"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

'Kök hücreyi yanlış yere enjekte ederseniz şempanze yaratırsınız!'

17 Haziran 2018

Estetiğin doğalı.

Kendi hücrenle gençleşiyorsun, yenileniyorsun.

 Evet, kök hücre tedavisinden söz ediyorum. Dr. Tunç Tiryaki bu işi Türkiye’de ilk uygulayanlardan. Babası Çapa

Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, Türkiye’deki ilk çalışmaları yapıyor, oğlu da onu takip ediyor. Tiryaki şu anda İngilizlere bu işin tekniklerini öğretiyor. Gerçekten de İngilizler bir Türk doktordan kök hücre tedavisi öğreniyor. Bu durum Forbes’a haber oldu, ben de Tiryaki’ye sordum...

Fotoğraflar: Emre Yunusoğlu

Herkes genç kalmak istiyor! Kimi, küçük dokunuşlar tercih ediyor, kimi estetik cerrahinin nimetlerinden faydalanıyor. Bir de kök hücre var tabii... Siz bu konuda Forbes Dergisi’ne haber oldunuz. Londra’da kök hücre uygulamaları yapıyorsunuz bu işi İngilizlere öğretiyorsunuz. Ve üniversite de ders veriyorsunuz... Nedir bu kök hücre meselesi?

- Tıbbın nereden nereye geldiğine baktığınız zaman şunu fark ediyorsunuz: Biz bir şekilde, bir şeyleri tedavi etmeye çalışmışız ama bunu hep ilaçla yapmışız! Oysa bizi iyileştiren aslında kendi hücrelerimiz! İnsanların yaşlanmasının sebebi de yıpranmamız değil. Çocuklar da yıpranıyor ama kendilerini yenilemeye devam ediyorlar. Belli bir yaştan sonra vücudumuz kendini yenilemeyi reddediyor. Bunun da sebebi bilinmiyor. İşte kök hücre, bu yüzden önemli. İnsan bedenini yenileyen hücreler bunlar. Herhangi bir yerde, herhangi bir hasar olduğu zaman bölünüp orayı tamir ediyorlar.

 

Yazının devamı...

Tutkun kadarsın!

15 Haziran 2018

Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim. Önümüz de seçim... Yaşayacağımız her şeyin ülkemiz açısından hayırlı olmasını dilerim.

Bugün bayram ama aynı zamanda “o gün”. Kadın girişimcileri yazdığım gün. Bugün konuğum Janset Bilgin. Beni Saffet Emre Tonguç tanıştırdı onunla. Şahane bir kadın ve bence çok yaratıcı şeyler tasarlıyor. Evet, bir takı tasarımcısının hikâyesini okuyacaksınız bugün. Ona, “Hikâyeni, notlar halinde yazsana” dedim, aslında onunla röportaj yapabilmek için bilgi istedim. Ama yazdıkları o kadar güzel ki röportajı boş verdim, virgülüne dokunmadan sizinle paylaşıyorum...

Janset’in hayat mottosu: “Tutkun kadarsın!”

Buna ben de inanıyorum.

Tutku duyduğunuz işleri ve hobileri yapmanız, tutku duyduğunuz insanlarla bir arada olmanız dileğiyle ben kaçıyorum ve sizi Janset Bilgin’le baş başa bırakıyorum...

O kadar çok seviyorum ki takı yapmayı, ellerim acıyor, gözlerim yanıyor bazen ama umurumda değil.

Çünkü iyi geliyor, hep iyi geldi.

“Dönüştürmek” şahane bir şey. “Tasarım” diyorlar. Ama ben dönüştürüyorum. O beni iyileştiriyor ve ben daha çok yapıyorum...

Yazının devamı...

Devlet, iki kadın filmleri festivalinden de desteğini çekti... Neden?

14 Haziran 2018

Bu ülkede iki kadın filmleri festivali var...

Dünya tanımış onları, uluslararası haber olmuşlar, ödül almışlar, faydalı ve şahane bir iş yapıyorlar...

Üstelik sen onları bunca yıldır tanımışsın, destek olmuşsun...

Ve sonra bu yıl, birdenbire, “Verdiğim desteği uygun görmüyorum” diyorsun...

Yani desteğini çekiyorsun.

Niye?

Soru bu.

Gerekçe yok ortada.

Yazının devamı...

Livaneli, 2018 yazını tanımlıyor: Denizler durulmaz dalgalanmadan!

13 Haziran 2018

- 2018 yazını nasıl tanımlarsınız? Önümüzdeki günler için hangi duygular içindesiniz?

“Denizler durulmaz dalgalanmadan” şarkısı aklıma geliyor. Fırtınanın gözüne yaklaşıyoruz. Evet, hava kurşun gibi ağır ve yüreklerin kulakları sağır ama aynı zamanda da bir şeylere gebe. Çok alametler belirdi...

- Tüm zorluklara rağmen kendimize hava kabarcıkları buluyoruz ve yaşamaya devam ediyoruz. Bu nasıl açıklanabilir? Her şeye inat yaşamak mı?

Elbette! Yine Nâzım’la devam edersek: ‘”Yaşamak ciddi bir iştir, şakaya gelmez.”  Yaşamın doruk noktası direnmektir. İnsan onuru için direnmek... 

- Sizi öğrenmek, keşfetmek, yazıp çizmek, okumak, film izlemek, güzel sohbetler ve müzik dışında ne mutlu ediyor?

Hepsini saydın zaten Ayşeciğim. Ben hayatın güçlüklerine, sanatla dayanabilen birisiyim. En korkunç acılardan sonra bile gemimi bir sanat limanına yanaştırabiliyorum. Bir de hiçbir hırsımın, hiçbir iddiamın olmayışı, hiç kimseden hiçbir şey talep etmeden yaşamak bana özgürlük ve mutluluk veriyor. Sakin sulardayım.

- Gündem ne kadar ilgilendiriyor artık sizi... Adım adım takip ediyor musunuz hâlâ olup biteni?

Eskisi kadar değil. Çünkü hep aynı şeyler oluyor. Ben artık denizin üstünü değil, altındaki yaşamı, dip dalgaları merak ediyorum. Bu yüzden geneli anlamak için, güncelden uzak duruyorum. 

Yazının devamı...

Zülfü Livaneli’nin yeni kitabı ‘Gölgeler’ ve müstear isimler üzerine... Atatürk müstear isimle hükümeti eleştiren yazılar yazdı!  

12 Haziran 2018

Hem müzisyen, hem sinemacı hem müthiş bir edebiyatçı...

Onun şarkılarıyla büyüdük, şimdi kitaplarıyla zenginleşiyoruz. Bu aralar bir kitabı daha çıktı, ‘Gölgeler’. Edebiyat meraklılarını mutlu edecek bir kitap. Gerçek yazarların ve devlet adamlarının müstear isimlerinin, yani ‘Gölgeleri’nin romanı...

İstanbul’a, onun yazarlarına ve şairlerine bir saygı duruşu. Okurken hem pek çok yeni şey öğreneceksiniz hem de çok keyif alacaksınız.

Direnmenin bir yolu da sanattır ve güzel şeyler okumaktır, unutmayın. Bu röportaj tabii bir güne sığmadı yarın da devam edecek...

- Tebrikler! Müthiş üretkensiniz. Yeni bir kitap daha. ‘Gölgeler’i okurken, edebiyat tarihinin nasıl dipsiz bir kuyu olduğunu bir kere daha gördüm. Tanıdığımız, sevdiğimiz, dizelerini ezberlediğimiz birçok isim yazar, şair, devlet adamı farklı isimlerle çıkıyorlar okurun karşısına. Nereden çıktı bu ‘Gölgeler’?

İstanbul’a, onun yazarlarına ve şairlerine bir saygı duruşu aslında ‘Gölgeler’. Belgelere dayalı bir fantezi. Gerçekle, kurgunun birbirine sarıldığı, iç içe geçtiği bir hikâye. Edebiyatın derin sularında kulaç atan, yazarlarımızı ve şairlerimizi seven okurların bu çalışmaya ilgi göstereceğini sanıyorum. 

- Fatih Sultan Mehmet, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan... Hepsi müstear isim kullanmışlar... Neden?

Müstear isim, bence hazin bir hikâye. Doğru yazarlarımızın çoğu baskılardan, sansürden kurtulabilmek, ekmek paralarını yazıdan çıkarabilmek için başka isimlerin arkasına saklanmışlar. Bu durum hep ilgimi çekti ama konuyu gerçek yazarlarımız değil, onların “gölgeleri”, yani müstear isimleri açısından ele aldım. 

Yazının devamı...

Tek istediğim mükemmel olmamak dünkü kendimden başka bir şey olayım yeter!

10 Haziran 2018

Uzun zamandır sosyal medyadan takip ediyorum onu. Heyecanla. Kalbimin atışını hızlandıran satırları, fotoğrafları, paylaşımları var. Sosyal medya genellikle yüzeysel ama Hazal Yılmaz öyle değil, çok derin. Ve dijtal platformda kısa edebi metinler yazıyor. Önce blogger’dı, sonra kendi sitesini kurdu, derken ‘Çok Gezenler Kulübü’nü... Türkiye’yi ‘yerlisi gibi gezme’ kavramıyla tanıştırdı. Kendisi de 40’a yakın ülkeyi gezdi, bir kısmında yaşadı. Şimdi de ‘Anlam Arama’ diye bir kitap çıkardı. Çarpılıyorsunuz okurken. Hiç süslemeden, laf kalabalığı yapmadan, uzatmadan, hamaset tuzağına düşmeden yazıyor. En yıkıcı, en çatışmalı hisleri bile, usul usul, dingin bir sesle dışa vuruyor. Hem kendisi gibi hem de birçok kişi birden oluyor. O yazılardaki yalınlık, edebi tat, keskinlik, modernlik... Ben inanıyorum ki zamanın edebiyatı. ‘Anlam Arama’yı okuyun, bu genç kadını tanıyın, pişman olmayacaksınız.FOTOĞRAFLAR: DİLAN BOZYEL

* Anlam Arama’ diye bir kitap yazdın, ortalığı birbirine kattın. Başlıyorum sormaya... Sen kimsin, nesin?

- En zor soruyla başladın! Kendimi yaşımla, eğitimimle, işimle, yaşadığım yerle tanımlayamıyorum. Bunlar benim için hayatın değişkenleri. Ben meraklı, sabırsız, sarkastik, heyecanlıyım. Kafamın içinde sürekli çalışan bir makine var. Sabit fikirliliğe, ayrımcılığa, aşağılamaya, eşitsizliğe sert tepkiler veriyorum. Çok erken kalkıyorum, günü kaçırma endişem var. Beni nereye bıraksan orada yaşarım, çünkü ‘yuva’nın bir duygu olduğunu düşünüyorum, evine aldığın kanepe değil. Çıplak ayakla dolaşmayı, dünyaya dokunmayı seviyorum. Gözünün içi parlayan insanlarla, peşime takılan köpeklerle, tüylerimi diken diken eden hatta ağlatan müziklerle mutlu oluyorum.



‘Anlam Arama’ #anlamarayanlar için 

Yazının devamı...

Özlem ve Burçak 5 yılda 1910 kişiyi, 13.724 kilo yağdan kurtardılar!

8 Haziran 2018

Yürünmeyen yollarda yürüyen kadınlar günü...

Bugün de yaratıcı, üretken ve çalışkan iki kadınla huzurlarınızdayım...

Burçak Avcı ve Özlem Kunduracı 12 yıldır arkadaşlar, 5 yıldır birlikte çalışıyorlar ve insanlığa faydalı bir iş yapıyorlar. Şimdi de faydalı bir kitap çıkardılar: ‘Hemen Hafifle!’

“Fazla ya da eksik kiloların mutlaka bir sebebi var. Gerçek bir hafifleme için o sebebi keşfetmen, vücudunla tanışman, onu dinlemen, bedeninin şifrelerini çözmen ve kavga etmeden anlaşmanın yolunu öğrenmen gerekir...” diyorlar. İki kadını da yakından tanıyorum, işlerini gerçekten iyi yapıyorlar. Kitap da çok iyi, ben bir sürü yerin altını çizdim bile. Yaşasın kadınlar! Yaşasın yüksek enerjili, girişimci kadınlar! Sizi Burçak ve Özlem’le baş başa bırakıyorum...

- İşte yine BO21 kızları karşımda. Sizi tanıyalım...

Ben BO21’in “O”su yani Özlem’i, Burçak da “B”si. 12 yıldır dostuz. 40 yılı aşkın süredir dünyada dönüp duruyoruz, son 5 yıldır da insanların hayatlarına dokundukça mutluluktan uçuyoruz! Burçak, yay burcu. 15 ve 18 yaşında iki oğlu var. Balık burcu olan benim ise 7 yaşında bir oğlum var. Burçak İ.Ü. İşletme, ben Gazi Ü. Çalışma Ekonomisi mezunuyum.

 

Yazının devamı...

Boşanan boşanana...

7 Haziran 2018

Tuba Ünsal - Mirgün Cabas...

Mustafa Sandal - Emina Sandal...

Hande Ataizi - Benjamin Harvey...

Söylenecek bir şey yok aslında. Evlenirken birbirine çok yakıştırdığımız çiftler, bir süre sonra birlikte yola devam edemeyeceklerini ilan ediyorlar. Hepsinin de çocuğu olmuş oluyor. Neler yaşadıklarını bilemeyiz. Anlayamayız da. Herkesin kendi hayatı, kendi özeli. Ama o kadar çoğaldı ki üzülüyor insan. Eskisinden tek farkı; Allah’tan bu ayrılıklar kanlı bıçaklı gerçekleşmiyor. Acayip rakamlı tazminatlar havada uçuşmuyor. Suçlamalar, hakaretler olmuyor. Mal kaçırmalar, çirkinlikler yaşanmıyor. Birbirlerini sevmeye, aile olmaya devam ediyorlar. Hatta çocuklar için tatillere birlikte çıkıyorlar, sonra döndüklerinde tekrar kendi özel hayatlarını yaşamaya devam ediyorlar. Gözümüzün önünde yeni bir hayat tarzı mı şekilleniyor ne?

CEM İLE DEFNE EN YAKIŞAN ÇİFT

CEM Yılmaz ve Defne Samyeli...

Benim son zamanlarda birbirine en çok yakıştırdığım çift.

Birbirleriyle ilişkilerini sahici, eğlenceli ve seksi buluyorum. İlişkilerine ilişmek isteyenlere yaptıkları esprilere de çok gülüyorum.

Yazının devamı...