"Gila Benmayor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gila Benmayor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gila Benmayor

İstanbul’da ‘Gıdada israfa son’ haftası

28 Nisan 2017

Dünyamızda 800 milyon aç varken, üretilen gıdanın neredeyse üçte biri kayboluyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre gıda atık ve kayıpların yıllık maliyeti 940 milyar dolar.Yani günümüzde esas melese, üretmekten ziyade kayıp ve atıkların sürdürülebilir bir şekilde azaltılması.

Gelişmekte olan ülkelerde kayıpların yüzde 40’ı hasat öncesi-sonrası ve perakendeciye gelmeden önceki süreçte gerçekleşiyor.

Gelişmiş ülkelerde kayıpların yüzde 40’ı perakende ve tüketici sürecinde gerçekleşiyor. Türkiye’ye gelirsek meyve ve sebze israfı tek kelime korkunç boyutta. Metro Toptancı Market’in TÜBİTAK ile yaptığı bilimsel araştırmaya göre, ülkemizde üretilen 49 milyon ton sebze ve meyvenin yüzde 25 ila 40’ı ya üretim ve dağıtım zincirinde kayba uğruyor.

Ya da satış ve tüketim aşamasında atık haline dönüşüyor. Aynı araştırmaya göre, kayba uğrayan ürün miktarı iyimser tahmine göre 11.6 milyon ton. Bu da ihracatımızın tam 4 katı. Biz bu kadar zengin bir ülke miyiz?

YÜZDE 22 YOKSULLA BU KADAR İSRAF

TÜİK verilerine göre, hane halkının yüzde 22’sinin yoksulluk sınırının altında yaşayan Türkiye gibi bir ülkede böyle bir israf akıl dışı değil mi?

Kaybettiğimiz sadece çöpe giden ürünler değil. Zaten kıt olan su kaynaklarımız, toprağımız, iş gücümüz, sermayemiz de havaya uçup gidiyor.

Yazının devamı...

Anadolu’yu kalite ile tanıştıracak

25 Nisan 2017

Pilavcı, Hüsnü Özyeğin’in geçtiğimiz sonbahar aylarında satın aldığı, Anadolu yakasının ilk özel hastanesi Kadıköy Şifa’nın iş başındaki ikinci nesil patronuydu.

Hüsnü Özyeğin’in geçtiğimiz sonbahar aylarında Kadıköy Şifa’yı satın almasıyla şimdi ailenin diğer şirketleriyle ilgilenen Pilavcı’nın yolu KalDer ile nasıl kesişti?

“KalDer’in EFQM Mükemmellik modelini Kadıköy Şifa’da 2005 yılında kurumsal yönetim modeli olarak uygulamaya başlamıştık” diyor Pilavcı.

Kadıköy Şifa’nın 2009 yılında KalDer Ulusal Büyük Ödülünü kazanan ilk özel hastane olmasında payı büyük.

Kendisini “kalite gönüllüsü” olarak tanımlayan Pilavcı, KalDer’in ilk kadın başkanı olarak derneğe damgasını atmaya kararlı.

“Dijitalleşme, 4. Sanayi Devrimi derken dünya hızla değişiyor. Bu hıza ayak uydurmak isteyen kurumlar dönüşmek zorunda. Sürdürülebilirlilik olmazsa olmaz. Biz bu dönüşüme rehberlik yapmak istiyoruz. STK olarak devreye gireceğiz” diyor.

KALDER SAHAYA İNECEK

KalDer

Yazının devamı...

Türkiye’nin koku kralı kim?

21 Nisan 2017

Koku deyip geçmeyin.

Kişisel parfümden, evdeki deterjana, şimdilerde pek moda olan “kurumsal kokulara” kadar, sevdiğimiz ya da itici bulduğumuz kokular binlerce ham maddenin bileşiminden meydana geliyor. Koku almak için özel eğitilmiş “burunlar” yani “parfümörler” bu sanayi kolunun olmazsa olmazı.

Peki Öztürk koku sanayiye nasıl adım atmış?

Almanya’da eğitimini tamamladıktan sonra İsviçre’nin en köklü esans şirketi Luzi AG’de çalışmaya başlıyor. İşinde yükseldikten bir süre sonra Türkiye’ye dönüyor. Gerisini ağzından dinleyelim.

“2000 yılında Türkiye’ye döndüğümde İsviçreli şirketin distribütörlüğünü aldım. Ciro katlanarak büyüyordu. Zira esans ham maddesi ithalata dayalı. 2007 yılında Luzi’nin dünya çapındaki satışının yüzde 30’u Türkiye’den gerçekleşiyordu.”

 

KAPASİTE 20 BİN TON

 

Yazının devamı...

Teknolojiyle tarımı birleştirdi Facebook’un dikkatini çekti

18 Nisan 2017

Referandum sonrası iş dünyası da zaten bunu dile getirmedi mi?

Türkiye’nin işlerine dört elle sarılan, eğitimli genç girişimci insanlardan başka umudu var mı?

Bunlardan biriyle hafta başında Finike’de tanıştım.

Ailesine ait portakal bahçelerinde çiftçilik yapan ve internet üzerinden narenciye satışı gerçekleştiren portakalbahcem.com’un kurucusu Mete Apaydın.

Dünyada iki önemli yükselen değeri tarımı ve teknolojiyi yan yana getirmiş.

Finike’de portakal çiçeklerinin açtığı bahçelerde sohbet ettiğim Mete Apaydın eğitimini İstanbul’un önde gelen okullarında tamamlamış.

Endüstri mühendisi olarak bir süre İstanbul’da çalışmış, daha sonra yörenin en geniş narenciye bahçelerine sahip ailesinin memleketi Finike’nin yolunu tutmuş.

 

Yazının devamı...

KAGİDER G-7 masasında

14 Nisan 2017

Dünya medyasının dikkatleri Antalya’daki liderler zirvesindeydi.

Hatırlayacaksınız.

Türkiye, dönem başkanlığı sırasında önemli bir ilke imza atmıştı.

G-20’lerin şemsiyesi altında, sivil toplumu (C-20), iş dünyasını temsil eden(B-20) gibi grupların arasına W-20 grubunu katmıştı.

KAGİDER başkanlığında, Tikad ve Kadem ile birlikte kadınları temsil eden W-20 (Women20) grubunun kurulması, ekonomik kalkınmada kadının öneminin giderek sıklıkla vurgulandığı bir dönemde çok önemli bir adımdı.

İşte bu adım bir başka önemli oluşumu tetikledi. Küresel ekonominin yüzde 64’ünü temsil eden ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve Kanada’yı bir araya getiren G-7’ler Türkiye’nin başlattığı W-20’leri örnek alarak W-7 grubunu kurdu.

Şimdi hem W-20 hem W-7 var.

Bu gelişmeleri dün sohbet ettiğim

Yazının devamı...

‘Ekonomi-eğitim denklemini çözemedik’

11 Nisan 2017

Geçenlerde Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki sohbetimizde “ekonomi ve eğitim ilişkisini topluma iyi kavratmak gerek” diyor. Türkiye’de de üniversitelerde “eğitim ekonomisti” sayısının çok az olduğunu vurguluyor.

Şöyle devam ediyor Yücel: “Artık dünyanın ekonomide iki alanda ekonomiyle ilgili önemli sorunu var. Biri eğitim, diğeri sağlık. İkisinin ekonomisi bir ülkenin geleceğiyle ilgili yakından çok ilgili.”

Şimdi düşünün. Bütçede yüzde 20 ile en büyük pay alan eğitimde bu harcamanın karşılığını alıyor muyuz?

Daha geçen günlerde Yüksek Öğretime Geçiş (YGS) Sınavı’nda 38 bin adayın “sıfır çektiği” haberlerde yer almadı mı?

Nuran Çakmakçı’nın son dönemlerdeki bir haberinde, öğretmen adaylarının çoğunun başarısız olduğunu -ki bunların da çoğunlukla matematik öğretmeni– okumadık mı?

Her üç yılda bir yapılan PİSA testlerinin aralık ayındaki sonuncusunda yine listenin en sonlarında yer almadık mı? İşte bu sonuçlar devletin eğitime harcadığı paraların ne yazık ki uçup gittiğini gösteriyor. Peki Enver Yücel verdiği eğitimin kalitesi nasıl ölçüyor? Bu soruyu kendisine yönettiğimde ofisinde bizi dinlemekte olan genç bir kızı başıyla işaret ediyor.

“Verdiğimiz eğitimin kalitesini bilimsel olarak ölçüyoruz tabii.  Öğrenci başına harcadığımız paranın karşılığını ölçüyoruz. Ancak şu anda karşınızda oturan Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Koleji son sınıf öğrencisi Neval Çam bunun canlı bir örneği. Çam daha yeni Stanford Üniversitesi’ne kabul edildi” diyor.

Stem modeliyle

Yazının devamı...

Edirne’ ye gitmeyen kalmasın

7 Nisan 2017

Fatih Sultan 1453 yılında İstanbul’u fethetti.

Edirne ise Hürriyet ile TÜRSAB’ın birlikte organize ettiği “Hürriyet İle Keşfet” kapsamında şehri ziyaret eden kalabalık ekibimizi fethetmiş durumda.

Bizi 117 yıllık tarihi belediye binasında bando ile karşılayan Belediye Başkanı Recep Gürkan, Edirne’nin Floransa’dan sonra metrekare başına en çok tarihi esere sahip şehir olduğunu söylüyor.

Mimar Sinan’ın Selimiye Camisi dahi tek başına bir dünya.

Edirne, her ziyaret ettiğimde beni büyüleyen, hikayelerle yüklü açık bir hava müzesi gibi. En son ziyaretimden bu yana tarihi eserlerin restorasyonunda dev adımlar atılmış. Örneğin, Tunca köprüsünün yanı başında İtalyanlar tarafından 1930 yılında yapılmış elektrik fabrikası ilk halini aratmayacak şekilde yenilenmiş.

Nikah salonu olarak hizmet verecek.

2013 yılında 2 milyon turist ağırlayan Edirne’yi şimdi yılda 3 milyon kişi ziyaret ediyor. Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın hedefi 10 yılda 10 milyon turist.

Bu bir hayal değil kesinlikle. Zira İstanbul’a 230 kilometre uzağındaki Edirne, özellikle hafta sonları İstanbulluların giderek daha fazla ilgisini çekerken,

Yazının devamı...

Ekonominin tüm yükü AİLE ŞİRKETLERİNDE

4 Nisan 2017

Bizde bu oran yüzde 95, İspanya’da yüzde 80, Almanya’da yüzde 60.

ABD’nin oranı bizimkine yakın. Türkiye’ye dönersek aile şirketleri GSMH’nın yaklaşık yüzde 75’ini ve istihdamın yüzde 85’ini sağlıyor.Ne ki, aile şirketlerinin nesilden nesile devam etmesi öyle sanıldığı gibi kolay bir iş değil. Birinci nesilden ikinciye geçen şirketlerin oranı sadece yüzde 30. Aile şirketlerinin yüzde 10’u üçüncü kuşaklarla devam ediyor. Dördüncü nesil ise bu oran yüzde 3’lere kadar düşüyor.

Aile şirketlerinin sürdürülebilirliğinde en çok yönetimden kaynaklanan bir sıkıntı var.Nesilden nesile sağlıklı bir geçiş sağlayamayan aile şirketlerinin bazıları batıyor, bazıları el değiştiriyor. Aile şirketlerinin dağılmasında en büyük etken yüzde 80 oranında aile içi çatışmalar. Ekonominin “isimsiz kahramanları” aile şirketlerinin bu sorununa ilk el atan kişi bir kadın.

İzmir’de İnci Holding Yönetim Kurulu üyesi Şerife İnci Eren, Türkiye Aile İşletmeleri Derneği’ni TAİDER’i 2012 yılında Akfen, Arkas, Yaşar Holding gibi önemli 40 aile şirketlerini yanına alarak kurmuş. Dernek kurulurken, Koç, Eczacıbaşı gibi ailelere danışmanlık yapmış olan “aile şirketi danışmanı” Amerikalı David Bork İzmir’e davet edilmiş.

İleri yaşına rağmen danışmanlığı sürdüren Bork psikoloji eğitimi de almış bir isim.

Aile içi çatışmaları psikoloji bilmeden nasıl çözeceksiniz?

Derneğin üye sayısı bugün 140, Yönetim Kurulu Başkanı ise Teta Teknik Tarım’ın ikinci kuşak patronlarından Sumer Tömek Bayındır. Geçenlerde TAİDER ekibiyle buluşmamızda masanın etrafında Bayındır’ın yanısıra Marmara Şirketler Grubu’nun 3. Kuşak sahiplerinden Aydın Öğücü, Kil-San Sanayi’den 2. kuşak Meral Ekmekçioğlu, Çilingiroğlu Kundura Sanayi 4 kuşak sahiplerinden Başak Çilingiroğlu Kurtoğlu var.

AİLE ANAYASASI

Yazının devamı...