"Kenan Başaran" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kenan Başaran" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kenan Başaran

10 bile atabilirdi

3 Aralık 2017

Yeldeğirmenlerine karşı savaşan bir Don Kişot’tu Beşiktaş... İyi niyetli, çalışkan ve inançlı... Ama ceza sahasına giremediği için hayallerine kavuşamayan bir Beşiktaş...

Devrenin son 10 dakikasında ceza sahasına girdiği ilk pozisyonda üst üste 3 pozisyon buldu. İlk pozisyonda Fırat Aydınus’un penaltı çalması gerekiyordu. Ama o sanırım avantaja bıraktı! Umarım böyle değildir çünkü öyleyse hakemliği bırakması lazım.

MUSLERA TELAFİ ETTİ!

Aydınus’un hatasını Muslera, ikinci 45’in ilk saniyelerinde yaptığı büyük hatayla telafi etti. Futbolun cilvesi.

Maça Akhisar-Malatya taktiğiyle başlayan Tudor, geriye düşünce takımını mecburen öne çıkardı. Beşiktaş 5 dakika bocalar gibi görünse de devamında tarihi farka ulaşacak 4-5 net pozisyon buldu. Beşiktaş, bu kadar net pozisyonu geride kalan 13 haftada bile bulamamıştı. Oğuzhan ve Quaresma gibi klas ayaklar inanılmaz goller kaçırırken düz stoper Tosic, geldi 2. golü attı.

G.Saray, güçlü rakiplere karşı açılınca ne olacağını Başakşehir maçında görmüştük. Dün Beşiktaşlılar bulduklarını atsalardı maç 10-0’a bile giderdi. Düşünüyorum da o son vuruşları yapan Cenk veya Negredo olsaydı, ne olurdu?

Ben Fenerbahçe’nin hocası olsam Beşiktaş’ın kazanmasını istemezdim; uzun yarışta Beşiktaş’ın daha tehlikeli olacağını düşünerek.

DAKİKA 88’DE NELER OLUYORDU?

Yazının devamı...

Beşiktaş Şampiyonlar Ligi derbisine çıkıyor!

1 Aralık 2017

Türkiye’de başarıya ulaşmak için çok acılar çekilir. Ama güç bela kazanılan başarılara da üç gün sonra burun kıvrılır. 2002’de Şenol Güneş’in Dünya üçüncülüğünü, “Avrupalı rakiple karşılaşmadı” diyerek, küçümseyenler şimdi de Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkmasını pek beğenmiyorlar.

Niye?

Daha önce kupayı kazanan ve final oynayan Porto ve Monaco’lu grup ‘Avrupa Ligi’ tadındaymış! Bunu diyenler Galatasaray’ın Östersunds’a, Fenerbahçe’nin de Vardar’a elenip Avrupa Ligi’ne dahi kalamadığını unutuyorlar, her nedense!

Derdimiz bu tür ‘ergen’ sataşmalarından daha büyük. Asıl sorunumuz, ‘sürdürülebilir başarı’dır.

Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi gruplarından bu sezon tesadüfen çıkmadı. Bu başarının arkasında geçen sezonki tecrübe var. Aziz Yıldırım’ın yıllar önce ortaya attığı iddia da doğru değildi: Galatasaray, UEFA Kupası’nı tesadüfen kazanmadı. O zaferin arkasında 4 yıllık bir Şampiyonlar Ligi deneyimi vardı. G.Saray, o ligde öyle büyük sınavlardan geçti ki, UEFA Kupası maçları çerez gibi geldi. Fakat... Devamı gelmediği için o başarıya ‘tesadüfi’ etiketi yapıştı, kaldı. Beşiktaş, iki sezondur Şampiyonlar Ligi’nden ‘know-how’ denilen, çok kıymetli bir değere sahip oldu. Yani ‘tecrübe edilmiş bilgi’. İlk sezon bu bilgiden mahrum olduğundan yenilgisiz gittiği son maçta Kiev’de 6 gol yiyerek, elendi. Elbet hakemin de kusuru büyüktü ama bu tür kötü düdüklere yenilmemek de bir deneyim gerektirir.

3 DEĞİL, 12 PUAN DEĞERİNDE

Şimdi Beşiktaş, yarın bir yol ayrımında. Sadece Süper Lig’in zirvesi için değil, gelecek sezonun Şampiyonlar Ligi için de bir ‘karar maçı’na çıkacak.

Derbiyi kaybederse,

Yazının devamı...

Orkan Çınar’dan Güneş’e mesaj

29 Kasım 2017

Buna rağmen, Quaresma, Babel ve onları yedeklemesi düşünülen Lens’i kesmesini beklemiyordum. Ancak bu çocuğun Beşiktaş formasıyla ilk resmi dakikalarını 28 Kasım 2017’de alacağını da düşünmüyordum. Geçen sezon Aras’a reva görülen durumdu bu. Oysa Beşiktaş, Malatya deplasmanında 2 puanı kaybederken Orkan, sahada 3-5 dakika alsa daha fazla ne kaybedilirdi? Dün ince bilekleriyle özellikle Beşiktaş’ın son haftalarda kapalı defanslara karşı yaşadığı sıkıntıları aşmak için çare olabileceğini gösterdi.

9 ATMAK ETiK Mi?

- Beşiktaş’ın kadro derinliği dünkü görüntüyle biraz daha arttı. Yedeklerin performansı son haftalarda düşüşe geçen ‘as’ları da toparlanmaya sevk edecektir.

9-0’lık sonuç ‘etik’ tartışmasına da konudur. Beşiktaş’ın belli noktadan sonra oyunu rölantiye alması gerekir miydi? Bu felsefecilerin de el attığı bir mevzudur. İki görüş vardır: Maçı veya tur atlamayı garantileyecek skoru aldıktan sonra rakibinize acıyıp durmak mı etik, yoksa rakibi ciddiye almaya devam ederek, atabildiğiniz kadar gol atmak mı?

İkinci görüşü savunanlar, ciddiye almanın rakibe duyulan saygıyı da ifade ettiğini düşünüyor. Ben ikinci görüşe yakınım.

MAÇIN ADAMI: ORKAN ÇINAR

  İstatistikler Lens diyor. Negredo onu izliyor. Ama ben oyumu ilk kez forma giyen ve şansını iyi kullanarak kenarda oturtulmaması gerektiğini gösteren Orkan’a veriyorum.

 

Yazının devamı...

Bulut kopya çekti Güneş göremedi

26 Kasım 2017

Bu endişeyi en çok da Emre Oktay’ın Hürriyet’e geçtiği fotoğraflara bakınca “Hadi Pepe, oynarsın” diyen Quarsema taşıyordu. Mitrovic-Necip ikilisinden oluşan bir savunma bel kemiği, Quaresma’yı da endileşendirmişti.

Beşiktaş’ın en sıkıcı ilk devrelerindedi. Malatya, çok iyi kapanırken kuşku taşıyan Beşiktaş savunmasının hatalarını gözledi. Özellikle de duran toplarda, ki 8’deki kornerde Sadık’ın kafası direkten döndü. Bu ilk 45’in tek heyecanlı anıydı.

80 MODEL YENİ MALATYA

Quaresma orta kesemedi, Babel yine kayıp bir ilk devre yaşadı. Şut çekilemedi,  gölge futbolu oynayan Talisca da şapkadan tavşan çıkaramayınca Beşiktaş, soyunma odasına pozisyonsuz girdi. İlk devre özetlerinde Cenk’in adı yok. Quresma’nın ikili mücadelelerde hep hakeme bakması motivasyon sıkıntısına işaretti.

Erol Bulut, taktiğini Akhisar’ın hocası Okan Burak’tan kopyaladı. Güneş ise bunu göremedi. 11 kişiyle taviz vermeden savunmada kalan Malatya, Akhisar gibi Beşiktaş’tan çok daha net pozisyon buldu. Güneş’in umut bağladığı Oğuzhan ve Negredo da kilidi kıramadı. Yeni Malatya, ‘80 model futbol’ oynarken ‘Avrupa model’ Beşiktaş da hücumda son yılların en çaresiz maçını oynadı. Hücumcular, boşluk bulamadığından ivmelenemedi. Doldur-boşalt hava toplarında da Negredo’nun direğe vuran topu dışında, üstünlük kurulamadı. Talisca genelde yok, Quaresma son 3 maçta vasatın altında. Temel sorun kulübe katkısının geçen sezona göre düşmesi. 1.5 pozisyonla açıkçası bu 1 puana takla atılır! Derbi, zirveye el koyma olacakken şimdi ‘devam mı tamam mı’ maçına dönüştü...

MAÇIN ADAMI: SADIK ÇİFTPINAR

SADIK dün işini en iyi yapanların başındaydı. Havadan geçit vermedi, ikili mücadelelerde üstün geldi ve hücumada destek verdi ki kafa vuruşu direkten döndü.

Yazının devamı...

Beşiktaş Çarşı'ya karşı mı?

24 Kasım 2017

Yeni bir ‘Metin-Ali-Feyyaz’ çağı yaşayan Beşiktaşlıların çift kimliği vardır: Beşiktaşlı ve Çarşılı... Mutlu günlerde Beşiktaş, zor günlerdeyse daha çok Çarşı kimliği gösterilir.

Doç. Dr. Ahmet Talimciler’in 15 Kasım’da T24’deki yazısında dikkat çektiği ilginç bir araştırma var. Bahçeşehir Üniversitesi’nden Fatih Karanfil’in ‘Avrupa ve Türkiye Liglerinde Ezeli Rekabetin Performans Etkileri’ isimli çalışmasına göre Beşiktaş, F.Bahçe ve G.Saray ile rekabetinde geride kaldığında Beşiktaşlılar kendilerini Çarşı Grubu’nun üyesi ya da sempatizanı olarak da görmeyi tercih ediyor.

Karanfil, Çarşı’nın Beşiktaş’ın varlığından doğmakla birlikte performansından bağımsız gelişen ve büyüyen bir sosyal kimliğe dönüştüğünü belirtiyor.

Evet, bunu biz de yıllardır gözlemliyoruz. Beşiktaş, şampiyonluk yarışından koptuğu sezonlarda siyah beyazlı taraftar, hep Çarşı’nın dillere destan tezahüratları ve toplumun sempatiyle karşıladığı sosyal eylemleriyle gururlandılar.

KULÜP, ÇARŞI’NIN ROLÜNÜ ALDI

Başarısız dönemlerde Beşiktaşlıların, Galatasaraylı ve Fenerbahçelilere karşı “Biz Çarşıyız” demesi, “Çarşı rol çalıyor” eleştirilerine de neden olmuştur.

Karanfil, Beşiktaş kimliğinin öne çıkması için saha başarısını şart koşuyor: “Beşiktaşlılık kimliği, Fenerbahçe ve Galatasaray ile saha içi rekabeti zayıf kaldığından, yeterince beslenemeyecek ve Çarşı’nın bir üst kimlik haline gelmesi ihtimali ortaya çıkacaktır.”

Esasen

Yazının devamı...

Tebrikler Beşiktaş! Bu tarihin devamı var

22 Kasım 2017

İki stoperinin arasından oyunu başlatan Tolgay’ın kaleye uzak mesafede kalması ve uzun top tercihleri Beşiktaş’ın olgun atak sayısını sekteye uğrattı. Porto’daysa Brahimi orta alanda buluştuğu her topla ceza alanına yüklendi veya topu aktardı. Beşiktaş’ın şeklen bu pozisyondaki adamı Talisca ise ‘Aylak Adam’ gibi gezdi tozdu. Şeytan tüyü taşıdığı için de golü atan isim oldu. Ama gol gönüllerde pozisyonu yoktan var eden Cenk Tosun’undur.

İkinci yarıya Güneş, Tosic-Medel değişikliğiyle girdi. Bu esasen şaşırtıcı bir hamle değildi. Zira Sırp futbolcu pozisyon hatalarının dışında iki üç pozisyonda topu çok riskli kullandı.

45-60 arası Beşiktaş, çılgın şekilde Porto’yu resmen kalesine hapsetti. Savunmasını orta alana kadar çıkardı Güneş. Beraberliğin yettiği Beşiktaş’ın bu riski alması Güneş’in kendisini
hâlâ korkak görenlere verdiği bir cevaptı sanki.

KIRILMA ANI

Babel’in direkten dönen topu kırılma anlarındandı. Porto’nun baskıyı kırıp Ricardo ile inanılmaz bir golü kaçırması da müthiş bir kırılma anıydı.

Son 20 dakikada taraflar beraberliğin iyi sonuç olduğuna kanaat getiren bir dikkatle oynadı.

2012’den itibaren ekilen tohumların dün ikinci hasadı yapıldı. Son iki yılda ligde alınan şampiyonluk ve geçen sezon acı da olsa bu ligde elde edilen büyük tecrübe dünkü tarihi başarıyı getirdi Beşiktaş için. Türkiye için de elbet.

Yazının devamı...

Beşiktaş’ın kredisi kalmadı

18 Kasım 2017

Dün ilk 45 bittiğinde sahadaki Beşiktaş, “Babel, Babel, Babel” diye bağırıyordu.

Onun yerine sahne alan Lens, ataklarda yoktu ama 2 gollük pozisyonu harcayan isimdi.

Lens modu’ diye bir şey var; dünya yıkılsa umurunda olmaz!

Akhisar, kendi yarı sahasında çift duvar örüp cepheden geçişleri kapattı. Duvara karşı gedikleri Tolgay aradı ama çok başarılı olamadı. Siyah beyazlılar topu çok yavaş ve ağırlıkla da yana doğru çevirdi.

Her şeye karşın biri penaltı olmak üzere, Beşiktaş, 4 pozisyon buldu.

Güneş, ikinci 45’e beklendiği gibi Lens’i çıkarmadı. Ancak Babel’i değil de oyuna Cenk’i alması benim için sürprizdi.

Güneş’in ekibi topu dolaşıma daha hızlı sokmaya başlayınca baskıyı artırdı. Akhisar, faullerde ‘ölü numarası’ yaparak, oyunu soğuttu. Hakem, bu tür hareketleri önleyeceğine maçın sonuna 7 dakika ekleyerek günah savuşturdu. Oysa Lukac’a o sarıyı daha ilk devre gösterebilirdi. 

HİÇ HESAPTA YOKTU

Yazının devamı...

Yerli oyuncu sınırlansın!

17 Kasım 2017

Türk futbol tarihinin en büyük başarılarının temeli yabancıların bu ülkeye ayak basmasıyla atıldı. Jupp Derwall kulüp, Sepp Piontek de milli takım düzeyinde devrim ateşini yakan isimlerdi. İki Alman giderken de iki yerli; Mustafa Denizli ve Fatih Terim’i yadigar bıraktı.

Galatasaray’ın UEFA Kupası şampiyonluğunda aslan payını Taffarel-Hagi-Popescu-Capone’ye biçmedik mi? Biçtik.

Yabancı sayısının 2’yi geçmediği 90’lara kadar milli takım destan mı yazıyordu? Hayır!

Milli takım atılım yaparken liglerdeki yabancı sayısı da artmaya başlamıştı. Sonuçta kulüpler de milli takım da en büyük başarılarını yabancı oyuncu sayısı arttıktan sonra yakaladı.

EMRE MOR VE ARDA NEREDE?

Yabancı oyuncunun değil sınırlanması, bence tamamen sınırsız olmalı. “14 çok” diyenler yerli oyuncu lobisidir. Çünkü yabancıyla hem ekonomik hem de sportif rekabette zorlanıyor. Oysa kendi takımında yabancıyı alt edebilen yerli, bu başarısını zaten milli takıma da yansıtacaktır. Bizim sorunumuz yerli futbolcudur, yabancı değil!

‘Üstün yetenek’ dediğimiz Emre Mor, niye gittiği yerin bankosu olmuyor? Arda Turan, zirveye çıktı ama orada gördüğünüz gibi kalamadı. Mesele yetenekten ziyade, sahip olunan yeteneği sürdürülebilir bir sporcu kimliğine dönüştürememektir. Yılmaz Vural geçenlerde “Ben yabancıya yaptığım yüklemeyi yerliye yapamıyorum çünkü vücudu kaldırmıyor” dedi.

Yerli, 24 saat sporcu gibi yaşamıyor. Bu yüzden de yabancının yedeği oluyor.

Yazının devamı...