"Kenan Başaran" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kenan Başaran" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kenan Başaran

FUTBOL ŞAKAYA GELMEZ ÇOCUKLAR

24 Şubat 2017

Evet soyunma odasına 1-0 önde gitti, ancak Beer Sheva’nın bir çok tehlikeli atağına da maruz kaldı. Memleket sınırlarında patenti artık Beşiktaş’ın sayacağımız bir hızlı pas golü buldu Güneş’in öğrencileri.

TAKIM DAHA OLGUN OLMALI

İsrail’deki 3-1’in üstüne bir de 1-0’lık skor, maçı her iki taraf için de formaliteye dönüştürdü. Beer Sheva, İstanbul’un tadını çıkarmak istercesine tüm yüklerini atıp gönlünce hücuma çıktı. Ama onları engelleyen Beşiktaş savunması değil, yeteneksizlikleriydi.Evet, oyunun oturmamasında İnler-Uysal göbek denemesinin etkisi büyüktü ama yine de 5 yıllık temelleri olan bu Beşiktaş, maç kopsa da daha olgun olmalı ki daha büyük hedefler önüne koysun.

VALERENGA RUHU DOLAŞTI!

2. devre tribünler Nâzım’dan, “Güzel günler göreceğiz çocuklar” dizeleriyle Galatasaray’a odaklandı. Bu tezahürat sahadaki siyah beyazlılara da ninni gibi geldi ve Beer Sheva’yı unuttular!

Nwakaeme, uyardı, ama yine ayılmadılar. Dolmabahçe’de, ‘Valerenga ruhu’ iyiden iyiye dolaşmaya başlayınca takım işin ciddiyetini anlamaya başladı. Güneş de belki hicap da duyarak, Oğuzhan’ı sahaya sürmek zorunda kaldı. Atınç’ın o kritik müdahalesi olmasaydı... Neyse ki Tosun, sinir krizine mahal vermedi..

Evet, Nâzım, “Güzel günler göreceğiz” diyor, ama şunu da diyor: “Yaşamak şakaya gelmez”. Futbol da şakaya gelmez.

Yazının devamı...

TEK RAKİBİ REHAVET

20 Şubat 2017

Üç rakibin kaybı nedeniyle maçı ilk 5 dakikada bitirmenin heyecanıyla başladı Beşiktaş. Ancak dakikalar ilerledikçe ritm sorunu yaşadı. Talisca ve Babel, içeriye dışarıya girip çıkarak, Akhisar’ın dengesini bozmakla meşguldü. Bu arada oyun epey soğudu. Quaresma, ateşi bir kez harladı ve tabela değişti. Q7, orta değil, Tosun’un kafaya ‘al da at’ yaptı.

Beşiktaş, sürekli top dolaştırarak, “1-0 yeter” havasına büründü. O arada Talisca, muhteşem bir vuruşla ‘solo’ yaptı. Bu öyle hükümran bir goldü ki Başakşehir, Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarının da umudunu kırdı!

İkinci devre, iki taraf da maçın galibi üzerinde hemfikir olarak oynadı. Akhisar’ın golü gecikmiş bir goldü. Çünkü 3-0’da maç siyah beyazlılar için her anlamda bitti. Ancak Şenol Güneş, için değil. 87’de Akhisar, gol ararken orta sahada keyif çatan Aboubakar’a attığı fırça bunun ispatıydı.

ZİRVEDE TEK BAŞINA

Talisca, şahane bir gol attı ancak devamlılık sorunu da sürüyor. Bu fizik kapasiteyle daha çom ikinci forvet oynar çünkü orta alan yükü ağır gelir. Güneş, dün onu çıkarınca 3 kartı olan Quaresma’yı riske etmeye devam edip sahada tuttu. Portekizli de sarı görmek için elinden geleni yaptı ama ucuz yırttı!

Kartal, şu gün itibarıyla zirvede tek başına uçuyor. Bundan sonra en büyük rakibi ‘Rehavetspor’ olacaktır, ki o rehavet daha dünkü maçın son 10 dakikasında bile dişini gösterdi!

FABRI BİLE OFANSİF OYUNCU!

Dünkü Beşiktaş’a şöyle bir baktım. Neredeyse tüm oyuncular ofansif karakterliydi. Ayaklarını iyi kullanan ve riskli hareketleri seven Fabri için ‘ofansif kaleci’ diyebiliriz. Marcelo her fırsatta çıkıyor. ‘Savunmacı’ namına banko yazacağınız adam Atınç olurdu, o da gidip gol attı! “Atiba” diyeceksiniz, ancak o da olmaz çünkü Kanadalı da savunmasıyla hücumu başlatıyor. Güneş’in ilk 11’i böyleyken bir de evinde bile iki-üç ‘çapa’yla oynayan takımları düşünün! Sadece Beşiktaşlılar değil, tüm futbolseverler bunun kıymetini bilsin.

MAÇIN HAKEMİ: BARIŞ ŞİMŞEK

“OĞUZHAN, topa yetişemez” diye mi penaltıyı vermedi? Quaresma’ya sarı kartı göstermemesi de konuşulacak.

ÇARŞI, 1,2,3 SES DENEME

F.BAHÇE derbisi sonrası ‘toparlanma’ toplantısı yapan Çarşı, dünkü maçı “Çarşı, 1, 2, 3 ses deneme” olarak kullandı. Tribünler, yeni statta ‘iletişim kurma’ ve  ‘ortak tezahürat’ idmanı yaptı.

ÇÜNKÜ QUARESMA KEYİF ALIYOR

Quaresma mukaveleyi uzattı, ama ‘emeklilik’ duygusuna kapılmadı. Dün en çok koşan ve gol pozisyonlarını arayan isimdi. Nitekim Akhisar’ı çözen golün de üreticisiydi. Beşiktaş’ta oynamaktan keyif alıyor. En büyük motivasyonu bu. Bir de gol vuruşu olsa... Verdiği emeği golle süsleme hakkı var.

TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ

ŞENOL GÜNEŞ: Derbi hesabı yapıp ceza sınırındaki 3 önemli oyuncuyu kesmedi. “En önemli maç oynanacak olandır” dedi.  Takımı gerekli skoru erkenden bulunca o da bizim gibi maçı izleme keyfini yaşadı.

TOLUNAY KAFKAS : PLANI, 0-0 götürüp Beşiktaş’ı strese sokmaktan ibaretti. Ofansif umutları Olcan-Özer üretimine bağladıydı. Kafkas, takımları en kötü ihtimalle agresif olur, ama Akhisar’da bu da yoktu.

Yazının devamı...

Güneş'in 'gizli duyguları' var

17 Şubat 2017

Ama ikiliyi kenara Güneş değil, son maçlardaki kötü vaziyetleri neden oldu. Bir ‘kulak çekme’ şarttı.

Beer Sheva, deplasmandaymışçasına bir pozisyon alıp, topu misafirine verdi. Hesap şuydu:

Hücumdaki rakipten topu kap ve golü at.

Ve ters toplarla da savunmanın dengesini bozmak...

İKİŞER KEZ HATA

Rakip kendi bölgesini kalabalık tuttuğu için, topla hızlı çıkmayı seven Beşiktaş,  set oyununa mecbur kaldı. Top dolaştırarak açıklar aradı.

İlk anlamlı kanat ortası golle sonuçlandı. Ama golün tekrarını izleyemeden de beraberlik geldi. Tüm savunmacılar ikişer kez hata yaparak, golü ikram etti.

Tosic’i hep stoper olarak görmeyi yeğlerim.

FAUL BEKLEME, OYNA!

F.Bahçe maçında Cenk, Karabük’te Oğuzhan kaptırdıkları toplarda faul beklerken Beşiktaş goller yedi. Dün de 57’de Tolgay aynı pozisyonu yaşadı. Neyse ki Barda golü kaçırdı.

İŞTE GÖRMEK İSTEDİĞİMİZ TALISCA

1-1’den sonra Beer Sheva, artık hesabı kitabı bıraktı. Açılınca da saha Beşiktaş’ın istediği biçimi aldı. Cenk’in golü Güneş’e Tolgay’ı yoruluncaya kadar sahada tutma olanağı verdi. Aksi halde, Talisca’yı daha önce oyuna alacaktı.  Bu arada Atiba’ya attırdığı golde topu mükemmel taşıyan Talisca’yı da kutlamalı. İşte görmek istediğimiz Talisca bu!

Beşiktaş, direkten dönen topları falan da düşününce çok daha farklı kazanabilirdi. Bir futbol mucizesi gerçekleşmezse siyah beyazlıları artık son 16’ya yazabiliriz. Şenol Güneş, her ne kadar önce “Süper Lig” diyorsa da Avrupa Ligi’nde de bence bazı ‘gizli duygular’a sahip ki öyle de olması gerekiyor. Ve bu duygular en azı yarı finale dair olmalı... İki kulvarda devam etmek eşdeğer oyuncuların çok olduğu kadrolar için de avantajdır. Böylece herkes süre alabilir...

 

NECİP’E SAYGI

NECİP’in, ‘PR’ı yoktur.  Değeri çok bilinmez, ama  her hocanın elinin altında bulunmasını isteyeceği bir futbolcudur. Yetenekleri sınırlı, ama görev ve sorumluluk bilinci sınırsızdır; ‘filmin kötü adamı’ olma pahasına. Saygı...

MAÇIN YILDIZI: CENK TOSUN

İlk gol ona yazılmadı ama hatayı yaptırdı.2. goldeki seri hareketiyle Gomez’i hatırlattı. 

TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ

BARAK BAKHAR:  Tüm planı gol yememek ve olursa da 1 gol atmak üzerineydi. Yediği ilk gole kadar planı çok iyi işledi. Ancak beraberliği bulsa da özellikle ikinci yarı açılınca tüm ayarları bozuldu.

ŞENOL GÜNEŞ: Oğuzhan-Talisca’yı kenarda tutarak bir ayar verdi. Hem maçı kazandı hem de kullanacağı personel sayısını artırdı. İnler dururken Necip’i düşünmesi de otorite gösterisi olarak görülebilir.

Yazının devamı...

Antep, attı yattı ve kazandı

14 Şubat 2017

Fakat çok görünmesi Çukurovalıların verimli olduğu anlamına gelmiyor. Atakların hemen hemen hepsi ‘girişim’ olarak kaldı. Evinde, kontracı bir planla sahaya çıkan Gaziantep de kayda değer bir pozisyon üretemedi. Sonuç itibariyle keyif vermeyen bir ilk 45’e tanıklık ettik.

ADANASPOR İSYAN ETMEDİ

 2. devreye Adana yine cüretkâr başladı. Ancak maçın başından itibaren ilk ez iyi bir kontra geliştiren Gaziantep, golü bulan taraf oldu. Ghilas, şahene bir servis yaptı, Ben-Hatira da ikramı geri çevirmedi.

 Golden sonra maçın oynandığını söylemek olası değil. Antep, fauller ve sakatlıkları da kullanarak, oyunun temposunu çok iyi şekilde düşürdü. Adana’da ne yedek kulübesi ne de sahada bir isim, ev sahibinin bu ‘uyku modu ayarı’n bozmaya yeltenmezken, adeta 1-0’dan sonra skora razı gelindi. Bülent Uygun, oyunun inisiyatifini bırakarak, rakibini üzerine çekti ve tek pozisyonda da işi bitirdi. Levent Şahin ise, 5 haftalık yükselişin sarhoşluğuyla haddinden fazla tedbirsiz bir planla saya çıktı. Elbet dün gece kazanmaya hayati derecede ihtiyacı olan ekip Antep’ti. 9 hafta sonra 3 puan gören Antep, ertelenen Gençlerbirliği maçını da düşünürsek, kümede kalma yolunda umut tazelemiş oldu.

Yazının devamı...

Bu maçı derbide kaybetti

11 Şubat 2017

 İki hocanın da savunma arkasına sarkarak gol bulma hesabı vardı, ama Karabük, ofsayt tuzağına çok takıldı. Oğuzhan’ın kafası dağınıktı. Sanırım aklı hâlâ derbideydi.

İHTİYAÇ BELLİYDİ

Babel, kendi kanadını çalıştıramadı. Talisca ise takım savunmasına çok katılmasa da hücumda kaleyi doğrudan düşünen ilk isimdi.

Tribünden izleyen Şenol Güneş, eminim ki 20. dakikadan sonra takımının süratini beğenmemiştir.

İlk 45, Latovlevici’nin devresi olurken, oyun Beşiktaş için ikinci devre şunu emrediyordu: Orta sahaya Tolgay’ı, ileri uca da Aboubakar’ı al.

TRİBÜN

SAHAYLA UYUMLU

Karabüklüler 90 dakika boyunca oyunun içindeydi. Bazı tribünler sadece kendi şovları için bağırır çağırır. Ama onlar sahadan kopuk değillerdi. 

47. DAKİKADA OYUNDAN ALIRDIM

Tudor, takımı daha iyi işlese de ikinci 45’e Zec hamlesiyle başladı ve sonucunu da 5 dakikada aldı. Ben, Tamer Tuna’nın (Aslında Şenol Güneş), 2.devre de sahaya sürdüğü Oğuzhan’ı 47’de oyundan alırdım. Derbideki benzer top kaybını dün de yaptı ve yine golle sonuçlandı.

Karabük’ün de müsaadesiyle Beşiktaş, oyunu rakip sahaya yığdı lakin dişe dokunur bir pozisyon üretemedi. Tudor, oyunu çok güzel şekilde uyku moduna soktu.Bir tek Quaresma çırpındı.Son zamanların en çaresiz Beşiktaş’ını izledik ve bunun en büyük sorumlusu kulübede olması gerekirken tribünde olan Güneş’ti.

Aslında Beşiktaş, bu maçı da derbide kaybetti.

MAÇIN HAKEMİ: HALİS ÖZKAHYA

Beşiktaş’ın bir penaltı talebi olsa da sanırım bu MHK’yı göreve çağırmayı gerektirmez!

KAYIP OĞUZHAN!

 

Bundan önceki üç sezonda Beşiktaş’ın oyununu ağırlıkla Oğuzhan Özyakup üzerinden anlatırdık. Ama bu sezon onun için kayıp olmaya hızla doğru gidiyor. Kariyeri için bir dönüm noktası olan Şampiyonlar Ligi fırsatını da iyi kullanamadı. Şu aralar kaptanlık pazubandını taşımaktan ziyade sanırım bir kafa iznine ihtiyacı var! Güneş’in onu rehabilitasyona alması şart.

MAÇIN YILDIZI: LATOVLEVİCİ

G.Saray maçındaki gibi dün de en iyisi oydu. Her atakta ayağı vardı. Hep sorumluluk aldı. 

TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ

IGOR TUDOR

Zec hamlesiyle oyunu kopardı. Seleznyov’un pozisyon değişikliği de skoru etkiledi. Kendisi kenarda Conte’yi takımı da sahada Chelsea’yi çağrıştırıyor. Toplu hücum, toplu savunma. Agresif ve iştahlı...

TAMER TUNA

Tamer Tuna nezdine Şenol Güneş’i yorumluyoruz aslında. Oyuncu değişikliklerinde gecikildi. Takımın tansiyonunu yükseltmek için müdahale edilemedi. Tolgay da Aboubakar da 0-0’ken alınmalıydı.

 

Yazının devamı...

Tottenham koridoru istiyoruz

10 Şubat 2017

Anlaşamadık.

Van Persie müstehcen bir hareket yaptı mı yapmadı mı?

Anlaşamadık...

Hepimiz aynı görüntülere baktık, ama anlaşamadık. Çünkü herkes kendi penceresinden baktı. Dün Nouma’nın müstehcenliğinden ‘kahramanlık’ üretenler, bugün Van Persie’yi ahlaksız ilan etti. Dün Nouma’yı ahlaksız ilan edenler de bugün Van Persie’yi kahraman saydı...

Şimdi her ofsayt ve penaltı tartışması için ‘çare video hakem’ deniliyor. Aynı görüntüye bakıp da herkesin başka bir şey gördüğü bu ülkede video hakemin bizi birleştireceğini söylemek mümkün mü?

Unutmayın ki bu ülkede Piero’ya bile hile karıştırıldığı söylendi!

Bizim ihtiyacımız olan şey, öncelikle sadece kendi gözlerimize inanmaktan vazgeçmektir.

ORADA NELER OLUYOR?

 Bir de koridorlar var. Oralara  gazeteciler de giremiyor.

“Koridorda neler yaşandı”nın cevabını kulüplerin gözünden görüyoruz. F.Bahçe’nin gözünden Caner Erkin, koridorda önünden geçen herkese küfür etmiş. Beşiktaş’ın gözünden bakarsanız Caner Erkin, eski arkadaşlarına Van Persie için sitem etmiş. Gazeteciler, ‘duydukları’ bu bilgileri gazete ve TV’lere ‘iddia’ diye geçerken, sosyal medyada nedense ‘gittim, gördüm, geldim’ tanıklığıyla anlatıyor! Bazen kulüpler bile daha objektif olabiliyor!

Madem hakem ve kendi gözümüze güvenmiyoruz o halde kulüplerin, gözlemcilerin veya temsilcilerin gözüne de güvenmeyelim. Sahaya istediğimiz video hakemi koridorlara da koyalım. Beinsport, koridorlardan da canlı yayın yapsın.

Tottenham, yeni stadına koridor manzaralı özel bir tribün yaptı.

Bizim koridorlara da Tottenham şeffaflığı gelsin. Evet koridor kamerasına da kendi penceremizden bakacağız ama hiç değilse vicdanımızla baş başa kaldığımızda hakikati görebileceğiz...

LiG 650 MiLYONA SATILIRDI

süper Lig, 500 milyon dolara satıldı. Daha fazlaya satılabilir miydi? Bu konulara kafa yoran Value Partners MENA Bölgesi Yönetici Ortağı Ali Güven’e göre mümkündü: “500 fena rakam değil, ama 600-650 milyon dolara da satılabilirdi.” Peki nasıl?  Güven’in anahtarı telekomünikasyon şirketleri: “Telekomünikasyon şirketleri artık insanların konuşmasından değil, izlemesinden kazanıyor. Bunun için de en iyi içerik spor videoları. Operatörlerin TV satın almaları kaçınılmaz.Maçların tek bir kanala satılması şart değil. Premier Lig, birden çok yayıncıya satıldıktan sonra büyüdü. Bugün ihaleyi kazanan kanal, alt lisanslama ve internet haklarını birden çok kanala satarak, hem kendi parasını daha çabuk çıkarabilir hem de ligin değerini daha da yükseltebilir.” Güven, korsan tehlikesi için de şunu söylüyor: “Telekomünikasyon şirketleri isterlerse tek bir kaçak yayın dahi olmaz.”

Yazının devamı...

TOSİC Mİ, OĞUZHAN MI?

6 Şubat 2017

BEŞİKTAŞ, yaklaşık yarım saat Fenerbahçe’nin kilidini kırmak için uğraştı. Nihayet Fenerbahçe ön tarafı ve orta alanı sürekli adam kovalamaktan yorulunca gedikler açılmaya başlandı. Üç-dört tane tehlikeli pozisyonla gol sinyali verildi.
Sabırla gelinen nokta sinirle heba edildi.
Van Persie, Tosic’in isyanını ‘profesyonelce’ kırmızıya dönüştürdü.
Tosic’in siniri aslında bir anlık değildi. Bardağı taşıran son damlaydı.
Çünkü kolunda kaptanlık bandı olan Oğuzhan, otorite kurmak adına gereksiz bir gerginlik içindeydi. Alper ile giriştiği didişmeyi hatırlayın. Kaptanın yaydığı negatif elektrik Tosic’e de sirayet etti.

İNANAMADIM

Ve sonrasında tüm takıma ve dahi yedek kulübesine...
Kenarda Şenol Güneş’in haline inanmakta güçlük çektim. Bir teknik direktörün ilk işi sahadaki cereyanları doğru okumaktır. Ama o da kenarda Tosic gibi davrandı.
Halbuki haklı olduğunu düşünse bile sakin kalıp takımını maça konsantre etmeliydi bir an önce.
İkinci devreye Güneş, Atiba’yı stopere alarak başlasa da 5 dakika sonra Talisca-Mitrovic değişikliğiyle bundan vazgeçti.
Roller beklendiği üzere değişti. Artık Beşiktaş, rakibi karşılayıp kontralar arama hesabı yaptı ancak Cenk, bu formata uygun değildi. Atağa çıkmışken kaptırılan topta da Lens cezayı kestiren golü attırdı.
Sonrasında Beşiktaş, 2. golü yeme riskini alarak 11-11’miş gibi yüklendi. Mitrovic’in taşıdığı topu Babel, kontrol etse belki beraberlik de mümkün olacaktı.
Lig şampiyonluğunu Avrupa Ligi şampiyonluğuna yeğleyen Güneş, biliyoruz ki bu kupayı hiç önemsemiyor. O, bu maçı önemsedi, çünkü derbiydi. Sonuçta bu derbi ‘Tosic’ten önce’ ve ‘Tosic’ten sonra’ diye okunacak.
Ama Beşiktaş’ın bugünden tezi yok bu maçı unutması lazım.

PROFESYONELCE DAVRANIŞLAR!

VAN Persie, faul yaptığı Tosic’in öfkesini profesyonelce kullandı. Bunu eleştirebilirsiniz. Ama Milli Takım forması da giymiş Volkan Demirel’in kontrol ettiği toplarla yaptığı ‘profesyonelce’ hareketler tribünleri germekten  başka işe yaramıyor. Fenerbahçe kaptanlık pazubandını taşımanın ayrıca yüklediği sorumluluklar vardır. Hakem Ali Palabıyık’ın da oyunu iyi yönettiği söylenemez. Verdiği ve vermediği kararlarla gerilimin baş sorumlusuydu.

BIKTIK BU KÜFÜRDEN

DERBİLERDE ev sahibi tribünlerin performansı takımları gol atmayana kadar kötü olur. Dün de Beşiktaş tribünü kötüydü. Genel oarak ise iki tribün çok küfürbaz olduğu için kötüydü. Sahaya girenlerin ise affı yok. Siyah beyazlı tribünlerin en olumlu hareketi maç sonu takımı çağırmaları oldu.

TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ

Şenol GÜNEŞ: DÜN sahaya sürdüğü takıma, uyguladığı stratejiye ve taktiğe lafım olmayacak ama Dusko Tosic’in atılmasından sonraki davranışlarıyla Güneş bir lider gibi davranmadı.

DİCK ADVOCAAT: OYUN planı 30 dakika sürdü ve sonrasında çözülme emareleri gösterdi. Dün onun taktiğini başarılı kılan bir Fenerbahçeliden ziyade Tosic’ti. Eğer 11’e 11 sürseydi ikinci devre işi zor olacaktı.

 

Yazının devamı...

Ah şu Demirören’in 100 milyonu

3 Şubat 2017

Beşiktaş’ın Demirören’e 100 milyon liralık borcu var. Diğer yandan da ibrası yargı tarafından iptal edilmiş bir Demirören dönemi var, hatırlatalım!

Aralık 2015’te, İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesi, 24 Şubat 2008’deki Beşiktaş Olağan İdari ve Mali Genel Kurul’da Demirören yönetiminin ibrasına dair kararı iptal etmişti.

ÜÇ SEÇENEK

Orman yönetimi, “Kurumlarda devamlılık esastır” diyerek, kendisini Demirören yönetiminin devamı olarak değerlendirip, davayı temyiz etti. Oysa Beşiktaş’ın menfaati, yönetimin iptal kararına sevinmesini gerektiriyordu. Orman da bu ‘jest’i Demirören borcunu hibe etsin diye yapmış da olabilir. Sonuçta Yargıtay da ibra kararının iptalini onarsa o zaman Orman yönetiminin önünde üç seçenek bulunuyor:

1-Kararı görmezden gelip, eski pozisyonunu koruyacak.

2-TAVIR değiştirip, Yargıtay kararını gerekçe göstererek, Demirören’e karşı kulübü zarara uğrattığı iddiasıyla dava açacak.

3-Yargıtay kararını genel kurula taşıyıp, “Demirören’in borcunun silinmesi talebiyle dava açalım mı açmayalım mı, kararı siz verin” diyecek.

Ha bu arada Orman, olası bir onama kararından önce başkanlıktan ayrılırsa, yerine gelen yeni yönetim de zarar ziyan tazmini için yargıya gidebilir.

Elbette Yargıtay iptal kararını onamazsa hiçbir adım atılmasına da gerek kalmayacak.

SPONSOR OLSUN

‘Demirören’in 100 milyonu’ (borcun esası dolarsa, kur artışı nedeniyle muhtemelen 100’ün de üzerine çıkmıştır) camiada başka bir okumaya da neden oldu. Buna göre Demirören, bir gün kulübe geri dönmenin garantisi olarak alacağını bir kenarda tutuyor.

Siyah beyazlı kulübün mevcut mali durumu, açıkçası önceliği Demirören’e vermeyi de önlüyor. Nisan 2015’te bazı alacaklılar kulübün önüne kamyon çekip hacze gelmişti. Bu tür alacaklılar varken siz de olsanız eski başkanın alacağını ötelersiniz. Orman, defalarca Demirören’den bu parayı hibe etmesini istedi. Çünkü Demirören, bir genel kurulda bu vaatte bulunmuştu. İyisi mi bir amatör branşa sponsor olsun.

İşin esası ise şudur: Başkan ve yöneticilerin kulüplerle borç ilişkilerini kökten çözme konusunda samimiyet varsa şayet, atılacak adım basit: Şahsi sorumluluk! Diyorlar ki “O zaman kulüp yönetecek yönetici bulunmaz”. E kimse de yöneticilik yapmak zorunda değil! Evet, çok az kişi  borç batağındaki bir şirkete CEO olmak ister. Gitmeyi göze alan da borca borç eklemeye değil, eritmeye gider.

Bakın UEFA kriterleri sayesinde Beşiktaş, transferde bir mali disiplin sağladı. Demek ki isteyince oluyormuş. Ve istenirse, bu kulübün her biriminde de disiplin sağlanabilir. İlla başta sallanan bir UEFA kılıcı mı olmalı?

ORMAN’IN YERiNDE OLSAYDIM

HER sezon ligin ikinci devrelerinde aynı filmi izleriz: Başkanların demeç savaşları...

Savaşı da genelde geride olan açar. Taktiksel olarak doğrudur Çünkü hem rakibinin motivasyonunu kırmayı amaçlar hem de kendi camiasının soru ve tepkilerini gölgeler.

O yüzden önde gidenin yapması gereken, arkasına bakmamaktır. Bakarsa tuzağa düşer.

Beşiktaş, başkanıyla da teknik heyetiyle de geçen sezon polemiklere girmemeye çalıştı. Sadece önüne baktı ve mutlu sonu da gördü. Bu tecrübeye sahip Fikret Orman’ın salı günü saatler süren toplantısına hiç gerek yoktu. Hele ki ‘140 karakter’in yettiği bir dünyada!

Ama bu iş de bu memlekette böyle yapılıyor. Yöneticisinden hocasına, futbolcusundan yorumcusuna kadar futboldan çok, sataşmalardan haz alıyoruz...

Yazının devamı...