"Selim Öztürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Selim Öztürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Selim Öztürk

Selim Öztürk

Televizyon almadan önce nelere dikkat etmeli?

22 Şubat 2017

Sanırım 5 yılı aşkın bir süredir eve televizyon almadım. Evet, teknoloji editörü olarak ömrüm belki bu cihazlarla geçiyor ancak kendi evimde kullandığım halen eski bir model. Bu aralar düşünüyorum, acaba ne almalıyım? Bu sorunun yanıtını beraber aramak istiyorum. 

TV almayı düşünüyorsanız çok fazla opsiyonunuz var: HD, 4K, UHD, HDR, OLED, LED gibi gibi. Televizyonlar artık sadece bir ekrandan ibaret değil, birer bilgisayardan farkları kalmadı. TV kanallarını izlemek dışında internete de girebiliyoruz, YouTube gibi platformlardan film izleyip müzik de dinleyebiliyoruz. 
Şimdi isterseniz TV alırken dikkat edeceğimiz hususlara maddeler halinde şöyle bir bakalım: 

1. Görüntü kalitesi

TV alırken aklınızda olması gereken ilk şey görüntü kalitesi elbette. Ancak şunu da unutmamalı ki en iyi görüntü kalitesi beraberinde yüksek fiyatı da getiriyor. Yani bütçemize de bakarak optimum ürünü bulacağız. Örneğin en iyi görüntü kalitesini arıyorsak o halde TV ekranımızın OLED teknolojisini kullanıyor olması gerekiyor. LG'nin bu anlamda çıkardığı OLED TV'leri olduğu gibi Samsung'un da QLED adını verdiği modelleri bulunuyor. İkisi de üç aşağı beş yukarı benzer teknolojiler aslında.

Eğer OLED size çok maliyetli geliyorsa, o halde görüntü kalitesinden çok da ödün vermeden daha uygun fiyatlı modellere bakmamız gerekecek. Bunun için de 4K ve HDR teknolojilerini sunan bir LED TV işinizi fazlasıyla görecektir. Samsung'un 65 inç'lik LED TV'leri olduğu gibi diğer teknoloji devlerinin de hayli iyi LED TV'leri bulunuyor. 

2. TV'lerde 4K deneyimi

4K TV'ler (kimi zaman UHD TV veya HD TV olarak da bilinirler) normal HD TV'lere oranla iki kat daha fazla çözünürlük sunar. Ancak gerçekte görüntü kalitesindeki farkı doğrudan göremeyebilirsiniz; keskin hatları yoktur. TV'den biraz uzaklaştığınızda, standart HD TV'lerden görüntü kalitesinin daha iyi olduğunu fark edebilirsiniz. 4K teknolojisi standart halini almaya başladığından bugün için artık HD TV almanızı önermem söz konusu değil elbette.

3. HDR çok ama çok önemli bir özellik

Ekran kalitesinden bahsetmişken HDR teknolojisinin üzerinde durmazsak olmaz. Peki nedir HDR? Açılımı High Dynamic Range yani Yüksek Dinamik Aralık olan HDR'yi şöyle açıklayabiliriz:

Görüntülerin temeli siyahlar ve beyazlar diyebiliriz. Aslında evet birçok etken mevcut sadece siyah ve beyazla kısıtlamamak lazım fakat görüntüye esas derinliği katan etkenler bunlardır. HDR’ın görüntülerdeki gölgelerin arkasında saklanan ince detayları görebilme ve renkleri oldukça gerçekçi kılmak gibi bir güzelliği mevcut.


HDR teknolojili ekran (solda) ve olmayan... Görüntü farkı net olarak ortada!

Karanlık ve aydınlığın mükemmel uyumu sayesinde görüntülerin gerçekçiliği, kalitesi, keskinliği ve detayları artıyor. Yer alan yüzlerce örnekten de bunu rahatlıkla görüyoruz ki bu teknoloji bu kadar konuşulmayı hak ediyor. Ekranınız 4K olsa bile söz konusu desteğe sahip değilse yeterince detaylı görüntüler elde edemezsiniz. Ayrıca HDR teknolojisi her boyuttaki ekranlarda çalışmak üzere geliştiriliyor ve kalite hep daha yüksek oluyor.

4. Peki ya 3D ne olacak?

Güldürmeyin beni! 3D mi kalmış sahi? Yıllar yıllar önce Avatar'la sinemalarda başlayan 3D akımının artık esamesi okunmuyor; TV alırken adını bile telafuz etmeyin, artık bir şey ifade etmiyor.

5. Akıllı TV'ler?

Bugünün TV'leri artık WiFi bağlantı desteğiyle geliyor. Yani bilgisayardan farksızlar. Netflix, YouTube gibi platformlara TV'lerden girip kendi istediğimiz içeriği izleyebiliyoruz. Akıllı TV almak zorunda değilsiniz; bir Apple TV ya da oyun konsolu bile aynı işi görecektir. Yani akıllı TV kavramının üzerinde çok durmanıza gerek yok; zaten piyasada pek akıllı olmayan da yok ya!

6. Ekran büyüklüğü ne olmalı?

Tamamen size kalmış. Odanıza, iş yerinize yani nereye koyacağınıza göre ve tabii ki bütçenize göre bu kararı vermelisiniz. Ekran büyüdükçe fiyatın arttığını da hep akılda tutmalı. 

Yazının devamı...

Twitter'dan onaylanmış hesap nasıl alabiliriz?

15 Şubat 2017

Twitter, daha önceki süreçte kullanıma sunduğu onaylanmış profil rozetlerini sınırlı sayıda kullanıcı kitlesine dağıttığı gerekçeleriyle eleştirilere maruz kalmıştı. Twitter'ın, spor, siyaset, magazin, basın vb. mecralardan tanınmış kişilere, ünlü markalara sağladığı onaylanmış profil rozetlerinin şimdiki süreçte daha fazla kullanıcıya ulaşabileceği yeni bir bağlantısı var artık.

2009 yılı itibariyle kullanıma sunulan özellik, günümüze dek yaklaşık 200 bini aşkın onaylanmış profilin meydana gelmesini sağlamıştı.

Uygulama bünyesinde profillerin güvenilirlik ve tanınmışlık düzeylerini öne çıkaran rozetler, Twitter'ın yeni kararıyla daha fazla kişiye ulaşabilecek.

Twitter hesabı nasıl onaylatılır?

Kullanıcıların onaylanmış profil rozetlerine sahip olmaları için izlemeleri gereken birkaç aşama bulunuyor:

İlk olarak yeniden kullanıcıların başvurusuna açılacak doğrulama paneline, onaylanmak istenen kullanıcı adı yazılacak.

Daha güvenilir bir profil deneyimine sahip olunması için kullanıcılarıntelefon numarası, e-posta adresi, tam teşekküllü profil bilgileri panele kaydedilecek.

Shiftdelete.net'in haberine göre Twitter kullanıcıların profillerinin güvenilirliğini test etmek amacıyla, profilleri neden onaylatmak istediğini sorgulayarak, profil bağlantısının en az iki web sitesinde yer almasını isteyecek.

Kullanıcılar son aşamada, pasaport, ehliyet, nüfus cüzdanı gibi fotoğraflı kimlik belgelerini ekleyerek profillerini onaylatmış oluyorlar.

Kullanıcılar hesaplarını bu bağlantıdan onaylatma yoluna gidebilecekler.

Yazının devamı...

Telefonunuzun batarya ömrünü artırın!

8 Şubat 2017

İsviçreli, İsveçli bilim adamlarının geliştirdiği yeni nesil bataryaların günlerce ve hatta haftalarca kullanıcıları prizden uzak tutacağına dair zaman zaman haberler alıyoruz; ancak bunların hiçbiri bir türlü hayatımıza girmiyor ve hep bilim adamları yaptığıyla kalıyor. En iyisi biz bilim adamlarını beklemeyeli bırakalım da kendi başımıza batarya ömrünü nasıl artırabiliriz, ona bakalım!

Arka plan etkinliğini azaltın

Bu ipucumuz, muhtemelen herkesin işine gelmeyecek. Ancak arka plandaki uygulamaların çoğunu kapatmak, onların pili tüketmesine engel olacaktır. Twitter'da birisi sizden bahsettiğinde uyarı almak çok önemli değilse, bu işlevi kapatabilirsiniz. Benzer biçimde Drive, Amazon gibi arka planda çalışması çok gerekli görmeyen uygulamaları "Background App Refresh" bölümünden kapatarak, arka planda işlem gücünü kullanmalarına engel olabilirsiniz.

Belirli uygulamaları daha az kullanın

Facebook, Twitter gibi uygulamaların arka planda çalışmasına engel olduğunuzda, bu sefer onları sıkça kontrol etmenizi söyleyen bir dürtüyle baş başa kalabilirsiniz. Ancak Facebook gibi bazı uygulamalar, pil ömrüne fark edilir derecede etki edebiliyorlar. Hangisinin daha çok pil harcadığını anlamak için tüketimi takip etmeniz gerekiyor. Pili sohbet etmediğiniz zamanda bile hızla tüketen uygulamalar arasında Google Hangouts'un da bulunduğunu söyleyelim.

Uyarılar

Cihazınıza gelen uyarıların ekranınızı açıp, sizi bilgilendirmesi çok pratik olabilir. Peki susturmanız gereken uygulamalar da var mı?

Ekranın kısa süreyle açılıp kapanması önemsiz gibi görünse de, bunun gün içinde onlarca kez tekrarlanması pilin tükenmesini destekleyecektir. Hangi uyarılara ihtiyacınız olduğunu düşünün ve ayarlarınızı buna göre değiştirin.

Bir adım daha ileri gitmek isterseniz, epostaları otomatik olarak kontrol etmeyi de durdurabilirsiniz. Ancak sanırız çoğu kullanıcı, internetle bağını bu kadar çok koparmak istemeyecektir.

Uçak modu

Uçak modunu sadece uçakta kullanılan bir ayar olarak düşünmeyin. Rahatsız edilmek istemediğinizde veya pil tüketimini yavaşlatmak istediğinizde uçak modu, çok faydalı olabiliyor. Ayrıca uçak modunda telefonunuz herhangi bir işlem yapmadığından çok daha hızlı bir şekilde şarj olduğunu da unutmayın.

Konum

Bazı uygulamaların konumunuzu takip etmesi, gerçekten işe yarıyor. Bazılarının ise bunu yapmasına pek gerek yok, çünkü kendi hayırlarına, sadece bilgi toplama amaçlı çalışıyorlar.

Konum takibi pil ömrünü önemli ölçüde etkilediğinden onu tamamen kapatabilir veya belirli uygulamaları konumla ilgilenmekten alıkoyabilirsiniz.

Yazının devamı...

3D TV resmen öldü! Yaşasın akıllı TV!

1 Şubat 2017

3D TV'nin resmen öldüğünü artık söyleyebiliriz; zira bugüne kadar ısrarla 3D TV üretimini durdurmayan LG ve Sony de bu alanda artık yer almıyor. Dolayısıyla 3D TV'yi sahiplenen ufak çaplı markalar dışında hemen hiçkimse kalmadı. 

AVATAR İLE 3D TV RÜZGARI BAŞLAMIŞTI

Avatar'ın vizyona girmesiyle birlikte 3D teknolojisi zirve yapmış ve şirketler birbiri ardına yeni 3D TV'leriyle tüketicilerinin karşısına çıkmak için sayısız reklam kullanmıştı. Ancak Avatar'ın üzerinden geçen 7 yılın ardından bu teknolojinin tutmadığı görüldü. Bugün için daha çok sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve diğer giyilebilir cihazlarda tercih edilen bu teknoloji artık başlı başına hiçbir şey ifade etmiyor. 



NEDEN 3D TV TUTMADI?

Öncelikle yeteri kadar içerik hiçbir zaman olmadı. 3D TV'ler piyasaya çıktı çıkmasına; ancak yeterli sayıda 3D film ve diğer içeriklerden fazlaca olmayınca televizyonların 3D özelliğini kimse istediği gibi kullanamadı; teknoloji yaygınlaşamadı.

Gözlükler de 3D TV'nin önündeki en büyük engellerden biriydi. Uzun süreli TV izleme alışkanlığını fazlasıyla baltalayan gözlükler kullanıcılar için yorucu bir deneyimden öteye gidememişti.



3D TV'ler aslında iyileştirilmiş bir 2D TV'ydi ve 3D özellikleri o kadar da sık kullanılamadı. 

Ve Blu-ray diskler... Blu-ray'in fazlasıyla pahalı bir çözüm olduğu gerçeği 3D TV'lerin yaygınlaşmasını engelleyen bir diğer etkendi. Pahalı filmleri izlemek istemeyen kullanıcılar, 3D filmlerden uzak durmak zorunda kaldı.

ARTIK AKILLI TV'LER MODA!

TV endüstrisi 4K, HDR ve akıllı TV teknolojilerine yoğunlaşmış durumda. Henüz 4K teknolojisi ülkemizde çok yaygınlaşmamış olsa da, yayıncılar da yavaş yavaş bu yayın formatına uymaya başladı. Gelecekte ise 8K çözünürlüğünde TV'ler yavaş yavaş evleri doldurmaya başlayacak; ancak bunun için en az 5 yıl beklememiz gerekecek!

Yazının devamı...

Bu uygulamalara mutlaka bir şans verin

18 Ocak 2017

Uygulamalar telefon geliştiricileri için ciddi bir ekosistem. Apple'ın uygulama mağazasında her gün yüz binlerce uygulama telefonlara indiriliyor. Bazıları adını duyurmayı başarıyor ve milyonlara ulaşıyorken, bazı işe yarar uygulamalar ise kendini tanıtma şansı bulamayıp yok oluyor.

Şimdi isterseniz benim de kullandığım ve faydasını fazlasıyla gördüğüm uygulamalara şöyle bir göz atalım; ilginizi çekerse, herhangi bir ücret ödemeden de hemen deneme şansınız var nasılsa!



Wetransfer

Bu uygulama sayesinde ücretsiz olarak 10 GB'a kadar tüm dosyalarınızı internete yükleyebilir, yüklediğiniz adresi arkadaşlarınızın dosyaları indirmesi için paylaşabilirsiniz.

MHRS

MHRS (Merkezi Hekim Randevu Sistemi) isimli bu uygulama sayesinde telefonunuzdan hızlıca aile hekiminizden veya dilediğiniz bir hastaneden istediğiniz zaman diliminde randevu alabilirsiniz.

Free vpn proxy by VPN Master

Özellikle ülkemizde sık sık internet erişim sorunu yaşadığımız muhakkak. Facebook, YouTube, Twitter ve hatta Whatsapp'a bile zaman zaman erişim sorunu yaşıyoruz. Bu uygulamalara erişmenin en basit yolu ise iyi bir VPN aracı kullanmak. Telefonlarda üstelik ücretsiz olarak da indirebileceğiniz "Free vpn proxy by VPN Master" isimli uygulama kullanıcıların herhangi bir ücret ödemeden yurtdışında herhangi bir sunucuya bağlanarak uygulamalara erişebilmesini sağlıyor. Tek yapmanız gereken uygulamayı açtıktan sonra 'kalkan' simgesine dokunmak ve beklemek. Görüntüdeki dünya simgesi kask giymiş hale döndüğünde VPN'e bağlanmış oluyorsunuz. Uygulamanın hem iOS hem de Android sürümleri bulunuyor. Uygulama ücretsiz olduğundan yer yer karşınıza reklamlar çıkıyor.



Here WeGo

Here WeGo isimli harita uygulaması, Google Maps ve Apple Maps'in aksine kullanıcılara çok kullanışlı bir özellik sunuyor. Siz offline olsanız da yani internete bağlı olmasanız da haritayı önceden yükleme şansınız olduğu için internet bağlantısına muhtaç kalmadan haritada rahatça dolaşabiliyorsunuz. Özellikle yurtdışına sık sık çıkan ve harita ihtiyacı içinde olan kullanıcıların WiFi noktası bulduğunda Avrupa, ABD, İngiltere gibi ülke ülke ya da bölge bölge haritaları telefonlarına indirmesi ve roaming yapmadan bu haritalara offline olarak erişebilmesi mümkün.

Fitness Point

Fitness Point isimli uygulama özellikle spor yapmaya başlayacaklar için biçilmiş kaftan. Spora başlamayı yardım almadan başlamayı düşünüyor, ama tam olarak hangi noktadan başlayacağınızı bilmiyorsanız bu uygulamayı bir rehber gibi düşünebilirsiniz. Fitness Point ile karın, kol vb. tüm vücut hareketlerini nasıl yapmanız gerektiğini görüntü desteğiyle öğrenebilir, kendi programınızı yaparak size en uygun programı da oluşturabilirsiniz. Ücretsiz sürümü de bulunan uygulamayı indirdikten sonra özelliklerini daha geniş geniş kullanmak için ise cüzi bir ücreti gözden çıkarmanız gerekiyor.



Recontact: Istanbul

Recontact: Istanbul, bugüne kadar benzerine pek rastlamadığınız türden bir mobil oyun deneyimi sunuyor. İstanbul sokaklarında çekilen gizli kamera görüntüleri üzerinden ‘şüpheliyi’ bulmanızı bekleyen oyun, etkileyici müzik ve kurgusuyla dikkat çekiyor. Oyunda her biri Beyoğlu ve çevresinde çekilmiş 10 farklı görüntü için kullanıcılardan tarif edilen kriterlere uyan kişiyi bulmaları bekleniyor. Kullanıcılar şüphelinin kadrajda olduklarını düşündüğünde ekrana dokunuyor ve ‘zoom’ yaparak kadrajdaki bir kişiyi seçiyor. Oyunda yanıldığınız her 2 tercih için 60 saniye kadar beklemeniz gerekiyor, bu süreçte ekranda yazan cümle ise şu: ‘Çok fazla hata yaptınız, dikkatli davranmanız için biraz zamana ihtiyacınız var.’

Speedtest

Speedtest isimli uygulama, internet hızınızı anında öğrenebilmenizi sağlıyor. Bu şekilde evinizdeki WiFi'ını öğrenebileceğiniz gibi, 4.5G veya 3G üzerinden internete bağlanırken de yine hız ölçümü yapabiliyorsunuz. Ücretsiz olarak indirilebilen uygulamada özellikle hücresel veri kullanırken çok sık test yapmamanızda fayda var; zira yapılan her testte uygulama internet hızını ölçme işlemi sırasında kotanızı kullandığından kota aşımı sorunu yaşayabilirsiniz.

Yazının devamı...

Otomobiller sürücüsüz olursa biz içinde ne yapacağız sahi?

10 Ocak 2017

Sürücüsüz otomobillerin yollara düşmesi trafikte yeni bir tehdit olur mu? Ancak bu yazımda güvenliği tartışmak yerine olaya bambaşka bir açıdan bakacağız. Otomobilleri artık kullanmadığımız günleri düşünün; trafikteyiz, İstanbul'un trafik çilesini çekiyoruz. Saatlerce araç içinde direksiyon başında değilken ne yapacağız?

Evimiz, iş yerimiz dışında otomobillerimiz de gelecekte fazlasıyla vakit geçirdiğimiz bir ortam halini alacak. Ama salt direksiyon başında olmamız gerekmediğinden artık bambaşka aktivitelerde bulunabileceğiz. Özellikle CES 2017 etkinliğinde birçok konsept otomobille karşılaştık. Dikkat çeken en önemli nokta bu araçların eko sistemi ciddi manada değiştirmesi oldu.

Bir yaşam alanına dönecek olan otomobiller ev ile iş arasında köprü vazifesi görecek. Kullanıcılar hem çalışmalarını araçlarında yürütebilecek; hem de koltukların arkasında yer alan ekranlardan oyun oynayıp televizyon seyredebilecek. Bugün de bunu yapabiliyoruz kısmen; ancak şoför koltuğunda oturanlarımız hariç elbette! Oysa sürücüsüz otomobille tüm aile ve arkadaşlar aynı eko sistemi paylaşabilecek.

Kısacası otomotiv devleri de bu geleceğe hazırlanıyor; artık şirketler ev ve iş dışında üçüncü bir çevre olarak otomobilleri hayal ediyor. Elbette bu şu an sadece bir hayal; ama yakın gelecekte otomobillerde çok daha fazla şey yapacağımız gerçeği de önümüzde duruyor.

Yazının devamı...

Aradığınız bir telefon numarası size dönmüyorsa bu saygısızlık mıdır?

7 Ocak 2017

Teknoloji dünyasında sular hiçbir zaman durulmaz bilirsiniz; her gün her an yeni bir teknolojik oyuncakla karşılaşmaya en azından bunca yıllık meslek hayatımda epey alıştım; ama hala öğreniyorum, öğrenmenin sonu yok. Ama bugünkü yazımda yeni bir teknolojiyi anlatmak yerine hayatımızın ta içine giren teknolojiden bazen kaçma hakkımız olduğu üzerinde bir şeyler karalayacağım.

Telefonlar cebimize girdiğinden beri herkes her an ulaşılır oldu. Ne zaman birine hemen ulaşmak istesek telefonunu çevirmemiz yeterli; nasılsa ne kadar uzakta olursa olsun telefonuna bakmakla yükümlü ya hani!

* * *

Ama işin aslı pek de öyle değil. Telefonunu aradığınız biri o an meşgul olabilir, size dönmeyebilir, hatta size mesajla 'şu an müsait değilim' demek durumunda da değildir. Çünkü hepimizin bir özel hayatı var. Elbette bu söylediğim karı koca veya yakın aile ilişkilerini kapsamıyor. Ama bir arkadaşımızı aradığımızda bize dönmediğinde neden bundan fazlasıyla rahatsızlık duyarız? Gerçekten de o telefon açılmak zorunda mıdır? Bir kişinin ulaşılmama hakkı yok mudur?

Geçen gün oyuncu bir arkadaşımla konuşurken telefon yüzünden aksayan işlerinden bahsetti. Eskiden bir dizi çekimi yapılacağı zaman önceden söylenir, o saatte o çekim bir şekilde başlardı. Ancak sonra telefon icat oldu, daha oyuncumuz yoldayken bile çekimlerin iptal olabildiği tebliğ edilir oldu. Ne güzel değil mi?

                                                                                                                       * * *

Nihayetinde bana kalırsa hepimizin zaman zaman ulaşılmama hakkı vardır; bu hakka da sonuna kadar saygı göstermek zorundayız; zira bazen konuşmak istemediğimiz anlarımız vardır, hesap vermek istemeyiz.

Tüm bunları yazanın her gün kafasını teknolojik gelişmelerden kaldırmayan bir editörden gelmesi biraz kulağa tuhaf geliyor biliyorum; ama her şeyden önce insanız.

Yazının devamı...

Pokemon Go fırtınası dünyayı kasıp kavuruyor

17 Temmuz 2016

Pokemon Go'yu henüz telefonunuza kurdunuz veya resmen ülkemizde yayınlanmasını bekliyorsunuz. Ne olursa olsun, Pokemon'dan ne kadar uzakta kalmaya çalışırsanız çalışın, bunda pek de başarılı olamayacağınız muhakkak; zira Pokemon Go ile telefonlara giren efsane çizgi film serisi artık her yerde!

Pokemon Go, aslında telefonlardaki oyun anlayışını kökten değiştirecek bir dönemi de başlatıyor. Kullanıcılar telefonlarını alıyor ve Pokemon yakalamak için metrelerce ve hatta kilometrelerce yolu kat etmekten geri durmuyor. Bu gidişle diyetisyenlerin 'Pokemon diyeti' vermeye başlayacağı günleri görürsek hiç şaşırmayın; zira doğru dürüst yürümeyi sevmeyen pek çok insan bile bu oyun sayesinde her yeri karış karış dolaşır oldu.

Şimdi isterseniz Pokemon'la ilgili merak ettiğiniz noktalara tek tek değinelim ki kafalarda hiç soru işareti kalmasın.

POKEMON GO'YU TÜRKİYE'DE İNDİREBİLMEK MÜMKÜN MÜ?

Elbette mümkün. Ancak geliştirici firmanın henüz oyunu Avustralya, Yeni Zelanda, ABD ve son olarak İngiltere'de yayınladığını, Türkiye'ye sıranın henüz gelmediğini de hatırlatalım. Oyunun resmi sürümü App Store veya Play Store'da yayınlanmadığından dolayı kullanıcıların dolaylı yollardan uygulamayı indirebilmesi mümkün. Safari tarayıcısını kullanarak üçüncü parti uygulamalar aracılığıyla Pokemon Go Türkiye'de oynanabiliyor

POKEMON GO ÜCRETSİZ Mİ?

İndirmesi ücretsiz. Ancak diğer pek çok mobil oyunda olduğu gibi oyun içi satın almalar bu oyun için de mevcut. Gelişmek için yeri geldiğinde elinizi cebinize atmanız şart.

POKEMON GO'DA EN SIK GÖRÜLEN / EN NADİR GÖRÜLEN POKEMONLAR

Pokemon Go'da toplamda 151 pokemon yer alıyor. Ancak 151'ini de bulabilme şansınız elbette yok. Bazı pokemonlar çok daha yaygınken, bazılarını bulabilmek oldukça güç. En yayın olarak görülen pokemonların başında Zubat, Bulbasaur, Rattata gelirken, Dragonite daha nadir görülüyor. Mew, Mewtwo veya Articuno gibi pokemonlar ise şu an oyuna dahil değil, bulunamıyorlar.

TAM BİR ŞARJ CANAVARI

Pokemon Go, telefonların şarjını fazlaca emmesiyle kullanıcıların canını sıkmıyor değil. Eğer siz de bu oyuna gün içinde fazlaca vakit ayırıyorsanız, telefonunuzu sürekli şarj etmeniz gerektiğini unutmayın. Yanınızda mutlaka powerbank bulundurun.

POKEMON GO TÜRKİYE'YE NE ZAMAN GELİR?

Bunun için net bir takvim açıklanmadı; ancak yapımcı firmanın çok sürmeden Türkiye dahil dünya genelinde oyunu kısa sürede yayınlamasını bekliyoruz. Ama bu bir hafta da sürebilir, bir ayda!

POKEMON GO İNTERNET KOTASINI ÇABUACAK TÜKETİR Mİ?

Pokémon Go'nun gerektirdiği en önemli özellikler arasında internet bağlantısı da yer alıyor. Zira oyunun oldukça yüklü miktarda veri kullanımında bulunuyor. Elbette oyunun veri kullanımı farklı durumlara göre değişkenlik gösteriyor. Pokémon Go'nun bir saat boyunca kullandığı veri 2 MB'den 8 MB'ye kadar değişkenlik gösterebiliyor.

Son olarak da Pokémon Go'yu yalnızca ihtiyacınız olduğunda açmak, en iyi çözümlerden biri. Örneğin Pokémon Go'yu yeni bir yere gittiğinizde açın ve Pokémon'ları kontrol edip bir tane yakaladığınızda uygulamayı kapatın; mobil veri alımını da ardından kapatın. Böylece cihazınızın arka planda veri tüketmesini engelleyebilirsiniz.



Yazının devamı...