"Doğan Hakyemez" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hakyemez" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Doğan Hakyemez

Çalışmalıyız

22 Eylül 2009
Kazanma arzusu, her top için savaşma ve yenilgiyi kabul etmeme ilk 5 maçtaki seri galibiyetleri getiren faktörlerdi. Hidayet, Ömer Onan ve Engin Atsür’ün sakatlığı, savunmada olmasa bile hücumda bizi çok zorladı. Çeyrek finalde rakibimizi belirleyecek Slovenya karşılaşması ise kader maçımızdı. 16 saat içinde oynayacağımız ikinci karşılaşmaya çıkma hesabı ortadayken, Slovenya’ya kaybedip Yunan lobisine de teslim olmamız bizi madalyadan etti. Fransa ve Rusya maçları ise formaliteden öteye geçemedi. Buraya kadarı turnuvanın kısa bir özeti. Şimdi gelelim 2010 Dünya Şampiyonası için çıkaracağımız derslere...
Elimizdeki en büyük koz, sert savunma ve hedef belirlediğimiz maçları kaybetmeme arzusu. Hücumda ise ne yaptığımız belli değil. Hücumumuzu da en az savunmamız kadar geliştirmemiz, 2010’da bizi ilk 4 içine taşır. Tabii ki kritik maçları kaybetmemize neden olan faul atış yüzdemizi de ne yapıp edip yüzde 75-80 aralığına çekmemiz gerekiyor.
Eleme maçları dahil Eurobasket 2009’da takımımızın en önemli yanlarından biri de arkadaşlığın en üst düzeyde olmasıydı. Kazansak da yenilsek de birbirini destekleyen bu arkadaşlık uzun seneler özlemini çektiğimiz takım olma olgusunu da ortaya çıkardı.
Hücum da gerek
Gelelim olumsuz yanlarımıza... Takımımızın lideri Hidayet Türkoğlu. NBA’de takımını finale taşıyan ve oynadığı basketbolla Türkiye’nin haklı gururu haline gelen Hidayet, Avrupa Şampiyonası’na hazırlanırken vücudunu dinlendirmek istedi. Gerekli yüklemeyi yapamadı ve sonuçta sakatlık geldi, bu da oyununu olumsuz etkiledi. Gelecek sene yine aynı sorunlarla karşılaşabiliriz. 2010 Dünya Şampiyonası’na Hidayet’i özel bir şekilde hazırlamak için şimdiden program yapmalıyız. A Milli Takımımız’ın hücumda görülen en büyük eksikliği 2-3 pozisyonunda bir oyuncumuz yok. Sayı bulmakta zorlanıyoruz. Burada iki seçeneğimiz var, ya bir devşirme ya da şu anda İtalya’da basketbol hayatına devam eden Cenk Akyol’u bu bölgeye hazırlamak. Devşirme yolunu seçecek isek, çok dikkatli olmalı, takım olgusuna yeni ulaşmış oyuncularımızın bünyesine uygun bir ismi tercih etmeliyiz.
Sonuç olarak, 2010 Dünya Şampiyonası öncesi son ciddi hazırlık olarak çıktığımız Avrupa Şampiyonası’nda 8. olduk. Ortaya koyduğumuz mücadele bizi ilerisi için ümitlendirdi.
Yazının devamı...

Fişi çektik

21 Eylül 2009
AVRUPA Basketbol Şampiyonası’na iyi başladık, kötü bitirdik... Milli Takımımız çeyrek finale kadar oynadığı 5 maçı kazanarak dikkatleri üzerine çekmesine rağmen, arka arkaya gelen yenilgiler hedeften uzaklaştırdı. Bu manzara içinde moralsiz ve yorgun olarak Rusya karşısına çıkan takımımız, farklı yenilmekten kurtulamadı: 89-66.
Bir tek Ömer Aşık
Şampiyonadaki son maçımıza Kerem-Ömer Onan, Barış-Hidayet-Ömer Aşık beşi ile başladık. Sakat olan Ersan’ın forma giymediği karşılaşmanın büyük bir bölümünde alan savunması yaptık. Ancak Ruslar belki de turnuva boyunca atamadığı 3 sayıları bu maçta atınca (16/24, yüzde 66.7) oyunun üstünlüğünü hiç elimize alamadık.
Çember altında Ömer Aşık ile bulduğumuz sayılarla ayakta durmaya çalıştık. 24 sayı, 11 ribauntla oynayan bu oyuncumuzun dışında hiçbir basketbolcumuzun çitf haneye ulaşamaması dikkat çekti.
Maç içinde Rus takımının uzun oyuncularının 3’er faul almaları sonrası kenarda oturmalarına rağmen bu fırsattan bir türlü yararlanamadık. Zaman zaman iki oyun kuruculu oyuna döndüğümüz dönemlerde farkı 6 sayıya kadar indirdik. Fakat 16 sayı 9 asistle oynayan Ponkrashov bütün ümitlerimizi bitirdi. Maçın başından itibaren kazanmayı isteyen Rusya, Avrupa yedinciliğini alarak muradına erdi.
Dersler çıkarmalıyız
Çeyrek finale kadar iyi geldiğimiz turnuvada Slovenya mağlubiyetiyle başlayan yenilgiler zinciri bizi Avrupa sekizincisi yaptı. Sonuçta; uzun süredir çeyrek finale kalamıyorduk, bu kez bunu başardık. Bundan sonra ülkemizde yapılacak olan Dünya Şampiyonası’nın planları yapılmalı. Bu turnuvadan mutlaka dersler çıkartılmalı. Ben inanıyorum ki, alacağımız tedbirler evimizde yapılacak Dünya Şampiyonası’nda Milli Takımı iyi yerlere getirecektir.
Yazının devamı...

Yorgunluk faturası

20 Eylül 2009

AVRUPA Şampiyonası’nda Milli Takım Fransa karşısında oynadığı klasman maçında yorgunluğunun faturasını ödedi: 80-68. Zorlu Yunanistan karşılaşmasından 16 saat sonra mücadeleye çıkan takımımız, Horozlar karşısında fırtına gibi esti. Alan savunmasını çok iyi yaptık. Atletik oyunculardan kurulu Fransa’ya sayı şansı vermediğimiz gibi ribauntlarda da üstünlüğümüzü kabul ettirdik. Pota altında Ömer Aşık, dışarıdan da Hidayet-Ömer Onan ve Kerem ile sayılar bulup 10-0’lık seri yakaladık. Çeyreği de 26-12 önde bitirdik. Fransa’ya bu çeyrekte 7 top kaybı yaptırdık, 6 hücum ribantu aldık.
2. çeyreğe girdik ve skoru bir anda 31-12 yaptık. 19 sayılık farktan sonra rakibimiz çember altına daha çok girmeye başladı. Fark azalınca Hidayet’in sinirleri gerildi. Bir pozisyon sonrası hakeme itiraz etti ve teknik faul aldı. Bu karar sonrası konsantremiz bozuldu. Arka arkaya atılan sayılardan sonra 11-0’lık seri yakalayan Fransa maça ortak oldu ancak soyunma odasına 43-32 önde gittik.
Üçüncü çeyrekte Fransa alan savunmamızı çözdü. Tonny Parker sahneye çıktı. Attı, attırdı. Topu hızlı çeviren rakibimiz Diot’un arka arkaya bulduğu üç, 3 sayılık basketler sonrası 26. dakikada öne geçti: 53-52. Bu dakikadan sonra fizik gücünü ortaya koyan, daha çok koşan, daha çok mücadele eden ve maça asılan Fransızlar, bu periyotta 8 top kaybı yapan takımımız son çeyreğe 61-59 önde girdi.
Fark 17 sayı oldu
Geriye düştükten sonra mücadele etme gücümüz adeta bitti. Tony Parker da bundan yararlanarak bulduğu sayılarla farkın açılmasını sağlarken, bizde ilk basketimizi bitime 4 dakika kala Oğuz ile bulduk. 36. dakikada farkı 17 sayıya kadar çıkartan Fransa (76-59) sahadan mutlu ayrıldı, ülkemizde yapılacak olan Dünya Şampiyonası biletini almanın mutluluğunu yaşadı.
Oyunun geneline baktığımızda yorgun olmamız, Ersan-Ender’in sakatlığı, ikinci çeyreğe Sinan-Engin ikilisiyle başlamamız ve Hidayet’e çalınan teknik faul mağlubiyetin temel noktalarıydı. Ayrıca 16 top kaybının 13’ünü ikinci yarıda yapmamız yenilginin bir diğer faktörüydü. Maçın yıldızı ise kuşkusuz 28 sayı, 10 asistle double yapan Tony Parker’dı.

Yazının devamı...

Böyle mi olacaktı

19 Eylül 2009

Telafisi olmayan bu karşılaşmada Yunanlılar, ilk iki çeyrekte ribauntlarda 25-11 gibi inanılmaz bir üstünlük kurdular. Her hücumu neredeyse iki top kullanarak karşılaşmayı hep önde götüren Yunanistan karşısında alan savunmasına dönmemiz bile ribaunt almamıza yetmedi. Hücumda rahat bir atış bulamadık. Hakemlerin ilk iki çeyrekte atışlı faul çalmaması da çok enterasandı. İlk çeyrekte Ömer Onan ve Ömer Aşık ile ikinci çeyrekte Ender ve Oğuz’la sayılar bularak oyunda kalmayı başardık. Sakatlığının etkisini üzerinden atamayan Hidayet ve ikinci periyotta çenesinden sakatlanan Ersan bu bölümde sayı üretmeyi başaramadı. İlk çeyrek 17-14, devre de 29-26 Yunanlıların lehine kapandı.

Ne olduysa oldu, hakemler üçüncü çeyrekte faulleri görmeye başladı. İlk kez akıllı hücumlarla pota altına toplar indirdik. Oğuz’la pota dibinden Kerem, Sinan ve Ömer Onan’la dışarıdan sayılar bularak Yunanlılara yetiştik. 47-46 Yunanistan lehine geçilen üçüncü periyottan sonra son bölüm bir heyecan fırtınası şeklinde geçti. Hido’nun devreye girmesi ve arka arkaya attığı üçlükler, Kerem’in akıllı oyunu bir anda takımımızı öne geçirdiyse de, Zizis’in üçlükleri, Spanoulis’in faul atışları tekrardan Yunanlıları 5 sayı öne geçirdi. Ancak Ender’in son saniye basketi ile maçı uzatmaya taşıdık: 65-65.

Hakemden kritik karar

Uzatma bölümüne kalpler dayanmadı.  Bu bölümde Spanoulis’in dış şutlarına çare bulamadık. Hido ile direnmeye çalıştık. Maçı kazanma noktasına getirdik. Ancak şutlarımız girmeyince salondan 76-74 yenik ayrıldık. Maçın geneline baktığımızda ilk iki çeyrekte bir türlü ribaunt alamamamız, oyun boyunca faul atış yüzdemizin düşüklüğü, Ersan’ın sakatlanması ve hakemin çok kritik bir kararı (Maçın uzatma bölümünde 24 saniyeyi çalmadıkları gibi onlara 4 saniye avantaj sağladı) yenilgimizi hazırlayan nedenler oldu. 

Yazının devamı...

Devlere nazar değdi

17 Eylül 2009

POLONYA’da devam eden Avrupa Basketbol Şampiyonası ikinci tur F Grubu liderlik maçında istediğimizi alamadık. 12 Dev Adam, Slovenya karşısında başlardaki kötü oyununun faturasını yenilerek ödedi, liderliği rakibine teslim etti: 69-67.
Maça Sinan-Engin, Hidayet-Ersan-Ömer Aşık beşi ile başladık. Sinan rakibin lideri Lakovic’i durdurma görevini üstlendi. Ne var ki Sinan-Engin ikilisi Slovenya’nın sistemini bozmakta başarılı olamadığı gibi, hücumda da takımımızı iyi yönlendiremedi. İlk 6 maçta yaptığımız o etkili savunmamızı bu sefer yapamayınca Nachbar dış şutlarda farkın açılmasını sağladı. Ersan’ın bireysel çabalarıyla (15 sayının 12’sine imza attı) ayakta durmaya çalışan 12 Dev Adam, ilk çeyreği 24-15 geride kapadı.
4.5 dakika sayı yemedik
İkinci periyodun ilk 5 dakikasında özellikle savunmadaki kötü performansımız devam etti. Lakovic ve Jagodnik dışarıdan sayılar buldu. 15. dakikada farkı 19 sayıya çıkardı: 18-37. Bu dakikadan sonra Slovenya karşısında çok daha farklı bir Türkiye gördü. Hidayet-Ender-Ömer Onan-Ersan-Ömer Aşık beşi ile alan savunmasına döndük, Ender takımı iyi organize etti, 15-0’lık bir seri yakaladık: 37-32. 4.5 dakika kadar sayı yemeyen takımımız, hatalar yapıp, Lorbek’in basketine engel olamayınca soyunma odasına 39-32 yenik gitti. Üçüncü çeyrekte kendimize geldik. 19 sayılık farkın şaşkınlığını üzerimizden attık. Ömer Onan, Hidayet, Kerem üçlüsüyle iyi savunma yaptık. 12-3’lük seri sonrası 27. dakikada öne geçtik: 48-47. Fakat yine savunma da aksaklıklar öne çıktı. Rakibin dış şutlarına mani olamadık ve son çeyreğe 57-52 mağlup girdik.
Maça istekli başlamadık
Son bölümde maçı döndürmek adına alan savunmasını sürdürdük. Ömer Onan ve Hidayet ise sayılar bulduk. Hücumda bekleneni veremesek de savunma bizi Slovenya karşısında ayakta tuttu. Ender’in 4’te 4 faul atışı, Ömer Aşık’ın 2’de 2 faul atışları sonrası farkı 1 sayıya indirdik. 69-67. Udrih taktik faulden 1 sayı kaydetti.(69-67). Tanjeviç molayı aldı. Galibiyet üzerine kurulu planda Ender içeri girdi, Engin’i gördü. Oyuncumuzun dip çizgiden atışı sayı olmayınca, grubu ikinci bitirdik, Yunanistan ile eşleştik.
Oyunun geneline baktığımızda maça çok istekli başladığımız söylenemez. Oyun kurucusuz karşılaşmaya başlamamız dengemizi bozdu. Hidayet’i iyi kullandık ama 19 sayılık fark çabalarımızı boşa çıkarttı. Özellikle Slovenlerin dış oyuncularından şut yenmeyeceğini bildiğimiz halde buna mani olamamamız mağlubiyetin en önemli noktasıydı. Eğer madalya istiyorsak Komşu’yu mutlaka yenmeliyiz.

Yazının devamı...

Kilit isim Lakovic

16 Eylül 2009

Şu anda grupta ilk 2’ye girmeyi garantilediğimiz için ve de bir gün dinlenme hakkını elde ettiğimiz için avantajlı konumdayız. Hatta Slovenya ile oynayacağımız maçtan önce çeyrek finaldeki rakibimizin kim olacağının belirlenecek olması da bizim için ayrı bir avantaj.

Slovenya önündeki şansımıza gelince... İstatistik açısından gayet başarılı bir grafik çizdiğimiz ortada. Ancak, son oynadığımız İspanya ve Sırbistan maçlarında hücumda büyük sıkıntı yaşadığımız da bir gerçek. Özellikle sertleşen savunmalar karşısında sayı bulmakta zorlanıyoruz. Takımın lideri Hidayet’in, sakatlığı nedeniyle tam verimli olamaması ayrı bir sorun. Bunlara bir de grup maçlarında yüzde 80 olan serbest atış yüzdemizin son Sırbistan maçında yüzde 50’lere kadar düşmesini eklersek, Slovenya karşısına ne kadar büyük sıkıntılarla çıkacağımız ortada. Ama, kazanma alışkanlığına sahip olmamız, sert savunma anlayışımız ve her top için savaşmamız, yukarıdaki olumsuzlukları silip, bizi bir anda galibiyete götürüyor.

Nachbar ve Lorbek’e de dikkat

Bugüne dek katıldığı turnuvaları iyi başlayıp kötü bitiren Slovenler ise bu kez daha kararlı bir görüntü sergiliyor. Oyun kurucu Lakovic, takımın lideri konumuna gelmiş. Hem takımını yönetiyor, hem de skor yükünü üstleniyor. Zaten Slovenya’nın kilit ismi de o. Lakovic’i durdurursak, galibiyete yakın olan taraf biz oluruz.
Diğer önemli oyuncuları ise, pota altında görev yapan Lorbek ve yeni sezonda Efes Pilsen formasıyla izleyeceğimiz Nachbar. Ancak ben bu oyuncuların son derece formda olan Ömer Aşık, Oğuz ve Semih’in karşısında fazla sayı üreteceğini sanmıyorum. Yeter ki, onlara potaya yüzleri dönük şekilde şut atma şansı tanımayalım.

Şampiyonada üretilen sayı ve yenilen sayı yönünden Slovenya’ya fazla bir üstünlüğümüz yok. Ancak, gerek moral, gerekse turnuvanın iki yenilgisiz takımından biri olmamız, bugünkü karşılaşmada bizi daha şanslı bir konuma getiriyor.
     

Yazının devamı...

Devirmeye devam

15 Eylül 2009

AVRUPA Basketbol Şampiyonası’nda ikinci tur grubuna namağlup çıkan ve F Grubu’ndaki ilk maçında, son Dünya Şampiyonu İspanya’yı yenerek çeyrek finale kalmayı garantileyen 12 Dev Adam, Sırbistan’ı da dize getirdi.
Milliler grubundaki ikinci maçında güçlü rakibini normal süresi 64-64 berabere biten karşılaşmada 69-64’le devirdi, Polonya’daki tarihi yürüyüşünü sürdürdü. Hiçbir resmi maçta yenemediğimiz Sırbistan’ı geçen devler liderliğini de devam ettirdi.
Büyük onurumuz Hidayet, sakat sakat büyük özveriyle oynarken, şut yüzdesindeki düşüklüğümüz ve faul yüzdelerimizdeki isabetsizlik farklı kazanacağımız karşılaşmanın uzatmaya gitmesine neden oldu. Oyuna Kerem, Ömer Aşık, Ömer Onan, Hidayet ve Ersan beşiyle başladık. İlk çeyrekte Teodosic ile Sırplar oyunda biraz üstünlük kurduysa da Ersan ve Ömer Aşık’la mücadelede dengeyi sağladık. Bu periyodu da 20-18 önde geçtik.
İkinci çeyrekte, tecrübeli Sırp hoca oyuna Krstic’i soktu. Onun etkili oyunu bir ara Sırpları öne geçirse de Sinan, Ender ve Ersan’la tekrar üstünlük sağladık:  36-33.
Müthiş mücadele
3. periyot müthiş bir mücadeleye sahne oldu. Sert geçen karşılaşmada, zaman zaman alan savunması uygulayarak Sırpları durdurmaya çalıştık. Bu bölümde de Hidayet sayılarını attı. Kerem ve Ersan’la tekrar 55-52’lik skorla final periyoduna galip girdik. Sırbistan bu bölümde maçı kaybetmemek için oyuna müthiş asıldı ancak milliler turnuva başından beri ortaya koyduğu performansı devam ettirdi. Denk geçen bu bölüm her iki tarafın da yaptığı hatalar sonucunda 64-64 berabere bitti ve uzatmaya gidildi. Heyecan dalgasının zirveye vurduğu bu bölüme dayanmak mümkün değildi. Milliler iyi bir takım olmanın verdiği avantajı sahaya müthiş şekilde yansıttı. Kazanarak, liderliğimizi devam ettirdik ve grupta ilk ikiyi garantiledik.
Kaybetmeme arzusu
Oyun genelinde Hidayet’in sakatlığının takımı fazla etkilediği ve faul yüzdelerimizdeki düşüklüğün neredeyse oyunun aleyhimize sonuçlanmasına yol açacağını gördük. Ancak, Ersan’la sürüklediğimiz skor gücünde, Kerem ve Ender’le sayı yolu açma çabamıza, Ömer Aşık ve Semih’in pota altındaki dirençleri eklendi. Sinan ve diğer oyuncuların da kaybetmeme arzuları bugüne kadar deviremediğimiz Sırbistan’ı yenmemizi sağladı. Bu zafer de  basketbol tarihimize altın harflerle yazıldı.
Başta Turgay Demirel ve Tanjevic olmak üzere, devlerimizi yürekten kutluyorum. Onlardan yarın akşam Slovenya karşısında da zafer bekliyorum.

Yazının devamı...

Sistemlerin savaşı

14 Eylül 2009
Maçın teknik analizine gelince... Bugünkü mücadelenin her şeyden önce sistemlerin kapışması olacağı kesin. Milli Takımımız Polonya’da maç başına 82 sayı ortalamasıyla, kendi standartlarını aşarken, Sırbistan 72.25 sayıyla, yine kendi standartlarının altında kaldı. Savunmada ise biz maç başına 68.5 sayı yerken, Sırplar potalarında ortalama 67 sayı gördü. İlk 5 oyuncularının karşılaştırmasını yapınca, bizde kenardan gelen oyuncuların daha fazla katkı yaptığını görüyoruz.
Sırpların ikili, üçlü oyunlarına dikkat
Sırbistan’ın oyun düzeni ikili ve üçlü oyunlar üzerine kurulu. Hücumda topları pota altındaki Krstic’e indirmeyi başardıkları anda çok tehlikeli oluyorlar. Dışarıdan da isabet oranları son derece yüksek.
Milli Takımımız’da, Hidayet’in dizindeki şişliğin, performansını ne kadar çok etkilediği son İspanya maçında açıkça gözüktü. Hido’nun sadece bir gün dinlenmeyle iyileşeceğini sanmıyorum. Bu nedenle de onu, ihtiyaç olmadığı anlarda kenarda oturtmanın en mantıklı iş olacağını düşünüyorum. Hastalık nedeniyle güçsüz düşen Ömer Onan da hücumlarda eskisi gibi etkili değil. Bir de Engin Atsür’ün ayak bileğindeki sakatlık var ki, her an pes edip, turnuvada bizi yalnız bırakabilir.
Bu durumda, diğer oyuncularımıza daha büyük görevler düşüyor.
Son olarak, Semih’in son iki maçta ortaya koyduğu basketbolun, Sırbistan karşısında galibiyet umudumuzu artıran en büyük faktör olduğunu eklemek istiyorum.
Yazının devamı...