"Ezgi Acar Şirin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ezgi Acar Şirin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ezgi Acar Şirin

Ezgi Acar Şirin

İlişkinin Saatli Bombası: ‘Ben Böyleyim!’

25 Ocak 2020

Kabul etmiyor, susmuyor, direniyor, bazen şahane eşlik ediyor, bazen ohh be dedirtiyor, bazen de çıldırtıyor! İlişkinin tek düze duygularla ilerlemesini beklemediğimiz gibi, kişilerden zamana ayak uydurmalarını bekliyoruz. Hatta değişen olaylara, değişen miktarlarda ayak uydurabilmelerini oldukça idealize ediyor ve olumlu buluyoruz. Ama her zaman süreçler olumlu gitmiyor, zaman zaman sıkıntılar oluyor ve ilişki istediğimiz gibi, istediğimiz seyirde olmuyor. Taraflardan biri çıkıyor ve ‘ben böyleyim’ diyor. İşte hikaye de burada başlıyor.

‘Ben böyleyim’ ilişkide kıymetli bir ifade şeklidir. Doğru yerdeyse ve kişinin arkasında durabileceği haldeyse, bu ilişkiyi geliştirir ve yeniden yön verir. Kişinin; kendini iyi bilen, isteklerini iyi ortaya koyabilen, geçmişten getirdiklerine şefkat gösteren ve ilişkide bunların öfkesini yaşamayan bir noktada olması gerekir.  Böylelikle ilişkide kendini tam olarak ifade edebilir ve durduğu yeri net bir şekilde koruyabilir. Bu hali; çok olması gereken, böyle kabul gördüğünde de fazlasıyla keyif, huzur ve sükunete götüren bir haldir.

Bazı ben böyleyimler ise kendini ortaya koyma halinden biraz farklı tondadır. Kişisel veya karşılıklı bir inat bulaşmıştır üstüne. Haliyle ilişki kırılır ve yine yön değiştirir. Bu hali, ilişkide gerçek bir saatli bombadır. Bu siyah taraf, çoğu zaman karşımızdakine göre şekillenir. Partnerimizin istekleri ve beklentileri ile baş edemediğimiz ve sürekli başarısız, beceriksiz hissettiğimiz için kendimizi savunabilmek adına söylediğimiz bir  ‘ben böyleyim’ vardır ağzımızda. Değiştirmek istemişiz, hoşlanmamışız, iyi hissetmemişiz ama mücadele edemeyecek kadar sıkıştırılmış ve hırpalanmışızdır. Karşımızdakine yenik düştüğümüzü, ama buna bir çözüm dahi getirebilecek güçte olmadığımızı ifade etmek için çıkmıştır ağzımızdan. Biz baş edemediğimiz için kendimizden, kendi alanımızdan ve ilişki beklentilerimizden verir hale gelmişizdir. Bir de üstüne anlaşılmamışsa eğer bu sıkışmışlığımız, partnerimiz süreci sıradanlaştırmış, benzer davranışları yapmaya devam etmişse ve nasılsa ‘O, öyledir’ diyorsa vay halimize.

Ben böyleyim duyuluyorsa bir ilişkide, bu tehlike çanına iyi kulak verilmeli. Bir partner karşındakinden bu cümleyi duyduğunda, ilk olarak “nasılsın?” diyebilmeli. Aldığı yanıt; ilişkide kaldığı kadının/adamın kendini, içinde bulunduklarını açıkça anlatma, kendini ortaya koyma isteği ise ne mutlu. Sadece savunma cümleleriyse duyulan;  karşımızdakine ve ilişkimize ne aktardığımıza, bizden ne aktığına iyi bakmalı. Üstüne iyice bir düşünme vakti gelmiş demektir.

Üstüne düşünmek, konuşmak, uzlaşmak veya uzlaşmadan demlenmeye bırakmak, sonra yeniden konuşmak, olmadı en baştan konuşmak…  Böylesine önemli bir ihtiyaçtan bazen ne kadar da uzağız değil mi?

EZGİ ACAR ŞİRİN

INSTAGRAM

Yazının devamı...

İlişkide 'Güven' Meselesi!

17 Ocak 2020

Birinin karşısındakine güvenmesi hali çok katmanlı, çok özel ve özneldir esasında. Güven, karşındakine kendini olduğun kadarıyla açabilme halidir. İlişkinin en başındaki klişelerinden uzaklaşıp; duygularını yaşadığın gibi aktarma halidir. Sevmediğin şeyleri açıkça ortaya koyduğun, tercihlerinin olduğunu anlattığın durumlardır. Gitmek istemediğin yerlere,  yemek istemediğin yemeklere hatır için evet demediğin zamanlardır. Karşındakine hediye alırken,  genel geçer doğrulardan uzaklaşıp onu gördüğün gözle ihtiyacını kapatmaktır. Güven bir diğerine olduğun gibi kendini akıtmaktır. Çekinmeden. Bu ilişkide ben varım ve ben böyleyim demektir.

Karşındakinin farkındalığını bekler güven, yaptıklarının anlaşılmasını, sana tam da böyle olduğun için kıymet verilmesini! Partnerinin, yaptığın özgün birçok şeyi desteklemesi, hatta bundan keyif aldığını göstermesi halidir. Seni mutlu gördüğü davranışlarında daha çok desteklemesi ve o halinle de seni beğenmesi ve bunu dile getirmesidir hatta. Sen sırlarını anlatırken, en içinden bir korkunu dile getirirken, anlattığın bu sırrın sonsuza kadar sadece onda olacağını bilerek aktarmanı sağlamasıdır. Bir gün bitme ihtimalini unutup yapılan en derinden bir paylaşımın, ilişki sonlansa dahi partnerinde kalacağını ve kimse ile paylaşılmayacağını bildiğindeki duygudur güven.

Karşılıklılık halidir. Senin kendini açmandaki beceriyi karşındakinin de gösterebildiği haldir.  O yüzden ilişkinin dostluk halidir belki de. İlişkide güven meselesi, birinin birini aldatmasından ziyade; karşılıklı teslim olma halidir. İlişkinin çatışmalı dönemlerinde zaaflarını yüzüne vurmamaktır mesela en evimizden örneğiyle. Karşısındakinin özeline sahip çıkmak ve yaralarını sarmak, mutluluklarını çoğaltmaktır. İçinde güven olan ilişki sağlamdır. Dağılması güçtür. Dağılsa bile iz bırakır, yıllarca hatırda ve en derinde bir yerde bir sırrı ile kalır…

Günümüz için ne kadar da uzak gözüküyor değil mi bu satırlar? Belki de günümüzde güven kavramını koyduğumuz yere bir daha bakmamız gerekiyor. Kendi kabuğumuzu sağlamlaştırmak ve zarar görmemek için kurduğumuz savunma sistemlerimiz, asıl ihtiyacımız olan gerçek ilişkilerden bizi birkaç adım uzağa düşürüyor olamaz mı?

 

Yazının devamı...

Konu İlişki Olunca Bilinen Doğrular Çok da Para Etmiyor Aslında!

11 Ocak 2020

Dünya ile kurduğum ilişki bir yana mesleğimle kurduğum ilişkiyi fazlasıyla seviyorum. Bu köşede hayatıma dair, mesleğime dair pek çok şey yazmak ve paylaşmak umudundayım. Ne mi görüyorum, işim mi ne? Bir ile birin yan yana geldiğinde beklenildiği gibi iki olmadığı gerçeğiyle yüzleşirken bireylere ve ilişkilere destek sağlıyorum. Çok doğru diye seçilen bir partner ile çatışmaların sonunun gelmediğini görmek nasıl da hayal kırıklığı değil mi? Ya da hayallerindeki annelik tutumlarının gerçekle ilişmediğindeki o çaresizliğin, eyvah şimdi nasıl bulacağım bu yolu, o ve ben benim ideal anneliğim etmeliydi oysa ki denilen anlardaki paniğin eşlikçisiyim biraz da. Ahh bir de biz zaten tam iki olmuştuk taa ki diğer bir mesele yanımızda bitene kadar diyen bir grubum var ki başımın tacı. İlla ki iki olmalı ve tam da öyle kalmalıyızın katı ve sarsılmaz olduğu inancıyla baş etmenin yol arkadaşı oluyorum böyle durumlarda da. Bazen de ilişkiler ağının yorulduğu iş arkadaşlıkları, dost sohbetleri oluyor; kendini ortaya koymaktan kaçınılan veya bu yorulmuşlukla ne yapacağını arayan, birlikte arıyoruz böyle durumlarda çözüm yollarını.

Bunlar gibi birlerin yan yana geldiğinde iki etmediği bir sürü ilişkiyi görüyorum. Ve diyorum ki ne tam iki olmak için ısrar edin, ne ikiden eksik kalın. Yaşasın ki ikiden fazlası olabildiğiniz zamanlara. Çünkü her bir ilişki hayatımıza matematiksel sonuçlardan biraz fazlasını sunuyor aslında. Siz ve ilişkileriniz, birlikteliklerinizle hayatlarınıza ekledikleriniz ve beraber ürettikleriniz… Yaşasın bilinen, kesin kabul edilen doğruların ilişkide çok da para etmediği zamanlar… 

<div class="hr-video-seperator-line" style="height: 10px; background: #e20905;">&nbsp;</div>   

Yazının devamı...