"Prof. Dr Cem Fıçıcıoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Prof. Dr Cem Fıçıcıoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Prof. Dr Cem Fıçıcıoğlu

Prof. Dr Cem Fıçıcıoğlu

Prenatal (Doğum Öncesi) Kapsamlı Bakım

21 Ocak 2020

Hekimler, anne ve fetüs ihtiyaçları olan gerekli besinleri alması için, anne adayına  sürekli kullanacağı prenatal vitaminleri önerecektir. DNA hasarı yaşlanmayı hızlandırmaktadır. Bunun ötesinde, gebe kadınların diyetle tüketecekleri esas besin kaynağını oluşturarak büyüyen fetusun yapı taşlarının oluşumuna katkı sağlayacaktır. O nedenle beslenme de çok önemlidir.

Basit vitamin ve minerallerin dışında DHA, Choline, Lutein, ve zeaxanthin gibi diğer önemli yapı maddeleri de vardır. Bunlar bebeğin göz ve beyninin sağlıklı gelişmesine yardımcı olacaklardır. Uygun gıda ve takviyeler fetal anormalliklerin ve gebeliğe bağlı hastalıkların görülme riskini azaltacaktır.

Yayınlanmış bazı makaleler, annenin gebeliği süresince ideal prenatal takviyeleri kullanmasıyla bebeğinin zihinsel kapasitesinin gelişimine  olumlu katkı  yapacağını, göstermektedir. Anneleri gebelik süresince sigara içen (çevrede içilmesi de olumsuz etkili) çocukların, anneleri sigara içmeyen çocuklara  göre 3 kat daha fazla öğrenme zorluklarıyla karşılaştıkları görülmüştür.

Çok iyi beslenen birçok kadının gebelikleri süresince gerekli besinleri aldığı düşünülse de bazı önemli besinlerin alımında eksiklik olmaktadır.

Batı Avrupa'da yapılan bir çalışmada kadınların gebe kalmadan önce önemli besin kaynaklarını yeterince tüketemedikleri ortaya çıkmıştır. Yaklaşık kadınların yarısında yetersiz folat alımı, %67’sinde yetersiz D vitamini ve yarısından fazlasında omega -3 yağ asitlerinden üretilen balık yağının yetersiz tüketimi olduğu belirlenmiştir.

Sözün kısası, çocuk doğurma yaşında olan %50'den fazla kadın optimal fetal gelişim ve sağlıklı gebelik için hazır olacak kadar yeterli besini almamakta. Yani gebeliğe tam hazır olmadan gebe kalmaktalar diyebiliriz.

Prenatal vitaminlere neden ihtiyacımız var?

Birçok besin kaynağı embriyo ve fetusun önemli organlarının gelişiminde yapı taşı olacaklardır. Örnek olarak omega-3 yağ asiti DHA ve choline normal beyin gelişiminde ihtiyaç duyulan takviyelerdir. Western tipi diyetlerde her ikisi de eksiktir.

Yazının devamı...

Yumurtalık Dokusu Gençleştirme

31 Aralık 2019

Evlenme veya çocuk planı yapma yaşının eskiye göre daha ileri olması veya ikinci evliliklerin yaygınlaşması gibi nedenlerin kuşkusuz ki bunda payı büyüktür. Çocuk sahibi olamayan birçok çift tarafından bu durum, sosyal ve psikolojik anlamda ciddi bir travma olarak tanımlanmaktadır. Kadında yaş ile birlikte doğurganlığın azalmasının temel nedeni yumurtalıkların yaşlanmasıdır. Anne karnındayken milyonlarca olan yumurta hücrelerinin sayısı, puberte döneminde 300-500 bin seviyelerine iner ve bu düşüş 35 yaşından sonra hızlanarak, menopoz döneminde yumurta hücrelerinin tamamen sonlanmasıyla son bulur. Yani kadınların doğuştan gelen yumurta rezervleri zamanla tükenince menopoz durumu izlenmektedir. Çevresel faktörler, sigara, kemoterapi, radyoterapi gibi yumurtalıklar üzerine toksik etki gösteren her etken, menopoz yaşını erkene çektiği gibi yumurta kalitesini bozarak infertiliteye de sebep olmaktadır.

Günümüzde yumurta hücrelerinde yaş ve çevresel faktörlerle artan olumsuz etkileri yavaşlatmak veya ortadan kaldırmak için çeşitli tedavi arayışları sürmektedir. Bu yazımızda, "Yumurta Gençleştirme" için kullanılan, çeşitli çalışmalarda olumlu etkileri gözlenmiş tedavilerden bahsedeceğiz.

Glutatyon Tedavisi:

Vücudumuzda, aerobik metobolizma sonrası oluşan serbest radikaller ve reaktif oksijen ürünleri gibi pro-oksidanlar ile bunlara karşı üretilen anti-oksidanlar arasında hücresel seviyede fizyolojik bir denge vardır. Bu denge tüm vücutta olduğu gibi kadın üreme sisteminde de önem taşır. Antioksidanlar aleyhine bozulan bir dengede oksidatif stres başlar ve bu da protein sentez inhibisyonu, lipid hasarı, ATP tüketimi gibi patolojik etkilere sebep olur. Polikisitk over sendromu, endometriozis, kötü oosit kalitesi, kötü embriyonel gelişim gibi birçok infertilite sebebinde oksidatif stresin rolü olduğunu ileri süren çalışmalar mevcuttur. Foliküler sıvıda da oldukça fazla bulunan antioksidanlar (glutatyon peroksidaz, glutatyon transferaz, glutatyon redüktaz vb.) yumurtalık hücrelerini oksidatif strese karşı korumaktadır.

Glutatyon tüm hücrelerimizden üretilen bir antioksidandır. Hücreler içinde bulunduğu gibi, hücreler arasına ve kan dolaşımına da büyük miktarda salınır. Pro-oksidanlara bağlanarak onların oluşturabilecekleri hasraları önler. Antioksidan etkisi ile bağışıklık sisteminin güçlenmesine, sağlıklı hücre bölünmesi ve çoğalmasına katkı sağlar. Glutatyon düzeyleri stres, çevresel toksinler, kötü beslenme, yorgunluk, uykusuzluk, çeşitli kronik rahatsızlıklar ve yaşlanma gibi sebeplerle düşmektedir.

Glutatyon seviyesini doğal yollarla artırmak için bürüksel lahanası, brokoli, karnıbahar, sarımsak, soğan gibi sülfürden zengin besinler, madalina, portakal, kivi gibi c vitamininden zengin meyveler, ıspanak, bamya, kuşkonmaz gibi bitkisel glutatyondan zengin gıdalar tüketilmesi faydalıdır. Curcumin (zerdeçalde bulunur), Silmarin (deve dikeni sütü içeriği) gibi takviye ürünler de glutatyon seviyelerini yükseltmektedir.

Oral olarak alınan glutatyon takviye ürünlerinin enzimatik reaksiyonlar ile ağızda aminoasitlerine ayrılmaları nedeniyle, istenilen düzeyde kan glutatyon seviyeleri sağlanamamaktadır. Bunun  yanı sıra, kapsül formları 250-1000 mg dozlarında düzenli şekilde kullanıldığında çeşitli doku ve hücrelerde yükselme sağladığını gösteren çalışmalar mevcuttur. Glutatyon tedavisinde istenilen seviyelere ulaşılmasını sağlamanın en etkili yolu, damar yoluyla vermektir. Serum içinde veya yavaş enjeksiyon olarak uygulanabilir. Antioksidanların kullanımının faydasını kanıtlamak için geniş kapsamlı daha çok çalışma yapılmasına ihtiyaç vardır.

Unutulmamalıdır ki sağlıklı yaşam tarzı, yeterli uyku ve egzersiz tedavide ilk uygulanması gereken yaklaşımdır.

Yazının devamı...
Prof. Dr Cem Fıçıcıoğlu Kimdir?

Prof. Dr Cem Fıçıcıoğlu