"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Sinem & Aylin nefis bir ürün geliştirdiler: Çocuklar için emniyet kemeri düzenleyicisi

14 Eylül 2018

Yürünmemiş yollarda yürüyen kadınları yazdığım gün.

Şahane iki girişimci kadınla huzurlarınızdayım: Sinem Bozoklar ve Aylin Güvenal Doğu.

Kurumsal hayattan ayrılıp kendi markalarını kuruyorlar.

Sinem, İzmir Amerikan Koleji ve Boğaziçi Ekonomi mezunu. Uzun yıllar Nestle ve Coca Cola gibi kurumsal şirketlerde yönetici pozisyonunda çalışıyor. Türkiye’nin yanı sıra Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar pek çok farklı pazarı da içeren projelerde sorumluluk alıyor.

Aylin de Mimar Sinan Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama bölümü mezunu. Eğitimini aldığı mesleği yapmıyor, uzun yıllar reklamcılık yapıyor. Türkiye’nin en iyi reklam ajanslarında iletişim stratejisi, reklam ve pazarlama projelerinde çalışıyor. İkisi de işlerini severek yapıyorlar ama bir taraftan da kendi markalarını yaratmanın hayalini kuruyorlar. Derken anne oluyorlar ve “çocuklu hayat dertleri”, onlar için Ar-Ge gibi olmaya başlıyor. Zaten arkadaşlar. Yola birlikte girişimci olarak devam ediyorlar ve bence çok önemli bir ürün geliştiriyorlar:

Emniyet kemeri düzenleyici aparat.

Buyurun, sizi röportaja alayım...

-

Yazının devamı...

Yarın savaş çıksa, öleceğini bilsen ne yaparsın... Suriyeli göçmenlerin yaşam savaşını anlatan bu filmi asla kaçırmayın: ‘MİSAFİR’

13 Eylül 2018

Samimiyetsizlik denizlerinde boğulacağız. Yaşayıp gidiyoruz ama tüm bunların farkında olarak. Fena yani. Belirsizliklerin hâkim olduğu zamanlar. Çok acı var. Çok acımasızlık var. İnsanlık sınıfta kaldı falan filan... Ne anlatıyorum... Aslında siz de her şeyi biliyorsunuz... Bilmediğiniz bir şey var ama... Bir film, adı “Misafir.”

Bir kadın yönetmen çekti: Andaç Haznedaroğlu.

Suriyeli göçmenler üzerine inanılmaz bir film. Mutlaka, mutlaka, mutlaka izlemeniz gerekiyor. Olan biten kadınların ve çocukların gözünden anlatılıyor. “Gerçek” diye buna derim işte! Müthiş bir iş çıkarmış. Zaten film pek çok ödül kazandı. Dublin ve Montreal’de “En İyi Film”, “En İyi Aktris” ödüllerini aldı. Bizde ödül alan filmler entelektüel bulunur, gidilmez. Kim izleyecek Suriyeli göçmenleri filan yapmayın. Gidin. Ağır bir film değil. Kıpırdamadan izleyeceksiniz. Hem ağlayacak hem güleceksiniz. Kesinlikle pişman olmayacaksınız. Gram ajitasyon yok. 10 numara iş. Avuçlarım patlayıncaya kadar alkışlıyorum Andaç’ı... 

- Bayıldım ben “Misafir”e. Siz de izleyince bizim gibi ağlıyor musunuz?

İtiraf ediyorum, çekerken de izlerken de her aşamasında çok ağladım. “Bir film izledim hayatım değişti” denir ya, “Bir film çektim hayatım değişti...”

- Ben çok sarsıldım. Biraz da kendimden utandım. Ki ben “Suriyeli göçmenler gitsin, nereden geldi bunlar, Allah kahretsin!” diyenlerden değilim, ona rağmen dağıldım...  Sizin bu filmi çekme sebebiniz ne?

Hikâye beni buldu! Dört yıl önce yolda arkadaşımla giderken arabanın önüne kucağında çocukla bir kadın atladı. Çocuk ağlıyor. Biz o kadar duyarsızlaşmışız ki sohbete devam ediyoruz. Kadın Arapça bir şeyler anlatıyor, yardım istediği belli. İki yaşındaki çocuğun gözyaşı durmuyor. Bir an kendimize yabancılaştık ve ne yalan söyleyeyim “Çok kirliler, kokarlar, arabaya almayalım!” diye düşündük. Ama çocuğun gözyaşları sicim gibi. En son dayanamadık aldık arabaya. O gece sabaha kadar dört hastane dolaştık. “Kimlikleri yok” diye işlem yapılmıyor. “Parasını vereceğim” diyorsun, halledemiyorsun. Çocuk ikinci kattan düşmüş, bacağı kırılmış. Sabaha karşı zor bela sargısını yaptırdık. Kadın da çocuk da çok mutlu oldu. Onları aldığımız yere getirdik. “Eviniz nerede?” diyoruz. Anladık ki evleri yok! Bir apartman boşluğunda yaşıyorlar. Betonun üstünde yaklaşık 10 kişi yatıyor. Arada yaralılar var. İstanbul, Fatih. Şehrin göbeği neredeyse...

Yazının devamı...

‘Artırılmış gerçeklik’ teknolojisini bir kitapta kullanan ilk Türk Ümit Ünker... Kitabın içinden adam çıkıyoooooo!

12 Eylül 2018

Ümit Ünker. O, bir eğitimci.

Türkiye’deki ilk “augmented reality” kitabını yazan kişi. Yani “artırılmış gerçeklik” teknolojisini bir kitapta kullanan ilk kişi.

‘O da ne?’ diyeceksiniz.

Başlıktaki gibi, kitabın içinden adam çıkıyor! Yazarı çıkıyor yani. Ve kitabı anlatmaya başlıyor. Siz o kitabı okumuyorsunuz, dinliyorsunuz. Her şey üç boyutlu. Gerisini röportajdan okuyun...

- Tebrikler! Türkiye için yepyeni bir şey yaptınız. İnsanın aklı uçuyor görünce! Kendine ait yazılımı ve uygulaması olan Türkiye’deki ilk ve tek “artırılmış gerçeklik” kitabını yazdınız...

Aynen öyle!

-

Yazının devamı...

O, bir diyetisyen 130 kiloydu... Bir yılda 60 kilo verdi Üstelik ameliyatsız!

11 Eylül 2018

Diyetisyen olması da durumu değiştirmiyor.

Ayça Sezginer bir yılda tam 60 kilo verdi.

Yasaksız bir diyetle. Ara öğünleri atlamayarak. Az ama sık sık beslenerek.

Önüne gelenin mide ameliyatı olduğu bir çağda Ayça Sezginer’in hikâyesi bana ilginç geldi. Bir obezin hissiyatını ‘içeriden’ anlattı...



Yazının devamı...

Burcu Çetinkaya: Inessa benim başörtüme saygı duyuyor ben de onun boynundaki haça...

9 Eylül 2018

Kadın, her yerde hayatı güzelleştiriyor! Yapıcı olan, yaratıcı olan, bir sürü şeyi aynı anda yapan kadın, çabayı gösteren kadın... Ben en çok da bu çabayı seviyorum hayatta galiba. Burcu Çetinkaya sadece basından tanıdığım biriydi.
“Robert Kolejli kız kapandı, sonra da Bucak Aşireti’ne gelin gitti...” Ya göklere çıkarılıyordu doğru yolu buldu, kapandı diye ya da yerin dibine batırılıyordu; nasıl olur da Robert Kolej’den mezun, modern, Batılı bir kız kapanır, üstelik aşirete gelin gider, diye... Hep bir önyargı...
Ama iki taraftan da...
Enteresan gelmişti, denk düşmedi, röportaj yapamadım. Geçen günlerde kendisi aradı. Önümüzdeki hafta Marmaris’te Dünya Ralli Şampiyonası gerçekleşecek. Kendisi ve Ukraynalı-Rus co-pilot’uyla röportaj yapmak isteyip istemediğimi sordu.
“Tabii ki isterim!” dedim.
Pek çok şey konuştuk ancak bir kısmı sığabildi buraya, tamamı hurriyet.com.tr’de...
Ben en çok şu lafını sevdim: “Ne örtünmediğim için kötüydüm ne de örtündüğüm için mükemmel!” Çabasına saygı duyuyorum, umarım aradığı desteği bulur...

Fotoğraflar: Emre YUNUSOĞLU

Yazının devamı...

Arılar için konuşan ve koşan Yonca Tokbaş: Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun Arı Sevgisi Elçisi olmak istiyorum

7 Eylül 2018

Türkiye’nin maraton koşan ilk ve tek köşeyazarı. Çok renkli bir kişilik. “Global” ve “dünya vatandaşı” terimlerinin tam karşılığı. İnanılmaz bir enerjisi vardır, susmaz, gerçekten her şeyi bilir. İlaç prospektüsü gibidir. Ve sağlam kızdır, harbidir. Senelerdir koşuyor. Son dönemlerde arılar için de koşuyor. Ve her fırsatta, her yerde arıları anlatıyor. O, arı sevgisini Debra Roberts’dan öğrendi. Roberts, arılara gönül vermiş müthiş bir kadın. “Debra bana el verdi, ben de aldım!” diyor. Söz, Yonca Tokbaş’ta...

- Yoncacım seni yakaladım, arıları soracağım...

Yaşasın! En sevdiğim konu, hadi sor, sor...

- Bizim “arı sevgimiz” pek gelişmiş değil... Neden?

Çünkü korkuyoruz! İnsan tanımadığı, bilmediği, üstelik çocukluğundan itibaren etrafında herkesin korkuyla yaklaştığı, öldürmek için uğraştığı bir varlıktan korkar! Biz arıların varlık sebebini bilmiyoruz. Onları tanımıyoruz. Anlamıyoruz. Merak da etmemişiz. Neden sürekli tepemde vızıldayıp duruyorlar? Ne işe yarar bu can?

- Sahi, ne işe yarar arılar?

Arılar olmasaydı ne sen, ne ben, ne çocuklarımız, ne de geleceğimiz olurdu! O kadar ciddi bir varlık sebepleri var. Arılar yoksa, hayat yok!

- Vayyyy! Arıların ateş böceklerinden, kelebeklerden ve diğer uçanlardan farkı ne peki?

Yazının devamı...

Herkes bir şey olmaya çalışırken ben sadece ben oldum!

6 Eylül 2018

Nilgün Bodur! Seven çok seviyor, 750 bin takipçisi ona bayılıyor, nefret edenler de onu ‘Kezbanlık’la, vasatlıkla, ortaokul kompozisyonu seviyesinde yazmakla ve özellikle de çok satmakla suçluyorlar!

Eğlenceli bir ülke burası...

Nilgün Bodur da öyle...

Avusturya Lisesi mezunu bir pazarlama uzmanı. 40 yaşında kurumsal hayatı bırakıp kendisine yeni bir hayat inşa ediyor. Kabul etmek istemeyenler olsa da yükselen bir yıldız o. Yazılarını seslendiriyor ve sosyal medyada paylaşıyor. 16 Eylül’de de Trump Gösteri Merkezi’nde nasıl küllerinden defalarca doğduğunu anlatacak...

Tebrikler! Ekşi Sözlük’te sayfalarca küfür var 60 baskı yapan kitabın ve senin hakkında... Bütün o yazılanları okuyunca doğru yolda olduğuna inandım!

Yazının devamı...

Kilo alıp vere vere sağlığımı mahvetmişim!

5 Eylül 2018

Çomak sokan ve ezber bozan... Ve kafası atınca da istediğini yapan...

Huzurlarınızda Gupse Özay.

Adının anlamı, “canımın içi”.

O, bu ülkenin medar-ı iftiharlarından. Çünkü bu ülkenin senaryoyu yazan, oynayan, hem de film yöneten tek kadın...

Son dönemde yaptığı filmler için kilo alıp verdi durdu, bakın neler oldu. Yaşadıkları hepimize hayat dersi gibi...

 

 

Yazının devamı...