"Kenan Başaran" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kenan Başaran" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kenan Başaran

Derbiye gümbür gümbür gidiyor

16 Şubat 2019

Geçen sezon baskı altına aldığı ama işe yarar pozisyon üretmekte zorlandığı Malatya’da dün ilk 45 sona erdiğinde maçı kazanabileceği önemli pozisyonlara girmişti.

Erol Bulut, ustası Abdullah Avcı’dan öğrendiği gibi Beşiktaş’ı üzerine çekip hızlı ataklarla pozisyon aramayı seçmişti ve nitekim iki atakta muradına ermeye de çok yaklaştı.

Saha kenarında her top kaybında ve yanlış tercihte çıldıran Güneş, sık sık oyuncularını uyardı. Savunmanın öne çıkmasını ve oyunun genişletilmesini istiyordu Güneş...

Savunma açısında soru işaretleri doğurabilecek olan Caner-Güven ikilisi her şeye karşın hücum aksiyonlarından sağdaki Gönül-Lens ikilisine göre çok daha fazla rol aldı. Özellikle bir maçı bir maçına uymayan Lens, ilk devre işlemeyen parçalardandı.

Adem atılmasıyla Malatya’nın 10 kişi kalması ikinci devrenin senaryosunu da değiştirdi. Daha çok yaslanacak olan Malatya’ya karşı dar alanda marifetli işler yapabilen Kagawa, Güneş’in düşüneceği ilk hamleydi. Ama ondan önce Güneş, bir fırtına koparmayı denedi ve istediğini da aldı. İkinci devrenin ilk düdüğüyle Beşiktaş, sağlı sollu ataklarla Malatya’yı abondone etti. Yanılmıyorsa üst üste 3. kornerin sonunda golü buldu. Golün aksı da ilginçti: Caner-Gönül-Atiba... Yani savunmanın golü...

65’te muazzam bir an yaşadık. Lens boş değil 6, iki pastan golü kaçırdı atağın dönüşünde Ömer, eşitliği sağladı. Lens öyle akla ziyan bir pozisyon harcadı ki tüm takımın aklı orada kaldı ve beraberlik golü de o şaşkınlıkta yenildi.

Güneş doğru bir hamle ile onu Quaresma ile değiştirdi çünkü büyük çöküntü yaşadı.

Eşitlikle birlikte taraftarın da ateşi yükseldi ve Malatya 10 kişi de olsa maça tutunmaya başladı. Ljajic’in golü biraz daha gecikse Beşiktaş, sıkıntı yaşayabilirdi.

Yazının devamı...

Acemi gitti usta döndü

10 Şubat 2019

Maç öncesi ortalık yine ‘Şenol Güneş’in ayrılık haberleri’yle çalkalanıyordu. Bu tartışma her iki taraf için de artık çok yorucu Ve ayrıca motivasyon kırıcı.

Başakşehir’in puan kaybı sanırım dün akşam siyah beyazlıları iştahlandıran en önemli unsurdu. Taraftarın heyecanını ise Kagawa besliyordu.

Lakin Güneş, onu yedek soyundurdu. Hazır mı değildi? Akhisar’da 11’de başlattığında Burak Yılmaz da hazır değildi. Bilsem Kagawa da gelecek sezon burada kalacak, “Tamam” derim. Lakin taraftarın onu epi topu izleyeceği iki elin parmakları kadar maç var.

İlk yarım saat Beşiktaş, Bursa’nın önde basmasının da etkisiyleoyun kurmakta güçlük çekti. Aybaba’nın ekibi sahayı iyi parselledi. Oyunun başlarında özelikle Yusuf Erdoğan biraz diş göstermeye çalıştı ama devamını getiremedi.

Diğer yanda Güneş’in kanada koyduğu Güven, hücumlarda gereken desteği vermekten uzaktı ve üstelik doğru pozisyon da alamadı. Ljajic, ‘eski 10 numaralar’ gibi topu ayağından çıkarmamak için direndi adeta. Siyah beyazlılar ağırlıkla Gönül-Lens kanadında üretim yapmaya çalıştı. Buna karşın Beşiktaş’ın kenar toplarının çoğu dağlara taşlara ortalar kabilindendi. Özellikle Dorukhan da merkezden çok fazla yüklenmeyince top haddinden fazla kenara taşındı. 6-2 kazanılan Antalya maçının toplam orta sayısı 13’tü ve Beşiktaş dün bu sayıya ilk devre ulaşmıştı bile. Nihayetinde Lens’in Burak’ı görmesiyle atılan gol, vuruş ustalığının eseriydi.

İstenilen oyun tutturulamasa da soyunma odasına 1-0 önde girmek Beşiktaş için önemli bir avantaj oldu.

Aybaba, ikinci devreye Latovlevici’yi soyunma odasında tutup, Lima ile başladı. Yusuf’u sola attı. 9 dakika sonra da Aytaç’ı çıkarıp Abdullahi’yi sahaya sürdü. Yani ‘beraberlikler takımı’ beraberliği istiyordu. Ancak bu arada Beşiktaş, Ljajic ile mutlak bir gol kaçırdı. Ama telafisi vardı: Burak Yılmaz, yaptığı presle kaptığı topu taşıdı ve mükemmel bir vuruşla da ağlarla buluşturdu. Tam ‘emek işi’ bir goldü ve taraftarla iyice barışıyordu böylece.

Yazının devamı...

2019-2020 Beşiktaş'ında bu 11 yok!

8 Şubat 2019

Beşiktaş’ın Şenol Güneş ile ilişkisi gün gün yara alıyor. Son olarak Güneş’in istifa kararı aldığı ve başkanın devre girmesiyle güç bela vazgeçtiği haberleri çıktı. Bu iş yamalarla ancak sezon sonuna kadar götürülebilir, daha öteye değil! Geçen hafta “Orman ile Güneş, birlikte yürüyüp yürümeceklerine karar versin” demiştim. Bence bu karar artık verildi: Yürümeyecekler. En azından gelecek sezon. Son bir yılda iki taraf da çok yıprandı, yoruldu bu ilişkiden. Evliliğin üçüncü evresi gibi geçti Orman-Güneş ilişkisi.... Beşiktaş, gelecek sezon için teknik heyetten kadrosuna kadar, büyük bir revizyona gitmek zorunda. Bu kaçınılmaz. Yabancı kuralındaki olası değişimi de göz önüne alarak, genç ve yerli takviyesi yapılması şart. Elden çıkarılması ve durumları gözden geçirilmesi gereken çok sayıda futbolcu var. Biraz yakından bakalım:

Atiba: Çok iyi bir profesyonel. Sahaya çıktığında çok iyi niyetle elinden gelenin en iyisini yapıyor. Lakin artık fiziki durumu ve yaşı, ağır işçilik gerektiren pozisyonu için yetmiyor.

Orkan Çınar: Güneş’in güvenerek aldığı isimlerdendi. Beklenti yüksekti. Potonsiyeli var ama forma için rekabete girmeyi sevmiyor. Kiralık gittiği her takımdan şikâyet geldi. İstiyor ki forma ikram edilsin ama böyle bir dünya yok!

Adriano: Sezon başında parasal sorunlardan ötürü sıkıntılar yaşadı. Gelecek sezonun mukavelesini talep etti. Su bir kere su bulandı. Yoksa, Caner Erkin’den çok daha verimli bir futbolcu.

Mustafa Pektemek: Güneş, 2015’ten bu sezona değin, ligde hiç oynatmadı. Kerhen forma buldu. Sözleşmesi zaten sezon sonu bitiyor. Uzatılacağına dair dedikodular çıktı. “Aman” diyeyim. Ayrılık vakti çoktan geldi de geçti.

Quaresma: Ayrılık kararını zaten aldı. Hesap kitap işi uzadı. Beşiktaş, Portekizli futbolcunun kariyerinin en güzel yıllarını yaşadığı kulüp oldu. İlk geldiğinde 20 bin kişiye statta imza attı. Daha topa ayağı değmemişti. Bugünse şampiyonluklar yaşamış bir Quaresma var. İlk geldiği gibi, yine statta bir veda yakışır ona. Çünkü ne olursa olsun o, bir mahalle topçusu duygusuyla oynadı. Endüstriyel futbola inat; çalımlar attı, trivela’lar ve rabona’lar yaptı...

Roco: İstabnul seyahati haddinden fazla uzadı. Ağır olduğu biline biline alındı. Stopere en ihtiyaç duyulan halde dahi Güneş çok tercih etmedi. İtalyanların tabiriyle ‘bidon transfer’ hanesine yazılan bir isim oldu.

Tolga Zengin: 

Yazının devamı...

'Kagawa şenlikleri' erken başladı

4 Şubat 2019

Beşiktaş’ın Antalya 11’i, ilk bakıldığında ‘yaratıcılığı’ zayıf bir kadro görüntüsü veriyordu. Kâğıt üzerinde en yaratıcı isimler Ljajic ve Lens’ti. 35. dakikadaki ilk gole kadar siyah beyazlıların ortaya koyduğu futbol da söz konusu iddiayı destekler nitelikteydi. Sonra 4’er dakika arayla üç gol geldi.. Bizim buralarda yaratıcılık sadece topla yapılan cambazlık olarak algılanır. Oysa, toplu olduğu kadar, topsuz oyun da yaratıcılığın bir ölçütü; belki de daha da önemli bir ölçütüdür. Abdullah Avcı, Başakşehir’de farkındalık yaratmak için sık sık bunun altını çiziyor. ‘Topsuz yaratıcılık’, bazen, elverişli bir pozisyondayken de topa dokunmayıp, bir arkadadaki oyuncuya bırakmayı gerektirir... Sahanın her alanında etkilidir topsuz oyun. Alanı doğru kullanmayı sağlar, dara düşmüş takım arkadaşlarına seçenekler yaratır vs... Ligin ilk yarısında Beşiktaşlı oyuncular, bir çok maçta durarak ve top geldiğinde oynadı. Ama şimdi, durmayan ve sürekli arayan bir oyuncu var: Dorukhan Toköz... Ofansif ve defansif oynadığı gibi; toplu ve topsuz oyunu da Beşiktaş’ta en iyi oynayan isim... İlk devre 35’ten önce ve sonra olarak iki ayrı görüntü veren Beşiktaş, soyunma odasına “Maçı bitirdim” diyerek girdi. Öyle ya skor 3-0’dı! Oyunun ilk bölümünde hiçbir etkinlik göstermeyen Antalyaspor’un hocası Bülent Korkmaz, ikinci 45’e bir savunmacı ve kanat çıkartıp, bir orta saha ve forvet sahaya sürdü. Başka da çaresi yoktu.

SALİH DURMAYINCA

Araştırmalar, geride olan takımın 59. dakikaya kadar ilk değişikliğini yapması halinde gol bulacağını söylüyor ve nitekim 50’de Doukara, geri dönüş yolunu açabilecek golü attı. 67. dakikaya kadar Beşiktaş öldü öldü dirildi. Orta sahası düştü ve çok pozisyon verdi. Güneş’in 59’da Caner’i çıkarıp solu Adriano-Güven yapması ve ileri uca da Larin’i koyması da takım savunmasını yükseltmedi. Antalya’yı kendi kalesine 4. golü atan Salih Dursun durdurdu. Lakin bu golde kontrayı başlatan Lens’in hakkını da vermeli. 4-1’den sonra Beşiktaş, çok rahat pozisyonlar bulmaya başladı. Ve lakin Larin’in yetersizliği saç baş yoldurdu. Klas neymiş Kagawa gösterdi Larin’e. Evet, maç kopmuştu Kagawa girdiğinde ama ilk iki şutunda da golle buluştu. Bakın Kagawa da ‘yaratıcılık’ dediğim mefhumun da ete kemiğe bürünmüş hali. Sezon sonuna kadar sürecek ‘Kagawa Şenlikleri’ başladı diyebiliriz, sanırım...

DORUKHAN ‘TOLGAY KAYIP DEĞİL’ DİYOR

TOLGAY Arslan, 132 maçta 3 gol attı. Bunların sadece 1’i ligdeydi ve sadece 1’i çok kıymetliydi; Liverpool’a attığı. Onun bölgesine gelen Dorukhan, sadece 9 lig maçında 3 gol attı. Bir de VAR’a takılan golleri var! Tolgay belki kayıp sayılırdı ama Dorukhan “Hayır, değil” diyor.

O ÖPMEDİĞİN ARMA VAR YA!

ESAS olan Metin Oktay, Lefter ve Baba Hakkı gibi ‘ortak değer’ olmaktır Tolgay Arslan! Beşiktaş, güncel bir yönetici ve hoca değildir. Onlara kız ama Beşiktaş 116 yıllık büyük bir camiadır. Öpmediğin o armada ay yıldız vardır. Niye? Çünkü Türkiye’yi 11 futbolcusuyla sahada temsil etmiştir. O yüzden ay yıldızı kullanma şerefi verilmiştir. Yani o armayı her türlü öpebilirdin, başka sevgilerine halel gelmezdi!

Yazının devamı...

Kagawa geç geldi; ama iyi ki geldi

1 Şubat 2019

 Beşiktaş sezon başında istediği Japon’u sürpriz şekilde renklerine bağladı. Meslektaşlarım Orhan Uluca ve Cengiz Izmitli ile dün şöyle küçük bir Kagawa forumu yaptık. İşte tespitler:

HANDiKAPLARI

1-Geçen sezon sakatlıktan ötürü toplam 90 günlük bir sakatlık süreci yaşadı.

2-Bu sezon sadece 4 maça çıkabildi.

DORTMUND’DA NEDEN OYNAMADI?

1-Yakalanan yeni jenarasyonun kurbanı oldu.

2-Chelsea’nin 64 milyon Euro verdiği Pulisic bile banko olamadı. 19 lig maçının 5’inde ilk 11 oynadı.

3-30 yaşına gelmiş olması...

Yazının devamı...

Önümüzdeki sezona bakacağız!

26 Ocak 2019

Beşiktaş, Erzurumspor maçına hafta boyunca “Burak Yılmaz protesto edilecek mi?” sorusunun gölgesinde hazırlandı. Siyah beyazlı taraftar “Önce Beşiktaş” diyerek, sessizliği seçti.

Medel-Mirin ikilisini beklerken Güneş’in tercihi Necip-Mirin oldu. Mirin tek başına da çıksa önemli değildi zira Erzurum, ilk 45’i ailecek savunmada geçirip Rashad ve Sunu’nun kontra çıkışlarına bel bağladı. 

Beşiktaş, kalabalık Erzurum bölgesinde hareketli görünse de organize ikili, üçlü oyunlar yapamadı. Burak ve Quaresma’nın iki şutu gole en yakın olduğu anlardı. Bu tür alan bırakmayan takımlara karşı duran toplar altın değerinde olur ama siyah beyazlılar köşe vuruşlarını da çok verimsiz kullandı.

Quaresma sanırım ilk defa bir tam devreyi sol kanatta bu kadar vakit geçirdi. Güneş, dün ondan bir Babel olmasını istedi ama olmadı. Nitekim 55’ten sonra tekrar sağa geçti.

Erzurum, 2. devre hücuma daha cüretkar çıktı ki   56’da Rashad ve 57’de Sunu, golü kokladı.

Lens-Caner değişikliği beklerken Güneş, Burak’ı çıkardı.  

Caner’in girişi hareketlilik ama aynı zamanda anlamsız bir telaş da yükledi Beşiktaş’ın oyununa. Şansızlıkların adresi Dorukhan’ın kendi kalesine attığı gol, Beşiktaş’ı çıkmaz sokağa itti. Erzurum, ikinci golü de bulacak fırsatlar yakaladı. Ve o sokaktan yine Dorukhan çıkarmaya çalıştı beraberlik golüyle. Fakat yetmedi. Şampiyonluk kaçtı mı? Dün kaçmadı, çok daha önce kaçtı. Akhisar’da kazanırken de şampiyonluk iddiası ortaya koyan bir oyun yoktu. 

Beşiktaş, ara transferde boşuna oyuncu almasına gerek kalmadı. Kalan günlerde mümkün mertebe futbol miadı dolan isimlere teşekkür etmek... Bu tablo, sadece sahadaki oyunculara fatura edilemez. Bu sezon ne yönetim ne de teknik heyet birbiriyle iyi bir işbirliği yaptı. 

Yazının devamı...

Alan olayı bir ders olabilir mi?

25 Ocak 2019

Kurdukları menajerlik şirketleriyle dünyanın dört bir yanından futbolcuların temsilciliğini alıyorlar. Birçok takımda temsil ettikleri oyuncuların olması, onları oyunda ayrıca çok güçlü birer aktör haline getiriyor. Oyuncuların yanı sıra kulüpler de transferde onlara yetki veriyor. İşini çok iyi yapan; kulüplerin de oyuncuların da ortak menfaatini gözeterek kurumsal bir hizmet veren menajerler olduğu gibi, bu işi el yordamıyla yapanlar da yok değil. Galatasaray, aylardır Alan diye bir oyuncuyu transfer ediyor. Türkiye’den çok fazla kimsenin doğru düzgün izlemediği bir futbolcu. Sarı kırmızılılar talip olduğu günden beriyse bir dünya yıldızı muamelesi görüyor.

“Alan bitti”, “Alan yola çıktı” diye aylardır haberler okuyoruz. Samuel Beckett’ın meşhur ‘Godot’yu Beklerken’ isimli oyununu solladı diyebiliriz ‘Alan’ı Beklerken’i’ (!) Ve nihayet onu almaya giden Abdurrahim Albayrak, önceki gün memlekete döndü. Ancak eli boş! Sanırım Albayrak’ın Galatasaray kariyerindeki en zor anlardan biriydi, havalimanında gazetecilere konuyu açıklamaya çalıştığı o an... Alan transferinin yatmasında menajer çatışması ve kulüplerimizin kurumsallaşma sıkıntıları büyük pay sahibi... Oyuncunun menajeri ayrı, kulübün yetki verdiği menajer ayrı... Ve kaybeden G.Saray oldu. Genelde çalışma mantığı şu: Bir menajer kulüplere oyuncu öneriyor ve “Biz hallederiz” diyor. Sonra söz konusu oyuncuyla irtibata geçerek, ‘Türkiye temsilciliği’ni almaya çalışıyor. Alırsa ne ala, almasa muamma...

Sonuçta bu iş para kazanmak için yapılıyor. Ve tüm aracılar, en büyük komisyonu kendisi almak istiyor, doğal olarak. Hele ki bir oyuncunun bonservisi elindeyse... O zaman menajerlerin eli daha da güçleniyor. Son yıllardaki ‘başlık parası’ misali bir ‘imza parası’ da bu yüzden peyda oldu. Bu imza paraları öyle rakamlara vardı ki, adeta bir bonservis oldu çıktı...

FIFA, bir ‘yetkili menajer bilgi bankası’ kurmalı. Uluslararası transferler için bu elzem. Kulüp, oyuncuların esas ve ülke ülke yetkilendirilen menajerlerini bilmelidir. Oyuncular kaç resmi menajeri varsa sisteme girmelidir. FIFA da oyuncu ve menajeri eşleştirerek, bir nevi kulüplere ‘teyit’ vermelidir. Bu şekilde kulüpler, “Hallederiz” diyen menajerlerin söz konusu oyuncuyu temsil hakkına sahip olup olmadığını bilecek. Tüm bu bilgiler, FIFA tarafından online ortamda açıkça sunulmalı.

DOLMABAHÇE’DE BURAK YILMAZ İÇİN KARAR GÜNÜ!

Burak Yılmaz, oynarsa, 11 yıl sonra bugün Dolmabahçe’de taraftarın önüne çıkacak. Güneş’in fizikselden ziyade mental çekincileri olabilir. Gökhan Gönül, ilk geldiği sene Kadıköy’de sahaya çıktı ve maçı büyük protestolar altında bitirdi, ama sahanın iyilerinden biri olarak. Gönül, Beşiktaş’a da o gün gerçek anlamda transfer oldu. Önce kafası çok karışıktı. Burak Yılmaz ve taraftar için Erzurum maçı bir ‘karar maçı’ olacak... Taraftar protesto yapacak mı yapmayacak mı? Yapacaksa dozu ne olacak? Burak’ın tepkisi ne olacak? Herkes bu soruların cevaplarını merak ediyor. Akhisar maçında iki penaltı beklentisi olan an yaşadı Beşiktaşlılar... Birinde Burak düştü, diğerinde Ljajic... Burak, üzerindeki yaftadan dolayı itiraz etmedi. Ljajic ise etti... Hakem iki pozisyonda da devam etti. Ama illa bir penaltı verilecekse, o Burak’ınkiydi. Zira topuğuna bir müdahale vardı. Ljajic ise kelimenin tam manasıyla kendini artistik şekilde attı. VAR sayesinde hakemler artık karar verdiklerinde ilk andaki inandıklarını çalıyor. Zira “Hata yaparsam da nasılsa VAR’a bakılır” rahatlığına sahipler. VAR olmasaydı belki hakem Ljajic’in düşüşüne penaltı çalacaktı... Beşiktaş taraftarı Burak Yılmaz’a, bir kefaret söz konusuysa, bunu ödemesi için ikinci bir şans vermelidir...

GÜNEŞ AKHİSAR'DA NE DEDİ?

Yazının devamı...

Artık kim bakar kötü futbola! Mühim olan skor

19 Ocak 2019

Beşiktaş, zayıflamış şampiyonluk umutlandırmak, Aksihar ise tehlike bölgesinden uzaklaşmak için sahadaydı. Ancak, Akhisar’ın esame listesine kurallara aykırı şekilde 13 yabancı yazması nedeniyle maç hükmen 3-0 Beşiktaş lehine tescil edilecek. Biz yine de ortada oynana bir maç olduğu için bir nevi lige hazırlık babında yorumlayalım: Baştan söyleyeyim: İlk 45’te ‘futbol takımı’ namına izlediğimiz taraf Akhisar’dı. Soyunma odasına önde girmesi gereken de Cihat Arslan’ın öğrencileri olmalıydı. Fakat çok iyi çıktıkları atakların birçoğunu beceriksizce harcadılar. Birinde de Karius’un müthiş kurtarışına takıldılar. Beşiktaş’ın Caner-Lens’ten oluşan solu, Antalya tatilinden dönmemişti henüz! Yol geçen hanıydı. Savunmanın yenisi Mirin, çevreyi algılamaya çalışırken, her şeye yetişmeye çalışan Vida, zorlandı. Daha da önemlisi siyah beyazlılar hücum hattında top tutmakta zorlandı. Beşiktaş’ta işler çok kötü giderken Dorukhan’ın sıradışı vuruşu geldi. Beşiktaş’ın savunma ve ofansta düzgün işleyen tek adamıydı ve golün ondan gelmesi esasen sürpriz değildi. Dorukhan, bu çizgisiyle hızla milli takıma doğru yol alıyor. Beşiktaş, öne geçtikten sonra da sıkıntılarını aşamadı ve taraftarına “Bir an önce devre olsun” duygusunu yaşattı. Evet, kendisini soyunma odasına zorlukla atan Beşiktaş, dönüşünde çok çabuk rahat nefes aldı. Gönül, Quaresma’nın serbest vuruşunda skor olarak Beşiktaş’ı rahatlattı. “Skor olarak” diyorum, zira Akhisar, oyundan hiç düşmedi ve dakikalar ilerledikçe de siyah beyazlıları zorladı. Aslında atılacak bir gol maçı döndürmelerini sağlayacak iklimdeydi. Burak Yılmaz, fiziksel olarak hazır olmadığı halde mecburiyetten dün akşam sahaya sürüldü. Burak’ın kendini toparlaması için en az bir hafta daha lazımdı. Dün sadece bir pozisyonla maçı tamamladı. Ama Akhisar maçı hazırlanma sürecini de hızlandırdı. Güneş’in, devre arası çalışmalarından memnun kaldığı Larin, Beşiktaş’ın bunaldığı anlarda sahne aldı. Akhisar, yenilgiyi hak etmedi. 3-0 geri düştüğünde de gol arzusunu korudu ve nihayetinde attı da. Beşiktaş, dün rakibine çok pozisyon verdi kendisiyse az buldu ama hemen hemen hepsini attı. Ligin ilk devresinde bir çok maçta yapamadığını yaptı yani.

KARIUS KONSANTRE OLUNCA...

Beşiktaş, 3-1 kazanırken kalesinde çok sayıda pozisyon verdi. Ligin ilk yarısında kalitesinin gerisinde kalan Karius, dün klasını konuşturdu. Çok kritik anlarda mutlak pozisyonlarda gole izin vermedi. Karius, konsantre olduğunda iyi bir kaleci olduğunu herkese gösterdi.

TOLGA ZENGİN'İN MEKTUBU

Kadro dışı olan Tolga Zengin, dün Instagram’da güzel bir mektup yazdı. Evvela çok düzgün bir Türkçe ile yazmış. Futbol dünyasında nadir görülen bir özen Zarf tamam, ya mazruf? İçerik de çok sağlam. Yöneticiden futbolcuya kadar herkesin yolcu, Beşiktaş’ın han olduğuna vurgu yapan Tolga, camiayı kenetlenmeye davet ediyor. Takımları başarıya sadece oynayanlar değil, oynamayanların duruşları da taşır.

BURAK'LA KAVGA BEŞİKTAŞ'I VURUR

Yazının devamı...