"Noyan Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Noyan Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Noyan Doğan

Hangi emekli ne kadar ek ikramiye alacak

22 Mart 2017

OKUYUCULAR, 30 yıldan fazla çalışan memurlara ödenecek ikramiye farklarının akıbetini soruyor. Soruyu cevaplandıracağım, hatta müjdeli haberi de vereceğim, ama önce kısa bir özet geçeyim.

30 yıldan fazla hizmeti olan memur emeklilerinin en büyük sorunu, fazladan çalıştıkları yılların ikramiyelerini alamamalarıydı. İster 35 yıl, isterse de 40 yıl çalışsınlar; 30 yıl üzerinde ikramiye alabiliyorlardı. Neden? Çünkü kanunda, ‘emekli ikramiyesinin hesabında 30 hizmet yılından fazla süreler dikkate alınmaz’ yazıyordu da ondan. Bu haksız durum, 2015 yılına kadar sürdü. O yıl, Anayasa Mahkemesi, kanunda yazan maddeyi iptal etti ve 2015’ten sona emekli olanlar çalıştıkları süre üzerinden ikramiyeye hak kazandı. Bu sefer de 2015 öncesi emekli olanlar haksızlığa uğradı ve kimileri Sosyal Güvenlik Kurumu’na ikramiye talebi için başvurdu, ancak eli boş döndü; kimileri de mahkemelerin yolunu tuttu. Hükümet, geçmişte emekli olanların hak kayıplarının telafisi için 27 Ocak’ta yürürlüğe giren Torba Yasa’da düzenleme yaptı ve 30 yıldan fazla hizmeti olan memur emeklilerine çalıştıkları her fazla yıl için ek ikramiye ödenmesine karar verdi.

BAŞVURU SIRASINA GÖRE

Yaklaşık bir buçuk aydır 450 bine yakın memur emeklisi, dört gözle ek ikramiyelerinin ödenmesini bekliyor. Mart ayı itibariyle de ödemeler başladı. 30 yılın üzerinde kamuda çalışıp da emekli olan 450 bin memur emeklisine 2.5 milyar lira ek ikramiye ödemesi yapılacak. Mart ayı sonuna kadar da 90 bin emekliye, yaklaşık 700 milyon TL ödenecek. Ödemeler bundan sonra da başvuru sırasına göre devam edecek.

Bu çerçevede, memur emeklileri, 30 yılı aşan ikramiyeye konu her tam hizmet yılı için ek ikramiye ödemesinden yararlanacak. İkramiye tutarı, emeklilerin, görevlerinden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık unsurları üzerinden ve aylıklarının başlangıç tarihindeki katsayıları esas alınarak hesaplanıp, ödenecek. Bu haktan sadece emeklilerin kendisi değil dul ve yetimleri ya da kanuni varisleri de yararlanabilecek.

KİMLER, HAKTAN NASIL YARARLANACAK?

- Ek ikramiye hakkından yararlanmak için memur emeklilerinin kendisi ya da hak sahipleri 27 Ocak tarihinden itibaren başvuru yapabilecek.

- Başvurular, 1 yıl boyunca sürecek, 27 Ocak 2018 tarihinde son bulacak ve bu tarihten sonra hiçbir ödeme yapılmayacak.

- 27 Ocak 2017 tarihinden önce emeklilik ikramiyesi için dava açmayıp, sadece SGK’ya başvuru yapanların tekrardan başvuru yapmasına gerek yok, daha önceki başvuruları geçerli sayılacak ve ödemeleri yapılacak. Mart ayında bu ödemeler yapılmaya başlandı.

- Ek ikramiye için geçmişte dava açmış ve davaları süren hak sahipleri SGK’ya ayrı bir başvuru yapmayacak, 27 Nisan tarihine kadar bu kişilere ikramiyeleri ödenecek. 

- Dava açan ve davaları sonuçlanmayan emeklilere ya da hak sahiplerine, dava öncesi yapılan başvuru tarihinden itibaren kanuni faiz işlenerek, ikramiye ödenecek. 

- Ek ikramiye için başvuru yapacak olanlara 7.500 liraya kadar olan kısmı başvuru tarihinden itibaren 3 ay içinde ödenecek. Örneğin, 22 Mart’a başvurdunuz, 22 Haziran’a kadar ikramiyenizi alabileceksiniz.

- Yapılan hesaplamalar sonucu ikramiye tutarı 7.500 liranın üzerinde ise aşan tutar gelecek yılın aynı döneminde yasal faizi ile birlikte ödenecek. Örneğin, ikramiye tutarınız 10 bin lira çıktı, bunun 7.500 lirasını da Mart 22’sinde aldınız, geri kalan 2.500 lira, 2018’in 22 Mart’ında ödenecek.

- Başvurular, SGK, Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne yapılacak.

30 YIL ÜZERİ ÇALIŞAN EMEKLİLERİN EK GÖSTERGELER İTİBARİYLE HER BİR YIL İÇİN ALACAKLARI İKRAMİYE (TL)

* Ödenecek ek ikramiye tutarı her bir tam yıl için 50 liradan, toplamda da 100 liranın altında olmayacak.

Yazının devamı...

Trafik sigortasına tavan fiyat

20 Mart 2017

BAŞBAKAN Yardımcısı Mehmet Şimşek, trafik sigortasında nisan ayından itibaren tavan fiyat uygulamasına geçileceğini açıkladı. Önce, Mehmet Şimşek’in dün yaptığı açıklamayı paylaşayım, sonra tavan fiyatın nasıl uygulanacağını anlatayım. Şimşek, Hazine Müsteşarlığı’nca, sigorta sektörü lehine atılan bütün iyi niyetli adımlara rağmen, zorunlu trafik sigortası primlerinin makul fiyatlara düşmemesi nedeniyle, tavan fiyat uygulanması kararı aldıklarını söyledi. Hazine’nin, sektörü rahatlatmak ve yapısal sorunları çözmek amacıyla önemli kanuni düzenlemeler yaptığını, yasal düzenlemelerin ardından primlerin bir miktar düştüğünü, ancak yeterli iyileşmenin sağlanamadığını belirten Şimşek, bütün iyi niyetli adımlara ve yaptıkları çağrılara rağmen serbest piyasa şartlarında zorunlu trafik sigortası primlerinin makul fiyatlara düşmediğini kaydetti.

YÜZDE 30 İNDİRİM

Şimşek, “Yaptığımız incelemeler sonucunda, sigorta şirketlerinin riski yüksek sigortalıları portföylerine katmak istemediklerini, bu nedenle de yüksek riskli olarak görülen sigortalılardan yüksek primler talep edilerek sigorta yapmaktan kaçındıklarını tespit ettik. Bu durumun sigorta fiyatlandırmasına duyulan güveni zedelediğini düşünüyoruz. Bu nedenle vatandaşın mağduriyetinin önlenmesi amacıyla primlerde tavan fiyat uygulanmasına karar verdik” dedi. Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tavan fiyat uygulaması ile mevcut uygulanmakta olan prim tutarlarına göre indirim, en riskli gruptaki otomobillerde yaklaşık yüzde 28, en düşük riskli araç gruplarında ise yüzde 26 olacak. Trafiğe yeni çıkacak otomobillerde ise mevcut primlere göre ortalama indirim yüzde 40’ı bulacak. Bu şekilde otomobillerde zorunlu trafik sigorta primlerinde ortalama yüzde 30’luk indirim sağlanmış olacak. Tarife değişikliği önümüzdeki ay hayata geçecek.”

TİCARİ ARAÇLARDA FARKLI

Şimşek’in açıklamalarından anlaşılacağı üzere, 1 Nisan’dan itibaren, trafik sigortasında tavan fiyat uygulaması başlayacak. Hatırlayacaksınız, trafik sigortasında fiyat tartışmasının yoğun yaşandığı 2015 yılında, ticari araçların primlerine sınırlama getirilerek, tavan fiyat uygulaması başlatılmıştı. Buna göre sigorta şirketleri, 2015 Kasım ayından beri; kamyonlardan 6 bin, kamyonetlerden 2 bin, minibüslerden 3 bin 300, otobüslerden 17 bin 700 ve taksilerden 5 bin 400 liranın üzerinde fiyat uygulayamıyorlar. Şimdi tavan fiyat, hususi araçlarda da başlıyor. Ancak uygulama, ticari araçlardakinden farklı olacak. Şöyle ki, ticari araçlarda tavan fiyat uygulaması, sigorta şirketlerinin alabileceği en yüksek primi belirlemek için getirildi, hasarlı-hasarsız sürücü ayrımına gidilmedi. Sigorta şirketleri de çok hasar yapan ticari araç sürücülerine yüksek fiyat uygulayamayınca, hasarsız sürücülerin primlerini artırmak zorunda kaldı ve ticari araçlarda hasarlı-hasarsız sürücü ayrımı kalktı.

TAVAN FİYAT NASIL UYGULANACAK?

Şimdi ise Hazine, benzer sorunun yaşanmaması için hususi araçlarda sürücülerin hasar durumuna göre tavan fiyat uygulamasına geçecek. Bu ne anlama geliyor? Bilindiği üzere trafik sigortasında fiyatlar ‘hasarsızlık kademesi’ adı verilen sisteme göre belirleniyor. Hasarsızlık kademesi olarak da 7 kademe var. 4. kademe, trafik sigortasına giriş kademesi. İlk kez sigorta yaptıracaklar trafik sigortası sistemine 4. kademeden giriyor. Hasarsız geçen her yıl bir kademe artıyor ve 7. kademeye kadar çıkılıyor. Aynı şekilde hasar yapıldığı her yıl için de kademe düşerek, 1. kademeye kadar iniliyor. Sigortacılar açısından 1. kademe, sürekli hasar yapanların olduğu yani, en yüksek prim ödeyen grup. İşte 1 Nisan’da başlayacak tavan fiyat uygulamasında Hazine, her bir kademedeki sürücünün ödeyeceği en yüksek fiyatı belirleyecek. Henüz fiyatlar belirlenmedi ama örneğin, Hazine; sigorta şirketlerine, ‘3. kademedeki sürücüden 400 liradan fazla prim alamazsın’ diyecek.

*Bugün ödenen primler hasarsızlık basamaklarına göre sürücülerin ödediği ortalama fiyatlardır. Tavan fiyat uygulaması sonrası uygulanacak primler ise tahmini rakamlardır.

 1 NİSAN’DAN İTİBAREN FAZLA PRİM İADE EDİLECEK

YENİ uygulama ile sürücülerin en çok merak edeceği konu ise, 1 Nisan’a kadar yüksek fiyattan trafik sigortası yaptıranların, primleri iade edilecek mi? Evet, edilecek. Yeni uygulama başladığında hasarsızlık kademesine göre belirlenen tavan fiyat üzerinde primler iade edilecek. Örneğin, 800 liraya poliçe satın alan ve hiç hasarı olmayan bir sürücü, yeni uygulama başladıktan sonra hasarsız sürücüler için belirlenen tavan fiyat 600 liraysa, aradaki fark sigorta şirketi tarafından sürücüye iade edilecek. Tabi bu iade; sigortanın yaptırılma tarihine ve bitim süresine göre, prim-gün sayısına göre hesaplanıp, iade edilecek.  

ORTALAMA FİYAT 438 LİRA OLACAK

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 1 Nisan’da başlayacak tavan fiyat uygulaması ile otomobillerde zorunlu trafik sigortası primlerinde ortalama yüzde 30’luk indirim sağlanacağını açıkladı. Bugün için otomobillerde ortalama prim 627 lira. Tavan fiyat uygulamasında bu fiyat 438 liraya düşecek. En büyük indirim ise çok hasarlı sürücülerde olacak. Örneğin, hasar frekansı yüksek olup da bugün trafik sigortasında 4 bin lira prim ödeyen sürücüleri yeni uygulama ile fiyatı 2.880 liraya kadar inecek.

ÇOK HASAR YAPANA YÜKSEK İNDİRİM

PEKİ, başlayacak yeni uygulama fiyatları nasıl etkileyecek? Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla, en riskli gruptaki otomobillerde –ki, sigortacılar için 1. kademe anlamına geliyor- primler yüzde 28 düşecek demektir. Aynı şekilde en düşük riskli araç gruplarında –ki, bu da 7. kademe yani hiç hasar yapmayan sürücü demektir- fiyatlar yüzde 26 düşecek.

Yeri gelmişken şunu da belirteyim; öğrendiğime göre, tavan fiyat uygulaması kalıcı olmayacak, belirli bir süre için uygulanacak. Bu sürenin de 2017’nin sonu olacağı tahmin ediliyor. Yani, yıl sonuna kadar hususi araçlarda tavan fiyat uygulanacak, 2018’in başından itibaren eski sisteme dönülecek, bugün olduğu gibi şirketler primleri serbestçe belirleyecek.

Yazının devamı...

Varlık Fonu Avrupa’nın turizm devine yatırım yapsa ne olur?

16 Mart 2017

Neymiş, varlık fonu kuran ülkeler tasarruf fazlası olan ülkelermiş, bizim ise tasarruf açığımız varmış. Doğru. Varlık fonu olan ülkelerin çoğu enerji ihracatçısıymış, biz ise ithalatçıymışız. Bu da doğru. Ödemeler dengesi fazla veren, döviz rezervine sahip ülkeler varlık fonuna sahip olabilirmiş; bizim ise cari açığımız varmış ve döviz rezervimiz kendi kendine ancak yetermiş. Bu da tamam. Teoride hepsi doğru ama tasarruf açığımız var diye, enerji ihracatçısıyız diye, yeterli döviz rezervine sahip değiliz diye varlık fonu kurmayacak mıyız?

160 MİLYAR DOLARI KÜÇÜMSEMEYİN

Konunun artık, ‘niye kurduk, ne gereği vardı’ tarafını geçelim, Varlık Fonu ne yapacak, asıl ona bakalım. Nitekim Türkiye Varlık Fonu (TVF), kurduğu internet sitesinde ne yapacağını, hangi amaçla kurulduğunu anlattı; haberlere de konu oldu. Kamu varlıklarında değer artışı sağlamaktan ekonomideki büyümeye katkıda bulunmaya, sermaye piyasalarına derinlik kazandırmaktan büyük ölçekli yatırımlara iştirak etmeye kadar; Fon’a birçok misyon yüklenmiş ya da kendi üstlenmiş. Bunlar hedeftir, gerçekleştirilir gerçekleştirilmez, bunu zaman gösterir; ama TVF’nin amaçları arasında, Türkiye’ye daha fazla yatırımcı ilgisi çekme konusu var ki, bence asıl önemli olan da bu.

Neden mi? Basit şekliyle anlatayım. Mesela Katar’ın en büyük varlık fonu Brezilya’da, Ukrayna’da tarım arazileri satın alıyor. Norveç’in varlık fonu, otomotivden bilişime, gıdadan enerjiye kadar dünyanın en büyük 10 şirketinden hisse satın alıp, yatırım yapıyor. Tamam, bu fonların varlıkları 300-500 hatta 800 milyar dolar gibi çok büyük rakamlar. Elbette Türkiye Varlık Fonu ile mukayese edilmez ama dev şirketlerin devri ile birlikte TVF’nin de aktif büyüklüğü 160 milyar dolara ulaştı.

BİZİM FONUMUZUN NEYİ EKSİK!

Peki, bizim temel sorunumuz ne? Türkiye algısını güçlendirmek, yatırım yapılabilir ülke konumuna gelmek ve yabancı yatırımcıları çekmek. Ne mi, demek istiyorum? Mesela, Türkiye Varlık Fonu, gidip; Google’dan, Microsoft’tan, dünyanın büyük petrol devlerinin bir-ikisinden, yine dünyanın gıda devi bir-iki şirketten hisse satın alıp, ortak olsa, fena mı olur diyorum? Bir anda Türkiye algısı ve yabancı sermayenin bakışı değişmez mi? Ya da TVF, Avrupa’nın en büyük turizm şirketine yatırım yapsa, Türkiye’nin turizmdeki algısının ne olacağını varın siz düşünü.

Hatta bir adım daha öteye gideyim. Eminim kimi okuyucular, ‘amma da abarttın artık’ diyecektir ama neden olmasın... Dünyaca ünlü alışveriş sitesi Amazon’un kurucusu, üç yıl önce Amerika’nın en önemli gazetelerinden Washington Post’u, 250 milyon dolara satın aldı. Bizim Varlık Fonu’muz da dünyanın sayılı gazetelerinden birine yatırım yapsa, yabancı yatırımcının algısı değişmez mi? Bak o zaman, Fitch’in not değerlendirmesi kimsenin umurunda olmaz. İşte bu yüzden TVF’nin amaçları arasındaki ‘Türkiye’ye daha fazla yatırımcı ilgisi çekme’ konusu bana göre; içerideki yatırımları desteklemesinden, sermaye piyasalarına derinlik kazandırmasından çok daha önemli.

 

Yazının devamı...

Mahkemesiz çözüm!

15 Mart 2017

MAHKEMELERİ her yıl 450 bine yakın davadan kurtaracak, çalışanların da 2 yıl beklemeden bir ay içinde haklarını alabileceği düzenleme referandum sonrası Meclis’e geliyor. Konunun detayına geçmeden önce bir-iki çarpıcı rakam vereyim. Sadece geçen yıl, işçi-işveren uyuşmazlıklarından dolayı mahkemelerde 650 binden fazla dava dosyası açıldı. Bir önceki sene ise bu sayı 450 binler civarındaydı. Uyuşmazlıklarda başı, kıdem tazminatı çekerken; fazla mesai, haksız yere işten çıkarma, yıllık izin gibi konular da diğer dava konuları oldu. Bir bilgiyi daha paylaşayım. İşçi-işveren anlaşmazlıkları nedeniyle açılan davalar da en az 1,5 yıl sürüyor, temyiz falan derken bu süre, 2 yıla kadar çıkıyor. Demek ki, neymiş? İşçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar her sene artıyor ve açılan davalar da en az iki yıl sürüyor. Hal böyle olunca da işçi tarafı mağdur duruma düşüyor.

ARABULUCU ZORUNLU

Gelelim, sorunun çözümüne. Yeni hazırlanan İş Kanunu Tasarısı ile işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklara hem çabuk hem de kolay çözüm getiriliyor. Böylece mahkemeler her yıl 450 bin dava yükünden kurtulacak; daha da önemlisi yeni düzenleme ile çalışanlar en geç bir ay içinde hakkını alabilecek. Tasarıya göre, uyuşmazlık halinde mahkemeden önce arabuluculuk sistemine başvurulacak. Aslında uyuşmazlıklarda arabuluculuk, 2016’nın Haziran ayında yapılan düzenleme ile uygulamaya girdi ama taraflar, uyuşmazlığı arabulucuya taşımada serbest bırakıldı. Yeni İş Kanunu Tasarısı ise zorunlu kılıyor.

Şöyle ki; çalışansanız ve işveren, kıdem tazminatı ödemiyor ya da eksik ödüyorsa, hemen mahkemeye başvurup, dava yoluna gidemeyeceksiniz; önce arabulucuya müracaat edeceksiniz. Yani, yasa çıktığında işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda arabulucuya gitmek zorunlu olacak. Şimdi soracaksınız, ‘tüm uyuşmazlıklar için mi?’ diye. Bugün en çok davaya konu olan; ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı, hafta tatili, yıllık izin süresi ve ücretleri gibi alacak davaları için arabuluculuk sistemi zorunlu hale gelecek.

3 HAFTADA ÇÖZÜLECEK

Aynı zamanda işe iade davaları için de mahkemelerden önce arabulucuya gidilecek. Arabulucu ise kendisine yapılan başvuruyu üç hafta içinde çözmek zorunda. Şunu da belirtmekte fayda var; işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlığı arabulucu da çözemiyorsa; arabulucu bu durumu tutanak altına alacak ve taraflar isterlerse hukuk yoluna başvuracak. Yani, arabuluculuk sistemi, tarafların dava yolunu kapatmıyor. Halen uygulanmak olan ancak zorunlu olmayan arabuluculuk sistemi hakkında da kısa bilgi vereyim. Toplam arabulucu sayısı 11 bin 368 ve 59 arabuluculuk bürosu bulunuyor. Bugüne kadar arabuluculuk sistemine toplam 9 bine yakın başvuru olmuş ve bunların yüzde 87’si işçi-işveren uyuşmazlıklarından kaynaklı. Arabuluculuk uygulamalarının toplam parasal değeri ise 732,4 milyar liraya yaklaştı. Yeni İş Kanunu yasalaştığında hem arabulucu hem de arabuluculuk bürosu sayısı da artırılacak. İş Kanunu tasarısının ise referandum sonrası Meclis’in gündemine gelmesi bekleniyor.

ARABULUCULUK SİSTEMİ NASIL ÇALIŞACAK?

- İşçi ile işveren arasında ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı, hafta tatili, yıllık izin süresi ve ücretleri gibi konularda çıkacak uyuşmazlıklarda zorunlu olarak önce arabulucuya gidilecek.

- Başvuru, arabuluculuk bürosuna; yoksa sulh hukuk mahkemesinin yazı işleri müdürlüğüne yapılacak.

- Arabulucu, taraflarla görüşerek uyuşmazlığın nedenlerini raporlayacak.

-Arabulucu uyuşmazlığı en fazla bir ay içinde sonuçlandırmak zorunda. 

SGK’YA DA HEMEN DAVA AÇILAMAYACAK

Yeni İş Kanunu tasarısına göre gerek sosyal sigortalar gerekse genel sağlık sigortası nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) açılacak davalarda da önce SGK’ya başvurma zorunluluğu geliyor. Bugün sigorta primi ödemeleri, sosyal güvenlik destek primi, emekli aylığının eksik hesaplanması gibi birçok nedenden dolayı gerek çalışanlar gerek emekliler gerekse hak sahipleri SGK, aleyhine dava açıyor. Bu davaların sonuçlanma süresi de en az 2 yılı buluyor. Yeni tasarı, SGK ile yaşanacak uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce Kurum’a müracaat edilmesini zorunlu kılıyor. 60 gün içinde SGK, başvuruya cevap vermezse, taraflar o zaman hukuk yoluna gidip, SGK’ya dava açabilecek.

SORU-CEVAP KÖŞESİ

 

- 2016 Aralık’ta gelir testi yaptırdım. SGK’ya gittim, ocaktan itibaren toplam borcunuz 300 TL dediler. Ben bunu ödemeyip, 1 Nisan 2017 tarihini beklersem, benim bu 300 TL olan faiz ve borçlarım, silinip ocaktan itibaren 53 TL’den mi hesaplanacak? A.Harun Özden

 

Gelir testi yaptırdıktan sonra ödeyeceğiniz prim belirleniyor, sizin de prim toplamınız belli olmuş. Ocak, şubat ve mart ayına ait genel sağlık sigortası primlerinizi ödeyeceksiniz, 1 Nisan’dan itibaren, yani yasa yürürlüğe girdikten sonra aylık 53 lira ödeyeceksiniz.

 

- Kızım üniversite 3’üncü sınıfta okuyor. Ben, babamdan SSK yetim maaşı alıyorum. Kızım genel sağlık sigortası primi ödüyordu. Ara ödemeleri aksattık. Şimdi torba yasasıyla silinecek deniyor. Benim sorum bundan sonra prim ödemeye devam edecek mi? Melahat Tönge

 

Geçen sene genel sağlık sigortasında yapılan düzenleme ile liseyi bitirdikten sonra 20 yaşına, üniversiteden sonra da 25 yaşına kadar gençlerin primlerini devlet karşılıyor. Aynı şekilde gençlerin geçmişten gelen borçları varsa bu borçlar da silindi. Bu çerçevede kızınız üniversitede okuduğundan primini devlet karşılıyor.

 

-2010 yılında sigortasız eleman çalıştırmaktan dolayı teftiş sonucu kesilen ve yapılandırdığım cezalarda af kapsamına giriyor mu acaba? Çalışan sayısı 5’in altında idi. Vedat Şenol

 

Uygulamaya giren Torba Kanun ile mahkeme kararıyla ya da yapılan denetimlerde sigortasız veya sahte sigortalı çalıştırdığı tespit edilen işveren, ilk bir ay prim teşvikinden yararlanamayacak. Ancak işveren, 3 yıl içinde sigortasız işçi çalıştırmaya devam ederse, her bir tespit için 1 yıl süreyle teşvikten faydalanamayacak. Bu kapsamda siz de aftan yararlanacaksınız.

 

Yazının devamı...

Çalışanların % 54’ü BES’ten caydı

13 Mart 2017

BİREYSEL Emeklilik Sistemi’ne (BES) otomatik katılımda cayma oranı yüzde 54’e çıktı. 45 yaş altı tüm çalışanların BES’e girmesine imkan tanıyan otomatik katılım uygulaması 1 Ocak’ta, 1.000 ve üzeri çalışanı olan işletmelerden başladı. Şubat ortasında da bu işletmelerde, 45 yaş altı çalışanların hepsi işverenleri tarafından otomatik BES’e dahil edildi. Sonuç; 1 milyon 811 bin çalışan girdi ve 1 Mart itibariyle de bu kişilerin yüzde 54’ü, yani 974 bin 862’si, cayma hakkını kullanarak, sistemden çıktı. Şu bir gerçek ki, yüzde 54’lük çıkış oranı, çok ciddi bir rakam. Neden sistemden çıkılıyor, kalınması için neler yapılması lazım; bunlar ayrı tartışma konusu ve önümüzdeki yazılarımda değinirim. Şimdi, otomatik katılıma hem girenler hem de çıkanlarla ilgili bazı bilgileri sizlerle paylaşayım. 

YÜKSEK MAAŞLILAR ÇIKIYOR
Öncelikle sisteme girenlerin kimler olduğu hakkında bilgi vereyim. 1000 ve üzeri çalışanı olan işletmelerde sisteme girenlerin yüzde 70’inin maaşlarından BES için aylık 55 lira ile 200 lira arasında kesinti yapılmış. Kesinti oranının brüt ücret üzerinden yüzde 3 olduğu hesaba katıldığında, demek ki, girenlerin yüzde 70’i, 2 bin lira ile 6500 lira arasında brüt maaş alıyor.

Girenlerin yüzde 9’u ise, yani 162 bini, asgari ücretle çalışanlar. Otomatik BES’e dahil olanların yaşlarına bakıldığında ise yüzde 48’i, 25-34 yaş arasındaki kişilerden oluşuyor. 35-44 yaş arası kişilerin sayısı ise 616 bin 874 ki, bu da girenlerin yüzde 34’ünü oluşturuyor. Gelelim, sistemden kimlerin çıktığına ki, işte asıl ilginç tablo burası. Hani dedik ya, 974 bin 862’si, cayma hakkını kullanarak, ayrılmış diye; bunların 299 bine yakınının mevcutta BES’i bulunuyor. Bu da şu anlama geliyor, cayanların yüzde 31’i önceden bireysel emekliliğe girmiş ve tasarruf ediyor ki, çıkış nedenleri de zaten bu. Ama şu da var, 676 bine yakın kişi de hiçbir şekilde tasarruf etmediği halde sistemden ayrılmış.

836 BİN KİŞİ TASARRUFA BAŞLADI

Cayanların büyük bir çoğunluğu, maaşlarından BES için aylık 200 lira ve üzeri kesinti yapılan kişiler. Yüksek maaş alanlar çıkmışlar ki, bu kesimde cayma oranı yüzde 72’lerde. Asgari ücretle çalışanların ise sadece yüzde 45’i cayma hakkını kullanarak, sistemden ayrılmış. İlginçlik bu kadarla da bitmiyor. Otomatik BES başlamadan önce özellikle 25 yaş altı genç kişilerin sistemden daha çok çıkacağı tahmin ediliyordu. Öyle olmadı. 25-44 yaş arası olanların yüzde 60’a yakını ayrılmış, 25 yaş altı olanların çoğunluğu da çıkmamış. Şunu da belirtmekte fayda var.

Otomatik BES’e girenlerin yarısı çıkmış ve çıkış oranı çok yüksek ama bugün geldiğimiz noktada 836 bini de sistemde kalmış ve tasarruf etmeye başlamış. Hem de bu 836 binin 160 bini, daha önceden BES’i olan ve tasarruf eden kişiler. Ne mi demek istiyorum? Otomatik katılım sayesinde 1.8 milyon kişi bireysel emeklilik sistemi ile tanıştı ve bunların yüzde 46’sı da bu sayede tasarrufa başladı. Ve mevcut BES’teki 6.7 milyon kişinin üzerine otomatik katılımdaki 836 bin kişiyi de eklediğimizde; 7.5 milyonun üzerinde kişi, bugün tasarruf ediyor demektir. Bence konuya biraz da bu açıdan bakmalı ve nisan ayında 250 ve üzeri çalışanı olan işletmeler ile birlikte 4 milyona yakın kişinin sisteme dahil edileceği göz önüne alındığında, bu kişileri sistemde tutmak için şimdiden bazı düzenlemelere odaklanmalı.


Hangi fonlar seçildi, BES’i olanlar ne yaptı?
-Otomatik BES’ten çıkan 974.862 kişinin 298.937’si mevcuttu bireysel emeklilik sisteminin üyesi.

-Çıkan 974.862 kişiden, 675.925’i hiçbir tasarruf olmayan kişiler.

-Çıkmayıp da sistemde kalan 836 bin kişiden, 160.170’i daha önce BES yaptırmış olan kişiler.

-Kalanların 675.830’i otomatik katılım ile ilk kez tasarrufa başladı.-Otomatik katılıma giren 1 milyon 811 bin kişiden 814 bini faizli fonları tercih etmiş. 

-Girenlerden 869 bini faizsiz fonların tercih etmiş.

-Girenlerin yüzde 10’a yakını hiçbir fon tercihinde bulunmamış.

-Faizli fonları tercih eden 811 bin kişiden 397 bini sistemden çıkmış.

-Faizsiz fonları tercih eden 869 bin kişiden 512 bini cayma hakkını kullanmış.

-Fon tercihinde bulunmayan 181 bin kişiden 91 bini ayrılmış.

Yazının devamı...

Kaçak işçi çalıştırana af

1 Mart 2017

GEÇEN hafta Meclis’te kabul edilerek, yasalaşan Torba Kanun, kurumlara vergi indirimi, yabancılara konut alımında sağlanan avantajlar, genel sağlık sigortası priminin 53 liraya düşürülmesi gibi konularla gündeme geldi ama yasa ile önemli bir düzenleme daha yapıldı. Sigortasız ya da kaçak işçi çalıştıran işverene af getirildi. Hem de öyle bir af ki, çok sayıda çalışanı olan işyerlerine milyonlarca liralık destek sağlanıyor.

Konunun detayına geçmeden önce kısa bir bilgi vereyim. Malum, çalışanlarını sigortalı gösterip, primlerini zamanında ödeyen ve sahte sigortalı (eşini, çocuğunu, akrabasını sigortalı gösteren) çalıştırmayan işverenler, bazı teşvik ve desteklerden yararlanıyor. Bunların başında da yüzde 5 prim desteği geliyor. İşveren hissesinin 5 puanlık kısmı, Hazine tarafından ödeniyor. Amaç, hem sigortasız işçi çalıştırmanın önüne geçmek hem de kurallara uyan işverenleri desteklemek.

CEZASI AĞIRDI

Bugüne kadar da sigortasız işçi çalıştırmanın ya da sahte sigortalı göstermenin cezası da büyüktü. Birincisi, idari para cezası ama ondan daha da önemlisi, ister şikayet nedeniyle isterse de sigorta müfettişlerinin rutin incelemesi sonucu olsun; işyerinde bir kişinin bile sigortasız çalıştığı tespit edilsin işveren, hemen bir yıl süreyle tüm teşvik ve desteklerden mahrum bırakılıyordu.

Bu yaptırım, belki 10-15 kişi çalıştıran için önemli olmayabilir ama 3-5 bin kişinin çalıştığı işyerleri için çok önemli. Şöyle ki, kaba bir hesapla, her ay çalışanları için bir milyon lira prim ödeyen işveren açısından yüzde 5 indirim; aylık 50 bin lira, yıllık da 600 bin lira destek anlamına geliyor. Mevcut uygulamada bir kişinin bile sigortasız olduğu tespit edilse o işyeri, yıllık 600 bin liralık destekten mahrum kalıyordu.

NASIL YARARLANILACAK?

İşte geçen hafta yasalaşan Torba Kanun ile bu uygulama değişti. Artık, kayıt dışı işçi çalıştıran işverenlere, uzun süreli prim teşvik cezası uygulanmayacak. Mahkeme kararıyla ya da yapılan denetimlerde sigortasız veya sahte sigortalı çalıştırdığı tespit edilen işveren, ilk bir ay prim teşvikinden yararlanamayacak. Böylece, Kanunla, bir yıllık mahrumiyet cezası, bir aya indirildi. Ancak işveren, 3 yıl içinde sigortasız işçi çalıştırmaya devam ederse, her bir tespit için 1 yıl süreyle teşvikten faydalanamayacak.

Tabii aftan yararlanmanın da bir sınırı var. Çalıştırılan sigortasız işçi sayısı 5 kişiden fazla olmayacak, işyerindeki toplam sigortalı sayısının yüzde 1’ini de aşmayacak. Yani, ‘kusura bakmayın atlamışız’ deyip de 15-20 kişiyi sigortalı çalıştıran işverenler bu aftan yararlanamayacak. Yeni düzenleme 1 Nisan’da uygulamaya girecek.

GEÇMİŞ CEZALAR DA AFFA UĞRADI

TORBA Yasa ile geçmişte sigortasız ya da sahte sigortalı çalıştırıp da ceza alanların cezaları da affa uğruyor. Bir yıllık prim teşviki desteğinden mahrum bırakılan işverenler, Yasanın uygulamaya gireceği 1 Nisan 2017’den önce, bir aylık ceza sürelerini tamamlamış olmaları halinde, tekrardan prim teşviki ve indirimlerden yararlanmaya başlayacak; bir yıl boyunca beklemeyecek. Tabi, yine Yasa gereği 5 işçiye kadar olan sigortasız işçilerle ilgili cezalar affa uğrayacak. 

ASGARİ ÜCRET DESTEĞİ BELLİ OLDU

İŞVERENLERE Hazinece ödenecek asgari ücret destek tutarı belli oldu. Uygulama gereği uzun vadeli sigorta kollarında işçi çalıştıran işverenler, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ödedikleri çalışan başına primlerde belli oranda destek alıyor. Bu destek de her sene başında Bakanlar Kurulu tarafından belirleniyor. Bakanlar Kurulu, 2017 yılı için asgari ücret destek tutarını belirledi. Buna göre; 2017 yılı için sağlanacak olan asgari ücret destek tutarına esas gün sayısının tespitinde dikkate alınacak prime esas günlük kazanç tutarı 110 TL, desteğe esas günlük tutar ise 3,33 TL olacak. 2017 yılından öncesinde tescil edilen işyerleri için prime esas günlük kazancı 110 TL ve altında olanlar, 2017 yılında tescil edilen işyerleri ise tüm sigortalıların çalışma gün sayısının 3.33 ile çarpımı sonucu bulanacak miktar kadar şartları taşıyan işverenlere, sigortalı başına asgari ücret desteği verilecek.

SORU-CEVAP KÖŞESİ

- 1990-1992 yılları arasında ticaret meslek lisesinde staj yaptım. Doğum tarihim 1973, 18 yaşındaydım. Geriye doğru prim borçlanması yapabilir miyim?

Ertan Seral

Staj süresi emekliliğe sayılmadığından askerlik ya da doğum gibi geriye dönük borçlanma yapamazsınız.

- İşten kendi isteğiyle çıkan biri işsizlik maaşı başvurusu yapabiliyor mu?

Oğuzhan Caner

İşten istifa ederek, kendi isteği ile çıkanlar İşkur’a işsizlik ödeneği için başvuramıyor. İşsizlik ödeneğinden yararlanabilmeniz için işvereninizin işinize son vermesi gerekiyor.

Yazının devamı...

Trafik sigortasında fiyat tartışması bitmiştir

27 Şubat 2017

 Sigorta sektöründe düzenleme ve denetleme yapan, yani sigortacılığın bağlı olduğu Hazine Müsteşarlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanı ve Başkan Yardımcısı Mehmet Şimşek. Nasıl bitirdi? 17 Şubat’ta, NTV televizyonunda yaptığı açıklamayla.

MEHMET ŞİMŞEK AÇIKLADI

Peki, ne dedi, Mehmet Şimşek? Açıklamalarını aynen sizlerle paylaşıyorum ki, orasını cımbızlamışsın, burasını kırpmışsın, kendine göre yontmuşsun denmesin:

“Trafik primlerinin düşmediği algısı yanlış bir algıdır. Son bir yılda, ortalama yüzde 9 civarında enflasyon var. Primlerin artmamış olması, reel olarak düşmesi anlamına gelir. İkinci olarak primlerde de düşüş var, yüzde 10 civarı. Dolayısıyla toplamda yüzde 20 civarında primlerde düşüş var. Geçen senenin nisan-mayıs aylarında bu konuları konuşurken, buna benzer düşüşü sektör taahhüt etmişti ve biz de öngörmüştük. Bu sektörde çok oyuncu var ve rekabet var. Vatandaşımızın çok iyi piyasa araştırması yapması lazım. Biz, bu konuyu kolaylaştırdık. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi var, bunun da bir internet sayfası var. Giriyorsunuz oraya, aracınızın niteliklerini, özelliklerini yazıyorsunuz ve teklif alıyorsunuz. Bu teklifler arasında büyük farklar vardı. Hatta çok abartanları bile biz, idari cezalandırdık. Teklif vermek istemediği için, iş yapmak istemediği için cezalandırdık. Ama bu yükümlülük. Diğer branşlardan kazanacaksınız, bundan kaçacaksınız, olmaz. Biz dedik ki, bu sektördeyseniz, teklif de vereceksiniz. Teklif ortalamanın birkaç katı üzerindeyse idari cezalar verdik. Aslında görevimizi yapıyoruz. Yasal düzenleme yaptık, öngörülebilirliği artırdık. Primlerin düşmediği algısı gerçekçi değil.”

KİME, NE MESAJ VERDİ?

Bu açıklamanın üzerinde söylenecek bir şey var mı? Artık, yok. Bence bu açıklamanın doğurduğu birkaç sonuç var. Bir; kamu, 2016’nın nisan ayında yaptığı yasal düzenleme sonrası, sigorta şirketlerinden beklediği ve istediği fiyat indirimini aldı. İki; devletin, fiyatlara müdahale etmesi, hatta primleri belirlemesi yönünde çağrıda bulunanlara, kamu müdahalesi olmayacağı net bir şekilde ortaya kondu. Üç; ‘sigortacılar keyfi hareket ediyor’ eleştirisi yapanlara da başta yasal düzenleme olmak üzere tüketici lehine her türlü önlemin alındığı, yüksek fiyat vererek, trafik sigortası satan şirketlerin cezalandırıldığı mesajı da verildi.

FİYAT YÜZDE 20 DÜŞTÜ

Son olarak, merak edenler için şu bilgiyi de vereyim. Şimşek’in, açıklamasında değindiği, geçen senenin nisan-mayıs aylarında ortalama (tüm sürücülerin trafik sigortasına ödediği fiyatın ortalaması) trafik sigortası primi 683 liraydı. Bu yılın şubat ayında ise ortalama fiyat, 614 lira. Demek ki, 9 ayda fiyat, yüzde 11.23 düşmüş. 2016’nın sonunda, yani aralık ayında ise prim, 614 liraydı. Yüzde 9’luk enflasyon oranında zam yapılmış olsaydı, şubat ayında fiyatın 674.71 liraya çıkması gerekirdi. Oysa yüzde 9’luk enflasyon zammı yapılmadı, geçen seneden bu yana da yüzde 11.23 indirim uygulandı ve trafik sigortasının fiyatı yüzde 20.23 düştü. İşte, Şimşek’in, “yüzde 20 primlerde düşüş” var dediği hesap da bu.

Yazının devamı...

Sicil affından nasıl yararlanacaksınız?

23 Şubat 2017

Haksız da değiller, sicil affı yaklaşık 12 milyon kişiyi ilgilendiriyor ki, bunların 2 milyona yakını da küçük ve orta boy işletme sahibi. Bu aftan kimlerin, nasıl yararlanacağı konusunu anlatayım ama peşin peşin söyleyeyim, çok da olumlu bir tablo çizmeyeceğim.

27 TEMMUZ SON GÜN

Sicil affıyla ilgili düzenleme, 27 Ocak’ta, Resmi Gazetede yayımlanan Torba Kanun ile resmen başladı. Aftan; geçmişte bireysel ya da ticari kredisini ve taksitlerini ödemeyen, çeki karşılıksız çıkan, senedi protesto olan, kredi kartı borçlarını ödemeyen ve bunlardan dolayı da finans kuruluşları tarafından ‘kara listeye’ alınan tüm kişi ve kurumlar yararlanabilecek.

Tek şart ise, düzenlemenin yürürlüğe girdiği 27 Ocak tarihinden itibaren 6 ay içinde, borcun tamamının ödenmesi ya da yeniden yapılandırılması. Daha açık şöyle anlatayım. Geçmişte, bankadan kredi kullandınız ama ödemediniz veya da kredi kartı ile harcama yaptınız ödeyemediniz; 27 Temmuz 2017 tarihine kadar borçlu olduğunuz bankaya gidip, borcunuzun tamamını ödeyeceksiniz.

‘Benim o kadar param yok, olsa zaten öderim’ diyorsanız da bankaya gidip, borcunuzu yeniden yapılandırıp, taksitlere böldüreceksiniz. Malum bazı bankalar bu tür alacakları varlık yönetim şirketlerine devrediyorlar, sizin borcunuz da devrolmuşsa, bu sefer varlık yönetim şirketi ile masaya oturup, anlaşacaksınız. Borcunuzun tamamını ödediğinizde ya da yeniden yapılandırdığınızda sicil affından yararlanmış olacaksınız. Üç gün ile bir ay içinde de sisteme, borcunuzu ödediğiniz ya da yapılandırdığınızın kaydı geçmiş olacak. Ama siz yine de bankadan bu işlemi yaptığınıza dair bir belge almayı ihmal etmeyin.

FAZLA UMUTLANMAYIN

Gelelim asıl konuya. Yani okuyucuların ‘sicil affından yararlandıktan sonra bankalardan kredi alabilir miyim, kart kullanabilir miyim?’ sorusunun cevabına. İşte burası belirsiz. 27 Ocak’ta uygulamaya giren kanun özetle, şöyle diyor: Borçluların, Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde tutulan kayıtları (borcun ödenmediğine dair kayıt kastediliyor) borcun ödenmesi ya da yeniden yapılandırılması halinde; bu kişilerle yapılan finansal işlemlerde kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar tarafından dikkate alınmayabilir. Altını çizeyim, ‘dikkate alınmaz’ demiyor, ‘dikkate alınmayabilir’ diyor. Yani sicil affının uygulanıp uygulanmayacağı konusu, bankaların tercihine bırakılmış. İsterse sicilinizi temiz görüp, kredi ya da çek defteri verebilir; istemezse vermez.

Açıkça söyleyeyim, bu kayıtlar bankaların elinde. Geçmişte borcunu ödemeyen kişi ya da kuruluş olarak kayıtlarda yer aldığınız ve sicil affı adı altında çıkan kanun da bu konuyu finans kuruluşlarının inisiyatifine bıraktığı müddetçe fazla umutlanmayın derim.

Yazının devamı...