"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Bravo biyolog Aslı Semerci’ye! Alzheimer için ‘erken tanı testi’

2 Kasım 2018

Yürünmemiş yollarda yürüyen kadın girişimcileri yazdığım gün. Huzurlarınızda girişimci bir bilim insanı: Aslı Semerci...

Yaşam süremiz uzuyor. Bu harika bir şey. Ama yaşam süremizin uzaması Alzheimer gibi yaşlılık hastalıklarının artmasına da neden oluyor. Oysa hepimiz sevdiklerimizle daha uzun ve sağlıklı bir hayat geçirebilmek istiyoruz. Eğer yaşam süremizin uzadığı hızda Alzheimer gibi hastalıklara çözüm bulamazsak bir sonraki gelişim düzeyine geçebilmemiz pek mümkün olmayacak. İşte moleküler biyoloji ve genetik okuyan, medikal bioteknoloji yüksek lisansı yapan Aslı Semerci ve ekibi, Alzheimer hastalığı için “erken tanı testi” geliştiriyor. Bu test, daha hastalık ortaya çıkmadan tanılamayı sağlayıp “önleyici terapiler”in başlatılması için bir araç olarak kullanılacak. Aslı ve ekibinin hedefi erken tanı testlerinde ülkemizde ve dünyada öncü konuma gelmek... İnşallah başarırlar... Kendisi ‘KAGİDER Proje 15’te seçilen 15 yıldız kadın girişimciden biri. Ben de teybimi kaptım ve Alzheimer hakkında merak ettiklerimi sordum...

- Çağın belası Alzheimer... Hepimizin korkusu sevdiklerimizi unutmak, çocuğumuzu unutmak, aynadaki görüntümüzü unutmak, yaşadığımız her şeyi unutmak...

Aynen öyle! Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 3 saniyede bir, birimiz daha Alzheimer tanısı alıyoruz. Ve hepimiz potansiyel Alzheimer hastasıyız. Gerçekten de çağın ve geleceğin belası bu hastalık. Evet, gelişen tıp teknolojileri sayesinde her gün hayatımıza yaşamımızı uzatacak bir yenilik daha ekliyoruz. Ama yaşam süremiz uzadıkça ne yazık ki Alzheimer gibi hastalıkların yayılımı da artıyor!

- Siz Alzheimer’ın erken teşhisi konusunda ne yapıyorsunuz?

İki senedir sürdürdüğümüz çalışmalarımızla Alzheimer’ın erken dönemde belirlenip alınması gereken önlemler hakkında yol haritası oluşturduğumuz bir test geliştiriyoruz...

- Bu test ne kadar önemli bir buluş?

Oldukça önemli. Şöyle ki: Alzheimer hem fizyolojisi hem de psikolojisi çok karmaşık bir hastalık. Özellikle demansla karıştırılıp hasta ve hekimi yanlış yönlendirebilen bir yapısı da var. Hekimin Alzheimer’dan şüphelendiği hastayı MR gibi cihazlar yardımıyla muayene etmesi de her zaman mümkün olmuyor. İşte biz geliştirdiğimiz bu testle tüm bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için çabalıyoruz. Bu sayede hastalığı, kişi bu hastalıktan etkilenmeye başlamadan önce belirleyebileceğiz ve “önleyici tedavi” sürecine başlayabileceğiz.

Yazının devamı...

Lütfen artık Ayça’nın çığlığını duyalım!

1 Kasım 2018

21 yaşında, gelecek vadeden pırıl pırıl bir genç Ayça Şahin. Bilim insanı olmaya hazırlanıyor, Koç Üniversitesi’nde genetik okuyor. Aşağıda hikâyesini okuyacaksınız.

SMA Tip 3 adı verilen bir hastalıkla boğuşuyor, her geçen gün kasları biraz daha eriyor. Aynı hastalık kardeşinde de var. Hayır, akraba evliliği değil! Gendeki bir mutasyondan kaynaklanıyor. İlacı var, ama SGK kapsamında değil. Onlar da her gün dua ediyorlar kapsama listesine girsin diye. O ilaç onlar için hayat demek. Lütfen artık Ayça’nın çığlığını duyalım...

- Seni tanıyalım?

Ben Ayça. 21 yaşındayım. Koç Üniversitesi’nde Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde tam burslu olarak okuyorum. Üçüncü sınıftayım...

- Kutlarım Ayça seni, çok başarılısın, şahane bir bilim insanı olacaksın...

Çok teşekkür ederim. Çocukluğumdan beri en büyük hayalimdi. Şu hastalığımı bir yenersem, tedavi olabilirsem inşallah hayallerimi gerçekleştirebileceğim...

-

Yazının devamı...

Yeni Delhi’de yarışma

31 Ekim 2018

Alya karalar bağladı.

Aslına bakarsınız ben de üzüldüm.

Alya eylülde liseye başlayacak. Gelecek hafta Londra’da okul bakacağız, opsiyonlardan biri de İngiltere...

Ah Mumbai ah...

Çok güzeldi. Ömer de “Siz de bir tuhafsınız!” diyor, “Nereye gitseniz ışık hızıyla oralı oluyorsunuz ve her seferinde de kopamıyorsunuz...”

Haklı.

Dubai

Yazının devamı...

Uzan, seni seyretmek istiyorum!

30 Ekim 2018

Doğu Roma’nın başkentinde doğdu, Batı Roma’nın başkentinde yaşıyor. Hem Türk, hem İtalyan. Türkler de bayılıyor, İtalyanlar da. İtalyanlara göre o bir ‘büyücü’. ‘Özpetekyani’ dokunuşuyla insanları ünlü ediyor, şehirleri şiirsel bir güzellikte gösteriyor, öyküleri içimize işleyecek şekilde anlatıyor...

Son filmi ‘Napoli Valeta’, yani ‘Napoli’nin Sırrı’ şimdi Türkiye’de de vizyonda. ‘Artı 18’ izleyebilecek çünkü erotik sahneleri olan bir film. Ferzan için de bir ilk bu. Daha önce bu kadar yoğun erotik sahneleri olan bir film çekmedi. Yıllar önce ‘Karşı Pencere’de oynayan Giovanna Mezzogiorno kadın başrolde. Giovanna, İtalyanların çok sevdiği, çok saydığı bir oyuncu ve 43 yaşında. Erkek başrol ise İtalya’da şu anda yeni patlayan genç bir adam, Alessandro Borghi. Giovanna’dan 15-16 yaş küçük. Bu ikilinin sevişme sahneleri haliyle tartışma yaratıyor. Çünkü başrol kadın, beyaz perdeye göre ideal kadın ölçülerinde değil. Biz hep çok genç, çok daha diri kadınlar ve kadın bedenleri görmeye alışığız. Bu anlamıyla da Ferzan Özpetek ezberleri bozdu...

Bütün kadınlar bu filmde ‘normal ölçülerde’ bir kadın başrol oynattığı için ona teşekkür etti. Herkesin yorumu farklı. İzleyin filmi, bakalım siz ne hissedeceksiniz...

FİLM KARIŞIK ÇÜNKÜ HAYAT KARIŞIK

Filmin bu kadar başarı kazanmasının altında sence ne yatıyor?

Yazının devamı...

‘Paris’te Son Tango’dan bu yana en cesur sahne!’

28 Ekim 2018

Napoli’nin Sırrı’ insanı çarpan, hüzünlendiren, düşündüren, erotik sahneleriyle şaşırtan, şok etkisi yaratan, yani bir sürü duyguyu aynı anda hissettiren bir film. Bir de meşhur bir sevişme sahnesi var. Film bu açıdan da çok tartışılacak...

Evet. İtalya’da ‘Paris’te Son Tango’dan bu yana bu kadar cesur bir sahne çekilmedi!” diye yazılar çıktı, eleştirmenler arasında böyle değerlendirenler oldu.

Zorlandın mı o sahneyi çekerken?

Zorlandım. Kadın başrolüm, ‘Karşı Pencere’de de oynayan Giovanna Mezzogiorno. İtalya’nın çok büyük bir starı. Bizim Türkan Şoray’ımız gibi. Onun 43 yaş versiyonu. Erkek başrolüm de Alessandro Borgi. O da yeni parlayan bir star, Netflix’te bir filmi var. Bunların ikisinin arasında çok ateşli bir şey yaşanıyor. Aralarında da 15-16 yaş var. Kadın bir adli tıp doktoru; o kadının bu adamla beraber olabilmesi için tamamıyla kafasının gitmesi lazım. Yani gerçekten adamı çok arzulaması lazım. O yüzden önemli bir sahne. İzleyiciye o tutkunun geçmesi gerekiyordu. Bir gece önce ikisini aradım. “Yarın böyle bir şey çekeceğiz. Biraz endişeliyim. Çünkü erotik sahneleri çekerken zorlanıyorum, utanıyorum ben. Diğer filmlerimdeki öpüşme sahnelerinde bile çekindim. O yüzden de ne halt edeceğiz açıkçası bilmiyorum, lütfen bana yardımcı olun!” dedim.

AKLIMA NE GELİRSE SÖYLEDİM: ÖP, SARIL, TUT...

Yazının devamı...

Sınırları aşan fikirler sınırlara sığmayan ustalar

26 Ekim 2018

Bugün de benim kadın girişimcileri, yaratıcı ve başarılı kadınları yazdığım gün. O zaman, huzurlarınızda Pelin! O şahane bir ODTÜ’lü. Çok yönlü bir kadın. ODTÜ’de fizik okudu, Boğaziçi’nde master yaptı. Öğrencilik yıllarında reklamcılığa merak saldı, on iki yıllık reklamcılık hayatından sonra da MediaCat’i yayınlamaya başladı. Aynı zamanda akademisyen. Bilgi Üniversitesi Marka Okulu’nun eş yöneticisi ve öğretim görevlisi.

Organizasyon işlerinde kadınların erkeklerden daha becerikli olduğunu düşünüyor.

Al benden de o kadar.

Pelin Özkan’a 5-8 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek olan ‘Brand Week’i sordum...

- Brand Week İstanbul nasıl doğdu?

Aslında bir dönüşüm hikâyesi bu. 16 yıl önce MediaCat olarak İstanbul’da etkinlikler düzenlemeye başladığımızda iki amacımız vardı. Birincisi, markalaşma ve marka yönetimi konusunda dünyada üretilen en etkili fikirleri, en güncel perspektifleri Türkiye’deki iş dünyasıyla buluşturmak. İkincisi de Türkiye’de üretilen fikirlere, yapılan iyi işlere ve başarı hikâyelerine kendilerini gösterebilecekleri bir zemin sunmak. Zaman içinde daha geniş kapsamlı bir paylaşım ortamına ihtiyaç oldu. Ve Brand Week doğdu...

- Kaçıncı yıl bu?

5. yılımız. 2013’te başladık. MediaCat’in 20. yılıydı. Önemli yıldönümlerinde portföyümüze kilometre taşları eklemeyi seviyoruz. 20. yılda iki kilometre taşı ekledik: “Brand Week Istanbul” ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’yle ortak gerçekleştirdiğimiz yüksek lisans programı “Marka Okulu”.

Yazının devamı...

Dan Brown’ın Türkiye şubesi Arif Ergin

25 Ekim 2018

Manyak değil, mühendis!

Pardon, cümleyi tekrar kuruyorum:

Meraklı bir mühendis.

Arif Ergin.

Namı diğer ‘Türk Dan Brown’.

O çok bayılmıyor bu tanıma ama öyle tanımlanıyor.

Bir endüstri mühendisi.

Beyoğlu, Galata, İstiklal âşığı.

Yazının devamı...

‘Küresel Eğitime Katkı Ödülü’nü alan ilk TÜRK

24 Ekim 2018

150 bin öğrenciye eğitim veren Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları’nın başkanı...

Ben başka türlü birini hayal etmiştim nedense. Son derece sosyal, konuşkan, esprili, şakacı biri çıktı... Eğitime gönülden inanan biri, ülkelerin geleceğini kurtaracak olanın eğitim olduğuna inanan biri. Eğitim üzerine saatlerce konuşabilir, çok da güzel konuşuyor... Küçücük bir dershaneyle başlıyor macerası. Derken 100’den fazla okulu barındıran bir yapıya ulaşıyor. 1994 yılında lisesi faaliyete geçiyor, dört yıl sonra da üniversitesi...

Şu anda yurtdışında dört ülkede üniversitesi bulunuyor. Bizim sohbetimizin ana konusu ise 2006’da kurduğu Türkiye’nin ilk ve tek fen ve teknoloji lisesi. Enver Yücel’in gözbebeği bu liseler. Şu anda Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde 14 tane var. Lise giriş sınavında ilk 100’e girenler bu liselerde bursla okuyabiliyor. Eğitime katkılarından dolayı tüm dünyada pek çok ödül aldı Enver Yücel. Bence en müthişi 2014’te Birleşmiş Milletler’den aldığı ‘Küresel Eğitime Katkı Ödülü’. Dünyada bu dalda ödül alan ilk Türk...

LİSE SONDA SINIFTA KALDIM ŞU ANDA 150 BİN ÖĞRENCİYE EĞİTİM İMKÂNI SAĞLIYORUM

- Eğitim sektörüne nasıl girdiniz?

Giresunluyum ben. Hiçbir zaman akademik olarak çok iyi bir öğrenci olmadım. Hatta lise sonda sınıfta kaldım. Bir arkadaşımla İstanbul’a geldim. Laleli’de bir dershaneye devam ettim. Minicik dershane. Derken o dershane benim oldu...

-

Yazının devamı...