"Oğuz Dişli" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Oğuz Dişli" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Oğuz Dişli

Yeşil otobüsler kalktı ama...

11 Mayıs 2007
Kolayda olmadı bu kaldırma işlemi tabii..

Protesto amaçlı yeşil otobüsler yakıldı, parçalandı. Geceleri belediye otobüslerine saldırılar...

Ama Gökçek direndi ve tüm tepkilere rağmen kararından geri dönmedi.

Aslına bakılırsa yeşil otobüs esnafının Ankara halkına çektirdiklerini de herkes biliyor.

Ancak esnafta "Ekmek paramız; ne yapalım?" diyerek, direnişi daha önceki güne kadar bile sürdürdü.

AKP Genel Merkezi önüne giden yeşil otobüsçüler, Başbakan Tayyip Erdoğan’a karşı, Gökçek’i protesto ettiler.

Ancak belediye kaynakları geri adım atılmayacağı konusunda kesin konuşuyor. Yani yeşil halk otobüsleri tarih oluyor.

Şu anda trafikte çok az sayıda yeşil halk otobüsü kaldı. Ancak tabii bu durumda büyük sıkıntılara neden oluyor.

Örneğin her Ankaralı’nın öyle yada böyle kullandığı, birçoğununda her gün mutlaka kullandığı 413 numaralı hat.

Altınpark’tan Çankaya’ya yolcu taşıyan bu hat kentimizin en yoğun yolcu taşımasının yapıldığı güzergah durumunda.

Nisan ayı öncesine kadar mesela Güvenpark’ta otobüs beklerseniz dakikada bir 413 nolu otobüsün geldiğini görebilirdiniz.

Ancak şu anda bu oran 15 dakikaya düşmüş durumda...

Yani yeşil otobüs seferlerinin yapıldığı tüm güzergahlarda büyük yolcu birikmeleri ve sıkıntı hakim.

23.16’DAN

SONRA TAKSİ

Diğer bir sıkıntı ise otobüs saatlerine riayet edilmemesi. Kızılay’da gece saat 23.15’i kaçırdınız mı yandınız...

Bütün taksiciler başınıza üşüşür; "Otobüs gelmez artık, götürelim."

Dünyada bir başka başkent varmıdır ki, gece 24.00’ı bile görmeden ulaşımı bitsin.

İnsanlar taksiye zorunlu bırakılsın...

İstanbul’da özellikle merkezlere gece 04.00’te bile rahatça ulaşım aracı bulabiliyorsunuz.

İzmir’de de öyle..

Ama Ankara’da yok...

Sanırım birinin çıkıp, bu durumu Ankaralı’ya açıklaması lazım...

Belediyeler seçim startını verdi

Türkiye Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler tartışmalarının içinde boğuşurken, kentteki tüm belediyeler seçim startını verdi.

Duyumlara göre başkanlar, "Ha 24 Haziran ha 24 Temmuz. Seçim geldi. Hazırlıklara başlayın" talimatını tüm bürokratlarına vermiş.

Şimdi seçimler bitene kadar yoğun bir çalışma temposu başlayacak. Tabi sadece AKP ve CHP için...

Bilindiği üzere Ankara’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı dahil 8 koltuk AKP’nin elinde. Bir istisna Çankaya ise CHP’de.

Yani Ankara’da en avantajlı durumda bu iki parti duruyor.

Belediyelerin ellerindeki maddi güç, insan kaynağı ve ekipman düşünülürse, partilerin ilçe teşkilatlarından yüzlerce kat güçlüler.

Yani toplar dağıtılacak, asfaltlar atılacak, bayraklar asılacak, miting ve toplantılarda insan bulunacak ve de taşınacak... İşleri zor vallahi...

Doktor kavgası böyle olur

Geçtiğimiz hafta Ankara Tabip Odası’nın Seçimsiz Ara Genel Kurulu yapıldı; daha doğrusu yapılmaya çalışıldı..

Neden ’çalışıldı’ çünkü resmen kavga çıktı.

Evet; doktorlar itişli-kakışlı, küfürlü, yumruklu bir güzel kavga ettiler.

Tabi bu durumu doktorlarımıza yakıştırma mümkün olmadı.

Ulusal Hekim Birliğine bağlı doktorlar ile Çağdaş Hekimler grubu yoğun tartışma sonrasında birbirlerine girdiler.

Ulusal Hekim Birliği adına doktor Ali Rıza Üçer, genel kurul gündemine, "Tabipler Odası’nın Tandoğan ve Çağlayan mitinglerine neden katılmadığının açıklanması" konusunda önerge verdi.

Önergenin konusu ise Oda Başkanı Önder Okay’a bağlı bulunan Çağdaş Hekimler grubuna bağlı doktorları çok kızdırdı.

Çıkan olaylarda ise ’kes sesini lan’, ’şov yapma’, ’otur yerine’ gibi kaba hitabetler duyuldu...

Haftanın krizinin ’doktor kavgası’ olduğunu yazmaya gerek yok...
Yazının devamı...

Eryılmaz’ın koltuğuna Osman otursun

27 Nisan 2007
Kamu görevlilerinin koltuklarına, ilköğretim öğrencilerinin oturması geleneği de her yıl olduğu gibi sürdü.

Ankara Valisi Kemal Önal, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve daha birçok kamu görevlisi koltuğunu bir saatliğine de olsa çocuklara bıraktı. Koltuğunu çocuklara bırakan bir isim de Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’dı.

Kulağımıza gelen fısıltılar, Eryılmaz’ın koltuğunun Çankaya’da espiri konusu olduğu idi. Çankaya bürokratları arasında dönen bir espiri aynen şu şekilde:

"23 Nisan’da Muzaffer Bey’in koltuğuna Osman’ı oturtalım."

Buradaki Osman ise, Melih Gökçek’in küçük oğlu Osman Gökçek. Kendisi Çankaya Belediye Başkanlığı’na, "partisi izin verirse" aday olacağını açıklamıştı.

Başkanlığını yaptığı Başkent Gençlik Federasyonu ve Çankaya Gönüllüleri Dernekleri ile de yoğun bir çalışma içerisinde Osman Gökçek.

Neredeyse tüm Çankaya’yı kapı kapı dolaşarak oy istiyorlar.

Muzaffer Eryılmaz’ın koltuğuna bir saatliğine olsun otursa, tepkiler ne olurdu acaba?

Pankartları kim indirdi?

ÇANKAYA Belediyesi’nin 23 Nisan Ulusal Çocuk Bayramı için bilboardlara astığı etkinlik programının bir kaç gün önce kimliği belirsiz kişilerce toplanması, bu haftanın krizi oldu.

Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’i suçlayan yeni pankartlarla alelacele yanıt verdi.

Olayın sorumlusunun Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek olduğunu iddia eden Eryılmaz, bu iddiasını hazırlattığı pankarta da taşıdı. Çankaya Belediyesi yetkilileri tarafından SSK İş Hanına asılan pankartta şöyle denildi:

"Büyükşehir Belediye Başkanı Meih Gökçek çocukların dünyadaki ilk bayramına ve küçük bedenlerin büyük gözlerindeki ışıltıya göz dikmemelidir. Gözü dönmüşlüğünü, gözünü hırs bürümüşlüğünü çocukların gözlerindeki sevinç üzerinden gidermemelidir. Olaylara şaşı bakmayı, çocuk gözlerin büyük umudunu yansıtan pankartları hiç olmazsa bırakmalıdır. Onlar çocukların, Cumhuriyetin, çocuk bayramının pankartlarını toplattı, ancak biz yılmadık kenti aynı pankartlarla yine donattık."

Alagöz’e hizmet neden gitmez?

MUSTAFA Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi’ni yönettikleri, Temelli’nin Alagöz Köyü’ndeki karargah Turgut Özakman’ın ’Şu Çılgın Türkler’ kitabında yer aldıktan sonra ziyaretçi akınına uğradı.

Karargaha gelen ziyaretçi sayısı aylık 3 binden, 8 bine fırlamış.

Ancak, Atatürk’ün tarihe geçen "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır" sözünü söylediği bu tarihi karargahın bir sorunu var. Eskişehir Yolu’ndan karargahın bulunduğu Alagöz Köyü’ne giden yol keçi yolunu aratmıyor.

2005 yılında Büyükşehir Belediye Meclisi karargaha giden birkaç kilometrelik yolun asfaltlanması kararını almıştı. Buna rağmen bu karar, bir türlü karar yerine getirilemedi.

Kurtuluş Savaşı’nın en önemli karargahlarından biri, şu anda Büyükşehir Belediyesi’nden hizmet bekliyor.

Yetkililere duyurulur...

Temelli,

Kazan, Akyurt

Ankara’nın güzide ilçe ve beldeleri Temelli, Kazan ve Akyurt bugünlerde çok moda.

2004 yılında çıkan Belediyeler Kanunu ile Büyükşehir Belediyesi mücavir alanına giren bu üç yerleşim birimi, yeni plan değişiklikleri ile bir anda değerlendi.

Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı planlarda geleceğin Ankara’sının yerleşim, sanayi merkezi olarak gözüken Temelli, Kazan ve Akyurt’ta bu duruma paralel olarak arsa fiyatları da patladı.

Hem de ne patlama...

Özellikle Temelli’de daha birkaç yıl önce metrekaresi 10 YTL’den satılan arsalar, şu anda 150 YTL’den satılıyor. Yani tam 15 katına, hem de iki yılda...
Yazının devamı...

Gökçek hakkında hiç bilmedikleriniz burada

20 Nisan 2007
Çevresindeki ekibi de herkesin bildiği gibi genelde gençlik yıllarından tanıştığı isimler oluşturur. Bunlardan en eskisi ise Halk Ekmek Genel Müdürü Ali İlkbahar’dır.

Kendisinin ve Gökçek’in hayatından çok ilginç ve gizli sırları bizim için açıkladı. İşte içinde Melih Gökçek, Zeki Müren, Recai Kutan, Mesut Yılmaz gibi ünlü isimlerin bulunduğu notlar. Bu haftanın fısıltısı, Gökçek-İlkbahar ikilinin yaşam hikayesinden detaylar.

Ali İlkbahar’ın ağzından okuyalım:

1969 yılında liseyedeyken ’Çanakkale Geçilmez’ piyesini oynarken tanıştım Melih Gökçek’le. O yıl İş ve İşçi Bulma Kurumu’nda memur oldum. Daha sonra Melih Bey beni çağırdı ve Okumuşu Çoğaltma-Okuyanı Koruma Vakfı’nın Ankara yurdunda yöneticilik yapmamı istedi.

1972 yılında yurt müdürlüğüne başladım.

GÖKÇEK FOTOĞRAF STÜDYOSU

1974 yılında Melih Bey Zafer Çarşısı’nın içinde fotoğraf stüdyosu açtı. Bende O’nun yanında çalışıyordum. Zeytin, ekmek, peynir en lüks yemeğimizdi.

Melih Bey’in babası Adalet Partisi’nin Gaziantep İl Başkanıydı. Mebusevleri’nden bir ev aldı. Bir ay kendisi oturur, geri kalan 11 ay biz otururduk.

Alt katımızdaki evin sahibi ise Zeki Müren’ndi.

Daha sonra yine beraber Maltepe’de ’Çeft’ diye bir kafe açtık. Ancak devrettik. O sırada Melih Bey’in araya askerlik ve evlilik girdi.

BEYBABA YUMURTACILIK

1980 darbesinden sonra Melih Bey ANAP’ta yer almadı. Ancak Cemil Çiçek, Mehmet Altınsoy, Halil Şıvgın gibi isimlerin araya girmesi ile Keçiören Belediye Baqşkanlığı’na aday oldu ve kazandı.

Seçimlerin öncesinde beraber yumurta satıyorduk. Beybaba Yumurtacılık...

Ben belediye başkanlığı döneminde özel kalem müdürlüğü yaptım.

Bir sonraki seçimlerde ise ANAP’la beraber bizde seçimi kaybettik. O, Çocuk Esirgeme Genel Müdürü oldu. Bende yeniden memuriyete geçtim.

HOCA TÖREN YAPARSA GELİRİM

Ardındaki yıllarda Turgut Özal Cumhurbaşkanı oldu. ANAP’taki genel başkanlık yarışında ise Melih Bey tüm gücü ile Yıldırım Akbulut’u destekledi. Ancak Mesut Yılmaz kazanınca, SHÇEK Genel Müdürlüğünü bıraktı.

Melih Bey’i, dönemin Refah Partisi’ne çağırdılar. O’da, ’Hoca (Necmettin Erbakan) tören yaparsa gelirim’ dedi. Dev bir törenle, RP’ne geçti ve milletvekili oldu.

Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığını koyduğunda ise yeniden beraber çalışmaya başladık. 6 ay boyunca her gün Ankara’yı dolaştık. Çok zorlu bir seçim sonrasında ise kazandık. İşte bende o gün, bu gündür Halk Ekmek Genel Müdürüyüm.

Kuğuluyu Frankenstein’a benzetti

Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in, Çankaya Belediyesi’nin Kuğulupark’la ilgili mahkemeden aldığı yürütmeyi durdurmayı gerekçe göstererek, "Kuğulu kavşağını kapatabiliriz" açıklaması, haftanın krizini çıkarttı.

Eryılmaz açıklamasında kavşağın imar planına açılan davanın usül yönünden reddedildiğini belirtti ve ekledi; "Gökçek yine olayları çarpıtıyor."

Eryılmaz son zamanlarda yaptığı ilginç benzetmelere bir yenisini daha ekledi ve Kuğulu kavşağını ünlü korku filmi karakteri Frankenstain’e benzetti.

Eryılmaz’ın, "Gökçek yarattığı Frankenstein’dan kurtulmak için olmadık yalanlar uydurmaya, şapkadan tavşan çıkarmaya, halkı yine bir kez daha Hacivat olmayı beceremediği halde Hacivat rolüne bürünüp kandırmaya çalışıyor" sözleri haftanın krizi oldu.

Ücret Köyü halkı Allah’a emanet

Ankara’nın büyük bir hızla büyüyen ilçesi Temelli, son günlerde bir de taş ocakları ile gündeme gelmeye başladı.

Bölgeye verilen bir taş ocağı izni ise ilçeye bağlı Ücret köylülerini ayağa kaldırdı. Çünkü hayvanları otlattıkları meraları ve tarlaları büyük zarar görecekti.

Direnmeye başladı köylüler... Ancak her türlü darb ve baskı ile karşı karşıyalar.

Fısıltılara göre köylülerin en büyük dayanağı olan Temelli Belediye Başkanı Alaeddin Berra Türkoğlu’nun da eli kolu bağlı.

Bölge Allah korusun denilecek olaylara gebe. Bu haftanın şanslıları hala başlarına birşey gelmediği için Ücret köylüleri.
Yazının devamı...

Çiçek hangi ilçe başkanına kızdı?

13 Nisan 2007
Fısıltılara göre ise iyi başlayan toplantı, büyük bir gerginlik ile son bulmuş...

Gerginliğin nedeni ise AKP Sincan İlçe Başkanı Rıza Gezer olmuş.

Olayın gelişimi hayli ilginç..

Kürsüden bir konuşma yapan Gezer, başlıyor partiyi eleştirmeye..

Gezer, "AKP’li olarak bize gelen vatandaşların işlerini yaptıramıyoruz" diyor ve devam ediyor, "Ağırlığımızı koyamıyoruz, bürokraside gerekli etkinliği sağlayamadık."

Gezer bununla da kalmıyor ve "Teşkilatlar olarak hükümet, bakan ve belediye başkanlarımızdan rahatsızız. Hiçbir teşkilat isteğini yerine getirmiyorlar. Bakanlarımıza gidiyoruz, çaylarını içip geri dönüyoruz" dedi.

Tabi bunları Bakan Çiçek ve milletvekillerinin bulunduğu ortamda söylüyor...

Salonda birden ilçe teşkilatı üyelerinden alkış kopuyor.

UTANMIYOR MUSUN SEN?

Gezer’in sözlerine Bakan Çiçek’in yanıtı ağır oluyor.

Çiçek’in, "Utanmıyor musun sen? Bu konuşmalar bir ilçe başkanına yakışmıyor. Daha seviyeli olmak gerekiyor" sözleri ise salonu birden geriyor.

Çiçek konuşmasına devam ederek, teşkilata ise şu mesajı yolluyor:

"Devlete ve belediyeleri eleman ve işçi alımlarında belli şartlar var. Bu şartlar doğrultusunda eleman alınıyor."

Ortamı yumuşatmak ise AKP Ankara teşkilatında herzaman olduğu gibi İl Başkanı Nurettin Akman’a düşüyor.

Akman’ın, "Teşkilatlarımızın hükümetimize yardımcı olması birinci anlayışımızdır" sözleri tartışmayı yatıştırıyor.

Eryılmaz’dan benzetme yağmuru

Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz, bu hafta son zamanların en ilginç basın toplantısını gerçekleştirdi.

Kuğulupark’ta armut koltuklar üzerinde yaptığı basın toplantısında Eryılmaz’ın hedefinde, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek vardı.

Eryılmaz’ın basın toplantısında en ilgi çeken şey ise Gökçek’e yaptığı benzetmeler oldu.

Örneğin, "Padişah" ya da "stajyer şeytan" gibi..

Eryılmaz toplantıda, "Ankara’da ne yazık ki insafsız, tarafgir, arabesk bir kentleşme ve belediyecilik anlayışı hüküm sürmektedir" dedi ve sürdürdü "Yıllar boyunca hakim olan günübirlik ve pragmatist kent yönetimleri sayesinde giderek Cumhuriyet’in başkenti olma özelliğini yitirmiş, arabesk bir beton ve otoban yığınına dönüştürülmüştür."

Bizce haftanın krizi Eryılmaz’ın sözleri.

Dozer boruyu patlatınca

Büyükşehir Belediyesi’nin, AKP Genel Merkezi’nin de bulunduğu Söğütözü Caddesi’nde yaptığı yol genişletme çalışmaları bütün hızıyla sürüyor.

Hem de görülmemiş bir hızla...

Ancak çalışmalar çevre sakinlerini çileden çıkarttı. Çevrede her gün defalarca su, elektrik ve doğalgaz kesintileri yaşanıyor.

Geçtiğimiz günlerde ise bir dozerin kepçesi, caddedeki konut ve işyerlerine doğalgaz sağlayan boruyu patlattı.

Çünkü onlarca araç büyük bır hız ile çalışıyordu.

Malum AKP’nin Genel Merkez inşaatı bitti sayılır.

Yolun da bir an önce bitmesi gerekiyor.

Patlayan borudan ise bir anda tüm çevreyi yoğun bir gaz kokusu kapladı.

Büyük bir tazyik ile dışarı boşalan doğalgaza müdahale etmek isteyen işçiler ise önce deliği yerden aldıkları çamur ile kapatmak istediler. Ancak basınçlı gaz çamuru dışarı fırlattı. Ardından delik bantla yapıştırıldı. Çevre bir anda, "Sakın sigara yakmayın" uyarıları ile hareketlendi.

Haftanın şanslıları havaya uçmadıkları için Söğütözü sakinleri..
Yazının devamı...

’Kırmızı’ sokaklara iptal parkları kurtarmadı

6 Nisan 2007
Böylece, AKP’nin "kırmızı sokak" projesi yargı kararıyla iptal edildi; başta Ankara Büyükşehir Belediyesi olmak üzere parklarda ve benzeri bölgelerde uygulanan içki yasağı dayanaksız kaldı.

Peki Danıştay’ın iptal kararına dayanak ne oldu?

Hemen biz söyleyelim... Tecrit!

Danıştay kararında, genelge ile getirilen "içkili yer kısıtlamasının hukuka aykırı" olduğu vurgulanarak, "İçkili yerlerin tecrit anlamında şehir dışına itilmesinin de hukuka uygun olmadığı" belirtildi.

Tabi, "Hukuka uyarlılık" bulunmadığı da..

Şimdi bu kararın ayrıntılarından sonra dönelim bizim belediyemize..

DURUM ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRME

Büyükşehir Belediyesi’nin toplamda büyüklükleri 3 milyon metrekareyi geçen rekreasyon alanları Mavigöl, Göksu, Harikalar Diyarı ve Mogan’da yasak tüm hızıyla devam ediyor.

Başta Keçiören olmak üzere AKP’li tüm ilçe belediyelerinden alkol ruhsatı almak deveye hendek atlatmaktan daha zor.

Belli başlı işletmeler belediyelerin gazabından kendilerini Turistik Tesis İşletme Belgesi alarak kurtarıyor. Çünkü bu belgeyi alanlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kontrolüne giriyor. Bazı ilçelerde alkol satabilmenin tek yolu bul..

GELELİM GÖKÇEK’E

Büyükşehir Belediyesi’nin alkol yasaklı parkları 2005 yılında gündemdeyken, Belediye Meclisi’nde yasak tartışılmıştı.

CHP grubu adına konuşan Yaşar Çatak, belediye parklarındaki alkol yasağının kaldırılmasını önermiş, Başkan Melih Gökçek ise, "Ben CHP’lilerin, gençlerin alkolik olmasını istediğini bilmiyordum" demişti.

"Özgürlük" diyen Fazıl Güleken’e de, "E o zaman travestiler de Cinnah’a çıksınlar. O da özgürlük" demişti..

Gökçek, gün aşırı da, "Hukuka karşı boynumuz kıldan ince. Yargı kararlarına harfiyen uyarız" der...

BAKALIM NE OLACAK?

Şimdi bir tarafta yasakçı AKP’li belediyeciler, bir tarafta Danıştay kararı, bir tarafta yargı kararlarına uyarız diyen Gökçek...

Hep beraber bekleyip, göreceğiz...

Bakalım ne olacak?

Takım elbise kime gider?

Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz, Salı günü dar bir gazeteci gurubuna yemek verdi.

Yemekte farklı farklı gündemler tartışılırken, konu tüm Türkiye’de olduğu gibi bu yemekte de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden açıldı.

Eryılmaz iddialı konuştu; "Bence Sayın Başbakan Köşke çıkmayacak."

Anadolu Ajansı’ndan Ferhat Demircan ile İhlas Haber Ajansı’ndan Tahir Sarıkaya ise, "Bizce çıkacak" dediler..

Ve taraflar en sonunda takım elbisesine iddiaya girdiler...

Bakalım kazanan kim olacak?

Çok az zaman kaldı...

Haftanın şanslısı

Etimesgut Belediye Başkanı Serhat Kemal Yılmaz’ın, 2006 Yılı Faaliyet Raporu 14’e karşı, 18 oyla reddedildi.

İşin ilgici ret oylarının 6’sı AKP’li belediye meclis üyeleriydi.

Kriz durumu Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile AKP Ankara İl Başkanı Nurettin Akman’ın araya girmesi ile çözüldü.

Faaliyet Raporu kabul edildi..

Ancak eğer ki ret kararı 4’tü 3 çoğunluk ile verilmiş olsaydı, Yılmaz’ın başkanlığı düşecekti.

Yani 6 oy daha gitseydi..

Yılmaz resmen ipten döndü. Bu yüzden de haftanın şanslısı...

Haftanın krizi

Büyükşehir Belediyesi’nin yeşil halk otobüslerini kaldırma kararı ile gerilen ortam olaylara dönüştü..

Pazar günü halko otbüsü esnafı, otobüsleri çekmek isteyen zabıtalara saldırarak, kendi otobüslerini ’cam çerçeve’ parçaladılar..

Kaldırılmayı bekleyen 450 otobüs var...

Şiddet olayları her gün artıyor..

Son olarak Büyükşehir Belediyesi’nin otobüsleri gece geç saatlerde tahrip edildi..

Haftanın krizide yeşil otobüs esnafı ile belediye arasında.

Oğuz DİŞLİ
Yazının devamı...

Büyükşehir’in filleri ’votka tutkunu’ çıktı

23 Mart 2007

Tabii sirkin içerisindeki en görkemli ve halkın en çok ilgi gösterdiği hayvanlar filler oldu. Tonlarca ağırlıklarına rağmen bir komutla o koca cüsseli hayvanların neler yapabileceğini tüm Ankara gördü./images/100/0x0/55eab5d0f018fbb8f891c2fc

Kulağımıza gelen fısıltılara göre, fillerin o neşe dolu bakışlarının altında iki neden yatıyormuş...

Ne mi?

Alkol ve kesme şeker...

Evet, gerçekten de böyle.

NAZDROVYA FİL KARDEŞ

Sirkte fillerin daha neşeli ve söz dinler olmaları için gösteri öncesinde bu dev cüsseli hayvanlara votka içiriliyormuş. Ardından da sevdikleri ve alkolün etkisini arttıracağı için kesme şeker..

Hayvan Haklarını hiçe sayma bahasına, "Gösteri için yapılabilir. Ne var ki?" diyebilirsiniz.

Ama alkollü filleri oynatan Büyükşehir Belediyesi olunca, tabi insanın aklına birden alkol yasaklı parklar geliyor.

Mogan, Göksu, Mavigöl, Harikalar Diyarı, Altınpark...

Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonu ile Ankaralılara güzel bir gösteri sunan sirkte gerçektende en fazla ilgiyi 5 dev filin gösterisi çekti.

Paris’te dünya birinciliği alan Tayaa Karnivokva grubunun gösterisinde filler kendi aralarında top oynadı, denge hareketleri yaptı, mızıka çaldı, iki ayak üzerinde selam verdi.

"Onca votkayı içince yaparlar" dediğinizi duyar gibiyiz.

Ya da "Mızıka çalamayan fil yoktur, az votka vardır" diye, getirebilirsiniz gerisini.

Ama belediye bir türlü sağduyunun sesini duymuyor.

Dev parkların tamamında tabelalar var: Alkol yasak.

Sadece Büyükşehir Belediyesi mi?

Hayır.

Tüm AKP’li belediyeler.

Yenimahalle’si, Keçiören’i, Mamak’ı...

GENÇLİK PARKI ALKOLE KURBAN


Alkol yasağının en büyük kurbanı ise kentimizin en önemli sembollerinden Gençlik Parkı oldu. Park, tadilat yapılacağı gerekçesi ile kapatıldı.

Hem alkole, hem halka...

Ama tadilat bir türlü başlamadı..

İki yıla yakın bir süredir Gençlik Parkı öylece duruyor.

Neden, tadilattan hemen önce kapatılmadı?

Neden, kapatıldı da, tadilatı bir türlü başlamadı?

İşte Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in, 16 Ağustos 2004 tarihinde Ankara Hürriyet’e Gençlik Parkı’nda yapılacak tadilat ile ilgili şu açıklamayı yapmıştı:

"Artık bu bilinen bir gerçek ki, aileler bir saatten sonra oraya (Gençlik Parkı) giremiyor.

Neden giremiyorlar? Çünkü orada bol miktarda alkol satan yerler var. O alkol satan yerler bir anda oranın havasını değiştiriyor.

O havaya uygun olarakta parka bir hayli üzülerek söylüyorum; sarhoş ve uyuşturucu kullananlar geliyor. Bunlar burada olduğu sürece orası kullanılmaz. Parkı aileye yönelik hale getirmemiz gerekiyor. Bu nedenlede çalışmamız bittikten sonra parkta içki satışını yasaklayacağız."

İşte böyle. Artık parkta alkol içenler yok. Ama kimse de yok...

FİLLERİ İZLEMEK İSTERSENİZ...

Büyük Ankara Sirki, gösterilerine Cumartesi ve Pazar günleri saat 14.00 ve 18.00’de devam edecek.

Çeşitli gösterileri ve dev cüsselerinin altında votkanın verdiği neşe ile 5 fili izlemek isterseniz, Büyükşehir Belediyesi hepinizi bekliyor.

İnce hesaplarda silahlar patladı

"Ve Temelli’de ince hesaplar" başlığıyla manşetten duyurduğumuz haber sonrası Temelli’deki taş ocağı krizinde, taşlı sopalı kavga çıktı, silahlar konuştu. Olaylarda 4 kişi yaralandı...

Bu kadar tartışmanın altında aslında görünenin çok ötesinde birşeyler var.

Bu yüzden de başlığımızda "ince hesaplar" dedik.

Ama ne olduğu aslında tam da belli değil...

Olayın tarafları Karabela Şirketi, Büyükşehir Belediyesi, Temelli Belediyesi ve köylüler.

Karabela ile Büyükşehir paralel düşünüyor.

Temelli Belediyesi ile de köylüler paralel.

Ama paralel olmayan bir şeyler var.

Fincan krizden zor kurtardı

Haftanın şanslısı ASKİ Genel Müdürü İhsan Fincan oldu...

Rögara düşerek yaşamını yitiren Dilara Dumrul, Fincan’ı korkutmuş ve tüm Ankara’nın rögarları taranacak emri verdirtmişti.

Ancak ASKİ Genel Müdürü İhsan Fincan’ın Çayyolu’nda bulduğu 3 tehlikeli rögar kapağı kurumu birbirine kattı. Ankara’nın lüks ve gözde semti Çayyolu’nda 3 ölümcül rögar kapağı bulan Fincan, derhal ASKİ Çayyolu Bölge Müdürü Haşim Karaloğlu’nu çağırdı. Savunması istenen Karaloğlu, süresiz görevden alındı.

Dumrul’un ölümüne benzer bir başka rögar kapağından dolayı can kaybı Ankara’da yaşanmadığı için Fincan haftanın şanslısı oldu...

Kaymakamlıktan şehirde yaşam kriterleri

POLATLI Kaymakamlık İlçe Danışma Kurulu toplantısında ilginç kararlar alındı. Şehirde yaşamanın gerektirdiği kritelerler ele alındı ve bunlar bir karar olarak resmi kayıtlara geçti.

İlçe Kaymakamı Hüseyin Eker, kurulda yaptığı konuşmada, şehirde yaşamanın kurallarını şöyle sıraladı.

Sokakta düğün yapmamak, düğünlerde silah atılmaması, şehir magandalarına yönelik caydırıcı önlemlerin alınması, kaldırımların sadece yayalar tarafından kullanılmasını öngeren tedbirlerin alınması, çekirdek kabuklarının yere atılmaması. Belediyenin anons höparlörlerinin kaldırılması ve çağdaş iletişim araçlarının kullanılması, yüksek sesle küfürlü konuşulmaması, trafik kurallarına uyulması, kamuya açık alanlarda tavır ve davranışların seviyeli olması, şehir merkezinde bulunan kamyon garajının kaldırılması.

Gölbaşı Hastanesi acil servise kavuştu

GÖLBAŞI’ndaki 50 yataklı Devlet Hastanesinin acil servisi hizmete girdi. Gölbaşı Devlet Hastanesi Başhekimi Ömer Parlak, polikliniklerin bakım ve onarımı yapılan eski sağlık ocağına taşındığını, hastane binasında tamamen acil servis hizmeti verileceğini söyledi.

Acil servisin 24 saat süreyle hizmet vereceğini kaydeden Parlak, hastanenin yanındaki Aile Çocuk Sağlığı Merkezi’nin de poliklinik hizmetleri için düzenlenebileceğini belirtti. Bu arada, hastane binası ile polikliniklerin bulunduğu eski sağlık ocağı binası arasında yaklaşık iki kilometre mesafe olması dikkati çekti.

Yazının devamı...

Kar yok bari çiçek ekelim

28 Şubat 2007
Geçen yıl kara karşı etkisiz kalan belediyeler, bu yıl ilk sulu sepkende alarma geçmişti.

Yağışa karşı, aylar önce karla mücadele araçlarını hazırladılar. Öyle ki feneri alayı benzeri kar araçları dolandı sokakları.

"Belediyemiz kara hazır" pankartlarıyla...

Araçlar karla karışık yağmurda bile, havaalanında uçağın inişini bekleyen itfaiye gibi, yollarda nöbete durdular.

Hemen tüm ekipler, karla mücadele için ayrıldı.

On binlerce ton tuz ve çeşitli kimyasallar satın alındı.

Ama "Başında beklenen çaydanlık kaynamaz" misali, kış gelmedi, kar yağmadı bir türlü.

Araçlar garajlarda, tuzlar depoda kaldı.

Ekipler ise "hazır ol"da...

Bu kez de kar baskınına değil, yağmayan kara yakalandılar.

ALTIN: BÖYLE KIŞ GÖRMEDİM

Kar yağmayınca bu hazırlık ortada kaldı.

"Bari ekipler boş kalmasın" diyen bazı belediyeler, karla mücadele ekiplerini park-bahçe düzenlemelerine kaydırmaya başladı.

Mesela Sincan Belediyesi.

Başkan Hasan Altın, küresel ısınma ile belediyenin strateji değiştirmesi arasındaki doğru orantıyı şöyle açıkladı:

"Baktık ki kış bir türlü gelmiyor. Ne yapalım; yavaştan adamları park bahçelere çekmeye başladık.

Hala tamamen ekibi dağıtmadık, bir 15 gün daha bekleyeceğiz. Sonra hepsini başka işlere vereceğiz. Ayrıca asfalt çalışmalarına da bu kış erkenden başladık.

Ömrüm Sincan’da geçti ben böyle kış görmedim."

ERYILMAZ: KAVGADAN KURTULDUK

Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz da gelmeyen kışın tahminlerini, planlarını değiştirdiğini kabul etti.

Eryılmaz yağmayan karla ilgili yorumunu ise, bardağın dolu tarafına bakarak yaptı:

"Tabii ki yağmayan kar, planlarımızı değiştirdi. Ancak biz işçilerimizi tek bir müdürlük çatısı altında topladığımız için zorlanmadık. Şimdi park ve bahçelerde çalışıyor, ağaçları buduyoruz.

Karın yağmadığı da bir bakıma iyi oldu aslında. şimdi biz yine Büyükşehir açmadığı için tüm caddeleri açacaktık. Ardından da Başkan Melih Gökçek, bu caddelerde ’Bu yolları biz açtık. Sokakları Çankaya Belediyesi açmıyor’ diye bağıran megafonlu araçlar gezdirecekti.

En azından karın yağmaması bizi bu kavgalardan kurtardı."

Büyükşehir ise yağmayan yağmur ve karın, "baraj"ında. Barajlar boş. Su sıkıntısı kapıda.

Yağmur duası olmadı, yağmur bombası henüz- patlamadı.

Küresel ısınma sadece mevsim ortalamalarını (normallerini) değiştirmiyor; belediyelerin, siyasetin ortalamalarını da (normallerini) etkiliyor.

Hem de seçim arifesinde...

Naçizane önerimiz; belediyeler yine de bağa-bahçeye -tümüyle- "dalmasın".

Küresel ısınmanın sürprizleri istikrarlı ve "normal" değil.

Aniden kar yağabilir, yollar kapanabilir yine. Hani "yurdum insanı"nın karayoluna astığı, "Taş düşebili, ayı çıkabili" tabelası misali.

O zaman geçen yıl kara "geç" kaldıkları için yenilen belediyeler, bu kez de "erken" davrandıkları için ani bir baskında yetersiz kalabilirler.

Biz de ne yapalım, yine manşetlerimize taşırız.

Metroyu da İstanbul’a taşıyın

HÜKÜMETİN İstanbul için 7.5 milyar dolarlık metro kaynağı hazırlıkları, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’i kıskandırdı.

Gökçek, Hükümetin yardım haberini alır almaz, Ankara’nın da metro için 1.2 milyar dolara ihtiyacı olduğunu hatırlattı.

Ve şu açıklamayı yaptı:

"Bütün dünyada metroları hükümetler ödüyor.

Bizim bir taraftan borç ödemek bir taraftan metro yapmak gibi bir şansımız yok.

Devletin bize vermiş olduğu kaynak Ankara’daki vergilerin yüzde 2’si. Hükümetten metro için destek bekliyoruz.

İstanbul’daki Marmaraya 7.5 milyar dolar para verilecek. İstanbul’a bu parayı verecek olan hükümetin, 1.2 milyar dolar parayı da Ankara’ya bulacağına inanıyoruz."

Biz de inanmak isteriz.

Ama aklımızdan hala, İstanbul için önerilen, hatta ciddiye alınıp tartışılan projeler gelip geçiyor.

"Zihni Sinir"i bile kıskandıran "icat"lar.

SONRA DA MERKEZ TAŞINIR!

Biz de düşündük.

Merkez Bankası’nı taşıyacaklardı ya İstanbul’a.

Aslında belki de önce Ankara’da kazısı neredeyse biten metroyu İstanbul’a taşımalı.

Öyle boş boş duruyor burada.

"Hiç olur mu?" demeyin, biz mühendis değiliz, olurunu-olmazını bilemeyiz.

Sadece sesli düşündük. Bu proje-öneri-icat çorbasında bizim de tuzumuz olsun istedik.

Bir fizibilite yapılsın; metronun orada kazılması mı ekonomiktir, buradan taşınması mı...

Tutarsa; rasyonel ve fizibil ise...

Önce metroyu sonra da Merkez Bankası’nı İstanbul’a taşırız.

Eleştiriye salon yok

GEÇTİĞİMİZ haftanın krizi ise Ankara Tabip Odası ile Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi arasında yaşandı.

Tabip Odası, düzenleyeceği "Eğitim Hastaneleri Buluşması" öncesi toplantı salonu arayışına girdi.

Toplantıda Bakanlığa yönelik bir deklarasyon yayınlanacağını öğrenen başhekimler ise Oda’ya salon vermeye yanaşmadı.

Tabip Odası Başkanı Önder Okay, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Nihat Tosun’un beş gündür telefonlarına çıkmadığını ve kendisinden kaçtığını savundu. Okay ekledi:

"Bu herşeyden önce hekim örgütüne yapılan bir saygısızlıktır."

Duyumlarımız ise, Tosun’un yakın çevresine "Ben Bakanımın eleştirileceğini bile bile bu toplantıya nasıl ev sahipliği yaparım?" yakınmasında bulunduğu yönünde.

Çankaya’da ikide iki

BAŞKENT’te geçtiğimiz haftanın en şanslısı Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz oldu.

Eryılmaz’a gelen iki mahkeme kararı belediyenin üç yıllık esaretine son verdi.

Birinci karar, Büyükşehir Belediye Meclisi’nde AKP oyları ile kabul edilen, Çankaya Belediyesi’nin bütçesinin yüzde 50’sinin borçlarına karşılık tırpanlanmasını Danıştay’ın bozması oldu.

Bu yıllık yaklaşık 100 milyon YTL’nin belediye bütçesinde kalması demek.

Eryılmaz’ı ikinci sevindiren haber ise Bakanlar Kurulu’ndan geldi. Büyükşehir Belediyesi’nin, Çankaya Belediyesi’nin arsaları üzerinde uyguladığı hacizleri kaldıran mahkeme kararı, onaylandı. Bu da, Eryılmaz’ın bütçesine bir anda 900 milyon YTL’lik bir girdi daha sağladı.

Eryılmaz’ın, Ankara Hürriyet’e konu ile ilgili yorumu ise, "Bizi bir de şimdi görün" oldu.
Yazının devamı...