"Nur Hande Başpınar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nur Hande Başpınar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nur Hande Başpınar

Nur Hande Başpınar

'Oyuncu Anne'ler 'Uçan Baba'lar

19 Şubat 2017

Bana göre bu alemin en uç noktasına ise, mevzu anne-çocuk olunca varılıyor. Ayağında çorap olmayan bir çocuk, ek gıdaya geçen ya da geçmeyen bir bebek, emziren bir anne, okul, oyun, beslenme derken ortalık karışıyor. Hal böyleyken çoluk çocuk mevzularında fikir beyan eden, üstelik pek çok takipçisi olan sosyal medya kullanıcılarını sabırlarından dolayı tebrik etmek istiyorum.
Kötü Alışkanlıklara İyi Öneriler, Başlarım Şimdi Anneliğe, Çok Hayal Kuran Çocuk, Oyuncu Anne, Ev Yapımı Sihirli Değnek ve Dedemin Bakkalı kitaplarının yazarı, reklamcı, on parmağında on marifet Şermin Çarkacı, namıdiğer Oyuncu Anne de bu hesaplardan biri. Facebook’ta yaklaşık 620 bin kişi tarafından takip edilen Çarkacı, Ankara’da yaşıyor ve üç çocuk annesi. Paylaşımlarıyla neşe ve ilham veren Oyuncu Anne, kimi zaman çocuklarıyla kartondan langırt yapıyor, kimi zaman çocukluk anılarını neşeli fotoğraflar eşliğinde takipçileriyle paylaşıyor.

SONSUZA KADAR MUTLU YAŞADILAR

Onu, seramik çamurundan kerpiç, kerpiçlerden Mısır piramidi, sirke, karbonat ve bulaşık deterjanından yanardağ yaparken görürseniz şaşırmayın. Tam bir oyun kurucu. Öyle ki kitaplarının yanı sıra, her güne bir oyun önerdiği bir oyun takvimi bile hazırladı. Çocukların ailelerinden istediğinin renkli ve pahalı oyuncaklar, çeşit çeşit kurslar, oyun alanları, etkinlik merkezleri, çizgi filmler olmadığını belirten sevgili Oyuncu Anne, “Aslında sadece bize ihtiyaçları var. Birlikte geçecek kısa ama dopdolu anlara, göz göze geldiğimizde kendilerini önemli hissettikleri anlara ihtiyaçları var” diyor. Her paylaşımında ‘Ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar’ demenin bir yolunu mutlaka bulan bu güzel ruhu, sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz. Takip ederken bir de bakmışsınız, kendi çocukluğunuzu bulmuşsunuz...

BABALAR OLARAK BİZ DE BURADAYIZ

Baba olacağını öğrendiği günden bu yana okuyan, araştıran ve babalık serüvenini sosyal medyada takipçileriyle paylaşan Uçan Baba ise, konuya çok haklı bulduğum bir noktadan giriş yapıyor ve şunları söylüyor: “Hamilelik ve anne sütü dışında her şeyi babalar da yapabilir diye düşünürken farkettim ki bu sektörde babalara çok yer yok. İnternet ve sosyal medya blogger annelerin tekelinde. Ben de bu kaotik ortama bir baba yaklaşımı getirmek için öğrendiklerimi ve tecrübelerimi bu sayfada paylaşıyorum. Babalar olarak biz de buradayız!”
Babaların, annenin yetmediği yerde devreye giren bir yedek oyuncu ya da stepne olmadığını anlatan Uçan Baba’nın uçuşu, mesleğinden geliyor. O, 1987 yılında blogger annelere tepki olarak doğduğunu söyleyen, çiçeği burnunda bir baba ve esprili bir uçak mühendisi. Ankara’da yaşayan Uçan Baba’yı sosyal medya hesaplarından ve ucanbaba.com internet sitesinden takip edebilirsiniz.

KINADIĞIM NE VARSA BAŞIMA GELDİ

Son olarak paylaşımlarına çok güldüğüm Hihieved’den bahsetmek istiyorum. Tatlı, nüktedan ve gerçekçi Hihieved, “Çocuk sahibi olmadan önce ‘Yapmam’ dediğim, kınadığım ne varsa başıma geldi. Baktım kitaplardaki gibi mükemmel anne olamıyorum; ben de dalga geçiyorum” diyor ve ekliyor, #hihieved. İnstagram hesabında 27 bine yakın takipçisi bulunan Hihieved’in profiline girdiğinizde, sizi tüm gerçekliğiyle parkedeki bebek kusmuğu fotoğrafı karşılıyor. Hihieved, paylaşımlarıyla, sosyal medyanın taşlama kraliçesi. İşte bir paylaşımı:
“Deneyimli annelerin yeni annelere aktaracağı çok şey olduğuna inanıyorum. Parkta, sokakta yanında bebeğiyle bir anne gördüğümde hemen yanaşıyorum. Önce ‘Ne kadarlık?’ diye soruyorum. Hemen ‘Bizimki de x aylık’ diyorum, o sormadan. Bilsin. Gözlerimle tartıyor ve ‘Aa daha küçük duruyor’ diyorum. Sonra ‘Emiyor mu?’ diye soruyorum. Emiyorsa rahatlıyorum. Mama veriyorsa çok kızıyorum. Sütü var ve vermiyor. Hurma yese gelecek sütü, kolaya kaçıyor. ‘Bunlar daha iyi günlerin, tadını çıkar’ diyorum. ‘Ay sen bi de ayaklanınca gör, azıları çıkınca gör’ diyorum. Tek çocuklulara ‘Tek çocuk hiç çocuktur’ diyorum. Çünkü bu benim üstüme vazife. Sohbetimiz biraz ilerleyince ‘Nasıl doğdu?’ diyorum. Sezaryense ağzımı büzüp, yüzümü ekşitiyorum. İşte benim bir günüm. Tamamen iyi niyetle tecrübe aktarımı yapıyorum. Her yerdeyim ben. Görseniz hemen tanırsınız. İyi niyetimden tanırsınız.”
Hihieved’i sosyal medya hesaplarından takip edebilir, paylaşımlarını inceleyerek anneliğe farklı ve gerçek bir pencereden bakabilirsiniz...

Yazının devamı...

Gazi Sözlük'te Ankara havası

12 Şubat 2017

1999 yılında ‘Kutsal bilgi kaynağı’ sloganıyla doğan Ekşi Sözlük’ün ardından, çok sayıda kardeşi de sanal dünyaya merhaba dedi. Kimi parladı, kimi zamanla göç eyledi. Bu furyada yerini alan ve son dönemde internet aleminde arzıendam eden Gazi Sözlük, Gazi Üniversiteli genç girişimciler tarafından 2015 yılında kuruldu. Öğrencilerin de desteğiyle son dönemde ivme kazanan sözlük, üye olduktan sonra ‘dal içeri’ butonuyla kullanıcıları davet ediyor, sisteme giriş yaptıktan sonra ekranda beliren ‘ve cennetin kapıları sana ardına kadar açılıyor’ mesajıyla gülümsetiyor. Sözlük, kentle ilgili çok sayıda başlığa da ev sahipliği yapıyor. ‘Ankara’ başlığı, şu düzeltmelerle dolu: 
rakun123: Eminmisin la (bkz: angara) olmasın?
batmayanigneucu: Ankara diye yazılır angara diye okunur.
raskolnikov: Bozkıra beton dökmüşler, adına angara demişler.”
Ankara ayazı, Ankara soğuğu ve Ankara’nın ayazından korunma yolları başlıkları ise adeta birer şikayet kutusu. Soğuk havaya isyan eden sözlük kullanıcılarının acı dolu yakarışlarından bazıları ise şunlar:

MEMLEKET ERZURUM İKAMETGÂH ANKARA

helesendur: Aydın’dan Ankara’ya taşınan yeni ev arkadaşımı “sabahları koşu yaparım ben, sen de bana katılır mısın?” sorusundan, ilerleyen zamanlarda “Bu ne biçim soğuk, nasıl yaşıyorsunuz kışları?” sorusuna eviren ayazdır.
cisipidi: Uzun süre 8.30 derslerine gitmeme engel olan ayazdır, dikkatli olmak gerekir yoksa burun kulak kaybına sebebiyet verme ihtimali yüksektir.
hammurabi: Ayazdan korunamazsınız o sizi bulur.
hesoyam: Eklem sıvılarınızın donmasına sebep olan ankara’nın çok soğuk havalarıdır. (bkz: soğukla yiğitlik olmaz) eli serttir, adamı fena çarpar.
red: Ankarada aşkın ve şiirin ön planda olma sebebidir başka türlü ısınmak zordur dikkat edin sıcak memleketlerde aşklar çabuk biter çünkü zaten sıcak
adi guzel: Soğuğa sormuşlar memleket nere diye demişki; memleket Erzurum ikametgâh Ankara.
minyonda bir gorulen: Teşekkürler soğuk. Artık çocuğum olmayacak.
gazman: Soğuk değil ayazdır/kalplere niyazdır/dışarda kulak düşer/öldürmez sonrası yazdır...

GARDAŞ DERİZ KANKAYA

Gazi Sözlük’teki hemen her mevzunun altından iklimi ve müziğiyle Ankara havası çıkarken, ‘Ankara’yı üç kelimeyle özetlemek’ başlığına gelen yorumlar ise şöyle:
primadonna: Gardaş deriz kankaya
yetismedi: Burda deniz yok
pinusnigra: Nabiyon la bebe
turkamelie: Mezun ol git
kırkyıldabir: Soğuk, daha soğuk
kuslarucuyor: Mecburiyet ayaz avm
sezarin hakki sezara: İbrahim Melih Gökçek
Ankara denince sözlük kullanıcılarının aklına ilk gelenler ise şunlar:
herifcioglu: Bağları olsa gerek, malumunuz..
zer0day: (bkz: ankara havası)
cotyora: Fıskiye tabi ki.
wasporan: Patlama. Konsere gideceğim ama korkuyorum sozluk.
yedinindistali: İki damla yağmurda sokakların denize dönmesi. Kar yağdığında o karın aylarca erimemesi. AŞTİ’deki bağırarak seni başka şehire bile götürebilme kabiliyetine sahip çığırtkanlar.
asmin: ankarayı etkisi altına alan kar ve tipi. kimseyi etkisi altına alamayan ben ve tipim.
‘Ankara’nın bu puslu ve karanlık sokaklarında yazılanlar tamamen hayat ürünüdür’ diyen Gazi Sözlük’ü takip edebilir, ev sahibimiz Ankara’nın kıyıda köşede kalmış güzelliklerini öğrenebilir, iyi bir çocuk olursanız belki sözlükte bir yazar alımına bile denk gelebilirsiniz.

İÇİMİZDEKİ CİNSİYETÇİLİKLE YÜZLEŞMEMİZ GEREKİYOR

Üniversitelerde genç kadınların kadın olmaktan dolayı yaşadığı sorunlar karşısında örgütlenen bağımsız bir topluluk olan Kampüs Cadıları, geçtiğimiz günlerde facebook hesabından bir etkinlik paylaştı. Bu paylaşımla, 25-26 Şubat’ta Bilkent’te düzenlenecek Kadın Zirvesi’nden ve Bilkent Kadın Çalışmaları Topluluğu’ndan haberdar oldum. Zirvede, flört şiddeti, mecliste kadın olmak, ekofeminizm gibi konular, kadın hareketinin çeşitli alanlarında yer alan yetkin isimler tarafından masaya yatırılacak. Öte yandan Kadın Çalışmaları Topluluğu, 15 Şubat’ta Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bir tanışma toplantısı da gerçekleştirecek.
Amerikalı kadın hakları savunucusu ve yazar Bell Hooks’un ‘Feminizm Herkes İçindir’ adlı kitabında söylediği gibi: ‘Erkek tahakkümü veya toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda kaygılı olmak ve öfkelenmek, feminist olmak için yeterli değil. Kadınların kendilerine feminist bir kimlik kurarken önce kendi içselleştirilmiş cinsiyetçilikleriyle yüzleşmesi gerekiyor.’ Kadın Zirvesi’nin bunu sağlamada çok etkili olacağını düşünüyorum. Kız kardeşliğin değerini ve gücünü unutmamamız dileğiyle...

Yazının devamı...

Milyonlar tek yürek akıllarda bir soru

5 Şubat 2017

Yorumlar, fotoğraflar, gülüp geçenler, eleştirenler, alay edenler, internetin dipsiz kuyusunda, metrodaki ananasın başına üşüştü. Bu alışılmadık durumla ilgili herkesin bir fikri, hissi vardı fakat en çok twitter ananas monologlarından nasibini aldı.
@asosyalbirisi1 sordu, “Milyonlar tek yürek, akıllarda bir soru: Hanımefendi, napıyorsunuz?” @attorneyatbkk nüktedan bir çağrıda bulundu, “Arkadaşlar çok sevdiğimiz yavrumuz ananas Ankara metrosunda kayboldu görenler lütfen iletişime geçsin.” Peşi sıra @Manyakovski geldi, “Abla ısırmaz dimi? İsmi ne bunun çok tatlıymış.” Şarkıcı İrem Derici ise fotoğrafı, instagram hesabından “Allah belamı versin idolümü buldum” notuyla paylaştı.

ANANAS BİLE ŞAŞKIN

Ankara metrosundaki esrarengiz ananasla ilgili birbirinden ilginç yorumların ardı arkası kesilmedi. İşte bu yorumlardan bazıları:
@Fatihyasinim Çok uzak değil yaklaşık 7 sene önce eve ilk kez ananas alındı. Babam bizi ananasın etrafına toplayıp konuşma yapmıştı.
@errbilll Ananas bile şaşkın! Tasma boynunda Ankara metrosunda! Hayat işte.
@ynserdll Ankara metrosunda ananas gezdiren kadın haberi ülkeye yönelik umutlarımı yeşertti.
@OnarZehra Ananas sevgim bu kadınla eşdeğer.
@cansulicueta O ananas çanta ve bence zinciri kopmuş farkında değil. Diğer ihtimalleri düşünmek ürkütüyor da biraz. Ankara metrosu bir efsanedir.
@m4chinist Kadın zincirle ananas dolştırıyor.. Allahım nereye gidiyoruz..
@adnanozkan ‘Ananas’a bir anlam yükledi herhalde. Eski sevgilisi mi acaba?

EN ZORU CİDDİ KALMAK

Çok geçmeden olayın iç yüzü anlaşıldı. Ananası gezdiren kişi Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümü son sınıf öğrencisi Elif Usta, yaptığı da seçmeli bir ders kapsamında arkadaşı Sümeyye Salarvan’la birlikte gerçekleştirdiği bir performans sanatıydı. İlginç tepkiler aldığını ve performans sırasında ciddi kalmakta çok zorlandığını belirten Elif Usta, facebook hesabından yaptığı paylaşımda şunları söyledi:
“Hepimizin gülümseten ve sorgulatan haberlere aç kaldığı bu zamanda bir ananası anlamlandırma çabası bizi birleştirdi ve hayatımıza farklılık kattı. Farkında olmasalar da tüm yolculara katkılarından dolayı teşekkür ederiz. Bu işi çok özel kıldılar. İşin arka planı ise şöyle:
Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi Akımı’nın kurucusu psikoterapist Albert Ellis, danışanlarının sosyal kaygıyla başa çıkabilmesi adına içlerinden yetkin gördüklerini utanca maruz bırakır. Bu maruz bırakma süreci toplum içinde farklı ya da küçük düşürücü olarak tanımlanabilecek eylemleri içerir. Peki, biz ananasa tasma takıp gezdirsek ve bunu Ankara metrosunda yapsak, bizim kaygısızlığımız insanların kaygısı mı olmaya başlar?

NEDEN ACIYORUZ

Temelde iki sorunsal üzerine kurulu bir çalışma bu. Birincisi, tepki vermeyen insanları tepkisizliğe iten neydi? İkincisi, tepki veren kişiler neden belirli tepkiler verdiler? Zincirli bir ananası neden kimimiz garipsemez? Neden elinde ananas olan bir kadına acırız? Ona neden kızarız? Neden hakaret ederiz?
Elimizde hiçbir şey yok, çalışmanın bir sonucu yok. Biz bu durumun bizde uyandırdığı hisleri sorgulayana kadar da olmayacak. Kendimizi ve bizi bu şekilde davranmaya iten unsurları keşfettiğimizde, çalışma anlam kazanacak. Belki de biz daha anlamlı bakmaya başlamışızdır, kim bilir? Ali Şentürk hocama destekleri için sonsuz teşekkürler.”
Sanıyorum performans anındaki deneyimlerinin yanı sıra sosyal medyadaki tepkiler de Usta ve Salarvan’a önemli veriler sundu. Gülümsemeye meyyal Ankaralıların elinden tutan ikiliye yürekten teşekkürler, kentlinin muhtaç olduğu psikoloji bilimine yönelik çalışmalarında başarılar.

KRALİÇE PAKİZE KAYIPLARA KARIŞTI

ODTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin kraliçe kedisi Pakize, geçtiğimiz günlerde kayıplara karıştı. Pakize’nin facebook hesabından, “Fakültemizin kedisi Pakize’yi birkaç gündür göremiyoruz. Görenler bize mesaj yolu ile ulaşabilir” mesajı paylaşıldı. Sayfanın takipçisi Serkan Özkan, “Mimarlığın oralardadır kankisi kesik kulakla takılıyordur” yorumu yaparken, Eda Acara, “Yeni mimarlık binasında gördüm ben bir gün evvel, hatta eski mekanı oraymış diye de konuştuk. Zannederim sonradan idariyi bellemiş. Bence biraz geziyor” dedi. Bazı takipçiler, mart ayının yaklaşması nedeniyle Pakize’nin piyasa araştırması yapmak üzere uzaklaştığını iddia etti. Sayfa yönetimiyse, “Mimarlık Fakültesi’ni fethetmeye gitmiş. Dünya barışı adına evine geri getirdik” notuyla hayvansever yüreklere su serpti.

Yazının devamı...

Bu kıyakların faili meçhul

29 Ocak 2017


Tüm bu sürprizler size bir kartla birlikte ulaşıyor. Kartın üzerindeyse ‘Faili Meçhul Kıyak’ yazıyor. Kulağa romantik komedi filminden sahneler gibi gelse de, tüm bu kıyaklar ve daha fazlası sekiz yıldır hayata geçiriliyor.
Tunç Kılınç’ın 27 Şubat 2009’da fikiratolyesi.com’da “Hadi bir oyun oynayalım” diyerek başlattığı Faili Meçhul Kıyak (FMK) Hareketi, ufak şeylerle insanları mutlu ederek mutlu olmak ve anonim olarak kalmak esasına dayanıyor. Üzerinde “Faili Meçhul Kıyak. Seni gülümsetebildiysem ne mutlu... Sen de birine bir kıyak yap. Bıraktığın tek iz de bu kart olsun!” yazan kartlar ise, yapılan kıyakla birlikte olay yerine bırakılıyor. Oyunun devamı için gerekli olan bu kartlar, internet sitesinden indirilip baskı alınarak kullanılabiliyor. Öte yandan harekete gönül verenler tarafından kurulan failimechulkiyak.org internet sitesindeki formu doldurarak, bir matbaanın ücretsiz olarak bastığı kartlardan da talep edebilirsiniz.

ŞAŞIRTICI VE BULAŞICI

Faili Meçhul Kıyak Hareketi, gizemli, yakalanma korkusu nedeniyle oldukça heyecanlı, basit fakat yaratıcılığa alabildiğine açık, çekici, şaşırtıcı, bulaşıcı bir girişim. İnsanda engellenemez bir ‘Ben de yapmalıyım’ hissi uyandırıyor. Faili meçhul bir kıyak yapanın ya da bir kıyakla karşı karşıya kalanın gününün kötü geçmesi mümkün mü? Siz de fikiratolyesi.com internet sitesini inceleyerek oyuna dahil olabilir, hem kendinize, hem de kentin asık suratlarına gülümsemeler armağan edebilirsiniz.
Fransız şair Paul Eluard’ın Aydınlık adlı şiirinde söylediği gibi: “Hayal edilecek bir şey vardır/Yerine getirilecek istek/Doyurulacak açlık/Cömert bir yürek/Uzanmış açık bir el/Canlı canlı bakan gözler vardır/Bir yaşam vardır yaşam/Bölüşülmeye hazır.” Haydi hayallerimiz, cömert yüreğimiz, canlı canlı bakan gözlerimizle, yaşamı bölüşmeye ve aydınlatmaya...

KLİŞE TAMLAMALAR VE DİĞERLERİ

Ankara’daki alternatif yaşamın takipçisi Lavarla, geçtiğimiz günlerde twitter hesabından bir anket yaptı ve sordu, “Elimizde iki adet klişeleşmiş tamlamamız var, hangisini uygun görüyorsak çekinmeden tıklayalım. Sizce Ankara hangisi?” 472 katılımcının yüzde 54’ü ‘Memur şehri’, yüzde 24’ü ‘Öğrenci şehri’ derken, yüzde 22’si ise ‘Diğer’ seçeneğini işaretledi. Lavarla’nın “Farklı görüşlerinizi mention olarak bekliyoruz” iletisinin ardından gelen birbirinden ilginç mesajlar ise şunlar:
@sonerdemirci Ankara, la notasıdır.
@cidolu Ankara iki oda bir salon.
@yagmurkoksun Griyi hissedebilenlerin, sevebilenlerin şehridir Ankara. Hüznün verdiği o garip huzur gibi.
@cinnetmustatili Donuyom gardaş sen ne diyon yav şehri.
@makluvat Ankara, varolmanın dayanılmaz hafifliğini sırtında taşıyanların şehridir. Gitsen gidemezsin. Neyi özlediğini bilmezsin ama özlersin
@aysekaraer #MuratSevinç: Evdir Ankara. Hani şu misafirliğe gittiğinizde buzdolabını açabildiğiniz sıcak ve teklifsiz arkadaş evlerinden.
@GizemYordem Kulaklıkta en sevdiğin şarkı çalarken keyifle yürümektir Ankara
@serenerciyas Bilgedir. Hakkında atıp tutanlara içinden kıs kıs güler.
@Kizilbiyikk Ankara yaşamasını bilene güzeldir. Bilmeyene gridir, ölüdür.
@h_talu Sesi uzaktan hoş gelen davuldur Ankara
@bastomtomm Dolaba kaldırdığın kışlık montun cebindeki 20 liradır Ankara, tekrar bulunca mutlu eder.

Yazının devamı...

Ankara'nın Düş Hekimi

22 Ocak 2017

Ortodonti uzmanı Yalçın Ergir, uzun yıllar ilmek ilmek işlediği internet sitesi ergir.com üzerinden, ruhunun renklerini, gezilerini, kitaplarını, şiirlerini, Ankara’nın mazisini, her köşesi bir hikaye anlatan sihirli muayenehanesini ve mesleğinin inceliklerini paylaşıyor takipçileriyle.
Henüz sosyal medya bu noktaya gelmemiş, telefonlar akıllanmamışken tanışmıştım sevgili Düş Hekimi’nin internet sitesiyle. Sene 2005, yaşım küçük, bilgisayarımın monitörü tüplü ve büyük, internetim sınırlıydı. Birkaç sene sonra röportaj yapmak için onu ziyaret etme fırsatı buldum. Duvarlardan, fotoğraflardan, muayenehanedeki envaiçeşit tasarımlardan, renkten, ahenkten gözümü alamadığımı hatırlıyorum.

GEÇEN YÜZYILDAN SICAK BİR KARE

Nevişahsına münhasır bir isim olan Ergir, yukarıdaki fotoğrafa eklediği şu satırlarla anlatıyor kendini:
“Geçen yüzyıla açılır arka kapım. Ne kavağı ne deresi kalmış Kavaklıdere’de, beton çölü ortasında zemin katta yaşarım. Herkesin kendi kapısının da, komşu kapısının önünü de süpürmesine inananlardanım. Kapımın ardında, şehrin tam ortasında, hem kendime, hem de griden geçenlere bugüne ait olmayan bir dünya kurarım. Kütük tepsim, çay sepetim, meşe kalasım, kara kedim, çiçeklerim, emekli sandığım. Geçen yüzyıldan sıcak bir kare sunarım...”

YAZILMASAYDI UNUTULMAYA MAHKUMDU

İlki 2000 yılında okurla buluşan yedi kitap yazan Düş Hekimi, Büyük Sinema’yı, Ankara Palas’ı, Türk Ocağı binasını, Atatürk’ün Ankara’daki son gününü, Başkent’in ilk dükkanlarını, kentin mahzun banliyö istasyonlarını, 1953-1986 yılları arasında Yenişehir’de şarküteri-lokanta olarak hizmet veren efsane Piknik’i ve çok daha fazlasını kaleme aldı. Kendi deyimiyle bu öyküler, “Yazılmasaydı bir kuşak sonra unutulmaya mahkumdu.” Birbirinden değerli, kentin belleğine ışık tutan, gönülden kaleme alınmış bu yazılara, ergir.com’daki ‘Düş Hekimi Belgeselleri’ başlığından ulaşabilirsiniz.
Sosyal medyaya mesafeli olduğunu bildiğim sevgili Yalçın Ergir, artık sadece internet sitesinden değil, facebook ve instagram hesaplarından da paylaşımlar yapıyor, hayata dair umut verip mutluluk saçıyor ve ekliyor, “Ben Yalçın / Adam olamamış / Kodumu oturtamamış / Hesabını hiç bilmemiş / Çok sevmiş, çok sevilmiş / Çok üzmüş, çok üzülmüş / Çok sevecek, çok sevilecek / Hiç büyüyemeyecek / Sokak kedisi Yalçın...”

AKÜYE ASMA KİLİT

480 bin takipçisi ve 13 binden fazla paylaşımıyla yaklaşık üç yıldır sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan @ankara_cevirme geçtiğimiz günlerde twitter hesabından yukarıdaki kareyi paylaştı. Fotoğrafa, “Keçiören’de bi amca aküyü çalıyorlar diye çözümü asma kilitte bulmuş. İnsanlar ne hale geldi. Sene 2017” notu eklenmiş.

Yazının devamı...

Gökyüzünü boyayalım her sabah

15 Ocak 2017

Evet, Ankara grinin envaiçeşit tonunu barındırıyor. Peki ya diğer renkleri...
Neyse ki kentin diğer renklerini göstermek ve sokakları, yaşamı canlı renklerle boyamak için mücadele edenler var. Geçtiğimiz aylarda kurulan ve test yayınını sürdüren ankaraguzeldir.org internet sitesi de bunlardan biri. “Ankara Güzeldir” diyerek yola çıkan ekip, etkinliklerin duyurulacağı, kent kültürüyle ilgili yazıların, röportajların, tanıtımların yer alacağı bir internet sitesi oluşturmak için özveriyle çalışıyor. Ankara’da pek çok güzel şey olduğunun altını çizen ekip, şunları söylüyor:

RENGARENK YAŞAYALIM

“Kentin güzelliğinin temel etmenlerinden birisi kültürel, sanatsal etkinlikleri. Ama düşünüyoruz ki, griye hapsolan yaşamlar diğer renkleri her zaman hissedemiyor, duyamıyor, göremiyor ve bu renklere ulaşamıyor. Bizler Ankara’nın grisini de seviyoruz, gökkuşağı altındaki tüm diğer renklerini de. Birlikte tüm renkleri görelim, rengarenk yaşayalım istiyoruz. Canlı, dinamik ve samimi bir kent kültürü olan Ankara için, Ankaralılar için, yani aslında kendimiz, hepimiz için Ankara’nın güzelliklerini daha fazla yaşamak istiyoruz.”
ankaraguzeldir.org, kentteki kültürel, sanatsal, sportif, bilimsel, politik eylem ve etkinlikleri takip edebileceğiniz bir rehber niteliğinde. Ankara’nın renklerine, sitenin sosyal medya hesaplarından ulaşmak da mümkün. Sitede, sanat mekanları, sokaklar, parklar, mahalle meyhaneleri, kolektif yaşam mekanları, röportajlar gibi pek çok kategori bulunuyor. Test yayınının tamamlanması ve bu kategorilerin içinin doldurulması halinde site, kentlinin çok sayıda ‘Tık’ını almaya aday. Gelecek vadeden internet sitesi umuyorum ki büyüyüp serpilecek, gri gözlüklü şehir sakinlerini gözlüğünü çıkarmaya ikna edecek.

ANILARIN TOPLAMI

Ankara Güzeldir ekibinin meramını anlatırken söylediği gibi, “Ankara bir anılar toplamı.” Bu anılar toplamı için sadece kenti suçlayamayız. Kentin bize sunduklarını gri buluyoruz. Peki biz kente, kendimize ne sunuyoruz? Şehirde olup bitenlerden haberdar olalım. Her türlü etkinlikte biraraya gelelim. Dertleşelim, eğlenelim, üretelim, öğrenelim, tartışalım, mücadele edelim. Yetinmeyelim, etkinlikler düzenleyelim. Orhan Veli’nin Dalgacı Mahmut’u olup, gökyüzünü boyayalım her sabah.

AL YALNIZLIĞINI KUĞULU PARK’A GEL

Ankara’nın simgesi Kuğulu Park’ın resmi twitter hesabı, yaklaşık dört yıldır parktan kareleri takipçileriyle paylaşıyor. Fotoğraflarını ünlü şairlerin dörtlükleriyle süsleyen hesap, son karesini, Aziz Nesin’in “Al yalnızlığını gel/Korkma, sıkılmayız/Senin yalnızlığın benim yalnızlığımla konuşur/Biz ikimiz susarız...” satırlarıyla buluşturdu.

Yazının devamı...

Nezegül nine seferberliği

8 Ocak 2017

Uzun yıllardır kar kış demeden Güvenpark’ta kuş yemi satan 81 yaşındaki Nezegül Yıldırım için harekete geçen @ankara_cevirme, twitter hesabından “Yarın Güvenpark tarafına yolu düşenler, bu pamuk teyzemizi ziyaret eder misiniz? Gidecek birkaç arkadaşımız var. Sevindirelim teyzemizi” notuyla Nezegül ninenin fotoğrafını paylaştı. Ardından @ankaralitutank çağrıda bulundu, “Arkadaşlar Güvenpark’tan geçerken bu teyzemizden yem alır mısınız? Yemi biterse evine daha erken dönecektir. Bu sizden ilk ricam lütfen.” 

KOLUNU KIRDI GİTMEKTEN VAZGEÇMEDİ

Nezegül ninenin soğuk havada uzun saatler boyunca kalmasına dayanamayan sosyal medya kullanıcıları, hızla harekete geçti. Hatta yem almak için Güvenpark’a gitmek üzere yola çıkan Buket Öztürk, buzda düşüp kolunu kırmasına rağmen yolundan dönmedi. Kolu alçıya alındıktan sonra soluğu Güvenpark’ta aldı. İlerleyen saatlerde @ankara_cevirme “Güvenparktaki teyzemizin yemleri bitti. Teşekkürler iyi kalpli Ankara’lılar. İyki varsınız” diyerek duyarlı kentlilere teşekkür etti.
Gelişmelerin ardından haber bültenlerinde de yer alan Nezegül nine ise, “Cumartesi günü öğlene doğru gençler geldi. Erkenden gittim. Allah gençlerin işlerini rast getirsin. İnternete koymuşlar, haberim yoktu” dedi ve muhabirin “Bu durum hoşuna gitmedi mi” sorusunu, “Hoşuma gitmedi yavrum. Bu yaşta...” şeklinde cevapladı.
Öte yandan Ankara Valiliği, konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:
“Nezegül Yıldırım’ın eşinin 25 yıl önce vefat ettiği, çocuğunun olmadığı, birçok akrabasının vefat ettiği, vefat eden eşi üzerinden aylık aldığı, ikamet ettiği 1+1 evin kendisine ait olduğu, kendisine yetecek kadar ev eşyasının bulunduğu, kendisini huzurevine yerleştirme önerisini de reddettiği anlaşılmıştır.” Fakat bu açıklama, yardım seferberliğine engel olmadı.

ALTI YIL ÖNCE ANKARA’YA GELDİ

Nezegül nine, altı yıl önce kalp ameliyatı olmak için Çorum’un Alaca ilçesinden Ankara’ya gelmiş. İki sene öncesinin haberlerini hatırlıyorum. Bazı kişiler satış izni olmadığını belirterek yaşlı kadına parkı terk etmesini söylüyor ve sinirlenince Nezegül ninenin paralarını süs havuzuna atarak olay yerinden ayrılıyor. Nezegül nine havuza girmek isteyince çevredekiler tarafından güçlükle durduruluyor ve bir vatandaş havuza girerek paraları alıyor. Nezegül nine, sonraki günlerde başka bir kuş yemi satıcısı tarafından da tehdit ediliyor, küfür ve hakaretlere maruz kalıyor...
Nezegül ninenin hayatını biraz olsun kolaylaştırmak için çağrıda bulunan @ankara_cevirme başta olmak üzere, paylaşımı duyuran, kar kış demeden yola koyulan, düşüp kolunu kıran güzel kalpli Ankaralı dostlara teşekkür ederim. Tüm yaşananlardan sonra bir yanım alabildiğine umutlu, diğer yanımsa durmadan Nezegül ninenin iki cümlesini tekrarlıyor, “Hoşuma gitmedi yavrum. Bu yaşta...” Keşke bu yardım seferberliğine hiç gerek olmasaydı.

İYİLİK KAZANACAK

Geçtiğimiz aylarda sosyal medyada #iyilikkazanacak etiketiyle yola çıkan Ankara Çorba Gönüllüleri, sokakta yaşamak zorunda kalan insanları ziyaret edip bir tas çorba içmelerini sağlamak ve temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hizmet veriyor. Tamamı gönüllülerden ve çoğunluğu üniversite öğrencilerinden oluşan bağımsız yardımlaşma grubu, salı, cuma ve pazar günleri saat 21.00’de AŞTİ’de ‘İyilik kazanacak’ diyor. Maddi destek kabul etmeyen oluşuma, çorba çeşitleri, dağıtımda kullanılmak üzere kapaklı kase, kaşık, ekmek, kepçe ve termos desteğinde bulunabilirsiniz. Ankara Çorba Gönüllüleri, ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak üzere 40-45 numaralar arası erkek botu, 36-40 numaralar arası kadın botu, atkı, bere, eldiven, battaniye, yorgan ile tüm bedenlerde erkek ve kadın kıyafeti de talep ediyor. Oluşumu, facebook ve twitter hesaplarından inceleyebilirsiniz. Kentte sayıları hızla artan benzer oluşumlarla bir gün #iyilikkazanacak.

Yazının devamı...

Yeni yılda özgür dönüşüm

1 Ocak 2017

Bir masa, dolap, kıza oyuncak, oğlana beşik, yeni bir kazak, balkona da bir salıncak... Bu eşya kalabalığının gerçekten ihtiyaç olup olmadığını bir kenara bırakıp, bu ihtiyaçları nasıl karşılayacağımızı düşünüyorum. Kabul gören yöntem satın almak. Oysa öğrenmemiz, alışmamız gereken daha makul yollar var. Elinde kullanmadığı eşyaları olanlar ile, o eşyalara talebi olanları, takas, ücret veya herhangi bir karşılık aramadan buluşturan bir proje olan Özgür Dönüşüm, bu yollardan biri.

ELBİSEDEN OTOMOBİL LASTİĞİNE

ozgurdonusum.org internet sitesi ve Özgür Dönüşüm Ankara facebook grubundan inceleyebileceğiniz proje, kıyıda köşede duran, kullanılmayan eşyaları hiç tanımadığınız insanlara sayfa üzerinden hediye ederek gereksiz tüketimi ve üretimi azaltmayı, çevre kirliliğini en aza indirmeyi amaçlıyor. Özgür Dönüşüm’de esas olan, sadece maddi yetersizliği olanlarla eşya paylaşımı sağlamak ve onların ihtiyacını karşılamak değil, maddi anlamda yeterliliği olup eşyayı satın almak isteyenlerin tüketimini de en aza indirmek.
Üye sayısı 158 bine yaklaşan grupta, abiye elbiseden bota, televizyon kumandasından otomobil lastiğine, kanepeden saç kurutma makinesine çok sayıda eşya yeni sahipleriyle buluşuyor. Geçtiğimiz günlerde bir anaokulunda yapılan yeni yıl kutlamasında kullanılmak üzere talep edilen Noel Baba kostümü hızla bulundu. Grupta bir anne, oğlunun çok sevdiği fakat bozulan oyuncağının aynısından arıyor, bir başka üye, her canlının tüm ihtiyaçlarına hitap eden projenin kullanıcılarından kısırlaştırılmış kediler için mama talep ediyor. Yoğun bir trafiğin olduğu Özgür Dönüşüm Ankara facebook sayfasında kıyafetler, elektronik eşyalar, mobilyalar, kitaplar, oyuncaklar, takılar, hatta bir gün kullanıldıktan sonra bir ömür gardıropta bekleyen gelinlikler el değiştiriyor.

HASTA ZİYARETİ VE VİTAMİN DESTEĞİ

Taleplerde de, verilmek istenen eşyalarda da sınır yok. Birinin ihtiyacı, muhakkak bir başkasının evinde fazlalık oluyor. Sayfada yaptığım kısa gezintideki gözlemim, ekranı kırılan telefonlarda kullanılmak üzere, aynı model, bozuk-kullanılmayan fakat ekranı sağlam telefonlara büyük bir talep olduğu. Bebek ve çocuk eşyaları ile kıyafetleri de sayfada sık sık boy gösteriyor.
Öte yandan ‘Özgür Dönüşüm’ün kullanıcılarından Ceylan Gizem Candan’ın teşekkür yazısı, projenin ruhunu samimi bir dille özetliyor: “Bez dolap hediye ettiğimiz sevgili Zeynep Gökmen, hasta olduğum için eve kadar hediyesini almaya geldi. Gelirken de vitamin olsun diyerek bize meyve almış. Buradan da kendisine çok teşekkür ederim. Yine mi güzeliz yine mi çiçek.”
Siz de evinize, iş yerinize alıcı gözle bakıp, kullanmadığınız, hatta varlığını bile unuttuğunuz eşyalarınızı ‘Özgür Dönüşüm’e dahil edebilir, projenin facebook grubuna katılarak yeni yılda ihtiyaçlarınızı satın almadan karşılamayı deneyebilirsiniz. Daha az tükettiğimiz, güzel bir yıl dileğiyle.

GÖKTEN KAR DEĞİL ZEBRA MI YAĞSIN

Kar yağışının ardından sokaklarla birlikte sosyal medya da bembeyaz olurken, twitter da kardan nasibini aldı. @fratsuseven “Ankara’nın bitki örtüsü kardan adam” derken, @TwiitAnkara tepkiliydi, “Arkadaşlar bu kar olayını fazla abartmasak, mevsim kış. Ne yağsın gökten zebra mı yağsın antilop mu yağsın ne yağsın?” @ozgurugzo “Ankara’yı kocaman bi kar küresinin içine koymuşlar gibi” benzetmesini yaptı. @AnkaraKulturu ise, “Ankaradan kar manzaraları” notuyla yukarıdaki esprili fotoğrafı paylaştı.

Yazının devamı...