"Doğan Hakyemez" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hakyemez" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Doğan Hakyemez

Kralını da yendik

13 Eylül 2009

UA Dev Adam... 12 Dev Adam.. Gerçekten de devlerimiz büyüklüğünü son Dünya Şampiyonu, olimpiyat ikincisi İspanya’yı yenerek gösterdi. Avrupa Şampiyonası’nda madalyayı çok istediğini bir kez daha gösterdi: 63-60.

İkinci tur F Grubu ilk maçına Ömer Onan-Kerem Tunçeri-Hidayet Türkoğlu-Ersan İlyasova-Ömer Aşık beşi ile başladık. Rakibimizin sayı makinası Navarro’yu Ömer Onan ile kilitledik. İlk iki çeyrekte çemberi göremeyen bu oyuncuyu Ömer’den sonra Sinan ve Engin’le durdurduk.

Kerem Tunçeri’nin yönetimindeki takımımız, acele oynamadığı anlarda hep oyunun hakimi oldu. Çabuk atış yapılan bölümlerde Boğalar, çok hızlı hücumlar yaptı, Gasol kardeşlerle sayılar buldu. Skoru koparmamıza engel oldu. İlk yarıda farkı açmak istediysek de Fernandez’e engel olamayınca istediğimizi elde edemedik ama 2 sayıyla da olsa (36-34) soyunma odasına önde gittik.

Ömer Navarro’yu kilitledi

İkinci yarıda Kerem Tunçeri’nin kenarda olduğu dönemlerde Ender-Engin ikilisi 12 Dev Adam’ı komuta etti. Her ne kadar 3. çeyreğin başında Navarro sayı bulduysa da bu bizi korkutmadı. (Maçı 7 sayıyla tamamladı) Fernandez’in etkisiz kaldığı bu bölümde Gasol kardeşlerin mücadelesiyle ayakta duran İspanya karşısında çok iyi savunma yaptık. Her topa atlayarak ne kadar mücadeleci olduğumuzu gösterdik. Maçı istediğimizi adeta bağıra bağıra gösterdik. Ömer Aşık’ın müthiş son saniyelerdeki bloğula da haklı bir zafer elde ettik.

Maçın geneline baktığımızda olumsuz yanlarımızdan bir tanesi Hidayet’in sakatlığından dolayı maça adapte olamamasıydı. Ama özverisi ayakta alkışlanacak durumdu. İkinci olumsuz tarafımız ise organize olamadan attığımız şutlar ve İspanyolların seken topları almalarına engel olamamızdı.

Artılarımız daha fazla

Maç boyunca artılarımız daha fazlaydı. Tempoyu yükseltmeyerek maça ortak olduk, istediğimizi aldık. Uzunlarımız

Yazının devamı...

Tempoyu düşürmeliyiz

12 Eylül 2009
Kadrosunda birçok yıldız oyuncuyu barındıran İspanya, son Dünya şampiyonu ve Avrupa ikincisi. Grubunda Sırbistan’a yenilen, Solovenya ve Büyük Britanya’yı mağlup eden, 2. tura bir tane galibiyet taşıyabilirken, iyi bir görüntü çizmedi. Buna karşın Milli Takımız, Litvanya, Bulgaristan ve ev sahibi Polanya’yı yenerken tüm basketbol otoritelerinin takdirini kazandı.
Hızlı ve sert oynuyorlar
Basketbolu  hızlı tempoda sert oynayan İspanya’nın önemli silahları; LA Lakers’ta forma giyen Paul Gasol,  Toronto Raptors’tan Juan Carlos Navarro, Memphis Grizzlies’ten Marc Gasol, yeni sezonda Real Madrid kadrosunda yer alacak olan Jose Garbajosa, yetenekli oyun kurucu Sergio Llull ve Raul Lopez.
Derin bir kadroya sahip olan İspanya’da, Marc Gasol, Garbajosa, Llull ve Raul Lopez, henüz rotasyonda fazla şans bulamadı. Pota altında Pau Gasol ile birlikte iyi bir ikili oluşturan Felipe Reyes, İspanya’nın en sert oyuncuları arasında bulunuyor.
Navarro’yu durdurmalıyız
Bugünkü maçı kazanmanın yolu tempoyu düşürmekten geçiyor. Kerem Tunçeri ve Ender’in, ilk 3 maçta olduğu gibi takımı iyi organize etmeleri çok önemli. Skorer Navarro’yu Ömer Onan, Engin ve Sinan’la birlikte oyundan düşürmeliyiz. Pota altında Ömer Aşık, Oğuz Savaş ve Semih Erden’in faul problemine girmeden hücum ve savunmada rakiplerini bozmaları gerekir. İspanya maçını kazanırsak, bu bize büyük moral verir ve o moralle madalyaya kadar gidebiliriz. 12 Dev Adam’ın inancı ve gücü bunu başaracaktır.
Yazının devamı...

Muhteşem devler

10 Eylül 2009

ALKIŞLAR Milli Takım’a... Avrupa Şampiyonası Grup eleme maçında ev sahibi Polonya da 12 Dev Adam’a rakip olmadı. 87-69’luk galibiyetle 3’te 3 yaptık, liderliği ele geçirip, ikinci tur için büyük avantaj sağladık.
Turnuva öncesinde Tanjeviç’in rotasyonunda giren-çıkan oyuncuların birbirlerini iyi tamamladığı anda hiçbir takımın önümüzde duramayacağını söylemiştim. Aynı 2006 Dünya Şampiyonası’ndaki gibi...
Dün Ömer Onan, Kerem, Ömer Aşık, Hidayet ve Ersan beşinin yanı sıra benchten gelen Ender, Engin, Sinan, Oğuz, Semih ve Barış’ın verdiği olumlu katkı farklı galibiyetin en önemli unsuruydu.
Göz açtırmadılar
Maçın geneline baktığımız zaman oyuncularımızın bu maça ne kadar konsantre olduğunu bir kez daha gördük. Hasta olan Ömer Onan ve sakat olan Engin Atsür’ün oynamadığı maçlardan sonra büyük özveriyle çıktıkları karşılaşmada rakibin en büyük silahlarından Logan’ı sahadan silmeleri, Kerem-Ersan-Ömer Aşık’ın ilk dakikalardan itibaren Polonya potasına kabus gibi çökmeleri ibreyi bize çevirdi. Savunmasıyla da devleşen takımımız Logan, Lante ve Gortat’a göz açtırmayınca salonu dolduran 7 bin kişi hayal kırıklığı yaşadı.
22 sayı ve 8 ribauntla oynayan Ömer Aşık yıldızlaştı. 18 sayı, 8 ribauntla Ersan performansını bu maçta bir kez daha doruğa çıkardı. 13 sayı, 8 ribaunt, 3 asistle galibiyetin mimarlarından Hidayet, turnuvanın başında söylediği ‘madalya’yı ne kadar istediğini gösterdi. Ender kenardan geldi, performansıyla bir oyun kurucunun nasıl oynaması gerektiğini herkese gösterdi.
Oğuz, Ömer Aşık’ın yorulduğu anlarda Semih ile birlikte Polonya çember altında ezici (39 ribaunta-26 ribauntluk) bir üstünlük kurdu.

Yazının devamı...

Devler şov yaptı

9 Eylül 2009

A Milli Basketbol Takımımız, 36. Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda Litvanya galibiyetinden sonra Bulgarlar’a da büyük bir üstünlük sağlayarak, üst tura geçmeyi geçmeyi garantiledi: 94-66. Dünkü maçta Ömer Onan hastalığı,  Engin Atsür de sakatlığı dolayısıyla kadroda yoktu. Ancak Milli Takımımız, bütün oyunculara şans vererek hem Hidayet ve Ersan’ı dinlendirdi, hem de Polonya önünde takımımızın dinç kalmasını sağladı.
Oyuna Kerem, Hidayet, Bekir, Ersan ve Ömer Aşık beşiyle başladık. Bulgar takımının skorer oyuncuları Videnov’u Kerem, Rowland’ı da maçın ilk bölümlerinde Bekir ile savunduk. Bu görevi daha sonra Sinan’a verdik.
Rölantiye aldık
Tıpkı dünkü maçta olduğu gibi Ersan ilk çeyrekte takımımızın skor yükünü taşıyan oyuncuydu. Bu periyodu 24-15 önde kapadık. İkinci çeyrekte hücumda devreye dışarıdan Ender, içeriden de Ömer Aşık girince fark açılmaya başladı. Oyunda olduğu sürece Hido, Milli Takım’a gerekli katkıyı yaptı. Bu periyot da 29-13 lehimize geçildi ve devreyi 53-28 önce kapattık.
Üçüncü bölüme Ender, Sinan, Bekir, Barış ve Semih beşiyle başladık. Oyunu da rölantiye aldık. Pota dibinde Oğuz ile sayılar bulan ekibimiz, dışarıdan da Sinan ile etkili oldu ve son çeyreğe 72-52 önde girdi. Dördüncü ve son bölümde de çok etkili bir oyun ortaya koyan Millilerimiz, Bulgaristan’ı 94-66 yenerek grupta ikinci galibiyetini elde etti.
Konsantrasyon şart
Oyunun geneline baktığımızda dün Bulgaristan karşısında çok iyi bir savunma ve iyi bir hücum anlayışı ile oynadık. Ender ve Ersan oynadıkları bölümlerde takımımızın skor yüküne büyük katkılar yaptılar. Tek eksiğimiz Semih’in erken faul problemine girmesi oldu. Semih’in bunu analiz edip Polonya maçına ona göre hazırlanması lazım.

Yazının devamı...

Muhteşem start

8 Eylül 2009
Forma giyen 11 oyuncumuzun 10’unun sayı ürettiği maçta Hidayet 19 sayı, 2 ribaund, 3 asist, Ersan 17 sayı, 6 ribaund, 1 asist, Ender de 16 sayı, 3 asistle oynadı.

36. Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası, dün Polonya’da başladı. D Grubu’nda yer alan A Milli Takımımız, ilk maçında, Litvanya’yı 84-76 yenmeyi başardı. Rakip Litvanya her ne kadar Jasikevicius, Kaukenas, Macijauskas ve Siskauskas gibi yıldızlarından yoksun olsa da, kesinlikle hafife alınacak bir takım değildi. Bu oyuncuların yerine forma giyenlerin ‘kendini kanıtlama’ çabası içine girecek olmaları ve iki takım arasında oynanan 17 maçın sadece 3’ünü bizim kazanmış olmamız, Litvanya’yı dün akşamın favorisi yapıyordu. Fakat, son derece sert ve çekişmeli geçen maçta inançlı bir oyun sergileyen Milli Takımımız, rakibinin bileğini bükmeyi bildi.

Kısaları kilitledik

Oyuna Hidayet, Kerem, Engin, Ersan, Ömer Aşık 5’iyle başladık. Litvanya’nın kısaları Maciulis, Mazutis ve Delininkaitis’e, Kerem ve Engin’le baskı uygulayan millilerimiz, birinci periyotta Ersan, ikinci çeyrekte Oğuz’un sayılarıyla ayakta durdu. Bu süreçte en büyük sıkıntıyı Litvanya’nın topu pota dibindeki Petravicius’a geçirdiği anlarda yaşadık. Biz bu sorunu yaşarken, Ömer Aşık ve Semih de 3’er faule ulaştı. İlk periyotta Litvanya’nın yıldız oyuncusu Kleiza’ya nefes aldırmayan Hidayet, bir süre dinlendikten sonra döndüğü oyunda, arka arkaya basketler atarak Milli Takımımız’ı sırtladı. Litvanya da Jasaitis’in sayılarıyla skoru dengede tuttu. İlk yarı 39-39 berabere sonuçlandı.

İyi senaryo

Üçüncü çeyrekte Litvanya, Kleiza ile hücumda etkili olduysa da, Ender-Sinan ikilisinden gelen 3 tane 3 sayılık basket takımımızı tekrar öne geçirdi. Oğuz ve Hidayet’in de katkısıyla dördüncü çeyreğe 63-58 önde girdi. Final periyodunda inanılmaz bir savunma yaparak Litvanya’ya potayı göstermeyen millilerimiz, rakibin yaptığı taktik faulleri Ersan, Ender ve Hidayet’le sayıya çevirerek, salondan 84-76 galip ayrıldı.
Koç Tanjeviç’in rotasyon sisteminin, oyuna giren ve çıkan oyuncular birbirlerini tamamladığı zaman ne kadar doğru bir sistem olduğunu dün gördük. Ömer Onan gibi bir savunma silahının yokluğuna rağmen, forma giyen tüm oyuncularımız üzerlerine düşen görevi yaptı.
Dünkü yazımda da ifade ettiğim gibi, grup maçlarına iyi senaryo ile başladık. Şimdi bu galibiyeti unutup, bugün oynayacağımız Bulgaristan maçına konsantre olmalıyız. Litvanya gibi, kendisine her zaman ters gelen bir ekibi yenen 12 Dev Adam’ın Bulgaristan engelini de aşacağına yürekten inanıyorum.

TÜRKİYE
OYUNCU SAYI 2 SAYI 3 SAYI S.ATIŞ R A
Bekir 4 1/1 0/0 2/2 1 0
Sinan 6 0/3 2/2 0/0 3 0
Engin 3 0/0 1/1 0/0 0 2
Ersan 17 5/10 1/3 4/4 6 1
Semih 2 1/3 0/0 0/0 1 0
Kerem 2 1/2 0/2 0/0 1 2
Oğuz 10 4/8 0/0 2/2 5 1
Ömer Aşık 5 2/2 0/0 1/2 3 0
Ender 16 2/3 1/1 9/10 0 3
Barış 0 0/0 0/0 0/0 0 0
Hidayet 19 4/8 2/4 5/6 5 3
TOPLAM 84 20/40 7/13 23/26 27 12

LİTVANYA
OYUNCU SAYI 2 SAYI 3 SAYI S.ATIŞ R A
Mazutis 5 1/1 1/1 0/0 0 0
Kalnietis 0 0/0 0/2 0//0 1 0
Maciulis 3 0/0 1/1 0/0 2 2
D.Lavrinovic 9 2/3 1/2 2/2 4 2
Lukauskis 3 0/0 1/2 0/0 1 2
Delininkaitis 5 0/0 1/6 2/2 0 3
Jomantas 0 0/0 0/0 0/0 1 2
Kleiza 12 5/7 0/2 2/2 4 1
K.Lavronovic 4 2/2 0/5 0/0 3 2
Jasaitis 14 1/2 4/4 0/0 1 1 Petravicius 21 7/9 0/0 7/10 2 0
Javtokas 0 0/2 0/0 0/2 3 1 TOPLAM 76 18/26 9/25 13/18 24 16

D GRUBU

TAKIM O G M A Y P 1. Polonya 1 1 0 90 78 2
2. Türkiye 1 1 0 84 76 2
3. Litvanya 1 0 1 76 84 1
4. Bulgaristan 1 0 1 78 90 1
Yazının devamı...

Kazanma arzusu ve sertlik

3 Eylül 2009
Bu sıkıntıların başında, sakatlıklar yaşadığımız bölge olan oyun kurucu pozisyonu geliyor. Bu pozisyonda Kerem Tunçeri, Ender Arslan, Engin Atsür ve Sinan Güler oynuyor. Ancak gerçek anlamda bu mevkiinin adamları Kerem Tunçeri ve Ender Arslan’dır. Bu oyuncular sakatlıkları nedeniyle savunmada rakiplerine gerekli baskıyı ve sertliği uygulayamadılar. Zaman zaman Sinan ile bunu denediysek de, onun hücum bölgesinde oyun kurma vasfı Kerem ve Ender’e göre zayıf olduğu için aksaklıklar yaşadık. Diğer taraftan rakiplerimizin bize karşı yaptığı tam saha baskıda da topu diğer sahaya taşımada zorluklar çektik. 8-10 saniyede topu karşı sahaya taşımamız bizim set hücumumuzu sekteye uğrattı.
Pota altı ve 3 numara
İkinci büyük sıkıntımız pota altı. Bu mevkide oynayan oyuncularımız, Ömer Aşık, Oğuz Savaş, Semih Erden ve Fatih Solak. Bu mevkide de rakiplerimizden adeta dayak yedik. Hücumda da rakiplerimize bariz bir üstünlük sağlayamadığımız gibi maçın sonucuna tesir edecek faul atışları (bilhassa Ömer Aşık) yüzdesinde düşüklük yaşadık. Bu iki konunun bir an önce halledilmesi gerekir.
Gerçek bir 3 numara pozisyonunda oyuncumuz yok. Ersan İlyasova ve Barış Hersek ile bu pozisyonu kapatmak istediysek de başarılı olamadık. Ersan daha çok 4 numaralı pozisyonu sevdiğinden ve alıştığından Barış Hersek de genç ve tecrübesiz olduğundan bu mevkiyi canlandıramıyoruz. Bu da Milli Takımımızı olumsuz etkileyen faktörlerden birisi. Ayrıca Tanjeviç rakip takımın dört numarası fizik olarak Ersan’dan daha güçlü ise onu üç numaraya çekiyor, eğer değilse Ersan’ı en sevdiği pozisyon olarak dört numarada oynatıyor.
Rotasyonun önemi
Bir konuya daha açıklık getirme gereği duyuyorum. Antrenörümüz Tanjeviç’in oyun sistemi geldiği günden beri belli. Neredeyse takımdaki 12 oyuncuyu da oynatarak yarattığı rotasyon sistemini, turnuva oynayan takımımızı ayakta tutabilmek amacıyla uyguluyor. Bu rotasyon sisteminin başarılı olabilmesi için kadroda oynayan oyuncuların 4’te 3’ünün çok formda olması gerekir. Hatırlayacağınız üzere 2004’te Abdi İpekçi Spor Salonu’nda Dream Team ile oynadığımız maçlar ve yine 2004-2008 Avrupa Şampiyonası elemeleri ile 2006 Japonya Dünya Şampiyonası’nda elde ettiğimiz galibiyetlerin arkasında, tüm oyuncularımızın çok formda olması yatıyordu. Eleme gruplarını ve Dünya Şampiyonası’nı oynarken birçok sakatlık yaşamamıza rağmen Tanjeviç’in uyguladığı bu rotasyon sisteminden gelen başarılar sonunda hiçbir problem yaşanmadı ve elde ettiğimiz dünya  altıncılığından dolayı da basında Tanjeviç lehinde olumlu birçok yazı yazıldı.
2005 Sırbistan ve 2007 İspanya’da oynadığımız Avrupa Şampiyonaları ile son Efes Pilsen World Cup 8’deki maçlarda ise aynı rotasyon sistemi vardı, ancak oyuncularımızın birçoğunun formsuzluğu sonucu ortaya istemediğimiz yenilgiler çıktı. Bu sefer de Tanjeviç’in sistemi büyük tenkitlere uğradı. 2010 öncesi Polonya’da yine aynı sistemde oynayacağız. Savunmadaki sertliğimizin yükseltilmesi, kazanma arzumuzun üst seviyeye çıkması ve bu rotasyon sistemimizde oyuncularımızın formu bizim alacağımız dereceyi belirleyecek.
Şampiyonaya kısa bir zaman kalmış olması bu konudaki endişelerimizi biraz arttırıyor, ama takım içindeki arkadaşlık ve kazanma arzusu bu işin üstesinden geleceğimiz yönünde.
Yazının devamı...

Sınıfta kaldık

19 Haziran 2009
F.Bahçeli taraftarların yaptığı taşkınlık Efes Pilsen’in 13. şampiyonluğunu ağız tadıyla kutlamasına engel oldu.

Peki buraya bu nokta nasıl gelindi?

Serinin başından itibaren her iki taraf yöneticilerin anlamsız demeçleri, gereksiz idari çekişmeler ortamı gerdi ve sonunda da bu istenmeyen tablo ortaya çıktı.

Gerek saha avantajını elinde bulunduran takımın bilet konusunda ortamı germesi, gerekse yenilen takımın hakemler üzerinde kurduğu baskı basketbol adına görmek istemediğimiz düzeydeydi. Bir de buna evsahibi takımın güvenliği sağlamak için kendi güvenlik olayını devreye sokması tüm maçlarda sinirler bir yay gibi gerildi.

Hoş olmayan görüntüler

Hesabı kim verecek?

Senelerdir F.Bahçe-Efes Pilsen finali oynandı ama hiç bu kadar olay çıkmadı. Ve şampiyonluk kupası rahatlıkla veriliyordu. Benim görev yaptığı dönemlerde bu böyle olmuştu. Hiç kimse de üzüntüsünü böyle yansıtmamıştı. Kişisel zararlar verilmemişti. Şunu açıkça söyleyebilirim ki özel güvenlik konunu daha hazmedemedik. Ayrıca özel güvenlikte çalışan kişilerin olaylara mani olabilecek donanımda olduğuna inanmıyorum.

Son maçın bitimine 15 dakika kala alınması gereken tedbirlerin alınmaması, oyuncuların fiziki zarar görmesine, soyunma odası koridorlarına taraftarların girip teknik ekip ve oyunculara saldırılmasına, federasyon ve kulüp başkanına kadar tacizde bulunmasına kadar uzanan hoş olmayan görüntülere şahit olduk.

Güvenlik elden geçmeli

Niçin bunun tedbirleri alınmadı? Allah korusun Efes Pilsenli oyunculardan biri başka darbelerde da maruz kalabilirdi. O zaman bunun hesabını kim verecekti?

Bütün bu yaşananları ele aldığımızda özel güvenlik sisteminin bir kez daha gözden geçirilmeli, burada çalışan kişilerin daha donalımlı olması gerekir. Polisin de bu tür olayların yer almaması için daha çok devrede olması gerektiği düşüncesindeyim. Aksi takdirde bu yaşananlar gelecekte olabilecek daha büyük olayların habercidir diyorum.

Güvenlik konusunun sınıfta kaldığı son final maçında federasyonun 3 FIBA hakemini bu maçta atamasını ise kutluyorum. Üç hakemimiz de hiçbir itiraza yer vermeyecek şekilde maçı yönetti. Oyunun da önüne geçmedi.

Bu arada Efes Pilsen’in şampiyonluğunu hak ettiğini ama gerekli şekilde kutlayamamalarının üzüntüsünü en az onlar kadar ben de üzüldüm.
Yazının devamı...