"Noyan Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Noyan Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Noyan Doğan

Kredi Garanti Fonu’nu bir de benden dinleyin

27 Nisan 2017

Anlatayım; öyle bol bol rakam verip, kafa karıştırmadan, işin özünü anlatayım. Önce kısa bir bilgi. KGF, kredi veren bir kurum değil, bankaların verdiği kredilere kefil olan bir kurum. Hani yıllardır, işletmelerin, ‘yeterli teminatımız yok, bankadan kredi alamıyoruz’ diye şikayet ettiği sorunu çözen bir model. Daha açık bir anlatımla, KGF; krediye ulaşmakta zorlanan KOBİ’lerin vereceği teminat ve kefaleti belli oranda karşılayan, bu sayede de teminat sorunu çeken şirketlerin finansmana erişimine imkan tanıyan bir sistem. Peki, sağlanan kefalet oranı nedir? KGF, işletmelere yüzde 80 oranında kefil olabiliyor. Yani, KOBİ’yseniz ve bankadan 500 bin liralık kredi kullanacaksanız, 400 bin lirasına kefil oluyor. Bir de Hazine kaynaklı verilen kefalet var ki, ihracatçı KOBİ’ler için oran yüzde 100’e kadar çıkıyor. KGF kefaletinden yararlanmak için de yapılacak tek şey, bankaya başvurmak. Yeri gelmişken şunu da belirteyim, bankalar, KGF kefaleti ile kredi kullandırmada tamamen bağımsızlar. Yani, ‘kefalet sisteminden yararlanmak istedim ama banka kredi vermedi’ diye şikayet etmenin pek de anlamı yok, çünkü banka ister verir, ister vermez.

ELEŞTİRİLER NE KADAR HAKLI?

Tamam, bankalar, KGF de olsa tüm KOBİ’lere kredi vermiyor. Tamam, kredi kullanırken kesinti oranları kimilerine yüksek geliyor ki, bu konuya gelecek yazımda detaylı değineceğim. Tamam, bankalar, devlet garantisi ile kredi veriyor, ödenmezse bu paralar Hazine’nin kasasından çıkacak. Tamam, KGF kredileri ile sorunlu kredi oranı önümüzdeki dönemde yükselecek.

Tüm bu eleştirilere katılıyorum; kiminde haklılık payı var, kiminde bana göre yok. Ama konuya bir de şöyle bakın. Son bir senedir ekonomide ciddi bir daralma var. Düne kadar KOBİ’ler bankalara olan borçlarını ödeyemiyor; ipotek, teminat mektubu bulamıyor; bankalar da kredi vermekten kaçıyor hatta verdiği kredileri bile geri çağırmaya çalışıyordu. Hal böyle olunca da ekonomi daha da daralmaya başlamıştı.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ÖNEMLİ

Önce KGF sistemi devreye sokuldu ardından Hazine desteği sağlandı ve daha önce bankaların kapısından dönen KOBİ’ler, kredi kullanmaya başladı, Hazine desteğini arkasına alan bankalar da kredi musluklarını açtı. Sonuç; işletmeler finansmana ulaştı, bankalar bilançolarını bozmadan kredi verdi ve piyasa rahatladı, ekonomiye can suyu oldu. Hadi, bir-iki rakam da vereyim. Son 15 ayda yani, ekonominin tıkandığı dönemde, 152 binin üzerinde işletme KGF imkanından yararlanmış ve KGF de yaklaşık 113 milyar liralık kefil olmuş. Demek ki, bankalar KGF de olsa kredi vermiyor değilmiş. 152 bin KOBİ kredi almış.

Neymiş efendim, işletmeler bu kredileri ya sermaye olsun diye ya da önceki borçlarını ödemekte kullanmış, hatta çalışanın maaşlarını ödeyen bile varmış. Tamam da arkadaş, sen sonuca bak. Bu işletmeler, bu model sayesinde rahat bir nefes almış mı, işini çevirebilmiş mi; sen ona bak. Zaten KGF’nin harekete geçirilmesinin, Hazine’nin destek vermesinin nedeni de bu değil mi; piyasayı rahatlatıp, ekonomiyi bir ölçüde canlandırmak.

Önemli olan konu bence başka. KGF doğru bir model ve bunun sürdürülebilir olması lazım. Evet, belki referandum nedeniyle piyasayı rahatlatmak için bu model harekete geçirildi ama görüldü ki, reel sektör hem kolay hem de ucuz finansmana ulaşıyor, bankalar da sorunsuz KOBİ’lere destek olabiliyor. Diyeceğim o ki, sorunlu kredi oranlarını artırmadan, devletin kasasına yeni bir yük getirmeden KGF modelini tüm finans kurumlarına yayıp; bundan sonra üreten, istihdam yaratan işletmeler için uygulamamız lazım.   

Yazının devamı...

Memurlar caymadı

26 Nisan 2017

16 Nisan’da ilk maaşlardan yapılan kesinti ile birlikte tüm memurlar sisteme girdi. 45 yaş altı 1 milyon 378 bin memur, otomatik BES’e katılırken, sadece yüzde 3.5’i cayma hakkını kullanarak çıktı. 

45 yaş altı tüm çalışanların Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) girmesine imkan tanıyan otomatik katılım, 1 Ocak’ta başladı. Uygulama 12 milyona yakın kişiyi kapsadığından, tüm çalışanların da aynı anda sisteme girmesi zor olacağından, kademeli geçiş uygulandı ve ilk olarak 1 Ocak’ta, 1.000 ve üzeri çalışanı olan işletmelerden başlandı. Bu kapsamda özel sektörde çalışan 1.8 milyon kişi, otomatik BES’e giriş yaptı, ancak bunun 1.1 milyonu ayrılırken, 700 bine yakın kişi de sistemde kalıp, tasarrufu tercih etti.

Otomatik katılımda; üniversitelerden yargıya, silahlı kuvvetlerden merkezi yönetime kadar tüm kamu çalışanlarını kapsayan ikinci etap ise 1 Nisan’da başladı. Sisteme 45 yaş altı kaç memurun gireceği, kaçının sistemde kalacağı merak konusuydu. Memurlar her ayın 15’inde maaşlarını aldıklarından otomatik BES’e giriş de 16 Nisan’da başladı ve tüm memurlar sisteme giriş yaptı.


Yazının devamı...

Tekne sahiplerine kötü haber

24 Nisan 2017

ZORUNLU olmasına rağmen bugüne kadar sorumluluk sigortası yaptırmayan turist taşıyan tekne sahiplerine Ulaştırma Bakanlığı’ndan kötü haber geldi; gelecek yıldan itibaren sigortasız denize açılamayacaklar.

Nasıl ki, karayolu araçlarında trafik sigortası zorunluysa, 12 ve üzeri yolcu taşıyan deniz araçları da hem başka teknelere verecekleri maddi zararlara hem de yolcuların olası bir kazada vefat, sakatlık gibi uğrayacakları bedeni zararlara karşı su araçları sorumluluk sigortasını yaptırma zorunluluğu bulunuyor. Ancak İstanbul, İzmir gibi şehirlerde tüm yolcu taşıyan deniz araçları bu sigortayı yaptırmasına karşın özellikle Ege ve Akdeniz’de turist taşıyan gezi tekneleri zorunlu olmasına karşın bu sigortayı yaptırmıyor. Ulaştırma Bakanlığı ise yıllardır çözülemeyen soruna el atarak, sigortasız gezi teknelerinin gelecek yıldan itibaren sigortasız yolcu taşıması yapamayacaklarını açıkladı.

YÜZDE 95’İ SİGORTASIZ

19 Nisan’da, Marmaris Netsel Marina’da düzenlenen ‘Türk Denizciliğine Bakış’ toplantısında sigorta konusu da tartışıldı. Toplantıda konuşan Türk P&I Genel Müdürü Ufuk Teker, 12’nin üzerinde yolcu taşıyan tüm teknelerin kanunen su araçları sorumluluk sigortasını yaptırması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

“Turist taşıyan teknelerde sigorta kullanımı yaygın değil. Sadece Yunan adalarına turist taşıyan ya da uluslararası sefer yapan deniz araçları ile hatlı yolcu taşımacılığı yapanlar sigorta yaptırıyor. Sigortalı deniz aracı sayısının yüzde 5’in altında olduğu öngörülüyor. Hem deniz aracı sahipleri hem yolcular herhangi bir kaza riskine karşı korumasız. Sigorta teminatı yolcu başına 400 bin dolar civarında. Bu sorumluluğu tek başına tekne sahiplerinin üstlenmesi mümkün değil, ancak sigorta bu tazminatlar ödenebilir.”

LİMANDAN ÇIKIŞLARINA İZİN VERMEYECEĞİZ

Yazının devamı...

Kıdem tazminatına fonlu çözüm

19 Nisan 2017

REFERANDUM bitti, önümüzdeki dönem, çalışma hayatı ile ilgili çok önemli düzenlemeler yapılacak. Bunların başında da neredeyse 40 yıldır gündemde olan ama bir türlü çözülemeyen kıdem tazminatı sorunu geliyor. Hükümet, sorunun çözümünde kararlı ve önümüzdeki günlerde kıdem tazminatında fonlu sisteme geçilmesine imkân tanıyan yeni modeli gündeme getirecek. Çalışmalar tamamlandı ve kıdem tazminatı fonunun detayları da belli olmaya başladı. Peki, hem işvereni hem de çalışanı yakından ilgilendiren fonlu sistem nasıl olacak? Madde madde anlatayım.

HER ÇALIŞANA BİR HESAP

- İşsizlik fonu gibi kıdem tazminatı fonu kurulacak. Her çalışanın bir fon hesabı olacak.

Yeni işe girenler zorunlu olarak fonlu sisteme dahil olacak. Ancak mevcut çalışanlar ya da emekliliğine az zaman kalanlar isterlerse fona girmeyecek. Ayrıca çalışanın geriye dönük haklarının korunması için de işçi ile işverenin anlaşması halinde kıdemler fona aktarılabilecek.

- İşveren, çalışanı için ödeyeceği kıdem tazminatı tutarını yine çalışanın fon hesabına yatıracak. İşverene aktarım için belirli süre tanınacak.

- Çalışanın her bir yıl için hak kazanacağı 30 günlük kıdem korunacak. Ancak işverenin bundan doğan prim yükünü hafifletmek için devlet, kıdem tazminatı fonuna katkıda bulunacak. Böylece kıdem konusunda işveren de rahatlatılmış olacak. Devlet katkısının miktarı ise henüz netlik kazanmadı.

- Yeni sistemde çalışanlar kıdeminin yatıp yatmadığını ve ne kadar birikimi olduğunu takip edebilecek.

- Çalışan bir günde çalışsa, üç günde çalışsa bu süre içinde hak ettiği tazminat miktarı fona yatırılacak.

Yazının devamı...

Tavan fiyatla YÜZDE 27 indirim

17 Nisan 2017

TRAFİK sigortasında tavan fiyat uygulaması 12 Nisan’da başladı. Yorumlara bakıyorum, tüketiciler memnun. Bir süredir sürekli olarak devleti fiyatlara müdahale etmeye çağıran bazı sivil toplum kuruluşları da mutlu. Memnun olmayan kesim ise malumunuz, sigortacılar. Bir de bazı tüketiciler var ki,  memnun ama aynı zamanda da tedirgin. Tedirgin, çünkü tavan fiyat uygulaması yılsonuna kadar geçerli olacağından, gelecek senenin başından itibaren yüksek fiyatlarla karşılaşmaktan korkuyor. Önce gelin, tavan fiyat ile ilgili, çok da fazla rakamlarla kafanızı karıştırmadan bir analiz yapalım. Tabloda detaylarını göreceksiniz; 2016’nın sonunda Türkiye genelinde, tüm araç grupları (otomobil, taksi, minibüs, otobüs gibi) dahil edildiğinde, ortalama trafik sigortasının fiyatı, 832 liraymış. Otomobillerde ise ortalama fiyat, 702 liraymış. 12 Nisan’da başlayan tavan fiyat uygulaması ile ortalama fiyat 651 liraya, otomobillerde ise 577 liraya düşürüldü. Demek ki, tavan fiyat ile trafik sigortasında, ortalama yüzde 27’nin üzerinde bir indirim sağlandı. Şunu da belirteyim, yeni düzenleme ile her araç grubundaki indirimler farklı oldu. Mesela otomobillerde ortalama fiyat yüzde 21.5 düşerken, taksilerde indirim tutarı yüzde 59’u buldu.

1.7 MİLYAR TL’LİK KAYIP

Peki, yeni düzenleme sigortacıları nasıl etkileyecek? Sigortacılar bir analiz yapmış. Buna göre, tavan fiyat uygulaması sigorta pazarında bu yıl 1.7 milyar liralık prim kaybı yaratacak ve 2.2 milyar liralık da zarara neden olacak. İnanırsınız inanmazsınız, itibar edersiniz etmezsiniz; yaptıkları analizinin sonucu bu. Ben konuya başka bir açıdan yaklaşacağım. Hatırlayacaksınız, Devlet Bakanı ve Başkan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 17 Şubat’ta, trafik sigortası ile ilgili bir açıklama yapmış ve şunları söylemişti: “Trafik primlerinin düşmediği algısı yanlış bir algıdır. Son bir yılda, ortalama yüzde 9 civarında enflasyon var. Primlerin artmamış olması, reel olarak düşmesi anlamına gelir. İkinci olarak primlerde de düşüş var, yüzde 10 civarı. Dolayısıyla toplamda yüzde 20 civarında primlerde düşüş var.” bBuradan yola çıkarak, sanırım şu tespiti yapabiliriz. Sigortacılar; enflasyondaki yüzde 9’luk artışı ve geçen sene dövizdeki hareketlilik nedeniyle artan hasar maliyetlerini –ki, bu da yüzde 15’lik bir maliyet demektir- fiyatlarına yansıtmadılar. Daha açık bir anlatımla, şirketler, trafikteki primlerini bu yılın başında yüzde 24 artırmaları gerekiyordu, artırmadılar. Ne mi demek istiyorum? Basit bir hesapla, maliyetten kaynaklı fiyatlar yüzde 20’ler seviyesinde artması gerekirken artmadığı gibi, tavan fiyat ile de ortalama yüzde 27 indirim yapıldı. Yani, sigortacıların yüzde 47 kaybı söz konusu ve bu kayıp, yılsonuna kadar da sürecek. Bu da şu anlama geliyor, sigortacıların trafik sigortasında ciddi zarar edeceği kesin gibi gözüküyor.

TÜKETİCİYİ NASIL ETKİLER?

Gelelim, bu durumun tüketiciye etkisine? Rakamları ortaya koydum. Fiyatta yüzde 27 düşüş var ve sigortacılar, bu düşüşün sene sonunda 1.6 milyar liralık prim kaybına neden olacağını, sonuçta da 2.2 milyar zarar getireceğini söylüyor. Tablo ortada; 2018’in başında fiyatların artıp, artmayacağını ya da ne kadar artacağı konusunu sizin yorumunuza bırakıyorum. Eminim bazı kesimler diyecektir ki, ‘ne olacak canım, devlet, tavan fiyat uygulamasına 2018 yılında da devam eder, olur biter’. Bu konuda yorum yapmak için biraz erken ama şunu söyleyebilirim. Uygulama devam ederse, tavan fiyat olmaktan çıkar, geçmişte olduğu gibi tarife sistemine döner, yani trafikte fiyatı artık devletin belirlediği bir sistem olur. O zaman ne olur? ‘Serbest piyasa kuralları ile örtüşmez’ falan gibi söylemleri geçiyorum; bu fiyatlarla ciddi zarar ortaya çıkarsa, o zaman da sigorta pazarında tüm dengeler değişir. Bekleyip, göreceğiz.

TAVAN FİYATTA RESMİ ARAÇLARA AYRICALIK

12 Nisan’da başlayan tavan fiyat uygulaması, geçmişe yönelik poliçeleri kapsamıyor. 12 Nisan öncesinde yüksek fiyattan trafik sigortası yaptıranlar hem prim iadesi alamayacakları gibi poliçelerini iptal ettirip, yeni fiyattan da sigorta yaptıramayacak. Daha açık bir anlatımla 12 Nisan öncesinde sigorta yaptıranlar tavan fiyattan yararlanamayacak, uygulama bu tarihten sonra sigorta yaptıranları kapsayacak. Ancak Hazine, geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaparak, bu uygulamadan kamu kurumlarını muaf tuttu. Açıklamada, “Kamu kurumları zorunlu trafik sigortası sözleşmelerini sonlandırabilir. Bu durumda, kazanılmamış gün primi iade edilir” dendi. Peki, bu ne anlama geliyor. 12 Nisan’dan önce sigorta yaptırmış olan kamuya ait araçlar; poliçelerini iptal ettirip, ödedikleri primi, prim/gün hesabı esasına göre geri alabilecek ve yeni açıklanan tavan fiyatlar üzerinden poliçe yaptırabilecek. Son verilere göre kamuya ait resmi araç sayısı 223 bine yakın. Bu da şu anlama geliyor ki, 223 bin resmi araç tavan fiyat uygulamasından yararlanabilecek.

Yazının devamı...

Otomatik BES’e kim neden karşı?

14 Nisan 2017

- Zorunlu BES’e, ‘hayır’.

- Otomatik dedikleri sistem aslında bireysel emeklilik soygunudur.

- Önümüzde bir yol var, zorunlu BES’ten çıkmak ve işçilerin toplu çıkışını örgütlemek.

- Sermayenin parası işçiden alınacak, sermayeyi BES’lemeyin.

- Çalışanların kendi arzusu dışında ücretlerinden kesinti yapılması hukuksuzluktur.

Bunlar, BES’e otomatik katılım başladığından bu yana yürütülen kampanya sloganlarından sadece birkaçı. Bu zaman için de hem, her gün bu sloganlardan çokça alıyorum hem de sistemi desteklediğim için kimi kesimlerce eleştiriliyorum. Şu sıralar, 2,5 milyonu memur, 1,7 milyonu da özel sektör olmak üzere 4,2 milyon çalışan daha otomatik katılıma dahil olacak ya; sisteme karşı yürütülen kampanyanın dozu yine arttı. Açıkça söyleyeyim, bugüne kadar bu eleştirilerin hiçbirine cevap verme ihtiyacı hissetmedim; yazılarımda, sadece sistemi anlattım.

Ama bu sefer cevap vereceğim. Hadi, açık açık konuşalım. Sisteme karşı çıkanlar neye karşı? Ben size söyleyeyim. Bir kısım, içeriğine bile bakmadan hükümet, bir uygulama yaptı diye karşı. Bir kısım uygulamanın ne olduğunu anlamadığından, kulaktan dolma bilgilerle karşı çıkıyor. Bir kısım da, ‘bak o karşı, vardır bir bildiği’ deyip, karşı çıkıyor. Ne diyorlar?

BES’TEN ÇIKIŞI ÖRGÜTLEYELİM!

Yazının devamı...

En düşük prim 421 lira o da Kilis’te

12 Nisan 2017

TRAFİK sigortasında tavan fiyat uygulaması bugün başladı ve Hazine, hem araç gruplarına, hem sürücülerin hasar geçmişlerine hem de illere göre sigortacıların alacağı en yüksek fiyatları açıkladı. Yeni düzenleme ile tüm araç gruplarında ortalama trafik fiyatları yüzde 25 düşerken; İstanbul, Ankara, İzmir gibi araç sayısı ve buna bağlı hasar oranının yüksek olduğu illerde indirim yüzde 40’ları buldu. Her ne kadar tavan fiyat sigortacıların alabileceği en yüksek fiyat  anlamına gelse de açıklanan fiyatları sigortacılar düşük bulduğu için, bugünden itibaren, trafik sigortası yaptıracaklar yandaki tablodaki fiyatlar üzerinden prim ödeyecek.

Buna göre, otomobillerde 2 bin 137 lira ile en yüksek primi İstanbullu sürücüler öderken, en düşük prim de 421 lira ile Kilisliler ödeyecek. Tavan fiyat uygulaması ticari araçları da kapsayacak. Bu alanda da en yüksek primi 13 bin 267 lira ile İstanbul’a kayıtlı otobüsler ödeyecek. Geçmişte sigorta poliçesi yaptırmış olanlar ise tavan fiyat uygulamasından yararlanamayacak, geçmişe yönelik prim iadesi olmayacağı gibi yeni düzenleme ile poliçe iptaline de izin verilmeyecek. Tavan fiyat uygulaması 2017’nin sonuna kadar sürecek ve her ay tablodaki primler yüzde 1 aratacak.

 TABLOYU NASIL OKUYACAKSINIZ?

Tabloda; illere, araç gruplarına ve sürücülerin hasar geçmişine göre 12 Nisan’dan itibaren ödenecek primler yer alıyor. 1. basamakta, hasar frekansı en yüksek olan sürücülere uygulanacak primleri bulacaksınız. 4. basamak ise trafik sigortasına giriş fiyatı ve trafiğe ilk kez çıkacak araçları da kapsıyor. 7. basamak ise bugüne kadar hiç hasarı olmayan sürücülere uygulanacak fiyatlar.

İLLERE VE ARAÇ GRUPLARINA GÖRE ÖDENECEK TRAFİK PRİMİ (TL)

Yazının devamı...

Sigortada parasını unutanlar ne yapacak?

10 Nisan 2017

Peki, kim bunlar ve bu, nasıl bir unutkanlık? Öncelikle şunu belirteyim, 42 milyonun yüzde 80’i hayat sigorta şirketlerinde unutulan paralardan kaynaklanıyor. Bunun da birkaç nedeni var. Birincisi, malum hayat sigortaları, 10 yıl ve daha uzun süreli sigortalar olduğundan kişiler poliçe yaptırdıklarını ya hatırlamıyor ya da sigortalı vefat ettiyse varisleri sigortadan haberdar olmuyor. Bir başka neden de sigorta şirketleri vatandaşa ulaşamıyor.

100 BİN LİRA UNUTAN VAR

Hayat sigortalarının dışında, sayıları az da olsa otomobil, konut sigortalarında hasar dosyası açtırıp, gerek hukuksal gerekse de başka sebeplerden sürecin uzaması nedeniyle hasarını almayı unutanlar da var. Eminim, ‘unutulan paralar küçük meblağlardır, uğraşmaya değemez’ diyeceksiniz. Maalesef öyle değil. Hayat sigortasında 20 bin lira unutan da var, 50 bin lira unutan da; hatta 15 yıl önce birikimli hayat sigortası yaptırıp, birikimi 100 bin liraya kadar ulaşıp, bu parayı unutan da var.

DOLANDIRICILARA DİKKAT!

İş bu kadarla da bitmiyor. Şirketler, her yılın ocak ayında, paralarını unutan sigortalıların listesini açıklıyor; 15 Haziran’a kadar da paralarını almaları için mektup ve telefonla bilgilendiriyor. Elbette sigortacıların ulaştıkları kişiler de yok değil. Bu sefer de dolandırıcılık sorunu gündeme geliyor. Çünkü her yılın Ocak ile Haziran arası dolandırıcıların da harekete geçtiği dönemler. Dolandırıcılar, ‘sigorta şirketinden arıyoruz, paranızı unutmuşsunuz’ diyerek, on binlerce kişiyi arıyor. Yıllardır da dolandırıcılardan ağzı yanan vatandaş, sigorta şirketinden arandığına inanmıyor, sigortacılar da vatandaşı ikna edemiyor. Öyle ki, kimileri, ‘beni dolandırıyorsunuz’ deyip, ya telefonu kapatıyor ya da sigorta şirketinden gelen mesajlara dönmüyor; kimileri de, dolandırıcı sanıp, sigorta şirketini polise şikayet ediyor.

SON GÜN, 15 HAZİRAN

Gelelim, sigorta şirketinden unutulan paraların akıbetine. 15 Haziran’a kadar süre var. Bu sürede sigorta şirketinden paranızı aldınız aldınız; bu tarihten sonra nasıl ki, bankalarda unutulan paralar Tasarruf Mevduat Sigorta Fonuna (TMSF) devrediliyorsa, sigortada unutulan parlar da Güvence Hesabı’na devrediliyor.

Son olarak şunu da belirteyim. Her sigorta şirketi, kendi internet sitesinden, ‘hak sahiplerince aranmayan paralar’ bölümünden, parasını unutan sigortalıların listesini yayımlıyor. Kimlik numaranızı yazarak, o şirkette unuttuğunuz para var mı, yok mu öğrenebilirsiniz. Aynı zamanda Güvence Hesabı’nın internet sitesinden de benzer şekilde arama yapabilirsiniz.  

Yazının devamı...