"Kenan Başaran" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kenan Başaran" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kenan Başaran

Stresle final vizesi aldı

23 Nisan 2018

- Malatya savunmasının elbirliğiyle hatasıyla Negredo golü atınca Beşiktaş’ın Kadıköy’den çıktığına hükmedildi. Oysa bu gol sadece düşük motivasyonu perdeledi.

- Zira Beşiktaş’ın bildiğimiz iç saha ihtirasından eser yoktu. Çok yavaş oynadı ilk devreyi. Pereira’nın golü dahi silkinmelerini sağlamadı. Adeta sezonun son maçını oynayan iddiasız bir takım modundaydı modundaydı siyah beyazlılar. Bu düşük tempolu oyunun nedenlerinden biri de Oğuzhan’dı. Atakların onun pas hatalarıyla yarım kalması ilginçti. İnsan, “Bu çocuğa ne oldu” diye sormadan edemiyor.

- 2. devre beklendiği gibi Beşiktaş hareketlendi ve sahadaki 22 oyuncunun 21’i Malatya yarı sahasına yığıldı. Ne var ki 57’deki Talisca’nın kafa vuruşu dışında Beşiktaş, uzun vakit pozisyon dahi üretemedi. Oğuzhan-Tolgay değişikliği oyuna artı bir akıl katmadı ama en azından basit pas hatalarını azalttı.

OĞUZHAN KÖTÜ AMA YA VEFA

- Tabii dün Oğuzhan kadar, Babel’in de gününde olmaması Beşiktaş’ın sıkıntı yaşamasına neden oldu. Bu arada Oğuzhan ile ilgili uzundur olan homurtular dün cılız da olsa ıslıklara dönüştü. Evet, kaptan iyi değil ama son iki şampiyonluğun temel taşlarından biri ve bu sezon Beşiktaş’ın sloganı vefa!

- Siyah beyazlıların sağlı sollu ortaları ekseriyetle Malatya savunması tarafından savuşturuldu. Adriano, adrese teslim bir tane ortaladı ve Talisca da tabelaya yazdı.

- Quaresma, muhteşem bir frikikle farkı 2’ye çıkardı. Maçı izlemeyenler, “Beşiktaş rahat kazandı” sanacak ancak öyle olmadı.

Yazının devamı...

Mutlu musunuz?

20 Nisan 2018

- Peki neden bu riskler göze alındı. Çünkü bu esasen bir Kocaman-Güneş derbisiydi. Aralarında ayrı bir ‘ezeli rekabet’ oluşan ikili, birbirine kaybetmek istemiyor.

- Büyük seyirci desteğine rağmen Beşiktaş, oyunun kontrolünü F.Bahçe’ye vermedi. Gol atma mecburiyeti de bunu gerektiriyordu. F.Bahçe ise elbette hücuma çıkarken Beşiktaş’ı gafil avlamak istiyordu. Beşiktaş’ın inisiyatifi Pepe atılana kadar sürdü. Akabinde Fenerbahçe daha cüretli geldi. Ama ilk 45 bittiğinde iki taraf namına da kayda değer bir gol pozisyonu yoktu.

DOĞRU HAMLELER

- Güneş, ikinci devreye Vida ve Lens ile başladı. Zaten pek görünmeyen Oğuzhan ve Negredo’yu çıkardı. Babel’i öne atarak 4-4-1 dizilişine geçti.

- Kocaman ise Valbuena hamlesinde bulundu. Görüntü şuydu: Sanki maç 11’e 11 oynanıyordu. Maç Beşiktaş’ın gol atabileceği bir havaya bürünmüşken saha kenarı karıştı.

- Şenol Güneş, atılan bir cisimle başından yaralandı. Ve sonrasında hakem de siyah beyazlılar da içeri girdi.

- Bugüne kadar derbilerde hep Beşiktaş gerilime yenik düşmüştü. Oysa dün Fenerbahçe taraftarı bu tuzağa düştü. Üstelik skor Fenerbahçe’nin lehine olduğu ve Beşiktaş 10 kişi kaldığı halde. İlk dakikadan itibaren her korner atışında yabancı maddeler atıldı. Hakem orta alana çekilerek uyarıda bulundu. Buna rağmen yabancı maddelerin atılmasına devam edildi. Maçın tatil edildiği ana kadar da küfürlü tezahüratlar hiç dinmedi. Bundan önceki son 3 maçta 8 kırmızı çıkmıştı, ama yine de sahada olan sahada kalmış tribün müdahale etmemişti.

Yazının devamı...

Beşiktaş’ın psikoloğu Ryan Babel

14 Nisan 2018

Okan Buruk’un uyarılarına rağmen öne çıkmayan ve siyah beyazlı savunmaya etkili bir baskı kuramayan Akhisar, üstüne üstlük, Negredo’ya da ikramda bulundu.

20. dakika geride kaldığında Beşiktaş, Akhisar ceza sahasına doğru düzgün ayak basmadan, 2-0’ı bulmuştu.

Fabri’nin topla en çok oynadığı ve uzun bir aradan sonra yeniden bir libero görüntüsü verdiği bir ilk 45 dakika izledik çünkü Beşiktaş, kalecisini de kullanarak istediği gibi top çevirdi.

Ama aynı Beşiktaş, skora rağmen topu ön tarafa çok iyi taşıyamadı. Quaresma’nın maç eksikliği kadar, ön ikilinin Medel-Atiba’dan oluşması da etkendi.

Muğdat, Lopes ve Olcan’ın yokluğu Akhisar’ı elbette çok etkiledi. Buna karşın Buruk’un devre bitmeden yaptığı Kadir-Henrique değişikliği hücuma hemen yansıdı.

Maçın başında olduğu gibi, ikinci yarının hemen başında da Babel, attığı kopya golle, Akhisar’ın hevesini kırdı.

3-0’dan sonra iki gariptir Beşiktaş’ın da oyun disiplini bozuldu ve maç ‘atan kazanır’ havasına büründü. Beşiktaş, ailecek farkı artırmak için bonkörce pozisyonları harcarken, savunmasında da dağınık şekilde yakalanmaya başladı.

F.BAHÇE DE ETKiLENiR

Yazının devamı...

Yılmaz Vural’ın Monchı’si olsaydı

13 Nisan 2018

- Roma’nın tarihi zaferinde ışığın tutulması gereken belki de en önemli isim Monchi. Yani İspanyol sportif direktör. Bu sezon başında Sevilla’dan Roma’ya geldi. 17 yıl sportif direktörlüğünü yaptığı Sevilla’da yaptığı işler dillere destan. Üst üste 3 UEFA Kupası şampiyonluğu var. Toplamda 9 kupa...

- Esbab-ı mucizesi şu: Çok yüksek bedeller ödemeden, iyi kadrolar kurması. İşte onun altına imza attığı bazı transferler:  Reyes, Dani Alves, Sergio Ramos, Babptista, Navas, Adriano, Fabiano, Kanoute, Rakitic, Negredo.

- Nihayetinde bizim Cengiz’i de Roma’ya götürdü. Fakat belki de Roma için esas dokunuşu teknik direktörlük koltuğunda yaptı. Kulübeyi Eusebio Di Francesco’ye teslim etti. Siz olsanız ikinci ligde kümede kalma savaşı veren takımları çalıştıran, İtalya’nın en üst liginde de en iyi derecesi altıncılık olan bir hocayı zirveye oynayacak takımın başına getirir misiniz?

- Monchi hiç tereddüt etmeden onu Roma’nın imparatoru yaptı. Çünkü Di Francesco’nun sınırlı olanaklarla Sassuolo’da yaptıklarını önemsedi. “Kıtlıkta Sassuolo gibi bir takımı Seria A’da tutan adam Roma’da daha fazlasını yapabilir” dedi. Ve şu gün itibarıyla da haklı çıkmış görünüyor. Yanılabilirdi de elbet. Tam da yıllardır, “Fatih Terim gelsin de kümede kalma savaşı veren takımları çalıştırsın bakalım” diyen Yılmaz Vural’ın aradığı bir adam Monchi.

Tavla arkadaşı mı arıyorsunuz?

- Mühim olan bir sportif direktörün inandığı bir takımı tasarlamasıdır. Bunun için de ‘söz-yetki-karar’a sahip olmasıdır. Monchi’nin Roma’daki deneyimi bizim buralarda sportif direktörle çalışmak isteyenlerin kulağına bir kez daha küpe olsun.

-

Yazının devamı...

İki yönlü Talisca’dan sevgilerle

8 Nisan 2018

- Dün Beşiktaş, bu üçlüyü değil, yine Quaresma’yı aradı. Çünkü Lens Efendi, yine yokları oynadı.

- Beşiktaş, ilk 45’i resmen 10 kişi oynamasına rağmen 2-0 önde kapattı. Çünkü Talisca faktörü devreye girdi. İlk golü atan, ikinci golün de atağını hazırlayan isimdi.

- Medel’in golünde dikkat çekilecek nokta da şu: Eğer onun yerinde dün ‘cezalı üçlü’den biri olsaydı muhtemelen şut çekmek yerine pas tercihinde bulunacaktı.

- Medel-Necip ile ön ikili süslemesiz ama takımı daha çok hızlandıran bir oyun oynadı.

- Ba ve Halil ile önemli ataklar geliştiren Göztepe, ilk devre bir gol bulabilirdi.

KURAL BİLMEZLİK!

- Güneş, taraftarın sabrını zorlayan Lens ile ikinci 45’e de çıkmaya karar verdi. Beşiktaş, 3. golü bulana kadar rahattı ancak ondan sonra adeta golü yemek için davetiye çıkardı. Ba’nın direkten dönen topu maçın kırılma anı sayılabilir.

-

Yazının devamı...

Bam güm beşiktaş!

1 Nisan 2018

Talisca’nın da vuruş anında kaleci dahil, 9 kişi vardı önünde. Bu görüntü ilk devrenin de özetiydi. Bakkal,oynayan Alanya’nın fark yiyeceğini’ düşünüp, ailecek topun arkasında kalıp, kontrayı tercih etti.

Pozisyon sayılarına bakınca hesabı da tuttu. Ama farkı Talisca’nın klası oluşturdu. Pası Oğuzhan verse de ben asisti de Talisca’ya yazıyorum çünkü topu aldıktan sonra iki pozisyon da uygun açıyı aradı kendine. Oğuzhan’ın da hakkını yemem zira öncesinde 3 kilit pas atmıştı ama özellikle Gönül, bunları iyi kullanamadı. İlk devre Beşiktaş, kanatçı bekleri bindirme yapsa da, Alanya’nın ceza sahası çevresindeki yekvücutluğunu istenilen oranda bozup, onu geniş alanda oynamaya mecbur bırakamadı.

Bakkal, 2. devreye iki orta saha oyuncusu olarak maça ortak olmak istedi. Alanya, topla daha fazla haşır-neşir olmaya başladı. Oyunda tansiyon da yükseldi. Tolgay-Atiba-Oğuzhan üçlüsü cezalı duruma düştü. Quaresma’nın da cezası bitmedi! Güneş, haliyle dün Göztepe maçının kadrosunu da kafasında çevirmek zorunda kalmıştır. Haftaya Medel-Necip ikilisi olur ve ben karamsar değilim.

LENS YİNE KAYBETTİ

Ne Beşiktaş’ın ne de Alanya’nın 2. devre iyi futbol oynadığını iddia etmek zor. Kaotik bir tablo vardı sahadı. Beşiktaş açısından bunun nedeni Negredo’nun çıkmasıydı. Lens ve Love’lı Beşiktaş, tutarsız bir takım oluyor. Bu bölümde en doğru hareketi 90+2’de Alanya’nın gollük atağını sarı kart görme pahasına kesen Necip yaptı.  Son 2 uzatma dakikasında Beşiktaş’ın hali kederliydi. Zira Şampiyonlar Ligi’nde son 16 görmüş bir takımın topu ‘bam güm’ uzaklaştırma çabasına girmesi kabul edilemezdi.

Beşiktaş, dün kazandı ama Lens yine kaybetti! Bir pas vermekten bile acizdi. Güneş, keşke dün ona verdiği dakikaları Töre’ye verseydi.

MAÇIN ADAMI: TALISCA

Maçın en klas hareketine imza koydu. Hem pozisyonunu hazırladı hem de muhteşem bir vuruşla 3 puanı getirdi. Böylesi kısır maçlar ancak kaliteli bir isimle aşılabilirdi.

Yazının devamı...

Ahmet Dursun Reçber gitsin

30 Mart 2018

Önceki gün eski futbolcu Serkan Reçber ile görüştüğü haberi düştü. Özen’in unvanı ‘futbol direktörü’yken Reçber için ‘sportif direktör’lük düşünüldüğü iddia ediliyor. Kapsam daha geniş; en azından kağıt üstünde.

Ne var ki bizde adı ve çapı ne olursa olsun, iş dönüp dolaşıp bir ‘scout’a dönüşüyor. Yani ‘oyuncu izleyen’ kişi.

Oysa bu işin hakkıyla yapıldığı kulüplerde sportif direktör geniş yetkilere sahiptir. Teknik direktörü belirleyen, yönetimle arasında köprü kuran, transferde söz sahibi olan, kulübün geliriyle giderini dert edinen kişidir. Real’in eski direktörü Valdano ile bugün Roma’nın direktörü olan Mochi ideal örnekler.

Aziz Yıldırım daha önce bu işi Aykut Kocaman ve Giuliano Terraneo ile iki kez denedi. Ne ‘evlat’ ne de ‘Avrupai’ model tutmadı.

Yazının devamı...

Koşma idmanı mı oyun zekâsı idmanı mı?

23 Mart 2018

Çünkü, Fenerbahçe derbisinde sahadaki yerleşimden oyuncu değişikliğine kadar, oyuna el uzatan Güneş, Başakşehir’de göz göre göre gelen golü ve sonrasındaki mağlubiyeti izlemişti. Tıpkı ‘Kırmızı Pazartesi’ romanında herkesin birazdan işlenecek cinayeti bilip göz yumması gibi...

Ancak sonrasında maç üzerine biraz daha düşününce Güneş kadar, sahadaki oyuncuların da yenilgide büyük pay sahibi olduğunu düşündüm.

Çünkü, tek tek oyuncuların hiçbiri, oynama biçimlerinin sonuçsuz kaldığını görüp, başka bir seçeneği denemedi; inisiyatif alarak.

Misal Gökhan Gönül, yaptığı ortaların bir sonuç vermediğini anlamadı ve her defasında  aldığı her topu kaldırmaya devam etti. Ki bunu da çok iyi yapamıyordu üstelik.

MEDEL, TOSİC’TEN ŞÜPHE ETMEDİ

Medel, ayağı kendisi kadar düzgün olmayan Tosic’in savunmadan çıkarken topu kendisinden daha fazla kullanmasından hiç kuşku duymadı. “Bu işte bir yanlışlık var” demedi.

Bu noktada futbolcunun tek kaçar yolu vardır o da hocasının böyle davranmasını sağlayacak futbol farkındalığını verip vermediği...

Güneş’in özellikle hücum bölgelerinde oyuncularını özgür bıraktığını biliyoruz. 

Yazının devamı...