"Kenan Başaran" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kenan Başaran" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kenan Başaran

Selfie’leri çekip, gittiler

24 Mart 2017

Eric Abidal, Marcel Desailly, Christian Vieri, Les Ferdinand...

Arda Turan, Emre Belözoğlu, Volkan Demirel...

Mustafa Denizli, Fatih Terim, Abdullah Avcı...

Fikret Orman, Aziz Yıldırım, Dursun Özbek, Muharrem Usta...

Cüneyt Çakır, Fırat Aydınus, Bülent Yıldırım...

Eskilerin ‘Şifo Mehmet’i, ‘Atom Karınca Rıza’sı...

Zirvenin yayıncı TV’si, bu şöhretleri güçlükle ‘hayranlar’ından koparıp, yayına götürebiliyor. Zira boyunlarında akreditasyon kartı olan onlarca genç erkek (kadın yok gibi) bir balık sürüsü gibi, nerede bir ünlü görüyorsa koşup, selfie çektiriyor. Herkes Cumhurbaşkanı’na kilitleniyor. Geldiği haberi verilince tüm protokol karşılamaya gidiyor.

Salon, -balkonlar dahil- tıkabasa dolu. Kulüpler Birliği Başkanı ve Federasyon Başkanı konuşuyor önce. Konuşmalarında siyaset var.

Cumhurbaşkanı’nın konuşmasında bile daha çok futbol var. İronik! En azından yapılmış ve yapılmakta olan 30 stat var ortada...

Zirvenin ilk devresi açıkçası ‘Siyasetin Zirvesi’ oluyor. Geçiyoruz, ‘Futbolun Zirvesi’ne sahne olan ikinci devreye. Salon, bir anda Olimpiyat Stadı’ndaki bir zamanların İBB maçına dönüyor. Yani tribünlerde üç-beş kişi!

Selfie’ler çekildi ve çekip gidildi...

Zirvenin ev sahibi Göksel Gümüşdağ ile Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan, arkalarında 50 kadar kişiyle zirveyi ancak tamamlıyabiliyorlar...

TRAVERSO’DAN DEMİRÖREN’E GOL!

Zirvedeki sunumlardan, çekip gidenlerin kulaklarına küpe olsun diye, aldığım notlarsa şöyle:

Birkaç yıl önce borç batağına saplanan ve meclisin el koyduğu İspanyol kulüplerinin nasıl toparlandığını La Liga CEO’su Javier Gomez, kısaca açıkladı. Gelir-gider dengesi için DENETİM!

Bundesliga Strateji Direktörü Seffen Merkel’den Süper Lig kulüplerine DERS: 1963’ten beri tüm Bundesliga maçlarını dijital ortama aktardık. 5 ayaklı stratejimizin bir ayağı da futbolcu röportajları başta olmak üzere, medyaya içerik sağlamak.

Dursun Özbek ve Fikret Orman, 2 milyar liraya (yaklaşık 500 milyon Euro borç) yaklaşan borçlarından söz etti. Bu arada söz alan Mönchengladbach Başkanı Rolf Konigs, “Bizim de 43 milyon Euro borcumuz (bizimkilerin yıllık faiz borcu bile bundan fazla!) vardı. Geçen yılı 34 milyon Euro kârla kapattık; bu yılı da 37 milyon Euro kârla kapatacağız” dedi.

2004’te 100 milyon Euro’ya yeni stat yapan M’gladbach, gelecekteki yatırımları da düşünerek, etrafındaki arsaları da almış, ki şimdi stadın önüne bir otel yapıyorlar.

İrili ufaklı yılda 450 etkinlik yapıyorlar statlarında. Sonuçta 9 milyon Euro stat gelirinden 36 milyon Euro gelire ulaşıyorlar; şampiyonluk yaşamadan! Çünkü erkek taraftarın hegemonyası kırılmış. Çocuk ve kadınların gelmesi de sağlanarak, 51 bin ortalamaya çıkmışlar. Al  sana 7/24 stat...

Eskiden memlekete sık sık gelen  bir IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli vardı. Şimdi onun yerini UEFA Finansal Fair Play Direktörü Andrea Traverso aldı.

Açılışta, “Sayın Cumhurbaşkanım futbolumuz çağ atladı” diyen TFF Başkanı Demirören’ni resmen tekzip eden bir sunum yaptı, Bay Traverso!

Dedi ki:

Süper Lig, Avrupa’nın en yaşlı takımlarına sahip...

Liginiz, maaş/transfer harcamasının gelire oranında 1. (yüzde 89). Yani kulüpleriniz 100 TL’lik gelirin 89 TL’sini oyuncu maaş ve bonservislerine harcıyor. Çok aşırı...

Altyapınız zayıf, yatırım az. Daha çok teşvik şart...

Liginiz kârlı değil...

Finansman maliyeti (faiz) ve döviz kurundaki artışlar, borç yükünü artırıyor...

Bay Traverso iyi şeyler de söyledi:

Yeni yayın ihalesi güçlü bir ticari piyasanız olduğunu gösterdi...

Statlar yenilendi ve bu rekabet gücünü artıracak...

Finansal Fair Play kulüplere fayda sağlayacaktır...

Sonuç: Futbolumuz borçta kişisel sorumluluk geldiğinde ve  denetim hakkıyla yapıldığında çağ atlayacaktır...

Yazının devamı...

Beşiktaş, Lyon için kazanmalıydı

20 Mart 2017

Antalya’nın bezdiren konsantrasyonu, Beşiktaş’ın pas başarı yüzdesini kendi standardının altına düşürdü. Bireysel performanslarda Gönül ne kadar iyiydiyse, ileri çaprazındaki Babel de bir o kadar kötüydü. Aboubakar, Olympiakos kırmızısını unutamamış, zira çok dağınıktı. Güneş’in verdiği krediyi ilk 45’te boşa harcadı.

Ama esas sorun, Oğuzhan-Atiba-Talisca arasında kurulamayan ilişkiydi. Oğuzhan, geriden top çıkarmaktan ziyade bir çok pozisyonda sol açıkta boy gösterdi.

Rıza Çalımbay, 2. devreye El Kabir ile başlayıp erken bir hamle ve “Hücum” emriyle, inisiyatifi ele geçirdi.

Şenol Güneş’in ise geçen sezondan bu yana ezberlediğimiz iki seçeneği vardı.

1- Orta alanda oyuncu değişikliği,

2- Çift forvete geçmek. Nitekim Güneş, önce ilk sonra, ikinci şıkkı seçti. Ve fakat Güneş, Aboubakar’ın 4 gün içinde 2. kez atılacağını kestiremedi. İkinci sarı tartışmalı da olsa Kamerunlu şansını çok kötü kullandı.

TRİBÜN

TARAFTAR DEĞİL, SEYİRCİ

 ANTALYA, yeni stadında bir ‘milli taraftar’ yarattı, ancak henüz ‘takım taraftarı’ yaratabilmiş değil. Dün dolu stadın büyük çoğunluğu ‘seyirci’ydi. Ve bu da sanki bu maça özeldi.

 ASIL SORUN 11’E 11’KENDİ

Beşiktaş, 10 kişi kalınca Şenol Güneş için artık tek amaç, 1 puanı kurtarmaktan ibaret oldu. Bunu da başardı. Eksik oynanan Olympiakos maçından sonra eksik oynanan Antalya maçından beraberlik itiraz edilecek  bir sonuç değil. Asıl sıkıntı 11’e 11’ken yaşanan verimsizlikti.

Evet lig için sıkıntı yok, fakat dün akşamki maç en çok Lyon randevularını etkileyecek. Beşiktaş, Başakşehir ile puan farkını açma olanağını kullanabilseydi, Lyon maçlarına zihinsel olarak çok daha iyi hazırlanma şansı bulacaktı.

Ama rahatlama olanağını kullanamadığı gibi üst üste iki maçı 10 kişi tamamlayarak, fiziksel olarak da yıprandı. “Milli ara var” diyeceksiniz ama önemli oyuncuların bir çoğu da milli takımlarda...

MAÇIN HAKEMİ: METE KALKAVAN

Aboubakar’a 2. sarı kartı bence tartışmaya açık. Engelleme eylemi yok, teşebbüsü var.

DEMBA BA... DEMBA BA...

Güneş, Aboubakar’ı sahaya sürerek, doğru bir tercihte bulundu. Zira Aboubakar, Olympiakos maçındaki kırmızısına rağmen son haftalarda formdaydı. Güneş, ona kızıp Beşiktaş’ı cezalandıramazdı. Ne var ki Kamerunlu futbolcu, kendisini bir kez daha oyundan attırarak, hocasını ofsaytta bıraktı. Şayet Demba Ba, oynayabilecek duruma geldiyse, Aboubakar bir süre dinlenebilir.

MAÇIN YILDIZI: MARCELO

Özellikle takım on kişi kaldıktan sonra savunmayı ayakta tutan isimdi. 1 puanda payı büyük.

TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ

RIZA ÇALIMBAY

Geçen sezon Güneş’ten 4 puan aldı. Bu maça özel çalışmış. İlk devre Beşiktaş’ı bozup ikinci devre oyunu tamamen siyah beyazlı alana yığdı. Eto’o’ya rağmen son vuruş sorunu yaşadı.

ŞENOL GÜNEŞ

Yine klasik hamlelerini yaptı. Aboubakar’ın atılması elbette planlarını bozdu. Ancak, dün akşam Aboubakar atılmasaydı da Beşiktaş Antalya’dan en fazla 1 puan alabilecek durumdaydı.

Yazının devamı...

Stockholm de Güneş'i görecek

17 Mart 2017

Babel ve Quaresma da kanatlarda su gibi aktı. Beşiktaş, rakibine top göstermeden Olympiakos’u ilk dakikadan teslim aldı.

Ancak maç Beşiktaş için 22 dakikada 2-0’ı yaptığında başladı.

Zira her Beşiktaşlı bilir ki acı çekmeden bir maç zor kazanır takımları. Bu nedenle erken 2-0’da “Eyvah” diyen çok kişi olmuştur.


MATERAZZI-ZIDANE OLAYI
Nitekim, Olypiakos ilk yüklendiği pozisyonda golü buldu.

Haydi bunu kaldırmak olasıydı, ama ya Aboubakar’ın gördüğü kırmızı kart?

Eğer mevzuyu ‘Materazzi-Zidane olayı’na benzer şekilde açıklarsa benim nezdimde anlaşılır bir yanı olur.

Ama görüntülere göre, ortada daha çok bir acemilik ve sorumsuzluk var.

Tur şarkıları söylemeye hazırlanırken, tırnaklar yenilmeye başlanarak, soyunma odasına gidildi ve yok yere bir rakip yaratıldı.

İkinci devre Güneş için bir savunma sanatları sınavı olacaktı.


NECİP UYSAL 60'TA GİRDİ ÇÜNKÜ...
GÜNEŞ, beklentinin aksine 2. devreye değişiklikle girmedi.

Necip hamlesini 60’ta yaptı. Niye 46’da değil?

Çünkü Güneş, Vouzas’a korkmadığı mesajını verdi.

10’a 11’de haliyle istatistikler Olympiakos lehine değişti.  Ama en önemlisi olan gol istatistiği de yine Beşiktaş lehine değişti.

Babel, savunmada bir nefer gibi mücadele ederken hücumda da 2 golle yıldızlaştı.

Vouzas’ın takımı topu eline aldı ama kullanmasını bilemedi çünkü yetenekleri sınırlıydı.


ÖZGÜVENİ DE KATLADI
İyi hücumcu Güneş, dün gece 10 kişiyle iyi bir savunma örneği de göstererek, ekibini çeyrek finale taşıdı.

Bu maç turla birlikte aynı zamanda 10 kişiyle farka koşma hasebiyle, bir özgüven katlama maçıydı da Beşiktaş için.

Artık siyah beyazlılar mayıstaki finale dair daha fazla hayal kurabilir.

Stockholm de Güneş’i görecek...


TALISCA SOSA OLUNCA
MAÇ öncesi değerlendirmelerimde Talisca’nın bu maçta Sosa görünüme girmesi gerektiğini söylemiştim. Dün akşam tam da öyle oldu.

Oyun kurdu,kilit paslar attı ve asistler yaptı.

Kendisinden önce takımı düşündü ve Güneş de 10 kişi kaldığı halde sahada onu tuttu.

Gol atmadan da maçın kaderini değiştirebileceğini gördü.

Olgunlaştıkça büyüyecek.

Orta alandan ziyade forvet görünümlü olması sayesinde Güneş’e dün hamle üstünlüğü de sağladı.


MAÇIN YILDIZI: BABEL
Siyah  beyazlı formayla en iyi maçını oynadı. Hem savundu hem hücum etti.




TRİBÜN: ABOUBAKAR'IN YERİNE GİRDİ
SİYAH beyazlı takım 10 kişi kaldınca, taraftar 11. oyuncu olarak Aboubakar’ın yerine sahaya indi.

Son dönem sıkıntılı anlarda kilitleniyorlardı, ama dün böyle coştular.




TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ

ŞENOL GÜNEŞ: 10 kişi kaldığında bile planını uyguladı. Necip hamlesini 60’ta yaparak meydan okudu. Turu, ikinci devrenin başında değil, 15 dakika sonra bu değişikliği yaparak, kazandı.

VASILIS VOUZAS:  ‘Önce bekle sonra risk al’ gibi basit bir taktiği vardı, ama onu işe yarar hale getiren Aboubakar’dı! Oyunu Beşiktaş’ın alanına yığsa da turu çevirecek pozisyonları ürettiği söylenemez.

Yazının devamı...

2 PUAN GiTTi ÇÜNKÜ GÜNEŞ DE FORMSUZDU

13 Mart 2017

Devre bittiğinde başlık şuydu: Beşiktaş kötü, ama şanslı...

Sergen Yalçın’ın öndeki oyuncuları Beşiktaş savunmasını hep tedirgin ederken, orta sahası da rahat oyun kurdurmadı. Savunma bölgesini de çok iyi parselleyerek siyah beyazlılara çok fazla boşluk bırakmadı.

En kötü Beşiktaş’ta bile Quaresma, bireysel çıkışlarıyla takımı taşıyordu. Yokluğu dün çok fazla belli oldu. Babel dün tam bir hayal kırıklığıydı. Kaleyi düşünme konusunda Atiba’laşmaya başladı. Nitekim Güneş, 2. devreye onunla çıkmadı.

BU STRES NiYE?

BEŞİKTAŞ taraftarları tribünü dolduruyor, bu iyi. Fakat anlamsızca çok stresli olduklarını da söylemem lazım. Son dönemlerdeki Vodafone Arena seyircisi ancak skor iyiyken iyi. 

TALISCA’YI ÇIKARMALIYDI

ŞENOL Güneş, ikinci bölüme 4-4-2’ye geçerek başladı ve bu değişiklik Kayserispor ceza sahası etrafında daha fazla baskı kurmalarını sağladı. Beşiktaş, aradığı golü de buldu. İşte tam bu noktada Şenol Güneş, bence oyuna bir kez daha müdahale etmeliydi. Gökhan İnler veya Necip Uysal’ı alarak orta alan direncini artırmalı, Oğuzhan Özyakup’u da hücum arkasına atmalıydı. Yani Talisca mutlak surette çıkmalıydı.

İkinci devre en azından hücum anlamında daha iyi bir görüntü verilse de Beşiktaş, 2 puan kaybetmedi 1 puan kazandı diyebiliriz.

Bu maç siyah beyazlıların zihinsel olarak kendilerini yeniden gözden geçirmelerine de olanak verdi. Şenol Güneş’in artık başka oyunculara da şans vererek kadro derinliğini artırması lazım.

27’LİKARAS ÖZBİLİZ U21’DE!

ARAS, kanat oyuncusu. Geçen sezonun devre arasında bu sezon için alındı. Ligde sadece 7 dakika oynadı. Quaresma’nın olmadığı takımda yedek  bile olamadı. ‘Geleceğe yatırım’ diye alınan 27 yaşındaki Aras, ihtiyaç varken dün A takımda değildi, ama önceki gün U21 takımındaydı!

MAÇIN YILDIZI: ABOUBAKAR

2 gol attı ve ciğerini de patlatırcasına da mücadele etti. Saygıyı fazlasıyla hak ediyor.

TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ

ŞENOL GÜNEŞ: ÇİFT santrfora geçmesi ikinci devre oyunun rengini değiştirdi. Ancak 1-0’yı yakaladıktan sonra Talisca-İnler değişikliğine gitmeliydi. Savunması zaten olmayan Talisca’nın dün o iyi ayağı da yoktu.

SERGEN YALÇIN: “KOŞMAYAN futbolcu Sergen”, çok iyi koşturan, mücadele ettiren ve akılla da oynatan bir “Sergen Hoca” olmuş.  Welliton, dün etkili olsaydı Yalçın, efsanesi olduğu takımından 3 puan alırdı.

MAÇIN HAKEMİ: CÜNEYT ÇAKIR

KAYSERİ’yi ezdirmedi ancak çıkardığı sarı kartlarda ve verdiği faullerde tam standart yoktu. 

Yazının devamı...

Pireyi boşuna deve yapmış

10 Mart 2017

Bunu yaparsa pozisyon bulur. Aboubakar niye oynuyor? Savunma arkasına koşular için? Koşu var mıydı? Yok! Koşturan var mıydı? O da yok... Sabırtaşı gibi olan Olympiakos, Tosic kaynaklı ilk hatada faturayı ödetti.

TOLGAY ATILABİLİRDİ

İlk devrenin Beşiktaş namına tek kazancı, Tolgay’ın kendisine rağmen hakemin onu atmamasıydı. Tolgay, Liverpool maçını  ne zaman unuttup bu formanın tapusuna talip olacaksın? Bu ‘yedeklik ruhu’ndan kurtul artık...

2. devreye beklendiği gibi Güneş, Tolgay’ın yerine Oğuzhan ile başladı. Yorgo Kırbaki, Olympiakos analizinde kaleci Leali’nin ayağının kötü olduğunu söylemişti. Aboubakar’a asisti de nihayet o yaptı. 1-1’den sonra maç İstanbul’a taşındı!Hem Olympiakos’un defansif terbiyesi bozuldu hem de oyun hızlanınca Beşiktaş her atakta kaleye indi. Son tercihlerde daha dikkatli olunsaydı siyah beyazlılar tur garantisiyle dönerdi.

QUARESMA ŞUT ÇEKME!

Babel’in savunmayı da ihmal etmeme çabasını taktirle karşılıyorum, fakat hücum bölgesinde sahip olduğu melekeleri son haftalarda çok kötü kullanmaya başladı. Quaresma, oyundan alındığında kızıyor, ama peki Güneş ona ne demeli? Ya şut çekmekten vazgeçmeli veya en azından kaleyi bulmalı. İyisi mi en iyi yaptığı işi yapıp, kanatlardan su gibi topu taşısın...

İkinci devre ortaya konulan oyuna bakınca Beşiktaş’ın ilk devre pireyi deve yaparak, boşuna 45 dakikalık bir zamanı harcadığını söyleyebiliriz. Evet, Beşiktaş avantajlı bir skor alındı, fakat en az 3-1 kazanabileceği bir maçı. Diğer yandan son dönem rahatlığın siyah beyazlılara yaramadığını da düşününce bu sonucun rövanşın her dakikasını daha büyük bir ciddiyetle oynamasına da yarayabilir.

MAÇIN YILDIZI: ABOUBAKAR

Herkes “Ver, ver” derken, inatla vuruş pozisyonunu ayarlayıp golü attı. Yine güzel attı.

MAÇIN HAKEMİ: DANNY MAKKELİE

Tolgay Arslanı’ı atabilirdi. Bunun dışında maçı mükemmel yönetti.

TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ

VASİLİS VOUZAS: Takımını topun arkasında tuttu ve hata kolladı. İlk devre planı işledi. Kendi kalecisi Leali’nin kurbanı oldu, ancak durum 1-1 olduktan sonra da çaresizdi. Bu skora sevinmelidir.

ŞENOL GÜNEŞ: Orta alan direnci için ilk 11 başlattığı Tolgay’ı, “Gereksizmiş” diyerek, 20’de de kenara alabilirdi. 2. devre beklenen Oğuzhan hamlesi ve oyunu hızlandırarak istediğini aldı.

 

 

Yazının devamı...

Avrupa hayali de büyür!

5 Mart 2017

Karaman, defans göbeğini çelikten örmüştü ki Talisca şut çekmesin. Bu yüzden topu en çok sağ taraftan Quaresma taşıdı. Fakat bu taşıma toplarla değirmen dönmedi! Çoğu top kuru gürültüyle sonuçlandı. Gönül, 4 pasta gelen golle kendini de arkadaşlarını da tribünleri de ferahlattı.


İkinci devre de Kweuke hariç tüm Rize topu arkasında savunmadaydı. ‘Ölümcül bir hata’ kovaladı. Aynı zamanda Atınç ve Gönül’ü kırmızıya götürecek bir kontra atak…Ve o atağı 88’de de yakaladı. Güneş, yine son 10 dakikada düşülen müşgül durumdan ötürü oyuncularına kızacaktır.


TOLGAY GİRDİ AMA TAKIM İKİYE BÖLÜNDÜ!
Beşiktaş çok kırılgan bir görüntü verdi. Rizespor üstüne geldiğinde oyunu iki yönlü oynamakta zorlandı. Takım ‘savunmacılar’ ve ‘hücumcular’ olarak ikiye bölünmüş gibiydi. Üstelik bu görüntü Quaresma çıkıp Tolgay girdikten sonra daha bariz bir hal aldı. Düşündürücüydü bu. Hücuma rahat çıktı, fakat yüzde yüzlük çok pozisyon üretemedi.


Ama herşeye rağmen Beşiktaş kazanarak, ligde işini daha da kolaylaştırdı. Ve Şenol Güneş de böylece Avrupa Ligi’ne daha ciddi asılma olanağı buldu. Güneş, Olympiakos’u da geçerse Avrupa için de büyük hayaller kuracaktır.


Q7’NİN KORNERLERİ
GÜNEŞ, kornerlerde Q7 dışında seçenekler de oluşturmalı. Q7, hareketli toplardaki kadar başarılı değil duranlarda. Arkadaşları da kestiremiyor ortasının tipini. Talisca ile kornerleri paylaşmalı.


GERİLİMDEN UZAK DUR
BEŞİKTAŞ, puan farkı atmış, ama hâlâ rahat değil! İlk 45’te Rize biraz sertleşince oyuncular ve tribünler ‘isyankâr’ bir duyguya kapıldı. Gerilimin yaramadığını F.Bahçe derbisinde görmüştü oysa.


TARAFTAR ÇOK KIRILGAN
15 ila 41 arasında Beşiktaş’ın bocalamasının bir nedeni de sanki şampiyonluk kaçıyormuşçasına tribünün strese girmesiydi. Bu tribün Aybaba’lı Beşiktaş’tan daha kırılgan!


HAKEM
Beşiktaş kartlarında haklıydı ama ilk devre 2 Rizeliyi es geçti. Atınç’ın pozisyonunda kararsızım.


ŞENOL GÜNEŞ
En önemli müdahaleyi devre arasında soyunma odasında yaptı ve takım 2. devreyi daha sakin oynadı. Q7’yi zamanında ama Cenk’i kenara biraz geç aldı.


HİKMET KARAMAN
SABRINA hayran kaldım! Daha erken risk alsaydı dün geceden puan çıkartabilirdi. İlk 45’in son yarım saati ona aslında ipucu verdi ama o 85’e kadar bekledi.

YILDIZ GÖKHAN GÖNÜL
Sadece gol attığı için değil. Kulvarını iki yönlü çok iyi kullandığı için de..

Yazının devamı...

AVRUPA HAYALi DE BÜYÜR

5 Mart 2017

Bu iki kart da hücumda kaptırılan toplarla yenilen karşı ataklardan kaynaklandı! Rize, agresifliği artırınca da Beşiktaş’ın ritmi bozuldu. Tribün de gerilme başladı. Kweuke, ‘sinir edici’ bir mücadeleyle Beşiktaş savunmasını tehdit etmeye başladı.

Karaman, defans göbeğini çelikten örmüştü ki Talisca şut çekmesin. Bu yüzden topu en çok sağ taraftan Quaresma taşıdı. Fakat bu taşıma toplarla değirmen dönmedi! Çoğu top kuru gürültüyle sonuçlandı. Gönül, 4 pasta gelen golle kendini de arkadaşlarını da tribünleri de ferahlattı.

İkinci devre de Kweuke hariç tüm Rize topu arkasında savunmadaydı. ‘Ölümcül bir hata’ kovaladı. Aynı zamanda Atınç ve Gönül’ü kırmızıya götürecek bir kontra atak... Ve o atağı 88’de de yakaladı. Güneş, yine son 10 dakikada düşülen müşkül durumdan ötürü oyuncularına kızacaktır.

TRİBÜN

TARAFTAR ÇOK KIRILGAN

15 ila 41 arasında Beşiktaş’ın bocalamasının  bir nedeni de sanki şampiyonluk kaçıyormuşçasına tribünün strese girmesiydi. Bu tribün Aybaba’lı Beşiktaş’tan daha kırılgan!

TOLGAY GiRDi AMA TAKIM iKiYE BÖLÜNDÜ!

Beşiktaş çok kırılgan bir görüntü verdi. Rizespor üstüne geldiğinde oyunu iki yönlü oynamakta zorlandı. Takım ‘savunmacılar’ ve ‘hücumcular’ olarak ikiye bölünmüş gibiydi. Üstelik bu görüntü Quaresma çıkıp Tolgay girdikten sonra daha bariz bir hal aldı. Düşündürücüydü bu. Hücuma rahat çıktı, fakat yüzde yüzlük çok pozisyon üretemedi.

Ama herşeye rağmen Beşiktaş kazanarak, ligde işini daha da kolaylaştırdı. Ve Şenol Güneş de  böylece Avrupa Ligi’ne daha ciddi asılma olanağı buldu. Güneş, Olympiakos’u da geçerse Avrupa için de büyük hayaller kuracaktır.

GERİLİMDEN UZAK DUR

BEŞİKTAŞ, puan farkı atmış, ama hâlâ rahat değil! İlk 45’te Rize biraz sertleşince oyuncular ve tribünler ‘isyankâr’ bir duyguya kapıldı. Gerilimin yaramadığını Fenerbahçe derbisinde görmüştü oysa.

MAÇIN YILDIZI: G.GÖNÜL

Sadece gol attığı için değil. Kulvarını iki yönlü çok iyi kullandığı için de...

TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ

ŞENOL GÜNEŞ: En önemli müdahaleyi devre arasında soyunma odasında yaptı ve takım 2. devreyi daha sakin oynadı. Q7’yi zamanında ama Cenk’i kenara biraz geç aldı.

HİKMET KARAMAN: Sabrına hayran kaldım! Daha erken risk alsaydı dün geceden puan çıkartabilirdi. İlk 45’in son yarım saati ona aslında ipucu verdi ama o 85’e kadar bekledi.

MAÇIN HAKEMİ :YAŞAR KEMAL UĞURLU

Beşiktaş kartlarında haklıydı ama ilk devre 2 Rizeliyi es geçti. Atınç’ın pozisyonunda kararsızım.

 

 

Yazının devamı...

KULÜBÜN ÇAYCISINA DA UEFA KRiTERi GELSİN

3 Mart 2017

2003’te; 100. yılda şampiyon olduğundaki söylemleri de hatırlıyorum: “Bu Beşiktaş, 5 yıl şampiyonluğu kimseye kaptırmaz.” Değil 5 yıl, 5 ay sonra Beşiktaş’ın nasıl çöktüğünü herkes gördü. Sebeplerini herkes merak etti. Yıldırım Demirören, 2004’te neler olduğunu araştırıp gerçekleri ortaya koyacağı iddiasıyla aday olmuş, ancak başkan seçilince hiçbir defteri kitabı açmamıştı. Bugün de söylem benzer: “Bu Beşiktaş, böyle giderse 2-3 yıl daha şampiyonluğu kimseye bırakmaz.

MODELSİZLİK MODELİ

Beşiktaş, gerçekten ortaya bir başarı modeli koyuyor mu?

Öncelikle ezeli rakiplerine bir göz atalım:

Başarı süreklilikse Fenerbahçe, Aziz Yıldırım döneminde çok başarılıdır. İstisnalar hariç, ligi hep ilk iki içinde bitirmek başarıdır.

Ya Galatasaray?

Tüm ezberleri sarı kırmızılı kulüp bozuyor. Öyle ya, son 6 haftasında hocasız şampiyon olabiliyor. Üç başkan ve üç teknik direktörle geçirdiği bir sezonu da şampiyon bitirebiliyor. Hatta futbolcuların kendilerinin sağdan soldan bulduğu borçlarla dağıttığı primlerle de mutlu sona koşabiliyor. Sonuçta ‘mükemmel’ denilen modelle belki şampiyon olamıyorsunuz, ama G.Saray’da gördüğümüz gibi, tamamen yanlış görünen bir model; daha doğrusu ‘modelsizlik’le  de şampiyon olunabiliyor.

Tarihsel olarak bakıldığında bu şampiyonluk denilen mefhum, üç büyükler arasında dönüp durduğuna göre, aslında model üzerinde çok da fazla kafa patlamanın bir anlamı yok. Öte yandan şampiyon olamayan büyükler, şampiyon olanı büyüğün federasyon ve hakemlerce kollandığını söylediğine göre, demek ortada konuşulacak bir sistem falan yok(!) İstisnasız üç büyükler, her sezon bunu birbirleri için öne sürüyor...

Tekrar dönelim Beşiktaş’a:

Fikret Orman yönetimi 2012 yılında siyah beyazlı kulübü 600 milyon liraya yakın bir borçla (Bu mevzu tartışmalıdır. Çünkü dönemin denetim kurulu da yaklaşık 430 milyon lira diyor) devraldı ve şunları yaptı:

1- Futbol takımında yeni bir yapılanmaya gitti.

2- İnönü Stadı’nı yıkıp, yeniden yaptı.

3- 2015-16 sezonunda şampiyon oldu.

4- Takım Avrupa’da istikrarlı  bir çizgi yakaladı.

5- Bu sezon da zirveye oynuyor ve mutlu sona yakın.

6- Borç 1 milyar 600 milyon liraya yaklaştı.

EZELİ RAKİPLER FIRSATA DÖNÜŞTÜREMEDİ

FUTBOL takımında Aybaba ile başlayan, Bilic ile süren ve Güneş ile taçlanan bir oyun karakteri oluşturuldu. Herkese keyif veren; pasa dayalı bir hücum futbolu...

Başarıda anahtar rol UEFA kriterleri anlaşmasıdır. G.Saray, Trabzon ve F.Bahçe de UEFA ile harcamaları sınırlayan bir anlaşma yaptı, ama ilk başta “Eyvah” dedirten anlaşmayı avantaja dönüştüren takım Beşiktaş oldu. G.Saray, anlaşmaya uyamayıp Avrupa’dan 1 yıl men edilirken, F.Bahçe transferde zorlandı.Beşiktaş, hem kritere uydu hem de iyi transferler yaptı. Mecburiyet yüzünden tek atımlık barutu doğru kullandı. Arada hedefi ıskaladığı oldu, ancak eskiden karavanalar daha çoktu.

Beşiktaş, yakaladığı çizgiyi sürdürmek için UEFA kriterlerini kulübün çaycısı için bile uygulamalı. UEFA anlaşması bitince transfer harcamalarında yeniden hovardalaşmaya başlarsa, bugün büyük meblağlara ulaşan borç yükü daha da büyür ve artık altından kalkılamaz hale gelir.

ÇİN RÜYASI BİTECEK

Orman yönetimini bekleyen en büyük sınav borç yükünü azaltacak yeni kaynaklar yaratmak. Çin’in futbola ilgiyi artırmak için yaptığı yabancı transfer politikasını Beşiktaş iyi değerlendirdi. Fakat, Çin rüyası, altyapı hamlesi meyvelerini vermeye başlayınca sona erecek.  Yani artık Ba’lar ve Ersan’ları milyon Euro’lara satıp, bedava kiralama şansı olmayacak.

Bu nedenle kulübü uluslararası mecralara taşıyacak projelere cesaretle girişmelidir. Göğse katılacak üçüncü, dördüncü yıldızlar, Avrupa başarılarıyla bezenmezse pek parlak olmayacaklardır...

Yazının devamı...