"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Ceceli rezaleti

17 Temmuz 2018

Zirvesi...

Hatta Nirnava’sını...

Böylesini Türkiye görmedi.

Kusmak istiyorum bu iğrençlik karşısında.

Bu insanlık dışı, adamlık dışı, babalık dışı tutum karşısında.

Mustafa Ceceli kendi topuğuna sıktı.

Kendi kendini nefret objesi haline getirdi.

Yazının devamı...

Durdurun bu rezaleti! Tecavüze uğrayan minik kızın fotoğrafları internette!

15 Temmuz 2018

Olacak şey değil.

Dokuz yaşında bir kız...

Antrenörü tarafından sistematik olarak seks kölesi gibi kullanılıyor.

Tehditle, şantajla, güç ve iktidarını kullanarak üç sene boyunca kıza her şeyi yaptırıyor.

Tecavüz var, çıplak fotoğraf çektirmek var, sapık fotoğraflar var, akıllara ziyan yazışmalar var.

Aralarındaki yaş farkı 50’ye yakın.

Torunu yaşında, minik bir çocuğu cebren ve hileyle istismar ediyor.

Sapık fantezilerine alet ediyor.

Yazının devamı...

Delice Doğan Kuş Aslıhan Aydemir

13 Temmuz 2018

Kadın girişimcileri, saksıyı farklı çalıştıran, yürünmeyen yollarda yürüyen kadınları yazma günüm.

Yine farklı bir kadınla huzurlarınızdayım: Aslıhan Aydemir...

O, kendi alanında bir ilk...

Dünya standartlarında hizmet veren uçak satış sisteminin Türkiye’deki ilk kadın girişimcisi.

Uluslararası markette bilinen, yabancı ortaklı, global standartlara uyumlanmış bir uçak parçası satış şirketinin ortağı ve yöneticisi.

Türkçesi, uçaklara yedek parça satıyor!

İşini müthiş bir tutkuyla yapıyor ve anlatıyor.

12 yıl havacılık sektörünün pek çok faklı biriminde çalışmış, sonra kendi şirketini kurmuş. Çalıştığı her birim de ona paha biçilmez deneyimler sağlamış. Sonunda

Yazının devamı...

Neslican seni çok seviyoruz! İyi haberlerini bekliyoruz

12 Temmuz 2018

Yemin ederim budur.

Bayılıyorum Neslican Tay’a.

İlk günden beri.

Daha önce de yazdım bu genç kadınla ilgili.

Yazının devamı...

'Her gün kaslarımı kaybediyorum ama kaybettiğim her kasla hayata daha sıkı sarılıyorum'

11 Temmuz 2018

7 yıl önce kaybettiğimiz gazeteci Özer Yelçe’nin eşi. Hurriyet.com.tr’nin de yazarı. Yıllarca, engellilerle ilgili yazılar yazdı. Onların hayatındaki engelleri kaldırmak için uğraştı. Asla yılmayan, vazgeçmeyen, pes etmeyen biri. Üsküdar Amerikan Kız Koleji mezunu. Bilgili. İlgili. Meraklı. Dünyayı takip ediyor. Sürekli üretiyor. Müthiş bir kadın yani. Bu röportajı yapma sebebim de son yazdığı kitap: “Sesler, Yüzler, İzler...”

Ayşegül Domaniç Yelçe, 20 yaşından beri tedavisi olmayan bir kas hastalığıyla mücadele ediyor. Her gün bir kası daha eriyor. Hastalığının adı FSHD. Artık yürüyemiyor. Yardımsız yaşayamıyor. Kendi başına su içemiyor, yemek yiyemiyor, tuvalete gidemiyor, onu bir yerden, bir yere kucakta taşımak gerekiyor. Ama bütün bu zorluklar karşısında asla pes etmiyor, kendini yenilmiş hissetmiyor. Aksine bu hastalığın ona kazandırdığı olumlu özelliklerini çok seviyor. “Sağlıklı ama bundan farklı bir kişiliği olan Ayşegül olmak istemezdim!” diyor.

Kitapta da bu mesajları veriyor...

Aynı genetik hastalık kızında da var; o da artık yürüyemiyor. Ama kızı Zeynep de müthiş bir savaşçı, haftada üç gün Sabancı Üniversitesi’nde tarih dersleri veriyor...

Sizi muhteşem Ayşegül Yelçe’yle baş başa bırakıyorum...

 

Yazının devamı...

Buyurun... İyilik Kolyeleri Atölyesi’ne

10 Temmuz 2018

Son bir haftadır izindeydim ve “İyilik Kolyeleri Atölyesi”yle uğraştım.

Bir de başıma Bodrum Gürece’de böyle bir atölye icat ettim!

Artık iyilik kolyelerini Güreceli kadınlarla birlikte yapmaya da hazırlanıyorum.

Amacım da elde edilen gelirin köy için kullanılması, köyün güzelleştirilmesi için, kadınların üretime daha çok katılması için...

Ama işin daha çoook başındayım.

Atölyenin bir kısmı bitti, ama tam hayata geçmesi gelecek yaz...

Olsun, ben mutluluktan ölüyorum.

*

Yazının devamı...

Bir yarışa girmişsin, kaybettiğinde “Nerede eksik yaptık?’ deyip: Yeniden hazırlanacaksın

1 Temmuz 2018

Ben zaten onu meydanlarda sevmiştim. Ama karşımda kanlı canlı görünce daha çok sevdim. Diriliğini, ataklığını, zekâsını, gülümsemesini, gençliğini, muzipliğini, hazırcevaplığını, samimiyetini, cesaretini, açık sözlülüğünü... Benim için gelecek, Muharrem İnce! Böyle insanlar, böyle siyasetçiler seviyorum. Açık, şeffaf... Gözlerinden bulutlar geçmiyor.  ‘Poker surat’ değil. “Ne dedi şimdi?” demiyorsun. Kafan karışmıyor. Gizlisi saklısı yok.  “Şunu sorsam mı?” diye korkmuyorsun. Saygı sınırında her şeyi sorabilirsin. Karşında bir ‘insan’ duruyor. Duygularıyla, zaaflarıyla bir insan. Özür diliyor, “Hata yaptım” diyor, yenilince rakibini tebrik ediyor. Açık, apaçık. Üstelik eleştiriye de açık! Biz alışık değiliz böyle birine. Beni çok umutlandırdı. Bence Muharrem İnce uzun yol koşucusu, öyle olması dileğiyle. Güç diliyorum, kolaylıklar diliyorum ona. Galiba beni en çok, “O âşık olmadıysa ben n’apim!” lafıyla yakaladı. Mizah duygusu da güçlü, güldürdü beni. Huzurlarınızdan ayrılmadan şunu da itiraf etmek istiyorum: Onda şeytan tüyü var. Gerçekten öyle. Çok sempatik ve insanı feci etkileyen bir karizması var. Sevmemeye olanak yok, etkilenmemeye de... Bu kadar kısa zamanda bu kadar çok oy almasının sebebi de bu, hepimizi bir şekilde yakaladı. Valla ne diyeyim, siyaseti hiç bırakmaması dileğiyle...

Seçimi kaybettiniz ama bu seçimin ‘kazananlarından’ biri oldunuz, insanların gönlünde taht kurdunuz. Samimisiniz, sahicisiniz ve çok şeffafsınız. Bu özellikleriniz, bir siyasetçi olarak başınıza bela olmuyor mu?

- Başlangıçta evet. İlk anda yanlış anlaşılıyorum. Çünkü pek alışkın olunmayan bir durum bu. Ama uzun vadede kazanıyorum. Ben hep olduğum gibi olmaya çalışıyorum. Şiir okuyan Muharrem İnce. Öfkelenen Muharrem İnce. Ağlayan Muharrem İnce. Gülen Muharrem İnce. İnsan Muharrem İnce...

 Şiir demişken, şiirlerinizin de ‘tutkulu’ yerlerinin altı çizildi, etrafta dolaştı. Rahatsız etmedi mi?

- Hiç problem değil. Onları ben yazdım, arkasındayım. Yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim. Öfkem yapamadıklarıma...

 Cumhurbaşkanlığı adaylığınıza bu kadar ilgi bekliyor muydunuz? Şaşırdınız mı?

- Hayır, çünkü bu benim milletle ilk karşılaşmam değil. 16 yıldır milletvekiliyim. Daha önce iki kez genel başkan adayı oldum. Grup başkan vekilliği yaptım. Referandumda 106 yerde miting yaptım. Bu seçimde müthiş kalabalıklara hitap ettim ama referandumda da polis kayıtlarına göre İskenderun mitingimiz 55 bindi örneğin.

Yazının devamı...

İş hayatında düşmek önemli değil, yeniden başlayabilmek esas

29 Haziran 2018

Bugün o gün...

Bugün kadın girişimcileri yazdığım gün.

Yürünmemiş yollardan yürüyen kadınları yazdığım gün. İki müthiş girişimci kadınla tanıştıracağım bugün sizi. Deniz Sezen Akgüngör ve Ece Çırakoğlu Demirpençe. Biri iletişim, diğeri şehir ve bölge planlama mezunu iki pırı pırıl kadın. Yıllarca kurumsal hayatta çalışıyorlar ve bir gün canlarına tak ediyor, işlerinden ayrılıyorlar, kendi girişim fikirlerini hayata geçiriyorlar.  Öyle hızlı bir giriş yapıyorlar ki girişimcilik hayatına, daha altıncı aylarında Amerika’nın en hızlı büyülen markası Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya’nın programı olan Hamdi Ulukaya Girişimi’ne seçilen 6 start-up’tan biri oluyorlar. Uluslararası platformlarda hak ettiği yerde olmadığını düşündükleri tekstil sektörünü, yurtdışında temsil etmek istiyorlar. Ve ve ve Amerika’da Türk peştamalları tasarlayarak bu pazara giriş yapıyorlar. Gerisini onların ağzından dinleyin...

- Sizi tanıyalım...

Ben Deniz Sezen Akgüngör. Marmara Üniversitesi İletişim mezunuyum. 15 yıl reklam, pazarlama ve iletişim alanında yöneticilik yaptım. Ortağım Ece Çırakoğlu Demirpençe de Mimar Sinan Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama mezunu. O da 15 yıl boyunca uluslarası şirketler için çalıştı ve yabancı fonlar adına büyük ölçekli alışveriş merkezleri geliştirdi ve yönetti.

- Nerede nasıl tanıştınız?

Altı yıl önce, katıldığımız bir kişisel gelişim seminerinde. Birbirimizi gördüğümüz anda sanki yıllardır tanışıyormuş gibi hissettik ve o günden sonra dostluğumuz güçlenerek devam etti.

Yazının devamı...