"Selim Türsen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Selim Türsen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Selim Türsen

Üniversiteli gençler sanayiden kaçıyor

11 Aralık 2018

 

Bu başarı hikayesini birazdan özetleyeceğim. Ama önce sanayinin kalbindeki dostlarımın sektördeki bazı tespitlerine yer vereyim.
MÜHENDİS AMA AŞÇILIK YAPIYOR
Erdoğan Doğru, “Sanayide en büyük sorun kalifiye eleman. Kıyamet kadar işsiz var, ama çoğu değerlendirilemiyor. Gelen eleman bir kaç ay sonra çalışamam diyor. Pazarlamacılık yapıp, yurtdışına gidip gelme daha cazip geliyor” diyerek başlarına gelen bir olayı anlattı:
Bir süre önce ODTÜ mezunu bir genç geldi. İşi gösterdik, “Abi çalışırım ben bu işte” dedi. Memnun olduk. İmkanlar da iyi. Konuya adapte olmasını, işe uyum göstermesiyle zaman içinde yönetim pozisyonlarına yükselebileceğini söyledik. Tam karar vermek üzereyken genç, “Senede kaç defa yurtdışına çıkarım?” diye sordu. “Neden?” diye sorunca “Fuar için” dedi. Yapacağı iş, kazanacağı paradan önce fuarı düşünmesi bizi şaşırttı.
İyi eğitim görmedikleri için mühendis, işletme gibi mesleklerden üniversite mezunu gençlerin garsonluk, taksicilik, aşçılık yapmak zorunda kaldıklarını söyleyen Doğru, “Aldıkları eğitim yetersiz olduğu için günümüz gençlerine hizmet sektöründe çalışma daha cazip geliyor. O nedenle sanayide kalifiye eleman sıkıntısı çekiliyor” diyor.


Yazının devamı...

İzmir’in röntgeni

3 Aralık 2018

 

Sonra bu güzel kıza resmen talip oldu. Bakalım kızın kalbini çalıp diğer damat adaylarını saf dışı bırakabilecek mi? Sonra da Kordon’da düğün yapıp diz kırarak zeybek oynayabilecek mi? Yarışın sonunu heyecanla bekleyeceğiz.
Geçen hafta Prof. Dr. İlhan Tekeli başkanlığında İzmir’in röntgenini çeken 26 akademisyenden oluşan kurulun çalışmaları bir sempozyumda tartışıldı. Başkan Aziz Kocaoğlu döneminin deneyimlerinin incelenmesiyle oluşturulan yerel kalkınmada ‘İzmir Modeli’nde çok ilginç saptamalar vardı.
Model ana fikir olarak İzmirlilerin yaşam kalitesini artırmayı ve toplumdaki parçalanmaları önlemeyi amaçlıyor. Türkiye’de gelir farklılıkları, ayrıcalıklı tüketimler, değişik dini cemaatler, göçlerle yer değiştirenlerin oluşturdukları kapalı çevrelerle kentlerde sürekli parçalanmış topluluklar ortaya çıktığına ve insanların birbirlerine sırtına döndüğüne dikkat çekiliyor.
Küçük toplulukların varlığının ‘ötekinin inşası’ üzerine kurulduğunu belirten Prof. Dr. Tekeli, İzmir’in bu noktada farkına dikkat çekerek, “İzmir’de ötekinin inşa edilmesinde zorluk çekilmektedir. İzmir’in üstünlüğü de budur. Bunun korunması gerek” diyor. Güzelyalı’dan Bayraklı ve Bostanlı’ya kadar geniş bir alanda Körfez’in etrafında yapılan düzenlemelerle insanların bir araya gelmesini sağlayan ‘İzmirliyi denizle buluşturma’ projesini de bu amacın bir parçası olarak belirtiyor.

İzmir’in kızları neden güzel?

Yaşar Üniversitesi Konferans Salonu’nda Prof. Dr. Şevkinaz Gümüşoğlu’nun yönettiği oturumda İstanbul’da yaşayan birinin “İstanbulluyum” demesi ile İzmir’de yaşayan birinin “İzmirliyim” demesi arasında fark olduğunu belirten Prof. Dr. İlhan Tekeli şunları söyledi:

Yazının devamı...

Alın teri değil ‘Akıl teri’

26 Kasım 2018

 

Ankara’da siyasilerin, Ege’de iş insanlarının dünyadaki gelişmeleri doğru teşhis ederek zamanı ıskalamama konusunda fikir birliğinde olmaları bence toplantıların en önemli mesajıydı. Örneğin; Meclis Başkanı Binalı Yıldırım, “Gelecek 15 yılda bugünkü mesleklerin yarısı olmayacak. Yeni duruma ayak uyduramayanlar kaybedecek. Ülke olarak bilişim, yenilikçi teknoloji, Ar-Ge’de gelişmek zorundayız. Değişimi ıskalarsak hayal kırıklığı yaşarız” diyordu. Türkiye’de en büyük kaynağın genç insanlar olduğunu, onun da bitmez tükenmez bir kaynak olduğunu söyleyen Yıldırım, “Artık alın teri yerine akıl teri devri” diyerek gençlerin yeni eğitimlere yönlendireceğinin mesajını veriyordu.


EGE’NİN TAMAMI SERBEST BÖLGE OLSUN
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Vahap Munyar’ın yönettiği ‘Yeni Denge Arayışında Ege’nin Rolü’ konulu oturumdaki ortak kanı ise Ege’nin katma değeri yüksek ürünler üreten bir bölgeye dönüşmesiydi. Böylece dünya çapında başarılar yakalanabilir görüşü savunuldu. Örneğin; Ege İhracatçılar Birliği Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye’de ihracatta kilo başına ortalama 1.3 dolar olan gelirin Ege’de tekstilde 25 dolara kadar çıktığını söylüyordu. Ege’den ihraç edilen akıllı tekstil gibi katma değeri yüksek ürünlerle Türkiye ortalamasının üzerine çıkılmıştı.
EBSO Başkan Yardımcısı İbrahim Gökçüoğlu ise, “İhracatta 1 kilo kalp stendi 3 bin dolar, havacılık ve uzay sanayi ürünleri kilo başına 45 dolar bırakıyor. Makine sanayinin yıl sonu hedefi ise kiloda ortalama 8 dolar” diyerek Ege’nin spesifik ürünlerde yoğunlaşması gerektiğini söylüyor. Gökçüoğlu ayrıca Ege’nin İzmir merkezli pilot bir serbest bölge haline getirilmesini öneriyor. Altyapısı hazır İzmir’in serbest bölge olmasıyla yazılacak küresel başarı hikayesinin diğer bölgelere de yarayacağı görüşünü savunuyor.


Yazının devamı...

Siyaset konuşmak zorundayız

19 Kasım 2018

 

Herhangi bir Batı ülkesinde bizdeki kadar çok siyaset konuşulmadığına eminim. Ama bizde çok konuşulmasının da bir nedeni var. Türkiye’de insanlar konu bulamadıklarından değil, mecburiyetten siyaset konuşuyor. İktidarların, yerel yönetimlerin kararları insanların yaşamını doğrudan etkiliyor. Olumlu etkilenenler düzenlerini korumak için olumsuz etkilenenler “Düzen değişmeli” diyerek siyaset konuşmak zorunda kalıyor.
Örneğin, yerel yönetim değişirse kadrolar yerinden oynadığından kimileri için kara günler başlıyor, kimileri için ise umut doğuyor. İşten çıkan ya da işe giren her yeni kişi, aileleriyle birlikte en az 4 – 5 kişinin yaşamını etkiliyor. Böylece seçim sonuçlarıyla başlayan değişim dalgası halka halka bütün şehre yayılıyor.
Demokrasinin sağlam temeller üzerine oturduğu ülkelerde ise ülkeyi yönetenler değişse bile, toplumlar bir uçtan bir uca savrulmuyor. Kurumlarda siyasi kimlikten önce başarı ve liyakat önde geliyor. En önemlisi de ekonomik ve siyasi kriz her fırsatta kapıyı çalmıyor. O nedenle iki Alman veya üç Fransız bir araya geldiklerinde birkaç hal hatırdan sonra bizdeki gibi siyaset konuşmaya başlamıyor.

 
İzmir için tarım önemli

İZMİR’e dönecek olursak. Bir dost sohbetinde Aziz Kocaoğlu döneminin başarılı ve başarısız icraatları üzerine konuşurken, bir arkadaşımız tarıma verilen desteğe dikkat çekti. Büyükşehir’in Tire Süt Kooperatifi’nden çocuklara dağıtmak için süt alması, Bayındır’dan çiçek, zeytin üreticilerinin kooperatifinden zeytinyağı alım sözleşmeleri yapması, zor bir dönem geçiren tarım kesimi için hayati önem taşıyordu. Şimdi yeni başkan bu sistemi sürdürür mü? Yoksa bitirir mi? Buyurun köy kahvesinde sabahtan akşama kadar siyaset konuşmak için çok önemli bir neden. Doğrudan insanların gelirlerini ve yaşamlarını ilgilendirdiği için konu çok önemli.

Yazının devamı...

İstanbul, İzmir’e ders olsun

11 Kasım 2018

İzmir de ‘Yeni Kent Merkezi’ olarak ilan edilen bölgede yükselmeye başlayan binalarla dikey mimaride İstanbul’un yoluna girmiş durumda. Gerçi bunun önemli bir nedeni var. İzmir’in kent merkezinde arazi miktarı sınırlı. Hızla artan nüfusun ihtiyacı olan konut ve işyeri talebi arttıkça dikey yapılaşma normal.

Ancak, İstanbul’da olduğu gibi rant için ihtiyaç fazlası binalar gökyüzünü sararsa, işte o zaman İzmir için büyük hata yapılmış olur. Hesaplamalara göre, İzmir’de yeni kent merkezi ilan edilen bölgede 250 kadar gökdelenin yükselmesi teknik olarak mümkün. Ancak trafikten, kanalizasyona bunun alt yapısı karşılanabilir mi, işte orası kocaman bir soru işareti.
Herhalde, İzmir’in, İstanbul gibi yaşanabilir bir kent olmaktan çıkma olasılığı göz önüne alınarak gerekli önlemler alınacaktır. İstanbul’da yaşananlar İzmir için büyük bir ders olmalı...

 
Bina değil eğitim seferberliği

TÜRKİYE’de ekonominin lokomotifi inşaat sektöründe “Konut ve AVM için fazla kaynak aktarılıyor” tartışması yıllardır sürüyor. Bir zamanlar ekonomik kalkınmada Türkiye ile aynı düzeyde olan Güney Kore ve Singapur gibi ülkeler ise önce eğitime yatırım yaparak kalkınma yolunu seçti. Bugün her ikisi de dünyanın en gelişmişin ülkeleri arasında.
Singapur 1965 yılında bağımsızlığını kazandığında ülkenin ilk Başbakanı Lee Kuan Yew “Singapur’un kalkınabilmesi için sahibi olduğumuz tek doğal kaynak insanlarımız” demiş ve ilk yatırımı eğitime yapmıştı. Bugün Singapur, eğitim sisteminde dünyanın en iyi ülkesi. Singapurlu öğrenciler, OECD’nin araştırmalarına göre matematik, sözel ve fen bilimlerinde en üst sıralarda.

Yazının devamı...

Nerede o eski balıklar

5 Kasım 2018

Her yıl yumurta bırakmak için Ege’nin kuzeyinden Didim’e doğru göçe başlayan çipura sürüleri ekim ayının son haftası ile kasımın ilk haftasında İzmir çevresinden geçerken balıkçılara bayram ettiriyordu. Geçen yıl 10 ile 15 gün balık mezatlarında kiloluk çipuralar normal fiyatlarının yarısına hatta üçte birine kadar daha ucuza satılmıştı.
Ama bu yıl küresel ısınmadan balıkçılar da nasibini aldı. Havalar bu mevsimde hala sıcak ve sakin olduğu için çipura sürüleri açıklardan oltalara, ağlara takılmadan geçip gitti. Birkaç gün balık mezatlarında boy gösterip 1.5 kilosu 70 TL’den satıldı, ama çok kısa sürdü.
Aslında denizleri kirletip atmosfere gazları saldıkça dünyanın geldiği hali en güzel eski fotoğraflar anlatıyor. Geçen ay kaybettiğimiz usta fotoğrafçı Ara Güler’in dediği gibi “Zamanı durduran” bu fotoğraflardan birini bir balıkçı tezgahının arkasında gördüm. Belki de ustanın çektiği karelerden biriydi. Bir hamalın oflaya, puflaya sırtında taşıdığı en az 50 – 60 kiloluk bir balık irisi. Şimdi nerede, pazarda bile satılabilen orkinos bolluğu. Palamut familyasının irilerinden torik bile mumla bulunuyor.
Ne yazık ki, insanoğlu olarak el birliğiyle yaşanamaz hale getirdiğimiz dünyamızda, 50 - 60 yıl önce İstanbul sokaklarında sıkça görülen bu görüntüleri artık görmek mucize...

 
İzmir’in Fazıl Say şansı

PİYANONUN tuşları Körfez’in suları gibi dalgalanırken, “İzmir ne şanslı bir kent. Dahi bir müzisyen tarafından adına beste yapılan dünyada kaç kent vardır” diye düşündüm.

Yazının devamı...

2023’E 5 kala

29 Ekim 2018

29 Ekim’de Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Paşa cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim tarihinde Başbakan olarak atanan İsmet Paşa’nın kurduğu hükümet, TBMM’de güvenoyu aldı.
O yıl, Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim tarihine kadar bir çok kez İzmir’e gelen Mustafa Kemal’in yaşamında çok önemli bir olay daha olmuştu. Soyadı kanunuyla birlikte, ileride Atatürk soyadını alacak Mustafa Kemal, 29 Ocak 1923 günü İzmir’de Latife Hanım’la evlenmişti. Atatürk’ün Uşakizade Köşkü’nde Latife Hanım’ın ailesiyle birlikte çektirdiği bir fotoğraf vardır. Bu fotoğrafta Latife Hanım en sağda görülür.
Evliliğin ilk haftasında, 5 Şubat 1923 tarihinde Mustafa Kemal, Batı Anadolu ve ilçelerini kapsayan bir yurt gezisine çıkar. Bu gezi sırasında 7 Şubat’ta Balıkesirlilere hitap eder ve 10 Şubat’ta tekrar İzmir’e döner.


İZMİR İKTİSAT KONGRESİ’NDE ATATÜRK
Mustafa Kemal, 17 Şubat 1923 tarihinde yeni kurulacak Cumhuriyetin ekonomi politikalarına rehber olacak 1. İzmir İktisat Kongresi’nin açılış konuşmasını yapar. Konuşmasında, “Bütün sınıflar aynı zamanda zengin olmalıdır ki, çalışmak için kudret ve kuvvet bulabilsin” der.
Bundan tam 95 yıl önce Atatürk İzmir’de, devletlerin başarılı olabilmesi için birinci şartın gelir dağılımında eşitlik olduğunu söyledi. Atatürk’ün gelir adaletinin önemini vurgulayan sözleri bugün hala geçerli.

Yazının devamı...

‘İzmir Diyeti’ ile uzun ömür

22 Ekim 2018

Health Metrics and Evaluation (IHME) Enstitüsü’nün son araştırmasına göre, 2040 yılına kadar, yani önümüzdeki 20 yıl içerisinde, dünyada ortalama yaşam süresinin en fazla artacağı ülke İspanya olacak.
Ortalama 85.8 yıl yaşayacak İspanyollar bu alanda halen dünyada ortalama 85.7 yıl ile insanların en uzun yaşadığı ülke Japonya’yı bile geride bırakacak. Araştırma diyabet, kanser, aids, kalp rahatsızlıkları gibi hastalık riskleri dikkate alınarak yapılmış. Araştırmanın direktörü Kyle Foreman, İspanya, İtalya, Portekiz, Fransa gibi Akdeniz ülkelerinde ortalama yaşam süresinin artmasında Akdeniz Diyeti’nin büyük rolü olduğunu söylemiş. Zaten aşağıdaki listede görüldüğü gibi, dünyada ortalama yaşamın en uzun olduğu 10 ülkeden 6’sının Akdeniz’de olması da bu teoriyi doğruluyor.
İspanya (85.8 yıl), Japonya (85.7 yıl), Singapur (85.4 yıl), İsviçre (85.2 yıl), Portekiz (84.5 yıl), İtalya (84.5 yıl), İsrail (84.4 yıl), Fransa (84.3 yıl), Lüksemburg (84.1 yıl), Avusturalya (84.1 yıl).
Ege ve Akdeniz’in buluşma noktasındaki İzmir, zengin balık tezgahları, enginar, cibes, şevketi bostan, arapsaçı, turp otu, rezene, istifno, radika, gelincik, sarmaşık gibi sayısız ot çeşidiyle Akdeniz Diyeti’nin tam kalbinde.
Bence, dünyada sağlıklı gıdalara eğilimin arttığı bir dönemde gurme kültürünü giderek zenginleştiren İzmir’in, çok özel ot yemekleriyle, ‘İzmir Diyeti’ diye bir marka yaratmasının tam zamanı...

 
Efes batabilir

EFES, İzmir’in göz bebeği... Uzun yıllar yılda 3.5 milyon turistin ziyaret ettiği Efes’i, terör nedeniyle lüks yolcu gemilerinin Türkiye seferlerini iptal etmesi üzerine 2017 yılında sadece 450 bin kişi ziyaret etmişti. Ne mutlu ki, şeytanın bacağı 2018 yılında kırıldı ve ziyaretçi sayısı ilk altı ayda bir milyonu aştı. Kruvaziyer gemilerinin yeniden Türkiye’ye gelme işaretleriyle 2019’da parlak günlere geri dönüş umudu arttı.

Yazının devamı...