"Selim Türsen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Selim Türsen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Selim Türsen

Emine’nin öyküsü

13 Ağustos 2018

 
YAKLAŞIK 19 YIL ÖNCE
Hikaye yaklaşık 19 yıl önce 1 Şubat 1999’da başlar. Bundan sonrasını çocuk doktoru olan Tamer’in kaleminden su gibi akan satırlara bırakıyorum:
“Yoğun bir çalışma günümde muayenehanemin kapısından içeriye kucaklarında yeni doğmuş bebekleriyle genç bir anne baba girdi. Giysileri, konuşma ve tavırları ile kırsaldan geldikleri belli oluyordu. Bebek sağlıklı görünüyordu. Ancak anne ile baba anlatmaya başlayınca bir şeylerin ters gitme olasılığının yüksek olduğunu hissettim. Akraba evliliği yapan anne ve baba daha önce olan iki çocuklarını 1 yaş civarında kaybetmişlerdi. O bebeklerde de her şey normal başlamış ama ardından hastalanmışlar ve hastanelerde tüm çabalara rağmen kurtarılamamışlardı. Bulgular kalıtımsal bir hastalığı işaret ediyordu ancak tanısı konulamamıştı. Anne ile baba bu çocuklarının da aynı akıbete uğramasından aşırı endişe duyuyorlardı.
Uzun ve zorlu bir yolculuğun başındaydık. Bir hafta önce çocuk hastanesinden bir arkadaşım yurtdışı ile genetik hastalıkların taramasıyla ilgili bir bağlantı kurduğunu, istersek bazı taramalar için örnek gönderebildiğini söylemişti. Hemen onu aradım. Ancak tetkikler oldukça pahalıydı. Yine de farklı yöntemlerle bu tetkikleri yaptırmayı başardık. Sonuçlar bebekte bir vitaminin yapımıyla ilgili enzim eksikliği olduğunu söylüyordu. Kaybedilen bebeklerin durumları da bu eksiklikle uyumluydu: Biotidinaz enzim eksikliği.


Yazının devamı...

Üniversitede geleceğe yolculuk

6 Ağustos 2018


Bu yıl üniversitelere 1 milyon 32 bin öğrenci alınacak. İzmir’de üniversitelerde yaklaşık 200 bin öğrenci okuyor. Sadece Ege Üniversitesi’ne geçen yıl yaklaşık 12 bin öğrenci kayıt oldu. Dokuzeylül’e de yaklaşık o kadar. Toplamda önümüzdeki ders yılında İzmir üniversitelerine yaklaşık 30 bin yeni öğrencinin kayıt olacağını tahmin edebiliriz.


YARINLARI PARLAK BÖLÜMLER
Geçen hafta öğrencilere yardımcı olması amacıyla Hürriyet’le birlikte verilen meslek tercih rehberinde ilginç bilgiler vardı. Örneğin, gelecek 10 yılda dünyada en çok kazandıracak 10 bölüm; hemşirelik, biomedikal mühendisliği, makine mühendisliği, inşaat mühendisliği, bilgisayar bilimleri, fizik, işletme yönetimi, finans, yönetim bilgi sistemi, aktueryal matematik şeklinde veriliyordu.
Bunun yanında her ülkenin kendi ihtiyaçlarına göre yükselen sektörler ve meslek grupları da var. Örneğin, İzmir’de tarım ve tarıma dayalı sanayi yükselen bir değer. Nitekim Yaşar Üniversitesi bu sektörün çok önemli bir açığını kapatmak için Tarım Teknolojisi Fakültesi açacağını duyurdu. Tarım ve gıda teknolojilerinde dünyanın önemli bilim kuruluşlarından Hollanda’dan Wageningen Üniversitesi işbirliğiyle bu fakülte eğitim verecek.


Yazının devamı...

Eyvah robotlar geliyor

30 Temmuz 2018

Sadece Atatürk Organizede yaklaşık 40 bin kişi çalışıyor. Bu sanayi bölgelerinde kurulu fabrikalarda BMW’den Jaguar’a  otomotiv  devleri  için janttan, vites kutusuna yüzlerce çeşit yan sanayi malı, Zara’dan, Mango ve Boss’a dünya markaları için gömlek,  takım elbise gibi onlarca çeşit hazır giyim ve tekstil ürünü  üretiliyor.

Şimdi dikkat. Robotlar Türkiye’deki yüz  binlerce sanayi işçisinin işini çalmaya hazırlanıyor. Daha önce üretimlerini maliyetlerin düşük  olduğu ülkelere kaydıran ünlü markalar geri dönüş hazırlığında.  Bu kuruluşlar yapay zeka ve robot yatırımlarını artırdıkça  Türkiye gibi işgücünün ucuz olduğu ülkelere ihtiyaçları azalıyor.

İşçinin saati 49, robotun 4 dolar

Rakamlar çok açık. Foreign Policy dergisinde yer alan bir araştırmaya göre  Almanya’da  sanayide çalışan işçilerin saat ücretleri ortalama 49 dolar. Fransa’da 43 dolar. Çok üstün özellikleri olmayan vida sıkan, boya yapan , dikiş diken  sıradan bir robotun saat ücreti ise sadece 4 dolara denk geliyor. Bu durum doğal olarak robot kullanımının hızla yaygınlaşmasına yol açıyor.

Sanayide robot kullanımının yoğunluğunu belirleyen ölçümlere göre Almanya’da 2016 yılında her 10 bin işçiye karşılık  gelen kurulu robot sayısı 309’du. Bu rakam İsveç’te 223,  ABD’de ise 189 oldu. Robot kullanımı bir yılda ABD’de yüzde 7, İsveç’te yüzde 5 ve Almanya’da yüzde 3 arttı.  Önümüzdeki 10 yılda ise ABD’de sanayide robot kullanımının ikiye katlanması bekleniyor.

En çok tekstil, otomotiv etkilenecek

Araştırmalara göre robotlaşma en çok tekstil, otomotiv, elektronik gibi sektörleri etkiliyor. O nedenle uzun yıllardan beri ucuz işgücü ve düşük maliyet  nedeniyle gelişmekte olan ülkelere kaydırılan yatırımların  ülkelerine geri dönmesi bekleniyor. 

OECD’nin hazırladığı bir rapora göre ise; robotlaşma ve yapay zekadan en fazla Türkiye, Yunanistan, Litvanya gibi ülkeler ile Güneydoğu Asya’daki ucuz işgücüne dayalı Endonezya, Vietnam, Sri Lanka gibi ülkeler etkilenecek.

Yazının devamı...

İşte İzmir’e başkent olma fırsatı

23 Temmuz 2018

 


Sağlık turizmi, dünya fuarı EXPO adaylıklarına bile sağlık teması ile katılmış İzmir’in üzerine çok araştırmalar yaptığı, en bilgili olduğu konulardan biri. İnciraltı bile sağlık turizmine hizmet verecek projeler için yıllardır bekliyor.
Zaten pratikte yıllardır göz ameliyatları için Almanya’dan, termal sağlık hizmetleri için İskandinav ülkelerinden yapılan sağlık turları var. Bu durumdaki hastalar hem tedavilerini oluyor hem de yakınlarıyla birlikte Çeşme’den, Foça’ya çevredeki çok sayıdaki turizm bölgesinde tatillerini yapıyor.


HEMEN HAREKETE GEÇMEK GEREK

Yazının devamı...

Ege’de döviz zamanı

16 Temmuz 2018


Örneğin, Ege’de geçen hafta yılın ilk yaş üzüm ihracat yolculuğu Alaşehir’den Rusya ve çeşitli Avrupa ülkelerine başlarken, hedeflerin hayli iddialı olduğu dikkat çekiyordu. Üreticiler Yunanistan’a kaptırılan sofralık üzüm pazarının bu yıl geri alınacağını söylerken, uçak kargosuna verilen teşvikin önemine dikkat çekiyordu. İncir ve kuru üzümde dövizin hayati önem taşıdığı şu günlerde Avrupa pazarlarından Türk ekonomisine kaynak getirmeye hazırlanıyor. Seçim sonrası ekonomide yeniden dengeler kurulmaya çalışırken, Ege’nin tarım ürünleri ihracatından gelecek dövizlerin katkısı büyük olacak.
Bu arada TL’nin değer kaybının ihracat açısından yeni fırsatlar yarattığını da unutmamak gerek. Türk ziraat ürünleri yurtdışı piyasalarda rakiplerine göre daha avantajlı fiyatlarla satılabildiği için pazar payı artabilir. Nitekim bu durumu Manisa Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı, “Doların yüksekliği bir çok sektörü olumsuz etkilerken biz bu kez çiftçiye olumlu şekilde yansıyacağını düşünüyoruz. Geçen yıl üzüm ihracatında sıkıntılar yaşadık. Dolardaki artıştan dolayı bugünlerde kuru üzüm fiyatları 7 lirayı aştı. Bunun aşağıya düşmeyeceğini umuyoruz” diyerek özetlemiş.
Bu sözler bana Cumhuriyet tarihinin büyüğü, iktidarlar deviren ünlü 2001 ekonomik krizindeki bir sohbetimi hatırlattı. Bir turizmci arkadaşım, “Bizim burada Antalya’da kriz yok. Turizm gelirleri euro olduğu için TL değer kaybettikçe daha çok kazanıyor, en karlı günlerimizi yaşıyoruz” demişti.


MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜ

Yazının devamı...

Kuluçka merkezi İzmir

9 Temmuz 2018

 

Bugünkü medeniyetin temellerinin atıldığı ilk yerleşimler böyle oluştu. İzmir’in en büyük değerlerinden biri dünyadaki ilk yerleşim yerlerden olmasıdır. Bunlardan ilki 7 – 8 bin yıl önce Bornova’da verimli toprakların bulunduğu Yeşilova idi. İkincisi ise tarihi 5 bin yıl kadar öncesine giden Bayraklı’daki Tepekule...


ÜÇ ODADAN ÖNEMLİ BİR ADIM
Geçen hafta İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener’in ev sahipliğinde, Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar ve İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli’nin katılımıyla yapılan bir çalışma toplantısıydı, beni tarım devrimi konusuna götüren. Toplantıda proje çalışma grubu İzmir’de ‘Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ kurulması için bir yol haritası belirlemiş.
Bence Türkiye’nin en büyük tarım ve hayvancılık havzalarından birine sahip Ege Bölgesi için çok doğru bir karar. Hele, hele, tarımın gelecekteki önemini görüp Afrika’da ülke büyüklerinde tarım arazileri satın alan, hatta Seferihisar’da bile dönümlerce zeytinlik aldıkları dilden dile dolaşan Çinlilerin yaptıklarına bakınca konunun önemi daha da anlaşılır.
Tarıma dayalı sanayide alan geniştir. Toprağın işlenmesinde kullanılan araç gereçlerden, hasat toplanmasında ihtiyaç duyulan aletlere ve elde edilen ürünlerin ambalajlanmasına kadar onlarca çeşit mamul ve ara mamulün üretimine ihtiyaç vardır. Konularında uzmanlaşmış sanayicilerin organize ihtisas bölgelerinde toplanması verimliliği ve işbirliğini çok daha hızlı geliştirir.


Yazının devamı...

Patates ekonomisi

3 Temmuz 2018

 

Geçen hafta “Ödemiş patatesi 5 lira” diye bağırıyorlardı. Kuru soğanın fiyatı ise 7 TL idi. Halbuki geçen yıl tam da bu zamanlarda 25 Haziran 2017 tarihinde Hürriyet’te çıkan bir haberde “Ödemiş’te patates fiyatları 20 kuruşa düştü” diye yazıyordu. Habere göre 70 - 80 kuruştan açılan piyasa 20 kuruşa kadar düşünce üreticiler ne yapacaklarını şaşırmışlardı.
Ödemiş, yıllık 500 - 600 bin ton ortalama üretimi ile Türkiye’nin patates ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayan önemli merkezlerden biri. Ne yazık ki, Ödemiş’te patatesin tarlada kaldığını yazan haberler hemen her iki yılda bir karşımıza çıkar. Bunun da nedeni bir önceki yıl fiyatlara kızan üreticinin ertesi yıl bir başka ürüne yönelmesidir. Üretim az olunca da ekonominin temel kanunları işler patates arzı talebe yetişemediği için fiyatlar artar. Hatta, bu yıl olduğu gibi fiyatlar geçen yılın 5 ile 6 kat üzerinde bile olabiliyor.
Neyse ki, ziraat odaları yöneticileri tüketicilere sevindirici bir haber veriyor. Buna göre bir iki haftaya kadar piyasaya yeni mahsul patates gelerek arz artacak ve fiyatlar düşecek.
Türkiye’nin yıllık patates tüketimi 3 milyon 800 bin ton civarında. Bu yıl Afyon, Adana, Hatay, Nevşehir gibi diğer üretim merkezleriyle birlikte toplam üretimin 4 milyon 800 bin ton olacağı tahmin ediliyor. Yani patates üretimi iç talepten 1 milyon ton daha fazla olacak. Bu durumda ürün bolluğu nedeniyle fiyatlar yine dibe vurur, hatta 20 kuruşu görürse hiç şaşmamak gerek.
AVRUPA ÖRNEK OLSUN
Aslında her şey üretim planlamasından geçiyor. Türkiye’nin yıllık patates talebi belli. İhracat potansiyeli belli. Üretim planlaması buna göre yapılsa, üretici de tüketici de mağdur olmaz. Ancak bunun için organize olmak ve bilimsel çalışmak gerekiyor.

Yazının devamı...

Bilinmeyenler ve bilinenler

25 Haziran 2018

Perşembe günü İzmir’de Muharrem İnce mitingine yoğun ve coşkulu katılım, dipten gelenin dalga değil, tsunami olduğu yorumlarına yol açmıştı. Yönetimde kim olursa olsun meydanlara böylesine dökülen kitlelerin isteklerini gözardı edemez. Toplumun tüm kesimleriyle barışık bir yönetim anlayışı olmazsa, dipten gelen bu şiddetteki dalgalar bir sonraki seçimde yanlış yapanları yutar bitirir. Bir de tabii, seçim meydanlarında yapılan vaatlerin yerine getirilmesi var. İzmir için yapılan vaatlerden benim için en heyecan verici olanı, geçen hafta bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da twitterdan paylaştığı İzmir’in teknoloji üssü olması projesiydi. Muhalefetin adayı fizik öğretmeni Muharrem İnce’nin de bilim ve teknolojiye verdiği önemi, seçim kampanyası boyunca her fırsatta dile getirdiğini düşünürsek, kim kazanırsa kazansın bu proje gerçekleşecek. İzmir’e gerçek anlamda çağ atlatacak bir projenin artık hayal olmaktan çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Peki, teknoloji üssü olmak İzmir için ne anlama geliyor? Kısaca özetleyecek olursak; kurulacak teknoloji üssü 10 yıl içinde bilişim, bilgisayar ve elektronik, sağlık bilimleri, elektrikli araçlar, kimya ve kimya malzemeleri alanında faaliyet gösteren 800 firmaya ev sahipliği yapacak. Dünya devi şirketler, yanında orta ve küçük ölçekli firmalar da bu projede yer alacak, tam 1.2 milyar liralık yatırım yapılacak.


İZMİR’E ÇAĞ ATLATACAK İŞGÜCÜ
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü işbirliğiyle Urla’da tam 9.5 milyon metrekare arazi üzerinde kurulacak teknoloji üssü, 40 bin kişiye istihdam sağlayacak. Bir diğer ifadeyle İzmir, bilim adamından mühendisine, teknisyeninden uzman araştırmacılara 40 bin yüksek nitelikli işgücüne kavuşacak. Böyle bir işgücünün İzmir’in kültür ve yaşam standartlarının gelişmesine, entelektüel birikiminin artmasına çok büyük katkılar sağlayacağı açık.
Böyle bir gelişimi daha iyi anlayabilmek için ABD’de hem iklim, hem de yaşam tarzı olarak İzmir’e çok benzeyen San Fransisco’ya bakmak yeter. Bir dönem düzen değişikliğinin simgesi çiçek çocukları, yani hippileriyle ünlü San Fransisco, internet çağının başladığı 90’lı yıllarda dünyayı inanılmaz bir hızla değiştiren teknolojik buluşların merkezi oldu. Urla’da kurulacak Teknoloji Vadisi de San Fransisco’nun hemen yanı başında teknoloji şirketlerinin kümelendiği Silikon Vadisi gibi olacak.
Sonuçta, kim kazanırsa kazansın gerçek kazananın İzmir olacağı yeni bir dönemin eşiğine gelmiş bulunuyoruz.

 

Yazının devamı...