"Noyan Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Noyan Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Noyan Doğan

Devlet katkısı çalışana nakit ödenecek

17 Aralık 2018

Hazine ve Maliye Bakanlığı, tüm çalışanları yakında ilgilendiren bir düzenleme yaptı ve 5 Aralık’ta yönetmelik olarak Resmi Gazetede yayımlandı. Düzenleme, 45 yaş altı çalışanların Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) dahil olmasını sağlayan otomatik katılım sistemi ile ilgili. Ancak, yönetmeliğin içeriği biraz teknik olduğundan yapılan düzenleme pek anlaşılamadı. Yönetmelik yayımlandıktan sonra okuyuculardan da ‘bu düzenleme bizi ne kadar ilgilendiriyor?’ diye sorular aldım. Dediğim gibi konu biraz teknik, ama çalışanları yakından ilgilendiren birkaç önemli düzenleme var. Tek tek değineyim.

CAYMA SÜRESİ KALKTI

Otomatik BES’te çalışanlara, sisteme girdikleri tarihten itibaren iki ay içinde, sistemden ayrılma hakkı tanınıyor. Bu iki aylık süreye de cayma süresi deniyor. İki ay içinde cayma hakkını kullanmayarak, sistemde kalıp, tasarruf edenlere ikinci ayın sonunda 1000 liralık ekstra devlet katkısı ödeniyor. Şunu da belirteyim, otomatik BES’ten isteyen istediği zaman çıkabiliyor. Ancak şöyle bir fark var; ilk iki ay içinde çıkarsanız caymış oluyorsunuz, iki aydan sonrasında ayrılırsanız çıkmış oluyorsunuz. Yeni düzenlemede ise, ‘cayma süresi’ kavramı kalktı, yerine ‘başlangıç dönemi’ geldi. Yani, ilk iki aylık süreye artık cayma süresi değil, başlangıç dönemi denecek. Ödenen bin liralara da başlangıç devlet katkısı denecek. Bu birinci değişiklik.

ÇIKANA DA 1000 LİRA KATKI

Malum, geçmiş dönemde otomatik BES’ten çıkan çalışanlar, iki yıl içinde işverenleri tarafından yeniden sisteme, otomatik olarak dahil edilecek. Bu kapsamda da 2017’de sistemden çıkan tüm çalışanlar 2019’da, yeniden BES’e giriş yapacak. Mevcut durumda sisteme yeniden girişi yapılan bu çalışanlara bin liralık ekstra devlet katkısı ödenmeyecekti. Neden? Çünkü kanun gereği bin liralık ek devlet katkısı, bir kereye mahsus ödenecekti ve o da sisteme ilk girişte.

DEVLET NAKİT ÖDEYECEK

Yazının devamı...

Yüksek hızlı tren kazasında tazminatlar sigortadan ödenecek

14 Aralık 2018

Bu sefer Konya seferini yapan Yüksek hızlı tren, kılavuz tren ile çarpıştı; çarpmanın etkisiyle üst geçit çöktü ve kazada -ben bu satırları yazarken- üçü makinist 9 vatandaşımız hayatını kaybetti, 47 kişi de yaralandı. Kaza henüz çok yeni ama eminim, birkaç gün sonra, ‘bu kaza sigorta kapsamında mı, değil mi?’ diye konuşulup, tartışılmaya başlanacaktır. Ben şimdiden konuya açıklık getireyim. Evet, kaza sigorta kapsamında ve tazminatlar sigortadan karşılanacak. Sigorta şirketi ise Mapfre Sigorta.

SİGORTACISI MAPFRE SİGORTA

İşisin aslını isterseniz, Devlet Demiryolları’nın (TCDD) sigorta konusu biraz karmaşık. Öncelikle şunu belirteyim, karayolu, denizyolu ve havayolu ile seyahat eden yolcular zorunlu olarak sigortalanıyor. Tren yolu ile seyahatlerde ise yolcular özel sigorta kapsamına girmiyor, haliyle de zorunlu sigorta uygulaması bulunmuyor. Peki, işler nasıl yürüyor? TCDD, sigortaya yönelik tüm işlemlerini, kendi bünyesinde kurduğu, ‘Dahili Sigorta Fonu’ aracılığı ile yürütüyor. Nitekim mevzuat; TCDD’a, sigortayla ilgili işlemleri yapma veya yaptırma, sigorta acenteliği ve her türlü ekspertiz işlemlerini yürütme ve dahili sigorta fonu kurma yetkisini veriyor. Buna göre de yolculara ödenecek maddi-manevi tazminatlar, demiryollarında çalışan personele ödenecek tazminatlar, trenlerin, binaların uğrayacakları maddi zararlar bu fondan karşılanıyor. Çok iyi hatırlıyorum geçtiğimiz senelerde meydana gelen tren kazalarında hayatını kaybedenlerin ailelerine tazminat bu fondan ödenmişti.

İKİ SİGORTA BİRDEN

Şimdi ise durum biraz farklı. TCDD son yıllarda aynı zamanda özel sigorta da yaptırıyor. Bunun için de ihaleye çıkıyor. İşte, dün meydana gelen kaza da sigorta kapsamında. Sordum, soruşturdum. Öğrendiklerimi sizlerle de paylaşayım. TCDD, Yüksek hızlı tren ve konvansiyonel tren yolcularını, mali sorumluluk ve yolcu ferdi kaza sigortası ile sigortalatıyor. Bu çerçevede de kaza sonucu ölenlerin yakınlarına vefat tazminatı, sakat kalanlara sakatlık tazminatı ve sağlık giderleri sigortadan karşılanıyor. Öğrendiğime göre; TCDD, trenle yolculuk edenleri mali sorumluluk sigortası ile sigortalatıyor, hızlı tren ile seyahat edenleri ise hem mali sorumluluk hem de ferdi kaza sigortası ile sigortalatıyor. Yani, hızlı tren ile seyahat eden yolcuların iki sigortası birden bulunuyor.

LİMİTİ 20 MİLYON TL

Hatta buna TCDD’ın bünyesinde kurduğu Dahili Sigorta Fonu’nu da katarsanız –ki, sigortanın limitlerinin yetmediği durumlarda devreye Dahili Sigorta Fonu giriyor- tren ile yolculuk edenlerin üç koldan sigorta koruması bulunuyor diyebiliriz. Demiryolu işletmeciliği yönetmeliğine baktım, sigortanın limitleri ise olay başına 20 milyon TL. Yine öğrendiğime göre de ferdi kaza sigortasının kişi başına limiti de 62 bin 500 lira.

Bu kapsamda, dünkü kazada da ölenlerin yakınlarına vefat tazminatı, sakat kalanlara da sakatlık tazminatı sigortadan ödenecek. Ayrıca sigorta, kaza nedeniyle meydana gelen tüm sağlık giderlerini de karşılayacak. Sigorta şirketi ise, Mapfre Sigorta. Peki, bundan sonra süreç nasıl işleyecek? Öncelikle Mapfre Sigorta, ferdi kaza sigorta kapsamında ve sigortanın limiti içinde vefat tazminatı, sakatlık tazminatı ve sağlık masraflarını ödeyecek. Sonrasında ise devreye sorumluluk sigortası girecek.

Yazının devamı...

Her açıdan asgari ücret pazarlıkları

12 Aralık 2018

Yaklaşık 7 milyon çalışanı, aileleri ile birlikte 14 milyon kişiyi yakından ilgilendiren 2019 yılı asgari ücret için görüşmeler başladı. 5’i işçi, işveren ve devlet temsilcisi olmak üzere toplam 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, pazarlık yapacak ve ay sonunda, gelecek yılki asgari ücret rakamını belirleyecek. Asgari ücret sadece 7 milyon çalışanın aylık maaşını ilgilendirmiyor. İşsizlik maaşından genel sağlık sigortası primlerine, askerlik ve doğum borçlanmasından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından uygulanacak para cezalarına, bireysel emekliliğe girecek çalışanların maaşlarından kesilecek aylık tutara kadar sosyal güvenliğe konu birçok ücret, asgari ücrete göre belirleniyor ve bu tutarlar da artıyor.

Bugün için uygulanan asgari ücret, brüt 2.029,50 lira, net de 1.603,12 lira. 2017’de ise brüt 1.777,50 lira, net 1.404,06 liraydı ve 2018’in başında asgari ücrete yüzde 14,47 zam yapıldı. Bu yılın Ocak ayından itibaren, bekar ve çocuksuz bir çalışan, aylık 1.603,12 lira, günlük de 53,43 lira ücret alıyor. Brüt 2.029,50 liranın 284,13 lirası işçinin payına düşen sigorta primi, 20,30 lirası işçinin payına düşen işsizlik sigortası primi. Vergilerle birlikte çalışandan yapılan kesintilerin toplamı 578,59 lirayı buluyor. Bu, işin çalışan tarafı; işveren tarafına gelince, bir işçinin, işverene maliyeti 2.384,66 lira. Bunun 314,57 lirası işverenin ödediği sosyal güvenlik primi, 40,59 lirası da işverenin ödediği işsizlik sigortası fonu kesintisi.

İŞÇİ, İŞVEREN NE İSTİYOR?

Gelelim, 2019’da asgari ücretin ne kadar olacağına. İşçi ve işveren taraflarının talepleri farklı. İşçi kesimi, kriter olarak mevcut enflasyonu baz alıyor, hatta mevcut enflasyonu da yüzde 25 olarak değerlendiriyor ve günün şartlarına uygun, enflasyon ve ücret kayıplarını telafi edecek ücretin 2 bin lira olacağını ortaya koyup, bunun üzerine de enflasyon zammı eklenmesini istiyor. Özetle, işçi kesimi, 2 bin liranın üzerinde bir asgari ücret ve enflasyon farkı istiyor ki, bu da 2 bin 500 lira demektir. Bugün uygulanan ücretle mukayese edersek işçi kesiminin talebi asgari ücrette yüzde 55’in üzerinden zam anlamına geliyor.

ÇALIŞANIN ELİNE NE GEÇECEK?

İşverenin talebi ise daha farklı. İşveren kesimi öncelikle mevcut enflasyonun değil 2019 yılında hedeflenen enflasyon üzerinden zam yapılmasını istiyor ki, Yeni Ekonomi Programı’na göre 2019 yılı enflasyon hedefi yüzde 15,9. İşveren kesimi, yüzde 2 olan işsizlik sigortası işveren payının 2019 yılı için alınmamasını, SGK işveren desteğinin yüzde 5’ten yüzde 6’ya çıkartılmasını da istiyor. İşverenlerin bir talebi daha var; o da, 2016 ve 2017 yıllarında 12 ay süreyle uygulanan ve 2018 yılında Ocak-Eylül olmak üzere 9 ay uygulanan asgari ücret desteğinin 2019 yılında devam etmesi. İşveren tarafının talepleri dikkat alındığında da asgari ücrete 322,6 liralık zam yapılarak, net 1.858 liraya çıkması anlamına geliyor.

Yazının devamı...

Trafik sigortasına zam yok!

10 Aralık 2018

TRAFİK sigortasına 2019’da zam yok. Hazine ve Maliye Bakanlığı, sigorta şirketlerine bir yazı yollayarak, 2019’un ocak ayında, trafik sigortası fiyatlarında, fazladan bir artışa gidilmeyeceğini duyurdu. Bakanlık, aynı duyuruda, 2019’da trafik sigortasının teminat limitlerinde değişiklik olmayacağını da açıkladı. Böylece gelecek senenin başında trafik sigortasına zam bekleyen, özellikle de enflasyon ayarlaması talep eden sigortacıların umutları suya düşerken; ilk defa trafik sigortasının teminat limitlerinde de artışa gidilmemiş oldu.

FİYATI DEVLET BELİRLİYOR

Konunun detayına geçmeden önce hafızalarımızı tazeleyelim. 2017’nin nisan ayında yasal düzenleme yapılarak; devlet, zorunlu trafik sigortasının fiyatına müdahale etti ve azami fiyat (tavan fiyat) uygulamasına geçildi. Düzenleme kapsamında da il il, hem araç gruplarına hem de sürücülerin hasar geçmişine göre sigorta primlerini, Hazine ve Maliye Bakanlığı belirlemeye başladı. Müdahale ile birlikte o tarihte trafik sigortası fiyatları, yüzde 30’lar seviyesinde ucuzladı, hatta bazı araç gruplarında indirim oranı yüzde 40’lara kadar çıktı. Bir buçuk yıldan fazladır da tavan fiyat uygulaması devam ediyor ve devlet, trafik sigortasının fiyatlarını belirleyip, sigorta şirketlerine, ‘bu fiyatın üzerine satamazsın ama altına satabilirsin’ diyor.

2018’DE ENFLASYON ZAMMI

Hafıza tazelemeye devam edelim. 2017’nin nisan ayında serbest piyasadan çıkılıp, tavan fiyat uygulamasına geçilmesi ile sigortacıların, trafik sigortasından zarar etme ihtimaline karşı sigorta şirketlerine, azami primleri her ay yüzde 1 artırma hakkı da tanındı. Dört ay sonra, yani 2017’nin ağustos ayında; Hazine, aylık yüzde 1’lik zam oranını, yüzde 1.5’a çıkardı. Böylece sigortacılara, trafik fiyatlarını her ay yüzde 1.5 artırma hakkı verildi. Ancak bir taraftan aylık yüzde 1.5’luk artışlar yeterli gelmeyip, zam oranı da enflasyonun altında kalıp, sigorta şirketlerinin trafik sigortasındaki zararı artınca; Hazine, 2018’in ocak ayında enflasyon ayarlamasına giderek, bir kereye mahsus olmak üzere fiyata yüzde 5 daha zam yaptı. Aynı zamanda Hazine, azami prim tutarlarına uygulanan aylık yüzde 1.5 oranındaki artışları da 2018 yılında devam ettirdi.

BEKLENTİ FARKLIYDI

Sene sonu yaklaştıkça, bir süredir sigortacıların gözü kulağı Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan gelecek duyurudaydı. Beklenti; bu yılın başında olduğu gibi 2019’un ocak ayında da enflasyon ayarlamasına gidilip, yüzde 1.5’luk artışların dışında fazladan zam yapılması yönündeydi. Ama beklenen olmadı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2019 yılına ait azami primleri belirledi ve bunu da sigortacılara duyurdu.

Yazının devamı...

Bankacılığa yeni düzenleme mi geliyor?

7 Aralık 2018

Hem Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı, ekonominin yol haritasını oluşturan Yeni Ekonomi Programı’ndan hem de 2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programından. Her iki programda da katılım bankacılığına detaylı yer veriliyor.

Önce, 2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında, katılım bankacılığı ile ilgili tespitleri kısaca paylaşayım, ardından asıl konuya geçeyim. Bankacılık sektörü içinde ikisi kamu, üçü özel sermayeli olmak üzere toplam 5 katılım bankasının faaliyet gösterdiğine değinilen programda; bu yılın ilk yarısı itibariyle katılım bankalarının aktif büyüklüğünün yüzde 30 artarak, 185.9 milyar TL’ye ulaştığına değiniliyor. Programda, katılım bankacılığının aktiflerinin toplam bankacılık sektörü içindeki payının da yüzde 4.8’den yüzde 5.1’e çıktığı kaydediliyor. Katılım bankalarının kredilerinin Haziran 2018 itibariyle 111.1 milyar TL olarak gerçekleştiğine ve kredilerin yıllık artış oranının da yüzde 32 olduğuna dikkat çekilen programda; katılım bankalarının dönem net karının geçen yılın haziran ayı itibariyle 769.1 milyon TL iken, bu yılın aynı döneminde 1.2 milyar TL’ye çıktığı da belirtiliyor.

FAİZSİZ BANKACILIK YAPACAKLAR

Bunlar, faizsiz bankacılığa yönelik Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programındaki tespitler. Gelelim 2019’da uygulanacak politikalara ve alınacak tedbirlere. Yapılacaklar dört maddede sıralanıyor:

- Türk katılım bankacılığının küresel finans pazarından daha fazla pay alması sağlanacak.

- Kalkınma ve yatırım bankalarının faizsiz finansman yöntemlerini kullanmalarına yönelik yasal altyapı oluşturulacak.

- Katılım bankacılığının yaygınlaştırılması amacıyla yeni iş modeli ve pencere sistemi uygulamasına yönelik düzenlemeler yapılacak.

- Faizsiz finans alanında yayımlanan uluslararası standartlar mevzuatımıza kazandırılacak.

Yazının devamı...

Hem emekliye hem işsize müjde

5 Aralık 2018

İŞSİZLİK ödeneğinden yararlanma koşulları değişiyor, emekli maaşında alt sınır 1000 lira oluyor. Meclis’e sunulan 71 maddelik torba kanun teklifi sosyal güvenlik alanında önemli düzenlemeler içeriyor. Özellikle bunlardan iki tanesi dikkat çekici. Biri, işsizlik maaşı ile ilgili. Tasarı ile işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarında kolaylık sağlanıyor. Son 120 günlük prim ödeyerek sürekli çalışma şartı, hizmet akdine tabi olma şeklinde yumuşatılarak, 120 gün boyunca hizmet akdine tabi olmasına karşın devamsızlık halinden kaynaklı ödememe durumu ortadan kaldırılıyor. Peki, bu ne getirecek? Öncelikle şunu belirteyim, tasarı yasalaştıktan sonra 15 bin kişi daha işsizlik maaşından yararlanabilecek.

İŞSİZLİK MAAŞINA DÜZENLEME

İşsizlik maaşından yararlanmanın belli koşulları var. Birincisi, çalışanın, kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalması gerekiyor. İkincisi, iş sözleşmesinin iptalinden önceki 120 gün içinde prim ödenerek, sürekli çalışılmış olması gerekiyor. Üçüncüsü, çalışanın, son 3 yıl içinde en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemiş olması gerekiyor. Bu şartları yerine getirenler, iş sözleşmesinin iptalinden sonra 30 gün içinde İŞKUR’a başvurarak, işsizlik maaşı alabiliyor.

Bugünkü uygulamada 120 gün içinde prim ödenerek, sürekli çalışılmış olma şartı nedeniyle bazı çalışanlar işsizlik maaşından yararlanamıyor. İşte, yeni düzenleme ile 120 günlük süre şartı esnetiliyor. Tasarı yasalaştıktan sonra çalışanın, sürekli çalışma şartı yerine, iş sözleşmesinin devam edip etmediğine bakılacak. Böylece, Sosyal Güvenlik Kurumu’na eksik gün bildirenler de işsizlik maaşından yararlanabilecek.

EMEKLİ MAAŞI 1000 LİRA

Gelelim, tasarıdaki ikinci düzenlemeye. Artık, 1000 liranın altında emekli maaşı olmayacak. Bu düzenlemeden de 150 bine yakın emekli yararlanacak. Konuyu biraz açayım. 2015’te yapılan düzenleme ile emeklilere 100 liralık zam yapılarak, Bağ-Kur tarım emeklileri hariç, 1000 liranın altında emekli maaşı alan kalmamıştı. Bugüne gelindiğinde ise hem Bağ-Kur tarım emeklileri hem de hak sahipleri arasında hissesi oranında bin liranın altında maaş alan emekliler bulunuyor. Yeni düzenleme ile 600 lira ile 900 lira arasında emekli maaşı alanlara 100 lira ile 400 lira arasında zam yapılarak, maaşları bin liraya tamamlanacak. Böylece artık 1000 liranın altında emekli maaşı alan kalmayacak.

TASARIDA BAŞKA NELER VAR?

Yazının devamı...

Milli ‘reasürans’ şirketi kuruluyor

3 Aralık 2018

YERLİ ve milli reasürans şirketi kuruluyor. Şirketin sermayesi Hazine ve Maliye Bakanlığına ait olacak. Amaç ise sigorta pazarında yaşanan teminat sorunlarına kalıcı çözüm getirmek. Konunun detayına geçmeden önce hafıza tazeleyelim. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, ilk olarak ağustos ayında yaptığı açıklamada, yeni bir milli reasürans modeli uygulanacağını gündeme getirdi. Ardından Yeni Ekonomi Programı’nda yer aldı ve adının da Türkiye Reasürans Havuzu olacağı duyuruldu. Sonrasında ise kasım ayında açıklanan 2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Programı’na girdi.

ÜÇ AY İÇİNDE KURULACAK

Üç aydır gündemde olan reasürans havuzunun kurulması, geçen hafta, Ak Parti’nin Meclis’e sunduğu 71 maddelik torba kanun teklifiyle kesinleşti. Buna göre, tasarı kanunlaştıktan sonra, üç ay içinde Türk Reasürans Anonim Şirketi kurulacak. Tasarıda, sigortacılıkta özellik arz eden risklere karşı teminat sunulamaması ve ürün çeşitliliği konusunda piyasanın yeterli derinliğe ulaşamamasının en önemli sebeplerinden biri olarak reasürans imkanlarına erişimin sınırlı olması gösterildi. Uluslararası piyasalarda yaşanan daralmalar nedeniyle bazı sektörlerin sigorta teminatı bulamadığına değinilen tasarıda, gerekçe olarak şunlar ortaya kondu: “Piyasa başarısızlığı olarak tanımlayabileceğimiz bu sorunlar, kamunun müdahaleleri ve kamu tarafından kurulan kurum veya yapılarla aşılmaya çalışmıştır. Dünya uygulamalarına bakıldığında kamu otoritelerinin sigortacılık sektörü tarafından teminat sağlanamayan risklerin sigortalanması veya piyasa ihtiyaçları doğrultusunda yeni ürün geliştirme çalışmalarında bulunmak üzere sigortacılık sektörüne destek sağladığı görülmektedir. Devlete ait kurumlar tarafından direk sigorta teminatı sunulmakta veya özel reasürans anlaşmaları vasıtasıyla yaşanan teminat sorunları çözülmektedir.”

NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU?

Bu kapsamda, yurtiçi reasürans kapasiteni artırmak ve teminat verilemeyen veya teminat verilmesinde güçlükler bulunan çeşitli riskler sonucu meydana gelebilecek maddi ve bedeni zararların karşılanabilmesi için; sermayesi Hazine ve Maliye Bakanlığına ait Türk Reasürans Anonim Şirketi kurulacak. Şirketin ana sözleşmesi tasarı yasalaştıktan üç ay içinde yapılacak ve yürürlüğe girecek.

Peki, bu ne anlama geliyor? İşin aslı, bazı sektörlerin sigorta teminatı bulamaması yıllardır gündemde olan bir konu. Özellikle tekstil, boya, kimya, mobilya alanında faaliyet gösteren şirketler, ya sigorta yaptıramamaktan ya da fahiş primlerle sigorta yaptırdıklarından şikayet ederler. Geçmişte bu şikayetler, Rekabet Kurumu’na kadar iletildi; Kurum, bu konuda inceleme başlattı, ancak sonuç alınamadı. Rekabet Kurumu, rekabete aykırı bir durum tespit edilemediği yönünde rapor hazırladı. Hatta Hazine, riskli işyerlerine teminat verecek, Riskli Sigortalılar Havuzu adı altında ayrı bir sigorta havuzu da oluşturdu, ama sonuç alınamadı. Anlaşılan o ki, Hazine ve Maliye Bakanlığı, hem soruna köklü çözüm getirmek hem de reel sektörü rahatlatmak amacıyla yerli ve milli şirket kurmaya karar verdi. Kurulacak Türk Reasürans Anonim Şirketi ile özellikle riskli sektörlerde faaliyet gösteren şirketler sigortaya kolay ve ucuz yolla ulaşabilecek. Tasarından anlaşılacağı üzere Türk Reasürans Anonim Şirketi, sadece işyerleri için değil, bedeni zararlar için de sigorta teminatı verecek. 

REASÜRANS NEDİR?

Yazının devamı...

İşte, ‘Kaç para yatırırsam, ne kadar birikimim olur?’ sorusunun cevabı

30 Kasım 2018

Sondan başlayayım, yani aylık ne kadar tasarruf edilmesi gerektiğinden. Genel kanı, aylık maaşın, yüzde 5 ila 10’u arasında bir rakamın tasarruf için ayrılması yönündedir. Aylık maaşınız 2 bin liraysa, 100 lira ile 200 lira arasında bir tutar, tasarruf için BES’e aktarılabilir. Bu rakam, asgari ücretli çalışan biri için yüksek olabilir. Onun için de tüm çalışanların BES’e dahil olmasını öngören otomatik katılım uygulamasında maaşlardan kesinti oranı prime esas kazancın (brüt asgari ücret) yüzde 3’üdür ki, bu da aylık 60,1 liradır. Şunu da belirteyim, yaş arttıkça, tasarruf için ayrılan tutarın da ciddi oranda artırılması gerekir. Yani, 25 yaşında bir kişinin aylık tasarruf için ayıracağı tutar ile 35 ya da 40 yaşındaki bir kişinin ayıracağı tutar aynı olamaz.

AYLIK TASARRUF MİKTARI

Gelelim; bireysel emeklilik sisteminde, aylık yapacağınız tasarruflarla, kaç yılın sonunda, ne kadar birikim elde edeceğiniz sorusunun cevabına. Yaş durumuna, sisteme aylık ödenecek katkı payına göre, elde edilecek birikim tutarı hakkında birkaç örnek vereceğim. Altını çizeyim; vereceğim örnekler muhtemel birikim analizidir ve Emeklilik Gözetim Merkezi’nin analizleridir. Yıllık enflasyon tutarına ve aylık ödenen katkı paylarının her yıl artırılması halinde değişkenlik gösterecektir. Daha açık bir anlatımla, bu örnekleri, özet bir bilgi vermesi için paylaşıyorum.

Örnek 1: 30 yaşındaysanız, aylık 150 lira ödeyerek, bugün sisteme katıldığınızı ve 56 yaşında emekli olana kadar da aylık ödediğiniz katkı paylarını hiç artırmadığınızı, yani 26 yıl boyunca her ay 150 lira yatırdığınızı varsayalım. Yıllık yüzde 1 fon işletim gideri kesintisi ve yıllık yüzde 1 reel getiri (enflasyondan arındırılmış getiri) ile 56 yaşında emekliliğe hak kazandığınızda, 69 bin 699 lira muhtemel birikime ulaşırsınız. Emekliliğe hak kazandığınızda yüzde 25’lik devlet katkısının birikim tutarına etkisi de 13 bin 921 lira olacaktır.

Örnek 2: 35 yaşındaysanız, aylık 250 lira ödeyerek bugün sisteme katıldığınızı ve 56 yaşında emekli olana kadar da aylık ödediğiniz katkı paylarını hiç artırmadığınızı, yani 21 yıl boyunca her ay 250 lira yatırdığınızı varsayalım. Yıllık yüzde 1 fon işletim gideri kesintisi ve yıllık yüzde 1 reel getiri ile 56 yaşında emekliliğe hak kazandığınızda 92 bin 234 lira muhtemel birikime ulaşırsınız. Emekliliğe hak kazandığınızda yüzde 25’lik devlet katkısının birikim tutarına etkisi 18 bin 422 lira olacaktır.

Örnek 3: 40 yaşındaysanız, aylık 500 lira ödeyerek bugün sisteme katıldığınızı ve 56 yaşında emekli olana kadar da aylık ödediğiniz katkı paylarını hiç artırmadığınızı, yani 16 yıl boyunca her ay 500 lira yatırdığınızı varsayalım. Yıllık yüzde 1 fon işletim gideri kesintisi ve yıllık yüzde 1 reel getiri ile 56 yaşında emekliliğe hak kazandığınızda 138 bin 930 lira birikime ulaşırsınız. Emekliliğe hak kazandığınızda yüzde 25’lik devlet katkısının birikiminize etkisi 27 bin 749 lira olacaktır.

Örnek 4:  45 yaşındaysanız, aylık 700 lira ödeyerek bugün sisteme katıldığınızı ve 56 yaşında emekli olana kadar da aylık ödediğiniz katkı paylarını hiç artırmadığınızı, yani 11 yıl boyunca her ay 700 lira yatırdığınızı varsayalım. Yıllık yüzde 1 fon işletim gideri kesintisi ve yıllık yüzde 1 reel getiri ile 56 yaşında emekliliğe hak kazandığınızda 133 bin 842 lira muhtemel birikime ulaşırsınız. Emekliliğe hak kazandığınızda devlet katkısının birikiminize etkisi 26 bin 733 lira olacaktır.

Örnek 5

Yazının devamı...