"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Hey kadınlar! En son ne zaman kanser taramanızı yaptırdınız? Lütfen ihmal etmeyin!

16 Ağustos 2018

Sadece komşunun başına gelmiyor yani!

Yanımızda, dibimizde...

Bizim de sevdiklerimizin de başına gelebilir.

Hem de hiç beklemediğimiz bir anda...

“Bana bir şey olmaz!” dediğimiz anda...

ERKEN TANI çok önemli.

Hepimiz bu cümleyi biliyoruz.

Yazının devamı...

İyiliğe yelken açıyorlar!

15 Ağustos 2018

Meğer yelken de erkeklerin tekelinde bir spormuş.

Ne acı değil mi?

Her yerde erkekler önde.

Her yeri onlar doldurmuş vaziyette.

Tamam, kadınlar da yelken yapıyor, ama benim sandığım kadar çok değilmiş.

Hele kadınlar için ulusal yelken kupası diye bir şey yokmuş!

Çok şaşırdım bunu duyunca...

Ta ki fotoğrafını gördüğünüz bu üç kadın (

Yazının devamı...

Kadınların Türkiye’de yaşadığı kısıtlamalar... Ayıp, yasak ve günah üçgeni

14 Ağustos 2018

Bazı isimler üzerine çoğunlukla hem fikir oluyoruz.

Seviyoruz, sayıyoruz, hayranlık duyuyoruz.

Her şeyden önemlisi: Samimi ve sahici buluyoruz.

İşte Ezgi Mola onlardan biri.

İlk ismi de Mercan.

Mercan Ezgi Mola, bana bir röportaj boyunca 4 mevsimi yaşattı; hem hüzünlendim, hem de çok çok eğlendim.

Ezgi’nin hep güzel işler

Yazının devamı...

Yavruları ölünce depresyona giren köpeği evlat edinen Ezgi Mola: Ölür müyüz biraz daha merhametli olsak?

12 Ağustos 2018

Zaten oyuncu olarak çok severdim, insan olarak daha da çok sevdim. Harbinin Allah’ı. Dürüst, çok dürüst. Yamuğu, eğrisi yok. Gözünün içini, en en dibini görebildiğin bir kadın Ezgi Mola.

Nasıl tatlı, nasıl sahici, nasıl komik...

Onunla ilgili aklıma gelen sıfatlar: Zeki, fırlama, hızlı, eğlenceli, duygulu, şefkatli, merhametli, seksi, dişi...

Kadın, her şey!

Formül onda.

Sevmeyen ölsün valla.

Bu röportajda hem güldük hem ağladık.

Yazının devamı...

Canan Karatay: Tek öğün beslenmeye karşı değilim

10 Ağustos 2018

60’tan fazla tezi yayımlanan, kitapları Türkçe dahil pek çok dile çevrilen “Japonların Kadim Beslenme Sırrı”nı anlatan ünlü profesör günde tek öğün beslenmeyi öneriyordu. Kendisi 20 yaş daha genç gösteriyordu. Sırrı, günde bir öğün yemek. Sadece akşamları yiyor. Sabahları tereyağlı kahve içiyor, öğlen tuzsuz ve yağsız fındık-badem, akşam da canı ne isterse...

Böylece açlık geninin sürekli aktif halde olmasını sağlıyordu. Ben de Canan Karatay Hoca’ya bu beslenme tarzı hakkındaki görüşlerini ve yazın neler yiyip içmemiz gerektiği konusundaki fikirlerini sordum...




Yazının devamı...

Canan Karatay Hoca: Artık alıştım Her adli tatilde meslekten men ediliyorum

9 Ağustos 2018

- Hocam yine n’oldu? Tabipler Birliği, sizin kesinlikle ceza aldığınızı, meslekten men edildiğinizi iddia ediyor. Siz ise, “Öyle değil! Henüz itiraz hakkımız var. İtirazın sonucu belli olmadan bu kesin ifadeleri kullanamazlar. Hukuksuzluk yapıyorlar!” diyorsunuz... İki taraf da birbirini suçluyor. Biz kimin doğru söylediğini nereden bilelim...

Tabii çok haklısınız, nereden bileceksiniz. En son Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk. Hukuk süreci devam ediyor yani, bitmedi. Zaten eğer ortada kesinleşmiş bir ceza var ise bu niye şimdiye kadar uygulanmadı? 3 sene oldu. Her sene bu zamanlar aynı şey oluyor, adli tatile giriliyor, hoooop bunlar başlıyor köpürdetmeye. Bu da biraz manipülasyon gibi geliyor bana...

- Siz Tabipler Birliği’nin nasıl bir oyun peşinde olduğunu iddia ediyorsunuz?

Akıllarınca beni hekimliği elinden alınmış biri olarak lanse etmeye çalışıyorlar. Böyle bir algı yaratmaya uğraşıyorlar. Her şey gebelere şeker yüklemesi olayıyla başladı. O zaman bana yüklendiler. “Bu kadını meslekten men edin!” duyurusunda bulundular. Çağlayan’daki adliyeye gittiler. Ama savcılık takipsizlik kararı verdi. “Böyle bir şey suç unsuru olamaz!” dedi, dosyayı kapattı. Bunun üzerine tabiri caizse dellendiler. “Vay, hukuk vermiyorsa biz onun cezasını veririz!” dediler. İstanbul Tabipler Odası’nın onur kurulu veya yönetim yüksek kurulu, neyse adı, kendince ceza kesti. Her seferinde biz itiraz ettik. Tekrar itiraz ettik. Hala devam ediyor...

- Devletin mahkemeleri bir ceza verdi mi?

Bakın, biz itiraz ettik. Hukuk süreci böyle bir şey. Onlar da itirazımıza itiraz ettiler, üst üste müracaatlar oldu. İdare Mahkemesi okumadan, gerekçe göstermeden, “Bu ceza uygulanacak!” dedi. Biz de Anayasa Mahkemesi’nde itiraz hakkımızı kullandık, neticeyi bekliyoruz. Şubat 2018’de müracaat etmişiz. Anayasa Mahkemesi de 13 Mart’ta bizim müracaatımızı kabul etmiş. Sonucu bekliyoruz. Henüz “Cezası kesinleşti!” diye bir şey yok yani. Ama bunlar adli tatil başlar başlamaz bunu yapıyorlar. Bu haberi, temcit pilavı gibi basına servis ediyorlar. E çünkü yazın bu sıcakta okunuyor bu haberler!

- Sizin tatile gitmenizi mi bekliyorlar?

Hayır efendim, beni değil, adli tatili bekliyorlar! Ben de senelerdir Bodrum’daki devremülküme geliyorum, balkonumda her yaz “Karatay Hoca meslekten men edildi!” haberlerini okuyorum!

Yazının devamı...

Bu kamyonla 6 ülke, 14 şehir gezdi 20 bin yabancıya Türk kahvesi ikram etti

8 Ağustos 2018

Namı diğer “Turkish Coffee Lady.” Ama ben ona “Türk kahvesinin prensesi” demeyi tercih ediyorum.

KAGİDER Başkanı Sanem Oktar aracılığıyla tanıştım Gizem’le. Çok mutluyum, çünkü nerede şahane bir kadın girişimci var, yollarımız kesişiyor. Gizem, gönüllü girişimcilerden...

KÜLTÜREL DİPLOMASİ YAPIYOR

13 yıldır Washington’da yaşıyor ve ülkemizin markalaşma sürecine katkıda bulunmak için “kültürel diplomasi” yapıyor.

500 yıllık bir Türk markası olan Türk kahvesini yaygınlaştırmak ve daha çok insana tanıtabilmek için 2012’den beri Gezici Türk Kahvesi Kamyonu’yla dünyayı dolaşıyor.

Ne müthiş, ne şahane bir fikir değil mi?

Düşünün, bugüne kadar 6 ülke, 14 şehir gezdi o sempatik kamyonuyla!

Yazının devamı...

Engelli kedi-köpeklerin meleği

7 Ağustos 2018

1970 Varna doğumlu. ODTÜ’de ekonomi okuyor, ardından Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyor. Hepimiz gibi bir işi var. Ama hepimizden farklı olarak, bence o çok ulvi bir iş yapıyor. Gelirini engelli, felçli, hasta, ölüme terk edilmiş, “Uyutalım. Umut yok!” denen hayvanlar için harcıyor. Sırf onlar rahat etsin diye bir çiftlik kiralamış. Encander Derneği’nin (adı bile güzel, gerçekten de en can dernek) kurucusu ve başkanı. ENCANDER Yaşam Merkezi’nde de yüzlerce felçli, engelli, kanserli, kedi ve köpeğe bakıyor. Bugüne kadar tedavisini üstlendiği 100’den fazla felçli hayvan iyileşmiş. Böyle insanlara, böyle kadınlara şapka çıkarıyorum. Yaşasın. Yaşasın. Yaşasın!!! Zühal Kadıoğlu’na ve Encander Yaşam Merkezi’ne destek olmak hepimizin görevi. Umudunu kaybetmiş hayvanlara yardım edebilmek boynumuzun borcu...

- Engelli, hasta, felçli ya da yaşlı hayvanlara yardım etme fikri nasıl ortaya çıktı?

Küçükken kendime söz vermiştim. Önce uzun yıllar sokak hayvanları için çalıştım. Ama zaman içinde gördüm ki, özellikle felçli, yaşlı ve tedavisi olmayan hastalıklara yakalanan sokak hayvanlarının gideceği yerler yok. Barınaklarda uyutuluyorlar. Öldürülüyorlar yani! Her canlının, bir şansı hak ettiği düşüncesiyle engelli hayvanlara odaklandım. Bir de çok büyülü bir şey. Böyle bir yola girince hayatımda mucizeler oldu...

- Nasıl yani?

2011’de ilk felçli hayvanımı aldığımda, babam ağır hasta ve yoğun bakımdaydı. Doktorlar, sahiplendiğim yavrunun yaşama imkânın olmadığını söyledi. Ben aldırmadım. Maddi zorluklar yaşıyordum. Yine de aldırmadım. Bütün şartlarımı zorlayıp onu veterinerlere götürdüm ve hep evimde baktım. Yüzme havuzu kurarak yürümesini sağladım. Sonra bir mucize oldu: Babam iyileşti. İş hayatımda yeni projeler gelişti. Bütün hayatım değişti. Bence hayatta yaptığınız kötülükler de, iyilikler de karşılıksız kalmıyor...

- Peki dernek kurmaya nasıl karar verdiniz?

2011’den itibaren kurtardığım ve yaşattığım felçli hayvanlar ya klinik ortamında ya da pansiyonlarda bakılıyordu. Çalışmalar duyulmaya başlayınca, başvurular arttı. Ama gördüm ki hepsine yetebilmem mümkün değil. Felçli ve yaşlı hayvanlara bakmak, ciddi bir emek ve masraf. Bu yüzden hem onlara daha uzun bir gelecek sağlamak hem de Türkiye genelinde elbirliğiyle daha fazla felçli, yaşlı hayvana ulaşabilmek için bu derneği kurma kararı aldım. 2015’te şu anda bulunduğumuz çiftlik alanını kiraladım. Çiftlik, onlar için ev ortamı sağlıyor. Burada kafeslerden ve sokaklarda yok olma tehlikesinden uzak, huzurlu zaman geçirebiliyorlar. Beslenme ve bakım ihtiyaçları sevgiyle karşılanıyor.

Yazının devamı...