federasyonunkine girmesi...
FB’nin Tolga Aytöre, Uğur Dündar’ı pas geçip Demirören’i desteklemesi...
Tff başkanından hesap soracağız diye gelen BJK yönetiminin bırak hesap sormayı sual bile soramadan sorgusuz sualsiz eski başkanının yanında saf tutması...
Bu Tff’den en çok rahatsız olan Trabzon’un bile bu arkadaşlara arka çıkması...
Filan falan...
Özet’i...
Bi kez daha gördük ki...
Milli içkimiz ayran bile olsa biz’den bi cacık olmaz


* * *


Tff başkanı Mehmet Arslan’a demişki;
Bizde baskı yok, şeffaflık var.
Demek istediği şu;
Baskı var ama şeffaf.


* * *


Nihat Beyan...
Her şey ayan beyan...


* * *


Son 1 şey..
Hazır HEPİNİZ ORADAYKEN...
Bi sonraki başkanı da sorup öğrenip seçseydiniz de...
Son anda 2 ayağınız 1 pabuc’a girmeseydi.


* * *


Nokta.

Yazının devamı...

Yüzde 60 diyor ki;

19 Haziran 2015

Federasyon’a ve yüzde 40’a yakın medya bunu haber olarak bile verEmedi.
***
Medyanın son 10 yılda geldiği nokta şu;
- Alo
- Buyrun efendim
- Bunu yayınla şunu yayınlama tamam mı?
- Peki efendim.
***
Halleri içler acısı valla...
1-2 şey yazalım.
Bulunsun.
***
Yüzde 40’ın temsilcileri koalisyon kurulmadan işi oldu bittiye getirmek isteyince...
Yüzde 60 da oyunu kuralına göre oynamaya başladı.
***
Yarsuvat’ın adaylığı doğrusu sürpriz oldu.
Aday olur olmaz da bi manifesto yayınlayıp bombayı tam da koalisyon öncesi yüzde 40’ın federasyonu’nun kucağına bıraktı.
***
Manifesto önemli...
Çünkü Yarsuvat laf olsun torba dolsun diye konuşan biri değil.
Cin gibi.
Herhangi biri de değil.
Önemli bi hukuk adamı, bi profesör ...
Laf’ının nereye gideceğini bilir.
***
Önemli;
Çünkü bu seviyede biri ilk defa tehlikeli sulara giriyor.
Önemli;
Çünkü bu seviyede bugüne kadar hiç dil’lendirilmeyen konulara giriliyor.
***
Manifesto’yu okurken ‘bizim köşe’lerin birinden mi araklamışlar’ diye düşünmedim değil.
Ben de yazsam bunları yazardım diyeceğim de...
Diyemiyorum.
Zaten bunları yazıyorum.
***
Yarsuvat ve arkadaşları sisteme fena gider yapmışlar.
Hatta bazı bölümleri BÜYÜK HARFLERLE yazmışlar.
Helal olsun.
Özetle diyorlarki;
Eğer taraftarın statlarda olmaması önemli değilse...
Eğer amaç KİTLESEL BİR HAREKET’İ engellemekse...
ÜÇÜNCÜ BİR GÖZ ile taraftarı sindirmekse..
Ya da futbol taraftarını banka müşterisine çevirmekse...
Bu DAYATMA devam etmelidir.
***
Diplomatik dil’de ve bu seviyede daha açık yazamazlar ...
Biz yazalım.
Yani diyorlar ki ;
Futbola doldurduğunuz adamlarınızla oluşturduğunuz totaliter sisteminiz çoktaaaan iflas etti, paso’da iflas etti, daha fazla dayatmayın.
Getirdiğiniz adamlarınızı da alın geri götürün ve çıkın gidin futboldan.
***
Manifesto’ya dönelim.
Diyorlar ki;
Eğer ki, ‘endüstriyel futbol’ ifadesindeki ‘futbol’ bile size fazla geliyor ve sadece endüstri istiyorsanız...
Futbol şirketleri bilfiil iflas halindeyken daha da şirketleşme istiyorsanız...
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ’NE, ANAYASA’YA TÜRK TİCARET KANUNU’NA VE DERNEKLER KANUNU’NA AYKIR OLSUN AMA ‘BİZİM’ OLSUN DİYORSANIZ...
Kulüpler Birliği Yasa Tasarısı ve Süper Lig A.Ş derhal kanunlaşmalı ve yürürlüğe girmelidir.
***
ANCAK AMAÇ hukuka uygun demokratik bir yapının derhal kurulmasıysa.....
ÖLÜ DOĞAN SÜPER LİG A.Ş, KULÜPLER BİRLİĞİ YASA TASARISI VE BENZERİ HUKUKA AYKIRI TÜM UYGULAMALAR FUTBOL HAFIZASINDAN SİLİNMELİDİR.
***
Daha ne desinler?
***
Diyorlar ki;
Eğer futbolla siyaseti bir bütün olarak görüyorsanız...
Özel sektörün hızla futboldan uzaklaşması ve SERMAYE ODAKLARININ FUTBOLU FİNANSE ETMESİ sizi rahatsız etmiyorsa...
Amaç bu FİNANSMANLA ve BELEDİYE KULÜPLERİ’YLE hızla SİYASALLAŞMAKSA...
Lütfen devam ediniz.
***
ANCAK...
İcazetsiz, siyasetsiz, bağımsız ve demokratik, özgür ve özerk bir futbol anlayışının egemen olmasını istiyorsanız...
BU DÜZEN ARTIK DEĞİŞMELİDİR.
***
Diyorlar ki;
15 güne sığdırılan seçim süreci ile DELEGELER ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLAR adalet duygunuzu incitmiyorsa...
Seçimden önce çeşitli grup birlikler tarafından yapılan açıklamalarla aday olmanın bile imkansız hale gelmesi sizi rahatsız etmiyorsa...
Ve delege listesinin açıklanmasından en geç 1 (yazıyla bir) gün içerisinde adaylığınızı açıklamak zorundaysanız...
Sizin için aslolan SEÇİLMEK değil ATANMAKSA...
GÖREVDEN ALININCAYA kadar o KOLTUKTAN kalkmayınız.
***
Ancak...
Demokrasi anlayışını içselleştirmişseniz...
Ve her çıkan aday demokrasi anlayışınızı kuvvetlendiriyor diye düşünüp DEMOKRASİDEN KORKMUYORSANIZ...
LÜTFEN SEÇİM YAPINIZ.
***
Filan falan...
Dahası da var da...
Beni tahrik eden bölümler bunlar.
Merak eden tüm manifestoyu futbolsadecefutboldur.com‘dan bulup okuyabilir.
***
1-Sırf bu manifestoyu yayınlamak için aday olmaya değer mi?
DEĞER.
2-Bence kaybetmek için seçime giriyorlar ama kaybederken bile kazananlardan daha çok şey kazanacaklar.
3-Tek parti iktidarı varken gık demeye korkan futbol sülalesi, kapalı kapılar arkasında konuştuklarını basın toplantısında herkesin önünde söyleyen bu ekibe bakalım nasıl tavır alacak?
4-Bu manifestoyu havuz’cu arkadaşlar yayınlaYAmaz.
Federasyona ve yüzde 40’a yakın gazeteler de...
Manifesto’nun muhatabı kamu kurumlarının tv’leri de...
Biz yayınlayalım.
Manifesto’cu arkadaşlara kıyağımız olsun.
***
Nokta.


Yazının devamı...

Aynı hamam aynı tellak

12 Haziran 2015

Rektörü kafasına göre seçen sistem...
Futbol’u sallar mı?
Sallamaz.

* * *

Rektör’de aranan tek kriter’in “biz’den olsunda nolursa olsun” olduğu sistemde federasyon başkanı’nda başka kriter aranır mı?
Aranmaz.

* * *

Seçilen rektör’ün atanmadığı ülkede...
SeçiN’den önce federasyon başkanı atanır mı?
Atanır.

* * *

Madem girdik...
1-2 şey yazalım.
Bulunsun.

* * *

Yine seçiN var.
Futbol ailesi başkanını seçiyor.
-Bu arkadaşı seçiN.
-Peki.

* * *

Haluk Ulusoy da aday olunca...
İşler biraz sarpa sarınca...
Kulüpler Birliği aniden toplandı.
Şıpşak bu federasyona destek verdi.

* * *

Delegelere verilen mesaj açık;
Aman haa Yıldırım bey’i seçiN.

* * *

Bu ne demek?
‘1 no böyle istiyor’ demek.

* * *

Ptt ligi de yanlarındaymış.
Adı Ptt olan ligin benim senin yanında olacak hali var mı?
Yok.
Söylemeye gerek var mı ?
Yok.

* * *

Neymiş...
İstikrarın(?) sürmesinden yanaymışlar...
Bu federasyonla daha yapacak çok şeyleri olduğuna inanıyorlarmış.

* * *

Buna biz de inanıyoruz.
Bi flash tv...
Bi siz...
İstikrar nefis.

* * *

Onlar sürekli halay çekiyor.
Siz çıta’yı sürekli aşağı çekiyorsunuz.

* * *

6 aylığına Almanya’nın başına geçin.
Onları bile dip’e vurdurursunuz.
Alman futbolunu bile çökertirsiniz.

* * *

Bu gidişle imkânsızı başaracaksınız.
Futbolu seyircisiz oynatan ilk ülke olacaksınız.
FIFA tarihine geçeceksiniz.
Guinnes’lik olacaksınız.

* * *

Uzatmayalım...
1-2 şey daha yazıp bağlayalım.

* * *

Kaderden kaçmak zor...
Yeni sezonda da...
Maalesef berber aynı berber...
Tıraş aynı tıraş...

* * *

Aynı hamam...
Aynı tellak...
Aynı kese...
Aynı kurna aynı tas...
Yüzde 40 -yüzde 60 filan hikaye...
Hala 1 no ne derse o...
Gerisi de masal masal matitas...

* * *

Acı olan...
O bu şu sebepten Ankara’ya bağlı olan ve borç içinde yüzen bu kulüplerin, sponsorları kaçan, çoktan iflas etmiş bu sistemde hala bu arkadaşları desteklemek zorunda kalmaları...
Ellerini kollarını Ankara’ya bu kadar kaptırmış olmaları...

* * *

Kimi stad’ının peşinde...
Kimi yargı da...
Kimi metro ruhsat iskan vs bekliyor.
Kimi de vergi affı, para mara...

* * *

100 yıllık kulüpler başta hepsi 1 no’nun ağzına bakıyor.

* * *

Kulüpler Birliği’nin açıklamasından çakozladığım şu;
Adaylara eşit mesafedeler.
Ama bu başkanı destekliyorlar.

* * *

Ülkede futbol medyası olsa ilk şu sorulur;
Niye?

* * *

Ama medyanın büyük bi kısımını havuz istihdam edince tabii havuz’cu arkadaşlar da soru moru soramıyor.
Sadece verilecek cevapları soru’landırıyor.

* * *

Hoş...
Sorsalar ne denecek ki;
1 no böyle istiyor mu?

* * *

Hürriyet’de dün süper bi haber vardı.
Arkadaşlarımız F.Bahçe’nin yeni hocası Vitor Pereira’nın kanka’mız olan Arabistan’da başından geçen ilginç bir olayı yazmış.
Hoca oyuncularının bir türlü profesyonel olamamasına kafayı fena takmış ve bir maç sonrası onlar hakkında bikaç şey söylemek istiyor.
Toplantıyı yöneten arap arkadaş (herhalde aile’den) araya giriyor.
Diyorki;
Yıldız oyuncular hakkında eleştiride bulunamazsınız, maçın geneliyle ilgili bilgi verebilirsiniz sadece.
Pereira haklı olarak isyan ediyor.
Kanka da son noktayı koyuyor.
Bu toplantının kontrolü sizin değil benim elimde.

* * *

Bizim 1 fırt sonraki halimiz de bu...

* * *

En acı olanı da şu;
Kulüpler sisteme öyle gebe kalmışki...
Federasyon başkanından hesap soracağım diye gelen 100 yıllık BJK’nin başkanı bile bu başkanı desteklemek zorunda kalıyor...

* * *

Allah müstahakımızı versin diyeceğim de...
Diyemiyorum.
Vermiş zaten.

* * *

Nokta.

Yazının devamı...

Havuz kupası

5 Haziran 2015

Ülkenin kupa’sı da lig’i gibi aile içinde oynandı.
Normal.
***
Toto’cuların ligini fon’cular (tmsf) yayınlamıştı.
Ziraat’cilerin kupasını Atv’ciler yayınladı.
Bu da normal.
***
5 gollü maç tam bi finaldi.
2 takıma da gitti geldi.
Heyecan son saniyeye kadar devam etti.
Maç bitti.
1 saniye bile geçti-geçmedi.
Reytingin en yüksek olduğu o anda sahaya aniden Thy, Ziraat Halkbank, Toki, Emlak Konut vs girdi.
***
Millet, Sneijder’i, Burak’ı, Selçuk’u, Melo’yu, Hamza hoca’yı, Güneş’i, Fernandao’yu seyretmek istiyordu.
Devlet, dünyanın en büyük şantiyesinde yaşamak zorunda bırakılan bu talihsiz bahtsız millete, kupa finalinden sonra bile yeni havaalanları, yeni yerleşim alanları yeni şantiyeler seyrettiriyordu.
***
Yayıncı ısrarla Fernandao’unkini değil Emlak Konut’un gollerini, Burak’ınkini değil Toki’nin hat-trick’ini yayınlıyordu.
***
E seçime çok az vardı.
Fırsat bu fırsattı.
Belki son fırsattı.
İşler de gittikçe sarpa sarıyordu.
Ne kadar mesaj versen kâr’dı.
***
Maç sonunda Ziraat reklamı Gs takımından daha fazla yer aldı.
Banka ekranda şampiyon’dan daha fazla kaldı.
Futbolcuların tur’unu seyretmek isteyen milyonlara zorla kamu kurumlarının tur’u seyrettirildi.
***
Kamera arada bir ayıp olmasın diye 1-2 saniyeliğine sahaya dönüyordu.
Laf olsun diye 1-2 futbolcuyu gösteriyordu.
Sonra hemen reklam’a gidiyordu.
Ekrana yine Thy, Toki moki geliyordu.
***
Yayıncı maç sonrasını reklam arası final şeklinde yayınlayarak bi ilk’e daha imza attı.
Kamu kurumlarının reklamları bıktırıcı bi şekilde arka arkaya verildi.
Yeni havaalanı maçın mvp’si Burak’dan bile daha çok gösterildi.
***
Özet’lersek...
Önce havuza su verildi.
Sonra para aile içinde filandan falana havale edildi.
İşlem tamamlanınca da...
Gs’a kupası verildi.
***
Ve.
Düdüğü yine parayı veren çaldı.
Gs-Bursa oynadı ama...
Malı yine Thy, Ziraat, Halkbank, Toki Emlak Konut vs götürdü.
***
En ilginç olanı da...
Bu kadar reklamın içinde kamu sektörü dışından 1 reklam bile olmamasıydı.
***
Ya tesadüftü...
Ya ne tesadüf...
Ya da tesadüfün böylesi...
***
Maçı yorumlayan, bi aralar efsane olan, sonra sistem’e dahil olunca yok olan, herşeyin altında bişey arayan ve hesapta lafını esirgemeyen yılların yorumcusu yine cin gibiydi, her pozisyonu gördü, 3-5 santim’lik ofsaytı bile kaçırmadı, gözünün önünde olan reklam skandalını bi türlü görEmedi.
İşine gelmeyince...
Yine lafını esirgedi.
***
Benim senin paranla bana sana seçim propagandası yapıldı.
Sahaya giren çıkan herşeye laf eden yorumcu final’e giren siyaset için tek laf bile etmedi.
Edemedi.
***
Uzatmayalım.
Bursa yine iyi oynadı.
Fernandao yine gol attı.
Burak hat-trick yaptı.
Gs kupayı aldı.
Maçın yıldızları Thy, Ziraaat, Halkbank, Toki Emlak Konut oldu.
Devlet yayınlayınca yorumlayınca...
Parsayı tabii yine siyaset topladı.
***
Son 1 şey.
Sağımızı solumuzu trol’ler sarmış.
Diyorlar ki;
Senin Milan bile Çin’lilere satıldı, bak bizimkiler devlet sayesinde taş gibi ayakta, beğenmediğin siyaset 400 milyon dolar veriyor, daha ne istiyorsun, Allah’tan belanı mı?

1- İtalya’da Milan’lı hiç olmadım.
Kuzey’liyi hiç tutmadım.
Ya Roma ya Napoli...
Kargadan başka kuş, Kargasekmez’den başka yokuş tanımam.

2- Biz daha pratik bi yol bulduk.
Kulüpleri tek tek değil, komple sattık.
400 kağıda tüm lig’i sattık.
***
Ve...
Tarih günün birinde bu günleri yazınca diyeceksiniz ki;
Keşke Çinli’ler alsaydı.
***
Nokta.

Yazının devamı...