"Selim Öztürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Selim Öztürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Selim Öztürk

Selim Öztürk

Google geçmişini en kolay yoldan temizleyin!

6 Ağustos 2018

Ancak her şeye rağmen Google'ın arama geçmişinizi saklaması sizi tedirgin ediyorsa, aşağıdaki adımları takip ederek bu işlevi devre dışı bırakabilirsiniz.

Google, hesap ayarlarınıza ve oturum açmış olmanıza bağlı olarak, telefonda, tabletinizde ve bilgisayarda yaptığınız aramaların kaydını tutabiliyor. Bu veriler normalde kimseye gösterilmese de, parolanızı bilen biri aramalarınızı ve hatta Chrome kullanıyorsanız hangi sayfaları ziyaret ettiğinizi görebilir. Daha kötü bir senaryoyu ele alırsak, hesabınızın hack'lenmesi halinde tüm yaptıklarınız ortaya dökülebilir. Bu ise hem güvenlik, hem de gizlilik bakımından sorun yaşamanız demek.

Geçmiş aramaları, tarama geçmişinizi ve diğer türdeki etkinliklerinizi Google hesabınızdan silebilirsiniz. Bunun için Etkinliğim sayfasını ziyaret edin (oturum açmanız gerekebilir) ve Google arama geçmişini silmek için aşağıdaki yöntemlerden birini izleyin.

Öğeleri tek tek silme: Etkinliğim sayfasına gidin ve silmek istediğiniz öğeyi bulun. Bunun için arama veya filtreleri kullanabilirsiniz. Silmek istediğiniz öğenin üzerine gelip "üç nokta" üzerine dokunun ve Sil'e tıklayın. Gerekirse seçiminizi onaylayın.

Belirli bir güne veya döneme ait etkinliği silme: Etkinliğim sayfasına gidin ve Diğer üzerine tıklayın. Burada "Etkinlik silme ölçütü"nü seçin. Açılır menüden günü veya tarih aralığını belirleyin ve son olarak Sil'i seçin.

Her şeyi silme: Etkinliğim sayfasını açın ve sağ üstteki üç nokta düğmesi üzerine tıklayın, ardından "Etkinlik silme ölçütü" üzerine tıklayın. Şimdi "Tarihe göre sil" altında Aşağı ok'a tıklayın ve Tüm zamanlar'ı seçin. Son olarak Sil'i seçin ve gerekirse seçiminizi onaylayın.

Yazının devamı...

IGTV gerçekten de YouTube'a rakip mi?

22 Haziran 2018

Bu haliyle hayır. Instagram, video tüketiminin artmasıyla ihtiyacı karşılamak adına IGTV'yi ortaya çıkardı. Gayet mantıklı bir adım. Bir saate kadar video çekebiliyor, yan bir uygulama olan IGTV'yi Instagram'la bütünleşik olarak kullanabiliyoruz. Ancak IGTV'nin sınırları halen var elbette. Burada altını çizmek istediğim 1 saatlik süre değil elbette; 1 saat aslında gayet uzun bir süre. Ancak örneğin çekilen videoların zorunlu olarak dikey formatta olması biraz sıkıntılı bir durum.

Dikey video çekimi her zaman isteneni vermiyor; objektife her şeyi sığdıramıyorsunuz; etrafınızı ekrana gösterebilmek hayli zor oluyor. Instagram'ın bu desteği ilerleyen süreçlerde vermesi şart.

Diğer yandan uzun videoları kullanıcılar niye çeksin? Elbette burada akla reklam modeli geliyor. YouTube'un reklam modeli hayli başarılı ve Google'da yapılan aramalarda da rahatça ulaşılabiliyor. Peki IGTV'de her aradığımız videoya kolayca ulaşabilecek miyiz? Reklam modeli nasıl olacak? IGTV'de yayın yapan kullanıcılar bu işten nasıl para kazanacak?

Zamanla taşların yerine oturmasını bekliyoruz elbette; ancak IGTV bu haliye YouTube'a bir rakip olmaktan öte Snapchat'le yarışıyor desek daha doğru olur.

IGTV'yi Layout ve Boomerang gibi ayrı bir uygulama olarak App Store veya Google Play Store'dan indirebilirsiniz. Uygulamada kendi videolarınızı yüklemek için önce kanal açmanız gerekiyor; ancak üç adımlık basit bir işlem sadece.

Yazının devamı...

ABD sokaklarında elektrikli scooter çılgınlığı

9 Haziran 2018

Bird isimli elektrikli scooter şirketi gerçekten akıllıca bir iş yapmış. San Francisco ve Los Angeles sokaklarında her köşe başında bulabileceğiniz elektrikli scooter'ları uygulamaya dahil edip bir eko sistem yaratmış. Önce Bird isimli uygulamayı telefonunuza indiriyorsunuz. App Store üzerinden ücretsiz bulabilirsiniz. Ardından uygulama sizden ehliyet lisans numaranızı ve kredi kartı bilgilerinizi istiyor. Bu bilgileri doğru bir şekilde girdikten sonra geriye sadece herhangi bir noktada bulunan elektrikli scooter'ı bulup üzerinde yer alan barkoda telefonun kamerasını odaklıyorsunuz. Unlock yani kilidi aç yaptıktan sonra da scooter'a atlıyorsunuz ve şehirde herhangi bir noktaya gönül rahatlığıyla gidebiliyorsunuz. 

Scooter'la işiniz bittikten sonra da aynı şekilde telefondan Lock yani kilitle butonuna dokunup kaldırımda herhangi bir yerde scooter'ı bırakıp yolunuza devam edebiliyorsunuz. Hepsi bu!

Scooter'a binmenin maliyetine gelince... Dakikası sadece 15 cent. Bir arkadaşınızı Bird uygulamasını indirmesi için davet ederseniz 5 dakika boyunca bedava scooter'a binebiliyor. Scooter'ın batarya ömrünü de yine telefondan takip edebiliyorsunuz. Bataryası dolu scooter'ı seçmek önemli elbette, sonra yolda kalmak da var!

Ayrıca şarjı biten scooter'ları şarj etmek de ayrı bir iş ve aynı zamanda para kazandıran bir sistem! Scooter'ları evinde şarj eden kullanıcılar karşılığında cüzi bir ücret alıyor. Yani şarj sorununu da şirket böyle çözmeyi başarmış!

Yazının devamı...

Robotlar kölemiz mi özgür birer ırk mı?

30 Mayıs 2018

Bir süredir yapay zekanın insanlık için tehlike mi yoksa büyük bir fırsat mı olacağı konuşuluyor. Elon Musk bir yanda Mark Zuckerberg diğer yanda aykırı fikirler ortaya koyuyor. Ancak bu tartışma nereye giderse gitsin şu bir gerçek ki yapay zeka ve son teknoloji durmadan ilerliyor ve her geçen gün bizi şaşırtmaya devam ediyor. Detroit: Become Human ise uzun süredir oyun çılgınlarının beklediği bir oyun. 

Daha önce Fahrenheit, Heavy Rain ve Beyond: Two Souls gibi yapımlarla oyuncuların gönlünü alan David Cage'in başında bulunduğu Quantic Dream'in yeni bir eseri olan oyun bizi 2048 yılına götürüyor. Yani 30 yıl sonrasının dünyasına. Şimdi düşünelim; 30 yıl sonrası için ne hayal ediyoruz? Uçan arabalar mı, her işimizi gören robotlar mı? Nesnelerin interneti ile hemen her şeye saniyesinde erişip bugünün imkanlarının da ötesinde 'şey'leri yapmak mı?



Görüyorsunuz ya; çok şey bekliyoruz gelecekten. Ancak hepsi bizi mutlu eder mi, tartışılır! Detroit: Become Human'ın hikayesi 2048'in Detroit eyaletinde geçiyor. Android gibi bir kavram hayatımıza iyiden iyiye yerleşmiş. Ancak bu Android'ler bugünün telefonlarındaki Android yazılımı anlaşılmasın. İnsan görünümlü robotlardan bahsediyoruz. İnsandan ayıramayacağımız robotlar yani... Büyük bir teknoloji şirketi bu Android'leri üretiyor ve pazarlıyor. Hem de 7-8 bin dolar arasında değişen (yani bugün bir Mac alabileceğiniz fiyatla) satılan Android'lerden bahsediyoruz.

Yazının devamı...

Yapay zekayı insandan ayıramayacak hale geldik!

18 Mayıs 2018

Yapay zeka alanında uzun zamandır yatırımları olan Google'un yoğun çalışmaları bilinen bir şey. Ancak Google i/o'da ortaya çıkan Google Duplex'in yapabildiklerini görünce Google'ın doğru yolda olduğunu söylemeden edemiyoruz. Google bu yıl gerçekleşen I/O konferansında bir çok yeni projesini tanıttı ve belki de bunlardan en ilginci Google Duplex adlı yapay zekalı dijital asistandı. Örneğin Duplex sizin yerinize telefon aramaları yapabiliyor, ancak sadece numarayı çevirmekten bahsetmiyoruz, Duplex kendi sesi ve aklı ile gerçek insanlarla sohbet edebiliyor.

Duplex'in gösterimini buradan izleyebilirsiniz. Bu tip tanıtım ve gösterimlerin son derece temiz ve titiz şekilde gerçekleştirildiğini bilsek bile, Duplex'in mükemmele yakın insan taklidi performansı yine de kulağa etkileyici geliyor. Duplex'i tam anlamıyla dijital bir sekreter - bir asistan - olarak düşünün, sizin için sesli veya yazılı görüşmeler yaparak randevu alabilen, programınızı düzenleyen bir yapay zeka.

Google, insan sesini taklit etmekte nasıl bu kadar başarılı olduğunu açıklamaktan ziyade, niye bu kadar gerçekçi bir ses olması gerektiği sorusuna ilginç bir cevap sunuyor; eğer sizi arayan kişinin Terminator olduğunu düşünürseniz, telefonu yüzüne kapama olasılığınız yükselir. Şu an kullanımda olan telesekreterlerin sesinin bir robota ait olduğunu hemen anlayabiliyoruz, ancak Duplex hiç kesintiye uğramadan ve ses tonunda tuhaf kaymalar yaşamadan konuşabiliyor.

Duplex sadece randevu almakla kalmıyor, zamanlama konusunda anlaşma ve uzlaşmaya varabiliyor. Videoda gördüğünüz gibi, eğer kuaför ile programınız uyuşmuyorsa, Duplex konuşarak farklı bir zaman aralığı arayabiliyor, ya da başka bir kuaförün programını arayıp sorabiliyor. Ve Duplex tüm bunları siz kendi işinizi görürken arka planda hallediyor.

Yazının devamı...

Teknoloji dünyasında doğru sandığımız yanlışlar

20 Mart 2018

Bilgisayarları her gün işimiz bitince kapatmalıyız

Yanlış. Bilgisayarınızı her gün kapatmayın. Doğru bilinen yanlışlardan biridir. Olumsuz yanı sürekli açık kalan bir bilgisayar fazla enerji tüketmesini yanı sıra daha fazla ısınır.

Megapiksel değeri yüksek olan telefon daha kaliteli fotoğraf çeker

Yanlış. 8MP'lik bir kamera ile 12 MP'lik bir kamera arasında çok az bir fark bulunmaktadır. Telefonun kamerasını kalitesini MegaPiksel'i değil kullandığı lens başta olmak üzere diğer etkenler belirlemektedir.

Chrome'da gizli pencere açınca kimse hangi sitelere girdiğinizi göremez

Yanlış. Bu da ciddi bir yanılgı. Tarayıcınızın gizli modunda internet sitelerinde gezdiğinizde yalnızca sizin arama geçmişiniz ve çerez bilgileriniz aktif olarak kayıt edilmez.

iPad şarj adaptörü ile iPhone'ları şarj etmek zararlıdır

Yanlış. İşin aslında her iki cihazda aynı sarj kablosunu kullanır. Buna Android cihazların benzer sarj kablosu kullanmasını örnek gösterebiliriz.

Yazının devamı...

Yeni başlayanlar için Bitcoin ve kripto para rehberi

30 Ocak 2018

Kripto paralara yatırım yapmayı düşünüyor; ancak bu konuda kendinizden emin değilseniz, bu kavramı biraz daha araştırmanız gerekiyor. Bitcoin milyonerlerini şu sıra sıkça duyar olduk; zamanında çok düşük fiyatlardayken bitcoin alan ve bunu satmayanların bugün zengin olması şaşılacak bir şey değil elbette. Sadece geçen sene başında bitcoin'in 1000 dolar seviyelerinde olduğunu, ve yine aynı yıl içinde bir bitcoin'in değerinin 20 bin dolara kadar tırmandığını hatırlamak gerekiyor. Ama aynı bitcoin 20 bin dolar seviyesinde fazla duramayarak birkaç hafta içinde de yarı yarıya değer yitirmişti. Yani bitcoin sürekli değerlenen ve mutlak kazanç getiren bir yatırım aracı değil; döviz ve borsayla da karıştırılmaması gerekiyor.



Kriptoloji tanımı

Kripto para birimlerinden söz ederken öncelikle “kripto/kriptoloji” nedir bunu açıklığa kavuşturmakta fayda var. Kriptoloji, bir şifreleme bilimidir. Verilerin (yazı, rakam veya herhangi bir mesaj) belirli bir sisteme göre şifrelenmesi, güvenli bir ortam aracılığıyla alıcıya gönderilmesi ve bu şifreleme sisteminin çözülmesi ile verilerin ortaya çıkması süreci olarak da açıklayabiliriz.

Kripto para nedir?

Yazının devamı...

Siber zorba olma!

14 Aralık 2017

Samsung ve BTK'nin birlikte hazırladığı 'siber zorba olma' kampanyası oldukça önemli. Günümüzde hepimiz internetteyiz ve internet gerçekten de dibinin ne kadar derin olduğunu kestiremediğimiz büyüklükte bir okyanus gibi. Her türlü tehlikeye açık internetin çocuklarımız için ne denli büyük bir problem olduğunu sanırız söylemeye gerek yok. Siber zorbalık kavramının üzerinde durmak lazım; öncelikle bu kavramdan ne anlıyoruz?

Şöyle örnek verelim: Çocuklara internet, telefon üzerinden yapılan şantajlar, tehdit mesajları gibi aklınıza internet üzerinden gelebilecek her şey bu kavramın altında toplanıyor. Sıkça haberlerden takip ediyorsunuzdur; çocukların bu tip mesajlardan ne denli korktuğunu, yıllarca sustuğunu, tehditlere boyun eğdiğini ve hayatlarının karardığını görüyoruz. 

BTK Başkanı Ömer Sayan'ın konuyla ilgili açıklamasındaki çarpıcı rakamlara da değinmeden geçmeyelim: Ne diyor Sayan: "Dünyada ve ülkemizde özellikle 2010 ve sonrası siber zorbalıkla ilgili yapılan çalışmalara göre, internet kullanıcılarının Kanada'da yüzde 21'i siber zorbalığa maruz kalırken, yüzde 69'u siber zorbalığa tanıklık etmiş. İngiltere'de bu rakam yüzde 20 ve üzeri olarak kayıtlara geçerken, ülkemizde ise siber zorbalığa maruz kalanların oranı yüzde 20. Amerika'da siber zorbalıkla mücadele etmek zorunda kalanların yüzde 20'si intiharı düşünmüş."


Yazının devamı...