"Doğan Hakyemez" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hakyemez" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Doğan Hakyemez

Efes şampiyon

18 Haziran 2009
FENERBAHÇE Ülkerli taraftarların gölge düşürdüğü ve adeta savaş alanına dönüştürdüğü Beko Basketbol Ligi play-off final serisinin 6. maçında Efes Pilsen, inancının zaferiyle 2008-2009 sezonunun şampiyonluğunu elde etti: 79-76. Seride 2-0 geriden gelerek durumu 4-2 yapıp, hem 2 yıllık özlemini hem de rakibinin üstünlüğünü sonlandıran lacivert beyazlılar, 13. şampiyonluğunu kucakladı. Ancak yaşanan olaylar nedeniyle şampiyonluk turu atamayınca hevesi kursağında kaldı.

Dünkü karşılaşmada Efes Pilsen rahattı. Stresli olan taraf ise Fenerbahçe Ülker’di. Bence, sarı lacivertliler 15 sayı önde oldukları 3. maçı kaybettikten sonra inancını da yitirmişti. Buna karşın Efes Pilsen, her maç üzerine koyarak bu noktaya geldi. Thornton, Shumpert’la başlayan hücum zenginliğine, daha sonra sırasıyla Kerem Gönlüm ve Kaya eklendi. Koç Ergin Ataman’ın ilk iki randevuda şans tanımadığı Kasun’u 3. maçta devreye sokması Efes’i pota altında daha da güçlendirdi. Ender’le Kerem Tunçer’in takımlarını çok iyi yönetmesinin yanında rakiplerinden daha az top kayıpları yapması elde edilen başarıyı getirdi.

Saldırıyı kınıyorum

Sinan Güler’e ise ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Bu oyuncu kritik anlarda ortaya koyduğu mükemmel performansla zaferin mimarları arasında ilk sıralarda yerini aldı diyebilirim.

Karşılaşmaya baktığımızda, Kaya Peker (23 sayı), ilk saniyeden son ana kadar F.Bahçe Ülker pota altında adeta yürüyerek basketler attı. Onu durduracak hiçbir önlem alınamadığı gibi, düşük faul yüzdesi ve 39-26 Efes ribaund üstünlüğü F.Bahçe’nin yenilgisini hazırladı. Lacivert beyazlılar şampiyonluk kupasını hak ettiler. 12 bin kişi önünde rakiplerini 3. kez yenmeleri de yöneticilerine mesaj vermiştir herhalde. Bu şampiyonlukta emeği geçenleri; masöründen teknik heyetine, oyuncusundan yönetimine kadar herkesi tebrik etmek gerekiyor. Fenerbahçe seyircisinin üzüntüsünü anlıyorum ama sahaya yapılan fiili müdahaleyi anlamakta güçlük çekiyorum. Rakibe yapılan saldırıyı kınıyorum.
Yazının devamı...

Her şey silbaştan

12 Haziran 2009
MORALLENEN Efes Pilsen, Fenerbahçe Ülker’i bir kez daha seyircisi önünde yenerek seriye denge getirdi: 77-68. Lacivert beyazlılar, Shumpert ve Thornton’la 3. maçta olduğu gibi dün de sarı lacivertlilerin savunmasını aştı. Kerem Gönlüm’ün de bu iki oyuncuya katılması Efes Pilsen’i tabelada hep önde götürdü.

Fenerbahçe Ülker ise, oyunun hiçbir anında rakibini geçemedi. Yine geçen karşılaşmadaki gibi Mirsad, savunduğu Shumpert karşısında çok aksadı. Bu oyuncu isabetli şutlarını nerdeyse bomboş pozisyonda attı. Benim anlayamadığım iki maçtır mükemmel bir seyirci desteğine sahip Fenerbahçe Ülkerli oyuncuların bir türlü istenilen seviyede hücum edemeyişleriydi. Ömer Aşık’ın dışında ayakta kalan oyuncu yoktu. Topu pota dibine indirmek yerine sürekli dışardan oynamak ve bu maçta da 15 top kaypı yapmaları Efes Pilsen’in iştahını kabarttı.

Kazanan avantajlı olur

Solomon,
bir türlü takımını sırtlayamıyor. Böyle bir ortamda derin bir kadroya sahip Efes Pilsen’i yenmeleri mümkün değil. Şimdi durum 2-2 oldu. Saha avantajı ortadan kalktı ve her şey silbaştan yapılacak.

İki galibiyet daha alacak tarafın şampiyonluğa ulaşacağı seride 5. maç pazar günü Ayhan Şahenk’te oynanacak ve bu mücadeleyi kazanan taraf avantajlı duruma geçecek. F.Bahçe, artık son iki maçın değerlendirmesini çok iyi yapıp, rakip sahada oynayacağı karşılaşmada galibiyet çıkarmak zorunda. Efes Pilsen tarafı ise, iç sahada yitirdiği 2 maçı deplasmanda telafi ederek moralini maksimuma yükseltti.

Bir çift laf da Efes Pilsenli yöneticilere söylemem gerekiyor. Onların maçları Ayhan Şahenk’te oynamaları düşüncesine katılmıyorum. Bu düşünceye katılmadığım dün bir kez daha ortaya çıktı. Eğer onların düşüncesi doğru olsaydı, Abdi İpekçi’de 12 bin kişi önündeki maçları kazanmamaları gerekirdi.

SALON: Abdi İpekçi

HAKEMLER: Recep Ankaralı (**), Uğur Özen (*), Zafer Yılmaz (*)

F.BAHÇE ÜLKER: Green (*) 2, Mrsic (**) 11, Smith (*) 2, Mirsad (**) 7, Vidmar (**) 5, Ö.Onan (***) 10, Solomon (**) 12, Preldzic (*), Semih (*) 3, Oğuz (*) 2, Ömer Aşık (***) 14, Rasim (*)

EFES PİLSEN: Kerem Tunçeri (**) 7, Thornton (***) 15, Smith (**) 10, Kasun (*) 2, Kerem Gönlüm (**) 11, Kaya (**) 6, Shumpert (****) 20, Sinan (**), Ender (**) 6, Kakiouzis (*)

1.PERİYOT: 12-24 DEVRE: 35-40 3.PERİYOT: 48-52 5 FAULLER: Kaya 39.15 (Efes), Solomon 39.56 (F.Bahçe Ülker)
Yazının devamı...

Efes fırsatı tepmedi

10 Haziran 2009
POTADA devlerin düellosunda son gülen Efes Pilsen... Lacivert beyazlılar, inanılmaz hatalar yaparak adeta galibiyeti altın tepside sunan Fenerbahçe Ülker’in bu ikramını geri çevirmedi. Uzatmada sonuca gidip, Beko Basketbol Ligi play-off final serisinde ilk galibiyetini alarak durumu 2-1’e getirdi: 98-91.

Dünkü mücadelede çok üstün bir oyun çıkaran sarı lacivertliler, bir önceki randevudaki tehlike sinyallerini maalesef iyi algılayamamıştı. O maçta olduğu gibi bu mücadelede de 19 top kaybı yaparak Efes Pilsen’in hiç ummadığı bir galibiyeti almalarına neden oldular.

Özellikle 4. periyodun son 2 dakikasındaki 2 top kaybı Fenerbahçe Ülker’in bütün oyun düzenini bozdu. Green’den sonra Sinan’ın büyük gayreti yanı sıra Solomon’un kendisine fazla güvenmenin verdiği laubalilik sonucu topu kapan Sinan, takımını ateşledi. Bu pozisyondan takımı adına basket çıkaran Sinan, Efes’i öne geçirdi. Fakat maçın bitimine 1 saniye kala Solomon’un savurduğu üçlüğü Semih tipleyerek karşılaşmayı uzatmaya götürdü: 75-75.

Solomon yenilgiyi hazırladı

Uzatma bölümünde de Efes Pilsen rüzgarı esti. Thornton, Shumpert ve Ender’in faullerden attığı sayılarla Fenerbahçe Ülker’in kendilerine yetişmesini engellediler ve hayati bir galibiyete imza attılar: 98-91.

Mirsad (22 sayı, 9 ribaund) ve Semih’le (14 sayı, 9 ribaund) oyunu domine eden sarı lacivertliler, Ergin Ataman’ın üçüncü periyodun bitmesine 2 dakika 25 saniye kala alan savunmasına dönmesiyle bocaladı. Solomon’un inanılmaz top kayıplarıyla da bir ara 15 sayıya kadar çıkan fark eridi. Finallerin tecrübeli takımı olan Efes Pilsen de ayağına kadar gelen bu fırsatı iyi değerlendirdi. Thornton (27 sayı, 9 ribaund) ve Shumpert’ın (28 sayı) hücumda, Ender ve Sinan’ın da kritik anlarda yaptıkları önemli işlerle seriye heyecan getirdi.

Fenerbahçe Ülker’de Mirsad ve Semih’in performansının aksine hiçbir varlık gösteremeyen ve top kayıplarıyla yenilgiyi hazırlayan Solomon, hayal kırıklığı yarattı. Bu oyuncu serinin ilerleyen bölümlerinde ağırlığını koyamasa F.Bahçe Ülker’in işi daha da zorlaşır.
Yazının devamı...

Fener mucizesi

7 Haziran 2009
BEKO Basketbol Ligi’nde nefeslerin tutulduğu mücadelede Fenerbahçe Ülker, Efes Pilsen’i son saniyede yıkıp, play-off final serisinde 2-0 öne geçti: 70-67. Güçlü rakibi karşısında çok tutuk bir oyun çıkarmasına rağmen son 8 saniyesine yenik girdiği maçı Mrsic’in son saniye üçlüğüyle kazanan sarı lacivertliler, şampiyonluğa da göz kırptı.

Efes Pilsen ise, avucunun içine kadar gelen galibiyet şansını teperek adeta intihar etti. Maçın genelinde istekli olan ve kazanmayı daha çok isteyen taraf Efes Pilsen’di. İnançlı bir savunma anlayışıyla bütünleşen lacivert beyazlılar, son çeyreğin ilk 3 dakikasına kadar taktiklerini başarıyla uyguladı. Fenerbahçe Ülkerli oyuncuları hem müdafaada hem de hücumda adeta kilitlediler. Ancak bitime 7 dakika kala stres kabusuna teslim olup, yaptıkları peş peşe hatalarla yenilginin zeminini hazırladılar.

Topu oyuna sokamadılar

33. dakikada Green’in isabetli üçlüğüyle sarı lacivertliler, karşılaşmada ilk kez öne geçti. Fakat devreye giren Kerem Tunçeri, peş peşe kaydettiği sayılarla ibreyi tekrar Efes lehine çevirdi. Heyecanın yükseldiği son 1,5 dakikada akıllı oynayan ve taktik faulleri iyi değerlendiren Fenerbahçe Ülker, maça ortak oldu. Solomon’un isabetli iki serbest atışının ardından baskıya başlayan sarı lacivertliler, Kakiouzis’le topu oyuna sokmaya çalışan Efes’e izin vermedi. Bu pozisyonda müthiş bir baskı uygulayan Mirsad’ın çabalarıyla F.Bahçe Ülker topu kaptı. Son topu kullanan Mrsic, attığı üçlükle galibiyeti takımına getirdi.

3. maç salı günü

Oyunun kırılma anında, şampiyonluğa oynayan Efes Pilsen’in strese çabuk girmesi ve topu oyuna sokamaması düşündürücüydü. Ayrıca lacivert beyazlıların, önümüzdeki maçlarda bu mücadelenin son 7 dakikasını çok iyi analiz etmeleri gerekir.

Fenerbahçe Ülker’e baktığımızda, ilk maçtaki performansından eser yoktu. Savunma ve hücum anlamında beklentilerin altında olması, 19 top kaybı yanı sıra yüzde 46,3 gibi (11/24) serbest atış istatistiğiyle oynaması eksi bir nottu. Tüm bu olumsuzluklara karşın son dakikada çok tecrübeli oyuncuları (Solomon, Green, Mrsic, Mirsad, Preldzic) sahada tutan koç Tanjevic’in bu taktiği galibiyette artı bir puandı. Preldzic’in çabası, Kerem Tunçeri ve Ender’e yaptığı savunma ile Green şampiyonluk kapısının açılmasına büyük katkı yaptı. Mrsic ise, attığı son saniye üçlüğüyle bir kez daha tarihe geçti. Serinin 3. maçı salı günü Abdi İpekçi Spor Salonu’nda oynanacak.
Yazının devamı...

Avantaj Fener'de

5 Haziran 2009
BEKO Basketbol Ligi play-off final serisinde devlerin düellosunda, son iki yılın şampiyonu Fenerbahçe Ülker, Efes Pilsen’i yıkıp, seride 1-0 öne geçti: 68-60. Rakibinin sahasından mutlu ayrılan sarı lacivertliler, bu sonuçla birlikte büyük bir avantaj elde etti. Sarı Kanaryalar oyuna Vidmar, Mrsic, Mirsad, Green ve Devin Smith beşiyle; Efes Pilsen ise Kaya, Thornton, Kakiouzis, Charles Smith ve Kerem Tunçeri beşiyle başladı. İlk 5’lerde Tanjevic, Vidmar’ı; Ergin Ataman da sürpriz olarak Kakiouzis’i sahaya sürdü.

İnanılmaz sert savunma anlayışıyla geçen karşılaşmada iki taraf da büyük bir mücadele örneği ortaya koydu. Kıyasıya savaşan oyuncular, topa sahip olabilmek için adeta yerlerde süründüler.

İlk periyottan itibaren gerek Efes gerekse F.Bahçe Ülker, birbirlerine boş şut şansı tanımadı. Bunun sonucunda da izlenmesine doyum olmayan bir basketbol ziyafeti ortaya çıktı.

İlk çeyrekte Vidmar ve Ömer Onan’la ağırlığını hissettiren sarı lacivertliler, bu bölümü 19-15 önde geçti. İkinci periyotta ise sahada Efes Pilsen’in etkinliği vardı. Sert savunma ile rakibine nefes aldırmayan lacivert beyazlılar, bir ara farkı 10 sayıya kadar çıkardı.

Solomon hayal kırıklığı

Ancak 2. devreye hızlı başlayan F.Bahçe Ülker, savunmasını da sertleştirip, kontrolü ele geçirdi. Pota altını rakibine kapatan sarı lacivertliler, maçın başında olduğu gibi Ömer Onan yanı sıra Ömer Aşık’ın katkısıyla final bölümüne 49-45 üstün girdi. Maçın en kritik anlarında D.Smith’in aldığı ribaund, Mirsad’ın kaydettiği üçlük ve sakatlıktan çıkan Ömer Onan’ın hem savunmada hem de hücumdaki müthiş performansı, F.Bahçe Ülker’e maçı kazandırdı.

7 top kaybıyla oynayan Solomon hayal kırıklığı yarattı. Efes Pilsen de kazanma stresine kurban gitti. Hakem üçlüsü ise mükemmel bir yönetim örneği gösterdi.
Yazının devamı...

Devlerin şovu başlıyor

4 Haziran 2009
NORMAL sezon bittiğinde play-off eşleşmeleri belli oldu ve ’Efes Pilsen-F.Bahçe Ülker final oynar’ düşüncesi de gerçekleşti. Bir yanda son 3 sezondur şampiyonluğa hasret kalan Efes Pilsen öte yandan son 2 senede tacı kimseye kaptırmayan sarı lacivertliler.

Bu sezon Avrupa’da hayal kırıklığı yaşayan Efes Pilsen 2 kupaya göz dikti. Kadro zenginliğini kullanarak Türkiye Kupası’nı kazandı, ikincisi için planlar yapıldı. Sezon içinde inişli çıkışlı grafik çizen F.Bahçe Ülker, Solomon’un takıma katılmasıyla yenilgiyi unuttu, gücüne güç kattı, vites büyüttü.

Rotasyon ve oyun kurucular

Nefesleri kesecek final serisinde bence iki önemli nokta var. Rotasyon ve oyun kurucular. İki takımın derin kadrosundaki rotasyon olayı Ergin Ataman ve Tanjevic’in kozu olacak. Fakat oyun kurucu bölgesinde sarı lacivertli takımın bir adım önde olduğu görülüyor. Solomon ve Green ikilisinin Kerem ve Ender’e karşı, Mustafa Denizli’nin deyimiyle söylersek yüzde 51-49 üstün.

Efes Pilsen’de Kasun’un göstereceği performans takımı için gerçekten büyük önem taşıyor. Efes Pilsen, sakatlığı sebebiyle Fenerbahçe Ülker’in Avrupa’dan elenmesine neden olan ünlü oyuncu Ömer Aşık, Semih ve Oğuz’un sertliğiyle mücadele edebilirse, her zaman oyun içinde olan Kaya ve Kerem Gönlüm ikilisiyle rakiplerine pota altında üstünlük sağlar.

Euroleague sertliği

Hepinizin tahmin edeceği gibi ’bu karşılaşmayı şu alır götürür’ diyemeyeceğimiz bir final serisi olacak. Fakat Efes Pilsen, F.Bahçe’nin sıkıntı yaşadığı Ayhan Şahenk’te (şutları girmiyor) saha avantajını iyi kullanamazsa Türk Telekom’un durumuna düşebilir.

Her iki takımın Euroleague sertliğini sahaya yansıtacağını düşünürsek, bugün saat 20.00’da 0-0 başlayacak bu final serisinin kaçırılmaması gerektiğini düşünüyorum.

MAÇ PROGRAMI

6 Haziran: Efes Pilsen-F.Bahçe Ülker (Ayhan Şahenk-20.00)

9 Haziran: F.Bahçe Ülker-Efes Pilsen (Abdi İpekçi-20.00)

11 Haziran:Fenerbahçe Ülker-Efes Pilsen (Abdi İpekçi-20.00)

* 14 Haziran: Efes Pilsen-F.Bahçe Ülker (Ayhan Şahenk-20.00)

* 17 Haziran: Fenerbahçe Ülker-Efes Pilsen (Abdi İpekçi-20.00)

* 20 Haziran: Efes Pilsen-F.Bahçe Ülker (Ayhan Şahenk-20.00)
Yazının devamı...

2010 tehlikede

1 Mayıs 2009
1992 yılına kadar kısıtlı olanaklarla Turgut Atakol ve daha sonrada Osman Solakoğlu’nun inanılmaz çabalarıyla futboldan sonra ikinci spor olmayı başarmıştı. 1992’de Turgay Demirel başkan olunca kurduğu yönetim kurullarıyla yaptığı ekip çalışması Türk basketbolunu erkeklerde ve bayanlarda Avrupa’nın sayılı ülkeleri arasına sokmayı başardı. Erkeklerde Efes Pilsen’in Koraç Kupası’nı kazanması, Final Four’un Efes sponsorluğunda İstanbul’da başarıyla yapılması, 2001 yılında yine ülkemizde "12 Dev Adam" sloganıyla Milli Takımımız’ın elde ettiği Avrupa ikinciliği, yıldız Milli Takımımız’ı Avrupa şampiyonluğu, iki kez Dünya Şampiyonası’na katılmamız, Mehmet Okur ve Hidayet Türkoğlu’nun NBA’deki başarıları 2010 Dünya Şampiyonası’nın ülkemiz verilmesini sağlayan önemli faktörlerdi.

Büyük sıkıntılar var

Olimpiyatlar kadar önemli böyle bir organizasyonu ülkemize getirmenin, Türkiye’nin tanıtımı açısından maddi olarak değer biçilemez bir organizasyon olduğu tüm spor kamuoyu tarafından bilinmesine karşılık, Ankara, İstanbul ve Antalya’da tesislerin yapılması konusunda büyük sıkıntılar yaşanmakta olduğunu görmekten üzüntü duymaktayım.

FIBA yöneticilerinin denetim için geldikleri ülkemizden tatmin edici verilerle ayrılmadıklarını da gözlemlemekteyim. Tesis olarak İzmir’de bir sorunumuz yok. İstanbul’da Apdi İpekçi (10 bin kişi) ve Olimpiyat Evi’nin yanındaki salonun (15 bin kişi) modern hale getirtilmesinde de bir sorun olacağını tahmin etmiyorum. Ankara ve Antalya’da ise problemler yaşanmakta. FIBA bir ay içinde bu iki şehrimizde gözle görünür bir ilerleme tespit edemezse 2010 Dünya Şampiyonası’nı başka bir ülkeye verebilir. Bu konuda Turgay Demirel’in inanılmaz bir çaba sarf ettiğini biliyorum. Spor Bakanımız’ın da büyük gayretleri var ama bürokratik engeller bugüne kadar aşılmış değil. Eğer Başbakanımız İzmir’de düzenlediğimiz Dünya Üniversite Şampiyonası öncesi yaşanan problemlere müdahale ettiği gibi tavrını koymazsa, Türkiye büyük bir yara almakla kalmaz, bundan sonra OLİMPİYATLAR dahil hiçbir organizasyonu alamayız.



Yazının devamı...