"Nedim Şener" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nedim Şener" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nedim Şener

Nedim Şener

Sussssss!

27 Ocak 2020

Bunu 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde de yaşamıştık, etrafındakilerin gürültüsü enkazın altında olanların yaşama umuduyla çıkardıkları sesleri duyulmaz hale getirirdi.

Hassas dinleme yapan arama-kurtarma ekipleri, çöken binanın altındaki sesleri duymak için çevreye hep aynı işareti yapardı. Diğer depremlerde olduğu gibi Elazığ depreminde aynı kareyi gördük. 

O fotoğrafa bakarken benim aklıma yalnız Gölcük’te yaşananlar değil, o gün hayatımızda olmayan ama bugün bir felakete dönüşmüş sosyal medyada depremle ilgili yazılanlar geldi.

Çoğunluk ne yapabiliriz diye uğraşırken, “azınlık” diyebileceğimiz bir kesim yalan ve algı operasyonuna girişti.

Sahte hesaplar üzerinden yapılanlara hiç girmiyorum.

Ama insanlar henüz enkaz altında kendilerine uzanacak bir el beklerken, bir anne sarıldığı bebeği donmasın diye nefesiyle ısıtmaya çalışırken, kimi aileler beton yığını altında kalmış canlarına ulaşmak için çırpınırken acıları fırsata çeviren, siyasetçisinden oyuncusuna, gazetecisinden kendine “muhalif” diyen ünlü ünsüz kişilerin sosyal medyada yaptıkları, yazdıkları insanları yaraladı. Adlarını ve yaptıklarını burada yazıp o isimleri hatırlatmak istemiyorum.

ELEŞTİRİYE ‘EVET’ YALANA ‘HAYIR’

Yazının devamı...

‘Güldal, bunlar beni öldürecek!’

25 Ocak 2020

Gerçek bir yurtsever olan Uğur Mumcu, birçok konuda olduğu gibi Türkiye’nin düşmanı ve emperyalistlerin maşası olan PKK ile ilgili en gerçekçi ve cesur tahlillerde bulunmuştu.

Öldürülmeden önce terör örgütü PKK’nın Amerikan istihbarat örgütü CIA ve İsrail gizli servisi MOSSAD tarafından nasıl kullanıldığını belgeliyordu.

Yazdıklarının hepsi gerçekti ve bugün de geçerliliğini koruyor. Çünkü zamanın yıpratamadığı şey gerçeklerdir.

Biliyorum, PKK’ya ağzını açıp “terörist” diyemeyen, cinayetlerini kınayamayan ne kadar bilgisiz, hafızasız, kötü niyetli manipülatör varsa yine Uğur Mumcu’nun adını ağzına dolayacak.

Peki Uğur Mumcu’nun katledilmesi süreci nasıl, bunu biliyorlar mı?

Eşi Güldal Mumcu, cinayetten tam 20 yıl sonra 2013’te bunu ‘İçimden Geçen Zaman’ (UMAG Yayınları) kitabında anlattı.

PKK’NIN GAZETESİ ‘ÖZGÜR GÜNDEM’ HEDEF GÖSTERDİ

Yazının devamı...

Ya emeklilik ya istifa

22 Ocak 2020

“Nasıl yani? Hakkında her gün haber okuyoruz, övgü dolu yazılar çıkıyor” diye soracaksınız.

Cevap işte tam bu soruda gizli. Mesele övgü dolu işler yapmasıymış, işte tam bu nedenlerden dolayı da hakkında soruşturma ve inceleme açılmış.

Cihat Yaycı’yı tanımayanlar için biraz geriye gideyim.

15 Temmuz sonrası 70 ana, 280 alt kriterden oluşan ve TSK’ya sızmış FETÖ mensuplarını ortaya çıkaran FETÖMETRE isimli çalışmayı gerçekleştirdi. Bu kriterleri görev yaptığı Deniz Kuvvetleri’nde etkili bir şekilde uyguladı.

Kara ve Hava Kuvvetleri komutanlıkları da zaman zaman FETÖMETRE’den yararlandı.

Cihat Yaycı, bu çalışmasını TSK’nın değişik birimlerinde, okullarda hatta sivil bürokraside, yargıda toplantılarla anlattı. En çok da FETÖ üyesi eski TSK mensuplarının hedefi haline geldi. Çünkü yaptığı çalışmanın ne kadar etkili olduğunu en iyi onlar biliyordu. O yüzden kendisi ve ailesi sürekli tehdit aldı, hedef gösterildi. Tümamiral Cihat Yaycı, en son Libya ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının mimarı, “mavi vatan” kavramının da fikir babasıydı. Bunun için makaleler, kitaplar yazdı.

Yaptıkları ve yazdıkları başta ABD’yi rahatsız etti, çünkü ABD Dışişleri Bakanlığı, Libya anlaşmasından rahatsız olduklarını açıkladı. Elbette Türkiye’nin Libya ile anlaşmasından rahatsız olan Avrupa Birliği ülkeleri, Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan, İsrail ve uzantıları diğerleriydi.

Yazının devamı...

Katili beğenmiyorlar

20 Ocak 2020

Oysa Fetullahçı Terör Örgütü’nün istihbaratçı polisleri, savcıları, gazetecileri, Taraf isimli paçavra gazetesi, 19 Ocak 2007 günü öldürülen “Hrant Dink’in katili Ergenekon Terör Örgütü” dediklerinde çok mutluydular.

Zaman gösterdi ki FETÖ’nün polis, savcı ve gazetecileri, aynı yıl başlayacak “Ergenekon Terör Örgütü” operasyonları için Dink’in öldürülmesine göz yummuş, kendi sorumluluğunu gösteren delilleri yok etmişti.

O SORULARI SORMADILAR
Yani, “Dink’in katili Ergenekon” diyen FETÖ’cüler bu cinayetin tam göbeğindeydi. Kendi örgütsel amaçları için Dink’in cinayetine göz yummuşlar, tüm çevresini de kullanmışlardı. O çevre, “Derin devletle hesaplaşılıyor” gerekçesiyle, “Dink’in katili Ergenekon örgütü” ile FETÖ’nin yazdığı senaryoya sonsuz destek vermişlerdi. Hiç kimse, “Madem Dink’in katili Ergenekon, neden Ergenekon iddianamesinde tıpkı öldürülen Danıştay hâkimi gibi ‘maktul’ bölümünde Dink’in adı yok, neden Dink cinayetiyle Ergenekon davası birleştirilmedi?” sorusunu sormadı. Oysa bu sorular onları gerçeğe götürecekti. Ama amaçları gerçek değil, algıydı, operasyonun parçası olmaktı.
“Sen sorsaydın” diyecekler vardır.

Yazının devamı...

FETÖ ‘süfyan’ mesajı ile kendini tarif etmiş

18 Ocak 2020

Bunlardan birisi de 15 Temmuz’un mahrem imamlarından Adil Öksüz’ün darbe girişiminden 6 ay önce grup üyelerine attığı “Hocaefendi (FETÖ elebaşı) imtihanın zorlaşacağını söylemiş ve şöyle bir müjde vermiş. Bu yıl süfyaniyetin yıkılış yılı” mesajı oldu.

Bu mesajın içinde geçen ‘imtihan’, ‘süfyaniyet’ kelimeleri FETÖ için önemli anlamlar taşıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı ‘FETÖ/PDY Sözlüğü’ne göre ‘imtihan’ şöyle tarif ediliyor: “Örgüt mensuplarının yaşadığı sıkıntılar, çektiği acılar, dava için katlanılması gereken zorluklar, aşılması gereken engellerdir. FETÖ, örgüt üyelerinin imtihanlara direnç gösterdikleri ölçüde günahlarından arınacağı ve cenneti kazanacağı fikrini çocukluk döneminden itibaren empoze etmiştir.”

Mesaja göre FETÖ elebaşı 2016’yı “süfyaniyetin yıkılış yılı” ilan etmiş. Mesajı atan kişinin Adil Öksüz olması önemli. Çünkü bu mesajı atmadan bir ay önce 27 Aralık 2015 günü Ankara Ümitköy’de 15 Temmuz darbe girişiminde başı çekecek FETÖ üyesi generallerin de bulunduğu subaylarla ilk toplantısını yapmıştı. 27 Aralık 2015 toplantısından üç gün sonra da ABD’de firari olarak yaşayan FETÖ elebaşı Gülen ile görüşmeye gitti. Aynı ekiple 9 Ocak ve 26 Ocak da dahil 12 kez bir araya geldi. MİT ve Emniyet Müdürlüğü tarafından, 10 Ağustos 2014’ten 2 Şubat 2016’ya kadar aktif ByLock kullanıcısı olduğu belirlenen Adil Öksüz, 15 Temmuz darbe girişiminden 6 ay önce 29 Ocak 2016 tarihinde irtibatta olduğu grup üyelerine şu mesajı attı: “Hocaefendi (FETÖ elebaşı) imtihanın zorlaşacağını söylemiş ve şöyle bir müjde vermiş. Bu yıl süfyaniyetin yıkılış yılı, Allahın izniyle yıkılacaklar.”

Dikkat ederseniz, mesaj iki kısımdan oluşuyor. Birincisi, 17/25 Aralık sonrası ‘Paralel Devlet Yapılanması’ ilan edilen FETÖ’nün devlete açtığı savaşın zorlayacağı ve örgüt üyelerinin bununla “imtihan olacağı” mesajını veriyor. Asıl önemlisi, “Bu yıl süfyaniyetin yıkılış yılı” cümlesi.

Yazının devamı...

Fotoğraftaki 5. kadın

17 Ocak 2020

Selahattin Demirtaş’ın yazdığı oyun ile ilgili tartışmalar, tiyatro sanatçılarının performansıyla değil, izleyici koltuklarında ön sırada oturanlarla ilgiliydi. Çünkü asıl oyun, tiyatro orada oynanıyordu.

Salonda ön sırada CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, CHP Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, İBB Başkanı’nın eşi Dilek İmamoğlu, sinema sanatçısı Kadir İnanır, HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan ve HDP’li Sırrı Süreyya Önder yan yana sıralanmıştı.

Ardından Demirtaş’ın kitaplarının İBB tarafından satışa konması, salondan medyaya fotoğrafı tamamlayan bir gelişmeydi. Bu ikisini birleştirip tek bir cümlede şunu yazdım: “İBB Demirtaş’ın kitaplarını da satmaya başlamış!! Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra, tiyatro ile kitap ile şiir ile türkü ile yavaş yavaş alışacaksınız. Bir gün şehitleri hatırlayıp ‘Ben neyi alkışlıyorum’ dediğinizde kızarmış avuçlarınızla yüzünüzü kapatacaksınız ama geç olacak...”

Kıyamet koptu; hakaret, küfür, tehdit birbirine karıştı...

Bir yandan da kitapların toplatılması, yasaklanması gibi saçma bir tartışma
başladı. Şiddeti, terörü övüp teşvik etmeyen her kitap

Yazının devamı...

Bu fotoğraf projedir

15 Ocak 2020

Ahmet Hakan da Hürriyet’teki köşe yazısında o fotoğrafa bakıp şu değerlendirmede bulundu: “Bu fotoğraf cumartesi akşamı çekildi. Fotoğraftakiler şunlar: Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu... Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş... Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu... Ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu... Bu dört isim, Selahattin Demirtaş’ın metinlerinden oluşan bir tiyatro oyununda buluştular. Bu fotoğraf karesiyle ilgili ‘siyah’ diyenler de var, ‘beyaz’ diyenler de var. Bense gri alanlarda dolaşmayı tercih ettim...”

Ahmet Hakan fotoğrafı “insanı dayanışma”, “yumuşak güç” gibi kavramlarla anlatırken, CHP ile HDP arasındaki gayriresmi ortaklık konusunda analiz yapıyordu. Hakan “siyah” ya da “beyaz” değil, “gri bakışla” yorumladığını yazsa da bence o fotoğrafı tarif edecek gerçekçi kavram “proje” olmalı...

Bu, CHP ve İP’nin oluşturduğu, HDP’nin de desteğiyle yerel seçimlerde aldığı sonucun genel seçimlere taşınma projesidir. Burada sorun olansa bunu gizleme çabalarıdır.

Proje ise partilerin oy oranlarının toplamına dayalı basit bir matematik hesabına dayanıyor. Ama olay demokrasi, hukuk, kitap, şiir, tiyatro ile ambalajlanıyor. O yüzden bu tür fotoğrafa “gri” değil “siyah” ve “beyaz” olarak bakılmalı. Çünkü Demirtaş’ın arkasındakiler öyle bakıyor. Yargılandığı konulara girmiyorum, sadece kamuya açık alanlarda söylediği sözleri bir kez daha hatırlatayım: “Bizim başarımız, yani HDP’nin başarısı ki, sayın Öcalan’ın çok önemsediği bir projedir. Kendisinin özellikle son 20 yılını adadığı bir projedir. Bu projenin benim şahsımda başarılı olması onu niye rahatsız etsin ki...”

*

 “Buna alışsanız iyi olur, çünkü biz daha başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz heykelini...”

*

Yazının devamı...

AKP’lilerin oylarıyla seçilen sosyalist

10 Ocak 2020

Belçika deyince aklıma Afyon Emirdağ geliyor, siz nerelisiniz?

Ben 1981 Belçika Schaerbeek doğumluyum. Evet, ailem Afyon Emirdağ Karacalar köyünden. Dedem 1965 yılında Belçika’ya gelmiş. Ben üçüncü nesilim, çocuklarım da dördüncü nesil. Ben Brüksel’de iktisat okudum, inşaat malzemeleri sektöründe iş kurdum. 2010 yılında siyasete girince işlerimi kardeşime devrettim.

Siyasete ilginiz nasıl başladı?

Ben siyasete lise çağlarında ilgi duyuyordum. Lisede verilen biyografi ödevlerini hep siyasetçiler üzerine yaptım. Mesela 14 yaşında eski Fransa Cumhurbaşkanı Mitterrand üzerine ödev yaptım. Siyasete ilgim hep oldu. 2010 yılında da Sosyalist Parti üyesi oldum. Ben siyasete girmek istiyordum hep ve partinin programını okuyarak Sosyalist Parti’ye üye oldum. Partinin temel ilkeleri hoşgörü, dayanışma, eşitlik, adalet ve özgürlüktür. Benim de benimsediğim ilkelerdi. Yabancı hakları, sağlık ve sosyal politikalar bana tam uygundu. O yüzden siyaset için en uygun yerdi.

- Partinizin durumu nasıl?

Gayet iyi, lider parti. Ben de ilk kez 2014’te milletvekili oldum. 2019’da oyumu arttırarak seçildim. Şu anda Brüksel’de Sosyalist Parti birinci parti. Yüzde 20-25 bandında.

Yazının devamı...